Category Archives: Sevgi

Sevgi – Arzuların Birleşmesi

Soru: Neden sevmeliyim? Kimi sevmeliyim? Sevgi nedir?

Cevap: Sevgi, arzumun diğer arzularla bağlantısıdır. Hepimiz Adem adında bir arzudan geldiğimiz için, üst dünyanın keşfi, birbirini reddeden ayrı, yalıtılmış arzuların birleşimi ile özetlenir. Dolayısıyla, bu arzuların birleşmesi derecesine göre, üst dünyayı algılamaya başlarız.

Yorum: Bir kişinin genellikle sevgi veya nefret duygusunu tanımlaması çok zordur. Üst dünyada olmadığı sürece ve dünyamızın yapısı içinde olduğu sürece, bu dünyanın tüm klişeleri, rutinleri ve örnekleri onu etkiler.

Cevap: Bu nedenle, kişi, başkalarını reddetmesinin üstesinden gelene kadar üst dünyaya giremez.

Love – A Union Of Desires

Para Veya Sevgi

Soru: Gelecekte bir lider tüm dünyaya hâkim olacak mı?

Cevap: Bir lider şu anda bütün dünyaya liderlik ediyor: para, açgözlülük ve güç. Sevgi diğer dünyayı yönetir. Bize kimin rehberlik edeceğini seçmek zorundayız: sevgi veya para.

Money Or Love

Aşk Cennettir

Soru: Dostlarımın birçoğu, uygun bir eş bulamadıklarından dolayı kendilerini mutsuz hissediyorlar. Gerçek aşkı bulmak isteyen kişi ne yapmalıdır?

Yanıt: Öncelikle, diğerinden sıra dışı nitelikler beklemeyi bırakmalı ve sevgi ilişkisinin nasıl inşa edilmesi gerektiğini bilen birini bulmalısınız. Sevgi yalnızca taviz vermeye dayanır, gerçekte her biri eşine boyun eğer ve bunu yapma fırsatına sahip olmaktan keyif alır.

Eşimden özel bir ilgi ve ihtimam talep etmem; aksine tüm keyfim onun için kendimi iptal etmektir.

Soru: Birisine boyun eğmekte ne zevk var?

Cevap: Buna sevgi denir. Çocuğunuza bir şey verdiğinizde büyük bir keyif duymaz mısınız? Eşinizle de aynı şey olabilir. Çocuğunuzu doğal bir yolla, hayvansal olarak kendinize daha yakın hissedersiniz çünkü onu kendi parçanız gibi hissedersiniz.

Karınız da bir şekilde size aittir, yanınızda ama gene de ayrı bir varlıktır ve bağımsız bir aklı fikri vardır. Ancak sevginin ıslahı ile bu mesafe – onun ve benim arzularım arasındaki fark – silinir.

Şimdilik ben sadece kendi arzularımı hissediyorum ama eşimin arzularını pek zor. Benim arzum onunkinden daha önemli. Ancak denir ki: “Arzunu, O’nun arzusu gibi yap, böylece, O da arzusunu senin arzun gibi yapacak” Sevginin koşulu, budur.

Arzularımızın bir tek olarak birleşmesi gereklidir. Buna “bir olma” denir. “Karı ve koca ve Şehina onların arasında,” adeta tek beden gibi. Bu çok basittir, sadece doğru eğitim eksiğimiz var.

Sevebilmek için, kişinin, yetiştirilmiş, eğitim almış ve özel kurslarda hazırlanmış olması gerekir. Bütün insanlık için böyle bir eğitimin eksikliği bulunmaktadır. Böyle ilişkilere nasıl ulaşacağımızı öğrenene kadar, mutsuz olmaya devam edeceğiz.

Soru: Herkes aşkı arıyor, ancak bu kurslara katılmaları için insanları nasıl ikna edeceksiniz? Benim, insanların kendilerini böyle feda etmeyi isteyeceklerine dair şüphem var.

Yanıt: Bu böyle; çünkü kendimizi kandırıyoruz. Bir tutumda direnmeyi sürdürürsek kazandığımızı sanıyoruz. Ancak bu aldatmadan kim kazançlı çıkar? Sevmek istiyoruz ve sevdiklerimizi, ailemizi kullanarak kendi arzularımızı yerine getirmek istiyoruz. Sonunda, bu bize ne keyif ne de mutluluk getirir.

Bizim kişiye, kendisini mükemmel ve kesintisiz olarak nasıl doğru şekilde tamamlayabileceğini öğretmemiz gerekiyor. Ve bu tamamlanma, sadece diğerini sevmekle mümkün, çünkü kişi, başkalarına daima verebilir ve onları durmadan doyurabilir, bundan sürekli keyif alarak.

Bu, daima bana geri gelen kesintisiz bir devri daimdir ve bu yoldan, mükemmel ve sonsuz sevgiye ve hatta dahası sonsuz yaşama ulaşırım.

Böylece o zaman, kendimi ve çevremi tüketmiyor tam aksine, etrafımdaki herkese sevgimle hayat getiriyor olurum. Böylelikle daha yüksek bir boyuta, Eden Bahçesi’ne, sonsuz hayata yönelik bitmek bilmeyen bir yükselişin hissine erişirim. Aşk, cennetin ta kendisidir.

Bu sebeple de bir yerlerde aşkı aramanıza gerek yok; kısaca aşkı inşa etmenize gerek var.

(Kab.Tv’den, Yeni Bir Yaşam, 30 Temmuz 2015)

İçsel ve Dışsal Güzellik

SORU : Ruh ile bir insanın dışsal güzelliği arasında bir bağlantı var mıdır?

CEVAP: Hayır, bir insan ruhunun içinden konuşuyorsa o güzeldir. Onun içsel olarak yoğunluklu, bilgili, anlayışlı ve bir çeşit aydınlıkla dolu ciddi biri olduğu hemen hissedilir; bununla beraber o güzeldir.

Sonuçta, sanatı ve bilimi görünüşlerine göre yargılamayız. Onları içlerinde bulunan potansiyel dehalarına göre değerlendiririz. Bilim adamlarına dışsal görüntüleriyle herhangi bir bağ kurmadan hayranlık duyarız çünkü onlar varoluşumuzun sırlarını açığa çıkarırlar.

Sevgi’nin Dört Fazı

Soru: Allah korkusunu edindiğimiz zaman, sevgi de otomatik olarak uyanır mı?

Yanıt: Sürekli olarak sevgi üstüne çalışmamız gerekiyor. Yaratılış’ın amacına doğru yaklaştığımız seviyeler, sevginin dört fazı olarak adlandırılırlar. Denir ki, “Arkadaşını kendin gibi sev.” Denmemiştir ki, önce arkadaşından kork sonra onu seviyor olduğunu hisset.

“Arkadaşını sev” demek, bizler her zaman birlik olmaya doğru gelişiriz, oysa, korku birliğe doğru bizleri yönlendirmez. Bizler her zaman için, sevgiye ve bir araya gelmeye doğru çekiliriz ve bu yüzden sevginin de dört fazını edinme süreci içinde oluruz.

Yaradan’a, üst sisteme doğru olan uygun tutum ve davranış hakkında konuştuk ki bu da bize bu yüzden Yaradan ile karşılıklı çalışmamızı başlatmak konusunda yardım ederek yanıt verir. Bu yanıt Yaradan’ın bizlere sağlık, para, başarı, bu ve sonraki dünyada mutlu bir hayat vermesi gerektiği ile ilgili maddesel bir korku değildir. Bu sadece sevgi ve ihsan etmeyi edinmenin gücü ile ilgilidir. Korku sürekli olarak buna doğru yöneltir; bu sevgiyi edinememenin korkusudur.

Eğer sevginin belli bir seviyesini zaten edinmişsem, onu kaybetmekten ve daha fazla gelişemeyip daha büyük bir sevgiye ulaşamamaktan korku duyarım. Bizler her zaman için, sevgiye, yargının değil, şefkatin bir parçası olarak özlem duymalıyız.
Günlük Kabala Dersine Hazırlıktan 14 Mart 2014

17 Mart 2014’de yayımlandı

Sevginin Gücünden Önce Kendini İptal Ediş

Rabaş’ın Yazıları, Cilt II, Mektup 40: Ve birisi, dostunun sevgisini hissetmeye başladığı zaman, yeniliğin devreye girmesi kuralından dolayı, haz ve mutluluk aniden içinde uyanır. Dostunun ona olan sevgisi yeni bir şeydir çünkü o hep sadece kendi iyiliğini kendisinin düşündüğünü bilmişti. Ancak dostunun onun için endişe ettiğini keşfettiği an, bu, ona kendi içinde sonsuz hazzı anımsatır ve adam sadece mutluluğu hissettiği yerde çabaladığından dolayı artık kendisi için endişe duyamaz. Ve dostu için endişelenmekte hazzı hissetmeye başlamasından dolayı doğal olarak kendisini düşünemez.

Bunu doğada da görüyoruz; özlemenin dayanılmaz olmasına kadar sevgi vardır…

İçimizde reşimotlar bulunmaktadır, ruhun genel kabından gelen hatıralar. Hissettiğimiz tüm gerçeklik ve hatta hissetmediğimiz tüm parçalar içimizdedir ve kapların kırılmasından önce olduğu gibi kabın parçasıdır. Yani bir kişi bizim dünyamızda olduğu şekliyle değil ama ıslah olmuş genel ruhun düzeyinden, ıslah olmuş kaynaktan, o anda dışsal olarak algılanan genel kabın Reşimot’undan  gelen egoistik olmayan bir sevgiyi bir başkasına karşı hissettiğini hissettiği an, aniden onun içinde uyanma olur.

Böylece kişi aniden hisseder ki bu güç başka bir dünyadan, yüksek bir durumdan geliyor ve kişisel sevgisi iptal oluyor. O artık kişisel sevgi durumunda kalamaz ve yeni meyile doğru ruhunu vermeye hazırdır; ona dışsal olan bağa. Bu şekilde yer alır zira dışsal kap, şu an onu zorlayan egoistik kişisel sevgi genel yüksek kaba kıyaslandığında gerçek olandır.

Bir kişi, bu güçten önce kendisini iptal eder. Eğer biri, sevildiğini ve kendisinin dışında birini içsel sevgiye meylettiğini hissederse, aniden uyanır ve o zaman dünyevi hayvansal sevgi yok olur. Bu, büyük genel kabın küçük kişisel kaptan çok daha yüksek olduğunu hissetmesinden dolayıdır ve o bu sevgiden önce kendisini iptal eder.

(Günlük Kabala Dersi’ne Hazırlıktan, 2.10.2012)

Yaradan’ın Niteliği Sonsuzluktur

Tüm eğitimimiz içimizde kaplar, arzular oluşturmak içindir ki bunların içinde Sonsuzluğu, Yaradan’ın sınırsız ifşasını edinebilelim. Bu yüzden, ihsan etme arzusunda kalmalıyız, hiçbir şeyin sınırlı olmadığı bu tür arzularda kalarak bunların içinde Yaradan’ı ifşa etmek mümkün olur.

Sevgi, sınırlı bir koşulda ifşa edilemez. Gerçek sevginin ne olduğunu bilmiyoruz, ancak bu, sevgi niteliğinin sınırlı, kısıtlı ve belirli bir seviyeye kadar olduğuna dair çelişki yaratmaz.

Bu nedenle, Yaradan’ı ifşa etme arzusunun hazırlığı ihsan etme niteliğini edinmektir. Bir koşul daha var: Yaradan’ı sadece hissetmek değil aynı zamanda O’nu anlamalıyız da! Bunu yapmak için sınırsız bir kabımız olması lazım. İşte bu yüzden, bizler ihsan etme niteliğini iki şekilde ortaya çıkarmalıyız: hislerimizde ve aklımızda.

Derse Hazırlık 3 Eylül 2012

Sevgi: Nefretin Üzerinde Bir Köprü

Tüm realite üçe ayrılmıştır: Diğer realiteyi keşfetmek isteyen ben, benim sükûnete gelmeme izin vermeyen içimdeki kıvılcım ve beni saran dünya.

Çevremdeki dünya, cansız, bitkisel, hayvansal seviyeler ve bana yakın ve uzak olan insanlar olarak bölünmüştür. Oysa ki tüm bunların hepsinin arkasında daha yüksek bir güç bulunur. Ne var ki tüm bunların hepsi benim parçam olmasına rağmen hissiyatımda ve bilincimde oluşan ayrılıktan dolayı bunu algılamıyorum.

Bu durum, sanki koluma ağrı kesici bir iğne yapıldıktan sonra duyularımı tamamen kaybettiğimi sanmam ve kolumun bana olduğunu hissetmemem gibidir. Öylesine güçlü bir anestezi ki kolum kesilse bile hiç hissetmiyorum.

Tüm dünyayı algılayışım bu şekilde; yani sanki bana ait değilmiş gibi. Manevi çalışma ise bu anesteziye ve bu anestezinin verdiği bu hissiyata karşı savaşmaktır.

Bu niyetsel bir durumdur; şöyle ki eğer ben uyuşturulmuş olmamın sonucu olarak bu dünyanın bana ait olmadığını anlarsam, egoizmimden kurtulabilirim ve bu durumu bir diğerine karşı özgecil davranmayla ve ihsan etmeye ilişkilendirebilirim. Bunu sevmeyi öğrenebilirim.

Kendime yönelik sevgiyi geliştirmeye ihtiyacım yok; zaten kendimi egoistik olarak seviyorum. Ancak şimdi, bu anestezi ve yanılsama sebebiyle uyuşturulmuş olmamın sonucu olarak benden ayrılmış olarak gördüğüm diğerlerini sevmeyi öğrenebilirim. Unutulmamalıdır ki, sevgi Yaradan’ın niteliğidir; yaratılanın değil.

Bu ayrılık sonucu Yaradan, bize ait olmayan ve doğal olarak bize uymayan bir niteliği alma fırsatını bize verir. Esas olarak sevginin ne olduğunu hiçbir şekilde anlamıyoruz. Fakat kendimi sevdiğim gibi dışımdakileri de sevmeyi öğrenmeye çaba sarf ettiğim zaman; yani dostuma kendim gibi yaklaştığım zaman, buna sevgi denir.

Bunun üzerinde egoma karşı çalışırım. Ego, içimde buna sürekli direnç gösteren özel bir güçtür. Böylece, iki farklı yönde hareket eden iki zıt güç bulunur. Arzu, hazzı kendisi için çeker ancak bu hazzı iten ve bunu yukarıya vermeye hazır olan ve bu hazzın üzerinde olan bir perde vardır.

İşte o zaman, bu iki güç arasındaki etkileşimden dolayı, kendi bedenimden, köpeğimden, çocuğumdan bir başkasını daha fazla sevmenin ne demek olduğunu gerçekten anlayabilirim.

Ben geliştikçe, dostlarıma olan nefretim de artar ancak bunun üzerinde sevginin gücünü geliştiririm. Nefretin üzerine çıkabildiğim sürece buna sevgi denir. Denildiği gibi: ‘Sevgi tüm günahları örter’. Bu iki zıt niteliğin çarpışması sonucu, yaratılan, Yaradan’ın niteliğini kazanır. Aksi halde, bunu sağlamak imkânsız olarak kalır ve yaratılmış olduğumuz biçimdeki doğamızın içerisinde kalmaya devam ederiz.

Hâlbuki eğer bizler, yani yaratılanlar (Nivraim) hem Yaradan’ın dışında bağımsız kişilikler olmak ve hem de O’nun niteliklerine ve bu yüksek koşula ulaşmak istiyorsak o zaman içimizde böylesi bir dirence sahip mekanizma inşa etmekle yükümlüyüz. Bunun içerisinde sürekli işleyen iki zıt güç olacaktır: Haz alma arzusu ve kendi egoizmimizin üzerinde, nefretimizin üzerinde inşa edeceğimiz sevgi; yani ihsan etme arzusu.

01.06.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Islahı Yarına Kadar Ertelemeyiniz

Egomuz üzerine yükselme arzumuz, doğa ile uyumda olmak için; onun ihsan etme ve sevgi vasıfları için, bizlerin dikkatli olması gerekir ve ıslahımızı ”daha sonraya” ertelememeliyiz. Egomuz bizi buna iter, onun karşı koyması ile azalır. Kim ıslahını bugünden yarına ertelerse, ”bugün değişen şey, yarın sizin için değişir”, hatasını ve ilerleme noksanlığını çok seneler sonra keşfeder, ”ve yarına kadar bekleyen, seneler sonra kaybolur, Allah korusun.”

Böyle bir kayıbın nedeni, dost sevgisi ile alakalı çabalardaki, gerekli ve elverişli metotlarla egomuzun ıslahı ile ilgili ihmalkarlıktandır.

Grubun birliğinde ve her bir dostumuzda saklı olan büyük gücü idrak etmeliyiz. Sonuçta, dostlar veya bir grup ile değil ama doğanın büyük gücü ile alakadarız. Her birimiz onunla birlik içindeyiz; yalnızca bu dünyanın etrafımızdaki aldatıcı görüntüsü ve onun tüm bölümleri aklımızı karıştırır, yüce kuvvetlerin ve doğasal niteliklerin bizi ilgilendiren idare sistemini bizlerden gizler ki her birimiz ihsan etme ve sevgi vasıflarına erişelim.

Doğanın her bir temsilcisi ile gücümüzü birleştirirsek ve daha sonra dostlar toplantısında, sevgi ve dostluk içinde, birbirimize benzememize neden olan, bizi değiştiren kuvveti keşfederiz ve doğanın Üst Kuvveti ile eşdeğer hale geliriz.

Baal HaSulam’dan, Pri Hacham (Bilgenin meyvesi), 13. Mektup, 1925

Bu makale Dr. Laitman’ın blogunda 30 Mayıs 2012 tarihinde, saat 11:26’da yayınlanmıştır.

Kimsenin Haberdar Olmayacağı Yardım

Soru: Kendini sıfırlamak nedir? Kendini dostların karşısında sıfırlamak, ne anlama geliyor?

Cevap: Dostlarıma hizmet ettiğim anlamına geliyor: Onlar Yaratan’ı tamamen ifşa etsinler, ben ise onlara yalnızca yardım edeyim. Onlar, bu yaptığımdan haberdar olmayacaklar. Aynı şekilde, bir anne de bebeğine bakarken, ona sevgi ve ilgi gösterirken, bebeğinin bundan haberdar olup olmadığını umursamaz. O, kendisini herhangi bir koşul olmaksızın bebeğe adamıştır. Ben de, benzer bir şekilde, tüm dostlarıma istediklerine ulaşmalarında yardım etmek isterim, ki bu sayede onlar ve Yaratan birbirlerinden haz alabilsinler.

Peki, ya ben? Ben buradaki gizli saklı ögeyimdir. Tıpkı Yaratan kendisini bu dünyada nasıl gizliyorsa, ben de tüm insanlığı O’nun iyiliğine gizli bir şekilde yönlendirmek isterim.

Ancak dikkatli olun: Bu yaklaşımda büyük ölçüde gurur bulunur.

21.03.2012 tarihli Günlük Kabala Dersi‘nin 4. bölümünden, “TES’e Giriş

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234