Category Archives: Toplum

Geleceğin Toplumunun İdeal İlkesi

Soru: Baal HaSulam, “Herkes kendi ihtiyacına göre alacak ve becerisine göre çalışacak,” ilkesi son neslin temel taşı olarak koyar. Neden?

Cevap: Egoizmi ile ilgili olarak, bu en ideal ilkedir. Temel fizyolojik ihtiyaçlarınız olduğundan, onları doldurmalısınız, çünkü bedeniniz insan değil hayvansal seviyeye aittir ve istediği neyse verilmelidir.

Bir hayvan, içgüdüleri tarafından yönetilir; ihtiyaç duyduklarından fazlasını yemeyecek, günde 20 saat uyumayacak vb. Ve bizde her şey insan egoizmi üzerine inşa edilmiştir ve bu nedenle arzularımızda sınırlı değilizdir. Biz bütün dünyayı isteriz. Ne için? Aslında, bu şekilde kendinizi mahvediyorsunuz. Önemli değil, istiyorum!

Bu bir problemdir. Bu nedenle toplum, bir kişinin orta çizgiyi bulmasına yardımcı olmalıdır.

Yorum: Yani, tamamen yeteneklerine göre yerleştirilir. Ve yetenekleri ona yalnızca bunun için verilir.

Cevap: Doğadan, yani Yaradan’dan aldığımız her şeyi, sadece, aynı Yaradan’a göre düzgün davranıp, O’nun katından hem hayvan seviyesinde hem de manevi (insan) seviyede bize gelen her şeyi en iyi şekilde kullanmak için alırız.

The Ideal Principle Of The Society Of The Future

Yaradan ve Doğa Aynı Kavramlardır

Soru: Tanrı’nın (Elokim) doğa kavramıyla (Teva) aynı olması ne anlama gelir?

Cevap: Elokim (Yaradan) üst kuvvetin adıdır ve bu aynı üst kuvvet doğa, İbranice Teva olarak adlandırılır. Yaratıcı ve doğa aynı kavramlardır, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam gibi farklı dinlerde tasvir edildiği gibi Tanrı yoktur. O sadece üst güçtür.

Kabala, dinle hiçbir ilgisi olmayan bir bilgeliktir. O, bize doğayı yöneten üst güç hakkında bilgi verir.

Doğa, insanın kendisi de dâhil olmak üzere hissedeceği her şeydir.

The Creator And Nature Are The Same Concepts

Ruhumu Yükseltmek

Soru: Benim içimdeki özlemi, benden gizlenen bilgiye ulaşmak ve edinmek için uyandıran şey nedir, Kabala bilgeliği mi?

Cevap: Ruh köküne özlem duyar. Ruhumun nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilmek isterim. Beden doğar, gelişir ve ölür. Ve buna eşlik eden, ruh denilen bir durum var ve o sonsuzdur. Ona neler olup bittiğini bilmek isterim.

Neden bu dünyada varım? Öyle ki, benim çürüyen bedenimin yardımıyla, ruhumu az bile olsa bir sonraki seviyeye yükselteceğim.

Ne yazık ki, dünyamızda bu fırsat kişilere verilmektedir. Daha doğrusu, herkesin böyle bir fırsatı vardır, ancak bunu hissetmezler ve geçerler. Bu nedenle, ruhumuzu yükseltme ve belki de onun içinde Yaradan’ı ifşa etme fırsatına dikkat etmeliyiz. Bu, kişinin özel erdemi ve özel edinimidir. O zaman, hayat gerçekten iyi bir sebeple yaşanmıştır.

Hadi bunu yapmaya çalışalım. Yaşam – biz böyleyiz ve bu yüzden hayatı yaşıyoruz; ölüm – biz bu formda öleceğiz, ancak ruhumuzu bir üst seviyeye çıkarmayı denemek zorundayız.

Elevating My Soul

Hızlı Kabala İpuçları – 12/11/16, Bölüm 1

Soru: Kabala bilgeliğini, hayatımda çocuklarımın sorumluluklarını yerine getirip, maddi kazanç elde edip ve denge sağladıktan sonra çalışabilir miyim?

Cevap: Vaktin varsa yapabilirsin, bu senin işin.

Soru: Dünyam, var olduğum sürece var olur. Bu gerçek mutluluğun benim varlığım olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Gerçek mutluluk, Yaradan’a ulaştığınız ve O’na haz verdiğinizi keşfettiğiniz zamandır. O zaman, en üst manevi noktanızdasınız ki bu tam ifşadır.

Soru: Dünyamızdaki dostluk ve sevgi, alma arzusu mudur?

Cevap: Evet, egoist bir alma arzusuna sevgi denir.

Soru: Kabala bilgeliği esrar ile ilgili ne söyler?

Cevap: Kabalistler uyuşturucu tüketmezler, çünkü uyuşturucular kişinin düşüncelerini etkiler ve kişinin duygularını düzgün bir şekilde keskinleştirmesine, açmasına izin vermez. Uyuşturucular bizi farklı fiziksel yolculuklara yönlendirir.

Soru: Bir Kabalist ölümle arkadaş olabilir mi?

Cevap: Ölümle arkadaş olmanın ne anlama geldiğini bilmiyorum. Bir Kabalist, içinde var olduğu ve onu tanımlayan bedenin kaçınılmaz bir koşulu olarak fizyolojik ölümle ilgilidir ve bundan başka hiçbir şey yoktur. Gerçek hayat aslında fiziksel bedenin üstündedir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 12/11/16, Part 1

“1000 Beğeni, Yoksa Onu Bırakacağım”

Haberde (The Grio): “Cezayirli baba, küçük oğlunu pencereden sarkıtarak, Facebook’ta ‘beğeni’ talep ettikten sonra, Pazartesi günü iki yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı.

BBC’ye göre Facebook kullanıcıları haklı bir şekilde panikledi ve tanımlanamayan baba, oğlunu Cezayir’de pencereden dışarı sarkıttığında kızdılar. Tehlikeli bir biçimde oturmuş olan küçük çocuğun resmini, 1000 beğeni gelmezse “onu bırakma” sözü ile yayınladı.

Soru: Nereye gidiyoruz?

Cevap: Artık gözümüzün korkmadığı bir koşula geldik, çünkü binlerce beğeni toplamanın cezaevinde oturmaktan daha önemli olduğu anlaşılıyor. Burada zaten dizginlenemeyen egoizm ile uğraşıyoruz.

Anlamalıyız ki, yalnızca üst güç, egoizm ile bir başka zıt içgüdünün, ihsan etme ve sevme içgüdüsünün yerini değiştirebilir. Ancak bu şekilde hayatta kalabiliriz.

Soru: Eğer kişiye, sevginin ne olduğunu, ihsan etmenin ne olduğunu göstermek için 1000 ya da 100 000 Beğeni ödense, bu dünya değişebilir mi?

Cevap: Evet. Fakat ona egoist olarak bakarsan, hiçbir şey yapamazsın. Birlikte bağlanmalıyız, yavaş yavaş üst Işık’ı, daha yüksek gücü çekmeliyiz. O gerçekten bunu yapabilir, insanların onun etkisi altında nasıl değişmeye başlayacağı budur ve sonra “beğeni” göndermeyi bırakacaklar.

Soru: Yani, bir insanda, ihsan etme ve sevme arzusu ortaya çıkacak mı?

Cevap: Kaçınılmaz olarak, üst Işık’ın etkisi altında. Aksi halde nasıl mümkün olabilir? Sonuçta, bugün bile, her şeyi isteksizce yapıyoruz. Bu güce köle olmanın ya da o güce köle olmanın bir önemi yoktur. Tek seçimimiz hangi gücün altında köle olacağımızdır.

“1,000 Likes Or I Will Drop Him”

İnsanlar Ve Hayvanlar

Soru: Hayvanlarda duyusal algı insanlarda olduğundan daha gelişmiş: görme, koku alma, işitme ve dokunma. Bu insanlardan daha gelişmiş oldukları anlamına mı geliyor?

Cevap: Dünyamızda, hayvanlar doğaya insanlardan daha fazla uyarlanmıştır. Bununla birlikte, doğayla ilgili insanın zayıflığı bir yandan ve gelişmiş zekâsı diğer yandan, tüm doğayı kendisine uyarlamasını sağlar. Bu yüzden, dendiği gibi, bu iki uçlu bir kılıç.

Soru: Maneviyatta, hayvanların duyarlılığı daha mı güçlü?

Cevap: Maneviyatta hayvanlar yoktur. Onlar, ihsan etme özelliklerini almayan insanlar gibi hayvan seviyesinde kalırlar.

Üst dünyaya, ihsan etmenin ve sevginin dünyasına girene kadar, biz hayvan olarak kabul ediliyoruz. Sonuçta, o zamana kadar, bizi hayvan seviyesinin altına düşüren, beş duyu ve birazcık fazla zekâ dışında hiçbir şeye sahip değiliz.

Humans And Animals

Dostluk Nedir?

Soru: Dostluk nedir? İki dostun arasında olması gereken hissiyatlar ve duygular neler?

Cevap: Dostluk, karşılıklılık, güvenli destek, bir sıcaklık hissi ve karşılıklı anlayıştır.

Soru: Bu, hayatın sonuna kadar devam edebilir mi? Bu tür durumlara rastladınız mı?

Cevap: Kabalistler arasındaki dostluk böyle olabilir, çünkü o, yaşam ve ölüm sınırlamalarının ötesindedir. Kişi, hayvan bedenlerimizin dışında üretilmiş, tamamen yeni duygular ve hisler yaşamaya başlar.

Soru: Hayatta bir arkadaşın, başkaları uğruna, hayatını verdiği durumlar vardır. Bu Kabala bilgeliğinde hoş karşılanır mı?

Cevap: Kabala bilgeliği bununla hiçbir şekilde ilgili değildir ve bu konuda bir şey söylemez, ne taraf ne de karşıdır. Her şey duruma bağlıdır.

Soru: Tora’da, kişinin hayatını başkalarının uğruna ne zaman vermek zorunda olduğu ve olmadığı zaman hakkında genel kurallar var mı?

Cevap: Tora’da bunlar gibi genel kurallar ve yükümlülükler yoktur. Ancak, gerekirse, kişi hayatını verir; çünkü içsel bağ çok güçlü olabilir. Ben, bir annenin çocuğunun uğruna hayatını verebileceği, bu gibi durumların bulunduğuna inanıyorum. Bu aynı zamanda iki arkadaşın durumu da olabilir, biri diğerinin kendisinden daha yüksek olduğunu hissederse.

What Is Friendship?

Geleceğin Adamı

Soru: Toplum kişiyi gelecekte hangi kriterlere göre değerlendirecektir? Servetine, görünümüne veya durumuna göre mi?

Cevap: İnsanların gelecekte fiziksel görünüşle ilgili olacağını sanmıyorum, erkekler bile. Bu, algımızdan giderek kaybolacak ve yalnızca bir kişinin içsel niteliklerini ve doğru içsel dengesi içerecektir.

Bir kişinin davranış ve karakteri içsel koşulunun sonucu olacaktır, çünkü yalnızca her şeye düzgün şekilde bağlı kalmaya başlamayacak, aynı zamanda tüm dünyayı orta çizgiye getirmeyi isteyecektir.

The Man Of The Future

Mutluluk Arayışı

Günümüzde Psikoloji’nin Haberinden: ‘İstediğimiz şeyleri elde etmek bizi mutlu ediyor, değil mi? Yanlış! Buna inanırız, sanki bulunabilir veya elde edilebilecek bir şeymişçesine mutluluk aranmaya başlarız, ancak aslında yapabileceğimiz; Dâhili olarak onu imal etmektir ve aslında içsel olarak mutluluk üretmek bu konuda yapabildiğimiz tek şeydir.’‘Harvard psikologlarından Dan Gilbert, bize her ne olursa olsun, ‘mutluluğun’ dışımızda bulduğumuz bir şey değil de sentezleme, yani üretme yeteneğine sahip olduğumuz bir şey olduğu fikrini ortaya çıkaran bir dizi atölye çalışması gerçekleştirdi.’‘

Bir dereceye kadar hepimiz kendi mutluluğumuzu kendimiz imal ediyoruz, eğer mutlu olup olmamamız konusunu takıntı haline getirirsek; neye rağmen ve nasıl mutlu olamadığımızı… Başkaları ile ilgili yaşam deneyimlerini, aynen onlara getirdiği gibi, bize de zevk ve tamamlanmışlık duygusunu, getirebilecek deneyimleri gözden kaçırabiliriz. Mutluluk bir nihai hedef değildir. Başkalarına sevgi ile bağlanan, iyi yaşanan bir hayatın yan ürünüdür.

Gökkuşağının sonundaki altın dolu testiyi aramak yerine, gökkuşağının tadını çıkarmaya başlayın.’Benim Yorumum: Bu yanlış; Katkısız Harvard Üniversitesi psikolojisi budur. Gerçek şu ki, insanlar mükemmelliğin bir üst aşamasını hissetmeye başladıklarında gösterdikleri çabadadır mutluluk.Örnek vermek gerekirse; Bir ay içinde evlenecek kişiyi düşünün, güzel bir nişanlısı var, her şey harika. Sadece evlenmeyi hayal etmekle kalmayıp, planlarını hayata geçiriyorlar, düğün gününe hazırlanıyorlar. Nikâhtan önceki ay, sonraki aydan hiç daha az mutluluk verici olabilir mi? Hayır. Mutluluk beklentisi daha da büyüktür, çünkü sınırsızdır. Sonuçta, bir kişi mutluluk beklediğinde, bu beklenti kişiye büyük bir çerçeve verir, onu edindiğinde ise çerçeve keskin bir şekilde daralır.Mutluluk beklentisi yalnızca bizim kendimize bağlıdır, ona gelecekteki mutluluğu kapsamını sadece biz dikte ederiz!

Kişi onu büyütüp, genişleterek, her zaman zevk alabilir, böylece içinde bulunduğu durumun sınırları ortadan kalkar. Böylelikle sonsuz mutluluk yaratmak ve onun içinde yaşamak mümkündür.Ama onu aldığım zaman bir kutuya girmiş olur ve onu içimde hissetmeye başlarım. Dışarıda olup beni çevreleyen (Makif), içsel (Pinimi) hale gelir. Ben kendi duygularımla kendimi sınırlayarak onu bozarım.Hissettiğim kadarıyla burada bu biraz daha fazla, orada ise biraz daha az ortaya çıktı; ayrılık, ilgisiz duruş ve bağlanamamak ve benzeri şeyler onun sonuna kadar getirdi. Arzuyla, istenilene doğru gerçekleşen her harekette, mutluluk mevcuttur.

The Pursuit Of Happiness

Mutluluğa Ulaşmak Mümkün Müdür?

Soru: Kişinin bu dünyada mutlu olabileceğine inanıyor musunuz?

Cevap: Bu mümkün değildir. Gözlerinizi kapatabilirsiniz; hatta sarhoş olabilir ya da uyuşturucu alabilirsiniz, belirli çerçevelerde kendinizi kısıtlayabilir ve başka bir şey düşünmeyebilirsiniz, ama eğer kişi kendini gerçekten keşfederse, daima gelişmeyi, anlamayı, hissetmeyi, bilmeyi ve her şeyi elde etmeyi isterse, dünyamızda mutlu mutlu olmak mümkün değildir.

Soru: Bu, dünyamızın bize, bizi gerçek mutluluğa yönlendirmek amacıyla verildiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Bu dünya bizlere gelişimimizin başlangıç noktası olarak verildi. Biz bu dünyada başka bir şekilde gelişemeyiz. Bu dünyada yaptığımız her şeyin kesinlikle faydasız olmasının nedeni de budur. Bu, gerçek hayat manevi yükselişle başlar ve bu dünya orada bir nokta gibi kalır anlamına gelir. Tarih boyunca yapmış olduğumuz her şey sadece bu başlangıç noktasıdır.

Soru: Tüm bilimsel ve kültürel eserlere ne diyorsunuz?

Cevap: Tüm bilimsel ve kültürel eserler bizim egoizmimizin eserleridir. Tüm bu büyük eserler ve fikirlerden hiçbir şey kalmaz. Tüm insanlık tarihi, hayvansal seviyede bir tarihtir.

Kendimize kenardan bakmaya başladığımızda, tüm eylemlerimizin egoizm olduğunu anlarız. Bu tamamen içgüdülerimizin bir sonucudur; bizi şiirler, romanlar, müzik ve diğer sanat eserlerini yazmaya yönlendirir. Bu nedenle, bunların hiçbirinde, hiçbir şekilde üst nitelikler, koşullar ya da başarılar yoktur!

Bütün tarihimiz, deneyimlediğimiz her şey ve tarihimiz boyunca birikmiş olan tüm değerlerimiz, gelişmemizin geri kalanına kıyasla, sadece küçük siyah bir noktadır. Ancak maneviyatı elde ettiğimizde, bütün bunlar için üzüntü duymayız çünkü o zaman gerçekten de yıldızlar arası yolculuğa başlarız.

http://laitman.com/2016/10/is-it-possible-to-attain-happiness/

Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »