Category Archives: Sevgi

İnanması Zor Ama Olacak

Dünyanın herhangi bir parçası mükemmel çalışmıyorsa, bu, bende bir hata olduğunu gösteren bir işarettir. Son ıslah, içinde şu anda yaşadığımız dünyada pratikte uygulanmalıdır. İhsan etme niyeti, doğru dağıtım, iyi ilişkiler – tüm bunların burada gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Herkes, diğer herkesi tamamlamakla ilgilenecek. Bu onların çalışması, en büyük arzusu olacaktır. Niyet, eylemle birleştirilmelidir. Sevgi, kişiye rehberlik edecek ve kişinin arzusunun, Yaradan’ın arzusu gibi olması için zorlayacaktır.

Buna inanmak zor ama olacak. Yaratılış programına göre, üst Işık tüm dünyalardan en alçak noktaya kadar inmeli ve tüm yaratılışı sonsuzluk dünyasına dönüştürmelidir. Islah olmamış ve ihsan etmeye dönmemiş tek bir parça bile bırakılamaz. Peygamberlerin yazdığı gibi: “Kurt kuzu ile yaşayacak…”, işte böyle olacak. İki zıt, barış içinde birlikte var olacak.

Tüm manevi dünyalar ve maddesel dünya tam ıslaha ulaşacaktır. Yani, tüm insanlarla böyle karşılıklı bir bağa ulaşmalıyım ki, Yaradan aramızda ifşa olacak ve İsrail içindeki birlikten, diğer tüm uluslara bağ yayılacaktır. Ve böyle bir bağ, tüm insanlıktan, tüm hayvanlara, daha sonra da bitkilere ve nihayet cansız doğaya yayılacaktır.

Her şey daha sonra dengelenmiş olacaktır. Şu anda, doğanın her seviyesi insanlığın etkisi nedeniyle dengede değildir. Dünya, herkesin herkesi tamamladığı ve birbirine dahil olduğu tam ıslaha, tam uyuma ulaşacaktır. Bundan şu sonuç çıkar ki insanlarla bütünleşen, en küçük parçacık, minik bir böcek bile olsa tüm dünyaları içerir.

En düşük nokta, tüm yaratılışın merkezi, tüm dünyalardan inişin son sınırı olan bu dünyanın ucu olarak adlandırılır. Islahın sonunda, bu dünya Atzilut dünyası ile aynı derecede önem kazanır. Ancak, şu anda gördüğümüz hayali maddesel formlardan; bitkiler, ağaçlar ve hayvanlardan söz etmiyoruz. Onların arkalarındaki güçlerden, kavramlardan bahsediyoruz. Bütün bu kavramlar, ihsan etme seviyesine yükseltilecektir.

Bizler hayali bir dünyada yaşamaktayız çünkü manevi güçler bize bu şekilde ifşa olmaktadır. Bu nedenle, fiziksel biçimleri düzeltmemize gerek yoktur, ancak manevi Kelim’i ıslah ettiğimizde, bu dünya değişir ve onun tüm parçaları birbirine nüfuz eder, birleşir. Gerçekten, kurt kuzunun yanında huzur içinde yaşayacak ve her şey bir bütün, tek bir HaVaYaH olarak birleştirilecek.

It Is Hard To Believe, But It Will Happen

 

Kişi Yaradan’ı Nasıl Algılamalıdır?

Soru: Yaradan’ı bir öğretmen aracılığıyla nasıl algılamalıyım: bir tür akıl olarak mı yoksa bir kişi olarak mı?

Cevap: Kesinlikle bir insan olarak değil! Bu tür görüntüler ortaya çıkarsa, onları derhal reddetmeliyiz.

Yaradan, istisnasız hepimizin içinde ortak bir güçtür. Bizi birleştirir ve doldurur. İçinde var olduğumuz ortak bir alandır. Bu alanın niteliği, mutlak sevgi ve ihsandır. Başka hiçbir şey değil.

How Should One Perceive The Creator?

Tüm Gücümü Onluma Vermek

Manevi çalışmanın ilk aşaması, onlu içinde çalışma bilincini edinmektir. Asıl mesele, hiç kimsenin grubun büyüklüğünü, Yaradan’ı, yolu ve harika bir hediye olan özel kaderimizin izlenimini yitirmesine izin vermeden, gruptaki herkesin, onlusunu desteklemesidir.

Bu, dolum hissetmediğimiz ancak ihsan etmek için ihsan etmek, Hafetz Hesed koşulunda kalmaya hazır olduğumuz bir düşüş sırasında kontrol edilir. Yani, her şeyimi, son gömleğimi kaybettim, ancak hiçbir eksiklik hissetmiyorum. Eğer hiçbir şeye sahip değilsem, tamam hiçbir şeyim yoktur; eğer bir şeyim varsa, bu da tamamdır. Aldığım şeyden memnun olduğumda ve daha fazlasını istemediğimde böyle bir “diyet”e devam ederim. Şöyle yazılıdır: “Hasid, sahip olduklarından memnun olan kişidir.” Haz, Hasadim ışığının, küçüklük koşulu olan Katnut’un işaretidir.

Benim için hiçbir şey parlamazsa ve doluma sahip değilsem, ben de iyi hissederim. Bunu ne için yaptığımı kontrol etmeme yönelik, yukarıdan verilen bir fırsat olarak onu kabul ederim. Hasadim’de, Katnut koşulunda mıyım? Eğer memnun değilsem ve doldurulmayı talep edersem, karanlığa lanet ediyorsam, o zaman Katnut koşuluna ulaşmamışımdır.

Aslında karanlıkta değilimdir, çünkü Üst ışık tüm evreni doldurmaktadır. Üst ışık merhamettir, Hasadim’dir ve ben onu henüz hissetmemekteyim. Bu nedenle, tüm çalışma Hafetz Hesed koşuluna ulaşmakla başlar. Bu zaten inançtır, her ne kadar tam olmasa da içinde Hochma’nın aydınlatması olacaktır, ancak şimdilik sadece Hasadim’dir.

Ve bu, Işık kaybolduğu ve alma arzumuzda karanlığı hissettiğimiz zaman kontrol edilir. Karanlığa rağmen, dostlara ve Yaradan’a yapışarak yolda kalmaktan başka bir şeye ihtiyacımız olmadığını kabul edebilir miyiz? Yani, bizler her gün derste olmak üzere, “kendin için bir RAV yap ve kendine bir dost satın al” için, doğru yönü seçerek “geceleri” çalışırız. Yaradan’ın bizi yönlendirdiği tüm koşullara karşı böyle bir tutum içinde olmak, çalışmamız için doğru bir test olacaktır.

Öncelikle küçüklük koşulu, Hafetz Hesed’e, ihsan etmek için ihsan etmek olan Hasadim’e ulaşırız. Daha sonra bu Hasadim ışığının içerisinde, onu başkalarına iletmek için Hohma’nın aydınlatmasını alırız. Başkalarına ihsan etmek için, kendi AHP’ımızı kullanmamız gerekir.

Başkalarına, onların içindeki ihsan etme arzularını düzelterek, Hasadim’i ihsan ederiz, ancak bunun için alma arzumuzu kullanmamız gerekmektedir. Hohma Işığı, bizim AHP’ımızda ifşa olur ve bizler, Hasadim ışığını ondan, aşağıda olanın GE’ine (Galgalta ve Eynaim) iletiriz. Bu, “kanın süte dönüştüğü” anlamına gelir.

Dostlarımı bağa getirmek için, bütün gücümü onluma vermeliyim. Onlardan arzularını, Yaradan’ın büyüklüğünü, amacın büyüklüğünü alırım, yazıldığı gibi: “Her biri dostuna yardım etti.” Hiç kimse kendisine yardım edemez. Kişi kendi başına, ihsan etmek için ihsan etmek denilen Hafetz Hesed koşuluna yalnızca tek bir noktada ulaşabilir, daha fazlasına değil.

Ve daha sonra, kişi onlu ile ilgili olarak kendini geliştirmeli, onları, dostlarının hiçbir eksikliği olmadığı bir koşula yönlendirmelidir. Birbirimize sadece karşılıklı ihsan etme nedeniyle bağlıyız. Kendim için hiçbir şey istemem; ancak başkalarına vermek zorundayımdır ve bu nedenle, ihsan etmek için alma arzularımı açarım ve dostumun bana ihsan etmesine izin veririm.

Örneğin, annemi ziyarete geldiğimde, her zaman aç olduğumu söylerdim ki beni besleyip bundan haz alabilsin. Benim için, buna almak denilemezdi, çünkü benim yemek istediğimden daha fazlasını annemin bana vermek istediğini ve ona bu fırsatı vermek zorunda olduğumu bilirdim. Bu dostlar arasında da aynıdır, çünkü aksi takdirde birbirimizi geliştiremeyeceğiz. Yazılıdır ki: “Gidin ve birbirinizden kazanın.” Hiç kimse kendi başına kazanamaz.

Give All My Strength To My Ten

Bir Arzuyu Doğuran Nedir?

Soru: Bir arzu diğerini nasıl doğurabilir? Dünyamızda örneği var mıdır?

Cevap: Işık arzuyu doğurur. Bunu, direkt Işığın dört safhasında çalışırız. Işık, ilk arzuyu harekete geçirir ve onu cansızdan bitkisele, sonra hayvansal ve ihsan etme arzusunu verdiği insana doğru geliştirmeye başlar.

İhsan etme; birlik, sevgi nitelikleri, arzunun farklı alanlara yönlendirilmesine ve aynı zamanda birbirine bağlı olmasına yardımcı olur. Bu yüzden atomlar, moleküller ve bitkisel doğayı oluşturan her türlü kimyasal bileşikler, güneş, fotosentez ve diğer doğal olayların etkisi altında ortaya çıkar.

Sonra, hayvansal doğa, karmaşık proteinlerin ve diğer işlemlerin gerçekleştiği yerde ortaya çıkar. Ardından, son olarak, insan doğası – ama bu madde içinde bile değil, maddeden daha yüksek bir kavramdır – bir adamın onu hayvandan ayıran şey olan arzuları ve düşünceleri ortaya çıkar.

What Gives Birth To A Desire?

Maneviyatta Sevgi

Soru: “Sevgi” ve “ihsan etme” gibi kelimeleri, daha pratik terimlerle yer değiştirebilecek miyiz?

Cevap: Hayır, ama onları doğru bir şekilde anlamaya başlayacağız. Bu kelimeleri değiştiremezsiniz, çünkü manevi koşullarda gerçeği ifade ederler. Dünyamızda onları çarpıtıyoruz ve tamamen yanlış kullanıyoruz.

Eğer bir anne kurt yavrusunu besliyorsa ve ona bakıyorsa, sevgiyi değil içgüdüsünü takip ettiği düşünülür. Bir erkek ile bir kadın arasındaki sevgi de içgüdüseldir. Ne tür bir ilişki yelpazesinden bahsettiğimiz önemli değil – anne ve çocuk, erkek ve kadın – bu içgüdüsel sevgidir. Gerçek sevgi, ihsan etme olarak adlandırılır, bir başkasının arzusunu alıp onu yerine getirdiğin zamandır.

Soru: İnsanlığı, bunun sevgi olmadığına ikna etmek yerine, bu kelimeyi değiştirmek daha kolay olmaz mıydı?

Cevap: İnsanlığın kendi kelime hazinesiyle hızla hayal kırıklığına uğrayacağını ve bunu kendi başlarına düzeltmeye başlayacaklarını düşünüyorum. Tamamen egoist kendi arzularının esiri olmayla ilgili olan dürtüleri ifade eden kelimeleri adlandırmada hiçbir şey yoktur.

Gerçek şu ki, insanlık asla sevgi hakkında yazmadı, böyle bir şarkı bile yoktu. Rönesans’tan itibaren Orta Çağ’da ortaya çıktılar. Önceden, sevgi Yaradan ile ilişkimizi ya da insanlar arasında fiziksel olmayan, özel bir ilişkiyi kastederdi. Bugün bizim kabul ettiğimiz gibi, böyle bir “sevgi” kavramı anlayışı hiç var olmamıştı bile.

Dünyanın koşullarında “birlik” farklı bir hikayedir. Burada, en yüksek hedefe ulaşmak, hayatın anlamını edinmek amacıyla insanlar arasındaki birliği kastetmekteyiz.

Love In Spirituality

‘‘Sevgiyle Sadece İyi Şeyleri Görmek”

Rabaş, ‘‘Dostların Önemine Dair’’: Eğer kişi dostunu sevmeye çalışıyorsa, o zaman aradaki sevgi vasıtasıyla sadece iyi şeyleri görmek doğaldır. Dostunda kötü şeyler olsa bile onları görmez. Şöyle yazıldığı gibi; “Sevgi tüm günahları örter.”

Kişi kendinden başka her şeyin, her şeyi kontrol eden ve başlatan Yaradan’ın eylemleri olduğunu hisseder. Bu nedenle, kişisel eylemleri, düşünceleri ve dürtüleri dostlarına yükleyemez. Hepsi Yaradan’dır.

Ayrıca, Yaradan kişiye biraz özgür irade verir: onunla ilişki kurar, dönüştürür ve O’na yakınlaşırız. Ve kişi zaten dostlarına Yaradan’la tam bir bağ içindelermiş gibi bakar.

Soru: “Sevgi tüm günahları örter” dendiğinde, benim içimdeki günahlardan mı bahsetmektedir?

Cevap: Elbette. Dostlarla ilgili tüm bencil eğilimler sevgi ile örtülür. Ve biri diğerinin üzerine inşa edilir, çünkü size her şeyi gösteren Işık gelir. Daha önce orada olmadığı için, her şeyi olumsuz gördünüz ve şimdi her şeyi olumlu görüyorsunuz.

Sevgi, onlarda yanlış bir şey görmediğiniz zaman, başkalarına karşı bir tutumdur. Siz sadece onları seversiniz. Onlar sizin için kendinizden daha değerlidir.

“With Love To See Only Good Things”

İbranice Dili Günü: Sevginin Kodu Hakkında Bilgi Edinmek İçin Bir Fırsat

Özgürce İbranice konuşabildiğimiz bir zamanda yaşadığımız için şanslıyız. İbranice öğrenmeye 1970’lerin başından, Litvanya’ya taşınırken, aktarma sırasında başladım. O zamana kadar Gemara’yı okuyan ve bir Sidur’dan (Yahudi dua kitabı) dua eden büyük babam vasıtasıyla İbraniceyi çok az öğrenmiştim. Eğer ona İbranice kelimelerin anlamını sorarsanız, size Yidişçe cevap verirdi, tıpkı doğduğum şehir Vitebsk’de yaşayan tüm yaşlı insanlar gibi. Anne babalarımızın İbranice konuşması tamamen yasaktı. Genellikle Rusça ve bazen de Yidişçe konuşurlardı.

Özel Bir Dilin Doğuşunu Kutlamak

İbrani dili benzersiz bir fenomendir. O, sevgi-nefret ilişkilerinin bir ifadesidir.

İkinci tapınağın asılsız nefret sonucu yıkılmasından sonra İbranice, Yahudilerin günlük konuşma dili olmaktan neredeyse tamamen ortadan kalktı. 2. yüzyıldan 20. yüz yılın başına kadar Yahudilerin büyük çoğunluğu yaşadıkları yerlerin yerel dillerini konuştular. Yine de temel İbranice okumayı ve yazmayı öğrendiler, böylece dua edebildiler ve kutsal kitapları okuyabildiler, tıpkı Vitebsk’teki büyükbabam gibi.

“İbranice Dili Günü” Yeniden Canlandırmayı/Uyanışı İşaret Eder

Doğum günü, İbrani Dili gününe rastlayan ve şerefine bugün kutlanan, Eliezer Ben-Yehuda, İbraniceyi yeniden canlandıran adamdır. Ancak daha derin ve daha kapsamlı bir bakış açısıyla gözden geçirdiğimiz zaman, her gün İbranice konuşmaya devam etmemizin nedeni, İsrail halkının yavaş yavaş manevi kökenlerine geri dönmesidir: tek adam tek kalp olmak, bütün insanlar için bir birlik örneği oluşturmak ve böylece “uluslara ışık” olmak.

İbrani dilinin yeniden canlanması İsrail halkını birbirine bağlayan yapıştırıcının ilk ibaresidir. Ve amacımızı henüz yerine getirmememize rağmen, buna doğru yolumuzdayız.

İbranice Manevi Bağ İçin Kod Sağlar

Kabala bilgeliğine göre, İbranice diğer tüm diller gibi bir dil değildir. Yirmi iki İbranice harf, aslında yirmi iki kod sembolleridir. Kabalistler bu kod sembollerini manevi gerçeklikle bağı keşfetme sürecini tanımlamak için kullanırlar.

Kabalistler maneviyatın kendisinden, şekli ve formu olmayan “soyut bir ışık” olarak bahsederler ve manevi gerçekliğe girerken kişinin ilk hissettiği hisse “beyaz ışıkta siyah nokta” olarak değinirler. Bu küçük nokta kişinin ruhunun köküdür.

Diğerlerine olan sevgi aracılığıyla, bu küçük siyah nokta ek arzular edinir ve “ruh” diye adlandırdığımız manevi bir kapta gelişir. Ruh başkalarının sevgisiyle büyüyüp geliştikçe, daha sonra daha büyük manevi ışıkla doldurulabilir.

İbranicedeki her harf, yatay ve dikey çizgilerden oluşan benzersiz bir şekle sahiptir. Yatay çizgiler sevginin yoğunluğunu ve ruhun verilmesini ifade ederler. Dikey çizgiler ruhu dolduran ışıkları ifade ederler. Bu nedenle, İbranice harflerinin yirmi iki şekli, ruhun, başkalarına olan sevginin ışığı ile doldurulduğu yirmi iki yolu ifade eder. Ve harfler, kelimeler ve cümleler oluşturmak için birleştiğinde İbranice ortaya çıkar.

İbranice Konuşanların Manevi Görevi

Bugün, başkalarına olan sevgi aracılıyla manevi gerçeklikle bağ, bin yıl boyunca şişen insan egosunun üzerine çıkarak gerçekleşmek zorundadır. Her ne kadar Yahudiler dünyanın dört bir köşesinde toplanmış ve yine İbranice konuşmaya geri dönmüş olsalar da Kabala, İbranicenin gerçek canlanmasının ruhun canlanması olduğunu açıklar.

Yahudi halkının bir sonraki aşaması, sadece İbranice konuşmak değil, aynı zamanda onu ruhtan konuşmaktır. Diğer bir değişle, vermenin ve sevmenin niteliğini yeniden geliştirmek, ruh içine ışığı almak ve böylece kalpten kalbe İbranice konuşmaktır.

Hebrew Language Day: An Opportunity to Learn About the Code of Love

Egoizmde Farklı, İhsan Etmede Aynı

Soru: Eğer ruh hepimiz isek, farklı özellikleri içerdiği anlamına mı gelir, çünkü hepimiz farklıyız; o her zaman mevcut mu ve sadece onun çeşitliliğini mi görmemiz gerekiyor?

Cevap: Hepimiz çok farklıyız, buna rağmen aynıyız. Bizler egoizmimizde farklıyız, çünkü herkes biraz kendisi için ister, onun istediği şekilde, onun için daha kolay olan bir şey ister.

Bununla birlikte, eğer sevgi ve ihsan etme niteliği hakkında konuşuyorsak, o zaman her şey çok daha basittir, çünkü diğer kişinin arzularını, özelliklerini ve özlemlerini özümsemek ve kendi çıkarlarımın aksine, onun iyiliği için onları doldurmaya çalışmak zorundayım.

O zaman tüm gücümü ve yeteneklerimi toplarım ve kendisini tümüyle bebeğine vermek isteyen bir anne gibi diğer kişiye odaklanırım.

Different In The Egoism, Same In The Bestowal.

Yeni Bir Gün – Yeni Bir Hayat

Soru: Manevi dengenin dışsal bir örneğini verebilir misiniz ve o kendini nerede göstermektedir?

Cevap: Hayır, çünkü bizim dünyamız manevi güçlerin dengesine bir örnek değildir.

Dünyamızda manevi hiçbir şey yoktur. O sadece bir kişiyi içsel birliğe getirmek için gereklidir. Bu nedenle, soyutlanmış negatif güçler burada çalışır. Olumlu güçler yoktur, bazen çalışsalar da bu sadece bizi “O’ndan Başkası Yok” şeklindeki doğru tanıma getirmek için ters bir durumdur.

Soru: Belki de bunu şu anda, uyum ve sevginin hüküm sürdüğü ama herkesin dünyada dünden önceki günlerde yaşanan kavgaları ve uyuşmazlıkları hatırladıkları bir aile örneğinde görmek mümkündür?

Cevap: Hiçbir şey unutulmaz. Ancak, her iki eş de kendilerini bilinçli bir şekilde dengeliyorlarsa ve her ikisinin de doğru birlikteliğe yönelik net bir istekleri varsa, çünkü her iki tarafta da kötülük olduğunu anlarlar ve bununla bağlantılı olarak bir çeşit iyilik de mevcuttur ve bunları dengeye getirmek isterler. Daha sonra kötülüğü etkisiz hale getirirler ve kontrol altında tutarlar. Bu manevi sistemin, daha çok ya da daha az nasıl var olduğudur.

Yorum: Sıklıkla eşinizle olan ilişkinizden örnek verirsiniz. Eğer akşam bir tartışma yaşadıysanız, ondan sonra sabahleyin hatırlamıyorsunuz ve bunun hakkında konuşmuyorsunuz.

Cevap: Bunun gibi değil. Ertesi sabah her şeyi hatırlıyorum ve eşim de öyle. Yine de, her sabah temiz bir sayfayla başlayacağımıza karar verdik ve bu yüzden hiçbir şey olmamış gibi davranıyoruz.

Aramızda bir antlaşma var ve onu ihlal etmemeye çalışıyoruz. Bu iyi, ciddi manevi çalışmadır. Ertesi gün, geçmişi hatırlamayacağımız konusunda anlaştık. Bir kere gün bittiğinde, üzerine çarpı atılır.

Soru: Kişi bunun kendisi için iyi olduğunu anlar mı, bu şekilde tüm sıkıntılarını atlatabilir mi?

Cevap: Aksi takdirde, uzun yıllar boyunca bir evliliği sürdüremezsiniz. Biz 50 yıldır evliyiz!

Soru: Kişi gücü nereden alabilir? Yaradan’dan mı?

Cevap: Hayır. Burada sadece evliliği sürdürme arzusuna ihtiyacınız var. Belli bir davranış sistemi geliştirmelisiniz.

A New Day—A New Life

Aşk İçin Aşk

Soru: Aşk en güçlü duygudur ve onun için yaşamaya değerdir. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cevap: Katılıyorum. Bir süreliğine bir kişiyi tatmin ediyor.

Soru: Bu aşkın, yaşamın ebedi anlamı olamayacağı anlamına mı geliyor?

Cevap: Tabii ki olamaz. Hayat biter ve aşk biter. Hormonlar değişir ve aşkın nesnesi değişir. Bir ömür boyunca, herkes bu türden çok sayıda aşka delicesine tutulabilir.

Soru: Aşk; güç, para ve benzeri şeylerin üzerindeki en büyük zevk midir?

Cevap: Kişiye göre değişir. Bazı insanlar parayı severler, diğerlerinde aşk için aşk galip gelir, bu da hormonlara olan sevgidir, bazıları müzikten hoşlanır vb. Bir kişinin içsel ihtiyacının meselesidir.

Soru: Bir kişi sevmekten bile daha fazla sevilmek mi ister?

Cevap: Dünyamızda, hormonal ihtiyaçları tatmin etmeye sevgi deniliyor. Her şey bir kişinin içinde başlar ve biter. Bu, dışsal biri hakkında değildir. Eğer bu dışsal olanla ilişkide olma gibi bir çeşit hormonel ihtiyacım varsa, o zaman onun çekimine kapılırım, eğer bu ihtiyacım yoksa o halde bu çekime kapılmam.

Bu yüzden, fiziksel seviyede, sevginin maneviyatla yapılacak bir işi yoktur. Kabala’da en yüce haz Yaradan’ın sevgisidir.

Soru: Eğer, Kabala’ya göre, hayatın anlamı başkalarının sevgisini edinmek ise, hayatın anlamı sevgi midir?

Cevap: Hayır, hayatın anlamı sevgiye doğru köklerini edinmektedir, bu da, seni var edeni edinmektir ve bu başkalarının sevgisi aracılığı ile elde edilir ve başkalarının sevgisinden Yaradan’ın sevgisine doğrudur.

Yaradan’ı sevmek demek, onun sizi doldurduğu gerçeğinin tadını çıkarmaktır.

Love For Love