Kabala İpuçları – 7/8/18

Soru: İsteyebileceğim manevi kökün özellikleri/nitelikleri var mıdır?

Cevap: Kesinlikle. Nitelikler, zeka, bilgi, sonsuzluk duygusu, mükemmellik, yani tüm tamamlanmalar için ortak bir payda olan, ihsan etme niteliğindeki her bir ayrıntıdır. İhsan etme niteliği kesinlikle bize zıttır; onu hiç istemeyiz, ama içinde ifşa olanı mutlulukla alırız.

Soru: Eğer yüksek kök her andaki tüm detayları yönetiyorsa, dalın rolü nedir?

Cevap: Dalın rolü, bu konuda herhangi bir tartışma olmaksızın, üst kökü olduğu gibi algıladığı bir koşula ulaşmaktır; bu koşula “yaratılan varlığın Yaradan ile doğrudan bağı” denir.

Soru: Kabala bilgeliğinin yardımıyla bir kişi, üst kök tarafından yönetildiği yöntemle, haz veya ıstırabın derecesini düzenleyebilir mi?

Cevap: Kişi, Kabala bilgeliğinden, üzerinde ıslah eden Işığı harekete geçirmek için bir yöntem alır. Bir kişiye inen Üst Işık, onu Yaradan’a zıt olma durumundan, Yaradan’a benzer olduğu bir duruma dönüştürür. Kişi, Yaradan’dan olumlu bir etki hissetmeye başlar ve ikinci olarak, bu etkinin ardında Yaradan’ı bulur.

Soru: Bir insan manevi kaderini gerçekleştirmeden önce hayatına son verirse, tekrar doğar mı?

Cevap: Bizler ölmeyiz ve doğmayız; biz, sadece hislerimiz vasıtasıyla zamandan zamana geçeriz.

Bu yüzden, ölüm ve yaşamla vahim/ölümcül bir şey gibi ilgili olmaya gerek yok.

Soru: Kişi, bir futbol maçı izleme arzusu ile nasıl doğru ilişki kurmalıdır?

Cevap: Kabala bilgeliği buna karşı değildir; kişinin kendisini odasına kilitlemesi gerekmez; biraz oynamalıdır. Bununla birlikte, kendisine verilen kısa hayatta, kendisi için neyin en önemli olduğunu anlamak ona kalmıştır.

Soru: Yaratılış planını gerçekleştirmeyi reddediyorum ama bunun farkında olmadığım için büyük darbeler ve acıyla karşılaşacağım, bu olabilir mi?

Cevap: Yaratılış planını gerçekleştirmeyen biri sürekli yenilir. Bunu Yahudi halkı örneğinde görüyoruz. Yaratılış planı konusunda, geri kalan uluslardan daha gelişmişlerdir ve bu yüzden tarih boyunca yenilmişlerdir. Söylendiği gibi: “…bilgiyi arttıran, acıyı arttırır” (Ecclesiastes 1:18).

Soru: Bir Kabalist olarak, akrabaların, öğrencilerin ve öğretmenin yaşamı ve ölümü ile nasıl ilişki kurarsınız?

Cevap: Yaşam ve ölüm yoktur, her türlü koşulda varoluş vardır. İçinde bulunduğumuz koşullarla hem fikir olmalıyız ve bu koşullarda mümkün olan her şeyi yapmalıyız.

Soru: Bundan ortaya çıkan tuhaf bir formül var gibi görünüyor: gelişim seviyesi yükseldikçe, kişi ya da insanlar daha çok acı çeker?

Cevap: Aslında dünya çapında böyledir. Şöyle söylenir “… bilgiyi arttıran, acıyı arttırır”. Ekleyerek ve bilgisini arttırarak, aralığı genişletir ve eksi ile karşılaştırıldığında artı değerlerin daha büyük olduğunu görmeye başlar. Bu nedenle, bunların birbirine bağlı olmadığını hisseder ve bu onun acı çekmesine neden olur.

Soru: “Yaradan’ın talimatları” ile kişisel ya da kolektif “egonun tavsiyesi” arasında ayrım yapmak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Bunu yapmak için, kendinizi tam olarak “O’dan başkası yok”a (Deuteronomy 4:35) yönlendirmelisiniz ve o zaman gerçekten Yaradan’dan başka hiçbir şey olmadığını göreceksiniz: Kolektif ego yoktur, sizin de egonuz yoktur; sadece size bir şeyler söyleyen Yaradan’ın içsel sesi vardır. Kişi kendini buna göre ayarlamalıdır.

Soru: Yaradan’a haz veren eylemler ile haz vermeyen ve genellikle kişi eylemleri için ödül almadığında değeri olmayan bir şeydir, ayırım yapmak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Kabalistler, Yaradan’a haz veren tek eylemin bir grup içinde birleşme eylemi olduğunu ve gruptan ortak bir arzuyla Yaradan’a yakarış olduğunu söylerler.

Soru: Acı çekmenin bir sonucu olarak, neden bazı insanlar acı çekmelerine neden olan temel dünya görüşlerinde daha inatçı oluyorlar?

Cevap: Çok iyi! İnat ve sebat çok iyi şeylerdir.

Soru: YouTube’daki yayınlarınızı düzenli olarak büyük bir arzu ve ilgiyle kendi kendime izlersem, manevi grubun bir parçası mıyımdır?

Cevap: Evet. Bizimle olanlar ve haftada bir saat bile çalışanlar, manevi gruba katılırlar.

Blitz Of Kabbalah Tips – 7/8/18

‘‘Sevgiyle Sadece İyi Şeyleri Görmek”

Rabaş, ‘‘Dostların Önemine Dair’’: Eğer kişi dostunu sevmeye çalışıyorsa, o zaman aradaki sevgi vasıtasıyla sadece iyi şeyleri görmek doğaldır. Dostunda kötü şeyler olsa bile onları görmez. Şöyle yazıldığı gibi; “Sevgi tüm günahları örter.”

Kişi kendinden başka her şeyin, her şeyi kontrol eden ve başlatan Yaradan’ın eylemleri olduğunu hisseder. Bu nedenle, kişisel eylemleri, düşünceleri ve dürtüleri dostlarına yükleyemez. Hepsi Yaradan’dır.

Ayrıca, Yaradan kişiye biraz özgür irade verir: onunla ilişki kurar, dönüştürür ve O’na yakınlaşırız. Ve kişi zaten dostlarına Yaradan’la tam bir bağ içindelermiş gibi bakar.

Soru: “Sevgi tüm günahları örter” dendiğinde, benim içimdeki günahlardan mı bahsetmektedir?

Cevap: Elbette. Dostlarla ilgili tüm bencil eğilimler sevgi ile örtülür. Ve biri diğerinin üzerine inşa edilir, çünkü size her şeyi gösteren Işık gelir. Daha önce orada olmadığı için, her şeyi olumsuz gördünüz ve şimdi her şeyi olumlu görüyorsunuz.

Sevgi, onlarda yanlış bir şey görmediğiniz zaman, başkalarına karşı bir tutumdur. Siz sadece onları seversiniz. Onlar sizin için kendinizden daha değerlidir.

“With Love To See Only Good Things”

Her Kabalist Kendi Dünyasına Mı Sahiptir?

Soru: Fiziksel dünyada, onun algısının genel bir resmine sahibiz: gökyüzü mavidir, güneş sarıdır vb. Manevi dünyada herkesin kendi resmini göreceğini söylüyorsunuz. Orada genel bir resim yok mu? Her Kabalistin kendi dünyası mı vardı?

Cevap: Her Kabalist kendi koşulunun içindedir, ancak onları aşağı yukarı aynı şekilde tarif ederler: Onlar tek anahtara sahiptir. Onlar birbirlerini anlarlar.

Herhangi bir manevi derecede, niteliklerinizle ne algıladığınızı hissedeceksiniz. Bizim dünyamızda herkes aynı niteliklere sahiptir – beş algı organı. Manevi dünyada da onu algıladığımız beş duyu organı vardır – Keter, Hohma, Bina, Zeir Anpin ve Malhut- ama algılayan sizsiniz.

Manevi dünyada herkes farklı bir seviyededir, çünkü çok sayıda dereceler vardır: 125‘i temeldir ve her biri birçok alt dereceden oluşur.

Bu nedenle, kendinizi başkalarıyla eşitlemek istiyorsanız, bir Kabalistik kitap alın ve onu çalışarak, onu yazan Kabalistin ne hissettiğini hissetmeye başlarsınız.

Örneğin, Ari’nin eserleri veya Baal HaSulam’ın Talmud Eser Sefirot’unu okuyarak, onları tarif ederken ne hissettiklerini hissedersiniz. Ayrıca, perdeniz aynı seviyede iken açıklandığı gibi davranmanız gerekir. Ancak, genellikle başka seviyelerde olduğunuz için görünüşte farklı dünyalara sahipsiniz.

Does Each Kabbalist Have His Own World?

Duanın Gücü

Dua, yaratılıştan Yaradan’a, en aşağıdan en yükseğe yükselen bir arzudur. Fark, Yaradan yaratılan varlıklara sebepsiz yere değil de onların istekleri üzerine verdiği zaman; bu yaratılan varlıkları hayvan seviyesinden insan seviyesine yükseltir. Bu nedenle, bir arzunun, duanın, isteğin, minnettarlığın – Yaradan’a yapılan herhangi bir yakarışın – ifşası çok önemlidir. Bu manevi çalışmadaki tüm ıslahları ve gelişmeleri belirler.

Duanın gücü muazzamdır. Dünyamızda, küçük bir çocuğun bile bir düğmeye basıp, tüm dünyaya zarar verebilecek veya fayda sağlayabilecek devasa bir sistem başlatabildiğini görmekteyiz. Bu nedenle, dua çok mühimdir. Ne de olsa, özellikle arzuları almak için tasarlanmış, büyük bir sistemde yer alan en küçük arzu bile; sistemi uyandırabilir, değiştirebilir ve ağır değişikliklere neden olabilir.

Teknolojide, bu tür sistemler amplifikatör (yükseltici) olarak adlandırılır: mekanik, hidrolik, elektriksel ve elektronik. Kişi küçük bir eylemle büyük sistemleri çalıştırabilir. Bu, giriş darbesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ayrıca, sistem ne kadar güçlü, büyük ve akıllı olursa, çok fazla hazırlık gerektiren, ihtiyaç duyduğu dürtü de o kadar ince ve hassas olur.

Doğru dua ile insan cenneti uyandırabilir ve tüm dünyaların sistemini başlatabilir. Ne de olsa, yüksek sistem üzerindeki etkimiz, sonsuzluk dünyasına aktarılır ve bir cevaba neden olur.

Dua muazzam bir güce sahiptir. Bu maddesel örneklerde de belirgindir. Son zamanlara kadar, insanlar, reaksiyonun mekanik hareketin gücüyle orantılı ve aynı nitelikte olduğu yay ve oklar gibi basit cihazlar kullandılar. Ancak son zamanlarda, insanlık elektrik, elektronik, hidrolik ve bilgisayar sistemleriyle çalışmaya başladığında, transistöre gönderilen en zayıf sinyalin, minimum giriş darbesinin, su akışı için büyük bir elektrik akımını veya vanasını açtığını görmekteyiz.

Bir musluğun nasıl açılacağını anlarsam, tüm dünyayı sulayabilirim. Bu, duanın gücüdür. Ancak dua sadece kelimeler değildir; o kendini daha yüksek sisteme uygun hale getirmektedir, yazıldığı gibi: “Arzunu, O’nun arzusu gibi yap”. Ve o zaman en küçük arzularım bile işe yarayacaktır: Ben ne kadar küçüksem ve sistem ne kadar büyükse, benim zayıf etkim kozmik kuvvetin güçlerini uyandırabilir.

En önemli şey, ne kadar mükemmel bir sistemde olduğumu ve onu nasıl harekete geçirebileceğimi anlamaktır ve sonra dünyanın efendisi olacağım. Yaradan bana evrenin tüm dev sistemini yönetmem için anahtarları verir. Ancak bu tamamen karanlıkta yapılmalıdır.

Topluma vermeye çalışırım, ancak bunu istemediğimi ve böyle bir tutum için yetersiz olduğumu anlarım. Ne kadar uğraşsam da iyi niyetlerim sadece bir saniyeliktir ve sonra onları tekrar unuturum. Tüm denemelerimin ardından, dayanılmaz bir yük ile kendimi yüklediğim ortaya çıkar. Onu taşımaya çalışırım ve bunun mümkün olduğunu düşünürüm, ancak her seferinde yükümü düşürürüm.

Bu çantayı tekrar tekrar doldururum ve hepsi düşer ve sonra çaresizlik içinde haykırırım. Buna, bana yardım edecek, çantayı destekleyecek ve işimi yapacak, üst kuvveti uyandırabilen dua denir – sadece her zaman istemem gerekir. Eğer bu işi yapamayacağımı hissedersem, o zaman Yaradan benim için bitirecek ve duam gerçek olacaktır, O’nu, bana yardım etmesi için uyandıracaktır.

The Power Of Prayer

Üst Işığı Uyandıran Oyun

Rabaş, “Toplantının Gündemi 1”: Dost sevgisinde de bu şekilde davranmalıyız: Kendimizi inceledikten ve dua için bildik tavsiyeyi izledikten sonra, duamız cevaplanmış gibi düşünmeli ve tüm dostlar tek bir bedenmiş gibi onlarla beraber sevinmeliyiz. Ve bedenin tüm organlarının keyif almasını dilemesi gibi, biz de tüm dostlarımızın keyif almasını istemeliyiz.

Soru: Rabaş, bir kişinin duasının kabul edilmiş gibi davranması gerektiğini söyler. Fakat eğer henüz duam oluşmamışsa ve ilerlememişsem ne yapmalıyım?

Cevap: Ne yaşadığının ve neye sahip olmadığının önemi yok. Her zaman, arzuladığınız koşula ulaşmış gibi yapabilirsiniz.

Soru: Başkaları için mi yaparım?

Cevap: Ve kendin için de yaparsın. Onu oynuyorsunuz ve sonuç olarak sizi değiştiren üst kaynağı harekete geçirirsiniz.

Yaradan’ın duanızı duyduğundan ve derhal cevap verdiğinden emin olmalısınız. Cevabı aldığınızı anlamanızın bir önemi yoktur. Duanızın kabul edilip edilmediğini bilmezsiniz. Sadece onun işe yarayacağına tam olarak güvenmelisiniz.

The Game That Awakens The Upper Light

Dünyayı Değiştirmek Ne Demektir?

Soru: Eğer dünya kötülük ve ahlaksızlıklarla doluysa, bütün dünyayı kendime uyacak şekilde “eğmek” istemenin nesi yanlış?

Cevap: Dünyamızı değiştirmek istediğinizi anlıyorum. Fakat bunu, dünyayı bozarak yaparsanız, sadece bir takım küçük bozulmuş dünyalarınızı elde edersiniz.

Kendinizi değiştirmek zorundasınız ve o zaman, egoist özelliklerinizde karşınıza çıkan bugünün dünyası yerine, başka, daha iyi, özgecil bir dünya keşfedeceksiniz. Dünyayı değiştirmek, niteliklerinizin değişmesidir ve sonra onu farklı şekilde göreceksiniz.

Arzularımızın içinde var olduğumuzu anlamanız gerekir. Arzularınızı en düşük durumdan tam ihsan etme ve sevgiye, yani Sonsuzluğun dünyasına değiştirmekle, manevi dünyaların basamakları boyunca ileri ve geri hareket edebiliriz. Hepsi bizim niteliklerimize bağlıdır.

What Does It Mean To Change The World?

Maneviyat İçin Özlem Olduğunda

Rabaş, ‘‘Toplantının Gündemi-1’’, Makale No.17, Bölüm 2, 1984: Sonrasında, herkes tıpkı “On Sekiz Dua”nın son üç duasında olduğu gibi davranmalıdır. Diğer bir deyişle, Yaradan’ın önünde yalvardıktan sonra, Zohar der ki: “On Sekiz Dua”nın son üç duasında kişi, Yaradan zaten onun talebini yerine getirmiş gibi düşünmelidir.

Soru: Rabaş, neden dua ile topluluğun toplantısı arasında bir benzetme yapar?

Cevap: Tora ve bütün kutsal kitaplar, dindar insanlar için değil, pratik/gerçekçi manevi çalışmamızda kullanmamız için tasarlanmıştır.

Soru: Dua, kişinin gruptaki eylemlerinin bir planı mıdır?

Cevap: Elbette. Başka ne için yazılmış olabilir ki? Yaradan’a yükselttiğiniz arzunun bir yükselişidir; böylece O, çalışmanız için size gerekli olanı verecektir.

Eğer kişi duaya gelemezse, böyle bir ihtiyacı (Hisaron) olmadığı anlamına gelir, hiçbir eksiklik hissiyatı, ileriye gitme gücü, özlemi ve maneviyat için açlığı/isteği yoktur.

Soru: Rabaş’ın topluluğun toplanma düzeniyle ilgili yazdığı her şey aynı yerde ve aynı zamanda meydana gelebilir mi?

Cevap: Ne coğrafya ne de zaman önemli değildir. Bu, farklı zamanlarda, farklı dostlar arasında meydana gelebilir.

Soru: Bunlar toplam koşullar mıdır?

Cevap: Evet, ama her birimizin içinde, onlar (koşullar) mutlaka aynı yerde ve aynı zamanda değil, isteğe bağlı olarak birikirler. Maneviyatta bu sert/değişmez bir fonksiyon değildir.

When There Is Longing For Spirituality

Doğru Cevapları Nasıl Alabilirim?

Soru: Doğru cevapları alabilmek için, öğretmene nasıl doğru olarak sorabilirim?

Cevap: Yapamazsınız, çünkü hiçbir soru bir cevabı hak etmez ve buna eşlik etmemelidir. Kişi, her şeyi kendinden veya Yaradan’dan istemelidir.

Bazı konularda, ilerlemenin gücünü artırmak için, talimatlar aldığınız öğretmenden ve Yaradan’dan – gelişiminizin, ıslahınızın ve eyleminizin gücü için dostlarınızla görüş alışverişinde bulunmalısınız.

Bu nedenle, ne kadar çok çalışırsak, benden o kadar az cevaplar alacaksınız.

Yorum: Sık sık kendimiz için değil, ama yeni başlayanlar için sorular sormaya çalışırız.

Benim yorumum: Ben her zaman ne yapmam gerektiğini hissederim. Bu nedenle, senin yerine yeni bir öğrenci olursa, ona onun seviyesinde cevap vereceğim ve sen hala bundan hiçbir şey almayacaksın.

How Do I Get The Right Answers?

Mükemmel Bir Dünya Görmek İçin

Soru: Mükemmel bir dünyaya, sonsuzluğa girmek, kendinizi mükemmelleştirmek ve ıslah olmuş benliğinizden, mükemmelliği, sonsuzluğu görmek anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, içinde değiştiğim ölçüde, çevremdeki dünyada değişiklikleri görebilirim.

Soru: Kendimi değiştirmek zorunda olduğum noktaya nasıl gelebilirim? Sonuçta, tüm hayatım boyunca başkalarını değiştirmeye çalışıyorum.

Cevap: Gerçekten, genellikle insan herkesi değiştirmek ister. Çevresindeki dünyayı “eğmekten” başka bir şey istemez. Ancak, gerçekte dünya eğilmez. O öyle yaratılmıştır ki eğer eğmek istiyorsan, kendini eğeceksin. Sonuç olarak, belki birinde değil ama birkaç yaşamınızda, eğilmesi gereken kişinin siz olduğunuzu anlayacaksınız.

Bu konuda aşağılayıcı bir şey yoktur. Bu çok heyecan verici bir oyundur, çok etkileyici, kavramsal bir yolculuktur: ben değişirken çevremdeki dünyanın da bir peri masalındaki gibi değiştiğini görürüm. Ve bu mümkündür.

Soru: Ancak, kişinin yaşamının 70 ila 80 yılı boyunca, insan bir şekilde değişiyor ki dünya hakkında bu söylenemez. Siz hangi değişikliklerden bahsediyorsunuz?

Cevap: Dünya da biraz değişiyor, ancak yalnızca insanların değiştiği cansız seviyede. Neden bugün dünya 100 yıl önceki dünyadan farklı? Çeşitli teknik ve teknolojik değişiklikler gerçekleşti, iklim koşulları farklılaştı, bazı hayvan ve bitki türlerinin nesli tükendi, vb. Her şey, değişim vasıtasıyla çevremizdeki dünyanın değiştiğini görüyor olmamız gerçeğinden gelir.

Ancak bunlar aynı, cansız seviyedeki çok küçük değişikliklerdir. Bu yeni bir dünya değil. Sonuçta aynı egoistler olarak devam ediyoruz.

Gerçek şu ki, maddi arzularımız değiştiğinde, görünürde yeni bir şey icat etmeye başlarız. Ancak, icat edecek bir şey yoktur, çünkü eğer bir insan doğasını, egoizmini, ihsan etme ve sevginin zıt özelliklerine, başkalarıyla bağ kurma özelliğine kökten değiştirmeye başlarsa, o zaman yeni özellikleri vasıtasıyla tamamen farklı bir dünya görür.

To See A Perfect World

Işığın Etkisi Nasıl Kontrol Edilir?

Soru: Bir kişi Işık’ı çekip çekmediğini nasıl kontrol edebilir? Işığın hissedilmeyen radyasyon gibi olduğunu biliyorum, ancak semptomlarını hissedebiliyorsunuz.

Cevap: Birbirinizin kalplerine yaklaştığınızda, sizi sıradan egoizminizin üstüne çıkaran bir duygunun ortaya çıktığını hissetmelisiniz.

Aynı zamanda, sizi engelleyen düşünceler ve diğer birçok bozukluklar hemen ortaya çıkar. Ancak, tüm bunların paralel olarak hareket ettiğini anlamalısınız. Biri yükselirken diğeri düşer ve bu böylece tüm bu dalgaları yaratırken, dönüşümlü olarak dalgalarda gibi dans edersiniz: yükseliş, düşüş, yakınlaşma ve uzaklaşma.

Birbirine yakınlaşmak, kendi hesabınızdır ve uzaklaşma size kasıtlı olarak verilir. Bu, Yaradan’ın ifşasına götüren dürtülere neden olan özel bir manevi enerji oluşturmaya başlamanızdır.

Ayrıca, Twitter’da tweetlerimi okumanızı tavsiye ederim: eski, yeni – hangisi olursa olsun. Her birinde belli bir his ifade ederim. Bu “seni yakalamalı”, içinde bir şeyi değiştirmeli/etkilemeli. Bunu atlamayın. Twitter ve dersler – özellikle her gün sabahları yaptıklarımız – gereklidir. Bizimle kalmaya çalışın.

How To Check The Impact Of Light?