Category Archives: Toplum

Arzulardan Korkmayın

Soru: Manevi yol ile hangi arzular karışır? Onlarla savaşmak zorunda mıyım? Onlarla ne yapmalıyım?

Cevap: Hiçbir arzudan korkmayın ve onlara karşı isyan etmeye çalışmayın. Onlarla savaşmaya gerek yok. Bu tamamen hayalperestliktir. Yapmanız gereken tek şey, üst Işığı çekmektir: o, bu arzuları yarattı ve bunları düzeltmek, yönlendirmek ve kullanmak için tasarlandı.

Bizler arzuları ne azaltıyor ne de arttırıyoruz. Kendimizi baskılamıyoruz. Yeterliliğimiz olmadığı için, ihsan etme, sevgi niteliğini ve amaç yönünde birliği geliştirmiyoruz. Sadece Üst Işığı çekmek zorundayız ki böylece o çalışmayı yapar. Kendimizi kendimiz vasıtasıyla değiştirebileceğimizi düşünmek büyük bir hatadır. Bu şekilde, sadece kendi kafamızı karıştırıyoruz.

Do Not Be Afraid Of Desires

Başkaları Gerçekten Nasıl Dinlenir?

Soru: Kişi, kendini ve başkalarını sadece duymayı değil, dinlemeyi nasıl öğrenebilir? Sonuçta, bu nitelik sadece insanlar arasındaki ilişkileri geliştirecektir.

Cevap: Bu içsel bir temas gerektirir – kalplerin temasını. Birbirinizi tamamlamayı arzular arzulamaz, birbirinizi dinleyebileceksiniz.

Ve dahası İnsanlar birbirlerini dinlemez de görmez de. Kendi içlerinde belli bir gerçeklik yaratırlar ve aslında onların dışında bir kişi gibi davranırlar. Bizler bu dışımızda olanları görmeyiz; içimizdeki egoizmimiz tarafından inşa edilen her şeyi görürüz.

How To Really Listen To Others?

Tüm Nesillerin Sonu

Soru: “Tüm nesillerin sonu” nedir? Fiziksel yaşamın sonu ya da özel bir kişisel koşul mudur?

Cevap: Tüm nesillerin sonu, zirvesine ulaştığımızda, manevi merdivende yükselişin sonudur.

Soru: Son nesil aşamasında olduğumuz ne anlama geliyor?

Cevap: Son nesil aşamasında olmak, manevi merdivenden çıkışa yaklaşmak ve ona son kuşak olarak yükselmek demektir.

The End Of All Generations

Herkesin Kendi Gerçekliği Vardır

Soru: Bizim algımızdan bağımsız olarak var olan, herhangi bir üst gerçeklik var mı?

Cevap: Bir üst gerçeklik vardır. Eğer birisi onu anlarsa/algılarsa, o zaman o, ona göre var olur. Eğer kişi bunu anlamazsa/algılamazsa, o zaman onun için mevcut değildir.

Şimdi hepimiz dünyevi gerçekliği aynı şekilde hissediyoruz, çünkü bizler aynı egoist seviyedeyiz.

Soru: Özgecil bir seviyede, bizler tek bir gerçeklik mi hissedeceğiz, yoksa herkes kendi gerçekliğini mi hissedecek?

Cevap: Birlikte birbirimizi ve tek gerçekliği hissedeceğiz. Dahası, herkes kendi gerçekliğine sahip olacak ama hepsi benzer olacak.

Everyone Has Their Own Reality

Kahkaha, Yaşamamıza Yardımcı Olur

Soru: Kahkahanın hayatta yardımcı olduğu bilinmektedir. Bilim adamları, kahkahanın önemli bir sosyal işlevi yerine getirdiğine ve insanları birleştirdiğine inanıyorlar. Kahkanın insanları birleştirdiğini söylemek mümkün mü?

Cevap: Bizim dünyamızda kahkaha, egoistik olabilen- alaycı, nispetçi ve tamamen küstah- bir tatminkarlık ifadesidir, çünkü egoizm kendisini basit, yapmacıksız bir biçimde gösterir.

Kahkaha, egoizmin hazzının daha fazla tezahürüdür.

Soru: Kahkahanın kökleri nelerdir?

Cevap: Kişisel haz. Kişisel tatmin. Genellikle, gördüğüm her şeyin kindar olduğunu söyleyebilirim.

Soru: Daha yüksek bir koşul, iyi kahkaha var mı?

Cevap: Kabala’da iyi kahkaha, Yaradan’a olan karşıtlığını ifşa etme üzerine anlayışa dayanır. Bununla birlikte, kişi eşzamanlı olarak bundan nasıl kurtulabileceğini anlar. Sarah’ın İshak’ın doğumunda söylediği gibi: “Yaradan beni güldürdü.” Bu zaten yüksek bir seviyededir.

Aynı zamanda, bir olgunun tamamen imkansızlığına dayanan, çok hoş, güzel ve neşeli bir şey ortaya çıkar. Bu nedenle kahkaha, iki karşıtın birleşimidir.

İyilik ve nezaket sadece kötülükten, zararlıdan ve karanlıktan ortaya çıkabilir.

Laughter Helps Us Live

İnsanlığın Bilinçsiz Gelişimi

Soru: On binlerce yıldır insanlığın bilinçsiz gelişiminin sebebi nedir?

Cevap: Sanki bu bize çok uzun bir zaman dilimi gibi görünüyor. Aydınlık ve karanlık arasındaki farkı açıklığa kavuşturmak için evren ve cansız, bitkisel ve hayvansal doğa tam olarak gelişmiştir.

Bu başlangıçta atomlar ve moleküller gibi en düşük cansız seviyede gerçekleşti. Ondan sonra, doğanın çeşitli biyolojik ve zoolojik bileşenlerinde, bitkisel ve hayvansal seviyelerde devam etti. Daha sonra, dünyamızın insan seviyesinde, sadece fizyolojide değil, aynı zamanda insan psikolojisinde de yer aldı.

Ancak bundan sonra kişi, manevi bir seviyede araştırma yapmaya layık olmaya yaklaşabilir.

The Unconscious Development of Humanity

Kendi Düşüncelerimizden Sorumlu Muyuz?

Soru: Kişi düşüncelerinden sorumlu mudur?

Cevap: Eğer kendine ve Yaradan’a karşıysa, o zaman evet. Eğer insanlığın geri kalanına karşıysa, o zaman hayır, çünkü düşünceler eyleme dönüşene kadar, başka insanlarla sorunumuz yoktur. Ancak prensip olarak, düşüncelerimiz eylemlerimizdir.

Soru: Ya bir insan düşünceleri vasıtasıyla dehşete kapılırsa?

Cevap: Önemli değil; onlar onun düşünceleridir ve onları düzeltmelidir.

Are We Responsible For Our Own Thoughts?

Küçük Bir Köye Taşınmak Daha Kolay Olmaz Mıydı?

Facebook’tan Soru: Küçük bir köye taşınmak ve daha önce olduğu gibi yaşamak, basit ve barışçıl olmak daha kolay olmaz mıydı?

Cevap: İneklerin ya da turpların seviyesinde yaşayabilirseniz, o zaman her şey iyi olur.

Her şey bireyin seviyesine bağlıdır. Fakat öte yandan, bu durumda da var olabilir ve aynı zamanda maneviyatın içinde olabilir.

Soru: Eğer bir birey köy için, daha basit bir yaşam için ayrılırsa, bu onun büyüyen egoizmini görmezden geldiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, aynı zamanda muazzam bir egoyla bile büyük bir Kabalist olabilir. Eğer Yaradan ona gerek duyarsa, o zaman inekler arasında bile ona meydan okumalar verecektir, böylece Yaradan’a ulaşmak için kendisini tam olarak ne ile meşgul edeceğini bulacaktır.

Soru: Bu, bir insanın bir köye taşınabileceği ve orada barış içinde yaşayabileceği anlamına mı geliyor?

Cevap: Konu o değil. Konu, motivasyon! Bir insanın nerede yaşadığı önemli değil. Her şey kendi içsel dünyasını nasıl kurduğuna bağlıdır.

Wouldn’t It Be Simpler To Move To The Country?

Yaratan Sizi Yalnız Bırakmayacak

Soru: Eğer insanın hayatında her şey önceden belirlenmişse, o zaman belki de en iyi çözüm, kendimi kandırmak mıdır?

Cevap: Tabii ki, kesinlikle pasif kalabilirsin ancak yalnız bırakılmayacaksın ve her türlü arzu senin içinde uyandırılacak.

Sen bir varlıksın, yaratılmış bir varlık ve bu yaşam döngüsünde (enkarnasyon) ya da bir sonrakinde, içinde Yaradan’ın eylemleriyle tam birliğe gelmelisin.

Soru: Yani bu düşünce gelip gitmeli ve gelip gitmeli. Kalıcı olamaz mı?

Cevap: O sürekli gelişiyor.

The Creator Will Not Leave You Alone

Rekabet ve Nefret

Facebook’tan Soru: İnsanlık tarihi, genellikle nefrete dönüşen rekabete dayanır. Bu genetiktir. Gerçekten hepsini değiştirmeyi umuyor musun?

Cevap: Hayır. Rekabet gereklidir. İlerleme için çok iyi bir araçtır.

Soru: Ve nefret?

Cevap: Nefret, ne için olduğuna bağlıdır. Eğer benim gelişmeme/ilerlememe yardım ediyorsa neden rakibimden nefret edeyim?

Her şey hedefe bağlıdır. Eğer amaç rakibimi ezmek değil sadece hedefe ulaşmaksa yani, üçüncü tarafa ve ben sadece rakibimi ilerlemek için kullanıyorsam o zaman o, bir yardımcı, bir ortak olur. Her şey rekabeti nasıl kullandığımıza bağlıdır.

Dünyadaki hiçbir şey gereksiz yere yaratılmamıştır. İçimizdeki tüm nitelikler gereklidir ve sadece doğru hedefe doğru şekilde ulaşmak içindir.

Amerikalılar amaçlarına göre şirketlerinde rekabeti getiriyor, çünkü çeşitli düşünceleri kolaylaştırıyor, insanları meşgul ediyor, uyuyamıyor, araştırma yapıyor vb. Eğer her şey yolunda olsaydı, o zaman “sosyalizmin çürüyüşü” olurdu.

Competition And Hatred