Category Archives: Yaradan

Yaradan’a Neden Dönülmeli?

Soru: Elektrik akımını veya yerçekimi kuvveti kullandığımda, kimseden bir şey istememe gerek yok. Neden doğanın üst gücü ile etkileşime geçmek için manevi bir talep oluşturmam gerekiyor?

Cevap: Cansız, bitkisel veya hayvansal doğa çerçevesinde (bu dünyevi varoluşta biz de canlı doğanın bir parçası olduğumuz için) bizler, net bir fiziksel koşul içinde bulunmaktayız. Talep edecek hiçbir şeyimiz yok. Sadece kendimizi nasıl adapte edeceğimizi, fiziksel doğayı nasıl öğreneceğimizi ve kullanacağımızı, onun yasalarını inceleyip bunları bir şekilde doğru olarak uygulamaya çalışacağımızı bilmemiz gerekir.

Bir sonraki seviyeye, varoluşumuzun manevi derecesine yükselmeye çalıştığımızda, tamamen farklı bir ilişki içine gireriz: Yaradan ile bir ilişki. Bu nedenle, sürekli O’na bağlıyızdır. O, bize hitap eder ve biz, O’na döneriz.

Bu bağda, O’na benzer olmak istediğimizde, kendimiz için “ruhumuz” denilen, Yaradan’a benzerlik imajı yaratırız.

Why Turn to the Creator?

 

Yaradan ve Atzmuto

Soru: Doğru ilişkiler ağı inşa edersek, o zaman bu tür bir iletişim bizi “Yaradan” olarak adlandırılan sisteme benzer bir duruma getirir mi?

Cevap: Maddesel dünyada, görme ya da duyma duyumuz belli bir dalga aralığını yakalar. Görme duyumuzun altında ve üstünde dalgalar vardır ve 20 kHz den daha büyük ve 20 Hz’den daha düşük ses dalgaları vardır, fakat onları algılamayız. Bununla birlikte, onların var olduklarını bilmekteyiz ve duyularımızın kapsamını genişletmemizi sağlayan araçlar icat ettik.

Burada sadece genişletmiyoruz ama içimizde almak için değil ihsan etmek için çalışan, tamamıyla yeni bir duyu organı yaratıyoruz.

Yeni duyu organımızda hissettiğimiz güç, kendimizi inşa ettiğimiz benzerlik, “Bo”(gel) ve “Reh”(gör) sözcüklerinden gelen, Boreh olarak adlandırılır.

Bunun üzerinde Atzmuto (Yaradan’ın Özü) olarak adlandırılan, bizim algılayamadığımız başka bir şey vardır. Bir şeyi algıladığımız kesin bir sınır vardır, ama yukarıda yoktur. Bizler bu sınırı net bir şekilde hissederiz.

Soru: Atzmuto hakkında herhangi bir bilgi var mı?

Cevap: Pek çok nesiller boyunca, 6000 yıldan beri, bizler sadece Yaradan’ın ediniminde bulunduk.  Ancak, tüm insanlık O’nun tam edinimine geldiğinde ve kendi dışındaki duyusal organa girdiğinde, yani, beş bedensel duyu organına ek olarak ve ihsan etme üzerine inşa edilen beş manevi duyu organını hissettiğinde, o zaman Atzmuto adı verilen daha yüksek bir boyuta geçeceğiz.

The Creator And Atzmuto

 

Yarını Beklemeyin

Baal HaSulam, Mektup 13: Gerçek yolunu gösterecektir, pişman olan pişmanlığını ifşa eder. Kendini tutmaz ya da saklamaz. Gerçekte hepinizi birden hissediyorum, sizin için bugün, yarınla yer değiştirmiş ve “şimdi” yerine “sonra” diyorsunuz. Buna bir çare yok fakat bu yanlışı ve bozukluğu anlamaya çalışmak gerek— Yaradan tarafından kurtarılan kişi, yalnızca bugün kurtarılmaya ihtiyacı varsa kurtarılır. Yarını bekleyen kişi, Allah korusun kurtuluşunu yıllar sonra elde eder.

Hiçbir koşul altında, herhangi bir duygu, düşünce, açıklama ve arzuları yarına ertelememeliyiz. Kişi onları toplamalı, Yaradan’a yönlendirmeli ve O’nunla ilişkilendirmelidir.

Diyelim ki kafamda birçok düşünce var, bunların hepsinin Yaradan’a dayandırılması, O’na mıhlanıp kalması gerekir; duygularımda ve aklımda, onların kaynağının Yaradan olduğunu idrak etmeliyim.

Eğer sürekli, O’nla bağlantılı olarak hareket edersek o zaman, bağın doğru resmi Yaradan ile benim aramda yavaş yavaş ortaya çıkacaktır. İlk başta Yaradan Kendini, bana olan, içimde ve etrafı saran dünyada olan her şeyin asıl kaynağı formunda gösterir. Ve sonra etrafı saran bir dünya olmadığını anlarım ve bunların hepsi, Yaradan’ın benim hislerimde, etrafımda inşa ettiği şeydir; bu duyuların izdüşümü gibidir.

Asıl mesele, kendimi sürekli olarak tüm duygularımın temel nedeni olarak Yaradan’a bağlamaya çalışmaktır. Bu nedenle Baal HaSulam, buna uymayan birinin yıllar sonra akıllanacağını yazıyor, ama kim bilir ne zaman?

Bir kişi bunu unutur/ihmal ederse, o zaman manevi çalışmadan kovulur ve geri dönemez. Dünya’nın Güneş etrafındaki deveranı gibi bir sonraki döngü zamanı, gerçekten yıllar alabilir.

Don’t Wait For Tomorrow

 

Sevginin Tüm Kıvılcımlarını Toplayın

Baal HaSulam, Mektup 13: Bu sana dost sevgisinde çalışma ricamı ihmal ettiğin için oldu, sana her şekilde açıkladığım gibi bu çare tüm hatalarını düzeltmen için yeterlidir. Ve eğer cennete yükselemezsen o zaman sana yeryüzü için çalışma veririm. Neden bu çalışmaya ekleme yapmıyorsun?

Kişi sürekli olarak Yaradan’a yönelemez ve duygularının ve düşüncelerinin temeli olarak sürekli olarak O’na doğru, çaba gösteremez. Ancak, dostlar sizi bu seviyeye yükseltebilir ve o zaman Yaradan’dan ayrılmamak için, büyük çaba sarf etmeniz ve aşırı içsel gerginliğe sahip olmanız gerekmeyecektir çünkü grup sizi destekliyor olacaktır.

Ancak, ilkönce bunu bir süre kendi başımıza yapmaya çalışmalıyız. Daha sonra kişi, grubun yardımıyla kolayca ve hatta çaba sarf etmeden bu sorunu çözebileceğini fark edecektir: grup sizin için çalışacak ve siz de grup için. Bu çok daha kolaydır.

Baal HaSulam, Mektup 13: İçindeki büyük şifaya rağmen bilmelisin ki, gruptaki herkesin içinde kutsallığın pek çok kıvılcımı var. Tüm kutsallık kıvılcımlarını kardeşler olarak sevgi ve dostlukla bir yere topladığınızda, bir süre için kesinlikle yaşamın ışığından kutsallığın çok yüksek bir seviyesini edinirsiniz, ben bundan tüm dostlara mektuplarımda bahsetmiştim.

Kutsallık, dostlar arasında ortaya çıkan ihsan, sevgi ve karşılıklılıktır çünkü bu manevi bir niteliktir.

Collect All The Sparks Of Love

 

Yaradan’a Dönün

Soru: İçimde sıkıcı düşünceler ortaya çıkarsa, Yaradan’a dönmek ne anlama gelir?

Cevap: İçinizde bir düşünce ortaya çıktığında veya bazı duygularla kaplandığınızda: kötü ya da iyi, hoş ya da hoş olmayan, rahatsız edici ya da tam tersi – ne olursa olsun, Yaradan’dan bir uyarı olduğunu, onu içinizde canlandırdığını anlamaya çalışın.

Her dakikada, sürekli olmasa da, en azından sizi ruhen sarstığını hissettiğinizde, bir şeyden korkar hale gelmeye başlarsanız ya da bir şey sizi rahatsız eder ya da kafanızı karıştırırsa, bunun farkına varmaya çalışın.

Turn To The Creator

 

Yaradan’ın Tutumunu İfşa Etmek

Dünyaların yukarıdan aşağıya doğru inişleri, öyle bir şekilde inşa edilmiştir ki, onun eylemleri nedeniyle yaratılış, Yaradan’ın ona karşı tutumunu giderek daha fazla ifşa etmektedir. Bunun araştırma sürecinde olduğu görülmektedir. Manevi dünyada, rasyonel mantığımızla cevap aramak imkânsızdır – bunun duyusal olarak içine girmeliyiz ve sonra daha fazlasını anlayacağız. O zaman, hislerimizden, mantığımızda bir açıklama bulabiliriz.

Benim, haz alma arzumla Yaradan’ın önünde durduğumu ve şimdi bana karşı olan tutumunu, belli bir düzeyde ifşa ettiğimi hayal edin. Onunla çalışmaya başlarım; bu hazzı reddederim ve açıklamalar yaparım. Aynı zamanda, arzum benim yaptığım manevi eylemden sonra gelişmekte ve iyileşmektedir ve bu yüzden aniden, Yaradan’ın benim için önceden düşündüğümden çok daha fazlasını yaptığını hissederim. Görünüşe göre, büyümüş ve bunu fark etmişimdir; bu bir çocuğun büyüdükten sonra, ailesinin onun için istediği şeyleri haklı çıkarmasına benzemektedir.

Ardından perdem kısıtlanır; daha önceden idare ettiğim şeye, daha fazla dayanamam. Daha fazla anladığım için, perdenin büyümüş olması gerekirdi gibi gelir. Ama olan bu değildir ve ben üst olanın arzusunun önünde, kendimi iptal etmekten başka hiçbir şey yapamayacağımı hissederim.

Yaradan’ın bana karşı artan sevgisini ve O’na aynı şekilde cevap vermedeki yetersizliğimi ifşa ederim. Bu nedenle, dünyalardan (Olamot) inişin, tüm derecelerine gizlilik (Alamot) dereceleri denir. Yaratılışın çıkış yolu yoktur; Üst ışığı ve Yaradan’ın buna karşı tutumunu gizleyerek, onun arkasına gizlenmek ve bir şekilde geride kalmak için, kendisini perdelerle engeller. Bunlar onurun dereceleri değil, ama daha ziyade zayıflığın dereceleridir. Bütün bunlar yaratılış pahasına değil, manevi bir kap inşa eden Yaradan’ın pahasına gerçekleşiyor.

Revealing The Creator’s Attitude

 

Doğanın Bütün Güçlerinin Kaynağı

Soru: Yaradan kimdir?

Cevap: Yaradan, dünyanın diğer tüm güçlerini kendi içinde barındıran üst güçtür.

Soru: Orijinal kaynaklarda yazılmıştır ki: “O’nu edinmeden, Yaradan’ı anlamak mümkün değildir.” Bu doğru mudur?

Cevap: Evet, çünkü anladığımız her şeyi duyulardan öğreniriz – dokunmak, hissetmek için her şeyi ağzına sokan bir çocuk gibi. Bu nedenle  tatmak, en önemli alıcı, en önemli duyu organıdır. Aynı şekilde görme, duyma, koku alma, dokunma ve tat almayı içeren beş duyumuzda her şeyi deneyimlemeliyiz.

Onlarda bir şey hissettiğimizde, hepsi kusursuz bir sistemde toplanır ve tüm becerilerimiz ondan kaynaklanır. Bundan başka, duyularımızı dürbünler, mikroskoplar, teleskoplar vb. doğal duyu organlarımızın kapsamını genişleten araçlarla tamamlarız.

Ancak, evrende duyularımızın algılamadığı güçler vardır. Kabala bilimi, aynı beş duyuyu içeren ancak farklı bir düzeyde ek bir duyu organı geliştirmemizi sağlar.

Onların doğalarını keşfederek, “Yaradan” olarak adlandırılan ortak kaynaklarını ifşa eder ve bizi nasıl etkilediklerini, içinde bulunduğumuz tüm koşulları, güçleri ve şartları nasıl belirlediklerini öğrenmeye başlarız. Ardından, hâlihazırda hayatımızı belirleyen güç sistemini çalışırız.

Böylece, zaten ne olduğunu, ne olacağını, neden olduğunu ve neden olacağını, gelecekte bir şeyi değiştirip değiştiremeyeceğimizi vb. bildiğimiz zaman, kişinin bilinçli var oluşu başlar. Yani hayat sadece bilinçli değil, aynı zamanda yönetilebilir hale gelir. Bu, Kabala biliminin konusu ve amacıdır.

The Source Of All The Forces Of Nature

 

Yaradan’dan Ne İstemeli?

Baal HaSulam, Mektup No.27: Yaradan’a, gerçeğin yolunda yürürken sana yol göstermesi, yol boyunca tüm engellerden koruması ve yaptığın her şeyde başarıya ulaşmanda yardım etmesi için dua ediyorum.

Kalp ve akılla, özlem ve duayla ilgili sana göstermiş olduğum yolu titizlikle izlemelisin, sonrasında Yaradan kesinlikle bizi başarıya ulaştıracak ve çok yakında ruh ve beden olarak bu dünyada ve gelecekte birleşeceğiz.

Her öğretmen, öğrencilerini Baal HaSulam’ın yazdıklarına dair hazırlar. Bizim tarafımızdan bir talep olmalı. Talep, duadır.

Ben, sürekli olarak Yaradan’la bağda olmayı, içimde O’nun eylemlerini hissetmeyi istemeliyim ki hepimiz O’nu ve O’nun onluyla ilgili, grupla ilgili eylemlerini hissedelim.

O’ndan, bana bu onluda, bu grupta bir yer göstermesini ve onlara dahil olduğumu hissetmeme izin vermesini talep ederim, böylece aramızdaki tüm mesafeleri doldururken Kendini aramızda ifşa edecektir.

Talebimin nihai amacı, O’nun bizi tamamen birleştirmesi ve doldurmasıdır. Bu birincil öneme sahiptir. Böylece, yavaş yavaş kişi, “Ben, grup ve Yaradan birdir” koşuluna gelene kadar grupla ve Yaradan ile bağ kurar.

What To Ask The Creator

 

Her Şey Ruhun Köküne Bağlıdır

Soru: Her yerde ve her zaman “Ben” imi ayırım. Diğer insanlardan soyutlanma hissi, onlarla bağ kurmamı engellemekte. Onları uzaklaştırmaktayım. Ne yapmalıyım?

Cevap: Seni tamamen anlıyorum. Ama bir tek sen değilsin. Neredeyse herkeste böyledir.

Diğer insanlarla kolayca iletişim kuran insanlar vardır. Diğerleri içinse bu zordur ve diğer insanları hiç hissetmezler. Etraflarında insanlar değil, bitkiler varmış gibi kendi başlarına yaşarlar. Yaradan bizi böyle yarattı.

Bu nedenle, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmamalısınız ve kırılmamalısınız. Bu ruhunuzun köküne bağlıdır. Kabalistik olarak gelişerek, her şeyin bu kökten ortaya çıktığını keşfedeceksiniz. Ruh, içinizdeki her şeyi tamamen belirleyen kendi Reşimo’suna (manevi gen) sahiptir.

Her birimiz, kendine özgü, diğerlerine hiç benzemeyen, manevi bir gene sahibiz. Bu bizim genel sistemdeki, ortak ruhtaki yerimizdir. Bu sadece benim, sadece senin, sadece onun ve diğerlerinindir.

Bu yer, tüm özelliklerimizi belirler: fiziksel, biyolojik, genetik, manevi, hangisi olursa olsun. Aynı yer kaderimizi de belirler.

Manevi genimizi, onun yerini ve ortak ruhtaki koordinatlarını bilseydik, bizimle ilgili olan her şeyi hesaplayabilirdik. O zaman, ya bizde ya da yaşamımızda, olmuş, olan ya da olacak olan şeylerde, anlaşılmaz bir şey olmazdı.

Ancak, bu şimdilik bizim için kapalıdır. Bu ifşa, manevi gelişiminizde sizi engellemeyeceği, ancak yalnızca yardım edeceği zaman, her şeyi edineceksiniz.

Everything Depends On The Root Of The Soul

 

Denge İçin Çabalamak

Soru: Eğer ben tam bir egoizm isem, nede üst güce benzer olabilirim?

Cevap: Üst güce benzer olmak ancak iki güç olan egoizm ve özgecilik arasında bir denge kurmaya çalışırsanız mümkün olur. İçinizde doğal olarak ortaya çıkan güç sizin egoizminizdir ve bu size, sizsiniz gibi gelir.  Ama siz değilsiniz, bu aynı zamanda Yaradan.

Siz, egoistik gücün  ara vermeden devamlı bir şekilde doğumdan ölüme karıştığı, biraz donmuş  jöle gibi, kesinlikle nötr bir şeysin ve bu kişiye,kendisiymiş gibi gelir.

Ancak, ona bu olumsuz kuvveti, Yaradan’dan bağımsız olarak istemesi gereken olumlu bir güçle dengeleme fırsatı verilir. Bu, tam olarak onun nasıl Yaradan’a yakınlaştığı ve O’nunla birleştiğidir. Yaradan’dan kendisine olumlu güçle dengede olmasını öğretmesini talep eder, böylece iki karşıt güç belirir ve orta çizgi adı verilen denge, onların arasında ortaya çıkar.

Sağ (özgecil) ve sol (egoist) çizgiler arasındaki dengede ortaya çıkan bu orta çizgiye Adem (insan) denir, çünkü tam olarak bunun içinde, kişi  Yaradan’a benzer hale gelir.

Hem egoizm hem de özgecilikle ilgili iyi bir kontrole sahip olma vasıtasıyla, kişi onlarla doğru bir şekilde etkileşime girebilir, sürekli yukarı ve aşağı dengeleme yapabilir ve bu dengede yükselebilir. Önemli olan dengeyi sağlamayı/korumayı öğreniyor olmasıdır. Bu bizim çalışmamızdır.

Strive For Balance