Egoistlerin Aşina Olmadığı Sevgi

Gerçek sevginin hissiyatına ulaşmak gerçekten kolay değildir. Dünyamızda var olan tek sevgi kişinin kendisi için olan sevgisidir. Birşeyi sevdiğim zaman ona yakınlaşmak isterim, onu kendime yakın getiririm ve kendimi o birşeyle doldururum. Diğer bir ifade ile onu yakalamak isterim. Bizim için ‘sevgi’  elde edilen bir durumdur. ‘Seviyorum’ demek benim olanı seviyorumun gerçeğidir yani haz almak arzusunun dediği budur.

Kabala’nın bahsettiği sevgi tamamen farklıdır ve bunu iyi bir şekilde anlayamayız. Bize bağlı olmayan bir Üst Güç var ve bizden önce yaratılmıştır, biz olmaksızın, şöyle ki, Yaratan’ın yaratılanı yaratmak arzusundan önce. Yaratılan, Yaratan’ın, bu üst gücün dışında var olan ve O’nu algılayan birşeydir.

O’nu algılamak demek, O’nu anlamak, hissetmek ve O’nun niteliklerini edinmek demektir. Yaratılanın, Yaratan’ı algılamak noktasına getirmek için, yaratılanı Yaratana zıt niteliklerle yaratmak gerekliliği vardı: egoistik sevgi içinde. Ve gelişim yaratılanı, ‘komşunu kendin gibi sev’ diye adlandırılan Yaratan sevgisine getirmelidir. Tüm bunlardan sonra Yaratan ve yaratılan dışında hiç birşey yoktur.

Bizler bu gelişim vasıtasıyla kendi başımıza gitmeliyiz, şöyle ki, hissetmeli, anlamalı, incelemeli ve Yaratan’ı algılamanın tüm detaylarına değer vermeliyiz. Ve nihayetinde, dışımızda var olanı algılamayı geliştirmek için egoistik sevgimizi değiştirmeliyiz – zevk almak arzusu sadece kendimizi algılamamızı sağlar ve kendimizi kendimizin içine hapseder. İşte bu yüzden dışımızda olana ‘komşu’ denir. Zira bu algı bize Yaratan’ın derecesi, konumu tarafından verilir, bu iyi eğilim olarak adlandırılır.

Bu iki koşulun dışında başka hiç birşey yoktur: ya ben kendimi algılarım veya Yaratanı algılarım. Ancak bu dönüşüm bize mutlak olarak net değildir çünkü ben bu ikinci koşuldan kopuğum ve bunu hissedemiyorum. Kendimi hissetmekten O’nu hissetmeye gitmeye bana yardım etmek için, Yaratan egoistik arzumun, bana yalnız olmadığımın hissiyatını veren kendi kendimin algısının içerisinde bir ilüzyon hazırladı.

İşte bu yüzden ‘komşum’ olarak adlandırılan ve cansız, bitkisel ve hayvansal dünyayı ve insanları dahil eden bir çevrenin içindeyim gibi hissederim şöyle ki farklı yaratılanlar, yaratılışın farklı parçaları varmış gibi. Ve ben, sıradan bir insan olarak bu çevreyi ya kendim için nasıl kullanabilmeyi veya çevrenin kendisi için birşeyler yapmaya gayret etmek için pratik yapmayı hissederim.

Çevre için birşeyler yapmak ihtiyacım Yaratan için arzum uyandığı zaman ortaya çıkar. Henüz bu arzuyu anlamıyorum, Yaratanı bilmiyorum ve işte bu yüzden bana bu tür pratikler verilir: Komşuna, senin dışında olanlara özgecil davranmaya çalış. İşte burası komşun için sevgini inşa edebileceğin yerdir.

Bu pratikler vasıtasıyla yeni nitelikler ve anlayışlar kazanacağın ve bir çok arınmalar yapacağın zaman Yaratan’la yakınlaşabilmek için bir bağa sahip olacaksın.

29.11.2011 tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Farklılığın Koruyucu Duvarını Kırmak

Manevi kabımızın kapasitesi eksik çünkü bizler bu iki zıt durumdan korkuyoruz: nefret ve sevgi. Nefretten kaçınıyoruz ve onu hissetmek istemiyoruz. Bedenimizin savunma mekanizması bizim gerçek nefrete gelmemize müsaade etmiyor.

Ve genel anlamda, nefretten korkuyoruz. Daha doğrusu, dost sevgisine ihtiyacımızın olduğu yazılır ancak bizler buna rağmen bundan hemen nefret ettiğimizi keşfederiz. Hatta bunun hakkında düşünmek bile istemeyiz! Bu yüzden içimizde yükselen bu soruları bloke ederiz.

Ve sevgi, ne diye buna ihtiyacım var ki? Onları sevmek ihtiyacını hissetmiyorum. Bunsuz yol alabilirim. Bu iki uç duyguya ulaşmaya kendimi bırakmıyorum. Ve bunu ulaşmak sadece birçok çaba sarf etmekle mümkündür.

Eğer ben bir çocuğa yatırım yapmazsam, o kendi başına sokakta yetişecektir ve ben kendi kendime düşünürüm: ‘İyi, ne olacaksa olsun’ Ve o zaman daha sonra onu hapise attıklarında, bu defa kendi kendime söylenirim: ‘İyi, yapacak bir şey var mı?’ diye.

Ancak eğer ben ona yatırımda bulunursam, gün be gün, önüne talepleri yerleştirerek ve ona olan her şey hakkında kalbimin en derin yerinden onun için endişe edersem, o zaman ben hem sevgi hem de nefretle dolarım. Bu her iki nitelik benim içimde büyük endişeler için bir kapasite yaratır. Her şey benim yaptığım yatırıma bağlıdır.

Eğer bizler yaklaşan kongreye büyük ve genişleyen bir kap ile gelmek istiyorsak ne yapılmalıdır? Bizler ilk önce ülkenin kuzeyindeki dağlarda eksersiz yapmak için gittik ve birbirimizin yardımı olmaksızın dağa tırmanmak hemen hemen imkânsızdı. Bu çok iyi bir pratiktir. Oyunlar ‘çocuksu’ görünse bile aramızdaki beraberliği hissetmek adına bize yardımcı olur. Ancak şimdi, kongreden önce herkes grubun yapıyor olduğunu yapabildiği kadar kendi çabasını nasıl ekleyebileceğini araştırmalıdır.

22.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. Bölümünden, TES

O, Benim Yapamadığımı Yapacak

Bağ kurmak istediğimiz zaman Yukarıdan bir yardımın eksikliğini hissetmeye başlarız çünkü bunu kendi başımıza yapamayız. Ne bağ kurabiliriz ne de hareketlerimizde senkronize olabiliriz ancak bu ifşa bize bunu bizim için yapabilecek Olan’ın bilgisini verir. Bunu sadece Üst Güç yapabilir!

Ve o zaman Üst Güç için olan ihtiyacı ve O’nun içimizde harekete geçmesi gerektiğini ifşa ederiz. Bu durum manevi dünyada sürekli bu şekilde işler: ben çalışırım, daha ve daha fazla çaba sarf ederim ve en sonunda bir ‘eksi’ ifşa ederim. Ve bu eksi’den eksikliğim olan ‘artı’yı keşfederim.

Ben sürekli bir eksiklik, bir kab, bir arzu ifşa ederim ve buna karşılık olarak benim yapamadığımı yapabilecek olan gücü, Işığı ifşa ederim. Ne kadar çaba sarf ettiğim önemli değil, yapamadım. Böylece bunu yapamadığımın ancak aynı zamanda bunu yapabileni gördüğümün kararına ulaşırım.

İşte bu yüzden hareketlerimiz sürekli olumsuz yönde çıkar ve ve hayal kırıklığı, yorgunluk ve içimizde sinire sebep olur. Bunun nasıl olabileceğini bütün hayat tecrübemizde anlayamayız. Egomuzda bizler daima farklı şekilde hareket etmeye alışmışızdır: çaba sarf eden kişi kazanır, başarır ve bir ödül alır.

Ve manevi dünya hakkında denir ki: ”Çaba sarf ettim ve buldum” ve demez ki, ”kazandım”, ”yendim” veya çaldım. Bu bir eyleme başlayıp ve bunu bitirdiğim zaman kendi gücümü kullanarak bunu edinemedim anlamına gelir.

Bu durum burada farklı işler. Hiçbirşeyin bana dönmediği ve umutsuzluğa düştüğüm, bunu terk ettiğim ve hiçbir şey istemediğim, tamamen hayal kırıklığına uğradığım zaman çabama şükür ki belli bir sınıra ulaşmışım demektir ve işte o zaman eğer bir milimetre bile ileri gidebilirsem eğer, ifşa ederim ki bunu yapabilecek bir güç var.

Ve bu güç kendisini kasıtlı olarak gizler ta ki mutlak bir umutsuzluk konumuna ulaşana kadar. Baal HaSulam mektubunda yazar: ”Bir kişinin hayatında kendi gücünün sınırına ulaştığı ve orada hiç bir başarıyı görmediği zamandan daha mutlu bir an yoktur” ve sadece o zaman kişi haykırır ve dua yükseltebilir. Kime gitmesi gerektiğini bilecektir – sadece o zaman kişiye ifşa olacaktır.

Daha ötesi, kişi hiç bir seçiminin olmadığını görür: haykırmalı. Ve realitede kişinin haykırmasından daha başka bir şeye ihtiyaç yoktur.

18.11.2011 Tarihli Arava Çölünde Arvut Kongresi, 2. dersinden

Derinizin Dışına Zıplamak

İçinde yaşadığımız gerçek dünyayı hissetmek istiyorsak, hissiyatlarımızı geliştirmeliyiz. O zaman hayvani bedeni duyularımız tarafından tarif edilmiş olan dünyamızın ne kadar sınırlı olduğunu görmeye başlarız. Dünya sizin bu duyularınıza bağlıdır ve bu duyular var olduğu sürece bu dünya bu şekilde var olacaktır. Şöyle ki, bedenimiz kısa ömürlü varoluşun sınırlı bir egoistik arzusudur.

Bir kişi tekrar ve tekrar bu dünyaya geri döner ve duyularını geliştirir. Bütün bunlar onu uyandırmak ve nihayetinde hissiyatlarının insan seviyesine, Yaratana benzer seviyeye geliştirmek içindir öyle ki kendi içinde Yaratanın hissiyatını geliştirsin.

Bu hissiyat aynı zamanda beş duyu vasıtasıyla ortaya çıkar fakat bunlar hep beraber dışında olanı özümseyerek yani vermek, özgecil bir formda olur. Bugün bizler sadece içimizde var olanı algılıyoruz ancak algının manevi organı, form eşitliği kanununa göre dışsal realiteyi kapar.

Bir kişi kendi içsel hissiyatını ayarladığı zaman, kendi egoistik arzusunun zıttı olana yönelik yükselişe geçer ki bu ihsan etmektir. Sadece bu şekilde kişi ihsan etmenin ne olduğunu anlayabilir: ona zıt olan birşey. Kişi yükselirken, kendi dışındakini algılamaya başlar ve böylece dıştaki dünyayı keşfeder.

Dıştaki bu dünyayı hissetmek için ne bana yardımcı olacaktır? Pratikler. Eğer ben diğer insanlarla, gruptaki dostlarımla temas içinde olursam, eğer onları kendi içimde hisseder ve onlarla bağ kurarsam, bu anda birbirimizi uyandırmaya başlarız öyle ki dostu hissetmek onu benden daha önemli olarak görmektir. Böylece, bedenimizin dışındaki hissiyata yakınlaşırız çünkü manevi dünya ” derimizin dışında”dır.

Bedenimin dışına nasıl zıplayabilirim? Grubun yardımıyla. Onlar da hayvani bedenlerinin dışında realiteyi hissetmek isteyen özel insanlardır. Bu realiteye ”sonsuz dünya” denir zira maddesel varoluş ve beş bedeni duyu tarafından sınırlı değildir. Öyleyse, bu arkadaşları yüceltmeliyim zira sonsuzluğu edinmeme onlar yardımcı olurlar. Şükür onlara ki bedenimden bağımsız hissiyatları geliştirebilir ve şimdiki ”kendimin” üzerine yükselebilirim. İşte grup budur.

İşte bu yüzden kolektif ruh parçalanmıştır. Çok sayıda bireysel ruhlar, dünyamızdaki bir çok beden bize kendimiz tarafından sonsuz, manevi duyuyu geliştirmek için olanak sağlar. Kabala Bilgeliğinin amacı bize sadece bu konuda yardımcı olmak içindir.

Dolayısıyla yeni bir bedeni, ruhun bedenini ediniriz. Onunda aynı zamanda beş duyusu vardır: Keter, Hohma, Bina, Zer Anpin ve Malhut. Diğer bir ifade ile, o, beş Aviut (bayağılık) seviyesi ile alma arzusudur. O, biz kendi gerçek hayatımızı, ihsan etmek seviyesinde, sonu gelmeyen, sonsuz bir hayatı yaşayalım diye bu bedenin içindedir ve bu dünya gibi bölünmüş duyularımızın içinde hayal ettiğimiz bir yaşam.

Şimdiki fiziksel realite kişinin içinde yavaş yavaş ”çözülür”. Maddesel bedeni öldüğünde yok olmaz zira o bu hissiyatın üzerine yükselir. Manevi realitede yükselirken, bu dünya algımızdan yok olur. Bu dünya başlangıçtan hayalimizin içine yerleştirilmiştir öyle bu dünya temelinde gerçek dünyayı keşfedebilelim.

20.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinden, ”Arvut (Ortak Garantörlük)”

Kongreden Üç Gün Önce

Soru: Aralık kongresinden önceki son üç günün önemi hakkında konuştunuz. Bu üç gün boyunca hazırlığı organize etmenin en iyi yolu nedir?

Cevap: Bir koşuldan diğer koşula geçişin üç gün diye bilinen bir nosyonu vardır. Bu üç gün boyunca kişi, önceki koşulundan ayrılmalı ve tarafsız bir koşuldan yavaş yavaş yeni koşula doğru geçmeli.

İşte bu yüzden bizler kongrede (özellikle kongre, kongre bizim birleşmemizdir) gerçek bir şekilde bağ kurmak isteyen insanlara tavsiyede bulunuyoruz, bu düşünceyi, bu duyguyu tutmaya çalışın, genel birliğin öngörüsünde olun özellikle bu üç gün içerisinde. Bu onların daha yoğun birliği tecrübe etmelerine ve kendilerine üst dünyanın en azından bir parçasını ifşa etmelerine yardımcı olacaktır. Bu ortak aksiyonumuzdan tam olarak ümit ettiğimiz budur.

Kongrede hep biraraya toplandığımızda, şarkılar söylediğimizde, dans ettiğimizde ve dostlar toplantısına katıldığımızda, tüm bunlar sıradan şeyler değildir. Kongre ortak ihsan etmek arzusuna girmek için bizlerin birliğinin birincil ve en önemli olayıdır. Bu arzuyu oluşturduğumuz an aniden içinde bulunduğumuz gelişimin bu dünyanın ötesinde var olan bir sonraki seviyesini hissedeceğiz. İstediğimiz şey özellikle budur.

20.11.2011 Tarihli Pazar Sanal Dersleri Serisinden

“Yaratan’ın Mutfağında” Yeni Tatlar

Soru: Aralık Kongresinden önce birbirimizle nasıl birlik olmaya ihtiyacımız var? Herşeyi doğru bir şekilde tercübe etmek için buna nasıl hazırlanmalıyız?

Cevap: Farklı birşey yapmıyoruz: Aynı makaleleri okuyoruz, aynı şeyleri duyuyoruz ancak yine de şöyle yazılır: ‘gözlerinizde bu durum yeni gibi olmalıdır’. Neden denir ki ”yeni gibi”? Çünkü sen kendi Aviut’unu (bayağılık), kendi algının yeni detaylarını daha ve daha fazla ifşa ederek bunu yeniliyorsun.

Bize yeni bir tabak servis edildiği zaman buna nasıl yaklaşacağımız hakkında hiçbir fikrimiz olmadığını biliyoruz. Ancak bunun birçok defalar tadına bakmışsak ve buna ”annemizin yemeği” gibi çocukluğumuzdan beri alışkın isek o zaman bundan maksimum zevk alırız.

Manevi Partzufim‘de de aynı şey geçerlidir. Işık ilk geldiği zaman Nefeş Işığından başka birşey değildir. İkinci gelişinde yeni aynı eski Reşimot’a giren bu defa Ruah Işığıdır, üçüncü kez ise Neşema Işığı ve böyle devam eder.

Diğer bir ifade ile, insan her defasında ilerler, daha önce tecrübe ettiğine döner ve daha büyük bir derinliği keşfeder, bunun içinde daha fazla tat hisseder, yazıldığı gibi: ”Senin için depoda bekleyeni yiyeceksin”. Bizim içinde aynısı geçerlidir. Her zaman aynı yerde, ancak daha ve daha derin birbirimizle bağ kurmalı daha fazla birlik olmalı ve gerçek bir bağa doğru yönelmeliyiz.

Bunu ümit edelim ve duamızı ortak sorumluluğun içinde ”Çoğun duası” olması için yükseltelim.

23.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. bölümünden, Zohar

Saldırıdan Önce

Bizim asıl işimiz arzu ve düşüncelerin üzerine yükselmek, onlardan ayrılmayı başarmak ve hepimizin hep bir arada var olduğu yüksekliğe, ruha çıkmaktır. Dünyada sadece tek bir ruh vardır.

Bu yüzden Tora’yı (Işık) almadan önce İsrailoğullarının (kalpteki noktası olanlar, Yaratana doğru arzusu olanlar) üç gün için kendilerini sakınmaları gerektiği yazılır. Herkes daha yüksek bir amaca kendilerini adamak için kendi maddesel ilişkilerinin, düşüncelerinin, arzularının ve hesaplarının üzerine çıkmaya çalışıyorlar.

Bu çok zor, özverili ve titiz çalışma gerektirir, bu küçük tanelerin hepsini birer birer toplamaya ve egoistik hesaplamalarımızı bitirmeye benzer; kişinin içinde uyanan onu farklı yönlere iten yararsız düşünceleri ve arzuları durdurana dek. O zaman kişi çevrenin arzuları ve düşünceleri içine kendini az veya çok dâhil edecektir.

Bu tasarruf ve kaçınma, bu büyük çaba kişinin kendisini hazırlar, kolay bir iş değildir. Bir kişi kendi egosunu kırmalı, kendinin dışına çıkmalı, gerçek fiziksel çaba ile birlikte kendini kendi koşulundan çekmeli ve diğerlerine fiziksel olarak ta dâhil hale gelmelidir. Daha sonra kişi başını eğmeye çalışmalı ve onu etkileyecek olan onların ruhunu onlardan almayı kabul etmelidir. Kendi düşüncelerine hiçbir özgürlüğe izin veremez çünkü bu düşünceler onu tekrar toplumun, grubun sınırlarının dışına fırlatabilirler.

Kişi kendisini hem fiziksel hem de içsel anlamda, ruhsal olarak düşüncelerinde ve arzularında eğmeli ve konsantre olmaya zorlamalıdır öyle ki her şeyi grubun gücü altında alabilsin. Kişi kendisini kaybetmeli! Kişi kendi içinde ne kalp ne de akıl var olmayacak şekilde kendisini grubun etkisi altına bırakmalı ve kendisini kontrol eden şey sadece grubun varlığı olmalıdır.

Bir diğerinin içine dâhil olmak için bu durum hazırlığın ilk safhasıdır. Eğer bunu başarabilirsek, grubun gücünü,  üst gücün etkisini konuşmaya başlayabiliriz.

Grup hayal ettiğimiz gibi fiziksel biçimlenim değildir; fiziksel bedenlerden oluşan bir grup değildir. Grubun içsel gücü, grubun içinde var olan Islah Eden Işık’la beraber bizleri etkileyecek, herkese kutsallık verecek ve herkesin kendisinin üzerine yükselmesini sağlayacaktır. O zaman bu yükselişin içinde kişi tüm evreni dolduran genel gücü hissetmeye başlayacak ve kitaplarda yazılmış olanı anlayabilecektir.

Bu sebepten dolayı kongre boyunca ve kongreden en az üç gün önce (ve kongre gününe kendimizi hazırlamaya başlamalıyız) bizim için en önemli şey tüm yabancı düşüncelerin ve hesaplamaların üzerinde olmak ve bize hiçbir seçim bırakmayan kendimizi gerekliliğe sınırlamaktır. Her derecede mantık ötesi ile hareket edin.

Özellikle kongreden önceki üç gün boyunca, gerçek bir saldırıya başlamalıyız, kaçınmanın günleri, hem fiziksel hem de düşünce ve arzularda öyle ki tek bir isteğimiz olmalı ve sorunları en az etkide hissetmeliyiz.

11.11.2011 Tarihli İsrail Arvut Kongresinin 1. Dersinden

İfşa Burada Ve Şimdi Olmalıdır

Kongre salonuna girdiğimiz an, hemen büyük ve kolektif arzuyla birleşmeli, bağ için hazır olmalı ve bu durumun burada ve şimdi olacağını ümit etmeliyiz! İfşa’nın burada ve şimdi gerçekleşmesinin gerekliliğini düşünmeliyiz (Bunun hakkında söylendiği gibi; her gün Mesih’in gelişini beklemek). Bu durum aksiyonu ilerletir ve gerçekten gerçekleşir.

Sadece kongreye gelmek yeterli değildir – bunun için hazırlık yapmalıyız. Kongre materyalini çalışmak iyi bir fikir, orada yeni düşüncelerle şaşırmış olmanız planımın parçası değildir. Bilakis, materyal ile daha içli dışlı olacaksınız, ben daha fazla bilinen şeyleri konuşuyor olacağım bunun karşılığında arzunuz okuduğunuza, duymuş ve çalışmış olduğunuza yönlenir, gerçek anlamda yeni açıklamalar getirebileceğim.

Kongre’de materyali anlayan, hisseden ve ne söyleyeceğimi ilerlemek için bilen insanları görmek isterim. Derslerin konusu ve kaynaklar kongreye hazırlık materyallerinde bulunabilir. Bunu çalışmak zorundayız zira hiçbir sürpriz olmamalı. Tüm ilerleyişimiz içsel olmalı, yeni seviyeleri ifşa ederek ve onlara bağlanarak.

Buna ilerleyiş denir. Materyalin sözleri aynı olabilir ancak bıraktığı izlenim, ifşalarının derinliği yeni olacaktır. Onları yeni bir şekilde ve yeni bir seviyede hissedeceğiz.

Bu yüzden, materyali ve şarkıları kalben çalışmalıyız ki böylece bunlar hepimize alışkın hale gelsin. Bu çok önemli. Eğer bir şeylerin tadına bakmışsak daha sonra tekrar bakarız, bize hoş ve yeni görünür. Ancak bir şeyi ilk kez tattığımız zaman, tadını güç bela ancak hissederiz.

Bir günah hakkında bu aynı şey söylenir: ilk ihlal günah olarak kabul edilmez çünkü kişi ne olacağını bilmedi ve sadece bunu denedi. Ancak tadına bakar bakmaz ve devam etmesi ister, Bilgelik Ağacının meyvesi hakkında konuşan Hz. Âdem gibi: “Yedim ve daha fazla yiyeceğim!”, o zaman işte bu problem.

Böylece, kongrenin materyalini ilerlemek için ‘tatmalıyız’ öyle ki kongrenin kendisinde ‘yemeye devam’ edeceğiz ve gerçek tadı keşfedeceğiz. Yarım sayfa okumak ve hazır olduğumuzu düşünmek yeterli değildir. Kapları, algımızın araçlarını inşa etmeliyiz ve onları hamuru yoğurur ve ısıtır gibi düzenlemeliyiz. Kalbimizi bu şekilde ısıtmalıyız. Bir şeyleri hissedeceğimizi ve hissetmeyeceğimizi genel hazırlığımız belirler.

Daha fazla hazırlanırsak, kalpte ve akılda daha hızlı edinebileceğiz. Eğer kalp ve akıl her ikisi de doğru bir şekilde çalışırsa ifşayı edineceğiz.

02.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. bölümünden, ‘Yaratan İçin Sevgi ve Yaratılanlar İçin Sevgi’

Gücün Kaynağı

Soru: Yeni bir seviyeye yükselmek için ihtiyacım olan hayatın göstergesi için yorgun olunur mu? Bu yorgunluk hissiyatı nereden geliyor?

Cevap: Yorgunluk amacın öneminin eksikliğinden gelir. Bu senin gruptan yeteri kadar olumlu uyarıcı alan olmadığın gerçeği yüzündendir. Eğer almış olsaydın aydınlatırdın.

Kendi her üyesini yükseltmek grubun görevidir. Zira grup herkesi kapsar, hepiniz tek bir ortak arzu ve istek üzerine hep beraber çalışmalısınız. O zaman herkes ilerlemek için güç alacaktır. Yaratılışın amacını edinmek için birbirimize güç vererek hep beraber bağlandığımız zaman buna karşılıklı garanti denir.

30.10.2011 Tarihli Kabala’nın Kökleri adlı dersten

Kongreye Yanan Bir Kalple Gelin

Soru: İçimizdeki kıvılcımları Aralık kongresinde pratik olarak nasıl birleştirebiliriz?

Cevap: Kongreye vardığınızda kalpteki noktaları zaten birleştirmiş olmalısınız. Hazırlıktan kastedilen budur.

Neden kongreye gidiyorum? Çeşitli dışsal aksiyonlar vasıtasıyla diğerleriyle içsel birliği uyandırmak için, Yaratan’ın ifşasını beklediğimiz yer olan manevi kaba dâhil olmak için. Tüm hazırlığımız bu kıvılcımların birliğine hedeflenmelidir.

Tüm arzularım ve düşüncelerim amaca, manevi dünyanın ifşasına, üst dereceye, sonsuzluk ve mükemmelliğe, yüce ve sınırsız bir şeylere hedeflenir. Tüm umutlarımı seçmeli ve bunları diğerleriyle olan birliğe getirmeliyim. Daha üst derece için hep beraber özlemlerimizi birleştirmek suretiyle ancak bu bireysel uyarıcılardan yaratılmış olan ortak kabı hissedeceğiz ve bu durumda Işık bu kabı doldurur.

Hazırlık budur: kongreye daha önceden oluşturulmuş, arınmış ve içsel olarak yanan arzu ile gelmek.

10.11.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. bölümünden, ‘‘Matan Torah (Tora’nın Verilmesi)’’

Toplam 187 sayfa, 154. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...152153154155156...160170180...Son »