Dostların Önemi Neden Gereklidir?

Soru: Kişi, toplumun ve dostların önemi hakkında konuştuğunda, bu zaten kalpteki noktaların bir bağı mıdır?

Cevap: Toplumun ve dostların önemi, bunun basitçe sizin ruhunuz olduğunu bilmeniz için gereklidir. Kişi, tamamen egoistçe, onlara dahil olmaktan başka hiçbir şey olmadığını bile hayal edebilir. Diğer her şey salt yanılsamadır. Bizler bunu anlamıyoruz.

Ruh, sizin diğerlerine dahil olmanızdır. Bu, şimdiki kişiliğiniz dışında gerçekten yaşamaya başladığınız yerdir.

Soru: Bu, kalpteki noktaların bağı mıdır?

Cevap: Bu, aramızdaki bağ ile elde edilir.

Soru: Derslere ve dostların toplantısına bu hazırlık ile mi gelmeliyim?

Cevap: Evet, dostlarınızla bağda olmadığınız süre boyunca, bunu düşünmelisiniz ki bu aslında, kendinizi onların arasında gerçekleştirmek istemenizin yoludur.

Why Is The Importance Of Friends Necessary?

Karşılıklı Birleşme Ve Bağ Arasındaki Fark Nedir?

Soru: Karşılıklı birleşme ve bağ arasındaki fark nedir?

Cevap: Bağ, bir amaç uğruna doğal bir dışsal eylemdir, oysa karşılıklı birleşme içsel niteliklerimiz aracılığıyla birbirimizle birleştiğimiz içsel bir eylemdir. Herkesin, diğerlerine doğru hareket halindeyken, onlara dahil olmaya ve birleşmeye çalıştığı durumdur.

Soru: Birleştiğimiz zaman, kötü eğilimimizin ifşa olacağını söylüyorsunuz. Karşılıklı birleşme mi demek istiyorsunuz?

Cevap: Kötü eğilim her iki durumda da kendini gösterir. Biz, bunu hissetmeliyiz.

Eğer kendimizi birleşmeye iyice zorlarsak, o zaman bu birlik içinde bizi ondan geri iten bir içsel güç olduğunu hissederiz. Yaradan tarafından yaratılan, içimizde bir yılan vardır, bizim kötü eğilimimizdir ve sadece birleşmeye çalışırsak onu ifşa edebiliriz! Sonra on pençesiyle, onlumuzu birliğin dışına itmeye başlayacaktır.

Soru: Yani her halükarda, buna değil, bağlantıya mı odaklanıyoruz?

Cevap: Evet. Bu yılanı aramamıza gerek yok. Biz her zaman sadece pozitif olanı düşünürüz ve ona koşarız.

What Is The Difference Between Mutual Integration And Connection?

Yaratan Bizi Nasıl Geliştirir?

Soru: Yaradan, bizi haz ya da acı vasıtasıyla mı geliştirir?

Cevap: Bunu acı vasıtasıyla yapar, çünkü bilmediğim zaman acı çekerim ama keşke bilebilsem, edinebilsem, hissedebilsem ve görebilseydim!

Acı çeken Kli (kap), edinim için temeldir. Ancak, ıstırap, arzu edilen için sevginin ve özlemin acısı olabilir, bu da onu gerçek edinimden daha tatlı yapar.

Arzu ettiğiniz bir şeye özlem duyduğunuzda, edinimi aldığınız kap sınırsızdır. Onun ne olduğunu bilmiyorsunuzdur ve bu yüzden bir arayış, akış içinde yaşarsınız. Bir şeyi edinir edinmez, çok sınırlı olduğu ortaya çıkar. Bunun nedeni ise onun üzerine bir sınır koymanızdır. Sonunda Kli’nin hiçbir şeyle sınırlı olmadığı, tam ıslaha ulaşırız.

Soru: “Acı” kelimesi hem bizim dünyamızın hem de maneviyatın anahtar mıdır?

Cevap: Evet, ancak bu ne tür bir acı üzerine olduğuna bağlıdır: hazzın elde edilmesi için mi, realitenin tamamlanması mı yoksa karşılıksız acı çekmek için mi gereklidir.

How Does The Creator Develop Us?

Bir Kabalist Sorulara Nasıl Cevap Verir?

Soru: Bir Kabalist bir şeyi açıklarken, o koşulları tekrar yaşar mı? Yoksa bazen sadece teorik olarak mı oluyor?

Cevap: Kural olarak, bir Kabalist zaten elde ettiği şeyden bahseder. Veya zaten elde ettiği şeyden, bulunduğundan daha yüksek bir dereceye temas eden soruyu kısmen cevaplayabilir, ancak benzetim/örnekleme yoluyla, biraz da açıklayabilir.

Soru: Hepsini duygularıyla yeniden yaşar mı?

Cevap: Tabii ki. Manevi çalışma ilgili bir soru sorulduğunda, derhal o koşula girer. Başka birinin MAN’ını yükseltiyor ve ona cevap vermelidir.

Bana bir soru sorduğunuzu varsayalım, sizin arzunuzu, MAN’ınızı, talebinizi algılarım ve onu doldurmak ve aşağıya size getirmek için, sizin yerinize kaynağa yükseltirim.

Soru: Ya bir insanın neden üç başlı değil de tek başla doğduğunu sorarsam?

Cevap: Bunun nedeni, manevi bir Partzuf’un sonucudur.

Soru: Ancak bunun için, onu duyularınızda hissetmek gerekli değil midir?

Cevap: Hayır. Bu bende yaşayan eksiksiz bir yapıdır. Bunun için, yükselmeye ve herhangi bir içsel çaba göstermeme gerek yoktur. Bu yüzden sadece cevap veriyorum.

How Does A Kabbalist Answer Questions?

Başarılı Bir Dostlar Toplantısı

Soru: Ders ile dostlar toplantısı arasında bir fark var mıdır?

Cevap: Dostların toplantısı, ifşanın kendisini değil, Yaradan’ı ifşa etmenin aracıdır. Bizler, birbirimize nasıl yakınlaşacağımızı öğreniriz, böylece yakınlaşmamızda çeşitli manevi olguları ortaya çıkarmaya başlarız.

Ancak, derste, bu manevi olguların ifşasından bahsederiz: Nasıl ifşa olduklarını, nelerden oluştuklarını, neye bağlı olduklarını, vb.

Soru: Neyi başarılı bir dostlar toplantısı olarak adlandırabiliriz?

Cevap: Arzularımızı birleştirerek onları ortak bir integral (bütüncül) arzu ile bağlanma konusunda ilerlediğimizi hissettiğimizde, bir dostlar toplantısının başarılı olduğu söylenebilir. Aramızda çok çeşitli birleşimler ve hareketler yaşadığımız eksiksiz bir iletişim ağı oluşur. Sonuç olarak, onlar üst güç hissiyatı yaratırlar.

Aramızdaki bağlantı ağının hareket tarzından (her birimizin diğerlerine bağlı olarak nasıl değiştiği, ilişkilerimizde hangi değişikliklerden geçiyoruz?) Yaradan’ın derece derece ifşasını hissetmeye başlarız.

Soru: Zohar Kitabı’nı okuduğumuzda, sürekli birliği düşünürüz. Benim için, şarkı söylediğimiz ve birbirimizi kucakladığımız dostlar toplantısından daha güçlü. Biri diğerinin yerini alabilir mi?

Cevap: Pek sayılmaz. Bağ kurmak için doğru şekilde hazırlanmalıyız. Ama bu yavaş yavaş olur. İlk başta, ne yapacağını söylediğiniz ve bunu yapan çocuklar gibi davranırız ve daha sonra, onlar eylemlerinde hangi içsel hislerin yattığını anlamaya başlarlar.

A Successful Gathering Of Friends

“Kibirli” – Kişideki İçsel Engeller

Rabaş, “Dostunu Kendin Gibi Sev” ile İlgili Olarak: ‘‘Ancak, gruba yarar sağlamak için zaman ve çaba harcadıklarından, tüm toplantılardan sonra her biri hesap yapıp, kendileri için bu topluluktan ne aldıklarını, alma arzusunun ne kazandığını görürler. Kişi, kendi yararı için uğraşmış olsaydı, muhtemelen daha başarılı olmuş olacaktı. Oysa şimdi şöyle söyler: “Topluluğa katıldım, çünkü onun sayesinde tek başıma kazanabileceğimden daha fazlasını kazanabileceğimi düşündüm. Fakat şimdi görüyorum ki hiçbir şey kazanmadım.”

Bir kişi, ‘İnsan dost sevgisi, ihsan etme ve diğerlerine fayda sağlama amacı için çalışmalı’ dediğinde, herkes ona güler ve dalga geçer. Bu onlara bir tür şaka gibi gelir ve bu laiklerin koltuğudur. Bununla ilgili şöyle denir: “Fakat günah herkes için utanç vericidir ve onlar yaptıkları her şeyi kendileri için yaparlar.” Böyle bir toplum kişiyi kutsallıktan ayırır ve onu alay dünyasına atar. Bu, alaycı kişinin koltuğunun yasağıdır.’’

Bir kişi ilerledikçe, egoizmi büyür ve aniden Kabalistik grubun yapısal prensiplerine aldırış etmemeye ve küçümsemeye başladığını hisseder. Bu, bir insanın içinden yükselir ve bu tür bozukluklarla doğru bir şekilde çalışması ve onları yardıma dönüştürmesi gerekir.

Her şey sadece içsel çalışmayla ilgilidir.

Soru: Kişi onlusunun aniden bir kibirliler/alaycılar topluluğuna dönüştüğünü hissederse ne olur?

Cevap: Bu da içsel çalışmayı gerektirir, çünkü dışında gördüğü her şey aslında onun içinde gerçekleşir. Kişi, kendi içselliğini görür.

Soru: Yani grupta çalışmaya devam etmeli midir?

Cevap: Bir kişi gruptan, ancak tüm grup bağ kurma yolunu izlemenin gerekli olmadığını düşünüyorsa ayrılır. Bunun dışında, gördüğü her şeyin, aslında kendi egoizminde gözlemlediği gerçeğiyle başlaması gerekir.

Soru: Peki bununla nasıl çalışır? Amacın önemini arttırarak mı?

Cevap: İlk ve en önemlisi, kişi kendini yükseltir. Kendini böyle kontrol eder. Eğer kendini değiştirir ve grubun da değiştiğini görürse, bunların kişisel ipuçları/işaretler olduğu anlamına gelir.

Soru: Peki şimdi kendisinin kibirli olduğunu görüyorsa: oturuyor ve içinden her şeye gülüyor mudur? Dostlarına tekrar katılmak için ne yapabilir?

Cevap: Bırakın yardım istesin. Hatta açıkça ona yardım etmeleri için dostlarına dönebilir.

Soru: Yaradan’ın insanları gruba getirmesi ve bir noktada grubun kibirli (alaycı) bir topluluğa dönüşmesi mümkün müdür?

Cevap: Her şey mümkündür. Bu nedenle, hepsini tartışmak ve esas olarak Arvut’u tutmak gerekir (karşılıklı garanti). Eğer bir grup doğru çalışıyorsa, kibirlilik sadece her üyedeki, diğer üyelerle ilgili içsel bozukluklardır.

Kişi yavaş yavaş, dışsal hiçbir şey olmadığını hissetmeye başlar. Yaradan da dahil olmak üzere, önündeki her şeyi ve hayal edebileceği her şeyi, içinde mevcut olarak görür.

“The Scornful”—Internal Obstacles In A Person

Geleceğim Dostuma Bağlıdır

Rabaş, ‘‘Dostların Önemine Dair’’: Öyle anlaşılıyor ki, dost sevgisi konusunda herkes birbirine yardım eder; yani dostuna kendisiyle aynı seviyedeymiş gibi bakmak yeterlidir, fakat dostlardan öğrenilmesi gerektiğinden, öğretmen ve öğrenci konusu vardır. Bu nedenle, kişi dostunun kendisinden daha yüce olduğunu düşünmelidir.

Soru: Bir yandan, dost, benim için bir öğretmen gibidir; onunla karşılaştırıldığımda küçüğümdür. Öte yandan, onun öğretmeni gibiyim. Bu dereceler nasıl birbirini izler?

Cevap: Bebeği olan bir anne gibi eş zamanlı çalışırlar. Bir yandan, çocuk anne için en önemlisidir ve diğer yandan anne her zaman ona bakar ve çocuk annenin iktidarı altında gibi görünür. Sonuç şudur ki çocuk, anneye hükmeder ve anne, sanki bebeğe hükmediyormuş gibi ona bakar.

Eğer geleceğim bir dosta bağlıysa, o zaman benim için en önemli olan odur. Eğer maneviyatta yapabileceğim her şey sadece onun vasıtasıyla mümkünse, o zaman bu, ondan almam değil, ona vermem gerektiği anlamına gelir. Etkileşimlerimiz tamamıyla açık ve eksiksiz olmalıdır. Sonra, birbirimizle olan iki açık ilişki tek bir hal aldığında, üçüncü bir koşula geliriz.

Soru: Sonunda eşit olduğumuz mu anlaşılır?

Cevap: Hedefimizle ilgili olarak o kadar eşitiz ki “biz” kaybolur ve ortak bir çalışma alanı, ortak bir yaşam ortaya çıkar, içinde Yaradan’ın ifşa olduğu ortak bir alan.

Soru: Burada mantık ötesi inanç nerede?

Cevap: Mantık ötesi inanç, ancak Işık aşağı indiğinde ve bize güç verdiğinde ortaya çıkar ve ihsan etme ihtiyacını hissetmeye başlarız. Bu kişinin kendinden ayrılma, ihsan etme ve ışığı yayma isteği, mantık ötesi inancın gerçekleşmesidir.

My Future Depends On My Friend

Manevi Çalışmanın İki Yolu

Rabaş, ‘‘Dostların Önemine Dair’’: Fakat kişi, kendi erdemlerinin ve niteliklerinin dostununkinden daha yüce ve daha iyi olduğunu görebiliyorsa, dostunu nasıl kendisinden daha yüce olarak düşünebilir? Bunu anlamanın iki yolu vardır:

1) Kişi mantık ötesi inançla gider: Bir kez onu dost olarak seçtiğinde, onu mantık ötesi takdir eder.

2) Bu mantık dâhilinde daha doğaldır. Eğer diğerini dostu olarak kabul etmeye karar verdiyse ve onu sevmeye çalışıyorsa, o zaman aradaki sevgi vasıtasıyla sadece iyi şeyleri görmek doğaldır. Dostunda kötü şeyler olsa bile onları görmez. Şöyle yazıldığı gibi; “Sevgi tüm günahları örter.”

Soru: Her bir yol için eşsiz olan nedir: dostlarla mantık ötesi mi yoksa doğal gelişime göre mi çalışmak?

Cevap: Mantık ötesi inanç, kişi diğerlerini kendisinden daha büyük, Yaradan’a daha yakın olarak görmek için yukarıdan bir güç aldığında ortaya çıkar. Bu nedenle, onlara daha fazla saygı ve özenle davranmaya başlar, sanki Yaradan’la benzerlikteymiş gibi, daha ihtiyatlı hale gelir.

Yavaş yavaş, Işığın, onu böyle yapmasında zorunlu kıldığı gerçeğine dayanarak hareket ederek, öğretmenine ve dostlarına karşı, onun ruhsal ilerleyişi ile ilgili olan her şeye karşı tutumu, onun daimi/kalıcı koşulu haline gelir.

Kişi değişir ve kişinin daha önceden hissettiği yukarıdan gelen etki, görünüşte dağılır ve hayatına entegre olur.

Soru: Bu iki yol hakkında, kendimizi endişelendirmemeli miyiz?

Cevap: Sadece beklenti içinde olmalıyız, ihsan etme gücü olan üst Işığı alma umudunda olmalıyız. Bizim çalışmamız, bir çocuğun oyuncak arabalarla, bebeklerle, vb. ile bir yetişkinin oynadığı gibi, şimdiden işin içinde olmayı istediğimizi göstermektir.

Soru: Işık, kendi etkisiyle içimizde neyi değiştirir?

Cevap: Çevre ve Yaradan ile olan ilişkimizi değiştirir.

Ortak amacımız için, dostu doğru şekilde kullanabileceğimi anlarım. Kural olarak, onu zaten çabalarımın uygulaması için bir nesne olarak değil, Yaradan’ın bir parçası olarak görürüm. Ne de olsa, doğrudan Yaradan’la bağ kuramıyorum, ama dostla kurabiliyorum. Dost, Yaradan tarafından bana gönderilen, uygulamalı çabalarımın adeta dışsal bir alanıdır.

Soru: Neden dostumu, mantık içinde görmek mantık ötesi inanç içinde görmekten daha iyidir?

Cevap: Bu daha doğaldır, çünkü mantık ötesi inanç yeni bir dereceye girer. Sanki Yaradan’la ilişki kurmuşum gibi, dostumla ilişki kurmamı sağlayan gücü alırım. Kendimi, değiştirecek ve ıslah edecek bir şeyleri olan tek kişi olarak görürüm. Diğer herkes, gerçekten O’nunla yapışma içinde olduklarından, sadece Yaradan’ın isteğini yerine getiriyorlar.

Bundan şu sonuç çıkar ki mantık ötesi inancım doğal halime dönüşür.

Two Paths Of Spiritual Work

Yaradan’a Ulaşmak İçin İki Koşul

Rabaş “Dostların Önemine Dair”: Fakat “Zohar’ın Tamamlanışı İçin Bir Konuşma” makalesinde şöyle yazılıdır: “Yüceliğin ölçüsü iki koşul altında gelir:

  • Her zaman grubu dinlemek ve yücelikleri ölçüsünde onların takdirini almak; Çevre yüce olmalı, şöyle yazdığı gibi: “Kralın ihtişamı, insanların çokluğundadır.”
  • Benim gözümde daha büyük/yüce çevre, bana güven, güç ve niceliksel ve niteliksel olarak hareket etme kabiliyeti verir.

Burada daha önemli olan şey nedir: nitelik mi, miktar mı? Tabi ki, bizim koşulumuzda nitelik daha önemlidir, biz her zaman az miktardayız, ama son nesilde olduğumuz için hem nitelik hem de miktar olmasına dikkat etmeliyiz. Dahası, her ikisi de genellikle başarılabilir.

İlk koşul için, her öğrenci kendinin tüm dostlar arasında en küçük olduğunu hissetmelidir…

Ve ikinci koşul için, her öğrenci, her dostun erdemini, sanki dostu neslin en yücesiymiş gibi övmelidir.

Soru: Rabaş burada her zaman kafamızı karıştıran iki derece/evre/safha vermektedir. Eğer ben diğerlerinden daha aşağıdaysam, onlar otomatik olarak benden daha yüksek değiller mi?

Cevap: Hayır! Bu, diğerlerinden nasıl daha aşağıda olduğunuza bağlıdır. Ya onların gerçekten gözünüzde yükselttiğiniz kadar yüce olduklarını anlarsınız ve bu nedenle daha aşağı duruma gelirsiniz ya da siz kendinizi alçaltırsınız.

Bu onlardan aşağıda olmak için çalıştığınız şeye bağlıdır: onların yükselişleri üzerine veya sizin kendinizi alçaltmanız üzerine. İki olasılık, iki tür çalışma vardır.

Two Conditions For Attaining The Creator

Kabala İpuçları- 6/17/18

Soru: Neden iyi yüksek güç, yönetmek için negatif güçler sistemine ihtiyaç duyar?

Cevap: Bu, kişiye seçme özgürlüğü vermek içindir.

Soru: Her türlü yağmacılık, hırsızlık, şiddet ve cinayet eyleminin negatif güçler sisteminde köke sahip olduklarını söylemek mümkün müdür?

Cevap: Gerçek şu ki, egoizmin içinde olduğumuz sürece, pozitif güçler sistemi bize negatif görünecektir. Bu nedenle, yozlaşmış koşulumuzun içinde iyi ve kötünün anlamı hakkında konuşmak tartışmaya açıktır.

Soru: Birinin, benim yaşam koşullarımı yarattığını duyduğumda, bana benimle kişisel bir ilişkisi olan ve beni kendisine doğru yönlendiren bir senarist varmış gibi geliyor. Bu daha yüksek sistemi algılamanın doğru yolu mudur?

Cevap: Doğrudur. Fakat “senarist” sizi, bazen O’nun sol eliyle, bazen O’nun sağ eliyle çeker ve bazen de size çelme takar/düşürür. O, sizi öyle bir şekilde yönlendiriyor ki sizler yolu anlayacak ve ona kendi başınıza katılmaya başlayacaksınız.

Soru: Sistemin iyi ve kötüye bölünmesi hangi dünyada başlar?

Cevap: Bu, Atzilut dünyasında başlar. Atzilut dünyası bir iyilik dünyasıdır. Kötülük, Beria, Yetzira ve Asiya dünyalarında bulunur. Ama onların içinde bile, iyi bir kısım ve

kötü bir kısım vardır.

 

Soru: Benim aklımda Kabala’ya yönelik hiçbir soru ya da itiraz yoktur. Bu mutlak gerçektir. Ama beni şaşırtan şey hissiyat eksikliğidir. Şimdi olduğum kadar, Yaradan’ı hissetmekten hiç bu kadar uzak olmamıştım. Sorun nedir?

Cevap: Çok iyi. Bu gerçeğin keşfidir. Gerçekten de Yaradan’dan çok uzaktasınız. Bunu hissetmen gerçeği, zaten bir tür yakınlaşma, bir tür gerçek, ileriye doğru bir harekettir.

Soru: Yaradan iki güç mü yarattı: alma arzusu ve ihsan etme arzusu, böylece bizler eninde sonunda tek gerçek: “O’ndan başkası yok” (Deuteronomy 4:35) dışında, onların var olmadığının tam farkındalığına ulaşacağız?

Cevap: Bu yüksek gerçeğe ulaşmak için, tüm olumsuz ve olumlu hisleri, düşünceleri ve eylemleri bir araya getirmeli ve bize en yüksek yaratılışın düşüncesini gösterecek bir sistem yaratmak için onları birleştirmeye ve eşleştirmeye başlamalıyız. Daha fazla hiçbir şey yoktur, sadece yaratılışın başlangıcı olan Keter’de bir nokta vardır.

Soru: Bir Kabalist, ruhunun daha fazla duyarlılığı nedeniyle daha fazla edinir mi?

Cevap: Ruh, bir kişinin edindiği ihsan etme niteliğidir. Eğer kişi ihsan etme niteliğine sahip değilse, o zaman bir ruha da sahip değildir. Kişinin hangi seviyede olduğunu anlayabilmesi, sadece ihsan etme niteliği vasıtasıyla mümkündür.

Soru: Madem ki var olan her şey Yaradan tarafından yaratılmıştır, eğer kökümüzde bulunmuyorsa, tüm negatif nitelikler nereden gelmekte? Yoksa bunlar kökün sadece zıt tarafının negatif nitelikleri midir ve bizim görevimiz içimizdeki her şeyi birleştirmek midir?

Cevap: Gerçek şu ki, bir şey olduğu zaman, onun karşıt özelliği kesinlikle açıkça ona karşı tezahür etmelidir. Biri, diğeri olmadan var olamaz, sadece Yaradan var olabilir. Eğer pozitif kuvvetler sistemi varsa, bu negatif kuvvetler sisteminin de var olduğu anlamına gelir.

Soru: Yaradan’ın yarattığı kötü eğilim, doğrudan ona büyük oranda eşit miydi, yoksa binlerce yıl boyunca gelişti ve şu anda olduğu haline mi geldi?

Cevap: İyi ve kötü, bir diğerine karşı, aslında hem iyiden hem de kötülükten arınmış, tek bir yüksek güç tarafından yaratıldı.

İyi ve kötü, dünyamızda olmasa da manevi seviyelerde her zaman dengededir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 6/17/18