Milkshake İçin ve Kabala Çalışın

Aldığım bir soru: Maddi davranışların maneviyat ile hiç bir ilgisi olmadığını anlıyorum, ama bir perde elde edilene kadar davranışlarımız egodan gelir ve maddi dünyada yer alır. Eğer yeni yemek yemiş olmama ve onunla beslenmeye ihtiyacım olmamasına rağmen milkshake arzularsam, sonrasında bu arzuya karşı koymalı mıyım ve kendimi bu zevkten esirgemeli miyim? Yoksa milkshake almalı mıyım çünkü bu sadece maddesel bir davranış ve nasıl olsa bir şey değiştirmez? Ya da milkshake içmeli ve Yaratan’dan ötürü aldığımı mı farz etmeliyim? Ben bu maddi dünyada karşıma çıkan ego arzuları ile nasıl başa çıkabileceğimle ilgili yol gösterimi arıyorum. Farz ediyor muyuz? Onu yapana kadar numara mı yapıyoruz?


Cevabım:
Din ve getirdikleri sana farz etmeyi öğretiyor, ama Kabala sana sadece bir tek şey yapmanı söylüyor, gerçek Kabalistik kaynakları çalışarak Üst Işık’ı çekmeni. Ne de olsa, Işık seni yarattı, arzuların ve düşüncelerin ile beraber (aklın ve kalbin), ve bundan dolayı sadece O seni ıslah edebilir. Hayatında sonuçlar almak için, sürekli ilgili olman gereken en önemli şey sadece bir tane – amacın önemi ve amaçtan uzak düşünceler ile nasıl başa çıkacağını bulmayı denemeye çalışma. Sonrasında geri kalan her şey sana yardımcı olan geçici araçlar haline gelecek. Bu yüzden milkshake’ini iç ve Kabala çalış!

İrade Özgürlüğü Hızlanmada Bulunur

Kişinin manevi yolda hızlanması ve kendisinin Reshimo’sunu fark etmesi hakkında aldığım sorular

Soru: Bizim hızlanmanın bir parçası olmamızın amacı nedir?

Cevabım: Biz ivme kazanarak, kendimizi değiştiririz ve bu ivmenin kendisinden daha çok bizim ihtiyacımız olan sonuçtur. Ve biz bunu ancak hareketimizi kendi özgür arzumuz aracılığı ile hızlandırarak edinebiliriz ki bu diğer kişiler ile etkileşimde olduğumuz durumdur.

Soru: Hızlanmada nasıl irade özgürlüğü olabilir?

Cevabım: Bu kişinin irade özgürlüğüne bağlı olarak diğerleri ile etkileşime geçmesi ve amaca doğru onlardan ek arzular ve özlemler alması ile vardır. Bir kişinin özgür iradesi çevreyi kullanmasında yatar.

Soru: Zaman yok, ama eğer zaman var olsaydı bile, Yaratan ve yaratılış amacı zamanın parametreleri ile sınırlanmazdı, değil mi?

Cevabım: Evet ve biz tam olarak özgür irademizi kullanarak bu zamansız his alanına girmek zorundayız.

Soru: İki dakika içinde 1000 durumdan geçmek bir kutsanma. Ama ya bir gün içinde 1000 durumdan geçmek – bu daha mı kötü? Biliyorum ki daha önceden belirlenmiş olan Reshimot var ama onların çözülme hızı Saran Işık’ın (Ohr Makif’in) etkileme gücüne mi bağlı?

Cevabım: Evet, sadece buna bağlı. Elbette ki, bu olmadan bile biz grup aracılığı ile amaç için özlemimizi geliştirmeye zorlanıyoruz, ama acı ve yolun uzunluğu ile. Ama biz aynı zamanda bunu çabukça ve keyif içinde geçirebiliriz, bunu da onun önemli olduğunu fark ederek yaparız, zorunlu güçler yerine çevreden aldığımız güçlerin yardımı ile Baal HaSulam’ın “Özgürlük” makalesinde yazdığı gibi.

Soru: Kişinin Reshimo’sunu fark etmesi içinde bulunduğu çevreye mi bağlıdır?

Cevabım: Bu çevresini nasıl kullandığına bağlıdır. Eğer bir kişi özgür irade aracılığı ile gelişme fırsatını bulursa, bunun anlamı bunu yapan uygun çevrenin kişi için de hazırlanmış olmasıdır: bir öğretmen, kitaplar ve grup.

Eğer ben ölürsem Dünya’ya ne olacak?

Aldığım bir soru: Ben bundan önceki hayatım veya gelecekteki var oluşum hakkında birşey bilmiyorum ve hatırlamıyorum ve bu dünya mevcut çünkü ben şu anda yaşıyorum. Öyleyse, eğer ben ölürsem ne olacak?

Cevabım: Eğer sen ruhun ifşasına erişirsen, en küçük manevi niteliğe, bir noktadan ruhun en küçük gelişimine, onun gerçek var oluşuna, sonrasında bedenin öldüğü zaman, sen ruhunu idrak etmeye devam edersin, ta ki içinde hacim ve Işık sahip olunana kadar. Ve sonrasında o tekrar bir bedenin içinde var olur, bir kadın tarafından doğurulur, gelişiminin bütün 125 adımını tamamlamak için bu bedenin içinde var olmaya devam eder, Çünkü bu sadece bizim dünyamızda fiziksel olarak bulunulduğunda yapılabilir.

Ama sen noktadan ruhun ifşasına erişemezsen, sonrasında bu dünyada yeniden belirirsin, tıpkı bu seferde de yaptığın gibi ve ifşa edip geliştirmek için başka bir şansın (kalpte bir nokta) daha olur.

Zamanda Yolculuk, Auralar, Şeytan ve Ay

Doğaüstü fenomenler hakkında aldığım dört soru

Soru: Neden biz her zaman ayın sadece aynı yüzünü görüyoruz?

Cevabım: Çünkü bu Atzilut Dünyasında, Malchut’un ilgili Zeir Anpin ile nasıl yer aldığıdır. Güçler bize buradan alçalır ve bu şekilde bizim dünyamızda maddeyi belirtirler. Nihayetinde, bizim dünyamızda olan herşey Üst Güç tarafından belirlenir ki, bu kaynağını Atzilut Dünyasının ZO”N’dan alır. Bu gücün bir mikro-dozu bizim bütün evrenimizin var oluş sebebidir, Üst Seviye’den bizim materyal seviyemizde birden gelişir. Bu aşama aşama yalınlaşır ve faaliyetinin hızı düşer ve buna bağlı olarak sebep olan enerji ve sonrasında da madde. Öyleyse madde sadece Üst Enerji onun içinde bulunduğu için var olmaktadır veya başka kelimeler ile anlatmak gerekirse –  “Tanrı kelimesi ile”. Ve o sadece maddede “Tanrı kelimesi”ni fark etmek için var olmaktadır – bu, kişi iki türlü enerjiyi birleştirdiğinden beri, manevi ve maddi,  insanın yapması gerekendir. Ve bu gerçekleştikten sonra, evren onun mevcut var oluşunu kavrayacaktır ki bu o enerjilerin egoistik bir anda var oluşudur (veya karşıtlığı). Aklıma gelmişken, bilim artık evrenin sonsuz veya ebedi olmadığını onaylıyor (her ne kadar ben okulda iken bize öğretilen onun sonsuz ve ebedi olduğuydu).

Soru: Şeytan kavramı Kabala’da var mı?

Cevabım: Bütün güçler bizim içimizdedir; onların hepsi bizim – bizim için aziz ve sevilen ve egoist. Ve Şeytan bunlardan biri. “Şeytan partiyi sürdürüyor!”

Soru: Bir Kabalist olarak, zaman yolculuğunun mümkün olup olmadığını söyleyebilir misiniz?

Cevabım: Fiziksel olarak mümkün değil. Ama manevi alanda, ki orası tamamen zamanın mekanın ve hareketin ötesinde, bu normal bir fenomen, – tıpkı Einstein’ın söylediği gibi, çünkü o bizim ışığımızdan daha yukarıda, ve manevi Işık’ta bulunur.

Soru: Kabala kişinin bir aurası olduğu ile hem fikir mi?

Cevabım: Evet. Aura ister durağan, ister bitkisel veya ister hareketli olsun her yaratılan varlığın çevresini saran bir enerji alanıdır. Dahası, Kabala çalışarak ihsanın niteliğine ulaşmamış bir insan için maneviyatı görmek, ihsanın niteliğini görmek imkânsızdır, ama herhangi bir insan veya kamera aurayı görebilir ve resmini çekebilir.

GERÇEKLİĞİMİZDEKİ METRİKS

Kabala bilgeliğine Tora’nın İçselliği deniyor. İçselliğin Bilgeliği. Neticede, Kabalanın bahsettiği hep içimizde olup bitenler sadece. Aslında bedenlerimiz ve tüm madde dünyası yok, bu yüzdende bu dünyaya ilüzyon, hayal dünyası deniyor. Realiteyi doğru algılamaya başladığımızda aslında tüm olup bitenlerin arzumuzun içinde gerçekleştiğini hissetmeye başlıyacağız. Arzumuz bize, dışımızda birşeylerin: cansız, bitkisel, canlı ve insanlardan oluşan, birşeylerin olduğu hissini yaşatmakta ancak aslında tüm bunlar sadece arzumuzun içinde vuku bulan farklı fenomenler.

Matriks içinde yaşıyoruz, anlamak zorundayız ki oluşan ne varsa hepsi hislerimizin içinde oluşuyor. Sadece haz-alma arzusudur tüm bu oluşan fenomenleri hisseden ve bunun hiç unutulmaması çok önemlidir çünkü gerçeğe olan bu yaklaşımımız “herşeyin bana bağlı olduğu ve dışımda olana değil” bizleri kendi içsel ıslahımıza yönlendirir.

Biz kendimizi, arzularımızda, ancak ÜstIşığın fonunda algılayabiliyoruz, herşey yalnızca ÜstIşık sayesinde! Neticede ÜstIşık Sonsuzluk Dünyasıdır. Orada kendimizi, benzer gerçekliği ve koşulları edinmedikçe, ışıkta olan nitelikleri edinmedikçe görmemiz mümkün değildir.

Düştüğümüz 125 basamak, bizleri indikçe artan bir mesafede ÜstIşıktan uzaklaştırdı ve biz o konumun koşullarında kendimizi görmekteyiz. Dolayısıyla çevremizde gördüğümüz herşey, sadece, içinde farklı seviyeler barındıran kendi arzumuz: Cansız, bitkisel, canlı ve konuşan seviyelerde, bayağılığın dört seviyesi (KabaArzular). Bunlar bizim ÜstIşıkla olan farklılıklarımızın göstergeleri, bizim realitemizin resimleri, bu dünya görüntülerimizin fotoğrafları.

Dolayısıyla hakiki realiteyi ifşa ve gerçek olan resimle örtüşebilmek için göstereceğimiz çaba bizi daha rafine olmaya ve hepimizi birtek olarak görmeye zorlayacak. Neticede aramızda ne kadar çok birlik sağlayabilirsek o kadar çok Işık içine dahil olur ve böylece sonsuz yaşamda, EinSof da ilerlememiz mümkün olur.

Yaşanan tüm bu fenomenler, ki onları dışımızdaymışlar gibi algılıyoruz, rüya misali yok olurlar, çünkü aslında biz yalnızca Işığın içinde var oluyor, yaşıyoruz. Bu öncül temelin iyi anlaşılması Kabala Bilgeliği için çok önemlidir çünkü tüm diğer felsefi, dinsel ve farklı metotlardan ayrıldığı noktadır.

Kabala Bilgeliği insana sadece kendi arzusunu ıslah etmesini ve Işığa benzemesi gerektiğini söyler ve fiziksel hiçbir eylem buna dahil değildir.

24-02-10 “Halk için Zohar” kongresinde 7.dersten alıntıdır.

Bir Soru Bir Cevap

Soru: Eğer Grup Hocasını kaybederse ilerleyebilir mi?

Cevap: Grubun ve senin manen ilerleyebilmesi için gerekli her şey arşivlerde tutulan on binlerce derste mevcut. Ne kadar güçlü bağ kurarsanız, o derslerde o kadar fazla derece ifşa edersiniz. Her şey Kli’ye bağlı, kimin doldurduğuna değil.

Daha fazla birlik edindikçe, tüm derslerde yeni şeyler ifşa edeceksiniz. On yıl sonra, o dersin on yıl öncesindeki derslerden çok daha yüksek dereceler ifşa edeceksiniz. Her şey bunu kullanan kişiye bağlı hassasiyetine ve açıklığına. Aynı materyalde yeni katmanlar keşf edersiniz. İçsel değişim sürekli daha derin yeni ifşalara gelmenizi sağlayacak. Daha güçlü birlik daha önceki derslerdeki koşulları görmenizi sağlayacak.

Bir hocanın gitmesi son değildir. Hayat devam eder, Yukarıdan yeni bir form gelir ve grup ilerlemeye devam eder. Gelişimin süreci böyle olmalıdır.

Örneğin, aynı prensibe göre, çocuğumuza olan yaklaşımımızı değiştiriyoruz büyüdükçe. Zamanla, kendisi ayrılmak için bir ihtiyaç duyar. Aynı şekilde kişiye bir öğretmen belli bir zaman için verilir, sonra o hoca ondan alınır. Hocanın başka bir görevi olur, öğrencinin de. Bu değişimler sürekli Kelim arasında ki bağın akışının sonsuz değişimleridir.

Gelişimin basamağı daima aynıdır

Soru: Gelecek kongreye hazırlık doğadaki her gelişim gibi aynı seviyelere bitkisel, hayvansal, konuşan- bağlı olarak mı pekiştirilir?

Cevap: Evet, bu arzuların evrimini de içeren herhangi bir gelişim gibi olur. Bunlar direkt ışığın dört aşamasından geçerek ilerler, HaVaYah (Yoh-Hey-Vav-Hey), aynı şeyler kongreye de uygulanır. Kişi kongreyi düşünmeye ve hazırlanmaya başlarsa inişler ve çıkışlardan geçer.Bazen kongreye katılmak ister, bazen katılmamak. Fakat bunların hepsinin sonunda katılmaya karar verir ve ardından doğru hazırlanmış olarak kongreye gelir.

Neden gittiğini, vazgeçiren şeyin ne olduğunu, onunla ilişkili olan tüm işini, ailesini ve sağlığı dahil dünyanın kalanının nerede olduğunu anlaması gerekir. Her şeyi hesaplamalı ve “hayatımın manası nedir?” sorusuna gelmeli. Bu soru da kabala’ nın dışında bir şeylerle cevaplanamaz. Deneyimleri ona günün sonunda hayatındaki her şeyin bazı bilinmeyen faktörlere bağlı olduğunu göstermesi gerekir ve bunların kaynakları ancak kabala bilimi tarafından açığa çıkarılabilir. Bu kaynak Üst Güçtür, ve ona bağlı olarak kişi hayatındaki ve maneviyatındaki birçok şeyi düzeltebilecek bir araç kazanır.

Kişi her şeyin HaVaYah yapısına bağlı olduğunu fark ederse, kongreye gelmekle ilgili hiç şüphesi kalmaz.

BU KONGRE KAÇ ÖĞRENİM YILINA BEDEL?

Soru: Eğer, Ruhsal terazinin bir kefesine, şubat ayında gerçekleşecek olan Zohar kitabına adanmış kongreyi yerleştirirsek, bu acaba kaç öğrenim yılına eşdeğer olurdu?

Cevabım: Bunu ancak kongre bitiminde değerlendirip söyleyebilirim. Bunu şu anda bilemem, aslında herşey sizlere bağlı! Sizin hangi güçte birbirinize bağlanacağınıza koşullu! Hangi güçte içsel değişimi arzulayacak ve ne ölçüde bireysel egoizminizin üstüne çıkmak isteyeceksiniz? işte tüm bu şartlara bağlı olacak ıslahınız. Yukarıda hiçbir sınır mevcut değil, tüm engeller sadece içimizde ve oradan çıkıyorlar.

08-02-10-Zohar Kitabına Giriş dersinden alıntıdır.

Kötülük serbest kaldığında

Zohar; Miketz bölümü, kısım 85: İsrailde yargının yerleştirildiği yer neresi olursa olsun, “yük”, israil’i cezalandırmak için Yaratandan gelen bir yük gibi görülür. Bu onları cezalandırsa da cezalandırmasa da, O’nda yük olması zor olmakla birlikte iki taraflı bir yüktür. Eğer onları cezalandırmasa kötülüğün pisliğinde kalacaklar. O onları cezalandırırsa, onlar İsrail’in derdinden acı çekiyormuş sanırlar. Bu onların aklını karıştıran “yük” kelimesinin neden kötü anlaşıldığının sebebidir.

Yararlanmak için; geleceği ifşa etmek dışında manevi bir gelişim sağlamak imkansızdır. Alma arzumuz sonsuzdur. Fakat o içimizde saklıdır. Eğer bu arzular düzeltilmeden, kendiliğinden ortaya çıkarsa, problemlerle karşı karşıya kalmaya başlarız. Kalplerimiz düzeltme işini yüklenmeye başlar;  ve ilerleme daha da zorlaşır. Gittiğimiz yol kaçınılmazdır, çünkü yararlanmak için yaptığımız düzeltme, arzularımızın üzerinde olur. Bu yüzden kötü bu yolla açığa çıkmalıdır.

Düzeltilmemiş arzularımızın açığa çıkması; düzelmeye hazır olduklarının bir işaretidir. Bu arzularımızın ortaya çıkma sebebi onlardan faydalanmamız içindir ve onların üzerine çıkmamızı sağlarlar. Bu nedenle iyinin ve kötünün değerini bilmeliyiz.

Kötü diyeceğimiz bir şey yoktur, bu sadece kötülüğün açığa çıkmasıdır. Daha önce bastırılmış bencil arzular açığa çıkmaya başlarsa; onları düzeltme imkanı doğar.

Memnuniyetliğin Yolları

Zohar “Sonunda” bölümü; 100. kısımda: Bu nedenle, Şabat başlarsa; cehennemdeki kötülük uzaklaşır, özgürdürler ve uzak. Ve Şabat bittiğinde, diğer zamanlarda verilmiş cezadan kurtulmak için üzerimizdeki üst hazzı çağırmalıyız. Ve uyanıp demeliyiz ki “Yaratanın memnuniyetliğini üzerimizde kıl”. Bu tüm haz, Mochin de Yeshut, daha yüksek memnuniyetliktir. Ve denir ki “Onun yolu memnuniyetliğin yollarıdır”.

“Kötü”, bize cehennemdeymişiz gibi hissettiren arzularımızı işaret eder.  Bu bizi utandırır; çünkü kendi kendimize bağışlanmaya uygunluğumuzu ve tersini farkederiz; ve düzeltilmemiş özelliklerimizi görürüz. Böyle bir durumda tüm özelliklerimizi görmeyi öğrenmemiz gerekir. Yaratana zıt olan özelliklerimiz içinde, cehennemi hissetmeden arzularımızı düzeltmek olanaksızdır. Bu yüzden Yaratan’a zıt özelliklerimizi fark ettiğimizde tüm yollar “memnuniyetliğin yolları” ‘na çıkar. Biz sadece bunun böyle olduğunu görenleriz.