Saklanmış Olanı İfşa Edelim

Soru: Zohar dersleri esnasında adeta cok ince, saklanmış ve gizli şeyleri ifşa ediyorsun. Cevap: Bizim duyularımıza ifşa edilmemiş ve gizli çünkü çok bayağıyız ve onları ortaya çıkaramıyoruz. Sana söylediğimden daha zor değil! Bu, bu şeylerin bir çeşit gizemi temsil ettikleri anlamına gelmiyor. Onları görmediğim ve hissetmediğimden ötürü bana bir gizem gibi geliyor. Algımı keskinleştirmem gerek ve onu daha kesin, özelliklerin hemen göze çarpmayan aşamalarını daha da fazla hissetmeye muktedir hale getirmem lazım. Bunun bir sonucu olarak realitenin çok farklı, gerçek resmini daha yüksek bir “çözünürlükte” hissetmeye başlayacağım. Bunu yapmak için algımızı “ihsan etmek” diye adlandırılan niteliğe getirmeliyiz. Onu hissettiğimizde Üst Dünyayı hissedeceğiz.

– 02/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

Yaşam Gücünün Saklı Olduğu Yer

Anahtar ruhun ilk noktasını ifşa etmek: karşılıklı garantörlük özelliğini. Bu bir bedenin bilinçsiz bir durumdan uyanışı koşuluna benzer. Bu kırık ruhun içinde bulunduğu koşuldur. Ruhun bu uyanışı sadece Üst Işık (Ohr Makif, Saran Işık) tarafından etkilendiğinde ve Üst Işık (Ohr Pnimi, İçsel Işık) ile doldurulduğunda gerçekleşebilir.

Dünyamıza ilişkin sorular vardır: Materyal bedenin yaşamasının sırrı nedir ve yaşam nereden geliyor? Bedenin tüm gerekli dokularını bir laboratuvarda toplayabilir ve birleştirebiliriz ama yaşayabilmesi için yaşamın kıvılcımını içinde nasıl yakabiliriz? Yaşamın kaynağı bizim elimizde değil; biz sadece beden yaşarken onu değiştirebiliyoruz.

Ama bedeni hayatta kılan güç, yaşam bedensel dokuların içerisinde nerede ikamet ediyor? Bitkisel maddeyi duran maddeden yaratamayız, bitkilerden hayvanları ve hayvanlardan insanları da. Bunun nedeni yaşam gücünün onun gizlenmiş düzeyinden yayılıyor olmasıdır.

Eğer aramızdaki yabancılaşmayı iptal etmeyi ve Yaratan’ın gücünü çekmeyi arzularsak, bu yaşam gücü bir olmamızın içsel gücü olarak karşılıklı garantörlükte ifşa olabilir. Bu yaşam gücü “Yaratan” olarak addedilir. Bize ifşa olduğunda tüm önceki mevcudiyetimizin bu gücün üstünde ne ölçüde sadece özünden uzak bir ambalaj kağıdı olmuş olduğunu anlamaya başlarız.

– 12/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

“Ağızdan Ağıza” Öğrenmek

Soru: Baal HaSulam’ın öğretiyi Rabaş’a aktardığı, “ağızdan ağıza” öğrenmek nedir?

Cevap: “Ağızdan ağıza” öğrenmek perdeyi paylaşmak anlamına gelir çünkü “ağız” (Peh) perdenin bulunduğu yerdir. Bu tür bağ “Rucha Be-Rucha” (Ruach’ın seviyesinde) olarak nitelendirilir ve bir öğrencinin hocasıyla edinmesi gereken iletişimin türüdür.

Bu alt seviyedekinin, sayesinde üst seviyedekiyle bağı edindiği kendisini iptal ediş seviyesidir. Bu manevi koşulun edinilmesi kolay değildir ama bir öğrenci en azından hocasının tavsiyesini sanki bir kanunmuş gibi izlemek için bu dünyada ne yapabiliyorsa yapmalıdır. Bu herkesin kullanabileceği basit pratik bir tavsiyedir ve kendini üst seviyedekinin önünde – egoist çıkarlarımız sebebiyle yapmaya istekli olduğumuz – iptal etmenin en düşük derecesi olarak addedilir.

Eğer hocadan maneviyatı edinmeyi arzuluyorsam tıpkı ordudaki gibi onun önünde kendimi iptal etmeliyim: eğer bir emir verilirse yerine getirilir. Hoca doğru bir niyet inşa etmekten, kendini iptal etmekten, çaba göstermekten, dağıtıma katılmaktan ve bir öğrenci için gerekli olan diğer her şeyden bahsediyor. Öğrenci bunu dinlemeli. Bunun sonucu olarak bağın ortaya çıkan noktası aracılığıyla Islah eden Işığı alır ve ona söyleneni kavrar.

Bir öğrencini egoizmini iptal ettiği derecede bir forma yönelik dönüşüm gösterir, bu anlayış maneviyatın izlenimini almakla gerçekleşir. Ve bu izlenim aracılığıyla öğretiyi kavramaya başlarız. Eğer alt seviyedeki kendini iptal ediyorsa üst seviyedeki kendi yapısını, 10 Sefirot’unu alt seviyedekine damgalar.

Rabash’ın bizim hocamız olması ödülünü kazanacağımızı umalım.

– 12/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Mutlu Yeni Başlangıç, Mutlu Yeni Yıl

Tüm dünyevi niteliklerimiz var olmanın hayvansal seviyesi ile ilişkilidir ancak bizler kendi içimizde bir insan inşa etmeliyiz ki bu ‘Yaratan’a benzer’ (Adam)  anlamına gelir ve ihsan etmenin içinde var olur. İhsan etmek, ancak grubun içerisinde, dost sevgisinde, Yaratan’ı edinmek için realize edilebilir. İlişkimiz vasıtasıyla, Yaratan’a benzer bir arzu oluştururuz: Yaratan’ın ifşa olacağı yer.

Dolayısıyla, tüm kişisel niteliklerimiz ve yeteneklerimiz maddesel formumuz tarafından dahil olup maneviyatla hiçbir ilişkisi yoktur. Maneviyatla ilişkili olarak sadece kalpteki nokta ile çalışırım ve geri kalan ‘dünyevi’ tüm niteliklerimi önemsememeliyim. Onlar ikincil olduğu için onların vasıtasıyla Yaratan için misafirliğimde başarılı olamam ve ‘bunların üzerinde’ çalışmaya çabalamalıyım, her zaman almanın yerine ihsan etmeyi tercih ederek, ‘mantık ötesi’.

Öz, kalpteki noktadır. Bu noktayı diğerleriyle bağlamalıyım, dostlarla. Öyleyse, şimdi doğru kararı almalı ve ulaşmak istediğim maddesel dünyada başarılı olmak değil, kalpteki noktaların birliğidir, bunu tanımlamalıyım. Bu, en kısa anda Yaratan’a benzer hale gelir gelmez Yaratan’ın kendini ifşa ettiği yerdir.

Sürekli bu soruyu analiz etmeli bunu düşünmeliyim. Sadece bu manevi ilerlememde nasıl başarılı olacağımı tanımlar.

Bu yüzden bu nokta ‘Değişimin Başlangıcı’ (Roş Haşhanah)olarak ilişkilendirilir. Bu nokta daima yeni bir başlangıcı ifade etmesi gerekendir.

İşin gerçeği olarak, bizler birçok noktanın birleşmesiyle yörüngenin çizgisinde hareket ediyoruz. Bir manevi yol noktaların dizisidir ve her biri daha önceki ve bir sonraki noktaların arasındaki hareketin içinde ‘bir soğukluk’ ve ‘bir boşluğa’ sahiptir. Böylece onlar tek bir manevi yörünge çizgisini oluştururlar.

Diğerleriyle yörüngenin her noktasında beraber aynı yönde harekete devam etmek için, daha önceye ve varlığın gelecek koşullara tamamen zıt olmalıyım. Ancak o zaman bizler yörüngenin bu çizgisine yapışabiliriz.

Bu yüzden, her bir noktanın içinde, hayatımın her bir anında, aklımı kendi içimde Değişimin Başlangıcı için yapılandırmalıyım.

8.9.2010 günlük Kabala dersinin 4. bölümünden.

Tüm Dünyayı Yükseltmek

Tüm dünyayı yükseltmek Negatif yada pozitif olsun, kendi realitemizde hissettiğimiz herşeyin amacı bizi manevi merdiven boyunca şekillendirmektir. Başka bir amaç için yaratılabilecek yada kendi kendine var olmuş hiçbir şey yoktur. Bu dünyadaki herşey – etrafımızı saran binlerce obje, eylem yada güçler – tek bir amaç için mevcuttur: manevi gelişimim için. Bilinçli yada değil etrafımı saran her şeyi kendi içime dahil ediyorum ve bunun bir sonucu olarak yükseliyorum. Gerçekten de eğer herşey Sonsuzluk Dünyasından aşağıya, görünüşte tek bir bütüne bağlı olmadan var olan dünyamızın seviyesine geldiyse nasıl olur da oradan bize inmiş olan dünyamızın objeleri ve eylemleri tek bir amaç tarafından bağlanmamıştır? Dünyamıza Sonsuzluk Dünyasından gelmeyen herhangi birşey olabilir mi? Ve eğer Sonsuzluk Dünyasından indiyse kaynağı, başlangıcı orada var olan birliktir ve sonrasında aşağıya inerek kırılmanın, uzaklaşmanın ve izolasyonun formunu almıştır. Bundan dolayı kişi manevi merdiveni tırmanarak tüm realiteyi, “Bu Dünya”‘nın tamamını kendisiyle beraber yükseltmelidir. Manevi şekilde yükselerek kişinin doğanın duran, bitkisel ve hayvansal seviyelerini de kendisiyle beraber yükselttiği (ıslah ettiği) söylenir.

– 06/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Ve Yakup gitti) birinci kısmından alıntıdır.

Gizlilik Kendi İyiliğimiz İçin

Biz dünyaların yada gizliliklerin 125 derece aşağısındayız. Bu gizlilik bizim faydamıza çünkü bu Sonsuzluğun kusursuz koşuluna kıyasla bizim ne kadar önemsiz olduğumuzu görmemize engel oluyor. Bunun yerine sadece daha yüksek bir manevi dereceye benzer olmaktaki acizliğimizi gözlemleyebiliriz.

Yine de kendimizi ıslah etme yolunda ilerlemek için ızdırabı hissetmeliyiz. Eğer gruptayken ıslahtan geçiyorsak o zaman ızdırabımızı oyun oynayan bir çocuk gibi ifşa ederiz. Çocuk bir şeyin üstesinden gelmek istiyor, başaramıyor ama yine de elinden gelenin en iyisini yapıyor ve zorlu bir oyuncağın üstadı olmaya uğraşıyor.

Çabalarınız, acılarınız ve eylemde bulunmaktaki acizliğiniz aracılığıyla aşama aşama Işığa olan zıtlığınızı keşfediyorsunuz. Işığa karşı çalışmak zorundasınız aksi takdirde Işık ile sizin aranızda bir fark hissedemezsiniz, bu farklılıkların genel toplamı olmasaydı Yaratan’ı hissedemezdiniz.
Bir kralın sarayında olduğunuzu varsayalım, ama bundan haberiniz yok ve bu yüzden takdirle karşılamıyorsunuz. Daha sonra onu deneyim etmeye ve araştırmaya başlıyorsunuz. Etraftaki tüm nesneleri ve koşulları gözlemlemeli ve aralarındaki çelişkilerin ve bağlantıların tüm çeşitliliğini öğrenmelisiniz. Böyle yaparak tıpkı bir kral gibi dünyayı yönettiğiniz bir koşulu elde ediyorsunuz.

– 03/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Şamati 50) birinci kısmından alıntıdır.

İlaç Yerine Işık

Soru: Eğer bize herşey grup vasıtasıyla geliyorsa o zaman maddi problemlerimiz olduğunda neden onlar üzerinde çalışmamız ve bu problemleri çözmeye çalışmamız gerekiyor.? Hastaysan eğer doktora gitmelisin. Neden sadece gruba dönmek ve grubun sana içsel seviyede yardım etmesini beklemek yeterli değil?

Cevap: Biz henüz tüm problemleri grupla olan bağ vasıtasıyla çözebilecek seviyede değiliz. Ancak aslında gerçekten de bu şekilde işlemeli. Çok adil bir soru soruyorsun: Neden tüm problemleri Islah eden Işığın yardımıyla çözmek mümkün değil? Neden gruba dönüp, orada güçlü bir arzu yoğunlaştırıp ve direk Işık, Hayatın Kaynağı tarafından bunun gerçekleştirilmesine izin veremiyoruz?

Aşırı derecede acı veren bir yaram vardı, Rabash beni yanına oturttu ve çalışmamı söyledi. Acıya katlanamadığımdan orada oturup metni ve niyeti derinlemesine araştıramıyordum. Acının üzerine çıkıp, acımı hafifletecek ve belki de onu büsbütün iyileştirebilecek gücü çekemiyordum.
Şüphesiz ki bu kadar güçsüz olmak kendi suçumdu. Bu yüzden yapamadım ve hocamın hemen yanında oturuyor ve beraber çalışıyorken Işığı çekemedim. Bunu yapmamı önermesi bunu yapabileceğim anlamına geliyordu! Ama o anda yapamadım.

Senin soruna geri dönersek, büyük bir grubumuz olduğunda herhangi bir meseleyi çözmek için dışsal araçlara ve ilaçlara ihtiyaç duymayız! İlaç bedensel seviye üzerinde işler, halbuki biz hastalık ve acı olarak tecrübe edilen bir tamamlanma eksikliği algılayan arzuyu direk tamamlama eyleminde bulunabileceğiz. Sadece bedeni ıslah etmiş olmayacağız, onu ruhu ıslah etmek için bir sebep olarak kullanacağız.

2/9/2010 tarihli Günlük Kabala Dersinin ( Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş) dördüncü kısmından alıntıdır.

Ruhun Kök Hücreleri

Maneviyatta hiçbir şey kaybolmaz. Tersine ruhlar arasındaki farklılıklar daha da keskinleşir. Her hususi ruh Yaratan’ı algılamanın bütün zenginliğini yaratan özel niteliklere sahiptir. Bu tam olarak diğer ruhların zıt nitelikleri ile bağ kurmak vasıtasıyla gerçekleşir. Yaratan’ın karşılıklı algısı ayrı bir ruhun sahip olduğu algıdan bu şekilde 620 kat daha büyük olur.

Manevi kabımızın (Kli) büyüklüğü niteliği ile değil niceliği ile tanımlanır. Her ruhun daha güçlü ve daha özgün ifşa olmasının nedeni budur. Bu evrensel olan ve binalar inşa eder gibi diğer herşeyi inşa etmek için kullanılabilen kök hücrelere benzer. Kalp, karaciğer, böbrekler ve ciğerler kök hücre diye adlandırılan bu temel üzerine inşa edilebilir. Aynı şey maneviyatta da geçerlidir. Şimdilik herbirimiz kendi ruhunun “kök hücre”’sinin içinde yaşıyor. Daha sonra genel sisteme, gruba yada grup içinde ifşa ettiğimiz ve onları kendimize yamadığımız ruhların sistemine bağlanmaya başlayacağız ve ardından ruhların sisteminde ifşa olacak Yaratan’a bağlanacağız. Bu aynı zamanda kendimizi de edinmeye başladığımız zamandır: Kim olduğumuz, neye ait olduğumuz, ruhumuz nedir, görevim nedir ve onunla birlikte giden niteliklerin tüm toplamının içinden benim ana niteliğim nedir. Bu yüzden maneviyatta ilerlediğimizde her insan herşeyle gittikçe daha fazla bağlanıyor ama aynı zamanda daha fazla karşı koyuyor daha çok özgünleşiyor çünkü diğerleriyle bağ kurarak kendi “kök hücre”’sini çoğaltıyor. Baal HaSulam bu yüzden “Özgürlük” makalesinde kişinin kendine özgü niteliklerini bastırması yerine onları geliştirmek zorunda olduğunu yazıyor. Her insanın özgünlüğü vasıtasıyla içinde tüm manevi dünyayı ve Yaratan’ı yaratılışın başlangıcındakinden 620 kat daha fazla algılayabileceğimiz ruhun devasa ve kusursuz kabını edineceğiz.

– 01/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Bir Dosta Nasıl Yardım Edebilirsin?

Soru: Doğru niyeti edinmesi için bir dosta nasıl yardımcı olabilirim?

Cevap: Yeni başlayan biri Kabala’ya ilk geldiğinde ne hakkında konuşulduğunu görmez, duymaz yada hissetmez. Kendi düşünceleri ve arzularında batmıştır. Ne tür bir dünyanın içerisinde olduğu hakkında hiçbir algıya yada anlayışa sahip olmayan daha yeni doğmuş bir bebek gibi oturur ve herkesle birlikte öğrenir. Yada bu durum bilincini kaybetmiş hasta bir insanla da karşılaştırılabilir.

Bir araba kazasından sonra yatakta bilinçsiz bir şekilde yattığım zamanı hatırlıyorum. Bazen bilincim çok az yerine gelirdi ve dışarıdaki sesleri duyardım. Hatta bazen onlara cevap bile verirdim ama hiçbir şey görmezdim yada bir tepki gösteremezdim. Bu Kabala çalışmaya gelen bir insanın durumuna çok benzer: Oradadır ama orada değildir. Zamana ve diğerlerinin ilgisine ihtiyacı vardır, insanların ciddi bir hastalığı olan birine yada bir bebeğe karşı gösterdiği şekilde bir ilgiye. Bu tür bir ilgi ilerlemesi için ona biraz yardımcı olur.

Eğer destek yardımcı olmuyorsa o zaman kişi yalnız başına bırakılmalıdır ve yavaş yavaş kendisi için bir düzen oluşturması için ona zaman verilmelidir. Kendinin yerine Kabala’yı duymaya başlaması onun aylarını yada yıllarını alabilir.

Kişi ilk defa ne zaman gerçekten duymaya başlar? Diğerleri ile olan birliğin onun için manevi algılar açtığını ve manevi dünyaya girişin kesinlikle bunda yattığını hissettiği zaman.

Bu yüzden çevre ne kadar büyük ve güçlü ise kişinin gelişimini o kadar hızlandırır ve onu etkiler, onu kendi kendine daha hızlı ilerlemeye zorlar.

– 31/08/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Kabala Her Şeyi İfşa Eder

Soru: En basit terimlerle Kabala’nın ne olduğunu açıklayabilirmisiniz?

Cevap: Kabala bilimi her şey hakkında olan bir bilimdir. Kabala gerekli olan tüm soruları cevaplar.

İnsan nedir?

Nasıl yaratıldık?

İçinde bulunduğumuz realiteyi nasıl algılıyoruz?

Var oluşumuzun sebebi ne?

Var oluşun bir durumundan diğerine hareket etmeyi, nasıl geliştiririz?

Mükemmelliği nasıl kazanabiliriz?

Görünen realitenin sınırlarını kaldırıp bunun arkasında ne olduğunu görebilir miyiz?

Bedenin ölümünden sonra bizi ne bekliyor?

Halen yaşıyorken ve öldükten sonra kendi kaderimizi nasıl kontrol edebiliriz?

Bu bilim tüm yaratılanlar ve Yaratan (onları yaratan Üst Güç) hakkında konuşur ve aynı zamanda tüm yaratılışın nasıl yönetildiğini ifşa eder. Kabala metodu var olan her şeyi onun kapsamı dışında hiçbir şey bırakmayacak şekilde kapsar.

Kabala Yaratan’ı adama ifşa eder. Kabala her şeyi kapsar: zaman, yer, olaylar ve bunları yöneten güç. Zira bunların hepsi Yaratan tarafından yaratılmıştır, Kabala’nın ifşa ettiği O’dur. Bu yüzden Yaratan’ı ve var olan her şeyi bilmek Kabala metodu çalışmakla aynı şeydir.

Dolayısıyla bizler eğer Kabala Bilgeliğini edinirsek, bütün evreni bileceğiz. Sonuç olarak bu dünyayı kendi bütün bilimleri ve kanunları ile birlikte bileceğiz ve bunun içinde gerçekleşen her şeyin üstünde kontrole sahip olacağız.

Toplam 182 sayfa, 167. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...165166167168169...180...Son »