Büyü Var mıdır?

Bana yöneltilen bir soru: Bulunduğumuz dünyanın, üst dünyanın bir yansıması olduğunu öğreniyoruz. Yazıyor ki “Yukarıda ne ise, altta da odur.” Buba ilaveten öğreniyoruz ki, yaşanan tüm dengesizlikler evrimleşen egozimizin sonucudur. Günümüz dünyasına bir göz atmamız yeterli, bunun gerçek olduğunu görebilmemiz için. Buna rağmen gizli öğreti ve klanlar ile ilgili bir sürü söylenti var. “İlluminati” gibi gizli gruplar büyülü ritüellerde bulunuyorlar ve bu gizli grupların amaçlarının sadece dünyayı kontrol etmek değil, Yaratan’ın gücüne kavuşmak olduğu söyleniyor. Bunda bir gerçlek payı var mı?

Cevabım: Dünyamızda gizem veya mucize yoktur. Her ne kadar bunların varlığına inanmak istesesek de, bu tür şeyler yoktur. Dünyamızın gördüğümüzden daha ilginç olduğunu, bir şekilde büyülü bir dünya olduğunu görmek isteriz. Oysa her şey tabiatın kesin kanunları içinde var olur.  Eğer kişi bu kanunları bilir ise, algılanabilir dünyanın sınırlarını genişletebilir. Kendi içimizde ilave kaliteler geliştirebiliriz ve bunlar vasıtası ile daha geniş bir dünya algılayabiliriz. Fakat tüm bu gelişmeler fiziksel “form eşitliği” kanununa göre zaten oluşmaktadır.

Erkeklerin ve Kadınların Arzuları

Soru: Erkek ıslahı için, kadınların manevi yöndeki arzusuna ihtiyaç duyuyor, peki kadınlar bu yöndeki arzularının farkındalar mı ya da kadınlar arzularını erkeğe mutlaka teslim etmeliler mi?

Cevap: Erkek dünyanın tüm arzularını ıslahında hissetmek istemelidir. Kadınsa kendi arzularını hissedebilir, böyle olduğu gibi, bunu hissetmek için uğraşmalıdır da; kadınlar, arzularını aralarında bağ olan erkekler grubuna aktarmak için çaba sarfedebilirler.

Soru: Kadın Malkut ise ve sadece kendi arzusunu karşılayabiliyorsa ihsan etme niteliğine nasıl ulaşabilir?

Cevap: Kadın arzusunu, erkeğe teslim ederek; sadece kendi arzusunu karşılayabilmekten ihsan etmek için alma niteliğine gelir.

Başlangıç Problemleri

Soru: Kişinin grubu Yaratan tarafından seçiliyor, kişi onları severse Yaratan tarafından da sevilecek. Kişi düşüş anında ilerleyebiliyor, çıkışta da grubun gücünden faydalanıyor. Grubun içindeki insanlar birlik oluyor; beraber şarkılar söylüyorlar, birbirlerine destek oluyorlar ancak kişi amacına doğru tek başına gidiyor ve kimi zaman kendisinin gösterdiği olgunluğu gruptan göremeyebiliyor. Kişi bu ikisini; yani hem grubu, hem kendini birleştirmeyi nasıl başarabilir?

Cevap: Herkes ilkin buna karşı çıkar. Bazı insanlar doğanın taksimine göre daha sosyal, bazıları daha bireyseldir (kendi başınadır). Kişi kendi başına çabaladıkça sonuç almasının güçleştiğini, grubun (ruhların birliğinin) ıslahından başka çare olmadığını görür; kişi grupla bağını hiç koparmadan, daha çok maneviyat çalışmalı ve dağıtım yapmaya katılmalıdır.

Kadınlara Karşı Şiddet Neden Bu Kadar Fazla?

Soru: Her gün kadınlar erkek arkadaşları tarafından ya da kocaları tarafından şiddete maruz kalıyor kimi zaman öldürülüyor fakat buna kıyasla kadınlar erkeklere karşı ya da kocalarına karşı daha pasif kalıyor, bunun nedeni nedir tam olarak; kadın neden bu kadar fazla şiddet görüyor?

Cevap: Kadın başlangıçta erkeğe karşı zayıf durumda başlıyor, doğa erkeğe kadının zayıf olduğu hissini veriyor. Biz bunu ilk günah hadisesinden anlayabiliriz. Kadının ıslahı erkeğin Kli’sinin ıslahına bağlıdır. Bu, dünyamıza da yansıyor, kadın yardıma ihtiyaç duyuyor, çocuğu karnında taşırken, çocuğu dünyaya getirirken, hep erkeğe bir şekilde bağımlı kalıyor ancak bunu kendini kocasına atfederek yapıyor. Bizim dünyamızın değişmez ilişki koşulu budur.Onlar birbiriyle çift olmalılar; böyle olmalılar ki; Yaratan onları kendi katına yükseltebilsin. Aynı zamanda, ışığın tam olarak ifşa olabilmesi için, kadının arzusu ve yardımı kesinlikle gereklidir.

Ölüm Ne Anlama Gelir? Ölümden Nasıl Korkmayabiliriz?

Soru: Ölüm nedir, ölüm korkusunu insan nasıl bitirebilir?

Cevap: Kim hayvansal seviyedeki bedeniyle (arzularıyla) özdeşleşirse ölümden korku duyar. Kişi varoluşunun sonunda kendi ‘Ben’ini keşfeder. Kişinin kendi ‘Beni’ öteki dünyadır, eğer kişi gruptakilerle bağ kurmaya başlarsa kendi içindeki ‘Ben’ i idrak edebilir, bunu bu dünyadayken bedenindeyken yapabilir, diğerlerinin kalpteki noktalarıyla kendi kalp noktası arasında bağ kurar ve ıslah edici ışığın etkisiyle kendiliğinden güven durumunu elde eder. Kişi bu şekilde fiziksel bedeni öldükten sonra ruhsal bedeninde yaşayacağını bilir. Kişi ölüm anında bedenin bir gömlek değiştirircesine ayrılır (ıslah olmamışsa) yenisine geçer. Korku, kişinin arzularına(bedenine) bağımlı olmasından kaynaklanıyor. Kişi grupla bağ kurarsa asıl çözümü bulur. Çünkü siz başkalarının arzularını hissetmeye başlarsanız; sonsuz dünyayı da (manevi alemi de) kendinizin dışında olduğunu bulacaksınız.

“Herkes Kendi Yolunu Yaşar”

Soru: Laitman, Kabala evlilikte kadın erkek arasındaki ilişkileri nasıl yorumluyor, bu ilişkiye kutsal olarak mı bakıyor yoksa yolu takip ederkenki bir gereklilik olarak mı görüyor?

Cevap: Kutsal ya da kutsallık demek; Kabala’yı doğru çalıştığımızda, Yaratan’ın ıslah edici ışığının bizi etkilemesiyle, ihsan edici olabilme niteliğine gelmektir. Bunun dışında bir kutsallık yoktur. Şöyle yazıyor: “Maneviyatta zorlama yoktur”. Zorlama egoizmden doğar ve ego da bedene ilişkindir. Beden ya da ego zorlamaya ihtiyaç duyar oysa maneviyatta ve manevi alemlerde onun bir yeri yoktur.

Yaratan’a dönmek için yeterli olgunluğa erişmişse, her insan, kendi yolunu izleyerek Yaratan’a gelir. Ailenize zorlama yapmadan nazikçe Kabala’nın ne olduğundan (hayatın amacının, anlamının ne olduğundan) bahsedebilirsiniz ancak kesinlikle nezaketi kaybetmeden.

Siz onları bir araç olarak görüp el birliği ile Yaratan’a karşı çabalarsanız; Yaratan’la bütünleşmek için güç alırsınız. Beden olarak birbirinize yakın olsanız da, ruh olarak aslında birbirinizden kopuk (birbirinize yabancı, farklı) olduğunuzu deneyimlersiniz.

“Ben ya da Yaratan”

Kontrolün Yaratan’a mı yoksa insana mı ait olduğu hakkında iki soru:

Soru: Amaç doğrultusundaki yolda, arzumla çalışırken; ıslahım da dâhil olmak üzere tüm koşulların ve yaratılışın Yaratan olmadan, kendiliğinden düzenlendiğini mi hissediyorum, yoksa Yaratan’ın her şeyi yaptığını ve benim onun arzusunu doldurmak istediğimi mi görüyorum? Bunlardan hangisi önce geliyor?

Cevap: Bu ikisi çelişkili fakat kişi son ıslahına kadar önce hangisi geliyor sorusunda kalacak: Önce kim geliyor? Güç kime ait? (bana mı Yaratan’a mı? ) Kim tayin ediyor düşünceleri, hisleri, eylemleri ben ya da Yaratan? Kişi Yaratan ile bir bütün olduğunda, bu çelişkili durum ortadan kalkacak.

Soru: Çabanın ve ıslahın kendi tarafımdan olacağını kabul edebiliyorum ama her şeyin Yaratan aracılığıyla gerçekleştiğini kabul edebilmek çok zor. Ben düşüşteyken Yaratan ıslahımı yapıyor, yükselişte olduğumda da o bana bu koşulu veriyor; her şeyin önceden belirlendiğini hissetmiyorum, ne yapmalıyım?

Cevap: Hissetmeyi denemelisiniz etrafta ne varsa, size gelen tüm koşulların, düşüncelerin özetle; her şeyin Yaratan’dan geldiğini hissetmelisiniz. Bunu yapabilmek  için Kabalistik materyali (kitaplar, makaleler…vs) çalışmalı ve Yaratan’ın ıslah edici ışığını çekmelisiniz.

Devasa Bir Yeraltı Parçacık Hızlandırıcısı Endişelenmek için bir Sebep mi?

Haberlerden Makale (1tv.ru’dan çevri): “Son zamanlarda kitlesel iletişim araçlarında gezegenimizin bir felaket ile karşı karşıya olduğunu iddia eden pek çok yayın var. Paniğin ortaya çıkış sebebi devasa bir parçacık hızlandırıcısının fırlatılacağının duyurulması ile oldu. Bilim insanları bu yoruma atıfta bulunarak ki bu yer altında yüz metre derinde bulunuyor, insan düşüncesinin en büyük başarısı olduğunu belirtiyor. Onların dediğine göre bu hızlandırıcı evrenin pek çok sırrını ortaya çıkarmamızda bize yardım edecekmiş. Ancak bu eşsiz deneyin aynı zamanda bir çok karşıtı bulunuyor ki bu kişiler madde ve madde karşıtının sırları içindeki ölçüsüz araştırma insanlık için küresel bir tehlike gerektirdiğine inanıyor.”

Cevabım: Bizim bütün davranışlarımız, daha önce ve sonra gelenlerde de olduğu gibi, baştan beri Yaratan’ın planın içeriğinde yer almaktadır. Onlar oradan su yüzüne çıkar, bizde ise düşünceler olarak belli olurlar ve form değiştirerek davranış olurlar, ki biz Yaratan’ın programına göre bunları da taşırız. Hepimiz her zaman O’nun içindeyiz! Arzular ve düşünceler bize yukarıdan alçalır, ama biz onların bizim olduğunu düşünürüz çünkü onların Kaynağı bizden gizlenmiştir. “Bizim” arzularımız ve düşüncelerimiz yukarıdan, Yaratan’dan bize alçalır, hatta biz onları arzulamadan veya düşünmeden önce bile ve işte bu bizim yaptığımız şeyleri arzulamamıza ve düşünmemize sebep olur.

İnsan olan şeyler hakkında sınırlı bir algıya sahiptir ve bu sebepten dolayı kendi arzularını ve düşüncelerini ürettiğini düşünür ve bununla bu dünyada fiziksel davranışları ile birşeyleri değiştirebilir. Ama gerçekte, bu sadece yukarıdan yapılabilir, Yaratan, Işık, Ohr Makif (Saran Işık) yardımı ile. Bu nedenle, bilim insanları kuklalar gibi oldukları için ve onların davranışları Yaratan tarafından dikte edildiğinden beri, ben sakinleşmeyi öneririm.

Milkshake İçin ve Kabala Çalışın

Aldığım bir soru: Maddi davranışların maneviyat ile hiç bir ilgisi olmadığını anlıyorum, ama bir perde elde edilene kadar davranışlarımız egodan gelir ve maddi dünyada yer alır. Eğer yeni yemek yemiş olmama ve onunla beslenmeye ihtiyacım olmamasına rağmen milkshake arzularsam, sonrasında bu arzuya karşı koymalı mıyım ve kendimi bu zevkten esirgemeli miyim? Yoksa milkshake almalı mıyım çünkü bu sadece maddesel bir davranış ve nasıl olsa bir şey değiştirmez? Ya da milkshake içmeli ve Yaratan’dan ötürü aldığımı mı farz etmeliyim? Ben bu maddi dünyada karşıma çıkan ego arzuları ile nasıl başa çıkabileceğimle ilgili yol gösterimi arıyorum. Farz ediyor muyuz? Onu yapana kadar numara mı yapıyoruz?


Cevabım:
Din ve getirdikleri sana farz etmeyi öğretiyor, ama Kabala sana sadece bir tek şey yapmanı söylüyor, gerçek Kabalistik kaynakları çalışarak Üst Işık’ı çekmeni. Ne de olsa, Işık seni yarattı, arzuların ve düşüncelerin ile beraber (aklın ve kalbin), ve bundan dolayı sadece O seni ıslah edebilir. Hayatında sonuçlar almak için, sürekli ilgili olman gereken en önemli şey sadece bir tane – amacın önemi ve amaçtan uzak düşünceler ile nasıl başa çıkacağını bulmayı denemeye çalışma. Sonrasında geri kalan her şey sana yardımcı olan geçici araçlar haline gelecek. Bu yüzden milkshake’ini iç ve Kabala çalış!

İrade Özgürlüğü Hızlanmada Bulunur

Kişinin manevi yolda hızlanması ve kendisinin Reshimo’sunu fark etmesi hakkında aldığım sorular

Soru: Bizim hızlanmanın bir parçası olmamızın amacı nedir?

Cevabım: Biz ivme kazanarak, kendimizi değiştiririz ve bu ivmenin kendisinden daha çok bizim ihtiyacımız olan sonuçtur. Ve biz bunu ancak hareketimizi kendi özgür arzumuz aracılığı ile hızlandırarak edinebiliriz ki bu diğer kişiler ile etkileşimde olduğumuz durumdur.

Soru: Hızlanmada nasıl irade özgürlüğü olabilir?

Cevabım: Bu kişinin irade özgürlüğüne bağlı olarak diğerleri ile etkileşime geçmesi ve amaca doğru onlardan ek arzular ve özlemler alması ile vardır. Bir kişinin özgür iradesi çevreyi kullanmasında yatar.

Soru: Zaman yok, ama eğer zaman var olsaydı bile, Yaratan ve yaratılış amacı zamanın parametreleri ile sınırlanmazdı, değil mi?

Cevabım: Evet ve biz tam olarak özgür irademizi kullanarak bu zamansız his alanına girmek zorundayız.

Soru: İki dakika içinde 1000 durumdan geçmek bir kutsanma. Ama ya bir gün içinde 1000 durumdan geçmek – bu daha mı kötü? Biliyorum ki daha önceden belirlenmiş olan Reshimot var ama onların çözülme hızı Saran Işık’ın (Ohr Makif’in) etkileme gücüne mi bağlı?

Cevabım: Evet, sadece buna bağlı. Elbette ki, bu olmadan bile biz grup aracılığı ile amaç için özlemimizi geliştirmeye zorlanıyoruz, ama acı ve yolun uzunluğu ile. Ama biz aynı zamanda bunu çabukça ve keyif içinde geçirebiliriz, bunu da onun önemli olduğunu fark ederek yaparız, zorunlu güçler yerine çevreden aldığımız güçlerin yardımı ile Baal HaSulam’ın “Özgürlük” makalesinde yazdığı gibi.

Soru: Kişinin Reshimo’sunu fark etmesi içinde bulunduğu çevreye mi bağlıdır?

Cevabım: Bu çevresini nasıl kullandığına bağlıdır. Eğer bir kişi özgür irade aracılığı ile gelişme fırsatını bulursa, bunun anlamı bunu yapan uygun çevrenin kişi için de hazırlanmış olmasıdır: bir öğretmen, kitaplar ve grup.