Category Archives: Yaradan

Grubun Merkezinde Yaradan’ı Edinmek

Soru: Yolumuzda, nefret anlarından geçmeliyiz. Nefret ifşa olmazsa, bu ilerlemediğimizin bir işareti midir?

Cevap: Hiçbir olumsuz duygu için beklememeliyiz. Eğer onlara sahip değilsek, hadi öyle olsun, bizler sadece grubun merkezine doğru hareket etmeli ve içinde sürekli olarak Yaradan’ı aramalıyız.

Çalışmamız çok basittir. Baal HaSulam’ın “Arvut” (Karşılıklı Garanti) makalesinde yazdığı gibi, Yaradan kişiyi gruba getirir, elini doğru yola yerleştirir ve “Al bunu” der.

Şimdi grupta, grubun merkezinde Yaradan’ı edinene kadar çevrenin üzerimizdeki etkisini artırmamız gerekir. Hepsi bu kadar! Başka bir şey yok!

Çevremizdeki dünyanın tamamen kurgu olduğunu göreceğiz. Hepsi hayali  dünyadır (Olam ha Medume).  Onlunun içinde sadece onlu ve Yaradan vardır. Kongreden bu düşünceyle, bu gerçekle ayrılmanızı istiyorum.

Attaining The Creator In The Center Of The Group

 

Kabalistik Kitapların Anlamı, Bölüm 2

Tora Gizli Bir Şifredir.

Kabala’nın bakış açısından Tora tamamen gizli bir şifredir. Dahası, her insanın ıslah veya bozukluğunun derecesine bağlı olarak, onu öyle ya da böyle anlayabileceği şekilde sınıflandırılmıştır.

Soru: Sır, anlamını anlamak zorunda olduğum bir kelimenin içinde değil mi?

Cevap: Hayır. Onun şifresini birinden zorla alamazsınız, bu kitabı özel bir anahtarla açamaz veya sayfalar arasında nelerin gizlendiğini göremezsiniz. Bu imkânsızdır.

Fakat belli bir niteliğe sahipseniz – ihsan etme, sevgi, kendinizden çıkmak yani üst dünyanın nitelikleri – o zaman Tora’yı okurken kitabın dünyamızı değil, tamamen farklı, zıt bir üst dünyayı tarif ettiğini anlamaya başlarsınız.

Kişi şu anki niteliklerine karşıt nitelikler edinebilirse, o zaman bu kitabı yazarının yazdığı gibi doğru bir şekilde okur. Ve eğer kişi bu niteliklere sahip değilse, o zaman bu dünyadaki diğer herkes gibi okur.

Soru: Kişi Tora’yı okurken her on kelimeden sonra bir harf seçerse bazı bilgileri bu şekilde ifşa etmenin mümkün olduğunu duydum.

Cevap: Hayır. İstediğiniz gibi okuyabilirsiniz: önden arkaya, arkadan öne, her on veya yirmi kelimeden sonra – hiçbir şey yardımcı olmayacaktır.

Soru: Gelecek bu kitapla önceden tahmin edilebilir mi? Tüm bilgileri içerdiğini söylüyorlar.

Cevap: O her şey hakkında bilgi içermektedir. Sadece dünyamız hakkında değil, tüm dünyalar hakkında, var olan her şey hakkında, zaman ve olası koşullar ne olursa olsun her birimiz ve hepimiz hakkında. Ama gerçek şu ki bu açıklanamaz.

Soru: Varsayalım ki 20 yıl içinde doğacak bir kişi hakkında ve 50 yıl içinde ona ne olacağı hakkında bilgi bulmak gerçekten mümkün mü?

Cevap: En küçük ayrıntısına kadar. Dahası, onun tüm dışsal ve içsel özellikleri orada tarif edilir, milyarlarca insan, hayvan ve bitki, her kum tanesi, tüm dünyalar ve onların karşılıklı temsilleriyle, her an başına gelecek her şey.

Soru: Kabalistler bunu çözebilir mi?

Cevap: Gelişimleri ölçüsünde, evet. Onu, bizim düz bir metni okuduğumuz gibi okurlar.

The Meaning Of Kabbalistic Books, Part 2

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 3

Koruyuculuk Durdu

Açıklama: Doğanın yönetiminin dördüncü teorisi: Dünyanın Yaratıcısı, O’nun yönetimine son verdi.

İnsanlığın gelişim sürecinde, birçok insan çoktanrıcılık fikrini terk etti. Baal HaSulam, o zaman yeni bir teorinin ortaya atıldığını yazar, buna göre dünyanın yaratıcısı bilge ve mantıklıdır; ancak O, vesayetini durdurdu; yani bizi yarattı ve gitti.

Benim Yorumum: Gerçek şu ki, birçok insan gelişimleriyle, medeniyetin gelişmesiyle, insanın hayata yaklaşımıyla, toplumla ilgili hayal kırıklığına uğramaktadır. Uzun gelişim sürecimiz sonucunda ne yaparsak yapalım, hala olumsuz ve değersiz kaldığımızı, acı çektiğimizi ve kendimize zarar verdiğimizi gördüler.

Bu nedenle, bilinçsizce, muhtemelen tüm bunların bir zamanlar yüce bir amaç için bir insan yaratmak isteyen bilge bir güç tarafından kontrol edildiği sonucuna vardılar, ama insandan hiçbir şey ortaya çıkmadığından, sonuç olarak yüksek güç bizi terk etti ve bizler tamamen otomatik olarak var olmaktayız.

Yani, bir tür bilge gücün bizi yarattığına katılıyorlar, ancak bu bilge gücün, kendilerini ıslah etmek için hiçbir şey yapamayacak kadar önemsiz insanlarla meşgul olamayacağı anlaşılıyor. Doğanın tüm yönetim teorileri, prensip olarak, uygulamadan doğmuştur.

Uniqueness Of The Creator, Part 3

 

Havayah’ın Dalları

Soru: Maddenin dört hali, sıvı, katı, gaz ve plazma, HaVaYaH’ın dalları mıdır?

Cevap: Elbette . HaVaYaH’ı, yani dört harfli adı, doğanın her yerinde ve bütünün içinde olan, doğanın modelini anlamak, sadece dünyamızda değil aynı zamanda maneviyatta  olan herkes için bir sorundur çünkü HaVaYaH tüm evrenin iskeletidir.

İhsan etme (mutlak özgecilik) niteliğinden, alma (mutlak egoizm) niteliğine dört koşuldan geçilir. Doğada başka hiçbir şey yoktur, tüm varyasyonlarında yalnızca ihsan etme (mutlak özgecilik) ve alma (mutlak egoizm),  artı ve eksi nitelik.  Aralarında bu iki karşıt gücü birbirine bağlayan dört aşama vardır.

Branches Of HaVaYaH

 

Kabala ve İnançlar, Bölüm 2

Yaradan Asla Değişmeyen Bir Sabittir

Açıklama: Çoğu manevi uygulama Yaradan’ın, kişinin davranışına bağlı olarak,  kişiye karşı tutumunu değiştirdiğini belirtir. Buna dayanarak, Yaradan’la nasıl etkileşim içinde olunacağını ele alan birçok farklı uygulama oluşturulmuştur.

Kabala, bize Yaradan’ın bir kişiye karşı tutum değişikliği olmayan bir güç veya doğa yasası olduğunu söyler.

Benim Yorumum: Yaradan değişmeyen bir sabittir. Değişen biziz ve bize göre, dünya değişiyor gibi gelir. Realitede dünya benim yansımamdır ve değişen sadece benim.

Soru: Fakat görüyoruz ki üst güç bizim üzerimizde bazen olumlu bir etkiye sahiptir ve bazen olumsuzdur. Bu neye bağlıdır?

Cevap: Çünkü ben değişiyorum ve Yaradan denilen kuvvet sabittir. Mutlak,  değişemez çünkü O mükemmeldir. Bu, mutlak iyiliğin, nihai bağın, mutlak sevginin niteliğidir.

Ben değişiyorum ve Yaradan’la ilgili değişimlerime bağlı olarak, bana değişen O gibi geliyor: bu yüzden O’nu bazen iyi, bazen de kötü olarak görüyorum.

Örneğin, bir anne çocuğunu her zaman eşit olarak sever. Fakat çocuğa sorarsanız, size şunu söylerdi: “Annem bugün kötü, dün iyiydi.” Yani annesinin davranışını kendi davranışına göre değerlendirir.

Kabbalah And Beliefs, Part 2

 

Arzuların Gelişimi, Bölüm 2

Tarihsel Dönemler ve Arzuların Gelişimi

Soru: Tarihsel bir bakış açısıyla, insanlık arzularının evrimini tarihsel dönemlere göre ayırabiliriz. Varsayılana göre MÖ 35.000’den MÖ 4.000’e kadar, insan arzularının cansız seviyesi gelişti. Bunlar yemek, seks, aile gibi temel arzulardır.

Sonra, 4000 yıl önce, Babil’de büyüyen egoizmden başlayarak ve yaklaşık olarak 5. yüzyıla kadar, bitkisel arzu seviyelerinin gelişimi, esas olarak servet arzuları gerçekleşti.

5. yüzyıldan 15. Yüzyıla kadar, sadece bin yıl, hayvansal seviyenin arzusu – iktidar için gelişti ve 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar insan seviyesinin arzularında –bilgi için bir gelişme oldu.

20. yüzyılın başlangıcı, insanlarda hem bireyciliğin hem de manevi arzuların gelişmesiyle belirgindi. Yani insanlar zaten köklerine ulaşmak istiyorlar.

Tüm bu arzular nasıl bir insanın içinde cansız, bitkisel ve hayvansala bölünmüştür?

Cevap: Bu kişinin doğasına, içinde egoizmin hangi seviyesinin hüküm sürdüğüne bağlıdır. Sonuçta, tüm bu arzular çeşitli egoist seviyelerdedir: cansız, bitkisel, hayvansal, insan. Bu bileşenlerin her birindeki egoizmin gücüne bağlı olarak kişi ya hayvansal veya bitkisel, cansız doyuma ya da insani doyumlara daha fazla eğilimlidir.

Soru: Tarih boyunca arzularımızın sürekli nasıl büyüdüğünü görmekteyiz. Hem insanın içinde hem de tüm insanlığın içinde büyümekteler. Sebebi nedir?

Cevap: Bunun nedeni, en geniş çeşitliliğinde, arzuların maksimum miktarını ve kalitesini elde etmemiz gerektiğidir. Onların, içimizdeki amaçlarını, nasıl çalıştıklarını, nedenini, ne için olduğunu değerlendirmeli, tartmalı, bulmalıyız.

Sadece bu arzuların uygulayıcıları olmak için değil, onları kontrol edebilmek, bu arzuları ele geçirmek, kendimize hükmetmek, kendimizden daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için, böylece arzularımızı kontrol etme yoluyla onlardan maksimum özgürlüğe ve onları bir tür daha yüksek, mantıklı karara göre kontrol etme yeteneğine sahip oluruz.

Evolution Of Desires, Part 2

 

Yaradan’ın Eşsizliği, Bölüm 2

İki Otorite ve Birden Fazla Tanrı

Soru: Tarih boyunca, insanlar iki güç olduğunu gördüler. Bu nedenle, Baal HaSulam’ın yazdığı gibi, dünyanın ikinci yönetim teorisi ortaya çıktı: iki otorite teorisi. Yani insanlar iyi, yardımsever bir güç olduğunu ve kötü bir güç olduğunu gördüler. Kabala bu konuda ne diyor?

Cevap: Kabala bizi kontrol eden iki güç olduğunu söyler: Almanın gücü ve ihsan etmenin gücü. Onlar, kişinin gelişimine göre onun içinde tezahür ederler.

Kabala daima kişiyle ilgili olarak konuşur. Bizim dışımızda neler olduğunu bilmiyoruz. İyi bir kuvvetin ya da ona zıt olan, diğerinin tezahürü,  bir kişiyi belirli bir hedefe götürmek, onu geliştirmek için kontrol eden iki dizgin (iki sistem) gibi, tek bir güçten gelir.

Tek bir gücün yardımıyla gelişemeyiz. Kişi hassas bir unsur olarak yaratılır ve onu büyütmek/yetiştirmek için olumlu ve olumsuz güçlerle etkilemek gerekir.

Açıklama: Buradan Baal HaSulam’ın “birden fazla tanrı” hakkında yazdığı dünyanın üçüncü yönetim teorisi geliyor. Kişinin üzerinde çok sayıda etki olduğundan, birçok olguyu açıklamak için iki güç yeterli değildir.

Bu nedenle, insanlık doğal olarak, bu etkilerin her birinin arkasında ayrı birer güç olduğu ve bir şekilde ona hitap etmek ve hizmet etmek gerektiği sonucuna vardı.

Benim Yorumum: Bu kesinlikle doğrudur.

Uniqueness Of The Creator, Part 2

 

Dünya – Gerçeklik Mi İllüzyon Mu? Bölüm 2

Doğal Olayların Özünü Algılıyor Muyuz?

Baal HaSulam, “Kabala Bilgeliği’nin Özü”:

Kabala Bilgeliği’nin Gerçekliği

Gerçek şeyler, onların özüyle ilgili ne algımız ne de hayalimiz olmadığı halde, gözümüzün önündeki fiziksel realitede de bulunur. Bunlar, elektrik ve mıknatıs gibi “akışkan” şeylerdir.

Bununla beraber, canlı ve tatmin edici şekilde, etkilerini bildiğimiz bu isimlerin gerçek olmadığını kim söyleyebilir ki? Elektrik olarak adlandırılan şeyin, özünün algısına sahip olmadığımız gerçeğine de bundan daha fazla kayıtsız olamazdık.

Gerçekten, elektriğin ne olduğunu veya başka herhangi bir fiziksel olgunun özünü anlamıyoruz. Sadece etkilerini gözlemliyoruz.

Örneğin, elektrikle, elektromanyetizma ile nasıl çalışılacağını biliyoruz, bunları günlük ev faaliyetlerinde, hayatımızda özgürce kullanıyoruz. Ama bunun ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz. Yine de, bu bizi hiç rahatsız etmiyor. Özlerinden habersiz bu doğal olaylardan yararlanmaya devam ediyoruz. Ve bunu bilmediğimizi anlıyoruz.

Herkes kendi üzerindeki etkisini hissetse de, yer çekiminin ne olduğunu biliyor muyuz? Atlamayı deneyin, ne olduğunu göreceksiniz. Bu gücü ölçüyor, üstesinden gelmeyi öğreniyoruz. Ama bu güç nedir? Onun özü nedir? Nereden geliyor? Bilmiyoruz. Tüm doğal olaylarla bu böyledir.

Baal HaSulam, onların  tezahürleri hakkındaki bilgimizin bizi tamamen tatmin ettiğini yazar. Bunları kullanmak için başka bir şeye ihtiyacımız yoktur.

Bizim için en önemli şey bu olguyu kullanmaktır. İçsel özlerini elde edemeyiz çünkü doğa bizi bu şekilde yarattı. Sadece hislerimizdeki etkilerini elde ederiz, daha fazlasını değil.

Tabi ki manyetizma, elektrik, yerçekimi ve diğer tüm doğal olayların nereden geldiğini bulmanın iyi olacağı sonucuna varabiliriz. Ama onlar bizden tamamen gizlidir. Biz sadece içinde bu olayların tezahür ettiği araçlarız ve onların tezahürleri bizim hissettiğimiz şeydir.

World—Reality Or Illusion? Part 2

 

Bağ, Doğru Kararların Kaynağıdır

Soru: Diyelim ki bir grup insan, yaşadıkları problemler için doğru çözümü bulmak istiyor. Kabala hakkında temel bilgilere sahipler ve çalıştayın sorunu çözmek için bir hazırlık olduğunu anlıyorlar. Bu çalışmada belli kurallar vardır. Bunlar nereden geldiler?

Cevap: Hemen hemen hiçbir sorunun çözülemeyeceği bir dünyada yaşıyoruz. Bugün bize görünüşte bir çözüm bulduk gibi gelse de, yarın zaten bunun bir çözüm olmadığını anlıyoruz. Çözümün ifşasına geldiğimizi düşünerek, çözümü sürekli saptırıyoruz.

Kabala bilgeliği, bağ kurarak ortak bir paydaya ulaşana kadar, bu çözümü bulamayacağımızı söylüyor. Bu bizim içimizde.

İnsanlığın daha büyük veya daha küçük bir bölümünde ortaya çıkan tüm problemler, yalnızca insanlığın bu bölümünün bağının kopuk olduğu gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Aksi takdirde hiçbir problem olmazdı. Sonuçta, hepsi bizim parçalanmamızdan, kopukluktan ve birbirimizden karşılıklı uzaklıktan gelirler.

Onları çözmek için bir araya gelirsek, önce ortak bir kolektife bağlanmalıyız.

Soru: Bu, Kabalistlerin hiçbir sorunu çözmedikleri anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, niçin? Bağda olmadığımız gerçeğinin dışında ne gibi problemlerimiz var? Eğer bağ kurarsak tüm problemler ortadan kalkar.

Soru: Yani Kabala, sadece bir sorunu mu çözüyor: nasıl bağ kurulur?

Cevap: Dünyada başka hiçbir sorun yoktur.

Soru: Bunun sonucu olarak, diğer problemler ortadan kalkacak mı?

Cevap: Evet.

Soru: Peki ya sağlık, aile vb. sorunlar?

Cevap: Gerçek şu ki sorunlar farklı seviyelerde ortaya çıkmakta: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan. Herhangi bir sorunun çözümüne gelebilmek için bir araya gelmeli, bağ kurmalı ve aramızdaki bağda çözümü bulmalıyız. Daha sonra bunu fiziksel sorunları ortadan kaldırmak için uygulayabiliriz.

Bununla birlikte, çözümün kendisini bulmak, ancak insanlar birbirleriyle karşılıklı olarak bağ kurduğunda, anladığında ve tamamladığında mümkündür. Ancak o zaman çözüm netleşir.

Dolayısıyla çözüm, insan seviyesinden daha düşük seviyelerdeki planları uygulamak için her zaman doğru ve faydalı olacaktır.

Connection Is The Source Of Correct Decisions

 

Manevi Uygulama

Soru: Ruhun gelişimi için gerekli olan nedir? Süreç nasıl gerçekleşir? Doğru yolda olduğunuzu nasıl anlayabilir ve hissedebilirsiniz?

Cevap: Ruhun gelişimi için sadece tek bir şey gereklidir: Başkalarına daha yakınlaşarak onu geliştirmeye başlamak. Bunun için genellikle “onlu” olarak adlandırdığımız küçük gruplar oluştururuz çünkü grubun on kişiden oluşması arzu edilir, ancak ondan az da olabilir. İnsanlar, onluda birbirlerine yakınlaşarak kendi içinde işleyen belirli manevi yasaları hissetmeye başlarlar.

Bu çok ilginç bir durumdur. Kendimizden, içinde kendimizi özel bir gücün ya da Yaradan’ın etkisi altında hissedeceğimiz bir laboratuar yapabiliriz.

Başka bir deyişle, birbirimize yakınlaşmaya başladıkça, Yaradan’ın aramızda nasıl ifşa olduğunu hissetmeye başlarız ve birbirimizden uzaklaştıkça, O’nun bizden nasıl uzaklaştığını hissederiz. Yaradan bu küçük grubun merkezindedir ve bu şekilde O’nu tanımlayabilir, açıklayabilir ve ifşa edebiliriz. Bu koşul hemen gelmez, ona yakınlaşmamız gerekir. Bir deneyin.

Bizi uzaklaştıran egoist güçlere rağmen aramızdaki bağı inşa ederek, onu hissetmeye başlayacağız. İçimizdeki bir şeyin ifşasına dair belirli bir hissiyata neden olacak olan, reddedilmenin üzerindeki yakınlaşmadır. Bu “bir şey”, Yaradan’ın edinilmesinin habercisi olacaktır. Bu oldukça karmaşıktır ve hemen gelmez, fakat çalıştaylarımızın uygulamada yaptığı şey tam olarak budur.

Spiritual Practice