Category Archives: Zohar

ZOHAR Bir İfşadır

Zohar, bizim gerçek konumumuzun keşfidir. Gizli olanla örtüştüğü ölçüde, benzer nitelikleri edindiği ölçüde ifşa edilir.

Zohar kitabı, içimizde ihsan-etme niyetini edindikçe ifşa olacak,edinemedikçe de gizli (sır) olarak kalacak bizlere.

Dolayısıyla Kabala Bilgeliğinin önerisi: İhsan-etme arzumun var olup olmadığının kontrolu. Arkadaşlarımın ihsan-etme arzularındaki oluşturdukları birliğe dahil olabilmem oranındadır. Onların birlik olma arzusu üst seviyenin ifşası olacak, Yaratanı.

Buna ulaşmak için bizden herbiri nerede olduğuna bakmaksızın sadece tek bir şeyi arzulamalı: Dünyamızın üzerine çıkıp, birleşmek, “tek adam tek kalp” hissiyatında olmak.

Sadece bu konumda birliği, aravutu elde edebilir ve de bu nitelikteki üst dünyayı ifşa ederiz.

(30-11-09-Sefer Hazohar – Dersinden alıntıdır.)

Üst Dünyalara Girişin Anahtarı ZOHAR Kitabı

Kabala ilmine göre bizleri üst güçden ayıran altalta beş alem bulunmakta ve en üsttekinde varolan herşey aşağıya doğru kopyalanarak iner ta en altta varolan bizim dünyamıza kadar.

Bu dünyaların aralarındaki fark detaylarında olmayıp içerdikleri malzemede bulunmakta. Üst alemlere gittikçe içerdikleri malzeme daha manevileşmekte (aşpaa-koşulsuz verme) ve alt dünyalara inildikçede malzemeleri bir o kadar maddileşmekte (alma, egoistleşme).

Böylece bu dünyaların detaylarıda birbirlerinin aynı olmasına rağmen materyallerinde yani arzularındaki farklılığı mukayese ve tahayyül edebilir, kendimizde de değişiklikler getirecek arzular dileyebiliriz.

Zohar kitabının tekliği ve özelliği üst alemin projeksyonunu yansımasını bizim dünyamızda yaratmasıdır. Bu dünyanın hikayesini anlatırken ona paralel olarak O’nun kaynağının üst dünyada olduğunu anlatır ve tüm bunları büyük bir kesinlkle ifade ederek birbiri üstünde olan bu dünyaları tasavvur etmemizi sağlar.

Böylece iki dünya arasında olup ancak kendi dünya hikayemizi anlayabilirken üst dünyaların imajını yapabilir, imgeliyebiliriz. Bu iki imge arasındaki fark şudur ki dünyamızda ki imgeler algılanabilir olduğundan anlaşılabilir ve somutken, üst dünyadakiler içerik, arzu, niyet ve güç gibi nitslikseldirler ve algılanamazlar.

Eğer insan her zaman bu iki dünya arasında bulunursa, henüz üst dünyaları algılıyamıyorsa bile en azından üst dünyaları hayal etmeye çalışıyorsa birşeyler ifşa olmaya başlar ve bunu hisseder ve böylece ruhsal aleme doğuşuna yaklaşmış olur. İşte Zohar kitabını özel kılan budur. Anlık olarak insanı kendine çeker ve yine anlık olarak onu iterek bu dalgalanmalarla insanı ruhsal aleme ya da üst dünyalara yaklaştırır.

Eğer insan belli bir ruhsal seviyede ise ve daha da yükselmek istiyorsa bu kitab aynı etkileri onun üzerindede gerçekleştirir ve bu böylece ruhsal merdivenin 125 basamağında çalışır.

Zohar Kitab’ının Sırrı

Bizim tüm anlayışımız; geçmişte yaşadığımız hisler ile şu an içinde bulunduğumuz hislerin kıyası temeline dayanmış olmasıdır.

Dünya’ya gelişimizde ailemiz ve yakınlarımızın bizde oluşturduğu model sayesinde anlayış sahibi olur ve tüm varoluşu buna göre algılar, kavrarız.

Hafızamızda yereden bu modeller vasıtasıyla karşılaştığımız her yeni şeyi kafamızdaki modelle kıyaslar ve “neye benzediğini”, “ne olabileceğini” bulmaya ve anlam vermeye, gerçeği kavramaya çalışırız.

İçimizde bize öğretilen Manevi modeller olmadığından bu ruhsal dünyayı nasıl kavrayıp anlam yükleyeceğimizi bilemeyiz.

Oysaki şu anda önümde var olmasına rağmen bendeki eksiklik yüzünden bu realite algılanamamakta.

Zohar kitabı, okunduğunda üzerimizde çalışıp bizde eksikliğini hissettiğimiz manevi modelleri oluşturmaya başlar. Henüz manevi dünyayı algılamayız ancak yavaştan anlamaya başlarız, manevi niteliklerin neyi temsil ve sembolize ettiklerini hissetmeye başlarız; yukarısı-aşağısı, yukarıda ne var ve aşağıda ne, içimizde ne dışımızda ne, daha zayıf olan ne, daha güçlü olan ne, kırmızı ne beyaz ne gibi.

Zohar kitabi bize manevi dünyada bir model rehber olur, aynen bizim maddi dünyada çocuklarımıza oluşturduğumuz model örneği gibi. Böylece sonrasında artık ruhsal resmi görüp anlamaya başlar ve onu bildik parçalara (elementlere) ayırırız. İlginç olan şudur ki daha önce de görmüş olduğumuz bu resmi benzetecek modelden yoksun olduğumuzdan algılıyamamış ve hissedememiştik.

03-11-09 Halka açık Kabala Konferansıdan.

Zohar İçimde İfşa Olur

Zohar kitabını okurken hep (en önemli şey bu) üst sistemlerin bulundukları konumu düşünmeliyiz. Onlar herbirimizin içinde bulunup tarafımızdan ifşa edilmeliler. Okuduğumuzda ya da dinlediğimizde, işittiğimiz tüm isimlerin ve olayların, partsufim veya sefirotların (atik, arihanpin, parsa, yükseliş, iniş, birlik, ayrılık) ne zaman içimize hissedileceği bizim için tek beklenti olmalı. “Bunları içimizde ne zaman hissedeceğiz?” Tüm bu nitelikler ve uygulamalar içimizde, hissiyatımızda; işte atik ve orada arihanpin ve de burada ortada parsa ve beni hissetmekten alıkoyan her ne oluyorsa. Tüm bunlar insanın içinde ifşa olmalı, nihayet manevi dünya insanın içinde, her ne kadar bizler onu bizden çok uzaklarda olduğunu varsaysakta. Ancak “Realiteyi Algılayışımızdan” da öğreniyoruz ki bizler tüm gerçeği sadece içimizde hissediyoruz ve maneviyatı ise içimizde en derinlerde hissediyoruz.

Dolayısıyla, okurken aynen bir operatör gibi davranarak, büyük arzuyla Zoharın söylediklerini içimde derinlerde bir yerde ifşa etmeye çalışmalıyım.

“Yaratılış Düşüncesi”,”Atik”,”Arih Anpin”,”Ketere yükseliş” gibi kelimeleri okuduğumda onları içimde nasıl hissettiğimi anlamaya çalışmalıyım. İsterim ki Zohar tekstinde okuduğum her bir kelime ona tekabül eden hissi ifşa etsin içimde. Eğer sürekli bu işle meşgulsan, maneviyatı ifşa etme çabası içindeysen, bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Her dersten önce, Zohar kitabında okuyacağınız her bölümden önce, hep bu niyete dönmeniz çok önemlidir. Şu an Toranın içsel muhteviyatı ile çalıştığımızı hatırlayıp toranın içinde insanın içselliğinin ifşa olduğunu bilelim.

Farklı düşünceler, arzular ve nitelikler içimizde ve onların derinlerinde maneviyatın gerçeği ifşa olur ki tüm bunları Zohar kitabında okuruz. Bu yüzden benim tüm dikkatim ve beklentim hep, içimde ne ifşa edeceğime odaklanmış olur. Öncelikle hep bunu düşünür ve her zaman bu kelimelerin içimde ne tür tepkiler uyandırdığına konsantre olurum. Hatta onların imgelenmesi dahi önemsiz kalır içimizde olan biteni hissettiğimizde.

Bu büyük arzumuz böylece dua olmuş oluyor. Tekste bu tarz yaklaşımla çalıştığımızda, bu alışkanlığımıza, aramızda oluşturduğumuz bağı da katmış oluyoruz. Aslında Zohar kitabı da aramızdaki bağı oluşturmak için yazıldı ve bu bağ bedenler arasında olmayıp, içimde, tüm ruhların noktalarının arasında-BENDE.

Bu bağlantıyı ben içimde inşa etmeliyim. “Ben” sureti ve “Ötekiler” sureti arasında oluşan ilişkide, içimde manevi alma kabımı inşa ederim ve de maneviyat ifşa olur. Dolayısıyla tüm dikkatimin içimde odaklanıp hiç bir kelime ya da tekstin bunu bozmaması, anlamın hep içimde yaşadıklarımla ilgili olması.

Kelimenin kendisini duymakla ilgilenmeyip, içimde uyandırdığını hissetmek- çünkü kelimenin asli anlamı odur. Sonunda tüm kelimeler bu dünyadan alınma ve onlara manevi anlamı yükleme benim içimde.

(25-11-09- ZOHAR Kitabı) Dersi içinden alıntıdır.

ZOHAR Kitabının Gizli Gücü

Soru: Günümüzde Zohar kitabını öğrenmenin faydası nedir ve Maneviyatı edinmemiz için bu kitaptan öğrenmek zorunda mıyız?

Cevabım: Evet, artık Zoharı öğrenmenin vakti geldi. Bunun için çok bekledim, çünkü bize bir hazırlık dönemi gerekiyordu. Bu gün artık dünyada bir çok insanın bu Merdiveni çıkması mümkün. (Zohar kitabının yorumlanmasına “MERDİVEN” deniyor.

Böylece hep birlikte Zohar kitabını öğrenmeye başladık. Kim ki kendini aynen bebek misali teslim edip bizimle zoharı öğrenmek için bağlanacak, içinde hislerinde Zohar‘ın muhteviyatı nufus edecek. Zohar kesinlikle akıl yolu ile öğrenilemez, insanın kalbine ve de hislerine hitab ederek onda iki niteliğin hissedilmesini uyandırmaya çalışır: Alma ve İhsan Etme.

Baal ha Sulam‘ın Zohar‘ı yorumlamasına manidar olarak taktığı “Merdiven” adı gibi. Zohar asla tek başına olmayıp bir grub içinde öğrenilebilir çünkü yazılışı da özel olup Kabalist bir grub tarafından yazılmıştır. On Kabalist‘in On Sefirot‘u oluşturarak tam ve bütünlük sağladıkları birlik içinde yazıldı. Her birinin bir Sefirayı temsilen on sefirayla oluşturdukları manevi kabın içinden Yaratan‘ın var ettiği güçle yazdılar bu kitabı.

Dolayısıyla böylesine bütünsel bir kaba dönüşmeye arzuluysak bizler de onları kendimize örnek alıp bizi etkilemelerine neden olabiliriz. Zohar‘ı böyle grub içinde öğrenmeye ısrarlı olursak çok kısa zamanda onun içindeki gizli gücün bizi nasıl birleştirdiğini hissedeceğiz ve sadece birleşmemiz ölçüsünde Zohar‘ın vermek istediğini hissedip anlıyacağız. Çünkü kalp anlar- organize olmuş arzular maneviyatın teslim edilmesi içindir.

Zohar kuru bir akıl tarafından anlaşılarak elde edilemez, uzun bir hazırlık safhası geçirmiş grubun arzusu gerekli. Zohar‘ı öğrenmek için kendilerinden vazgeçmeye ve de grubun içinde birlik hissiyatında olmaya kalpteki noktalarını bağlamış olmaları gerekli.

(19-11-09-Günlük Kabala Dersi) içinden alıntıdır.