Category Archives: Toplum

İnsanlar Ve Hayvanlar

Soru: Hayvanlarda duyusal algı insanlarda olduğundan daha gelişmiş: görme, koku alma, işitme ve dokunma. Bu insanlardan daha gelişmiş oldukları anlamına mı geliyor?

Cevap: Dünyamızda, hayvanlar doğaya insanlardan daha fazla uyarlanmıştır. Bununla birlikte, doğayla ilgili insanın zayıflığı bir yandan ve gelişmiş zekâsı diğer yandan, tüm doğayı kendisine uyarlamasını sağlar. Bu yüzden, dendiği gibi, bu iki uçlu bir kılıç.

Soru: Maneviyatta, hayvanların duyarlılığı daha mı güçlü?

Cevap: Maneviyatta hayvanlar yoktur. Onlar, ihsan etme özelliklerini almayan insanlar gibi hayvan seviyesinde kalırlar.

Üst dünyaya, ihsan etmenin ve sevginin dünyasına girene kadar, biz hayvan olarak kabul ediliyoruz. Sonuçta, o zamana kadar, bizi hayvan seviyesinin altına düşüren, beş duyu ve birazcık fazla zekâ dışında hiçbir şeye sahip değiliz.

Humans And Animals

Dostluk Nedir?

Soru: Dostluk nedir? İki dostun arasında olması gereken hissiyatlar ve duygular neler?

Cevap: Dostluk, karşılıklılık, güvenli destek, bir sıcaklık hissi ve karşılıklı anlayıştır.

Soru: Bu, hayatın sonuna kadar devam edebilir mi? Bu tür durumlara rastladınız mı?

Cevap: Kabalistler arasındaki dostluk böyle olabilir, çünkü o, yaşam ve ölüm sınırlamalarının ötesindedir. Kişi, hayvan bedenlerimizin dışında üretilmiş, tamamen yeni duygular ve hisler yaşamaya başlar.

Soru: Hayatta bir arkadaşın, başkaları uğruna, hayatını verdiği durumlar vardır. Bu Kabala bilgeliğinde hoş karşılanır mı?

Cevap: Kabala bilgeliği bununla hiçbir şekilde ilgili değildir ve bu konuda bir şey söylemez, ne taraf ne de karşıdır. Her şey duruma bağlıdır.

Soru: Tora’da, kişinin hayatını başkalarının uğruna ne zaman vermek zorunda olduğu ve olmadığı zaman hakkında genel kurallar var mı?

Cevap: Tora’da bunlar gibi genel kurallar ve yükümlülükler yoktur. Ancak, gerekirse, kişi hayatını verir; çünkü içsel bağ çok güçlü olabilir. Ben, bir annenin çocuğunun uğruna hayatını verebileceği, bu gibi durumların bulunduğuna inanıyorum. Bu aynı zamanda iki arkadaşın durumu da olabilir, biri diğerinin kendisinden daha yüksek olduğunu hissederse.

What Is Friendship?

Geleceğin Adamı

Soru: Toplum kişiyi gelecekte hangi kriterlere göre değerlendirecektir? Servetine, görünümüne veya durumuna göre mi?

Cevap: İnsanların gelecekte fiziksel görünüşle ilgili olacağını sanmıyorum, erkekler bile. Bu, algımızdan giderek kaybolacak ve yalnızca bir kişinin içsel niteliklerini ve doğru içsel dengesi içerecektir.

Bir kişinin davranış ve karakteri içsel koşulunun sonucu olacaktır, çünkü yalnızca her şeye düzgün şekilde bağlı kalmaya başlamayacak, aynı zamanda tüm dünyayı orta çizgiye getirmeyi isteyecektir.

The Man Of The Future

Mutluluk Arayışı

Günümüzde Psikoloji’nin Haberinden: ‘İstediğimiz şeyleri elde etmek bizi mutlu ediyor, değil mi? Yanlış! Buna inanırız, sanki bulunabilir veya elde edilebilecek bir şeymişçesine mutluluk aranmaya başlarız, ancak aslında yapabileceğimiz; Dâhili olarak onu imal etmektir ve aslında içsel olarak mutluluk üretmek bu konuda yapabildiğimiz tek şeydir.’‘Harvard psikologlarından Dan Gilbert, bize her ne olursa olsun, ‘mutluluğun’ dışımızda bulduğumuz bir şey değil de sentezleme, yani üretme yeteneğine sahip olduğumuz bir şey olduğu fikrini ortaya çıkaran bir dizi atölye çalışması gerçekleştirdi.’‘

Bir dereceye kadar hepimiz kendi mutluluğumuzu kendimiz imal ediyoruz, eğer mutlu olup olmamamız konusunu takıntı haline getirirsek; neye rağmen ve nasıl mutlu olamadığımızı… Başkaları ile ilgili yaşam deneyimlerini, aynen onlara getirdiği gibi, bize de zevk ve tamamlanmışlık duygusunu, getirebilecek deneyimleri gözden kaçırabiliriz. Mutluluk bir nihai hedef değildir. Başkalarına sevgi ile bağlanan, iyi yaşanan bir hayatın yan ürünüdür.

Gökkuşağının sonundaki altın dolu testiyi aramak yerine, gökkuşağının tadını çıkarmaya başlayın.’Benim Yorumum: Bu yanlış; Katkısız Harvard Üniversitesi psikolojisi budur. Gerçek şu ki, insanlar mükemmelliğin bir üst aşamasını hissetmeye başladıklarında gösterdikleri çabadadır mutluluk.Örnek vermek gerekirse; Bir ay içinde evlenecek kişiyi düşünün, güzel bir nişanlısı var, her şey harika. Sadece evlenmeyi hayal etmekle kalmayıp, planlarını hayata geçiriyorlar, düğün gününe hazırlanıyorlar. Nikâhtan önceki ay, sonraki aydan hiç daha az mutluluk verici olabilir mi? Hayır. Mutluluk beklentisi daha da büyüktür, çünkü sınırsızdır. Sonuçta, bir kişi mutluluk beklediğinde, bu beklenti kişiye büyük bir çerçeve verir, onu edindiğinde ise çerçeve keskin bir şekilde daralır.Mutluluk beklentisi yalnızca bizim kendimize bağlıdır, ona gelecekteki mutluluğu kapsamını sadece biz dikte ederiz!

Kişi onu büyütüp, genişleterek, her zaman zevk alabilir, böylece içinde bulunduğu durumun sınırları ortadan kalkar. Böylelikle sonsuz mutluluk yaratmak ve onun içinde yaşamak mümkündür.Ama onu aldığım zaman bir kutuya girmiş olur ve onu içimde hissetmeye başlarım. Dışarıda olup beni çevreleyen (Makif), içsel (Pinimi) hale gelir. Ben kendi duygularımla kendimi sınırlayarak onu bozarım.Hissettiğim kadarıyla burada bu biraz daha fazla, orada ise biraz daha az ortaya çıktı; ayrılık, ilgisiz duruş ve bağlanamamak ve benzeri şeyler onun sonuna kadar getirdi. Arzuyla, istenilene doğru gerçekleşen her harekette, mutluluk mevcuttur.

The Pursuit Of Happiness

Mutluluğa Ulaşmak Mümkün Müdür?

Soru: Kişinin bu dünyada mutlu olabileceğine inanıyor musunuz?

Cevap: Bu mümkün değildir. Gözlerinizi kapatabilirsiniz; hatta sarhoş olabilir ya da uyuşturucu alabilirsiniz, belirli çerçevelerde kendinizi kısıtlayabilir ve başka bir şey düşünmeyebilirsiniz, ama eğer kişi kendini gerçekten keşfederse, daima gelişmeyi, anlamayı, hissetmeyi, bilmeyi ve her şeyi elde etmeyi isterse, dünyamızda mutlu mutlu olmak mümkün değildir.

Soru: Bu, dünyamızın bize, bizi gerçek mutluluğa yönlendirmek amacıyla verildiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Bu dünya bizlere gelişimimizin başlangıç noktası olarak verildi. Biz bu dünyada başka bir şekilde gelişemeyiz. Bu dünyada yaptığımız her şeyin kesinlikle faydasız olmasının nedeni de budur. Bu, gerçek hayat manevi yükselişle başlar ve bu dünya orada bir nokta gibi kalır anlamına gelir. Tarih boyunca yapmış olduğumuz her şey sadece bu başlangıç noktasıdır.

Soru: Tüm bilimsel ve kültürel eserlere ne diyorsunuz?

Cevap: Tüm bilimsel ve kültürel eserler bizim egoizmimizin eserleridir. Tüm bu büyük eserler ve fikirlerden hiçbir şey kalmaz. Tüm insanlık tarihi, hayvansal seviyede bir tarihtir.

Kendimize kenardan bakmaya başladığımızda, tüm eylemlerimizin egoizm olduğunu anlarız. Bu tamamen içgüdülerimizin bir sonucudur; bizi şiirler, romanlar, müzik ve diğer sanat eserlerini yazmaya yönlendirir. Bu nedenle, bunların hiçbirinde, hiçbir şekilde üst nitelikler, koşullar ya da başarılar yoktur!

Bütün tarihimiz, deneyimlediğimiz her şey ve tarihimiz boyunca birikmiş olan tüm değerlerimiz, gelişmemizin geri kalanına kıyasla, sadece küçük siyah bir noktadır. Ancak maneviyatı elde ettiğimizde, bütün bunlar için üzüntü duymayız çünkü o zaman gerçekten de yıldızlar arası yolculuğa başlarız.

http://laitman.com/2016/10/is-it-possible-to-attain-happiness/

Yahudiler Neden İsrail’e Geldiler?

Soru: Yahudiler neden kalabalıklar halinde İsrail’e geldi?

Cevap: Çünkü farklı ülkelerde ortaya çıkan belli güçler bunu yapmaları için onları zorladı.

Rusya’daki ve diğer Doğu Avrupa ülkelerindeki, eski Sovyet Blok’u ülkelerindeki insanların çıkmak için her fırsatı ne ölçüde aradıklarını ben biliyorum. Öte yandan, ayrılmak istemeyen çok kişi vardı.

Hatta II. Dünya Savaşı’ndan hemen önce, Hitler onlara bunu yapmaları için izin vermesine rağmen Almanya’yı terk etmek istemeyen Yahudiler vardı. O, Yahudiler için tarım alanında farklı meslekleri öğrenebilecekleri böylece Filistin’e gidebilecekleri özel okullar buldu. Bu gerçekler inkâr edilemez tarihi belgelere dayanmaktadır. İlk başta Siyonistler ve faşistler arasında doğrudan bir bağlantı vardı çünkü onlar aynı şeyi istediler, Yahudilerin Filistin’e transferi.

Bir yandan, Almanya Yahudilerden kurtulmak ve ayrıca İngilizlere karşı Filistin’de denetimi ele geçirmek istiyordu. Diğer yandan bu Siyonistlerin elinden alındı ve onlar buna göre hareket ettiler. Almanların, Almanya’yı terk etmeleri için Yahudilere ödeme yapmaya hazır olmalarının nedeni budur.

Ancak ne zaman ki Hitler bunun faydasız olduğunu ve onların ayrılmak istemediklerini gördü, imha sürecine başladı.

http://laitman.com/2016/07/why-did-the-jews-come-to-israel/

TEL AVİV’DEKİ TERÖRİST SALDIRI

DR. MİCHAEL LAİTMAN’IN YORUMU: Tel Aviv’deki alışveriş ve eğlence merkezine yapılan saldırının sonucunda dört kişi öldürüldü ve 16 kişi yaralandı. Bu, Hamas’ın askeri kanadında Gazze’de ve komşu kentlerde sevinç dalgalanmasına neden oldu. Bu şekilde Müslümanların Ramazan tatili başlamış oldu.

CEVAP: Terörist saldırılar durdurulmak zorunda ama askeri tedbirlerle değil, bizim tarafından yapılan saldırılar yardımcı olmaz.

En etkili olan, teröristlerden ideolojik temellerini almaktır ve güce karşı güç kullanmak değil… Onlar ideolojik güdülere göre davranırlar, biz de aynı şekilde cevap vermeliyiz. Ve bizim ideolojik dayanıklılığımız sadece birliktedir.

Birleşmezsek, onlara karşı ileri sürecek hiçbir şeyimiz olmayacaktır. Bu nedenle ne bizim bakanlarımızın kararları, ne de teröristlerin evlerinin imha edilmesi hiçbir sonuç vermeyecektir. Önleyici metod veya bir taktik olarak bu yöntemler iyidir ama daha fazlası değil…

Başka çaremiz yoktur. Tek bir silahımız vardır o da birliktir. Birlik sayesinde doğanın derinliklerinden Üst Güç denen onun büyük gücünü davet ederiz. O güç, lazer ışını gibi, yolunun üzerindeki tüm kötülüğü yok eder ve sadece iyiyi bırakır.

Bu, gerçekten birlik olmak istiyorsak edinebileceğimiz bir silahtır. Sonra bağın merkezinde, ulusumuzun merkezinde, hepimizi tek bir varlık haline getirmek için yönlendiren ışık ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda tüm negatif güçler ve kurala karşı olan herkes, dünyadan yok olacak ve dünya kendi birliğine varacaktır.

Sadece bir şey yapmalıyız: dünyamızda üst ışığın iletkenleri olmalıyız. Bu Yahudi halkının görevidir…

http://laitman.com/2016/06/the-terrorist-attack-in-tel-aviv/

Anti Semitizm Büyüyor

SORU: Son zamanlarda belirgin bir neden olmaksızın İngiltere’de antisemitik olaylarda dramatik bir artış oldu. İşçi Partisi’ndeki antisemitizm ve Eski Belediye Başkanı London Ken Livingstone’un Adolf Hitler’in seçildiği sırada Siyonizmin savunucusu olduğu ve Yahudiler’in toplama kamplarına değil, Avrupa’dan İsrail’e nakillerinin yapılması için çabaladığını söylediği açıklamaları, bu eğilimin sadece birkaç örneği….

Sizce Avrupa’daki en refah dolu ülkelerden birindeki bu Anti – semitizm açıklamalarının nedeni ve bu açıklamaların etkileri ve sonuçları sizce ne olabilir?

CEVAP: Tabi ki bunun pozitif etkileri olamaz ve bunun hakkında yıllardır yazıyorum, yıllardır uyarıyorum.

Anti-Semitizm, Yahudiler amaçlarını gerçekleştirmedikçe büyümeye devam edecek. Onlar tüm insanlığa bir ulus olarak birleşmenin nasıl olduğunu ve tüm dünyaya birlik getirmenin nasıl olduğunu göstermek zorundalar.

Tora’da da, Eski Babil’de Yahudi ulusu İbrahim’in liderliğinde bulunduğu sırada da, böyle söylenirdi. Yani amacımızı gerçekleştirmek dışında seçeneğimiz yoktur, bu iyi bir yolla veya doğanın parçası olan bir çok darbenin sonucu olabilir.

Aksi halde, amacımızı gerçekleştirmediğimiz sürece, bizi amacımıza doğru yönlendirmeyi amaçlayan dünyadaki negatif güçleri kendimize karşı uyandırırız. Yahudi halkı içerisinde “Dostunu kendin gibi sev” koşuluna ulaşmak, dünyaya onlara rol model olmanın mümkün olduğunu göstermek ve “Dünya uluslarının üzerinde bir ışık” olmak bizim görevimizdir…

http://laitman.com/2016/06/anti-semitism-is-growing/

KANLI HABERLER

YORUM: Ünlü bir bloger dünyada olan bitenler hakkında insanları şaşırtmanın giderek daha zor olmaya başladığını yazdı. İnsanlar terörle ilgili ya da genç bir adamın bir adamı bıçakla deldiği  sık görülen kanlı haberleri sindiriyor ve insanlar artık kayıplar hakkında yas tutmuyor. Çünkü yas tutarlarsa bunu her gün yapmak zorunda kalacaklar.

CEVAP:                Bizler,eski zamanlardan bu yana insanları öldürmeye, insanları sakatlamaya, savaş sahnelerine vs. alıştıklarından beri bu tür görüntülere açlık duyuyoruz. İnsanlık onlarsız yapamaz. Bu sadece modern insanın ihtiyacı değildir insanın kana olan ihtiyacıdır.

Bizler ciddi bir bilinç krizinden geçiyoruz ve gittikçe “sefil hiçler” olduğumuz daha net hale geliyor. Ve bir şekilde bunun kırılmak zorunda. Bu nedenle, internet, farklı problemler, İŞİD ve radikal İslam organizasyonları dünyayı ileriye doğru hızla itiyor. Bunlar evrimin hayati güçleridir. Değişiklikler çok yoğun biçimde ortaya çıkıyor ve biz her şeyi çok hızlı biçimde algılayıp fark ediyoruz. Geçmişte insanlar herhangi bir noktada çağlar boyu saplanıp kaldıysa bugünkü nesil döneminde çok şeye katlanırlar.

SORU: Bu duygu neye yol açacak?

CEVAP: Bu varlığımızın anlamsızlığının kabulünden kaynaklanan büyük bir haykırışa yol açacaktır. Yaşamayı ve ölmeyi , bu hayatı yaşamayı ya da yaşamamayı bile seçebilecek durumda olmayacağız ve böylece egoist doğamız tarafından kontrol ediliyoruz. Var olduğumuz gerçeği yanında bize çaresiz ve değersiz olduğumuzu, nedensiz ve amaçsız var olduğumuzu anlayacak bir akıl da verildi.

Bu belirsiz haykırış insanlıkta ortaya çıkacak ve sonra Kabalistler şunu söyleyebilecek : “Bu durumda ne yapılması gerektiğini biz biliyoruz. Bunu yaklaşık 6000 yıldır bekliyorduk ve bugün bu karanlıktan nasıl çıkılacağını , korkunç umutsuz bir feryadın sevinç nefesine ve sınırı olmayan bir neşeye nasıl  dönüşebileceğini söyleyebiliriz. Bu mümkün. Bu fırsatı sizinle paylaşmaktan çok mutlu olacağız…”

BİZ ESKİ BİR BABİL AİLESİYİZ

SORU : “Dostunu kendin gibi sev” prensibine bağlı kalan biri, etnik olarak İsrail halkına dahil olmasa da  İsrail halkının bir parçası sayılır mı?

YANIT: Bnei Baruch Uluslararası Kabala Akademisi’nde hepsi farklı  ırklardan ve uluslardan gelen ve tamamı eski Babil’in temsilcileri olan, birlik konsepti altında bir araya gelmeye çalışan neredeyse 2 milyon insan çalışıyor. Çünkü bunu yapmazlarsa insanlık hayatta kalamayacak.

Bu kusursuz bir şey çünkü, sadece Yahudilere ait olduğu düşünülen benzersiz  birlik prensibini dünyaya getiriyoruz. Gerçekte ise bu prensip tüm Babil’e ve tüm insanlığa aittir.

Bu nedenle, biz açıkça dünyaya dağıtım yaptığımızda bunu gayet iyi ediniyorlar ve insanlar bize kendilerini yabancı hissetmeden geliyorlar. Yabancılığın aksine, bizimle kesinlikle hiç bir biçimde “altlık” hissi de olmadan bir tür akrabalık hissediyorlar.

Gerçek şu ki, egemen kral Nimrod ve Abraham isimli Babil Prensi arasında aniden meydana gelen karşıtlığın ortaya çıkmasından bu yana  tüm insanlık Eski Babil’den geliyor. Nimrod kapitalizmi geliştirmenin gerekli olduğuna inandı ki bu egoizme doğru gelişmedir. Abraham ise  insanlığın, egoizm üzerinde birleşmesi gereken koşula ulaştığını aksi halde insanlığın kendisini yok edeceğini söyledi.

Abraham’a katılan ve onunla birlikte Babil’den çıkanlar tarihsel olarak “Yahudiler” olarak bilinir. Nimrod’un politikası ise geriye kalan Babilliler’in tüm gezegene  dağılmalarına  ve yerleşmelerine  neden oldu.

Böylece egoistik prensip, insanların birbirlerinden ayrıldıkları  ve artık birbirleriyle böyle yakın bağlar kurmadıkları zamandan  beri zayıfladı. Ve böylece insanlık kendisini birlik fikrinden 3500 yıl ayırdı. Bugün bizler tekrar aşama aşama dünya çapında aramızdaki bağlılığı ve Babil’den gelen aramızdaki egoistik  zıtlığı keşfederek birleşiyoruz. Yani biz aynı Babil’e geri geldik.

Ve bir şey yapamayız. Bu noktada önümüzde bir alternatif beliriyor: ya zalimce birbirimizle kavga edeceğiz (Kabalistler , nükleer gücün de kullanıldığı iki olası dünya savaşından daha bahsetmiştir ) veya insanlara bağ ve birlik dışında hiçbir seçeneğin olmadığını anlatmada başarılı olacağız.

Doğanın cansız, bitkisel ve hayvansal parçaları karşılıklı etkileşim halindedir. Sadece bizdeki egoizm onlarla zıt güç yaratır. Her şey insanlara bağlıdır. Bu nedenle, bizler tek bir vücut gibi aramızda karşılıklı tam bir işbirliğine ulaşmaya mecburuz- bilinçli olarak  ya da sopayla-.

Toplam 8 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »