İki Dünya Arasındaki Duvarı Yıkmak

Soru: Manevi egoizme sahip değilsem, neden dünyevi seviyede acı çekmeliyim?
Cevap: Eğer bizler dünyevi seviyede acı çekmeseydik, sonsuzluk (ölümsüzlük) koşulunu ifşa etmeye asla gelmezdik.
Bu koşullardan geçmeliyiz ki içimizde onlar oluşsun ve en önemlisi onları biriktirelim ki bizim dünyamız ile üst dünya arasındaki engelleri yıkmaya yetecek güce sahip olalım. Bu hem nicelik hem de nitelik olarak yapılmak zorundadır.
Bir araya gelmemiz gerekir. O zaman, tüm arzularımızı toplamak ve böylelikle üstesinden gelmek, yolumuzda ilerleme sağlamak daha kolay olacaktır.
Soru: İnsan, bir noktada acı çektiği gerçeği için bile minnettar olacak mı?
Cevap: Evet. Mahsom’u (bariyer) geçtikten sonra; kişi, ıstırap, çaba ve direncin değerini anlamaya başlar.

Break The Partition Between The Two Worlds

Yaradan Hangi Algoritmayla Çalışır?

Soru: Bir bilgisayarın dili, görevi, algoritması ve programcısı vardır. Yaradan’ın dili nedir, O’nun görevi nedir ve gerçeklik ile ilgili hangi algoritmaya göre hareket eder?

Cevap: Yaradan tek bir algoritmaya göre çalışır: Tüm yaratılışı (arzuyu) farklı parçalara böldü. Her biri beş seviye daha içeren, sadece beş arzu seviyesi vardır. Ve hepsi seviyelerde parçalara ayrılmışlardır.

Ayrıca, her parça 620 parçaya ve 600.000 seviyeye ayrılmıştır. Bu nedenle, her yöne kırılmış olan arzular, bu üç boyutlu resimde yavaş yavaş birleştirilmeli ve böylece birbirlerini tamamlamalıdırlar. Bu bizim görevimizdir.

Birleşim, belirli bir programa göre gerçekleşir. “Onun altında” denildiği gibi, bizler onun tarafından yönlendirilerek ilerleyebiliriz. Onunla birlikte ilerleyebiliriz. Ve onun üzerinde gidebilir, bu programın önüne geçebiliriz. Buna bağlı olarak, eksikliği ve ıstırabı ya da nispeten rahatlığı veya mutluluğu hissedeceğiz.

What Algorithm Does The Creator Operate By?

Yaradan’ın Dilini Anlayabilir Miyiz?

Soru: Yaradan’ın dili nedir?

Cevap: Yaradan’ın dili, Partzuf’un orta çizgisi anlamına gelen “kutsal dil” denilen, ihsan etme dilidir.

Soru: Yaradan’ın bir kişiyle nasıl konuştuğunu anlamak mümkün müdür?

Cevap: Orta çizgide. Alma ile ihsan etme nitelikleri arasında doğru etkileşime geldiğinizde, ihsan etme dilini elde edersiniz, çünkü egoist nitelikler özgecil niteliklere dönüşmeye başlar. Sonra, edindiğiniz ihsan etme niteliği sayesinde, Yaradan’ın dilini kendi (egoist) içinizden anlamaya başlarsınız ve O’nunla konuşmaya başlarsınız.

Dünyada gerçekleşen her şeyin, hangi sebeplere dayanarak, hangi sonuçlar için gerçekleştiğini görürsünüz.

Soru: Herhangi bir küresel değişiklik, örneğin, ısınma veya krizler de Yaradan’ın dili midir?

Cevap: Kesinlikle her şey.

Soru: O`nun bana ne söylemek istediğini nasıl anlayabilirim?

Cevap: Yaradan’ın seviyesinde olmalısınız. Bizim dünyamızda ne dediklerini duyabilirsiniz, yani dalgaları yakalayabilirsiniz. Ancak, manevi dünyada, dalgaları yakalamak bu dalgaların frekansında olmak demektir.

Yaradan’ın eylemlerini anlamak istiyorsanız, O’nun seviyesine yükselmelisiniz.

Soru: Yaradan, O’nu anlayabilmemiz için bizimle konuşamaz mıydı?

Cevap: Ve neden yerçekimi yasasını 5000 yıl önce değil de 18. yüzyılda ifşa ettik? Yaradan’ı anlamak için gelişim gereklidir. Sizler bunu şimdi başarabilirsiniz. Bu tamamen kişiye bağlıdır. Eğer bu seviyeye yükselirse, onu bugün edinecektir, zamanı geride bırakacaktır. Bugün, insanların başka bir 200 yılda ulaşabilecekleri söylenen koşullarda yaşayabilirsiniz.

Bizim dünyamızdakiyle aynıdır – bir çocuk, bir yetişkin, bilge bir insan – farklı insanlar farklı anlarlar.

Soru: Son ıslah, başıma gelen her şeyi anladığımda mıdır?

Cevap: Sadece anlamıyorsun, hepsi senindir, hepsi senin içindedir!

Can We Understand The Language Of The Creator?

Adem, Bir Birey Midir Yoksa Manevi Bir Derece Midir?

Soru: Adem, ilk Kabalist midir; yoksa manevi edinimde bir derece midir?

Cevap: Adem, öğrenmek, ıslah etmek ve katılmak/birleşmek zorunda olduğumuz manevi sistemdir.

Buna ek olarak, 5779 yıl önce bu sistemi ilk edinen bir adam yaşadı. Onun adı da Adem’di. Ailesinin ona bu ismi vermesi tesadüf değildir; doğada tesadüf yoktur. Günümüzde mağazalardan bile satın alınabilen, Gizli Melek (Raziel HaMalach) adlı kitabı yazdı.

Soru: 5779 yıl önce, onun fiziksel doğum yılı mıydı yoksa manevi doğum yılı mıydı?

Cevap: Üst dünyayı edindiği ve bir adam (Adem) olduğu yıldır.

Soru: Bütün Kabalistler bununla hemfikir mi?

Cevap: Tartışmak için hiçbir sebep yoktur. Üst dünyayı edinen biri, onu görür ve hisseder. Bizler sadece bunun böyle olduğunu keşfetmeyi mümkün kılan nitelikleri edinmeliyiz.

Soru: Manevi dünyayı edinen insanlar, sadece Adam HaRişon sistemini değil, aynı zamanda böyle bir adam olduğunu da hissedebilirler mi?

Cevap: Manevi sistemi ifşa ederek, yol boyunca, kişi kendisinden önceki tüm Kabalistlerin bir parçası haline gelir; bir şekilde onlara dahil olursunuz ve hatta ne dediklerini, nasıl çalıştıklarını ve sistemi nasıl anladıklarını anlar ve hissedersiniz. Kişi kendisini değil; içsel özünü, niteliklerini, derecesini anlar/algılar.

Is Adam A Person Or A Spiritual Degree?

Manevi Benliğimi Bulmak

Soru: Kendimden çıkmak ne anlama gelir? Bu, kendi davranışlarımı ve düşüncelerimi sanki dışarıdan gözlemlemem gerektiği anlamına mı gelmekte?

Cevap: Kendimden çıkmak, egoizminizden çıkıp, fiziksel benliğimden ayrılarak manevi benliğimi bulmak anlamına gelir. Tüm fiziksel dünyayı, egoizmimizin içinde hissederiz. Manevi dünya ihsan etme niteliği ile hissedilir. Alma niteliğinden çıkma ve ihsan etme niteliğine girme, “yeni bir dünyayı hissetmek/algılamak” olarak adlandırılır, var olan ancak daha önce göremediğimiz bir koşuldur. O kendini ifşa eder, çünkü siz bakış açınızı değiştirirsiniz.

Finding My Spiritual Self

Ölüm Korkusu

Soru: Yaratan’ı haklı çıkarıyorum, ancak haklı çıkaramayacağım tek şey fiziksel ölüm. Ne yapmalıyım?

Cevap: Eğer ölüm korkusu olmasaydı, bu dünyada büyük bir karışıklık yaratırdık. Ölümsüz olduğumuzu hayal edin. Bir insan kendine ve başkalarına ne kadar çok zarara neden olurdu? Sonra her gün, bir Anka kuşu gibi, tekrar doğar/ayağa kalkar ve her şey tekrardan yine aynı olurdu. Bu korkunç!

Ölüm kurtuluştur. Ölüm korkusu olmasa, bir insan hiçbir şey yapmazdı. Çok hızlı bir şekilde kendini ölüme götürürdü.

Ölüm korkusu, bir insanı yaşamın anlamı hakkında düşünmeye zorlayarak yardım eder; “Ne için? Ne? Neden? Hangi hesapla/sebeple hayatımı sonlandırırım? Bundan başka bir şey var mı?”

En önemli soru: “Ne için yaşıyoruz?”

Not: Ama her nasılsa kimse bunun hakkında sormaz.

Yorumum: Bilinçaltında, herkes yapar! Çocuklar bile bu soruya sahiptir.

Soru: İnsanları, ölümün başka bir koşula geçiş olduğunu açıklayarak eğitmek mümkün müdür?

Cevap: Tabii ki. Psikolojik olarak bir insana her şeyi yapabilirsiniz, o ölümden korkmayacaktır.

The Fear Of Death

Bir Kabalist Bu Dünya Seviyesinde Bir Şeye Karar Verebilir Mi?

Soru: Bir Kabalist olarak, size olanlar aracılığıyla, Yaradan’ın elini nasıl hissediyorsunuz? Bu dünyanın seviyesinde herhangi bir şeye karar verebilir misiniz?

Cevap: Hayır, veremem. Sadece Yaradan’ın karar verdiği ile hemfikir olabilirim. Tüm çalışmam kendi üzerimedir, dünyayı değiştirme ya da Yaradan’ı bir şeyler yapmaya zorlama üzerine değil.

Soru: Yani bir Kabalist hiçbir şeye karar vermez mi? Başına gelenler ile hemfikir olma yeteneğine mi sahip? Ve bu ana karar mıdır?

Cevap: Evet. Bunu bir deneyin. Bakalım ne tür bir kahraman olacaksınız. Sadece size, dünyayı değiştirmek, kendinizi değiştirmekten daha kolay gibi gelmekte.

Not: Hemfikir olmanızın çok daha zor olduğunu anlıyorum.

Benim Yorumum: Bu zaten iyidir. Kahramanlığa doğru bir adımdır.

Can A Kabbalist Decide Something At The Level Of This World?

Her Şey Bir İnsanın İçinde Bulunur

Zohar Kitabı, “Tazrya”: Yukarı ve aşağı, tüm dünyalar, insanın içindedir. Dünyada yaratılan her şey insanın iyiliği içindir ve her şey insan için yaşar ve gelişir.

Bu kişiye, tüm evren dahil, diğer insanlar, hayvanlar, bitkiler ve cansız doğa arasında yaşıyor gibi gelir. Aslında, tüm bu arzu seviyeleri sadece tek bir arzudur. Buna “insan” denir.

Her şey her birimizin içindedir: egoist ve özgecil dünyalar, Yaradan ve yaratılışın tamamı.

İnsan, her şeyi içeren, Yaradan’ın yarattığı arzudur.

Bizim görevimiz, egoist niteliklerimizin kullanımını, almaktan vermeye doğru değiştirerek, Yaradan gibi olmaktır.

Everything Is Contained Within A Person

Orta Çizgi Nasıl Ortaya Çıkar?

Soru: Kişi, duygularla boğulmuşsa ancak gerçekçi tarafsız bir noktada kalıp grupla ve Yaradan ile titizlikle çalışmaya devam etmek istiyorsa ne yapmalıdır?

Cevap: Tüm olumlu ve olumsuz düşüncelerini, niteliklerini ve eylemlerini bir araya getirmeli ve orta çizginin, onların doğru birleşimleri üzerine inşa edildiğini anlamalıdır. Aslında, orta çizgi yoktur. Yalnızca kişi onu inşa eder ve desteklerse ortaya çıkar, aksi takdirde derhal kaybolur.

Yaratılışta sadece artı ve eksi vardır. Onların arasında, bu iki kutuptan işleyecek/işe yarayacak böyle bir direnç, bir baskı, bir motor yaratmalısınız.

Soru: Grup, Yaradan’a giden bir araçtır. Ayrıca “Yaradan” olarak adlandırdığımız ihsan etme niteliği de var. Bir grupla nasıl çalışılacağı nettir. Fakat Yaradan ile nasıl çalışmalıyız? Bir çeşit birbirine bağlı olma, ilişki sistemi mevcut mudur?

Cevap: Gruptaki dostlar birbirleriyle doğru şekilde bağlanırlarsa; o zaman onun içsel gücünde, doğru kombinasyonlarda, Yaradan’ın niteliğinin ifşa olduğu yer orası olacaktır.

Yaradan’ın niteliği, aslında bize göre, kusursuzluk olarak ifşa olması ve hem olumlu hem de olumsuzun eş zamanlı olarak bulunması bakımından ilginçtir. Bunu ancak O ifşa olduğunda anlayabileceğiz.

Soru: Üzerine baskı uygulamamamız gereken, kişinin bir doğası olduğunu, onun üzerine sadece sevgi köprüleri kurmamız gerektiğini ve bu koşulların birlikte var olduğunu söylemenizin nedeni bu mudur? Bu, Yaradan’ın ifşası mıdır?

Cevap: Bu, her iki güç de O’ndan kaynaklandığından, orta çizgidir.

How Does The Middle Line Appear?

İbranice Dili Günü: Sevginin Kodu Hakkında Bilgi Edinmek İçin Bir Fırsat

Özgürce İbranice konuşabildiğimiz bir zamanda yaşadığımız için şanslıyız. İbranice öğrenmeye 1970’lerin başından, Litvanya’ya taşınırken, aktarma sırasında başladım. O zamana kadar Gemara’yı okuyan ve bir Sidur’dan (Yahudi dua kitabı) dua eden büyük babam vasıtasıyla İbraniceyi çok az öğrenmiştim. Eğer ona İbranice kelimelerin anlamını sorarsanız, size Yidişçe cevap verirdi, tıpkı doğduğum şehir Vitebsk’de yaşayan tüm yaşlı insanlar gibi. Anne babalarımızın İbranice konuşması tamamen yasaktı. Genellikle Rusça ve bazen de Yidişçe konuşurlardı.

Özel Bir Dilin Doğuşunu Kutlamak

İbrani dili benzersiz bir fenomendir. O, sevgi-nefret ilişkilerinin bir ifadesidir.

İkinci tapınağın asılsız nefret sonucu yıkılmasından sonra İbranice, Yahudilerin günlük konuşma dili olmaktan neredeyse tamamen ortadan kalktı. 2. yüzyıldan 20. yüz yılın başına kadar Yahudilerin büyük çoğunluğu yaşadıkları yerlerin yerel dillerini konuştular. Yine de temel İbranice okumayı ve yazmayı öğrendiler, böylece dua edebildiler ve kutsal kitapları okuyabildiler, tıpkı Vitebsk’teki büyükbabam gibi.

“İbranice Dili Günü” Yeniden Canlandırmayı/Uyanışı İşaret Eder

Doğum günü, İbrani Dili gününe rastlayan ve şerefine bugün kutlanan, Eliezer Ben-Yehuda, İbraniceyi yeniden canlandıran adamdır. Ancak daha derin ve daha kapsamlı bir bakış açısıyla gözden geçirdiğimiz zaman, her gün İbranice konuşmaya devam etmemizin nedeni, İsrail halkının yavaş yavaş manevi kökenlerine geri dönmesidir: tek adam tek kalp olmak, bütün insanlar için bir birlik örneği oluşturmak ve böylece “uluslara ışık” olmak.

İbrani dilinin yeniden canlanması İsrail halkını birbirine bağlayan yapıştırıcının ilk ibaresidir. Ve amacımızı henüz yerine getirmememize rağmen, buna doğru yolumuzdayız.

İbranice Manevi Bağ İçin Kod Sağlar

Kabala bilgeliğine göre, İbranice diğer tüm diller gibi bir dil değildir. Yirmi iki İbranice harf, aslında yirmi iki kod sembolleridir. Kabalistler bu kod sembollerini manevi gerçeklikle bağı keşfetme sürecini tanımlamak için kullanırlar.

Kabalistler maneviyatın kendisinden, şekli ve formu olmayan “soyut bir ışık” olarak bahsederler ve manevi gerçekliğe girerken kişinin ilk hissettiği hisse “beyaz ışıkta siyah nokta” olarak değinirler. Bu küçük nokta kişinin ruhunun köküdür.

Diğerlerine olan sevgi aracılığıyla, bu küçük siyah nokta ek arzular edinir ve “ruh” diye adlandırdığımız manevi bir kapta gelişir. Ruh başkalarının sevgisiyle büyüyüp geliştikçe, daha sonra daha büyük manevi ışıkla doldurulabilir.

İbranicedeki her harf, yatay ve dikey çizgilerden oluşan benzersiz bir şekle sahiptir. Yatay çizgiler sevginin yoğunluğunu ve ruhun verilmesini ifade ederler. Dikey çizgiler ruhu dolduran ışıkları ifade ederler. Bu nedenle, İbranice harflerinin yirmi iki şekli, ruhun, başkalarına olan sevginin ışığı ile doldurulduğu yirmi iki yolu ifade eder. Ve harfler, kelimeler ve cümleler oluşturmak için birleştiğinde İbranice ortaya çıkar.

İbranice Konuşanların Manevi Görevi

Bugün, başkalarına olan sevgi aracılıyla manevi gerçeklikle bağ, bin yıl boyunca şişen insan egosunun üzerine çıkarak gerçekleşmek zorundadır. Her ne kadar Yahudiler dünyanın dört bir köşesinde toplanmış ve yine İbranice konuşmaya geri dönmüş olsalar da Kabala, İbranicenin gerçek canlanmasının ruhun canlanması olduğunu açıklar.

Yahudi halkının bir sonraki aşaması, sadece İbranice konuşmak değil, aynı zamanda onu ruhtan konuşmaktır. Diğer bir değişle, vermenin ve sevmenin niteliğini yeniden geliştirmek, ruh içine ışığı almak ve böylece kalpten kalbe İbranice konuşmaktır.

Hebrew Language Day: An Opportunity to Learn About the Code of Love