Category Archives: Yaradan

Yaradan’dan Ayrı

Soru: Eğer haz, ışığın bir formuysa ve ışığın tek kaynağı Yaradan ise haz alma, kaynaktan bağını nasıl kesebilir?

Cevap: Bu sözde “kaynaktan bağını kesen haz”, vermekten değil almaktan haz alır. Dünyamızda, tüm zevkler böyledir.

Soru: Bu, ihsan etmekten haz alıyorsa, o zaman kaynaktan bağı kesilmemiş yani onunla bağda mı demek oluyor? Tüm tatlılık oradan mı geliyor?

Cevap: Evet, yemek, seks, aile, servet, onur ve bilgi, Yaradan’dan ayrı olarak aldığımız dünyamızın zevkleridir. Bu nedenle hepsi geçicidir, aynen kalmaz, sonsuz olamazlar ve hepsi kötü biter.

Separate From The Creator

 

Yaradan Acı Çekebilir Mi?

Soru: Yaradan acı çekebilir mi?

Cevap: Yaradan hakkında hiçbir şey söyleyemeyiz. Biz sadece, bizleri değiştirmek için yönlendirebileceği ihsan etme ve sevginin gücünden bahsederiz. Yaradan’ı yalnızca duygularımızda, yani Yaradan’ın Kendisinde değil, O’nu hissedebildiğimiz şekilde algılarız.

Can The Creator Suffer?

 

Yaradan Tarafından Gönderilen Bozukluklar Nasıl Kullanılır?

Soru: Kişi, Yaradan tarafından gönderilen, sözde darbeleri, bozuklukları nasıl etkili bir şekilde kullanabilir?

Cevap: Sevgi ile. Bunların, kural olarak rahatsız edici duygular olduğunu anlarım ama onları amaçlı bir şekilde algılamalıyız.

Bizi çevreleyen her şeyde Yaradan’ın tezahürünü, sevgi ile ilişkilendirebildiğimiz ölçüde, O’nun her şeye karşı olan tutumunun sadece sevgiden geldiğini ve dünyada sevgiden başka hiçbir şey olmadığını hissetmeye başlayacağız.

Muazzam sevgi alanını bozan şey, sadece bizim bu alanla uyumsuzluğumuzdur. Bu nedenle, dünyada birinin düzeltilmesi gerekiyorsa, bu sadece sizsiniz ve o zaman tüm dünyayı mükemmel olarak hissedeceksiniz.

How To Use Disturbances Sent By The Creator

 

Yaradan, Bir Kişi Değildir

Soru: Yaradan’ın bir kişilik olarak var olmadığını söylemiş olsanız da, siz kendiniz,  O’nunla düşünen, arzulayan, deneyimleyen, sevinen, üzülen vb. fiziksel bir kişiymiş gibi iletişim kurmaya devam ediyorsunuz.

Açıklamalarınızı nasıl anlayabiliriz? Bir tür kişilik var mıdır? Yoksa Yaradan bir tür güç müdür? Güçler duygusal parçalara sahip değildir, bu yüzden tezahürlerinin hiçbirini tanımlamak için kullanılamazlar.

Cevap: Bir zamanlar bana çok fazla sıkıntı veren eski bir arabam vardı. Onu kendim tamir etmeye çalıştım ve bir kereden fazla tamir atölyesine götürdüm. Arabayı tamir eden tamirci ve ben, ona canlı bir varlıkmış gibi bakarak, kırıcı sözlerle azarladık.

Bir şeyi ele aldığımızda, genellikle nesneye, kuvvete, olguya, elbette ki bu nesnede veya varlıkta olmayan hislerimizi ve özelliklerimizi empoze ederiz. Aynı şey Yaradan için de geçerlidir.

Kendim içimde ihsan etme, sevgi ve bağ kurma niteliğini yaratabildiğim ölçüde, bu niteliğe “Yaradan” derim daha fazlası değil. Fakat gerçekte, yarattığım bu niteliğin dışında, Yaradan yoktur.

Burada kendimizi doğru konumlandırmamız ve Yaradan’ın Boreh,  Bo-Reh: Bo (gel), Reh (gör) olarak adlandırılmasının sebebinin bu olduğunu anlamamız gerekir. Sizler gelmeli ve görmelisiniz yani bu niteliği keşfetmek için aynı koşula ulaşmak zorundasınız. Biz bu niteliğe Elokim de demekteyiz. Bu, ruhun iki kısmından oluşmaktadır. Bir kısmı AHP, diğer kısmı Galgalta ve Eynaim’dir.

Eğer ruh hakkında konuşuyorsak, Yaradan’ın bununla ne ilgisi vardır? Bu aynı zamanda bir kişiye mi işaret etmektedir? Kişinin dışında ne olduğu hakkında konuşmuyoruz bile.

Bizler, kişi ihsan etme ve sevgi niteliğine ulaştığında, kişinin içindeki edinimden söz etmekteyiz.

Bu nitelik egoizmin üzerindedir, kendi içinde inşa etmek ve geliştirmek kolay değildir. Bunu edindiğimizde, onu Yaradan olarak adlandırırız. O zaman, Yaradan’ı algılama hakkında konuşabiliriz.

The Creator Is Not A Person

 

Yaradan İle Dalgayı Yakalayın

Soru: Kişinin Yaradan’a ancak O’na benzerlik içinde-onlu aracılığıyla dönebileceğini söylediniz. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Aynı frekansa ulaşmalısınız. Manevi alıcı-vericinizin frekansını ayarladığınızda, Yaradan ile aynı dalgayı yakalamanız gerekir.

İhsan etme ve sevginin niteliği O’ndan size gelir; bu nedenle, benzer bir nitelik sizden de O’na gitmelidir. Aksi takdirde, O sizi duymayacaktır çünkü Yaradan yankılanan, sadece doğası ile denk olan sinyalleri algılayan bir sistemdir.

Soru: Yaradan’a hazla da dönebilir misiniz?

Cevap: Hazdan değil, sadece eşitlikten.  Haz, eşitliğin bir göstergesi değildir. Sonuç olarak ondan dışarı akar. Esas olarak, herkes haz yaşayabilir. Bu nedenle öncelikle, Yaradan’la bir modem aracılığıyla, niteliklerimizi Yaradan’ın niteliklerine uyarlayacak bir çeşit bağlantı cihazı aracılığıyla iletişim kurmak zorundayız.  Onlu grup bu modemin rolünü üstlenir.

Catch The Wave With The Creator

 

Yaradan Sevgisi Uygulaması

Soru: Kabalistler Yaradan sevgisini nasıl uygularlar ve bu ne hissettirir?

Cevap: Bu uygulamayı birlikte deneyelim.

Sürekli olarak kendinizi Yaradan’ı sevmek, O’na karşı iyi şeyler yapmak, tüm ruhunuzla O’nu arzulamak, O’na daha yakın olmak ve O’nu hissetmek istediğiniz düşüncesinde tutmaya çalışın.

Deneyin ve bu bağdan yoksun olduğunuza dair içsel bir his geliştirip geliştiremediğinizi görün.

En iyisi, sürekli şöyle düşünmektir: “O’na iyi davranmayı çok isterim.” Böylesi içsel bir özlem, içinizdeki belirli hissiyatları çabucak uyandıracak ve daha sonra şunu söyleyebileceksiniz: “Gerçekten de içimde Yaradan’a karşı özel bir tutum var. Buna dayanarak daha fazla gelişebilirim.”

Tekrarlarım ve düşünmeye devam ederim: “Yaradan’a iyi şeyler yapmak için sürekli bir dürtüye sahip olmak istiyorum. Ancak Yaradan’ın bunu bilmesini istemiyorum. Bunu sadece kendim yapmak istiyorum.” Hepsi budur.

Practice Love For The Creator

 

 

Özel Manevi Bileşen

Yaradan’ı edinmek için bağa erişmemiz gerektiğini bile duymakta zorlanan insanlar vardır. Yaradan çok yüce ve akıl almazdır, O, hissetmediğimiz başka bir boyuttadır. O bizim aklımızın ve duygularımızın kapsamına uymamaktadır. Bu yap-bozu – Yaradan’ın görüntüsünü – içimizdeki düşüncelerden ve hislerden, O’nu bir şekilde hissetmemiz ve anlamamız için birleştiremiyoruz.

Oysa öte yandan, bunun dünyamızdaki basit fiziksel eylemlerle gerçekleştiğini söylüyorlar. İkisi arasındaki bağlantıyı anlamıyoruz: Başkalarına gülümser ve onlara iyi davranırsam bu nasıl yardımcı olur? Bunu ciddi bir oyun olarak değil, sadece ikiyüzlülük olarak düşünüyoruz. Bizler doğası gereği egoistiz ve içsel özü değiştirmeden dışsal davranışımızı değiştirmeye zaten çalıştık.

Ancak burada, kaynağa geri dönen ışık denilen özel bir manevi bileşen olduğunu, çekebileceğimiz özel bir güç olduğunu ve onun doğamızı değiştireceğini anlamamız gerekir. Bu nedenle, bağ kurmak, birbirimize yakınlaşmak, birbirimize destek olmak istemesek bile, bunu Yaradan’a yakınlaşmak için yapmalıyız. Bu zor bir iştir ve kendimizi bunun gerekliliği konusunda ikna etmemiz gerekir, böylece arzumuza karşı hareket ederek, rol yaparak ve oynayarak bile ıslah eden ışığı uyandırırız.

Çabalarımız ne kadar yapay ve doğal değilse ve yine de bunu yaparsak, bu o kadar fazla ışık uyandırır. Bu nedenle, başkalarıyla hiç bir bağda kalamayan ve bu prensibi kabul etmeyen insanların, bağ kurmak için en küçük çabaları sayesinde, büyük ıslah eden ışığı uyandırmaları paradoksudur.

The Special Spiritual Component

 

Hemfikir Olan İnsanların Grubunda

Soru: Aşırı güçlü olumsuz duygular beni boğduğunda ne yapmalıyım? Bu tür şeyler grupta tartışılamaz, ancak onları kendime de saklayamam, aksi halde derin bir depresyon başlar. Bunu kiminle konuşabilirim? Gerçeği söylemek gerekirse, henüz bir grupta değilim ve online ilk sömestr eğitimi görüyorum.

Cevap: Eğer bir grupta değilseniz, böyle şeyleri kiminle konuşabilirsiniz? Hiç kimseyle. Bu konuda kimseyle konuşmanızı tavsiye etmem çünkü kimse sizi anlayamayacaktır.

Sabit bir grupta olmanız gerekir ve o zaman bunu sizinle çalışan, aynı problemlerle uğraşan ve sizinle aynı soruları olan dostlarınızla konuşabileceksiniz. Aksi takdirde işe yaramayacaktır.

Hali hazırda bir grubunuz ve öğretmeniniz varsa, o zaman sorular sorabilir ve oradaki bazı konuları konuşabilirsiniz. Konuşmaya alışmanız için öğretmen sizi zaman zaman çemberlere yerleştirmelidir.

Soru: Kişi depresyondayken duygularını paylaşmalı mıdır?

Cevap: Evet, hissettiğiniz şeyi paylaşabilirsiniz. Bunda yanlış bir şey yoktur. Hepimiz aynı koşullardan geçiyoruz. Yani, özellikle yeni bir şey söylemeyeceksiniz. Kişisel, içsel sırlarınızdan biri olmayacak.

Ancak bunun hakkında sadece grupta, sadece çalıştığınız kişilerle konuşabilirsiniz, grup dışında – akrabalarınızla, işte veya evde değil.

Soru: İçsel koşullarınızı birbiriyle paylaşmanın ve diğer yeni öğrencilerle hissiyatların fırtınasını/kargaşasını konuşma yasağının sınırı nerededir?

Cevap: Bunu size söyleyemem, çünkü hala hangi seviyelerden bahsettiğimizi anlamıyorsunuz. Grup çalışmasını anlatan, Rabaş’ın ilk 20 ila 30 makalesini okumanız gerektiğine inanıyorum.

Manevi gelişiminizin, manevi yaşamınızın koşullarını grup içinde kendi aranızda konuşmak mümkündür. Ama sadece grupta.

In A Group Of Like-Minded People

 

Yaradan’a Ulaşmanın Koşulu

Soru: Bir acı kaynağı olarak hissedilirse, Yaradan’ı aramak zordur. O’nun iyi ve iyilik yapan olduğunu hissetme çabaları egoist olarak mı kabul edilir?

Cevap: Bunu ifşa etmemiz gerekir. Grupta yaratmaya çalıştığımız bu koşullardan, O’nun edinimi için zemin hazırlıyoruz.

Sevme ve ihsan etme niteliklerine, egomuzun üzerinde birliğe ulaştığımız ölçüde, koşulları yaratırız yani Yaradan’ı edindiğimiz Kli’yi (kabı).

Yaradan, bizim tarafımızdan oluşturulan Kli’de, O’nun ihsan etme ve sevme niteliğine, O’na uygun hazırladığımız niteliğe benzerliğimiz ölçüsünde ifşa olur.

The Condition Of Attaining The Creator

 

Bir Sinema Perdesinde Gibi

Soru: Yaradan, içimdeki değişikliklere bağlı olarak beni farklı şekilde etkiler mi? Yoksa O’nun etkisi aynı kalır ama benim algım mı değişir? Kim değişir: ben mi O mu?

Cevap: Dünyamızda, insanın: iklim değişikliği, çevre, toplumsal çevre ve diğer her şey ile ilgili neler hissettiğinden konuşuruz.

Oysa Kabala, her şeyin içimde olduğunu açıklar: toplum, insanlık, iklim ve olan her şey. Fakat ben bunu sadece dışarıda, benim dışımda, farklı doğa seviyeleri olarak görürüm.

Dolayısıyla kendimi içeriden değiştirerek dış dünyayı değiştiririm. Tersine, bana göre, dünya dışarıdaymış gibi gelir, böylece ben kendimi değiştirerek değişikliklerimin sonucunu görürdüm.

Etrafımda 360 derece bir “perde” olduğunu ve üzerinde dört seviyenin hepsinde meydana gelen değişiklikleri gördüğümü hayal edin: konuşan, hayvansal, bitkisel ve cansız. Bunlar bir sinemada olduğu gibi kendilerini dışarıda bir “perdeye” yansıtan arzunun dört aşamasıdır.

Burada iki yaklaşım vardır. Ya ben, kendimi değiştirerek, çevremdeki dünyayı daha iyi hale getiririm. Ya da aynı kalırım ve çevremdeki dünya beni değişime zorlamak için değişir. Yani, ya Yaradan beni olumlu bir güçle ileri çeker ya da olumsuz bir güçle arkamdan iter. Bütün bunları etrafımdaki “perdede”  görürüm.

Soru: O zaman, sürekli olarak birbirinin yerine geçen, yılın dört mevsimi hakkında ne söylenebilir?

Cevap: Bunlar dört mevsim şeklinde benim içimde yansıyan, ışığın dört safhası, dört temeldir. Her şey dört, beş veya on bölüme ayrılmıştır. Bu, bu şekilde dışa doğru yansıtılan içsel dünyamdır.

Like On A Cinema Screen