Kabalistik Terimler: “Reşimo”

Reşimo, yaratılışta var olan bir bilgi kaydıdır, böylece o, kendini bir şekilde geçmişe, şimdiye ve geleceğe yöneltebilir ve kendini hedefe yönlendirebilir.

Genellikle insanlar basitçe nerede olduklarının anlayışına sahiptirler. Ve demansı (hafıza kaybı) olan yaşlılar buna sahip değildir, bu yüzden herhangi bir temeli olmayan işler yaparlar. Aynı şekilde, Reşimo kesinlikle adamı kontrol eder ve onun ileriye yönelik hareketini belirler.

Bir Reşimo ruhta, her seviyede ve alt düzeydedir. Bir arzunun olduğu yerde, ışığın olduğu yerde, her zaman bu ışığı ve bu arzuyu birbirine bağlayan ve onları ruhun içinde kontrol eden bir Reşimo vardır.

Koronavirüs Bizi Birbirimize Bağlayacak

Yorum: Son 70 yılda tüm finansal sistem, tek bir dünya para birimine, dolara ve diğer tüm para birimlerinin de aslında ona bağlı olduğu gerçeğine dayanmaktadır: Petrol fiyatları, doğal kaynaklar, bilgisayarlar, her şey. Tüm hesaplamalar dolara bağlıdır.

Benim Yorumum: Açıkçası, neyin değişeceğini bilmiyorum. Dolar yerine altın mı olacak? Her neyse, bir şeyler yapacaklar.

Yorum: Şimdi ülkelerin birbirlerinden çok fazla izolasyonunu dikkate alan, alternatif seçenekler üzerine çalışmalar var. Ülkelerin bu tür ulusal izolasyonu, virüs olmadan bile daha önce tahmin edilmişti.

Avrupa Birliği’nin uygulamada mevcut olmadığını görüyoruz. Her ülke kendi kararlarını vermekte. Aynı şey tüm dünyada yaşanıyor. Bu arada, ABD de bile, her eyalet valisi durumla ilgili kendi kararlarını veriyor.

Peki, ne olacak? Eğer tüm dünya para birimleri değer kaybediyorsa, diyelim ki Çin ve Rusya dahil olmak üzere birçok komşu ülke, Euro’dan sonra üçüncü dünya para birimini tanıtmak için kendi ekonomik potansiyellerine dayanarak, kendi para birimlerinin ekonomik bölgelerini oluşturmak istiyor. O zaman da tüm dünya, birkaç ekonomik ve finans merkezi arasında denge kuracak.

Bu, dünya için iyi midir? Dünya bununla başa çıkabilecek mi? Yoksa hala tek bir para sistemi çerçevesinde mi kalmamız gerekiyor? Bu konudaki görüşünüz nedir?

Benim Yorumum: Benim görüşüm çok basit: Hiçbir şey dünyaya yardım etmeyecek.

Hiçbir şey yardımcı olmaz! Çünkü tüm bu çatışmalar doğanın genel yasasına – tüm insanlığın ortak bir integral sistem içindeki bütünsel bağlantısına aykırıdır.

Her türlü alandaki, her türlü sorun, virüs ve çöküş vasıtasıyla doğa, bizi genel planı kabul etmeye zorlayacaktır. Ve bu plan basittir: Siz tek bir insanlıksınız ve tek bir sistem yaratmalısınız. Kendinizi saklayamaz, birbirinizden gizleyemezsiniz ve birbirinizi kullanamazsınız.

Dünyanın yöneticileri bunu anlar ve aşağı yukarı buna doğru hareket etmeye başlarsa, o zaman daha fazla hareket edecek olan kazanır. Doğanın yanında insanlığın üst yönetimi böyledir.

Niteliksel olarak bizi değiştirir; bizi tek bir sistemde bütünleşik olarak bir araya gelmeye zorlar. Bu sisteme daha çok benzer olanlar, ondan faydalanacaktır. Kabala’nın söylediği şey budur. Bence bunu yakın gelecekte göreceğiz.

Ancak öte yandan, olan şey övgüye değerdir. Öyle bir kapalı sistem olmadığını, komşu ülkelerde neler olup bittiğine dair bir anlayış olmadığını, Çin’in bu virüsten etkilenen insanlarla ne yapacağını düşünün. Hepsi ölünceye kadar, virüs onları mahvederdi.

Soru: Ve bu şekilde dünyaya, ülkenin büyük kaynaklarını kullanarak etkin bir şekilde nasıl başarılı olunacağına dair bir örnek mi gösterdi?

Cevap: Elbette. Kendini, dünyanın önünde eski haline döndürdü.

Yorum: Hepimiz birbirimizle bağlı olmamıza rağmen, her ülkenin ayrılması ve kendi modellerinin inşası süreci şu anda gerçekleşiyor.

Benim Yorumum: Koronavirüs, bizi yine de birbirimize bağlayacak. Bu virüs kesinlikle herkesi birbirine bağlayan pozitif bir kuvvettir. Karşılıklı bağı, karşılıklı yardımı ve karşılıklı anlayışı yerine getirene kadar, virüs bize işkence edecek.

Soru: Şu anda tamamen farklı ülkelerde, kendi devlet sınırları içinde karantinada olan insanlar için ne isterdiniz? Mevcut durumlarının sadece kötümser veya nahoş olmadığını, aynı zamanda bir insanın hayatında yeni bir şey yapmasını sağlaması için onlara ne teklif edilebilir?

Cevap: Kesinlikle tüm programlarımızı izlemelerini ve Kabala bilimini herhangi bir biçimde, herhangi bir dilde ifşa etmelerini tavsiye ederim. Ve o zaman insanlar, dünyanın genel sisteminden, en iyi, konforlu, güvenli ve kendinden emin duruma nasıl ulaşabileceğimizden bahseden bir yöntem olduğunu öğrenecekler.

Herkese açığız. Lütfen, Kabala’nın binlerce yıldır söylediklerini kullanın. Gerçek bir iyileşme sisteminin, tüm insanlığın egoizminden ıslahı ve tüm insanlığın en iyi duruma yenilenmesi olduğunu öğreneceksiniz.

Özgecil Bir Bağa Doğru

Soru: MAK Online’da (Bney Baruh’un Rusya Eğitim Merkezi) okuduğum zaman, dostumun maddi problemlerinden uzak durmam gerektiğine karar verdim, çünkü bu benim manevi yolda ilerleyişime zarar verebilirdi.

Ama kongre’de aramızda bir tür bağ uyandı, birbirimize daha büyük bir dahiliyet- bağlılık. Örneğin; başım ağrıyordu ve bir dost cebini kurcalayıp, bana bir hap verdi. Ama bir sonraki toplantıda, onun olduğu tarafa bakmaya utandım, garip, ona karşı minnettar hissettim.

Manevi ilerlemede dostlar arasındaki bu tür önemseme ve endişe ifadelerinin rolü nedir?

Cevap: Birbirinizden rahatsız olmayacağınız bir koşula ulaşmalısınız.  Aksine, bu sizleri herhangi bir hesaplama yapmadan, tamamen özverili bir şekilde bir araya getirecektir. Bir dostuma bana yardım etme fırsatı verdim ve bu konuda çok mutluyum.  Yardımlarına ihtiyacım olduğunu hemen hisseden dostlarımın olmasından memnunum.

Burada sadece veren veya alan yoktur.  Herkes verir ve herkes alır.  Kişi böyle durumları düşünmeye gayret etmelidir

Aramızdaki genel ilişkiler ağı içinde artık, benim size verdiğim ama sizin bana vermediğiniz ya da benim aldığım ama sizin almadığınız bir koşul yoktur çünkü hem ihsan etme hem de alma tamamen eşdeğerdir, tek ve aynıdır. Verdiğim zaman, bununla almış oluyorum.  Bir dostum, bana, ona verme fırsatı verir.  Belki ona bir ilaç ya da başka bir şey verirsin ama aslında ondan alırsın. Kongrede,  ilişkiniz içinde kısmen hissettiğiniz şey budur.

Ben alırım ya da ben veririm gibi bir şey yoktur.  Bunların hepsi aramızdaki karşılıklı bağ için yapılan eylemlerdir. Bütünsel bir bağda, eylemlerin kendilerinin bir anlamı yoktur. Önemli olan sadece bu mutlak ağın inşasıdır, bu, tüm iletişim ağlarının, onlardan sonsuz sayıda vardır, hizalandığı ve dönüştürüldüğündeki koşuldur.  Ve bu seviyede Yaradan’ın niteliği hüküm sürmektedir.

Olaylar Neden Tekrar Ediyor?

Soru: Hayatımızda neden aynı şeyler oluyor? Neden bir yineleme, olayların tekrarı var?

Cevap: Böylece kendimizi yavaş yavaş ıslah edebiliriz. Hepsini bir kerede yapamazsınız. Bu nedenle, birçok yaşam döngüsünden geçiyoruz.

Dahası, ruh, her zaman doğuş veya reenkarnasyon denilen şeyden geçtiğinde, ruhların kısmi bir birleşimi, ardından başka bir ayrılma ve yine bir sonraki kombinasyon vardır. Sonuç olarak, tüm ruhlar tamamen ıslah olur.

Ruhların döngüsü hakkındaki materyalleri okumanızı tavsiye ederim. Ruhlar, yavaş yavaş kendin için olan arzudan,  Yaradan uğruna olan arzuya dönüştürülen arzular anlamına gelir.

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 12

Çeşitli Yöntemlerden Birini Seçin

Soru: Kabalistik ilkeye göre, bir grupta birincil kaynaklardan manevi terimler hakkında konuşmanız önerilir. Örneğin, Talmud Eser Sefirot veya Zohar Kitabı’nı okursak, birbirimizle iletişim kurmak için bu metinlerdeki terimleri kullanabilir miyiz?

Cevap: Evet, bu yasak değildir.

Yorum: Başka bir ilke daha var. Kabala’yı incelerken diğer manevi uygulamaları ve teknikleri göz ardı etmek önemlidir.

Benim Yorumum:  Elbette. Belli bir yöntemi edinmek için, onu derinlemesine araştırmalısınız.  Her türlü yöntem ve yaklaşımdan bir salata yapmamalısınız. Ve onlardan bir sürü var.

Doğu ve batı öğretileri, bilimsel ve ruhsal öğretiler, Baal HaSulam ve Rav Kook’un öğretileri vardır. Vilna Gaon ve Baal Shem Tov’un yöntemleri uzun zamandır bilinmektedir. Yani, Yaradan’a çok çeşitli yollar vardır. Bu nedenle, başarılı olmak için sadece bir dalla uğraşmanız gerekir.

Zira ben öğretmenimi buldum ve yaşamının son 12 yılında Rabash’ın öğrencisi ve asistanıydım, ben bu prensibi izlemekte ve ona bağlı kalmaya çalışmaktayım.

Rabash, Baal HaSulam’ın en büyük oğluydu, bu yüzden Baal HaSulam’ın materyallerini öğreniyoruz ve mümkün olduğunca uygulamaya çalışıyoruz. Baal HaSulam, bizlerin, Kabala’nın dünyaya açılması ve sadece İsrail halkına değil, aynı zamanda dünya uluslarına da seslenmesi gerektiği zamanın nesline ait olduğumuzu yazdı. Bizler de bu yönde hareket ediyoruz.

Soru: Öğretmeniniz, grup içinde çalışma prensipleri ile ilgili olarak,  kimler için makaleler yazdı?

Cevap: Onları öğrencileri için ve onlardan sonra gelecek olan, gelecek nesil için yazdı.

Baal HaSulam ve Rabash, Ari ve Baal Shem Tov’un zamanında yaptıklarını yaptılar. Ari, Kabala bilgeliğini geliştirdi, Baal Shem Tov da pratik Kabala’yı geliştirdi.

Baal HaSulam da aynısını yaptı, esas olarak Kabala ilmine dikkat ederek ve onu Ari’ye göre tanımladı. Rabash, pratik Kabala’yı geliştirmeye devam etti. Onlardan sonra başka neler yapılabileceğini hayal edemiyorum yani Kabala’da bir şeyler girmek ve eklemek için yer vardır.

Ancak çok sayıda yazılı kitap sadece Kabala bilgeliğini sulandırır. Bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Bizim için geriye kalan, belki de onların çalışmalarını yeni başlayanlar için uyarlamak, diğer dillere çevirmek ve dünya uluslarına ıslahın metodunu getirmektir.

Koronavirüs Sosyal Sorunları Belirliyor

Soru: Koronavirüs başka bir sorun daha ortaya çıkarmıştır. Bir yandan doğa bizi birbirimizden ayırmakta, öte yandan sevdiklerimizle daha fazla zaman harcamalıyız. Sonuç olarak, salgın sona erdikten sonra Çin’de boşanmalar başladı. Doğa bize ne söylemek istiyor?

Cevap: Çin’e pek aşina değilim ve sadece tek bir şey söyleyebilirim. Daha öncesinde insanlar günde 12 saat veya daha fazla çalışıyorlardı ki bu Çinliler için doğaldır ve salgın sırasında evde 24 saat geçirmek zorunda kaldılarsa, o zaman belki de bu onlar için ezici bir yük haline geldi.

Çinliler işkoliktir; Avrupalılar gibi yaşayamazlar. Bütün gün evde oturan ve televizyon kanallarını değiştiren Çinli bir adam hayal edemiyorum. Onlar, bazı hedeflere, yararlı olmaya çok uyum sağlamışlardır. Ve aniden hepsi ortadan kaybolduysa, o zaman bu elbette, boşanmalar veya intiharlar getirir, burada bir şeyler olmalıdır.

Soru: Sadece Çin ile ilgili de değil. Aile içinde çok sayıda sosyal sorun ortaya çıkıyor. Doğa bizi yabancılardan ayırdı, ama şimdi bütün günümü sevdiklerimle geçiriyorum ve onları her zaman görüyorum. Belki de bu, önce sevdiklerimle olan ilişkileri düzeltmem gerektiğine dair bir tür ipucu çünkü daha basit, daha kolay?

Cevap: Her şeyden önce, ne yapacağımızı anlamalıyız.

Bugün, insan doğanın tüm bu oyununa neden katıldığını bilmiyor. Bizimle ne yaptığını, amacının ne olduğunu anlamıyor. İnsan, uzun zamandır belirli bir olay zincirini takip ettiğimizi görüyor.

Peki, neden bu olaylar? Adam, ona ne olduğunu anlamıyor; bilmiyor. Teknolojik olarak geliştiğimizi ve aynı zamanda aile, sosyal ve devlet ilişkilerini geliştirdiğimizi görüyor. Ama doğanın niyetini fark etmiyor, neden ve ne için olduğunu göremiyor.

İnsanın gözlerinin açılması ve gelişimimizin bizi nereye götürdüğünün söylenmesi gerekir. Sonuçta, bu sadece bir tür mekanik yasaya göre gelişen, sözde, doğanın aptalca bir gelişimi değildir. Bunun içinde bir plan vardır ve başlangıçta az çok tamamlanmış koşulu hayal etmiyorsanız, herhangi bir eylem yapmak imkansızdır.

Bize, küçük çocuklar gibi: “Böyle bir şey yapacağım ve bir şey işe yarayacak.” gibi geliyor.  Doğada böyle bir şey yoktur. Onun nihai hedefi, ilk niyetindedir.

Bu, tüm doğayı,  içinde başlangıç, tüm eylemler ve sonun birbiriyle tamamen bağlantılı, birbirine bağlı olarak göründüğü bütüncül bir forma getirmekten ibarettir. Doğa, bütün parçalarında ve tüm seviyelerinde tamamen bağlı, bütünleyici olmaya çalışır. Bizler buna doğru gelişiyoruz.

Ve her şeyi denklik, bütünlük, karşılıklı bağımlılığa getirmek için doğa yasasına ara verdiğimizde, doğayı,  bize karşı yönlendirilmiş gibi hissetmeye başlarız. Bu nedenle, her türlü virüs ortaya çıkar, volkanlar uyanır, ormanlar yanar, kasırgalar oluşur, vb.

Sosyal Ağların Kalabalıklığı

Soru: Neden Facebook’ta bulunan bir milyar insanın, kendileri ve doğa arasındaki ilişkinin ve bağların açıklanmasının bir tezahürü olmadığını düşünüyorsunuz?

Cevap: Bizler kendi aralarında sürekli savaşan vahşi hayvanlara çok benziyoruz. Ancak bu insanlar, en azından bu ilişkiyi açıklığa kavuşturmaya sahipler ve bu sonuç Facebook’ta gözlemlenmemektedir. Her şey “kendinizi kandırma” prensibiyle çalışmaktadır.

İnsanların böyle bir iletişimden dolayı, daha akıllı ve daha iyi bir hale geldiklerini görmüyorum. Ne yazık ki, sosyal ağlar hala uyku halindedir.

Soru: İnsanlar arasındaki ilişkilerin gelişimi dediğinizde, ne demek istiyorsun? Başka bir alan mı, başka yasalar mı, yoksa başka değerler mi?

Cevap: Bütün bunları ve hatta daha fazlasını: insanlar arasındaki doğru ilişki, kişi niyetinde tek bir hedefi takip ettiği zaman,  diğer kişi de kendini iyi hissedecektir.

Bizim kapalı, bütünsel, insan toplumu sistemimiz buna göre ayarlanmıştır. Eğer herkes insanlarla bu şekilde etkileşime girerse, o zaman birlikte her şey iyi olacaktır.

Birleştirici Gelişimi Doğadan Öğrenin

Soru: Doğa hakkında konuştuğunuzda, onu rasyonel bir şeymiş gibi ele alıyorsunuz ve bu zaten “Yaradan”, “Tanrı”, “yüksek akıl” terimlerine yakın. Bunu Kabala açısından nasıl açıklayabilirsiniz?

Cevap: Kabala, doğaya, kendi yasaları olan, daha yüksek bir zihin olarak atıfta bulunur. Bu sistem kendi içinde mutlak bir dengededir ve bizim tüm küçük egoist doğamızı onun gibi olmaya, dengeye getirmeye çalışır.

Bu nedenle, doğanın tüm parçalarının (cansız, bitkisel, hayvansal ve konuşan) tam etkileşim yolunu kapattığımız an, doğada bazı kötü değişimler ve olumsuz belirtiler ortaya çıkar.

Onlar küçük olabilirler, o kadar küçük olabilirler ki onlara dikkat etmeyiz, ancak kasırgalar, depremler ve geçmişte gezegene çarpan büyük meteorlar gibi çok büyük de olabilirler.

Bizler yavaş yavaş aramızdaki iyi ilişkilere doğru ilerliyoruz, ancak düşüncesiz bir şekilde, doğa, entegrasyon ve iletişim yasalarına zorla uyuyoruz. Bu nedenle, söylenildiği gibi, sopa ile ilerliyoruz. Neyse ki: darbeler alıyoruz ve yolumuzu biraz değiştiriyoruz, başka bir darbede alıyoruz, yine yolumuzu değiştiriyoruz.

Egoizm sürekli bizi sola döndürmek ister; doğa bize vurur, biraz sağa dönüyoruz ve sağa veya sola doğru dengelenmekte böyle bir koşul içindeyiz. Yani, insanlık arkadan itilerek sürekli olarak mutluluğa ilerliyor.

Ama günümüzde, zaten bir çıkmazda olduğumuzdan daha fazlasını anlamaya başlıyoruz. Toplumun egoist gelişiminin tüm aşamalarından geçtik ve bugün, egoist doğamızla iyi olan hiç bir şeye varamayacağımızı fark edebiliriz.

İnsanlık neredeyse doğal gelişiminin çıkmazını fark etti. Bütüncül gelişimi, doğadan öğrenmelidir çünkü hepimiz aynı sistem içindeyiz. Bu sistemi incelemeli ve takip etmeliyiz.

Soru: Bugün dünyamızın küresel doğası, insanların doğa ile ilişkisi hakkında materyal bulmak sorun değil. Gerçekten incelenmesi/öğrenilmesi gerekiyor. Ama yine de, Koronavirüs hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Cevap: Bu aynıdır. Sonuçta, hareketimizin ortak küresel doğadan soyutlanması, kaçınılmaz olarak bizi normal bir duruma döndüren her türlü virüsün ortaya çıkması gibi sonuçlara yol açar.

COVID-19 Bizlere Alçakgönüllülük Dersi Verdi

Facebook Sayfamdan, Michael Laitman 14/5/20

Muhtemelen, hiçbir tehlike Koronavirüsten daha fazla önemsenmemiştir. Birinci vakadan itibaren, virüs bir çeşit grip vakası, sağlık için önemsiz bir tehdit ve temel olarak önemsiz bir mevzu olarak tanımlandı. Yine de, bu virüsün insan toplumu üzerinde büyük bir etkisi olduğunu zaten görebiliriz. COVID-19 gizlice insan medeniyetinin temelini paramparça etti. İki ay içerisinde, insanlık göremedikleri, koklayamadıkları, dokunamadıkları, tadamadıkları ve dokunamadıkları, öldürücülüğü tartışılabilir bir düşmana teslim oldu.

Grip veya değil, hükümetler birer birer tüm kamu faaliyetlerini, dini ve politik toplantıları, profesyonel sözleşmeleri, spor, eğlence ve alışveriş merkezlerini, fabrikaları, yüksek teknoloji şirketlerini, ulaşım ve rekreasyonu iptal ettiler. Hayal edilemeyen maliyete rağmen, devlet başkanları bir virüse karşı yenik düştüler ve uluslarını aniden durdurdular.

Daha da olağanüstü olan, şimdi, hükümetler ülkelerini yeniden harekete geçirmeye çalıştıkça, insanlar buna dahil olmaktan heyecan duymuyorlar. Bu sadece karantina sürecinde gelirlerinin olmaması sebebiyle değil, gerçi bu da doğrudur. Ancak bu ondan daha derindir: İnsanlık, insanları cüzdanlarına göre takdir eden bir medeniyete karşı ilgisini kaybediyor.

Siyasete yön verenler ve kodamanlar, insanları iki ay önce kaldıkları yerden devam etmeye çağırıyor olsalar da,  zira bunlar, zarar görmemiz pahasına ekonomik canlanmadan en iyi şekilde yararlanmaya devam ederler, ancak bu olmayacak, bu sefer değil. Artık insanlar değişti.

Virüs tarafından, sadece kodamanlara ve siyasete yön verenlere, aşağılayıcı bir ders verilmemiştir, bizler hepimiz ders aldık. Bizler ne kadar savunmasız olduğumuzu, sağlık ve gıdadan, insan merhametine kadar en temel ihtiyaçlarımız için birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu öğrendik. Bizi gerçekten mutlu eden şeyin, yeni trendler ve yapmacık arkadaşlar değil, sıcak aileler ve iyi dostluklar olduğunu öğrendik.

Bizler, eşit olmayı öğreniyoruz. Tamamlamanın rekabet etmekten daha faydalı olduğunu, paylaşmanın, önemsemenin ve nihayetinde egoist benliklerimizden özgür olmanın çok faydalı olduğunu anlıyoruz. Egolarımıza boyun eğdirerek, COVID-19 bizlere hayat verdi.

Ve her yürümeye başlayan çocuk gibi, bizler de bebek adımları atıyoruz. Bazen tökezleyeceğiz, bazen düşeceğiz, ama amacımız her zaman net olmalı: Birlik olmayı öğreniyoruz. Eğer birlik içinde yaşamaya çabalarsak yaşamın kendisi, bize geçmişten neyi korumamız gerektiğini ve neyi atmamız gerektiğini öğretecektir. Önceden karar vermemize gerek yok, sadece birbirimizle bağ kurmaya çalışalım ve ne tür bir toplumun ortaya çıktığını, üyelerine nasıl hitap ettiğini, şampiyonlarını nasıl ödüllendirdiğini ve rakiplerini nasıl kınadığını görelim.

Değerlerimiz değiştikçe sevinç ve üzüntü sebeplerimizde değişecek. Arzularımız kendilerini yeni çevreye zahmetsizce adapte edecek ve çevremizdeki herkes geliştiğinde, başarılı olacağız.

İnsanlar arasındaki bağ, toplumun nihai hedefi olacağından kendimiz, çocuklarımız veya bakımımızdaki diğer insanlar için korkmayacağız. Gıda, barınma, sağlık, eğitim, çocuklarımız için arkadaşlar veya kendimiz için arkadaşlar konusunda endişelenmemize gerek kalmayacak. Kısacası, endişelenmemize gerek kalmayacak. Ve tek talebimiz, diğerlerinin bizim için yaptıkları gibi, aynı iyiliği başkaları için yapmak olacaktır.

Virüsten korkmalıyız ve sağlığımıza bakmalıyız, ancak yardımımıza geldiğine de şükretmeliyiz. Virüs bizleri, birbirimizi öldürmekten ve gezegenimizi yok etmekten kurtardı;  bize baştan başlamak için bir şans verdi. Bu nedenle, dürüst olmak gerekirse, COVID-19’un hepimize verdiği alçakgönüllülük dersi için minnettarım.

Kabalistik Terimler: “MAN”, “Mahsom”

MAN, Mei Nukvin’in (dişi sular) kısaltmasıdır. Kabala’da her zaman kadın arzu ile, erkek ihsan etmeyle ilişkilidir. Kadın alma arzusudur, erkek verme arzusudur. Bu nedenle dişi sular, aşağıdan Yaradan’a doğru arzunun yükselmesi anlamına gelir. Dahası, onlar Yaradan’ı bu arzuların yaratılmasına, ıslah edilmesine ve yerine getirilmesine başlamaya teşvik ederler. Bu durumda, aşağıdan yukarıya doğru olan talepler, dua veya MAN olarak adlandırılır.

Soru: Bu çölde bahsedilen MAN (manna) mı?

Cevap: Bu, Tora’nın,  her sabah insanların onu alıp, ondan beslediğini söylediği MAN (Manna)’dır.

Soru: Kabala’da çok sık Mahsom [bariyer] terimi kullanılmakta. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Mahsom, bir insanın sadece bizim dünyamızın hissiyatından, üst dünyanın hissiyatına giden yol boyunca geçmesi gereken bir koşuldur. Başka bir deyişle bu, bizim ve manevi dünya arasındaki sınır çizgisidir, bir tür psikolojik/ruhsal engeldir.