Kabala Ve İnanç

Rabaş, ‘‘Dost Sevgisi- 2’’: Bu yüzden, amaca ulaşabileceğimize dair güven duymalı ve yarı yolda çaresizliğe kapılıp mücadeleden kaçmamak için, inanca tutunmalıyız. Daha doğrusu, Yaradan’ın kendimiz gibi bayağı birine bile yardım edebileceğine inanmalıyız. Bu demektir ki Yaradan beni O’na yakınlaştıracak ve ben O’nla birliği elde edebileceğim.

Hedefe ulaşmak kolay değildir. Ama gerçek şu ki, bize bir grup, yardım edecek bir çevre verildi. Bu tür bir çevreyi önceden oluşturmak, iniş zamanlarında sizi destekleyebilmek için gereklidir. Eğer onu yaratırsanız, inişinizin çok özel, yumuşak, anlaşılabilir olacağını ve bu inişte bir Işık parıltısının olacağını önceden garanti edersiniz.

Soru: Kabala’da inanç kavramı nedir?

Cevap: İnanç, ihsan etme niteliğidir.

Soru: Öyleyse neden: ‘Bilgelere inanç’ denir? Bu ne demektir?

Cevap: Bilgelere inanç, onların durumu ne kadar anladıklarını kavradığım ve bu yüzden onları küçük bir çocuk gibi takip etmeye hazır olduğum bir koşuldur. Ne hakkında konuştuklarını anlamadığım gerçeğine rağmen, bunun yapılması gereken şey olduğunu iddia ediyorlar ve ben de yapıyorum.

Onlara olan inancım onların yüceliğini anladığım gerçeğine dayanıyor. Daha aşağıda biri olarak, kendimi daha üstte olana karşı iptal ederim. Dolayısıyla inanç, üst Partzuf’un, üst koşulun, üst ruhun büyüklüğünün hissiyatıdır.

Bu his, ben onu hak ettiğimde gelir. Bunun için çok çalışmam gereklidir.

Soru: Bu, birisi bir şey söyler ve ben ona inanırım değil midir?

Cevap: Hayır. Böyle bir yaklaşım beni kurtarmayacaktır. Kişi başka hiçbir seçeneği olmadığı zaman ya da tüm incelemelerden geçtiğinde, umutsuzluk/çaresizlik koşulunda olduğuna inanır ve bunun böyle olduğuna ikna olur.

Soru: Peki din ve Kabala arasındaki fark nedir?

Cevap: Din şöyle der: “Gözlerini kapatmalısın ve sana söylenilenlere inanmalısın.” Ve Kabala der ki: “Bir insanın gözlerinin gördüğü şeyden başka bir şey yoktur.”

Kabbalah And Faith

Bir Kabalist Dünyamızla Nasıl İlgilidir?

Soru: Üst dünyanın en gelişmiş kısmını edinmişlerde, Kabalistler tarafından dünyamızın derin anlayışının tezahürleri nelerdir?

Cevap: Gerçek şu ki, her iki dünya birbirine sürekli bağlıdır. Dünyamızda gerçekleşen her şey üst dünyadan gelir. Bu nedenle bir Kabalist, dünyamızda olup biten her şeyin kökenini anlar.

Bununla birlikte, kural olarak, bununla ilgilenmez, çünkü dünyamızda er ya da geç gerekli değişiklikler gerçekleşecektir. Ayrıca, dünyamızda bir şey değişirse, bu sadece insanların eğitimi ile gerçekleşir.

Bu nedenle, bir Kabalist dünyamızla çok fazla ilgilenmez. Bu dünyayı değiştirmek ister; fakat bunun için Kabala bilgeliğini yaymalı ve insanlara öğretmelidir. Bu şekilde dünyayı değiştirebilir. Yapmaya çalıştığımız şey budur.

How Does A Kabbalist Relate To Our World?

İnanç, Korku Ve Yaradan’la Yapışma

Rabaş, ‘‘Dost Sevgisi- 2’’: Yine de, inancı edinmek için, korkunun önce gelmesi gerekir, “Zohar’a Giriş”te açıklandığı gibi: “Korku, O’na inancın kapısı olduğundan, maneviyatın tüm emirlerini içeren bir emirdir. Kişi, korkusunun uyanışına göre, O’nun rehberliğine inanır.”

Burada son bulur: “Korku, kişinin Yaradan’a memnuniyet vermesinin azalması korkusudur.” Bu demektir ki, kişinin Yaradan ile ilgili sahip olması gereken korku kendisi için değil, muhtemelen Yaradan’a memnuniyet veremeyeceği içindir. Bundan çıkan sonuç şudur ki, inanca giden kapı korkudur; başka bir yolla inanca ulaşmak mümkün değildir.

Soru: Bu açık değil: İnanç olmadan korkuya nasıl ulaşabiliriz? Yine de aynı zamanda, inancın korku olmadan elde edilemeyeceği ortaya çıkmıyor mu? Bir kısır döngüye sahibiz.

Cevap: Bu bir kısır döngüdür. Hem inanç hem de korku, bizim üzerimizde var olan güçlerdir ve sistemimizin içsel parametrelerindeki değişiklikleri temsil ederler.

Bu nedenle, Rabaş okuyarak, sadece bunun muhtemelen olması gereken yol olduğu konusunda hemfikir olabiliriz. Daha sonra gerçekleştirmemiz gereken eylemlerin tanımlarını çalışırız. Bu tür eylemlerle, kendimize ait olan “bizi kaynağa geri döndüren Işık” olarak adlandırılan üst kuvvetin etkisini çekeriz. O bizi değiştirir ve içimizde inanç niteliğini, sevgi niteliğini yaratır.

Yorum: Bununla birlikte, makalenin sonuna kadar, Rabaş mantıksal olarak, başta, ortada ve sonunda ne olması gerektiğini ortaya koyar.

Benim Yorumum: Bilmiyor olsanız bile her şey kendi başına düzenlenir. Mesele bilmek, yapmak ya da almak değildir. Ruhsal dünyada, Üst Işığı çeken belirli eylemler gerçekleştirmelisiniz ve Üst Işık, içinizde inanç, korku ve Yaradan’la yapışma denilen değişimleri aşamalı olarak yapar.

Faith, Fear, And Adhesion With The Creator

Bir Kabalistin Tavsiyesine Göre

Soru: Kabala metodunu, kalpteki noktaya sahip olmayan bir kişiye açıklamak mümkün değil mi? O, sadece fiziksel mantığı, grup psikolojisini anlar, ancak daha yüksek psikolojiyi anlamaz.

Cevap: Kabala, açıklamalarla ilgilenmez; çünkü başlangıçta ne insan düşüncesinin ne de arzularının olmadığı bir seviyede çalışır. Herhangi bir şeyi açıklamanın anlamı yoktur. Bu, felsefi kanunları yorumlamak için bir köpeğin önüne oturmakla aynı şeydir, çünkü senin sevgine karşılık vererek kuyruğunu sallar ve sizin ne söylediğinizin bir önemi yoktur.

Bu bir Kabalistle de böyledir. İnsanlara bir şey iletmeye çalıştığında, sanki “Gevezeliğe devam et” der gibi onaylayan bir gülümsemeyle başlarını sallarlar, ama hiçbir şeyi araştırmazlar.

Zaman geçiyor ve Kabalistlerin tavsiyesine göre çalışmaya devam ederlerse, yavaş yavaş, bunun nereye gittiğini anlamaya başlarlar. Kendilerinde çeşitli değişiklikler hissederler; konuşulan terimlere göre, daha önce hissetmedikleri daha yüksek eylemlere karşı yeterli tepkiyi hissetmeye başlarlar. Tamamen yeni tanımlamaların olduğu bir alana girerler ve böylece ilerlemeye devam ederler.

Fakat bu, her şeyi zihinleriyle özümsedikleri için değil, öğretmenlerinin direktiflerine göre hareket ettikleri içindir.

According To The Advice Of A Kabbalist

Her Şey Üst Programdan Aşağı İnmektedir

Soru: Tüm yenilemelerin kaynağı, aynı zamanda yenilemelerin yeri midir?

Cevap: Yenileme yeri daima yukarıdan belirlenir ve tek bir kaynaktan gelir. Üst dünyada var olan her şey, yavaş yavaş bulanıklaşır, iner ve bize ulaşır.

Söylenildiği gibi, ‘güneşin altında yeni bir şey yoktur’; başlangıçta ayarlanmış, yaratılışın başlangıcından sonuna kadar olan her şey, üst programdan iner. Bu programı, ya diğer insanlar gibi istemeyerek ya da hali hazırda onu anlayan, kendini ona adapte eden Kabalistler olarak yerine getiriyoruz ve daha sonra onu kendimize uyarlıyoruz ve böylece ilerliyoruz.

Yenilemeler dünyada değil, insanlar içinde ifşa olur. Yine de içsel değişikliklerimize uygun olarak, her seferinde farklı bir dünya görürüz. Bu sanki önümüzde beyaz bir ekran var ve yola bağlı olarak düşüncelerimizi ve arzularımızı yansıtır, onun üzerinde herhangi bir resmi görebiliriz gibidir.

Everything Descends From The Upper Program

Hedefe Ulaşmak İçin Yetenek Gerekli Değildir

Rabaş, ‘‘Dost Sevgisi- 2’’: Şimdi, yukarıda bahsedilen üç şeyin bizi neye hazırladığını anlamalıyız. Güven de dâhil, inanç bize O’nun yarattıklarına iyilik yapmak amacıyla ilgili ilk anlayışı verir. Biz de aynı şekilde amaca ulaşacağımıza kesinlikle inanmalıyız.

Başka bir deyişle, yaratılış amacı sadece seçilmiş bir grup için değildir. Aksine, yaratılış amacı, istisnasız tüm yaratılanlara aittir. Bu güçlü ve becerikli ya da cesur olanlar üstesinden gelebilir demek değildir. Aksine, o tüm yaratılanlara aittir.

Hepimiz, Adem’in genel sisteminin parçalarıyız ve bu nedenle, her birimiz, bu sistemin içinde olduğumuz ölçüde, tüm sistem için bağ kurma, ihsan etme ve destek olmayı başarmak zorundayız ve bununla kişi görevini yerine getirmiş olur.

Her birey, bir dereceye kadar Yaradan olarak kendini gerçekleştirmek zorunda kalacaktır. Kimse bundan kaçamaz.

To Achieve The Goal, Talent Is Not Needed

İnanç, Bir İhsan Etme Kabıdır

Soru: İnanç, ihsan etme kabıdır ne anlama gelmektedir?

Cevap: Gerçek şu ki, inanç, ihsan etmenin, Bina’nın bir niteliğidir. Tam/eksiksiz bilgi ile dolu olan ortak inanç ve tam inanç (Emuna Shlema) vardır.

Yani, inanç bir son koşul değildir. Bu, Yaradan’a ulaşmak için bir araçtır ve bu araçta, kişi Yaradan’ı, onu dolduran Işık kaynağı olarak ifşa eder ve bu, kişinin tüm yaratılışı, tüm dünyalarda, tüm zamanlarda, bütün sınırlamaların üzerinde görmesini sağlar.

Bu durumda, yansıyan Işık (OrHozer) direkt Işığa (Ohr Yaşar) eşit olmalıdır.

Soru: İnancı, ihsan etme niteliğini edinmek, bu niteliği almak için bu arzuya ulaşmak anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, inancın niteliğini almak istiyorum ve sadece şunu demiyorum: “İnanıyorum!” Bunun üzerinde çok çalışmak zorundayız. Bizim bütün yolumuz inanç ya da yansıyan Işık’ın niteliğini elde etmektir. Ve o zaman, bu nitelik zaten sevgi dahil her şeyi içerir.

Sevgi, tüm Işığın, bir insanın inanç niteliğine, ihsan etme niteliğine girdiği bir sonraki, daha derin aşamadır; yani direkt Işık, yansıyan Işıkta kıyafetlenir.

Ve bütün bunlar grup içinde yapılır; aksi halde, tek bir hareket, tek bir eylem yapmayacaksınız.

Faith Is A Vessel Of Bestowal

İhsan Etme Arzusu Nasıl Edinilir?

Rabaş ‘‘Dost Sevgisi- 2’’: Hangi hakikat kişinin kendisi için almanın hatalı olduğuna inandırıp, ihsan etmesi için yeni bir nitelik edinmesini sağlayabilir? Bu doğaya karşıdır! Bazen, kişiye dostlarından ve kitaplardan duyduğu kendini sevmeyi bırakması için bir düşünce ve arzu gelir, fakat bu maneviyattaki tüm ıslahların kuralıdır dediğimiz, küçük bir güçtür.

Kişi, egonun gücünden ego gücünden uzaklaşmak için ürkek girişimlerde bulunur, arzu edebilir, haykırabilir ve dua edebilir, ama bunun hepsi egonun içindedir, kendi hücresinin içindedir. Umutsuzluktan nasıl ağladığımı hatırlıyorum ve Rabaş yüzüme gülmüştü. Çeşitli zorluklar ve anlar vardır.

Bu, tamamen kişiye verilir, böylece kişi sonunda, hiçbir şeyin tek başına kişi tarafından çözülmediğini fark edecektir. Her şey sadece gruba saygı gösterilerek/ kendini grubun önünde eğerek çözülür ve bu da sadece üst Işık’ın yardımıyla mümkündür.

Gruba katıldığınız zaman, grubun ihtiyaç duyduğu her şeyi yaparsınız, tüm gücünüzün farkına varırsınız ve dostlarınızı bir araya getirmek ve Yaradan’ın ifşası için onlardan bir kap yapmak için bunu yaparsınız.

Soru: Kabalistik kitapların ve bilgelerin etkisinin yetersiz olduğu ortaya çıkıyor; ayrıca bir gruba mı ihtiyacımız var?

Cevap: Tabii ki. Bireysel formda hiçbir şey olmaz. Kitapların her birimiz üzerindeki etkisi, sadece kişiyi uyandırmak için gereklidir.

Bu, kişiyi hedefe doğru iten ön bilgi, kişi üzerinde ön baskıdır. Gerçekleştirme daha sonra, “olgun bir çağda”, kişi zaten birkaç yıldır grubun içinde olduğunda, çalıştığında, arkadaşlarıyla iletişim kurduğunda ve bazı kavramları ve bağları edindiğinde gelir. Terminolojiye, belli bir literatüre hakim olur, çünkü hepsini özümsemelidir.

How To Acquire The Desire To Bestow

Korku İle İhsan Etme Arzusu Arasındaki Fark Nedir?

Soru: Rabaş, Yaradan karşısında korku, kişinin O’na memnuniyet getiremeyeceğinden korktuğu zaman ortaya çıkar diye yazar. Yaratan önünde korku ve ihsan etme arzusu arasındaki fark nedir?

Cevap: İhsan etme arzusu zaten sahip olduğum ve onu kullanabildiğim şeydir.

Dünyamızda böyle bir arzu olmadığı için bunun nereden geldiği belli değildir. Eğer birisine bir şey verirsek, bu bir ihsan değil, gizli bir almadır. Örneğin, çocuğuyla ilgilenen bir anne aslında ona ihsan etmez, çünkü anne çocuğu için her şeyi yapmaya hazır olduğundan, çocuk ona böyle bir tatmin sağlar. Bu, manevi dünyada öyle değildir.

Manevi dünyada, üst Işığın etkisi altında, ihsan etmenin gerçek niteliğini alırız ve ihsan etme, kendimizden çıkma ve kendimizin üzerine yükselmenin hazzını hissetmeye başlarız. İlk başta, bu egoistçedir: Kendimi iyi hissederim, çünkü kendimi aşar, ihsan eder, haz duyar ve bilinçsizce bunun uğruna çalışırım, yani ihsan etmek için çabalarım.

Bu henüz egoizmimden bir çıkış değildir, ama aslında ihsan etme eylemini kavramaya başladığım ara bir koşuldur, çünkü bu bana belirli bir kar getirmektedir.

Soru: Bir sonraki derece korkudur. Eğer Yaradan’ın önünde korkuyla titreyip, O’na ihsan etmek istersem, bu neden henüz son aşama değildir?

Cevap: Bu tam bir arzu değildir, çünkü bu bir niyettir. Niyet arzuyla bağlantılı olmalı ve sonra gerçekleştirilmelidir. Burada sadece korku yeterli değildir, Yaradan’ın önünde korku ile çalışabilecek net arzuları ifşa etmek gereklidir.

What Is The Difference Between Fear And The Desire To Bestow?

Herkesi Çekmek

Soru: Neden bir Kabalist, siz, eylemlerin kapsamını/amacını gerçek manevi bir realiteye aktarabilecekken, hayali realitede bu kadar çok eylem yapıyorsunuz?

Cevap: Sizi özümün bir parçası olarak, kendimle birlikte çekmek için.

Soru: Bu sizin insanlardan sorumlu olduğunuz anlamına mı geliyor?

Cevap: Hepsi benim birer parçam! Bu yüzden onlara bağlıyım. Ve her birimiz de öyleyiz. Burada herkesin her şeye karşılıklı olarak dahil olması vardır. Bu nedenle, hepimiz diğerlerini çekeriz ve birlikte ölümsüzlüğün, sonsuzluğun dünyasına yaklaşırız.

Başkalarına yardım ederek, sonunda kendinize yardım edersiniz, çünkü diğer herkes sizin manevi parçanızdır. Bütün bunlar tek bir Adam’dır.

Soru: Kendime ihsan ederim, başka birine ihsan etmez miyim?

Cevap: Evet, ama bu size, başkalarına ihsan ediyormuşsunuz gibi görünür. Gerçek şu ki, Adem adı verilen koşul, birçok parçaya bölündü, böylece diğerlerine bağlı olan her bir parça, kendi egoizminden özgeciliğe geçebilir ve böylece Yaradan’ın niteliği olan ihsan etme ve sevgi niteliğini edinebilir.

Eğer bu sistem kırılmasaydı, Yaradan’ın niteliği nasıl elde edilebilirdi? Nasıl hareket ederdi? Oysa bizler kırıldık ve aramızda egoizm var, karşılıklı reddetme var, bunun üstesinden gelebilir ve başkalarıyla bağ kurabiliriz. O zaman, üstesinden gelme gücü, Yaradan’la olan bağımızın ve benzerliğimizin gücü haline gelecektir. Bu koşula ulaşmamız gerekiyor.

Bu Yaradan’ın düşüncesidir: yıkımın bir sonucu olarak, yaratılmış olan varlık egoist olur ve ışığın tüm gücü, Yaradan’ın gücü, O’nun sevgisinin gücü, aramıza girip, egoizme, kine dönüşür. Şimdi bizler, bunu tekrar bağlantı ve sevgiye geri döndürmeliyiz ve o zaman Yaradan’la benzer hale geleceğiz.

To Pull Everyone Along