Gezegeni Yağmalamaya Son Verin

Ernst Ulrich von Weizsäcker’in görüşleri (Almanya’daki Roma Klübü’nün Eş Başkanı): “Her doktor bilir ki başarılı bir tedavi için ön koşul doğru teşhistir.Ve işte, insanlar gözlerini kapatmayı tercih eder ve bu şartlar dramatik bir şekilde değişmediği sürece hiçbir şey yapamayacağımızı düşünür. Eğer insanlık bu şekilde konuşmaya devam ederse, dünya kendi sonuna yaklaşıyor demektir.

“Ne yazık ki birçok insan için kısa süreli başarılar torunlarının kaderinden daha çok önem taşır. Bu nedenle hepsi kendilerini korkutucu düşüncelerden uzaklaştırırlar.

Beş şeye ulaşmayı umuyorum:

Gelişim için olumlu imkanlar oluşturmalıyız.

Bu fosil yakıtların kullanımındaki rezaletlerin ve de balık endüstrisindeki skandalların –bazıları okyanuslarda hiç balık kalmaması gerektiğine inanıyor- bütün dünyada bilinmesi için gerekli.

Biz “Dünyayı nasıl yaşamaya uygun hale getirebiliriz?” sorusu üzerine fikir üretmeliyiz.”

Biz, yatırım fonlarının ekolojik kriterlere uygun olarak yatırım yapması için onlarla işbirliği yapmalıyız, eğer yapsaydık bu piyasalara ciddi şekilde etki edebilirdi.

Dünya çapındaki bütün hükümetlerin ve işletmelerin, gezegenin zenginliğinin yağmalanmasına bir son verilmesi için zorunlu birtakım kurallar benimsemesi gerekir.

Benim yorumum:

Gezegene olan tutumumuzda değil ama içimizde, içimizdeki egoizmimizde doğru teşhisi koymak ve buna yol açanı tedavi etmek gerçek şifa ve çözümdür. Bu insanları yeniden eğitmek anlamına gelir ve göz ardı edilemez, aksi takdirde olumlu bir sonuç elde edemeyiz ve hastalık gittikçe daha da kötü bir hale gelir, Roma Klübü’nün de bütün yıllarında olduğu gibi.

Nüfusun % 99’u ve Düzen Yasaları

Soru: Rabaş’ın yasaları, bizim grup içinde öğrendiğimiz nüfusun %99’una yönelik çalışmaya uygun mudur?

Cevap: Bizler temelleri çıkarmalı ve dışsal dinleyicilere onları öğretmeliyiz. Rabaş’ın yasaları neyi ifade eder? Kabalistler kimdir? Onlar, doğadan kesin genel kurallar ve yaklaşımları alan ve bize onları öğreten insanlardır. Eğer ben, genel sistemin içine dahil olmak ihtiyacı duyarsam, o zaman bu sistemi bana göre çok yüksek olarak görmek zorundayım. Daha sonra, kendimi eğmeye ihtiyaç duyarım ve ben grubun en küçüğü olarak bununla bağ kurabileceğim.

Bunlar, bağda tutmak için tayin edilmiş olan olağan yasalarıdır. Diğer taraftan, senin kuvvetini grup içinde çalıştığın kişilere taşımaya ihtiyacın var; çünkü kalpteki noktanın eşsizliği her birimizde özeldir. Aynı zamanda, gruptakilerin yukarısındaki gibi olmak zorundasın yani, onları kalpteki noktadan etkilemelisin. Bir kez, onlarla tam olarak bağ kurduğunda ve kendini iptal ettiğinde, etkilemeye ve ihsan etmeye başlarsın.

Rabaş’ın bizim fizyolojimizden ve hatta teknolojiden bildiğimiz temel koşullar hakkında yazdığı: hücrelerin, sinirsel nöronların, sinapsların vb. birbirleriyle nasıl bağ kurduklarıdır. Biz bütün bunları biliyoruz! Başka hiçbir şey yoktur.

Öyle ki burada, Kabalistlerden bahsetmemek mümkündür; fakat mühendislikten, biyolojiden, herhangi bir yerden bilgi almak mümkündür. Onlar, tamimiyle mantıklı durumlardır ve herhangi bir kişiye açıklanabilir.

Sanal dersten alıntı 26.8.12

Kadın Kongresi: Hayali Gösteri Üzerine Çıkmak

Soru: Kongre sırasında kadınların niyeti ne olmalı?

Cevap: Öncelikle, kongre sırasında, düşüncelerimizi yönlendireceğiz. Bunun için bağımıza ve birliğimize adanmış olan, doğru hazırlık çalıştayları ve konuşmaları yapmalıyız.

Tüm arzuları ve düşünceleri, günlük egoist niyetlerimizi, bu dünyayı ilgilendiren her şeyi aşağıda bırakarak, genel ve tam “bir” olmak için, tüm kongre buna doğru yönlendi. Her kişinin kendi kalbinin içinden noktasını çıkarması ve onu diğerleriyle birleştirmesi gerekir. Hayal edin ki önünüzde bir sepet ya da tabak var ve tüm kalpteki noktalarımızı oraya atıyoruz ve onları birleştiriyoruz. Sonra onların içinde, onların bağında, üst dünyayı hissedeceğiz.

Niyet bu olmalı, kendimizin üzerine çıkmak, evde olan her şeyi, tüm sorunları, dünyanın tüm günlük koşullarını unutmak ve bunların hepsinin, üzerine çıkmamız için olduğunu anlamak.

Tüm dünya, kendimizi Yaradan’ın tarafına transfer etmemiz gerektiğini anlamamız için mevcuttur. Kendimizin dışında, gerçek dünyayı keşfederiz. Sonra bu dünyanın, bana doğru hedeflenmiş bir niyet gibi yapıldığı, tüm bunun sadece bir gösteri olduğunu anlayana dek içinde olmam gereken özel bir tiyatro performansı gibi yapıldığı, içinden uyanmam ve dışında gelişmeye başlamam gereken bir rüya gibi olduğu açık olacaktır. Orada, tamamen farklı bir durumda, sonsuz ve bütün bir durumda, gerçek kendimi bulacağım. Bizim bu duruma girmemiz gerekir.

Ve dünyamız kaybolmaz; her zaman tiyatro gösterisiyle devam edecektir, fakat neden her defasında yeni bir eylem verildiğini zaten anlayacağım. Ve her defasında bu eylemin üzerine çıkacağım, daha yükseğe ve daha yükseğe, diğer şeylerle daha yoğun bir şekilde olarak, ta ki bu dünyadaki tüm çalışmayı bitirene kadar, ta ki onun ötesindeki genel birlik, tam bir bağ içinde olana kadar. Ve o bizim Gimar Tikun’umuz (son ıslah) olacak – bir, birleşmiş manevi kadın.

Sanal Ders 6 Ocak 2013

Gizliliğin Gerilediği Yerden İhsan Etmenin Hazzı

Baal HaSulam, Şamati’de “Elul’un baş harflerinin çalışmadaki karşılığını” şöyle açıklar: Henüz, koşul şu şekildedir: Bir kişi, Yüz’ün Gizliliği’nin fark edilmesi olan Ahoraim’in anlayışını edinmeden ifşayı sağlamak ve bu kişiye Yüz’ün ifşasının önemini anlatmak imkansızdır.

Bu demek oluyor ki bir kişi, hiçbir yardım olmaksızın (grubun yardımı olmaksızın) bir koşula geldiğinde, onun koşulu, üst dünyadaki en düşük ifşa olan karanlık şeklinde tezahür eder ve bu durum ihsan etme kabı (yani arzusu) olan Keter’in kabıdır  ancak bu, bir düşük seviyede yer alır.

Yukarıdaki en düşük ifşa, hiçbir şeyi olmadığı anlamına gelen, kendisinin hiçbir şeyi olmayan Malhut’tur. Ve sadece bu davranış Malhut olarak adlandırılır. Bu şu demektir ki eğer birisi –hiçbir şeyinin olmadığı koşul olan- Cennet’in Krallığı’nı memnunlukla edinirse ardından bu, ihsan etme kabı ve saf arzu anlamındaki Keter olur. Başka bir deyişle karanlık içindeki Malhut’un alma kabı, arkasından ihsan etme kabı olan Keter’in bir arzusu olur.

Çok çalışmak ve yapabileceğimiz her şeyi yapmak zorundayız. Yazıldığı üzere: (Yaradan’ın yüzünün gizli olduğu ve gide gide Yaradan’ın “yüzü”nün eşit olarak önem arz ettiği bir koşula gelinceye değin) “gücünüz ölçüsünde her şeyi yapın”. Bu şu demektir ki hem gizlilikte hem de ifşada Yaradan’ın işlerini kendinde göreceksin. Eğer kendin için değil de Yaradan’a memnuniyet getirmek için çalışmak istersen, işte o zaman hem gizliliği ve hem de ifşayı memnunlukla alacaksın.

Işık ve karanlık arasında bir fark görmeyeceksin; onların arasındaki fark, sadece almak için olan bozuk arzuda hissedilir ancak düzeltilmiş arzuda ikisi de eşittir. Böylelikle iyi tutumların dahil tüm tepkilerin kaybolur. Yaradan’ın yüzünün gizliliğinin tüm koşulları sana eşit önem arz eder ve senin için arzulanabilir olur; tıpkı O’nun ifşasında olduğu gibi.

O zaman hiçbir gizliliğin olmadığı bir koşula erişirsin. Her şey alan kişiye bağlı olarak senin algın tarafından belirlenir. Bu arada kendi alma arzundan baktığında  Yaradan’ın iyi ve iyiliksever olduğunu göz ardı edersin ve iyinin yerine her şeyi karanlık ve kötü olarak görürsün. Kendini düzelttiğin zaman her şeyin iyi ve düzeltilmiş olduğunu ve değiştirmek zorunda bulunduğun yegane şeyin kendi algın olduğunu keşfedersin.

Böylelikle tüm yoğunluğuyla, almanın gücünü ihsan etmeye (saflığa) dönüştürmek suretiyle Keter’in yüce ihsan edişine ulaşanın senin Malhut’unun olduğunu anlamaya gelirsin. Bu sadece almaktan ihsan edişe olan bir değişim değildir; bu aynı zamanda kötülüğü almanın, iyiliği almaya doğru olan bir değişimidir. Sen, tüm bencil maddenle birlikte içinde yer aldığın iyiliği keşfedecek, ihsan edişi ve Işık’ı hissetmek niyetinle arınmak suretiyle iyiliğin ifşasının içinde yer alacaksın ve onu, egonun yerine ihsan etmeye dönüştüreceksin.

Kendi katkın ve katılımını sağlarsın ve ifşayı kendin inşa edersin. Bu, Işık’ın küçük bir kıvılcımından ve arzunun küçük bir noktasından Ein Sof’un derecesine doğru uzanan, Yaradan’ın ihsan edişini artırdığın alma arzunun yoğunluğu tarafından olur.

(Günlük Kabala dersine hazırlık, 8 Ocak 2013)

İnanç ve Alçakgönüllülük

Soru: ‘’Mantık ötesi inanç’’ ve ‘’alçakgönüllülük’’ anlayışları arasındaki benzerlik ve farklılıklar nelerdir?

Cevap: Mantık ötesi inanç egoizmin üzerinde asılı duran ihsan etmek niteliğidir. Alçakgönüllülük yukarıya giden yön ile olan antlaşmadır ve mantık ötesi inanca giden pasajdır. Alçakgönüllülük mantık ötesi inancın önünden yürür.

İnanç bir ihsan etme niteliğidir.

12.09.2012 Tarihli Novosibirsk Kongresinin 5. Dersinden

Ölümsüzlük Yolunda

Kongrelerimizin bir diğerinden diğerine nasıl güç kazandığı muazzamdır. Neredeyse her ay bu kongreleri organize etmeye ihtiyaç vardır! Kaliteyle ilgili olarak, bir önceki ve bir sonraki arasındaki fark şaşırtıcıdır: tamamıyla yeni bir seviye, yeni bir hissiyat!

Geri sayım yoktur. Biz her zaman ileriye doğru hareket ederiz. Ölümsüzlük hakkında konuşuyoruz, sonraki boyuta giriyoruz ve ölümsüzlük yolundayız.

Bizim ilerleme oranımız tabi ki tüm dünyaya bağlıdır; fakat dünya hareket hızına bakılırsa, nihai önemsizliği ve başarısızlığı ifşa olmaktadır; ben bir öncü olarak eminim ki biz tüm dünyaya Yaratan’ı ifşa etmeyi ve üst dünyaya girmeyi hak edeceğiz.

8/12/12 Tarihli Novosibirsk Kongresi, 4.Ders

Kozadan Çıkmak ve Manevi Dünyaya Girmek

Soru: Kadın kongresi öncesinde ne tür bir içsel hazırlığın yapılması gerekir?

Cevap: Aramızdaki bariyeri kırmamız için, bir şekilde durumu yumuşatmak için, grupla bir çalıştay yapmamız gerekir veya bir tür etkinlik; bir ilişki inşa etmeye yönelik bir tarzı harekete geçirmenin bir ölçüye kadar mümkün olduğunu hissetmek üzere: birbirimizden uzak olarak oturmamak ve kendi içinize dalmamak için, fakat kendinizden çıkmak, bir şekilde kendi üzerinize çıkmak, diğerlerine doğru dışarıya ve sonra manevi kabımızı, kliyi bulacağız.

Kendi içimde olduğum zaman bu net bir kadın duygusudur, “İçimdeki ben”. Erkeklerde bu o kadar belli olmaz. Bir taraftan, kadınlar bunun üstesinden daha zorlukla gelir, diğer taraftan da daha kolaylıkla, çünkü onların içinde olan “koza”yı belirlemeleri onlar için daha kolaydır. Kadın çok net şekilde “içimdeki ben” durumunu hisseder, erkekler ise hissetmez. Erkek bu “koza”ya erişene kadar çok zaman geçer.

Bu yüzden, kadınların birkaç toplantı, bu konu üzerinde konuşma yapmasını öneririm. Bir çalıştay olabilir. En azından kendimizden çıkmaya başlamak yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Ve sonrasında, kongre sırasında, bunun hakkında konuşacağız ve bununla uğraşacağız.

Soru: Kongredeki mevcudiyetinin önemini anlayan fakat fiziksel olarak oraya gitmemeyi tercih eden kadınlara ne tavsiye edeceksiniz? Onların bu “koza”nın üstesinden gelmesine yardım etmek nasıl mümkündür?

Cevap: Kişi sadece karar vermeli ve etrafındakilere dikkat etmeden kendi üzerinde çalışmalı diye düşünüyorum: “Bunu şimdi yapmalıyız!” ve uygulamaya başlamalı, sürekli olarak izolasyon kabuğundan çıkmaya çalışarak. Göreceksiniz ki bir taraftan ne kadar zor, fakat diğer taraftan bu “koza”dan ve içten gelen sürekli darbeler onu sonunda kıracaktır. Fakat kaçınılmaz olarak kişi bunu yapmalı! Bu olmadan, bizim dışımızda bulunan, bu “koza”nın sınırları ötesindeki manevi dünyada olduğumuzu hissetmeyeceğiz.

Sanal Ders 6 Ocak 2013

İki Arzunun Bir Noktada Birleşmesi

Soru: Kadın kongresine doğru şekilde nasıl hazırlanabilirim?

Cevap: Önce, kadın çalışmasına ilişkin malzemeyi gözden geçirmeliyiz.

Temel olarak, bizim zamanımızda, erkek ve kadın çalışması arasında pek fazla fark yok, çünkü yavaş bir birleşim gerçekleşiyor. Dünya kadınlarının nasıl liderlik konumlarını aldığını, devletin başı, bakanlar ve çeşitli şirketlerin yöneticileri olduğunu görüyoruz. Bugün, kadınlar her etkinlik alanına erkeklerle eşit şekilde dahiller.
Kadınlar, doğaları gereği, devamlı olarak esaslı değişimleri talep eden eylemlere değil de, belirli, standart ve dengeli bir şeye meyilli olmalarına rağmen, her iki arzunun da – erkek ve kadın – dünyamızda ve manevi dünyada bir araya gelme zamanı geldi. Bu, manevi köklere bağlı olarak meydana geliyor ve bu yüzden onları birlikte daha da yakına nasıl getireceğimizi düşünmemiz gereklidir. Kongrede meşgul olacağımız şey budur. Kadınlar önlerindeki amacı anlamalıdırlar.

Daha önce kadınlar hiçbir zaman birlikte birleşmediler. Gruplar içinde, kongreler sırasında, birleşmek için her türlü girişimde bulunduk, fakat tüm kadınların arzusunu bir kadın arzusu yapmak için, kadın arzusunun birleşmiş bir imajını yaratmak için öyle bir kongre olmadı.

Bu yüzden kongreye hazırlık, bunun hakkında daha fazla düşünmek, okumak, bu konudaki soruları netleştirmektir ve tüm soru ve cevapları web sitesine yüklemektir.

En önemli şey iyi bir moralde, iyi bir ruh halinde olmaktır. Buraya gelenler kaçınılmaz olarak bu atmosfere girecekler. Bize bağlanacak olanlar bunun içine girmek için hazırlanmalıdırlar: Tüm faaliyetlerinden özgür olmalılar ve sanki burada bizimleymiş gibi hissetmeliler. Onlara tamamen kongrede mevcut olma hissini vereceğimizi düşünüyorum.

Sanal Ders 6 Ocak 2013

Kadınların Birleşik Arzusu

Soru: Neden bu kongre “Tek Global Kadın” olarak adlandırıldı? “Global kadın” ne demektir?

Cevap: Dünyada sadece bir ruh vardır, birbirini tamamlayan iki parçaya ayrılmış birleşik bir arzu: erkek ve kadın. Onlar, sırasıyla, büyük sayıda bireysel arzulara kırıldılar.

Bizim işimiz kadın ve erkek parçaları birlikte bir araya toplamaktır. Aynı zamanda, onlar, alma arzusunu ihsan etme arzusuna düzelterek, rutin dünyevi arzularının üzerine çıkarlar ve sonra iki arzu onu ortaya çıkarır; bir taraftan zıttırlar, fakat diğer taraftan manevidirler. Ve sonra iki parça da  Adam denilen tek, birleşmiş, ortak yaratılışta birbiriyle bağ kurmaya başlar. Prensipte yapmamız gereken budur.

Kadın kongresinden bir hafta sonra erkekler kendi kongrelerinde toplanacaklar. Ve bundan önce, kadınlarla, birleşmiş bir kadın arzusunda birleşmenin nasıl mümkün olduğunu konuşacağız. Umut ediyorum ki başaracağız. En azından, bu erkekler için ve hepimiz için çok önemli. Bunu daha önce hiç yapmadık ve şimdi zamanı geldi.

Ben asla bir şeyi önceden yapmam. Bir sonraki seviyeyi gerçekleştirme ihtiyacı olduğu zaman, bunun hakkında konuşurum ve sonra bunu nasıl uygulayacağımıza dair düşünmeye başlarız. Şimdi birlikte bir araya gelip, tek bir kadın arzusunda gerçekten birleşmemiz gereken duruma geldik.

Dünyadaki tüm kadınları bu büyük içsel bayramımızla tebrik ediyorum. Bunu önemli, hafif, ciddi ve aynı zamanda eğlenceli yapmaya çalışacağız.

Sanal Ders 6 Ocak 2013

Karşılıklı Bağ Mutluluğu Etkiler

Haberlerden (Dailymail): “Yeni bir araştırma gösterdi ki yetişkinlerin mutluluğu için akademik başarı küçük bir etkiye sahipken çocukluk ve ergenlik çağındaki olumlu sosyal ilişkiler anahtar bir role sahip.

“Bilim adamları çocukluk hallerinin ve ergenlik gelişiminin – akademik ve sosyal/duygusal yükümlülükler gibi – yetişkinlerin mutluluğuna etkisi hakkında pek bir şey bilmiyorlar.

“Onlar yetişkinlerin mutluluğunu tutarlılık duygusuyla, olayların üstesinden gelme  stratejileriyle, sosyal sorumlulukla ve hissedilen itibar ile tanımlıyorlar.

“Sonuçlar gösterdi ki yetişkinlerin mutluluğu ve çocukluk döneminden gençliğe kadarki sosyal ilişkiler arasında güçlü bir bağlantı var. Bu sosyal ilişkilerin bütün yaşam sürecindeki önemini gösterir.

Benim Yorumum: Mutluluk çevre ile bağdadır, dünya ile uyumdadır. Kim araştırmaya ihtiyaç duyar ki! Dünya değişmek zorunda ya da doğrusu biz değiştiririz ve biz mutlu oluruz, bugün bize neyden mutlu olmamız gerektiğini dikte edenler değil.