Category Archives: Sevgi

Sevme Oyunundan Ne Kazanırız?

Soru: Duygunun tamamen eksik olduğu yapay bir sevme oyununun manevi sonuçlara yol açabileceği fanteziye benziyor.

Cevap: Kesinlikle haklısınız, bu, dünyamızda imkânsızdır.

Fakat yukarıdan belirli gizli gücü, dürten ve çağıran bazı eylemler gerçekleştirdiğimizde, bunun ne olduğunu anlamasak da, aslında sonuçlarını hissederiz.

Tıpkı bizi çevreleyen pek çok gücü hissetmediğimiz gibi bu gizli gücü de hissetmiyoruz, fakat onu uyandırdığımızda, harekete geçirdiğimizde, onun sonuçlarını içimizde hissederiz. Her şey mantıklı gelir.

What Do We Gain From The Game Of Love?

Sevgi Nasıl Yaratılır?

Soru: Dostlar arasında sevgi, onludaki birlik yoluyla yaratılır mı yoksa yaratılmaz mı?

Cevap: Dostlara olan sevgi, çalışmaya düzenli katılım yoluyla, çalışma sırasında dostlarla birlik olma niyetiyle ve farklı sorunları tartışarak yaratılır.

Sevgi ortaya çıkar, çünkü üst Işık bizi etkilerken birlikte hissetmeye başlıyoruz, tek bir bütün oluşturuyoruz. Artık orada dostların olmadığını ancak yalnızca içimizdeki maneviyat için arzunun içsel noktalarını görürüz.

Kalpteki noktalarımızı bir araya getirmek zorundayız ve eğer onları birbirine bağlarsak, üst dünyanın yapısının ifşa olacağı manevi bir kap edineceğiz.

How Is Love Created?

“1000 Beğeni, Yoksa Onu Bırakacağım”

Haberde (The Grio): “Cezayirli baba, küçük oğlunu pencereden sarkıtarak, Facebook’ta ‘beğeni’ talep ettikten sonra, Pazartesi günü iki yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı.

BBC’ye göre Facebook kullanıcıları haklı bir şekilde panikledi ve tanımlanamayan baba, oğlunu Cezayir’de pencereden dışarı sarkıttığında kızdılar. Tehlikeli bir biçimde oturmuş olan küçük çocuğun resmini, 1000 beğeni gelmezse “onu bırakma” sözü ile yayınladı.

Soru: Nereye gidiyoruz?

Cevap: Artık gözümüzün korkmadığı bir koşula geldik, çünkü binlerce beğeni toplamanın cezaevinde oturmaktan daha önemli olduğu anlaşılıyor. Burada zaten dizginlenemeyen egoizm ile uğraşıyoruz.

Anlamalıyız ki, yalnızca üst güç, egoizm ile bir başka zıt içgüdünün, ihsan etme ve sevme içgüdüsünün yerini değiştirebilir. Ancak bu şekilde hayatta kalabiliriz.

Soru: Eğer kişiye, sevginin ne olduğunu, ihsan etmenin ne olduğunu göstermek için 1000 ya da 100 000 Beğeni ödense, bu dünya değişebilir mi?

Cevap: Evet. Fakat ona egoist olarak bakarsan, hiçbir şey yapamazsın. Birlikte bağlanmalıyız, yavaş yavaş üst Işık’ı, daha yüksek gücü çekmeliyiz. O gerçekten bunu yapabilir, insanların onun etkisi altında nasıl değişmeye başlayacağı budur ve sonra “beğeni” göndermeyi bırakacaklar.

Soru: Yani, bir insanda, ihsan etme ve sevme arzusu ortaya çıkacak mı?

Cevap: Kaçınılmaz olarak, üst Işık’ın etkisi altında. Aksi halde nasıl mümkün olabilir? Sonuçta, bugün bile, her şeyi isteksizce yapıyoruz. Bu güce köle olmanın ya da o güce köle olmanın bir önemi yoktur. Tek seçimimiz hangi gücün altında köle olacağımızdır.

“1,000 Likes Or I Will Drop Him”

Kabala neden bize başkalarını sevmeyi öğretiyor?

Soru: Yaratılış kötülüğün iyiliğini doğuruyor mu? Gerçek, ebedi, manevi kötülük nedir?

Cevap: Kötülük, kişinin başkasına karşı sahip olduğu olumsuz bir duygudur. Dünyada başka kötülük yoktur. Aramızdaki ilişkiler kötülüğü veya iyiliği ifade eder. Doğadaki tüm güçlerin sistemi üzerinde yansır ve karşılık gelen bir yanıt çağırır, ister.

İşte bu yüzden Kabala bilgeliği “Dostunu kendin gibi sev.” ana ilkesini bize öğretir.

Why Does Kabbalah Teach Us To Love Others?

Sevgi – Arzuların Birleşmesi

Soru: Neden sevmeliyim? Kimi sevmeliyim? Sevgi nedir?

Cevap: Sevgi, arzumun diğer arzularla bağlantısıdır. Hepimiz Adem adında bir arzudan geldiğimiz için, üst dünyanın keşfi, birbirini reddeden ayrı, yalıtılmış arzuların birleşimi ile özetlenir. Dolayısıyla, bu arzuların birleşmesi derecesine göre, üst dünyayı algılamaya başlarız.

Yorum: Bir kişinin genellikle sevgi veya nefret duygusunu tanımlaması çok zordur. Üst dünyada olmadığı sürece ve dünyamızın yapısı içinde olduğu sürece, bu dünyanın tüm klişeleri, rutinleri ve örnekleri onu etkiler.

Cevap: Bu nedenle, kişi, başkalarını reddetmesinin üstesinden gelene kadar üst dünyaya giremez.

Love – A Union Of Desires

Para Veya Sevgi

Soru: Gelecekte bir lider tüm dünyaya hâkim olacak mı?

Cevap: Bir lider şu anda bütün dünyaya liderlik ediyor: para, açgözlülük ve güç. Sevgi diğer dünyayı yönetir. Bize kimin rehberlik edeceğini seçmek zorundayız: sevgi veya para.

Money Or Love

Aşk Cennettir

Soru: Dostlarımın birçoğu, uygun bir eş bulamadıklarından dolayı kendilerini mutsuz hissediyorlar. Gerçek aşkı bulmak isteyen kişi ne yapmalıdır?

Yanıt: Öncelikle, diğerinden sıra dışı nitelikler beklemeyi bırakmalı ve sevgi ilişkisinin nasıl inşa edilmesi gerektiğini bilen birini bulmalısınız. Sevgi yalnızca taviz vermeye dayanır, gerçekte her biri eşine boyun eğer ve bunu yapma fırsatına sahip olmaktan keyif alır.

Eşimden özel bir ilgi ve ihtimam talep etmem; aksine tüm keyfim onun için kendimi iptal etmektir.

Soru: Birisine boyun eğmekte ne zevk var?

Cevap: Buna sevgi denir. Çocuğunuza bir şey verdiğinizde büyük bir keyif duymaz mısınız? Eşinizle de aynı şey olabilir. Çocuğunuzu doğal bir yolla, hayvansal olarak kendinize daha yakın hissedersiniz çünkü onu kendi parçanız gibi hissedersiniz.

Karınız da bir şekilde size aittir, yanınızda ama gene de ayrı bir varlıktır ve bağımsız bir aklı fikri vardır. Ancak sevginin ıslahı ile bu mesafe – onun ve benim arzularım arasındaki fark – silinir.

Şimdilik ben sadece kendi arzularımı hissediyorum ama eşimin arzularını pek zor. Benim arzum onunkinden daha önemli. Ancak denir ki: “Arzunu, O’nun arzusu gibi yap, böylece, O da arzusunu senin arzun gibi yapacak” Sevginin koşulu, budur.

Arzularımızın bir tek olarak birleşmesi gereklidir. Buna “bir olma” denir. “Karı ve koca ve Şehina onların arasında,” adeta tek beden gibi. Bu çok basittir, sadece doğru eğitim eksiğimiz var.

Sevebilmek için, kişinin, yetiştirilmiş, eğitim almış ve özel kurslarda hazırlanmış olması gerekir. Bütün insanlık için böyle bir eğitimin eksikliği bulunmaktadır. Böyle ilişkilere nasıl ulaşacağımızı öğrenene kadar, mutsuz olmaya devam edeceğiz.

Soru: Herkes aşkı arıyor, ancak bu kurslara katılmaları için insanları nasıl ikna edeceksiniz? Benim, insanların kendilerini böyle feda etmeyi isteyeceklerine dair şüphem var.

Yanıt: Bu böyle; çünkü kendimizi kandırıyoruz. Bir tutumda direnmeyi sürdürürsek kazandığımızı sanıyoruz. Ancak bu aldatmadan kim kazançlı çıkar? Sevmek istiyoruz ve sevdiklerimizi, ailemizi kullanarak kendi arzularımızı yerine getirmek istiyoruz. Sonunda, bu bize ne keyif ne de mutluluk getirir.

Bizim kişiye, kendisini mükemmel ve kesintisiz olarak nasıl doğru şekilde tamamlayabileceğini öğretmemiz gerekiyor. Ve bu tamamlanma, sadece diğerini sevmekle mümkün, çünkü kişi, başkalarına daima verebilir ve onları durmadan doyurabilir, bundan sürekli keyif alarak.

Bu, daima bana geri gelen kesintisiz bir devri daimdir ve bu yoldan, mükemmel ve sonsuz sevgiye ve hatta dahası sonsuz yaşama ulaşırım.

Böylece o zaman, kendimi ve çevremi tüketmiyor tam aksine, etrafımdaki herkese sevgimle hayat getiriyor olurum. Böylelikle daha yüksek bir boyuta, Eden Bahçesi’ne, sonsuz hayata yönelik bitmek bilmeyen bir yükselişin hissine erişirim. Aşk, cennetin ta kendisidir.

Bu sebeple de bir yerlerde aşkı aramanıza gerek yok; kısaca aşkı inşa etmenize gerek var.

(Kab.Tv’den, Yeni Bir Yaşam, 30 Temmuz 2015)

İçsel ve Dışsal Güzellik

SORU : Ruh ile bir insanın dışsal güzelliği arasında bir bağlantı var mıdır?

CEVAP: Hayır, bir insan ruhunun içinden konuşuyorsa o güzeldir. Onun içsel olarak yoğunluklu, bilgili, anlayışlı ve bir çeşit aydınlıkla dolu ciddi biri olduğu hemen hissedilir; bununla beraber o güzeldir.

Sonuçta, sanatı ve bilimi görünüşlerine göre yargılamayız. Onları içlerinde bulunan potansiyel dehalarına göre değerlendiririz. Bilim adamlarına dışsal görüntüleriyle herhangi bir bağ kurmadan hayranlık duyarız çünkü onlar varoluşumuzun sırlarını açığa çıkarırlar.

Sevgi’nin Dört Fazı

Soru: Allah korkusunu edindiğimiz zaman, sevgi de otomatik olarak uyanır mı?

Yanıt: Sürekli olarak sevgi üstüne çalışmamız gerekiyor. Yaratılış’ın amacına doğru yaklaştığımız seviyeler, sevginin dört fazı olarak adlandırılırlar. Denir ki, “Arkadaşını kendin gibi sev.” Denmemiştir ki, önce arkadaşından kork sonra onu seviyor olduğunu hisset.

“Arkadaşını sev” demek, bizler her zaman birlik olmaya doğru gelişiriz, oysa, korku birliğe doğru bizleri yönlendirmez. Bizler her zaman için, sevgiye ve bir araya gelmeye doğru çekiliriz ve bu yüzden sevginin de dört fazını edinme süreci içinde oluruz.

Yaradan’a, üst sisteme doğru olan uygun tutum ve davranış hakkında konuştuk ki bu da bize bu yüzden Yaradan ile karşılıklı çalışmamızı başlatmak konusunda yardım ederek yanıt verir. Bu yanıt Yaradan’ın bizlere sağlık, para, başarı, bu ve sonraki dünyada mutlu bir hayat vermesi gerektiği ile ilgili maddesel bir korku değildir. Bu sadece sevgi ve ihsan etmeyi edinmenin gücü ile ilgilidir. Korku sürekli olarak buna doğru yöneltir; bu sevgiyi edinememenin korkusudur.

Eğer sevginin belli bir seviyesini zaten edinmişsem, onu kaybetmekten ve daha fazla gelişemeyip daha büyük bir sevgiye ulaşamamaktan korku duyarım. Bizler her zaman için, sevgiye, yargının değil, şefkatin bir parçası olarak özlem duymalıyız.
Günlük Kabala Dersine Hazırlıktan 14 Mart 2014

17 Mart 2014’de yayımlandı

Sevginin Gücünden Önce Kendini İptal Ediş

Rabaş’ın Yazıları, Cilt II, Mektup 40: Ve birisi, dostunun sevgisini hissetmeye başladığı zaman, yeniliğin devreye girmesi kuralından dolayı, haz ve mutluluk aniden içinde uyanır. Dostunun ona olan sevgisi yeni bir şeydir çünkü o hep sadece kendi iyiliğini kendisinin düşündüğünü bilmişti. Ancak dostunun onun için endişe ettiğini keşfettiği an, bu, ona kendi içinde sonsuz hazzı anımsatır ve adam sadece mutluluğu hissettiği yerde çabaladığından dolayı artık kendisi için endişe duyamaz. Ve dostu için endişelenmekte hazzı hissetmeye başlamasından dolayı doğal olarak kendisini düşünemez.

Bunu doğada da görüyoruz; özlemenin dayanılmaz olmasına kadar sevgi vardır…

İçimizde reşimotlar bulunmaktadır, ruhun genel kabından gelen hatıralar. Hissettiğimiz tüm gerçeklik ve hatta hissetmediğimiz tüm parçalar içimizdedir ve kapların kırılmasından önce olduğu gibi kabın parçasıdır. Yani bir kişi bizim dünyamızda olduğu şekliyle değil ama ıslah olmuş genel ruhun düzeyinden, ıslah olmuş kaynaktan, o anda dışsal olarak algılanan genel kabın Reşimot’undan  gelen egoistik olmayan bir sevgiyi bir başkasına karşı hissettiğini hissettiği an, aniden onun içinde uyanma olur.

Böylece kişi aniden hisseder ki bu güç başka bir dünyadan, yüksek bir durumdan geliyor ve kişisel sevgisi iptal oluyor. O artık kişisel sevgi durumunda kalamaz ve yeni meyile doğru ruhunu vermeye hazırdır; ona dışsal olan bağa. Bu şekilde yer alır zira dışsal kap, şu an onu zorlayan egoistik kişisel sevgi genel yüksek kaba kıyaslandığında gerçek olandır.

Bir kişi, bu güçten önce kendisini iptal eder. Eğer biri, sevildiğini ve kendisinin dışında birini içsel sevgiye meylettiğini hissederse, aniden uyanır ve o zaman dünyevi hayvansal sevgi yok olur. Bu, büyük genel kabın küçük kişisel kaptan çok daha yüksek olduğunu hissetmesinden dolayıdır ve o bu sevgiden önce kendisini iptal eder.

(Günlük Kabala Dersi’ne Hazırlıktan, 2.10.2012)

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234