Category Archives: Yaradan

Yaradan İle Bağlantı Kurmak

Soru: İhsan etme için dışsal metodları ve araçları nasıl bulabiliriz? İnsanlara değil de başka bir şeye ihsan etmek mümkün mü?

Cevap: Temelde, Yaradan’a ihsan etmeliyiz. O’nunla doğru etkileşime ulaşmalı, O’na bağlı kalmalı ve O’nun ifşasına ulaşmalıyız. Varlığımızın anlamı budur.

Yaratıcı ile doğru bağlantıyı kurarsak, insanlar tabii ki kendilerini daha iyi hissedecekler. Onlara daha iyi davranmaya başlayacağımız için değil, fakat Yaradan’a karşı doğru tutum, yaratılmış varlıklar üzerinde olumlu etki yaptığı için.

Establishing A Connection With The Creator

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 168

Soru: Üst dünyayı hissetmek için kesinlikle hangi arzular üzerinde Tsimtsum (kısıtlama) yapmak gerekli? Hangi arzular üzerinde bunu yapmaya gerek yoktur? Tsimtsumu nasıl yaparız?

Cevap: İhsan etme niteliği aramızda ortaya çıkana kadar, grupta birliğe ulaşmayı arzulamalıyız ve bu, içinde Işık olan, ihsan etme niteliği çok somut olacak, yukarıdan görünecektir. Bunun ötesinde bir şey yapmak gerekli değildir!

Soru: Kabala bilgeliğinde Rav nasıl olabilirim, çalışmada meslektaşınız olmak, hem statü hem de genel olarak insanlarla birlikte çalışmak, günlük dersler vermek vb.

Cevap: Arzu memnuniyetle karşılanır. Çalışın.

Answers To Your Questions, Part 168

Ruhların Bir Yerden Bir Yere Akışı

Soru: Genel ruhun bir bölümünün kadın bedeninde kıyafetlendiği ne anlama gelmektedir? Eğer dişil kısımda kıyafetlendiyse, ıslahın eşsizliği nedir?

Cevap: Böyle bir kavram yok! Genel ruh koşulunun, erkekten kadına, kadından erkeğe, dünyamızdaki erkekler ve kadınları kapsayan, sürekli bir akışı vardır.

Ruh, herkes arasında yüzen şekilsiz bir şeydir ya da bunun, içinde yüzmekte olduğumuz şey olduğunu söyleyebiliriz. Herkes için tek bir ruh vardır.

Maneviyata, birisine, Yaradan’a ya da başka bir kişiye, yalnızca bizde, ihsan etmek istersem, ben erkek (adam) olarak adlandırılırım ve eğer almak istiyorsam o zaman dişi (kadın) olarak adlandırılırım. Bazen bir erkeğim ve bazen de bir kadınım. Dünyamızda, kesin olarak erkeklere ve kadınlara ayrılırız; oysaki maneviyatta her şey sadece bize bağlıdır.

The Flow Of Souls From Place To Place

Pesah Islahları

Torah, Deuteronomy 16:03: Bununla mayalı hamur yemeyeceksiniz; yedi gün boyunca onu matza ile yiyeceksiniz, ızdırabın ekmeği, çünkü acele içinde Mısırdan çıktın…

İsrail’in oğulları mayasız ekmek yer çünkü Mısır’ı o kadar aceleyle terk ettiler ki hamurun mayalanması için zaman yoktu.

Acele, egoizmden kurtulmanın hemen gerçekleştiği anlamına gelir. Bu, Üst Işığın, bir göz kırpmasında gerçekleşen eylemidir ve insanın önünde yeni bir dünya açılır.

Torah, Deuteronomy 16:04: Ve yedi gün boyunca sınırların içinde mayalı hamur görülmeyecek; ne de önceki gün kestiğin etin hiçbiri öğleden sonra, bütün gece sabaha kadar görülmeyecek.

Mayalı hamur, egoizmdir. “Yedi gün mayalı hamur görülmeyecek” demek, içinde hiçbir egoizm kalmayacak anlamına gelir.

Mısır diye adlandırılan muazzam egoist arzuyla, doğru bir şekilde çalışabilmek için bir kişi bundan tamamen uzaklaşmalıdır ve bu tam bir hafta (yedi gün) sürer ve ondan sonra ıslah için onunla çalışmaya başlamak mümkündür.

Dolayısıyla, bir yıl boyunca onu düzelterek egoizmle çalışıyoruz ve Pesah haftası boyunca bunu kullanmıyoruz. Her yıl aynıdır, çünkü yenileme her seferinde olur.

Torah, Deuteronomy 16:07: Ve Efendi, Tanrı’nın seçeceği yerde onu kızartmalı ve yemelisin ve sabah geri dönüp evinize gideceksiniz.

Kişinin, en büyük arzuların ıslahını gerçekleştirmek için belirli bir koşula, diğerleriyle belli bir bağa gelmesi gerekir, çünkü et, onun içindeki en ağır hayvansal arzudur.

Ondan sonra her zamanki ıslahlarımıza geri dönebiliriz. Bu, Pesah (Pesover) bayramını bitirir ve yıl boyunca genel ıslahlarımıza devam ederiz.

Passover Corrections

Nefret Nedir?

Facebook’tan bir soru: Nefret nedir?

Cevap: Sevgi ve nefret dünyayı yöneten ve kişiyi sürükleyen güçlerdir. Izdırap çekmeme neden olan şey ızdırabın kaynağından nefret etmeme neden olur. Haz almama neden olan şey ise hazzın kaynağını sevmeme neden olur. İşte egoizm altında bu güçler bu şekilde ifade edilir. Dolduğum hissiyatın sonucu olarak karşılaştığım her şeyi bendeki iyi veya kötün hissiyata göre değerlendiririm.

Soru: Bir kişi “nefret” kelimesini duyduğunda genellikle ürküp korkuyor ve onu cinayet, savaş gibi uç durumlarla ilişkilendiriyor?

Cevabım: Kişi biraz filozofik seviyeye yükselmek zorunda, çünkü bizler bizi sürekli yöneten sevgi ve nefret, acı ve haz gibi iki duygunun olduğu bir doğanın parçasıyız ve bu iki zıt durumdan ötürü olmasaydı bizler var olamayacaktık. Sürekli bir Sevgi ve nefret hissiyatından ötürü olmasaydı, hayatı da hissedemezdik.

Soru: Neden sıklıkla gerçek nefret sadece sevgiye giden yolda ortaya çıkar diyorsunuz?

Cevap: Çünkü bu, bu şekilde oluyor. Haz arzumuz doyurulmazsa acı çekeriz, doyurulursa, zevk alırız. İşte bu her şeyin üzerine kurulu olduğu temeldir.

Çok basit: Küçük bir hücre var ve biz onu doldurmaz isek acı çekiyor ve onu doldurmayan kaynaktan nefret ediyor. Acı geçinceye kadar onu değiştirmek, dönüştürmek ve onu yok etmek istiyor. Fakat onu dolduran bir kaynak ortaya çıkarsa ona karşı olan davranışın adı değişerek sevgi oluyor.

Bundan başka bir durum yok.

Fakat yine de aramızdaki ilişkiyi inşa eden çeşitli hafıza ve yenileme sistemleri var.

Soru: Bu Yaradan’a karşı sürekli sevgi ve nefret hissettiğimiz anlamına mı geliyor?

Cevap: bu dünyada hissettiğimiz her şey yaradan hakkında hissettiğimiz şeydir çünkü ondan başkası yok prensibi geçerlidir. Etrafımızdaki her şey, bize kıyasla onun ifşası demektir. Hissettiğimiz nefrete göre acı hissiyatı veya sevgiye göre haz hissiyatı verir.

Soru: Eğer birinden nefret ediyorsak bu Yaradan’dan nefret ettiğimiz anlamına mı gelir?

Cevap: Tabi ki. Çünkü ondan başkası yok. Bizim için her şeyi organize eden o, tüm hesaplamalarımız Yaradan’ı hesaba katarak yapılmalıdır.

Eğer bir kişi sadece Yaradan’a odaklanmaya başlarsa ve önünde sadece onun var olduğunu anlarsa, her şey sevgi dolu ve iyi olacaktır çünkü artık Yaradan’la ilişkisini nasıl sürdüreceğini biliyor. Onun Yaradan’ı iyi, hoş, nazik ve güzel hissetmesi için nasıl davranması gerektiğini biliyor. İşte bu Kabala Bilgeliğinin konusudur.

What Is Hatred?

Kişi Yaradan İle Hangi Dilde Konuşmalı?

Soru: Kabala’nın dili neden neslimiz için daha uygun? Bunun nedeni, uyanmanın ve doğanın olumlu gücünü onun yardımıyla toplamanın mümkün olması mı?

Cevap: Evet. Kabala’nın dili, zamanımız için en doğru olanıdır, çünkü kesin bir dildir. Kişi onu kullandığında, duygularının doğru şekillenmesine yardımcı olur.

Kişi uyanır ve yüksek kuvvetlerin etkisini sözler aracılığıyla değil, duygularla çağırır. Bu duygular işlendiğinde, konuşulduğunda ve manevi dünyanın yapısına uygun, belirli kalıplar içsel olarak şekillendirildiğinde, manevî formlarda mutlak kesin bir tutum kazanılır. Böylece o uyanır ve Üst Işığın, Ohr Makif’in (Saran Işık) etkisini maksimum yoğunlukta kendi üzerine toplar.

Eğer Yaradan ile konuşuyorsak, daha üst seviyelerde anlamak için, İbranice konuşmak gerekiyor.

In What Language Should One Speak With The Creator?

İnsanlar Neden Yaratılışın Tacı Olarak Görülüyor?

Soru: Özellikle insanlar neden yaratılmış olan her şeyin tacı olarak adlandırılıyor?

Cevap: İnsanlara yaratılışın tacı deniyor, çünkü tüm yaratılış “Adem” – Adam olarak adlandırılan bir yapıya göre yaratılmıştır ve yaratılışın tüm parçaları bu sistemin bileşenleridir.

Kişi yaratılışı anlamaya başladığında, o içinde, onun bileşen parçaları gibi ortaya çıkar. Kişi yalnızca onun yaratılmış olduğunu ve geri kalan cansız, bitkisel, hayvansal ve insanın, kendi içinde bulunduğunu anlamaya başlar.

Yaratılışı edinmiş her insanın hissetme şekli budur, hatta mantığımıza göre bir insanın her şeyin kendisi içinde olduğunu hissetmesinin bir anlamı yoktur. Bu tam olarak gerçekleşen şeydir, çünkü yaratılış pek çok bağlantıdan oluşan bir sistemdir ve içinde, her insan kendi içinde bütün yaratılışı içerir.

Why Are Humans Considered The Crown Of Creation?

İnsanın Ana Çalışması

Soru: Yapmam gereken çalışma, ışık, üst güç, Yaradan’ın yaptığı iş nedir?

Cevap: Yapmam gereken çalışma, üst ışığı beni düzeltmeye zorlamaktır.

Çalışmalarıma dua, istek denir. Doğal olarak yapamayacağım bu hareketi, gerçekten yapmaya ihtiyacım var. Çünkü doğamız mutlak egoizm olduğundan, kendim için hiçbir şey almadan tamamen ihsan etmek imkânsızdır.

Yapabiliriz, bununla birlikte, bu fırsatı yukarıdan alabiliriz ve ona Üst Işık, Hasadim Işığı denir. Ancak, yalnızca üst Işık beni etkilerse. Işık’ı beni etkilemesi için ikna etmek benim gücümde ama bu sadece grupla, onlu ile çalışarak yapılabilir.

O zaman, karşılığında her hangi bir ödül veya bir şey istemeden ihsan edebilirim.

Man’s Main Work

Tora’nın İki Seviyesi

Soru: Eğer Tora’yı Musa yazdıysa, neden Yaradan dünyaları yarattığı zaman Tora’ya baktı denir?

Cevap: Aslında Tora, Yaradan’ın tam tersi olarak yaratılan arzunun, O’na tamamen benzemesi yönünde hareketidir.

Böylece Yaradan, yaratılanları yaratmaya “karar verdiğinde”, maddesel dilde söylediğimiz gibi, O, ilk olarak onu Kendi zıttı olarak yaratmalıydı, aynı zamanda yaratılanın Yaratan’a benzer olmaya doğru ilerleyeceği tam bir mekanizma yaratması gerekiyordu.

Bu niyetle, görünüşe göre Tora’yı yazdı, O’nun yarattığı arzuyla gerçekleştirilmesi gereken bir komuta ve talimat sistemi. O, O’nun yarattığı arzuyu, O’nun ile nasıl daha çok ve daha çok benzer olmaya getirdiğidir. Musa, Tora’yı kendisi yazdı, fakat Yaradan’ın yönetimi açısından değil, çünkü Torah Ein Sof (Sonsuzluk) dünyasının başında kalmaktadır.

Musa için o, Atzilut dünyasının başında bir eylem olarak kaydedildi. Yani aynı şeyden bahseder, fakat farklı seviyelerde.

Two Levels Of The Torah

Sorularınıza Cevaplar, Bölüm 167

Soru: Derslerinizi büyük bir zevkle dinler ve okurum. Söylediğiniz şeyle alâkalı birçok şeyi fark ettim, ancak belirsizliğini koruyan şeyler var.

Sık sık söylediğiniz şu; insanlık şu anda düşük bir egoist düzeyde yaşıyor ve durumu değiştirmek için Yaradan’ın bizi kapsamlı bir birliğe veya küreselleşme dediğimiz şeye doğru ittiğini tamamen kabul ediyorum.

Bunu, hayatın kendisinin ya da doğanın bizi bu birliğe doğru yönelttiğini söyleyerek açıklıyorsunuz, ancak doğanın kendisine bakarsak, hayvanların birlikte yaşadıklarını görmüyorum, aksine, kurtlar kurtlarla, koyunlar koyunlarla yaşar, birlikte değil.

Elbette bizler hayvan değiliz, fakat Babil Kulesi hikâyesine bakabiliriz, burada Yaradan’ın kendisi insanlar arasında bölünmeye neden olmuştur. Öyle görünüyor ki, Yaradan ve doğanın nerede bölünmeye yol açtığına dair birçok örnek var ya da daha doğrusu belki de insanları birbirinden O ayırdı. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Cansız, bitkisel ve hayvansal doğa, insan seviyesine bağlıdır ve onunla iner ve yükselir.

Answers To Your Questions, Part 167

Toplam 11 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »