Category Archives: Realite

Erkek ve Kadın, Bölüm 1

Evrendeki İki Güç

Soru: Kabalistler, cinsiyetler arasındaki ilişkinin tüm evrenin temeli olduğunu yazarlar. Yaradan ve yaratılan varlıklar olduğu için mi insanlar, erkek ve kadına ayrılmıştır?

Cevap: Evet. Evrenin iki gücü – ihsan etmenin gücü ve almanın gücü – maddede erkek ve kadın şeklinde tezahür eder.

Soru: Yani ihsan etme gücü, erkek özü ve alma gücü, kadın özü müdür?

Cevap: Evet ama yalnızca şarta bağlı olarak. Esas olarak kuvvetler açısından bu doğrudur: erkek güç, verir ve dişi güç, alır. Bununla birlikte, alma ve ihsan etme söz konusu olduğunda, bu, kadın gücünün almanın egoistik niteliğe, erkek gücünün ise ihsan etmenin özgecil niteliğine uyduğu anlamına gelmez.

Her insanda: hem erkek hem de kadın her iki güç de vardır.

Male And Female, Part 1

 

Arzuların Gelişimi, Bölüm 1

Arzuların Dört Seviyesi

Soru: İnsanlığın tüm tarihi, insan arzularının gelişim sürecidir. Baal HaSulam makalelerinde hem doğada hem de insanın içinde dört arzu seviyesi olduğunu yazıyor: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan. Bu nedenle, bu dört seviyeyi dışımızda görüyoruz.

Bu arzular nelerdir ve nitelikte ve nicelikte onların kaç tanesi vardır?

Cevap: Esas olarak, kendini doldurma arzusu doğanın her seviyesi için ortaktır. Doldurulacak olan şey, arzunun hissettiği eksikliğe ve ona tatmin ve haz hissi verecek olana bağlıdır.

Eğer bu arzu cansız bir seviyedeyse, kendini olduğu gibi gerçekleştirmek ister. Aynı zamanda, arzusuna bir şey ekleyemez veya çıkaramaz, sadece var olduğu gibi davranır. Bu arzu cansız olarak adlandırılır. Gelişemez, ama eksik olduğunu hissettiği her şeyi yerine getirmek, yani bir şeye yaklaşmak, kendini bir şeyden uzaklaştırmak ister. Bu şekilde çalışır.

Sonra arzu cansız seviyeden bitkisel olana kadar gelişir.

Bitkisel seviyede, arzunun kendisinde zaten değişiklikler vardır. Büyür, formunu değiştirir, kendini gerçekleştirmesi için her türlü destekleyici arzuları ve araçları yaratır. Bu nedenle, boyuna ve enine büyür, gelişir, güneşe, havaya ve suya doğru hareket eder. Kendini gerçekleştirmek için ilk baştaki arzusunu kontrol etme yeteneği kazanır. Bu arzuya bitkisel denir.

Ancak, yerinden hareket edemez; bir bitki gibi, ekildiği aynı yerde büyür. Oradan yayılabilir, ancak başlangıçtaki kökü, üst güç, bir şey veya dışsal biri tarafından dikildiği yerde kalır. Bu durumdan gelişmeye devam eder.

Yine de bu tür bir arzu çoğalabilir, çevreyi etkileyebilir ve çevreden etkilenebilir. Bu, doğanın dört hali – kış, ilkbahar, yaz ve sonbahar ile etkileşime giren bitkilere benzer. Ancak cansız arzu, bu yeteneğe sahip değildir.

Bitkisel arzu yayılıyor olmasından dolayı cansızdan farklıdır, ama şimdiye dek var olduğu aynı yerde kalır.

Bir sonraki arzu, canlı/hayvansaldır. O zaten bir yerden bir yere hareket edebilir, yani hareket özgürlüğü vardır. Doğal olarak, onun üremesi çok daha karmaşıktır, bir bitkinin koşullarıyla aynı koşullardan oluşmaz yani diğerleriyle bağ kurmak ister.

Canlı/hayvansal arzuda erkek ve kadın bireyler vardır ki hareket ederler, aralarında bir aile kurarlar, aktif olarak besin vb. ararlar. Burada,  bir yer için, bir tür ve bir dişi için zaten kavga vardır. Yani, bu arzu kendini en iyi şekilde gerçekleştirmek için bir dizi araca sahiptir.

Bir sonraki arzu seviyesi, önceki tüm arzuları içeren insandır. Ayrıca uygulamalarında özgür iradeye sahiptir ve hareket edebilir, birleşebilir, uzaklaşabilir, yaklaşabilir, ne için ve nasıl gelişebileceği konusunda hedefini değiştirebilir.

İnsan, arzuları ve onların yerine getirilmesi ile sınırlı değildir, her şey sadece ona bağlıdır. Bu nedenle onun: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan arzuları, ona tam bir özgürlük verir. O liderdir, doğanın kralıdır.

Evolution Of Desires, Part 1

 

Realite Önceden Belirlenmiş Midir?

Soru: Realitenin ne kadarı önceden belirlenmiştir? Özgür irademizin içinde ne var?

Cevap: Kesinlikle her şey bizim özgür irademizin içindedir ve kesinlikle her şey önceden belirlenmiştir. Yani program başlangıçta, en basit, temel bölümden giderek daha karmaşığa doğru verilir. Bu, doğanın temel yasalarından gelir. Bağlantı hızı bize bağlıdır.

Islahın içine girmemeliyiz. Bu bizim işimiz değildir. Mümkün olan her yerde bağ kurmak için çaba sarf etmeliyim, ancak hiçbir koşulda sıraya koymamalı ve bağın derecelerinin nasıl olması gerektiğini önceden belirlememeliyim. Sadece ileri itmeliyim.

Bana ıslah olmuş bir koşul olarak ne gösterilirse memnuniyetle karşılamalıyım.

Is Reality Predetermined?

 

Reenkarnasyondan Korkmak

Soru: Ölmekten korkmuyorum, ama tekrar doğmaktan korkuyorum. Yaradan’ın burada niyeti nedir?

Cevap: Yeniden doğmaktan korkuyorsunuz, çünkü doğum, anaokulu, kreş, okul, hastalıklar, aşılar, sorunlar, aşağılanmak vb. ni tekrar yaşamak zorunda olduğunuzu biliyorsunuz.

Bilge adamların oturdukları ve şöyle düşündükleri söylenir: “Kim daha mutlu: doğmuş kişi mi yoksa doğmamış kişi mi?” Ve doğmamış olanın daha mutlu olduğuna karar verdiler. Ama eğer doğduysan, o zaman görevini yerine getir ve bir daha asla doğma.

Fear Of Reincarnation

Genel Sistemin İdraki

Soru: Adem’in ortak ruhunda, herkes kendi rolüne ve parçaya sahiptir. Yaradan’ın ediniminin küçük bir derecesine ulaşmanın kaderim olduğunu varsayalım. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Tek bir bütünü oluşturan organizmanın hücresi olduğunuz için büyük veya küçük bir edinime sahip olup olmadığınız önemli değil.

Bu nedenle, tüm organizmayı hücrenizden hissedersiniz, öyle ki sistemin tüm faaliyetleri, tüm çalışmaları ve tüm planları, sizin tarafınızdan bu sisteme hangi ölçüde girdiğinize göre algılanır/idrak edilir.

Böyle bir durumda, tüm sistemi edinirsiniz. Bir şey elde edemediğinize dair bir hissiyatınız kalmaz. Tamamen bilgiyle dolu hissedersiniz.

Cognition Of The General System

İlhama Bağlı Olmadan

Not: Son zamanlarda bir atölye çalışmasında dost sevgisi hakkında konuştuk ve herkesin mantıktan değil de derin bir his ve anlayıştan yani kalpten konuştukları, bunun çok önemli olduğunu duydum ki bu onların geleceği ve bu yolu özverili bir biçimde izlemeye hazırlar…

Yorumum: Ben özellikle bu tür ifadeler tarafından güç almam. Farz edelim ki şimdi dostlar yükselişten, arzudan, özlemden, sevgiden ve dostluktan konuşuyorlar, onun ne kadar çabuk geçip gittiğini ve geriye ne kaldığını biliyoruz.

Ben, yaratılışımın başlangıcına ve sonuna dayanarak, ilhamımı inşa etmeyi seviyorum: Neredeyiz? Bunu nasıl başarabiliriz? – bir insanın bugün söylediği ve yarın belki söylemeyeceği şeyden değil.

Bu nedenle, her zaman sevgiyi, arzuyu, kabulü ve yüceliği geliştirebileceğim bir koşula sahip olmayı tercih ederim. Ancak bu, evrenin yapısına, onun yaratılış sebebine, amacına dayanmalıdır. O zaman, bu gerçekten sonsuz, evrensel ve mükemmel bir şeydir.

Tabii ki, her şey kişinin karakterine ve niteliğine bağlıdır, ancak şahsen ben yaradılışın başlangıcını ve sonunu, tüm yolu ve grubun yardımıyla nasıl üstesinden gelinebileceğini gösteren bir çizim yapmayı tercih ederim.

Bu yüzden, bana ne sorulmuş olursa olsun, her zaman derim ki: “Adem ile, onun gelişimiyle, birlikte onun yapısını eski haline getirmek zorunda olduğumuz gerçeğiyle başlayalım.” Bundan kaçamayız. Onun içindeyiz. Ve sonra ne yapılacağını açıklarım. Bu ilhama bağlı değildir. Bu realitedir.

Soru: O zaman, ölü koşuldayken tekrar düşünmeye mi başlarım: ortak ruhun yaratılması, Adam HaRishon’un kırılması, vesaire?

Cevap: Evet. Ama bu ölü koşulun neden verildiğini ve nereden geldiğini anlarsınız – sonsuz, mükemmel, ebedi ve gerçek olandan!

Without Depending On Inspiration

Mantığa Karşı

Soru: Neden Kabala hiçbir şey anlamamama rağmen, benimle akıl vasıtasıyla konuşmaktadır? Üst dünyayı hissetmeme rağmen, neden değişime ihtiyacı var ve duygular düzeyinde çalışır?

Cevap: Çünkü hislerimiz yeni bir akla yol açar. Mantık, yeni arzuların ve hislerin sonucudur.

Bazı nedenlerden dolayı, hislerin ve aklın birbirine zıt olduğuna inanırız. Öyle değildir! Duygularım, yani arzularım ve içlerinde hissettiğim şeyler gerçekte benim aklımı belirler. Var olmak, bilinci belirler.

Arzuları ve onların yerine getirilmelerini değiştirme yoluyla, aklım değişir. Ve eğer değişmezse, o zaman mantık ötesi inançla ona karşı gidebilirim. Akıl benim için kutsal değildir, ancak bazen duygulardan daha önemlidir, çünkü bana belli bir derece verir ve ben aklımı baskılarım ve onun üzerine çıkarım.

Mantık şöyle der: “Bilginizi, arzularınızı genişletin ve onlarla çalışın” ve ben cevap veririm: “Hayır, onlarla çalışmak istemiyorum, çünkü cevabı vermiyorlar. Farklı bir yoldan gitmek zorundayım. ”

Mantığa karşı, ne anlama gelir? Ben aklımı yok etmem; sadece gördüğümün beni sınırlandırmadığını söylerim. Ondan bir adım daha yükseğe tırmanmak zorundayım.

Aklın üzerinde bir adım ne, bilmiyorum. Kendimden daha yüksek bir şey düşünebilir miyim? Böylece hislerime başvururum ve şunu derim: “Egoist hislerim yanlış. Ben alma değil, ihsan etme niteliğine göre gideceğim. Sonuca ulaşmamın tek yolu budur. Ve sonra aklım değişecek. ”

Bizler akıl vasıtasıyla, yukarıdan etkileniriz. Ben hislere başvururum ve onların üzerinden ihsan etme niteliğine giderim. Ve sonra yeni bir seviyeye ulaşırım: yeni hislere ve yeni bir akla.

Counter To Reason

Hatalar Üzerine Çalışmak

Soru: Ne sıklıkta bir konuda yanıldığınızı fark ediyorsunuz/ anlıyorsunuz?

Cevap: Çok sık. Ancak bundan bazı sonuçlar çıkarmaya çalışıyorum, düzeltiyorum ve devam ediyorum.

Prensip olarak, sonraki her adım bir öncekinin düzeltilmesine dayanmalıdır. Düzeltme, hatalarınızı takdir ederseniz/anlarsanız mümkündür.

Bu yüzden şöyle denir: “Yeryüzünde iyi ve günah işlememiş Hak’tan yana bir insan yoktur.” Yani, her adımımız şunlardan oluşmalıdır: hata- düzeltme, hata- düzeltme. Bu şekilde ilerleriz.

Bu nedenle, öğrencilerime sık sık şunu söylerim: “Böyle yapmaya değip değmeyeceğini kontrol ederim. Hadi birlikte düşünelim, belki bu sizin için çok zor. Belki bir adım geriye gideceğiz.”

Bunu saklamıyorum; çünkü insanlara doğru ilerlemenin nasıl doğru bir şekilde yapıldığını öğretmek için gereklidir. Dahası, bu sadece hatalar yoluyla olabilir. Hatalar üzerine çalışmak, en önemli şeydir.

Work On The Mistakes

Tükenmez Enerji Nasıl Elde Edilir?

Soru: Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji dengesi nedir? Üretimleri için gerekli olandan daha fazla enerji sağlıyorlar mı?

Cevap: Doğadan elde edilen her türlü enerjiyi, bir veya iki oranında, olası üretkenliklerinin maksimum yüzde beşini kullanıyoruz. Bunun nedeni ise biz doğayı egoistçe kullanıyoruz.

Ama doğaya özgecil davransaydık, doğanın bizimle ilgili olan aynı prensibine göre, dengeli bir şekilde çalışabilseydik, o zaman karşılığında %100 aynı düzeyde doğa ile ilgili olarak, doğadan arzu edilenin %100’ünü alabilirdik.

Doğa, bize özgecil olarak davranır ve eğer bizler de tüm dünyaya, tüm insanlığa, karşılıklı olarak, sevgiyle, “komşunu kendin gibi sev” prensibine göre davransaydık, o zaman doğadan çok daha fazla enerji alabilirdik, doğa ile dengeye ulaşabilir ve hiçbir şeyde eksiklik hissetmezdik.

Uyumlu ve bütünleşik bir şekilde doğaya katılırdık ve olumsuz bir şey yerine ondan olumlu bir tepki alırdık. Günümüzde doğa, sanki enerji kaynaklarının küçük bir bölümünü bize vermek zorunda gibi bizimle isteksizce paylaşmakta.

Ancak doğa ile bir kez dengeye ulaştığımızda, her bir atomda mevcut olan tükenmez enerjiyi alabileceğiz. Dolayısıyla, özünde sadece bu konuda, mevcut metodolojinin düzeltilmesi ve gelecek için çözüm yatmaktadır.

How To Get Inexhaustible Energy?

Dünyam, Arzuların Bir Koleksiyonudur

Soru: Kabalistler her şeyi arzular olarak adlandırır. Bir masanın aynı zamanda bir arzu olduğunu ve etrafımızda gördüğümüz her şeyin arzular olduğunu açıkladığınızda bilim insanları bile bunu anlamakta güçlük çekerler.

Cevap: Elbette, herhangi bir nesne belirli bir arzudur, yani birbiriyle uyumlu bir bağlantıda var olan bir atom topluluğudur. Fakat bu masa hangi formda var olmaktadır? Arzu formunda. O, benim arzularımda hissedilir ve bunun dışında hiçbir şey yoktur.

Soru: “Benim içimde” ne anlama geliyor? Masayı dışımda görebiliyorum.

Cevap: Size kendi dışınızda görüyormuşsunuz gibi geliyor. Aslında onu kendi içinizde hissediyorsunuz. Tıpkı yıldızlar ve diğer büyük cisimleri hissettiğiniz gibi.

Tam olarak içinizde cansız, bitkisel, hayvansal ve insan arzuları olduğu için, kendi içinizde onları çeşitli kombinasyonlarda hissedersiniz ve onları ‘’benim dünyam’’ diye adlandırırsınız. Dışınızda, içinizdeki bu tür resimleri etkileyen ve neden olan kuvvetler dışında hiçbir şey yoktur. Şu an etrafınızda hissettiğiniz her şey sizin içinizde var olmaktadır.

My World Is A Collection Of Desires