İhsan Etmek İçin İnce Ayar

Eğer ilk baştan, her ne kadar yapay da olsa, dostlarımın önünde ‘‘sıkı çalışırsam’’, eğer en azından fiziksel seviyede de olsa grubun önünde boynumu eğersem, bu şekilde kendimi egoistik akışım için utancımı keşfetmeye ve bu hissiyatta durmaya hazırlarım. Bu durumda buna karşı durabilecek ve onu sindirebileceğim, bununla tanımlanmıyor yani bununla özdeşleşmiyorum, bunun için şükredeceğim.

Utanç beni Yaratan’ın önünde doğru bir şekilde düzenler. İnce ayar gibi, utanç doğru dalgayı yakalamayı mümkün kılar. Frekansın aralığını dar sınıra daha keskin ayarladığımda daha büyük utancım olur, daha büyük utanç beni Yaradan’a yöneltir yani edinmek istediğim niteliklere.  Ve önümdeki resim bulanık hale gelmez; tam tersi, uç bir şekilde odaklanır.

28.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden , Matan Tora (Tora’nın Verilmesi)

Görünmeyenle Nasıl Buluşacaksınız?

Soru: “Yaratan” nedir? Dostlarımı etkilemem gereken O’nun yüceliğinin anlamı nedir?

Cevap: Yaradan, ihsan etmek niteliği, sevgi, bağdır ve kişisel ilgilerin itilişidir. Bu niteliklere yakınlaşmak Yaratan’la benzerliğe doğru olan yoldaki ilk adımdır.

Şu an Yaradanı görüyor musunuz veya hissediyor musunuz? Hayır! Neden değil? Bu nitelik O’nun her şeyi idare eden ve her şeyi yapan niteliklerinden bir tanesidir fakat kendisini ifşa etmez. İşin aslı, O’nun bireysel görünmesi söz konusu değildir. Bu nitelik, herkes tarafından dikkat çekilmek ve boşlukta bir yer kaplayan bireysellik içindeki sizler gibi değildir. Yaradan zıt niteliktir.

Bu yüzden sanki var değil gibi…

Bu boş havayı ifşa etmek istiyor musunuz? Öyleyse bu amaç için sizlerde az biraz saydam “havadar” hale gelmelisiniz.

26.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Kapalı Sistemin İstikrarı

Soru: Siz integral topluluğun kapalı bir sistem olduğunu söylüyorsunuz. Sibernetik ve sistem örgütü derslerinden kapalı bir sistemin genellikle çok istikrarsız olduğunu hatırlıyoruz. Genellikle bir sistem açık ve ücretsiz olduğunda sağlam sayılır. Bu benzetme integral topluma karşı uygulanabilir mi?

Cevap: Bu dünyada kapalı sistemler dış faktörlerin etkisi altında olduğundan istikrarsızdır. Onlar bir şekilde dış etkiler ile bağlanmak, onları etkisiz hale getirmek, karşılıklı bağlantılar korumak ve bir şekilde etkileşim içinde kalmak için organize olmak zorundalardır. Başka bir deyişle, yaşayan bir sistem kendisi ile sınırlandırılmamalıdır. Gelişimini çevrenin etkisine rağmen, yapabileceği en iyi şekilde adapte olarak sürdürmelidir. Bu onların avantajınadır: Çevresi genişler vb..

Bahsettiğimiz bu sistemde, kişi sürekli yaşadığı toplum ile bağlı olmak zorundadır. O kendini yaşadığı toplumun içinde büyütmek zorunda ve tersi toplumda onun içinde. Yani, bu kapalı bir sistem ile ilgili değil, daha ziyade durmadan büyüyen bir sistem hakkında. Basitçe şöyle; Kendi içsel entegrasyonunu muhafaza etmek için, onun büyümesi ve aşamalı gelişimi ancak kabiliyet derecesine göre gerçekleşir.

Diğer tüm yönleriyle, şimdiye kadar ki tüm sistemler sürekli olarak çevre ile büyük bağlantılar kurarak kendini hazırladı.

İntegral Etkileşim Yolu ile Yeni Dünyaya Doğru

Soru: İlişkilerimizde arzumuzun yeni integral seviyeye doğru ilerlemesi ile kişilerin çektiği ızdıraba çözüm olabilecek olması mümkün mü?

Cevap: Ben eminim ki modern toplumda, integral birliğin tüm artıları ve eksilerinin dengeli olacak şekilde dağıtılması mümkün olacaktır. Bu uyum herkes tarafından algılanacak.

Bu gerçekten herkesi sakinleştirecektir. Sadece toplumsal ilişkilerde değil, ayrıca politika da, ekonomi de, yetiştirme de ve eğitim alanlarında. Ve bu insanlığı tamamen farklı bir düzeye yükseltecektir.

İnsanlar integral (ayrılamaz bir bütün olan) dünyada yaşadıklarını algılamaya başlayacaklar, bütün doğa dünyada.

Tamamen  integral etkileşimin gelişmesi yolu ile farklı bir dünya göreceğimizi düşünüyorum.

Üst Işık İçin Bir Radar

Soru: Yukarıdan sabit olarak uyandırıldığımızı ancak form eşitliği eksikliğinden ötürü bunu hissetmediğimizi söylediniz. Zohar okuduğumuzda Yukarıda ne oluyor, daha güçlü bir şekilde mi uyandırılıyoruz yoksa daha hassas mı oluyoruz?

Cevap: Eğer sadece Kitabı okuyorsan hiç bir şey olmaz. Okusan da olur okumasan da. Her şey niyetine bağlıdır. Eğer niyetin form eşitliğini uyandırırsa o zaman eşitlendiğin seviyeye göre daha yüksek bir seviyeye gelirsin, bununla etkilenirsin. Ancak eğer ki formda eşitlenmeye eğilimin yoksa buna yaklaşmıyorsan, üst seviye seni aydınlatmaz.

Üst seviye sabit haldedir ve buna Hafetz Hesed (kendisi için istemeyen) denir. Sen onu uyandırabilirsen, eğer kendinden çıkar ve arzunu indirirsen o senin üzerinde etki yapacaktır. O zaman senin üzerinde ışıldayacaktır. Özellikle senin için ışıldayacaktır anlamında değil ancak sen kaplarına, yenilediğin arzularına göre ondan etkileneceksin.

Ancak sen yeni arzu ve kapları nereden alacaksın? Eğer diğer dostlarınla bağlanırsan o zaman aranızda, manevi kaba doğum verirsiniz. Hiçbirimiz Işığı emebilecek bir kab değiliz.  Böylece bağ kurmak için birbiri önünde kendisini iptal etmek isteyen birkaç insan gereklidir ve bu durum üst ile eşit hale gelmiş olacaktır. Böylesi bir form eşitliğinde, aralarında üst seviyeden daha güçlü bir aydınlanma hissedebilirler.

14.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, Zohar

Neden Birbirimiz İçin İyi Bir Eş Değiliz?

Soru: İntegral eğitim kurslarındaki tartışmaların odağında ailesel ilişkilerle ilgili olarak sorular ortaya çıkmakta çünkü insanlar aile için problemlerden yorgun düştü ve insanlar ailelere ihtiyacı olmadığını hissediyorlar. Bir kişiye bir ailesi olması gerektiği fikri nasıl açıklanabilir? Bir kişinin gelişimi için bu tür ilişkinin sağlayacağı yarar nedir?

Cevap: Yakın zamana kadar insanlar çok ilkel yaşarlardı: Kasabalarımızı terk etmezdik, kişisel ilişkilerimizin yanı sıra cinsel hayatımızda ilkeldi – hiç bir şey talep etmezdik.

Bugün insanlar her geçen yıl hatta daha hızlı frekanslarda değişiyorlar. Eski aynı şeylerle tatmin olmuyoruz. Eğer sevdiğim bir kızla evlenirsem ve gerçekten yirmili yaşlarımızda birbirimize yakışsak bile daha sonra otuzlu yaşlarımda bu aynı kızı artık sevmiyorum. Ve ellili ve altmışlı yaşlarımda ise ikinci kadını da artık sevmiyorum. Ne yapılabilir? Bakış açılarımızın benzemediğini hissediyoruz ve bu hiç kimsenin suçu değil.

Bugün deneyimlediğimiz şey içsel gelişimimizin şiddetidir ve bu ne kadar hızlı değişiyor olduğumuzdur.

Bu sebepten dolayı, hiç kimse uzun – zaman evliliğini insanlara dayatamaz, özellikle şimdiki bu zamanda. Evlilik için çok ciddi teşvik edici bir sistem bulunmalı öyle ki insanlar evliliğin net bir yararını görebilsinler zira onlar alışkanlıkların, sorumlulukların, manevi ve fiziksel uyumsuzluklarını eşiyle beraber geçirdiği on veya on beş yıl sürecinde geçersiz kılmalıdırlar. Bu nasıl olabilir?

Daha yüksek bir düşünce var olmalıdır, bu dünyamızdan daha yüksek bir şeyler olmalı öyle ki sadece evliliğin içinde edinilebilecek bir ödül.

24.09.2012 Tarihli Kabala TV’den, ‘‘Bir Sosyal Çevre İnşa Etmek’’

Herkes Bağımsız Olarak Döner

Soru: Kalbimiz bağ kurmaya karar verirse ne yapmalıyız? Biz çoğu kez bağ kurmaya karar veriyoruz; fakat bağa nasıl başlanacağını bilmiyoruz?

Cevap: Biz kaçışı olmayan sistemler inşa etmeliyiz. Düşünün ki, bizim birçok hayvanları, inek, geyik, boğa, koyun vb. büyük bir sürüyü korumaya ihtiyacımız var. Her türlü hayvana nasıl davranılacağını bilmek zorundayız: bazılarının bekçilere, diğerlerinin çobanlara ve onların kaçmamaları için başka çeşit bir çite ihtiyaçları vardır.

Biz her türlü hayvana göre çeşit çeşit yiyeceği sağlamalıyız: biraz tahıla, diğerleri için çime ve hepsi için suya gereksinim vardır. Tüm bunlarla ilgilenmemiz gerekmektedir. Aynı şekilde, grupla ilgilenmem lazım ve ona ihtiyacı olan her şeyi sağlamalıyım böylece kaçmayız; ancak bu şekilde başarılı ve güvenli bir şekilde hedefimize ulaşabiliriz.

Hepimiz bu konuda düşünmek zorundayız ve bizim tüm işimiz budur. İlk olarak, aramızda en küçük bağ anlamına gelen On Sefirot’a ulaşmak zorundayız. Bu hatta egoistçe bile olsa maneviyata ve kutsallığa karşı olsa bile, şimdiden bir bağdır. Şimdi biz basit temelde birbirimizden kopuğuz ve hiç kimse herhangi bir şekilde başkalarıyla bağ kurmak istemiyor. Bizler bağımsız olarak döndükleri için birbiriyle bağ kurmamış dişli çarklar gibiyiz.

5/10/12 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4.Kısmından, Zohar Kitabına Giriş

İçsel Çaba Ölçülebilir mi?

Soru: Hangi kriterler bir kişiye onun bütünlük ve bütünselliğini kontrol edebilmesine yardımcı olabilir?

Cevap: Kriter çok basit ve açıktır: insanoğlu için kendi egoizminin üzerine yükselmek ve kendini grubun tüm üyelerine ‘‘dostunu kendin gibi sev’’ ilkesine göre ilişkilendirmektir.

Soru: Bu kriter ölçülemiyor. ‘‘Yükselmek’’  ya da ‘‘sevgi’’ ne demektir?

Cevap: Bu kriter dolaylı olarak ölçülebilir. Biz ne egoizmin üzerine yükselmeye yönelik olan içsel çabalarımızı ölçebiliriz ne de hangi ölçüde kendi arzularımızın içine diğer arzuları ekleyebileceğimizi hesaplayabiliriz ve daha sonra sahip olduğumuz kaynakları ve isteklerimizi kullanarak onları doldurmaya çalışırız.

Şimdiye kadar, bu bizim kontrolümüz altında değildir. Biz bizi yöneten iç kuvvetleri hissetmek için doğanın özüne (cansız, bitkisel, hayvan seviyeleri, konuşan seviyeden bahsedilmez) yeterince derinine inip işlemeyiz.  Biz burada adamın içsel dünyasının ölçümü hakkında konuşuyoruz.

Kendi egoizminin üzerine yükselmeyi idare eden bazı insanlar vardır böylece onlar ölçebilirler ve kendi her iki bencil ve özgecil arzularını hareket ettiren arzularının içindeki dönüşüm olasılıklarını ve yollarını ve kendi niteliklerinin her çeşit hareketini sağlamaya yardımcı olan metotları kesin olarak tanımlayabilirler. Ancak bu sadece kendileri ve kendi özellikleri üzerinde kontrolü kazanmış olanlarda mevcuttur.

Bu sadece manevi yapıyı (kişinin hissi dünyası) keşfeden biri tarafından ölçülebilir ve kolayca içine hareket edebilir. Bu yapı kişiye ifşa olduğunda ve tüm nitelikler sıralanmış olduğunda,  o zaman kişi bunların arasındaki korelasyonu görür. Egoizmini ölçebilir. Böylece kişi artık sayısız olmayan duygularını, kendi kişisel özelliklerinin kapasitesini ve gücünü kavrar. Onun için artık onlar gizli değildir.

1/7/12 Tarihli Kab TV Programından Alıntı ‘‘İntegral Dünya: İntegral Toplum Formları’’

Gereksiz Problemlerden Kendini Nasıl Korursun

Soru: İntegral metotları çalışırken, kişi toplumun hissiyatını edinir ve sonra onlarca kişiyle etkileşim zorunda kaldığı dış dünyaya döner. Dünyevi işlerini yerine getirmek için işine gitmelidir, okul, işyeri vb. Kişi orada tamamıyla her şeyin para kazanmaya ve karşılığında hiçbir şey verilmemek üzerine kurulduğu farklı bir manzara ile karşılaşır. Kişi bu korkunç sistemle nasıl çalışabilir?

Cevap: Açıkçası ne söyleyeceğimi bilmiyorum; çünkü artık böylesi bir sistemde değilim. Ben genel olarak dünyadan izole yaşıyorum sadece dünya hakkında kulaktan dolma söylenenleri biliyorum: internet, televizyon, radyo ve gazete; bir sürü insanla bağ içindeyim ve bu kaynaklardan birçok bilgi alıyorum; fakat benim bu organizasyonlarla kişisel bir bağım yoktur.

Hayatın çok zor olduğunu anlıyorum, kişiyi yoruyor, onun sağlık ve sinirlerini yıpratıyor. Belki de biz halen her şeye iyi bir yolla cevap vermeyi denemeliyiz. En azından o zaman kendini gereksiz problemlerden koruyabilirsin diye düşünüyorum.

Aptal olduğun iddia edilmez; sen sadece hayatı biraz anlayan normal ciddi bir kişisin, başka bir kişinin görüşlerine karşı değilsin; fakat insanlara kasıtlı saygıyla davranırsın, onurunla hitap edersin belki de bir öğretmenin öğrencilerine davrandığı gibi. Bu farklı bir atmosfer yaratmalı diye düşünüyorum.

24/9/12 Tarihli Kab TV’den Alıntı ‘’Sosyal Bir Çevre İnşa Etmek’’

İçsel Değişimler: Yüksek Frekans Aralığı

Soru: ‘‘Dostunu kendin gibi sev’’ kuralını nasıl uygulayabiliriz?

Cevap: Bu durum, kendim ile dostum arasındaki farkı hissetmeyi durdurduğum zaman olur. Bu ilk kuraldır; daha sonra buna korku ve inancı eklemeliyiz.

Örneğin bir anne, çocuğu için içgüdüsel bir sevgiye sahip. Bu yeterli midir? Hayır. Sevgi, o anneyi hareket ettirir ve sevgi, burada çocuğuna karşı sürekli bir şekilde endişe ve şefkat olarak açıklanır.

Böylece sevgi yeterli değildir: Aynı zamanda sevdiği için korku da olmalıdır; endişe ve onunla birleşme, onun arzuları için endişelenme ve arzularına doğru bir alakayı yerine getirme. Böylece korku hissettiğim zaman, sevgimi ifade ederim ve bu ifadeye ‘‘inanç’’ denir.

Sevgi diğerlerine olan doğru yaklaşımdır ancak yaratılışın amacı sadece bu değildir.

Diğerleriyle birleşiriz, onların arzularını yerine getirir ve tek kabı oluştururuz ve dost sevgisinden Yaradan sevgisine ulaşırız.

Soru: Dost sevgisi bize nasıl güç verebilir ve ihtiyacımız olan yakıtı nasıl sağlayabilir? Kendi sevgisi içine karışmış bir kişi diğerlerinin arzusunu nasıl hissedebilir?

Cevap: Islah Eden Işık’ın yardımıyla. Şüphesiz sadece onunla.

Soru: Işık’ın bizi ıslah etmesi için bu doğrultuya yönelmiş sabit bir arzuya sahip olmamız mı gerekiyor?

Cevap: Evet. Bizim işimiz sevgi için, karşılıklı bağ için, birleşme için, diğerinin içinde olmayı istemek ve kendi arzum yerine onun arzularını almak için bir eksiklik yaratmaktır.

Bu tür eylemlerde Işık’ı kendi üzerine davet edersin.

İlk önce Işık’a, onun doğasına nasıl benzeyebileceğini bilmelisin. O, tek, sonsuz ve basit; O, ihsan eder herkese iyilik yapmayı ister. Eğer sen de bir şekilde bu eğilimi edinebilirsen o zaman bunu yaptığın ölçüde Işık’a yaklaşacaksın ve Işık senin üzerinde işleyecektir. Işık değişmez ancak senin Işık’a yaklaşımınla, onun senin üzerindeki etkisini artırırsın – hem kötü hem de iyi eğiliminde.

Bu dünyanın kanunlarında, genel alanın etkilemesi gerçeğinden dolayı Işık, uzak mesafeden ters nitelik olarak yansımaktadır. Böylece eğer sen Işık’a bir adım yaklaşırsan O sana iki adım yaklaşacak ve dört kat daha güçlü etki yapacaktır.

Soru: Çalışma esnasında Işık’ı çekiyoruz. Öyleyse gün içinde ne yapmalıyız? Bir sonraki ders için doğru arzuyu inşa etmek için dostlarla nasıl çalışmalıyım?

Cevap: Gün içinde de Işık’ı çekiyorsunuz zira en önemli şey ile yine temasınız var. Bunun yanı sıra çabası asla kesilmeyen dünya grubuna bağlısınız. Örneğin bizimle aynı mesajı alan Güney Amerika’da veya Avustralya’da çalışan dostlarımız var. Bizler tek bir kabız ve bu çalışma sadece senin bireysel çalışmanı içermez. Şüphesiz ki ders esnasında daha fazla Işık çekiyorsun ancak bütünde tüm dünyada günde 24 saat çalışıyoruz.

Soru: Işık’ı en verimli şekilde nasıl çekebiliriz? Her bir dost her nerede olursa olsunlar ne yapmaları lazım?

Cevap: Dostlarla birlik olmak için dost sevgisini düzeltmemiz lazım ki böylece Yaradan’ın ifşası için bir yer açalım. Bununla, O’na çok büyük memnuniyet getiririz bununla beraber tüm hazzımız O’nun yaratılanlarına vermek istediği hazdır.

Soru: Çabalarımızı kontrol edebilir miyiz ve genel sistemden yanıt alabilir miyiz?

Cevap: Eğer her birimiz biraz çaba sarf edersek, o kişi günlük olarak içsel değişim hissetmeye başlayacaktır oysaki şimdi kişi ayda bir veya iki kez yeni bir şeyi deneyimliyor. Daha sonra değişimler sonsuz bir zincir haline gelecektir: Giriş – çıkış, giriş – çıkış, her üç beş saniyede.

Elbette yaklaşımın da değişecektir ve istikrarlı bir yola sahip olacaksın ve iniş ve çıkışları orta çizginin içinden onları geliştirecek bir düzene getirebileceksin.

14.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları