Category Archives: Toplum

Her Şey Üst Dünya Seviyesinde Çözülür

Soru: Eğer diğerleri benim bir parçamsa, o zaman diğerlerini değiştirerek, dışsal parçalarımı mı değiştiriyor?

Cevap: Tabii ki. Ancak aynı zamanda; artık kimi değiştirdiğinizi hissetmezsiniz: onlar veya kendiniz. Başkalarıyla bağ kurmaya başlarsın ve ortak bir bütün olduğu ortaya çıkar. Yaradan herkesi birbirine bağlar.

Soru: Şimdi dersteyiz ve hala dünyada iş, uyku, kavga vb. şeyler yapan milyarlarca insan var. Onları hissetmiyoruz , öyleyse bunu nasıl ele alacağız?

Cevap: Yavaş yavaş buna alışmalısınız ve sonra, zaman meselesi, çok katmanlı alan ve gerçekleşen her şey kaybolacak. Bunun önemsiz olduğunu ve her şeyin tamamen farklı bir seviyede çözüldüğünü göreceksiniz.

Everything Is Resolved On The Level Of The Upper World

Tu Bishvat – Bir İnsanın Başlangıcı

Gerçekle, manevi kökle bağlantısı olmadığında, dünyamızdaki özel günlerin çocukların bayramlarına dönüştüğünü görmekteyiz. Tu Bishvat’ ta, bir bahçeye veya bir şehre ağaç dikmekle sınırlıdır. Elbette ki kendi içinde harikadır, ancak gerçek anlamından çok uzaktır.

Tu Bishvat, ağaçların yeni yılı, çok ciddi bir zamandır ki o manevi köküne göre insanın başlangıcını ifade etmektedir. “Adam tarlanın ağacıdır” diye yazılmıştır. Bu nedenle, bugünde ağaç dikmek doğrudur; ancak ondan “meyve veren bir ağaç” yetiştirmek için, bir insanın eğitimine özen göstermek de gereklidir. Bu, Yaradan’a benzer bir kişiyi yetiştirmek anlamına gelir.

Ağaçların bakımında yapılan tüm işlerin, bir kişi üzerinde de yapılması ilginçtir. Aksi halde, kişinin ağacı meyve vermeyecek ya da acı olacaklar, insanın yemesine uygun olmayacaktır. Bir insanın ruhunu büyütmek için, sanki bir ağaç yetiştiriyor gibi, 39 çeşit çalışma yapmamız gerekir. Bu sadece tarladaki bir ağaç değildir, aynı zamanda ruhumuzu meydana getirdiği için cennet bahçesinde yetişen meyve veren bir ağaçtır: ıslah olmuş alma arzusu ve ihsan etme, tek bir meyvede bir araya gelir. Bu, eğitim, çevre ve doğal ortam yoluyla mümkündür, bunlar olmadan bir ağaç, iyi meyve vermek için büyümez.

Bu nedenle bir kişi tarladaki bir ağaçla karşılaştırılır. Bu herhangi bir alan değildir, Yaradan tarafından kutsanmış alandır. Yaradan bu alanı, ağaca bakmak için harcanan çabalara, çevreye yapılan yatırıma göre kutsar.

Ağacın içine müdahale etmeyiz, ancak onu dışarıdan etkileriz. Dış bakım sayesinde güzel, tatlı meyveler üretmeye başlar. Bütün bunlar çevreye, gruba ve onluya bağlıdır. Yaradan tarafından kutsanmış bir alan olacak böyle bir ortam inşa etmeye çalışmalıyız. Dostlar arasındaki ilişki, her birinin güvenle, doğru, iyi formda büyüyebilmesi için uygun, birbirine bağlanabilmesi ve ortak bir meyve verecek şekilde olmalıdır – cennet bahçesinden bir elma, ıslah olmuş ruh.

Bu nedenle, Tu Bishvat Bayramı, ilk aşamada bir kişinin bütün manevi çalışmasını sembolize eder. Ağaç cansız topraktan yetişen bir şeydir. Eğer doğru çevreyi, dışsal koşulları düzenlersek, insanın yemesi için uygun meyveler verecek bir ağaca dönüşen canlı bir filiz elde ederiz.

Tu Bishvat—The Beginning Of A Man

Cennet Mahkemesiyle Yüz Yüze Gelme

Soru: Benim için para kazanmak, diğer insanları avlamak demektir. Pazarlama ve reklamcılık bunun üzerine kuruludur: bir kişiye gereksiz şeyler satmak, onu para harcamaya ikna etmek için her aracı kullanmak.

Sizi dinlerken, bazen hepimizin bir olduğunu kabul ediyorum ve başkalarını kullanarak muhtemelen kendimize zarar veriyoruz. Peki, nasıl para kazanabiliriz?

Cevap: Şimdi temiz bir vicdanla para kazanabilirsiniz çünkü zaten aslında kendinizi kandırdığını anlıyorsunuz.

Prensipte, eğer bir kişi gerçekten cennet mahkemesinin huzuruna/önüne çıksaydı, söyleyecek hiçbir şeyi olmazdı ve mahkemenin cevap verecek hiç bir şeyi olmazdı. Hiç kimsenin bir iddiası olmazdı – ne Yaradan’ın kişiye ne de kişinin Yaradan’a – çünkü bizim dünyamızda hiç kimse bir şey yapmaz. Gerçekte, bunlar bizim eylemlerimiz değildir.

Bizim tarafımızdan sadece bir eylem olabilir: Yaradan’ı edinmek için gruba karşı ciddi bir yönelme. O zaman, Yaradan`ın ifşasını hızlandırmak için egoizmimize rağmen, grubun kuvvetini gerçekten kullanırız. Bu bizim eklememizdir.

Soru: Cennet mahkemesi var mı?

Cevap: Elbette. Bu, içinde var olduğumuz bir integral bağlantılar sistemidir. Bu, ona katkıda bulunduğunuz ve ya tersine ondan aldığınız şeyleri yargılayan sistemdir. Siz kendi kendinizin yargıcı ve avukatısınız.

Facing The Heavenly Court

Yaradan İle O’nun Kurallarına Göre Oynamak

Soru: Hayat bir oyundur. Bizler Yaradan’la da mı oynuyoruz?

Cevap: Yaradan ile oyun, bu oyunda beni ilerletmesi için O’nun istediği her şeyi yapmayı kabul ediyorum gerçeğidir. Bu yüzden, O’nun yönteminde yapmak isterim. Işığı kontrol etmem, ama O’nun kuralları ile oynamayı kabul ederim.

Soru: Neden bu “oyun” olarak adlandırılır?

Cevap: Çünkü hiçbir şeyi gerçekleştirme gücüne sahip değilim ve sadece arzularımı ifade ederek Yaradan’ın harekete geçmesine neden olabilirim. Gerçekten değil ama O’nun eylemlerine yol açacak olan şeyin kesinlikle bu olduğunu biliyormuşum gibi davranırım.

Öyleyse, duaların ve taleplerin anlamı nedir? Bir koşul içindeyken diğerini hayal ederim. Bu zaten bir oyundur. Sanki bir sonraki derecede, arzu edilen koşuldaymışım gibi oynarım. Bunun içerisine değişmek isterim.

Soru: Grubumuzun gelişiminin şu anki aşamasında, birlikte neler yapmalıyız?

Cevap: Doğru nitelikte grubu oynamak.

Playing With The Creator By His Rules

İbranice Dili Günü: Sevginin Kodu Hakkında Bilgi Edinmek İçin Bir Fırsat

Özgürce İbranice konuşabildiğimiz bir zamanda yaşadığımız için şanslıyız. İbranice öğrenmeye 1970’lerin başından, Litvanya’ya taşınırken, aktarma sırasında başladım. O zamana kadar Gemara’yı okuyan ve bir Sidur’dan (Yahudi dua kitabı) dua eden büyük babam vasıtasıyla İbraniceyi çok az öğrenmiştim. Eğer ona İbranice kelimelerin anlamını sorarsanız, size Yidişçe cevap verirdi, tıpkı doğduğum şehir Vitebsk’de yaşayan tüm yaşlı insanlar gibi. Anne babalarımızın İbranice konuşması tamamen yasaktı. Genellikle Rusça ve bazen de Yidişçe konuşurlardı.

Özel Bir Dilin Doğuşunu Kutlamak

İbrani dili benzersiz bir fenomendir. O, sevgi-nefret ilişkilerinin bir ifadesidir.

İkinci tapınağın asılsız nefret sonucu yıkılmasından sonra İbranice, Yahudilerin günlük konuşma dili olmaktan neredeyse tamamen ortadan kalktı. 2. yüzyıldan 20. yüz yılın başına kadar Yahudilerin büyük çoğunluğu yaşadıkları yerlerin yerel dillerini konuştular. Yine de temel İbranice okumayı ve yazmayı öğrendiler, böylece dua edebildiler ve kutsal kitapları okuyabildiler, tıpkı Vitebsk’teki büyükbabam gibi.

“İbranice Dili Günü” Yeniden Canlandırmayı/Uyanışı İşaret Eder

Doğum günü, İbrani Dili gününe rastlayan ve şerefine bugün kutlanan, Eliezer Ben-Yehuda, İbraniceyi yeniden canlandıran adamdır. Ancak daha derin ve daha kapsamlı bir bakış açısıyla gözden geçirdiğimiz zaman, her gün İbranice konuşmaya devam etmemizin nedeni, İsrail halkının yavaş yavaş manevi kökenlerine geri dönmesidir: tek adam tek kalp olmak, bütün insanlar için bir birlik örneği oluşturmak ve böylece “uluslara ışık” olmak.

İbrani dilinin yeniden canlanması İsrail halkını birbirine bağlayan yapıştırıcının ilk ibaresidir. Ve amacımızı henüz yerine getirmememize rağmen, buna doğru yolumuzdayız.

İbranice Manevi Bağ İçin Kod Sağlar

Kabala bilgeliğine göre, İbranice diğer tüm diller gibi bir dil değildir. Yirmi iki İbranice harf, aslında yirmi iki kod sembolleridir. Kabalistler bu kod sembollerini manevi gerçeklikle bağı keşfetme sürecini tanımlamak için kullanırlar.

Kabalistler maneviyatın kendisinden, şekli ve formu olmayan “soyut bir ışık” olarak bahsederler ve manevi gerçekliğe girerken kişinin ilk hissettiği hisse “beyaz ışıkta siyah nokta” olarak değinirler. Bu küçük nokta kişinin ruhunun köküdür.

Diğerlerine olan sevgi aracılığıyla, bu küçük siyah nokta ek arzular edinir ve “ruh” diye adlandırdığımız manevi bir kapta gelişir. Ruh başkalarının sevgisiyle büyüyüp geliştikçe, daha sonra daha büyük manevi ışıkla doldurulabilir.

İbranicedeki her harf, yatay ve dikey çizgilerden oluşan benzersiz bir şekle sahiptir. Yatay çizgiler sevginin yoğunluğunu ve ruhun verilmesini ifade ederler. Dikey çizgiler ruhu dolduran ışıkları ifade ederler. Bu nedenle, İbranice harflerinin yirmi iki şekli, ruhun, başkalarına olan sevginin ışığı ile doldurulduğu yirmi iki yolu ifade eder. Ve harfler, kelimeler ve cümleler oluşturmak için birleştiğinde İbranice ortaya çıkar.

İbranice Konuşanların Manevi Görevi

Bugün, başkalarına olan sevgi aracılıyla manevi gerçeklikle bağ, bin yıl boyunca şişen insan egosunun üzerine çıkarak gerçekleşmek zorundadır. Her ne kadar Yahudiler dünyanın dört bir köşesinde toplanmış ve yine İbranice konuşmaya geri dönmüş olsalar da Kabala, İbranicenin gerçek canlanmasının ruhun canlanması olduğunu açıklar.

Yahudi halkının bir sonraki aşaması, sadece İbranice konuşmak değil, aynı zamanda onu ruhtan konuşmaktır. Diğer bir değişle, vermenin ve sevmenin niteliğini yeniden geliştirmek, ruh içine ışığı almak ve böylece kalpten kalbe İbranice konuşmaktır.

Hebrew Language Day: An Opportunity to Learn About the Code of Love

Toplumu Övme

Soru: Rabaş, kişi toplumu övdüğünde, toplumun iyiliği için hiçbir şey yapma gücüne sahip olmadığını gördüğünü yazar. Ve bunun tam tersi olmalı gibi geliyor: Eğer toplumu översem, o zaman o önemlidir ve güce sahip olmalıyım?

Cevap: Toplumun yüceltilmesi üzerinde çalışırken, gözümde onun büyüklüğünü arttırmak için yeterli nedenim olmadığını görürüm/anlarım.

Soru: Toplumu ve dostları yüceltmek tek ve aynı şekilde midir?

Cevap: Hayır. Dostlarımdan, toplumu nasıl yücelteceğimi öğrenirim. Bu şekilde birbirimizden öğreniriz ve tüm resmi ediniriz.

Glorifying Society

Kimin Hayatı Daha Önemlidir?

Soru: Neden bazı insanların hayatlarının diğerlerinden daha önemli olduğunu düşünürüz?

Cevap: Bunun nedeni bütün resmi, genel mekanizmayı, küreselleşmemizin ortak sistemini göremememizdir. Bizler tek bir sisteme aitiz, aslında hepimiz tek bir bedeniz.

Her birimiz, tek bir vücuttaki bütün organizmanın iyiliği ile ilgilenmesi gereken bir hücre gibiyiz. İnsanlığın, nihai analizinde, belirli organları ve vücut kısımları olan tek bir kişi olduğunu görürsek, o zaman her bir kişinin önemli olduğunu anlayacağız.

Vücuttaki bir hücre kansere dönüşse bile… Ve bu, özünde, egoizmin belli niteliğidir: başkalarını yutmaya başlar. Bu noktada hepimiz kanser hücrelerine benzeriz. Bu, şimdi bizlere ifşa olmaktadır: Hepimiz genel kanserli hasta olan evrensel insan sisteminde bulunmaktayız.

Eğer bunu ifşa edersek, o zaman herkesin sağlıklı olması gerektiğini, yani egoizmlerinden vazgeçmeleri, onu kullanmaktan vaz geçmeleri, başkalarını yutmayı bırakması gerektiğini kesinlikle anlayacağız ve onlara ihsan etmek için değişeceğiz.

Bunu keşfettikten sonra, yaşamın sadece, herkesin gelişmelerinde ilerlemelerinden, topluma katkıda bulunmalarından ibaret olduğunu göreceğiz. Eğer toplumu, herkese yalnızca bu konuya yönelik değerler vermeye teşvik edersek, herkesi insan toplumu için yararlı olmaya zorlayacağız. O zaman herkes eşit olacaktır. Ayrıca, o zaman birinin hayatı başka birinin hayatından daha önemli olamaz.

Whose Life Is More Important?

Sorularınıza Cevaplar – Bölüm 230

Soru: Sevgili Doktor Laitman,

Büyük ilgi ile YouTube’da faaliyetleriniz hakkında bilgi edindim. Online sohbetlerinizi izlemeye başladığımda, onların içine tamamen daldım. Bahsettiğiniz koşulların, dünya hakkında hissettiklerime çok yakın olduğunu hissediyorum.

Bir şey kafamı karıştırıyor (ve sizden bunu mümkün olduğunca dürüst bir şekilde tercihen halk etkenlerini dahil etmemek için kişisel bir mesajla açıklamanızı istiyorum).

Şöyle: Eğer Yahudi değilsem (kesinlikle değilim) yaymakta olduğunuz öğretilerle nasıl ilişki kurabilirim? Kabala bilgeliği yalnızca Yahudilere yönelik olan bilgi mi? Bu konuda çeşitli videolarınızı gördüm.

Bunların çoğu evrensel nitelikler (nihayetinde, hepimiz Adem’den gelen bir kıvılcımın sonucuyuz.) Ancak bunların bazıları ağırlıklı olarak Semitik yönelimli ve geri kalanı da hiç değil.

Cevap: Yahudiler ulus değil, fakat bir dünya görüşüdür. Bu grubun, Antik Babil’in büyük halk kitleleri arasından seçilmesi hakkında okuyun – bu konuda çok fazla materyalimiz var.

Answers To Your Questions, Part 230

Tükenmez Enerji Nasıl Elde Edilir?

Soru: Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji dengesi nedir? Üretimleri için gerekli olandan daha fazla enerji sağlıyorlar mı?

Cevap: Doğadan elde edilen her türlü enerjiyi, bir veya iki oranında, olası üretkenliklerinin maksimum yüzde beşini kullanıyoruz. Bunun nedeni ise biz doğayı egoistçe kullanıyoruz.

Ama doğaya özgecil davransaydık, doğanın bizimle ilgili olan aynı prensibine göre, dengeli bir şekilde çalışabilseydik, o zaman karşılığında %100 aynı düzeyde doğa ile ilgili olarak, doğadan arzu edilenin %100’ünü alabilirdik.

Doğa, bize özgecil olarak davranır ve eğer bizler de tüm dünyaya, tüm insanlığa, karşılıklı olarak, sevgiyle, “komşunu kendin gibi sev” prensibine göre davransaydık, o zaman doğadan çok daha fazla enerji alabilirdik, doğa ile dengeye ulaşabilir ve hiçbir şeyde eksiklik hissetmezdik.

Uyumlu ve bütünleşik bir şekilde doğaya katılırdık ve olumsuz bir şey yerine ondan olumlu bir tepki alırdık. Günümüzde doğa, sanki enerji kaynaklarının küçük bir bölümünü bize vermek zorunda gibi bizimle isteksizce paylaşmakta.

Ancak doğa ile bir kez dengeye ulaştığımızda, her bir atomda mevcut olan tükenmez enerjiyi alabileceğiz. Dolayısıyla, özünde sadece bu konuda, mevcut metodolojinin düzeltilmesi ve gelecek için çözüm yatmaktadır.

How To Get Inexhaustible Energy?

Şehirlerin Geleceği Nedir?

Soru: Gelecekte şehirleri ne bekliyor?

Cevap: Gelecekte, iletişim teknolojilerinin gelişmesi sayesinde, insanlık büyük şehirlerde yoğunlaşmayacak ancak yayılacaktır.

Birçok insan evden çalışabilecek ve onların tüm tüketim malzemeleri eve teslim edilecektir. Ev bir yatak odası, bir çalışma odası ve genel olarak, kişinin hayatının çoğunu geçirdiği bir yer olacaktır. “Şehir merkezi” ve “iş merkezi” kavramları dünyadan silinecek ve şehirlerimiz geniş ve dengeli bir form alacaktır.

Ayrıca, insanlık birbiriyle olan evrensel ilişkilerinin özgecil olması gerektiğini fark ettiği anda, şehirlerin de bu yeni duruma göre biçimleneceğini umuyorum: her şey kişinin yararına olacak, böylece birey topluma hizmet edecek, toplum herkesle ilgilenecektir. Bu, şehir yapılanmalarında çok büyük değişikliklere yol açacaktır.

What Is The Future Of Cities?