TÜM DÜNYA BANA AİT

Defolu yaratılışım nedeniyle çevremde birçok dışsal arzular görürüm. Ancak bunların, hiçte üstesinden gelemediğim kendi içsel arzularım olduğunu ifade etmeliyim. Aynen kötü dürtülerime hakim olamadığım gibi ve bu nedenle de dışsalmış gibi görünürler. Onları eğer tekleştirebilir ve niteliklerime de egemen olabilirsem,tüm dışsallığın sadece bana ait olduğunu görebileceğim.

İçimde, onlara hükmedemediğim onlarca nitelikler, arzular, tutkular var olduğundan, dışımda da insanlar ve dopdolu bir dünya görürüm; yıldızlar, gezegenler, cansız, bitkisel, canlı, konuşan ve hepsi de bana karşı olarak işleyenler. Ve ben onları kendi yararıma kazanmaya ya da olduğunca çok uzaklarına kaçmaya çalışırım. Fakat tüm bunlara neden benim içsel yapım ve onun neticesi olarak dünyayı bu tarzda algılayışımdır.

Eğer yukarıdan, arzularıma mukavemet etme gücü lütfuna nail olabilirsem, tüm dünyanın bana ait olduğunu, ötekilerin benden ayrık olmayıp dışımda bulunmadıklarını, dolaysız bir şekilde keşfedip kendi gücümü hissedeceğim.

01-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

CEHENNEM YERİNE CENNET, KARANLIK YERİNE AYDINLIK

Karanlıkta olduğumuzda Yaratan’ın arzusunu ifşa edip bu koşulun onun tarafından ne kadar istenilen ve saygı görülen olduğunu anlamalıyız. Çünkü maneviyatta zaman ve koşul değişimi yoktur. İnsan yaklaşımını değiştirir ve aniden cehennem yerine-cenneti, düşüş yerine yükselişi, karanlık yerine, aydınlığı keşfeder. Değişen sadece insanın yaklaşımıdır, Yaratan tarafından değişen hiçbir şey yoktur, tersine  yaratılanın, onun için oluşturulan koşula nasıl yaklaştığı onu nasıl algıladığıdır söz konusu olan.

Yaratan’ın, O’nun için hazırladığı koşul değişmez ve sabittir. O sadece, bizlerin onunla daha ve daha çok uyum içinde olmamızı, bize hazırladıklarını sevgiyle ve taktirle kabullenmemizi, oluşan koşulları, beklenen ve hayrımıza olduklarını anlamamızdan başka birşey istemez.

Bu şekilde bizim kabulümüz büyür ve genişler, sevgimiz, anlayışımız ve teslimiyetimiz. Yaratan bizden bunu inatla keşfetmemizi diler-içinde bulunduğumuz koşul karşısında takındığımız tavrın sadece bizim kendi algımıza bağlı olduğunu farketmemizi. Bu realitede benim yaklaşımım dışında hiçbir şey mevcut değildir.

01-02-10-Zohar Kitabı dersinden alıntıdır.

MANEVİYAT ÇALIŞMASINDA AYRILIK VE KAVUŞMA

Deniyor ki, herşey benim içimde bulunur, tüm insanlar, tüm gerçeklik. Bana, dışımda bir yerlerde bulunan, neşamalar ile birleşmemi, bütünleşmemi söylüyorlar. Burada bir ayrılık söz konusu ve üstesinden nasıl gelineceği henüz bilinmiyor.

Anlaşılan tüm karmaşanın çözümü ve düzeltilmesi Zohar Kitabı tarafından yapılacak. Bizlere kalan sadece onu okumak ve muhteviyatına nüfuz etmeye çabalamak. Neşamayı açmaya ve tüm dünyanın, onun içinde bulunduğunu hayal etmeye istekli olunduğunda, neşamalar arası bağın gerekliliğini anlamaya başlarız. Bu nedenle bizim gibi, maneviyata istekli insanlar arar ve içimizde Yaratanı ifşa edeceğimiz bir sistemi gerçekleştirmeyi deneriz. Ve azda olsa maneviyatın ifşası ile, birinin diğerine nasıl bağlı olduğu , bariz bir şekilde açığa çıkar.

Şimdilik, realiteyi algılayışımız tek bir yönden olduğundan değersiz ve yalan, diğer yönü ile hayal edip bağ kuramıyoruz, dolayısıyla daha çok öğrendikçe daha da şaşırıyoruz ve bu da aslında anlamanın yöntemi olduğundan iyi birşey. Anlamak için önce şaşkınlık içinde olmamız ve sonra da bozulma ile gelen düzelme. Ancak bu arada öğrenmenin, individual neşamamızın anahtarı olduğunu hayal edip, uygulamalı çalışmamızda kalpteki noktalarımızı tek bir amaç uğruna birleştirmeye Yaratan’ın ifşası niyetlenmeliyiz.

KABALİSTLER GRUBUNDA ÇALIŞMA

Kalpteki tüm noktaları birleştirerek bir Kabalistler Grubu oluşturmak isterim, Kineset Yisrael “Yaşar-El”. Her birimizin, kalpteki noktası dışında birde egoistik arzudan oluşan bir bölümü daha mevcuttur ki, ondan, bütünleşme ve birleşme uğruna vazgeçmeye hazırdır. Aramızda kurduğumuz bu ortak bütünleşme ve karşılıklı aravut arzumuza, benzeyebidiğimiz oranda, Üst Işığı, Yaratan’ı, bizi yücelten Aşpaa niteliğini hissederiz.

ZOHAR KİTABI İLE İNDİVİDUALİST ÇALIŞMA

Ben, içimde Yaratanı ve Neşamamın tüm parçalarını ifşa etmek istiyorum. Keter, Hohma, Bina, Hesed, Gvura, Tiferet, Netsah, Hod, Yesod, Malhut ve aralarında var olan tüm ilişkiler. Bu nitelikler Avraam, Yitshak, İsmail, Esav, Yaakov ve oniki oğlu ve Yosef, David, Şelomo diye anılırlar. İyi ve kötü güçler onlara her yönden kıyafetlendirilir: İyuv, Paro ve vs.

Manevi çehreyi (partsuf), üç yönlü (gimel-kavim) olarak değil, çok yönlü olarak hayal etmeliyim. Aynen insan bedeninde var olan farklı birçok sistemin bulunuşu gibi. Sinir sistemi, Kan dolaşım sistemi ve henüz hakkında hiçbir şey bilmediğimiz, içinden enerji ve kimyevi malzemelerin geçtiği dolaşım sistemleri.

Ruhsal Bedende ise, çok daha fazla sistem mevcuttur ve bazılarının niteliklerine baktığımız zaman, farklı biçim ve seviyelerde, fazladan bağların olduğunu görürüz ancak onları gerçekten hissetmediğimiz sürece öğrenebilmemiz mümkün olmaz. Bizden talep edilen, sadece onları hissetme arzusu, tümüyle Aşpaa niteliğinde çalışan bu sistemi içselleştirmek. Orada, içerde, sadece Yaratan ve Yaratılan bulunuyor herşey içinde. Ben ona, “Adam u Olam Katan” ”İnsan Küçük Bir Dünyadır” ilkesi ile yaklaşırım. Bizim Dünyamız, fiziki bedenimiz üzerine konuşuluyor.

“Adam” bu benim ve “Olam Katan” da, Zohar kitabı ve içindeki hikayelerdir.

17-01-10-Zohar Kitabı-Dersinden alıntıdır

DAĞDAN YONTULMUŞ TAŞ

Denirki, insanın Neşaması Yaradanın bir parçasıdır. Dağdan yontulmuş bir taşa benzer, onun bir parçasını oluşturur. Yaratan, İnsan denilen, genel, tek bir Arzu tarattı. Tüm neşamaların birleşik ve EinSof ışığıyla dolu olduğu. Bu tamlığın durumudur.

Şimdilik ben kendimi bütünden ayrılmış küçük bir parça gibi hissederim. Büyük bir sistem içinde ufacık bir nokta misali. Diğerlerine doğru bir tarzda birleşmem, onlara ihsan edip, vermem oranında Yarata’nın  formunu edinir ve Ona yaklaşırım.

Diğerleriyle birleştiğimde onların arzularını da edinirim. Ötekinin arzusunu ancak onu seversem edinebilirim. Eğer, sevgimi bu büyük sistemde var olan, tüm neşama parçalarına dağıtabilirsem, o zaman küçük bir nokta, tek bir parça olmaktan çıkar, tam ve büyük bir dağ olmaya dönüşürüm. Ve denir ki “Komşunu Kendin Gibi Sev-Toranın büyük kuralı”.

Kendimize, Ötekini Sevme Arzusunu kattığımızda, Bütün, tam olmaya dönüşürüz. İkimizin birlikteliğinden aslında çıkan da Benim. Diğer yönden ilave parçalara bağlanır ve böylece kademeli olarak kendime katarım diğer neşamaları. Birleşme gücüm artar ve bu bana Manevi Dünyanın basamaklarında yükselmemi sağlar ve küçücük bir taştan bütün ve büyük bir dağa dönüşürüm.

26-01-10-Zohar Kitabına Giriş dersinden alıntıdır.

7 MİLYAR PARÇALI PAZIL

Yaratılan tek yaratılışın, kırılmasından sonra -Adamın Neşaması, kırılmış parçaların şekillendirilmesi sistemidir. Her birimiz onun ıslah olmamış bir parçası ve her sistem tarafımızdan ıslaha amaçlanmıştır. Herşeyden önce dünyalar sistemi oluşur aramızdaki bağın potansyel sistemi. Sanki önümüzde kuracağımız bir Pazıl mevcut. Üst dünyalar da buna benzer şekilde düzenlendi. Aynen, pazılda, içinde saklı olarak barındırdığı birçok şekil oluşumlarının, var olmasına rağmen, tarafımızdan farkedilememesi gibidir!

Neşamaların, yükselip birleşecekleri yer aslında hazır bir şekilde mevcut, ancak gizliyor bizlerden kendini. Bu yüzden zaten “olam” (dünya-alem) deniyor “aalama” (saklanmak) kelimesinden geliyor. Ben kendimi, “pazıl” içindeki  yerimi, niteliklerimi doğru tarzda kullanmamın yardımı ile bulacağım ve dolayısıyla da benim dışımda tüm parçaların yerlerini doldurduklarını ve pazılın tamamlanmış olduğunu göreceğim!

Bu sisteme, Alemler Sistemi deniyor. O artık inşa olmuş ve beni doğru bir şekilde kabul etmeye hazır, benden gayrı tümü ıslah olmuş ayrı ve tek kalan yere yerleşmem gerekir buna benim için Olam Atsilut denir.

Resme bakıldığında, sanki, sadece bana bitişik parçalarla bağ içinde bulunabileceğim sanılır, bana komşu ve yakın olan parçalarla. Ancak birbirlerine yakın parçalar diğerleriyle de bağ içinde bulunmalı ve sonrada ilaveten diğer parçalarla neticede ben tüm Neşamalar ile doğru bir bağ kurmalıyım!

26-01-10-Kabala Bilgeliğine Açılış dersinden alıntıdır.

ZOHAR KİTABINDA YAZILANLARA NASIL YAKLAŞILMALI

Zohar Kitabı’nın öğrenim başarısı, kesinlikle içinde anlatılanların senin tarafından sistemli bir şekilde düzenlenmesi ile ölçülü değildir.

Diyelim ki bu günkü dersten, sözcüklerin ardında gizli olan anlam ve hisleri bulup heyecanlandın ve buna karşılık bir sonraki derste de hiçbir şeyi anlayamadığın ve gösterdiğin çabaya rağmen konunun yavanlığı nedeniyle konsantre olamayıp dersi terk ettin.

Fakat, her iki durumda da doğru değerlendirmede bulunamazsın, çünkü gösterdiğin birkaç dakikalık çaban, senin tüm kazancın olur. Hiç bir şeyin bilincinde değiliz, ne ÜstDünya hakkında, ne kendimiz hakkında, ne de manevi dünyayı ifşa etme şartları hakkında. Tüm bunlara “Astara” “Saklanmış”- gizlenmiş deniyor.

Ancak insan kendini buna adarsa, çabalar ve ihsana gelmeyi isterse, o zaman, tatmin hissini yaşamadığı, öğrenimden tat almadığı durumlar dahi onun için en iyi konumda olan durumlardır.

Tecrübemden şahitlik yapabilirim ki, bazen ancak saatlerce üzerinde çalıştıktan sonra okuduğum Zohar yazıları ile aramda oluşan duvar çatlar ve o zaman işte elde edilen huşuyu ve yaşanan hisleri ifade edecek kelime bulamaz insan.

Islahta geçirilen “Tıkanmış” saatler, Yaratana ulaşma yolunda verilen en önemli çabadır! Ve sana  da Üst Işığı  sağlayacak olan yegane etken bu gösterdiğin çabadır.

Bu zorlu çalışma, senin için en iyiye olandır.

(21-12-09-ZoharKitabı)Dersinden alıntıdır.

YARATAN ve HAZLAR

Soru: Yaratan neden, ızdırab çektiğimiz bir gerçeklik var etti?

Cevap: “Işığın kazancı karanlığın içindedir” prensibi gereğidir.

Örneğin sporseverler izledikleri maçtan, tuttukları takım zorluklardan geçmezse, tam bir tatmin duygusu elde etmezler. Kazanan taraftar oyun süresince yaşadığı kaybetme korkusu nedeniyle maçı çok daha heyecanlı ve olumlu hislerle yaşar. Negatif duygulara olumlu duygular yaşatma gibi bir görev düşer.

İngiliz Blogundan gelen soru: Beni uzun zamandır rahatsız eden ve Kabala Bilgeliğini tereddütsüz kabullenmemi engelleyen sorunumu, sana sormak istiyorum: Neden Yaratan Haz almak istiyor? Her nasılsa yaratılanlara haz verdiğinde aslen kendi de haz aldığına göre bundan Yaratan’ın da egoist hazlar sahibi olduğu anlamı çıkmıyor mu?

Cevap: İhsan Etme niteliğini gereğince anlayamadığın için olsa gerek, onda bir bireysellik eğilimi var sanıyorsun.

(21-12-09-Zohar Kitabı) Dersinden alıntıdır.

İÇİMDE Kİ “İNSAN”I İFŞA

Kabalistler, manevi dünyanın yolunu keşfedebilmemiz için bizlere Zohar kitabını ulaştırdılar. Kabala ilmi de zaten, yaratılana Yarata’nın ifşa edilmesi yöntemidir. (Hohmat aKabalada “Hohma Kabalanın İçeriği” makalesine bak).

Bu kitap benden bahseder ve hatta biraz farklı bir tarzda içimde hissettiklerimden, sadece içimde olandan! Hayvansal bedenime benzer şekilde ruhsal bedenimde birçok bölüm ve sistemlerden oluşurlar.

Ancak, fiziksel bedenin ana maddesi Alma Arzusu iken, ruhsal bedenin ana maddesi İhsan etme arzusudur, doyum veren arzu. Ruhsal beden, Neşama, içimdeki “İnsan”dır. Çünkü fiziksel beden sadece kendi için meraklanır ve fiziksel varlığı devam ettikçe varlığını sürdürebilir.

İçimdeki “İnsan” kimdir? İçimi açıp, araştırıp onu keşfetmeliyim. Kabala ilmi ve Zohar kitabı da bunları konu edinir. İçimdeki arzuları ve aldıkları biçim ve nitelikleri tanımaya çalışıyorum. Onlar maddi dünyamızdan aldıkları çeşitli isimlerle belirirler.

İçimdeki İnsanda “Yaakov”, “Esav”, “Öküz”, “Eşek”, “Kuşlar”, “Ağaçlar”, “İlk İnsan”, “Noah”, “Gemi”yi çağrıştıran nitelikler var olup, tüm bunlar içimde bulunurlar.

Tüm bu bulgular bana ne verir? Bu nitelikleri ifşa edebilecek miyim? Aslını sorarsan cevabı hayır!  Bu bulgular sayesinde hiçbir şeyi ne bulacağız nede keşfedeceğiz.

Ancak verdiğimiz tüm bu çabalar bize ÜstIşığı davet eder, Yaratanı ifşayı. Aslında, içimizde var olan Üst nitelikleri tanımak için verdiğimiz çaba, Işığın ifşasını ve

O’nun kaynağını davet eder. Bu genel prensip gereğidir:

“YİGATİ ve MATSATİ”-”ÇABALADIM ve BULDUM”.

(20-12-09-Zohar Kitabı) Dersinden alıntıdır.

YAŞAMI TESPİT EDEN BÜYÜK ARZU

Azu her zaman haz-alma arzusu olarak kalır. İçinde birbirinden farklı ve birbirlerine hiç benzemeyen ve bağımlı olmayan bir çok parçaları barındırır. Aynen, insan bedeninde olduğu gibi. Kalbin, ciğer ya da akıl veya böbrekler arasında hiçbir fonksyon benzerliği olmadığı gibi, her organın kendine has yapısı ve fonksyonu mevcuttur. Hatta birinden diğerine aktarma yapıldığında zehirlenme ya da ölümüne neden olabilmektedir. Organlar bu derecede birbirlerine yabancı ve farklıdırlar. Aralarında ortak bir çalışma ile kurdukları armoni birlikte oluşturdukları tek bedenin fonksiyonu içindir.

Ruhsal bedende bulunan büyük manevi sistemi de bu şekilde okuduğumuzda, aynen Paro, Yisrael, Avraam, Eyüp misali bize birbirleri ile çelişkili gibi görünürler. Ancak hiçbir nitelik iptal edilmez! Sadece ıslah edilir, nihayetinde tek bir niyete, Yaratana bağlanmak için.

O zaman hem Paroya, Bilama ve Balaka ve hatta hem Amelek için de yer bulacağız. İhsan Etme niyetinde olmayan hiçbir arzu kalmıyacak. Arzular ayrı olarak kalacaklar ancak hiçbiri aralarındaki farkı hissetmeyecek! Sistemin tüm bölümleri armoni içinde bulunup, Yaratana benzemek, Onun gibi olabilmek için, aralarında bağ kurup çalışacaklar. Ona benzemekten kasıt ise, Zohar kitabının bize sunduğu gibi sistemi kopyalamak.

Dünyamızda nasıl davranılacağını, oluşturduğumuz modelle, çocuklarımıza gösterdiğimiz ve onların da bizlere olan benzeme özlemleri gibi, tüm arzu ve düşüncelerimizi Zohar kitabında okuduğumuz bu sisteme nasıl birleştireceğimize özlem duymalıyız. Aslında çok azıcık anlıyoruz, aynen annesinin dediklerini zorlukla anlayabilen çocuk misali, o henüz hiçbir şey bilmiyor ve sadece bilmenin özlemini çekiyor! Çocuk annesini anlamakta ne kadar zorlanıyor ve ne büyük çaba sarfediyor! O, konuşulan lisanı ve kullanılan semboller alemini tanımıyor, bulunduğu dünyayı bilmiyor, hiçbir şey tanımıyor! İşte kendinizi onun yerine koyun. Bu aynen Zohar kitabının bizlere anlattığı tablodur.

Şu an, ermiş insanların, uluların, kabalistlerin önündeyim. Bana hiç bilmediğim, tanımadığım bir dünyayı anlatıyorlar, ancak benimle bu dünyanın çocuğu arasında fark var. Çocukta dünyamızı tanıma, bilme arzusu güdüsel olarak mevcut! Yaşamını vareden büyük arzu bu.  Oysa ben, ruhsal dünyayı anlıyabilme ve tanıma arzusunu kendim oluşturmalıyım. Demek ki aynı bedenin farklı organlarını, neşamanın bölümlerini, sistemi tanıma adına birleştirir ve teklerim.

17-01-10-ZoharKitabı-Dersinden alıntıdır.

RUHSAL DÜNYA-ÇOK KOLAY BU

Tüm dünya o, arzumun parçaları, benim parçalarım! Ancak ben onları bana ait değillermiş gibi hissediyorum. “Tüm Dünyaya Lanet”, hiçte yazık gelmiyor bana bu!

Kabala Bilgeliğinin bize öğrettiği realiteyi ifşa etmek; herşey benim, benim arzum. Benim görünmediğim ya da benim sanki dışımdaymış gibi görünen resimler, benim için birtek arzuya birleşmek zorundalar. Yaratan sadece Arzu yarattı. Onun içinde varolur ve dışında ise hiçbir şeyi ne hisseder ne de algılarız. Bizler Yaratanı arzumuz yoluyla ifşa ederiz. Bu yüzden Yaratan-Bore deniyor, “Bou-Gel ve Re-Gör”. Bu dünya benim şu anda hissettiğim, gelecek dünya ise bir an sonar hissedeceğimdir. Herşey, benim daha ve daha çok diye hissettiğim herşey, hep aynı arzu içinde oluşur. Zaman, mekan ve harekete bağımlı olmadan, sayısız ve sonsuz bir şekilde ebedi izlenimler oluşurlar yolumda.

Dışarıda olan birşey gerçekten yok, herşey arzumun içinde beliren farklı fenomenlerden ibaret. Bu yer-hayal ve bu dünya-hayal ve tüm gerçeklik ve sonradan bunlara: “Rüyada Gibiydik” diyeceğiz. Demekki uyanıcağız, aynen bilincini yitiren kişinin tekrar bilincine kavuşması gibi ve gerçekte neler olduğunu farketmeye başlıyacağız.

Kabala Hikmetinin amacı da tam olarak bu. Bizleri bilinçle tanıştırmak. Kişi bilinçten yoksun olduğunda onunla konuşmanız faydasız, önce uyandırılması, farkındalığını kazanması gerekir. Dolayısıyla Zohar kitabını açtığımızda arzumuzun dışında hiçbir şeyin olmadığını hayal etmeliyiz. Bu dünya yok, ben yokum ve aynen dışımdakiler de yok, tüm bunlar, sadece benim hayalim, ilüzyonumdan ibaret! Var olan tek şey arzu, haz-alma arzusu ve herşey onun içinde oluşuyor: Bu dünya ve gelecek dünya, yaşam ve ölüm, cansız, bitkisel, canlı ve konuşan.

Zohar kitabı bizlere, RuhsalDünyayı hissetmemizi sağlıyacak yolu açar!

15-01-10-Zohar Kitabı- dersinden alıntıdır.