Category Archives: Realite

Yeni Bir Realite Nasıl Yaratılır?

Soru: Bu yıl Haziran ayında, işadamı Elon Musk yine insanlığın bir bilgisayar simülasyonunda yaşadığını ve realiteden ayırt edilemeyen başka bir görüntüleme cihazı yaratılması gerektiğini beyan etti, aksi takdirde insanlık var olmaktan vazgeçecek.

O haklı mı? İnsanlığın mevcut simülatörü yeniden başlatması mı gerekiyor yoksa yeni bir simülatör oluşturması mı gerekiyor? Yoksa başka bir çıkış yolu var mı?

Cevap: Bir simülatör içerisinde, bazı matriste yaşadığımızı söylemek mümkündür, ancak bu kanıtlanamaz. Sadece bu koşuldan çıkan ve durumumuzu dışarıdan gören bir kişi bunu kanıtlayabilir.

Kabala’nın bilgeliği bunu yapmayı mümkün kılar. Fakat bu bizim koşulumuza, yaratılışımıza ait değildir. Elon Musk gibi insanları doğru varsayımlarda bulunduklarını söylemek mümkündür, ancak bu varsayımların tüm mantığı ve temelleri, hepsi dünyamıza bağlı olan insan ruhu ve psikolojimiz üzerine kurulmuştur.

Kişi, onu çevreleyen realitenin bir yansıması olmayacak bir şey yapamaz. Eller, gözler vb. olmadan dünya dışı bir yaratık “çizemez”.

Bir matriste olduğumuzu söylemek mümkündür. Onu terk edebilir, bir başkasına geçebilir, bu tür birçok koşullara ilerleyebiliriz. Fakat her durumda, o mevcut psikolojimizdeki bir şey üzerine kurulu olamaz, çünkü her durumda hayal edilmiş bir görüntü olacaktır.

Bizi kendi “ben” imizden koparmak için bizi etkileyecek ve gerçekten içimizde yeni özellikler yaratacak bir dış güç gerekir ve böylece yeni bir realiteye sahip olacağız.

How To Create A New Reality

İki Dünyada Var Oluş

Soru: Eğer yaşadığımız realite, tatlı ve harika, manevi realiteye kıyasla, tatsız ve umutsuzsa, neden bu dünyaya öyle çaresizce acılı bir şekilde tutunuyorum? Ondan kopmak neden çok zor?

Cevap: Bu dünyadan kopmamalıyız. Bu dünyada yaşamak zorundayız ve aynı zamanda üst dünyaya, Yaradan’a ulaşmaya başlamalıyız. Bu, büyük bir katılma ve iki dünyanın birleşmesi olacaktır.

Existing In Two Worlds

İnsan Zihni ve Realitenin Algısı

Soru: Duyular yoluyla gerçeklik algısı hakkında konuşurken, biz neredeyiz ve beynin işlevi nerededir?

Cevap: Doğa tarafından bize verilen beş duyu ile bilgiyi algılıyoruz. Bu bilgiler bizim içimizde toplanmakta ve kişiye dışında var olanları hissettirmektedir.

Eğer bu duyular ortadan kaldırılırsa, kişi tüm realiteyi algılamayı durduracak ve etrafında olanları açıklayamayacaktır.

The Human Mind And The Perception Of Reality

Özgecil Eylemler

Soru: Eylemlerin özgecil olup olmadığını bilmek mümkün mü?

Cevap: Kişide özgecil bir davranış ortaya çıktığında, Yaradan ifşa olur. Eğer ihsan etme niyeti bir kişide görünürse, bu niyetin yoğunluğuna uygun olarak form eşitliği ilkesine göre Yaradan hemen ifşa olur.

Altruistic Actions

Tüm Dünya İçimizdedir

Soru: Kabala ilmi, bir içsel gözlemci kavramına değinir mi, eğer öyleyse, bir şey hisseden kişi ve bunu hissettiği yer arasında bir fark var mıdır?

Cevap: Kişi Kabala ilmini çalışmaya başladığında, dışındaki dünyayı, içindeki dünyaymış gibi hisseder.

Dışarıdaymış gibi görülenler, bize dışarıdan yansıtılan içsel özelliklerimizden başka bir şey değildir. Kendimizi, içsel niteliklerimizi, cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyedeki yaratılış sistemimizin parçalarını, bizim için dışarıda olan dünyada görürüz.

Bu, Kabala Bilgeliğinde ve aynı zamanda bize doğanın bütün sırlarını anlatan, 2000 yıl önce yazılmış özel bir kitap Zohar’da kanıtlanmıştır. “Zohar Kitabına Giriş” de der ki, bize dışarıdaymış gibi görünen bu dünya, bir yanılsamadır ve aslında içimizde olandır.

Bunu algılamak çok zordur. Bilim adamlarının bugün keşfediyor oldukları izafiyet teorisi, evrenin karşılıklı bütünselliğini açıklar ve tek boyutludur; bu zaten binlerce yıl önce Kabala Bilgeliği tarafından tanımlanmıştır.

The Whole World Is Inside Us

Doğanın Tek Gücünü Görmek

Tora (On emir kitaplarının beşincisi, 05:08 bölümünde): Siz kendiniz için bir put ya da yukarıdaki göğün, aşağıdaki yeryüzünün veya toprak altında suyun bir benzerini yapmamalısınız.

Doğanın özeliği olarak hayal edebildiğimiz her şey Yaradan’dan gelir ve kendini bize durağan, bitkisel, hareketli veya insan biçiminde gösterir. Doğada kendi başına bir değere, güce, iradeye ve köke sahip hiçbir şey yoktur. Her şey Yaradan denilen tek bir güç tarafından kontrol edilir.

Maddi gerçeklik kendini her birimize tamamen öznel ilişkide gösterir ve o, biz doğamızı bencillikten özgeciliğe değiştirdiğimiz ölçüde değişir.

Kendimizi düzeltirken, dünyamıza baştan sona bakacağız ve sıradan insanların gördüğünün tamamen zıddını göreceğiz; nesneleri kontrol eden güçler bizi çevreler.

Onlar sayesinde bağlanmamız gereken bir tek güç, bir tek irade olduğunu fark edeceğiz. Yeryüzünde tüm hayatımız, sadece onunla, bu tek üst güçle birleşmek için gereklidir.

http://laitman.com/2016/07/to-see-a-single-force-of-nature

SIRADAN BİR RÜYA

SORU: Sıradan bir rüya görmek egoisttik midir yoksa insan tarafından hissedilen realitenin daha derin sezgisi midir?

CEVAP: Beynin bizim dünyamızın algısı ve üst dünyanın algısını ayırt ettiği ve bilginin doğru depolanmasıyla ilgili olan, bunların hepsinin içinde toplandığı rüyalar hariç; sıradan bir rüya, kişinin deneyimlediği  diğer  koşullardan farklı değildir.

SORU: Rüyaya dalmak veya daha fazla ya da daha az uyumak egoisttik bir seviye midir?

CEVAP: Ne eksik ne fazla… Rüya, sadece beynin kendisini düzenlediği basit bir dünyevi durumdur. Bu gerçekten uyku sırasındaki bir çok çalışmayla ilgilidir ve bunun için fırsat sağlamak gerekir.

SORU: Kabala Bilgeliği bir insanın ömrünün üçte birini neden uykuda geçirdiğini açıklıyor mu?

CEVAP: Tabi ki, Kabala Bilgeliği’nde uyku hakkında bir çok yazı vardır. Uyku hali ikiye ayrılır: Fiziksel ve manevi. Kabala Bilgeliği bu durumun içimizde nasıl olduğunu ve hangi manevi kaynaktan çıktığını inceler. Sonuçta dünyamızdaki her şeyin manevi bir kökü vardır.

Kabala dünyada olan her şeyin manevi kökünü araştırır. RÜYANIN MANEVİ KÖKÜ; KAPTAN, ARZUDAN  IŞIĞI ÇIKARMADIR. YANİ TEMELDE SADECE İÇİNDE KÜÇÜK BİR PARÇA IŞIK KALIR. SONRA KAP, 1/60’I ÖLÜM OLAN, “RÜYA” DENEN PASİF KONUMA GEÇER.

Gelecek Dünya, Şimdi ve Burada

thumbs_laitman_562_03Soru: Şu anda yaşamımda görmekte olduğum dünya, hangi yönden, gelecek olan dünyadan şu söylenildiği gibi farklıdır: “Dünyanı hayatında göreceksin,” (Berahot 17a)

Şu anda ben canlıyım ve herkesin görmekte olduğunu görüyorum, nefretle dolu bir dünya. Bu, tüm sistemi bir ayrılık, nefret ve ilişkilerimizde birbirimize karşı güvensizlik durumuna getiren, engin, uçsuz bucaksız bilgisayardan, bahsetmiş oldukların hakkında, ne çeşit bir faydam vardır?

Cevap: Bu tüm devasa büyük, daha üst mekanizmayı ve bizleri, O’nun seviyesine yükselerek, O’nun gibi olacağımız gelişime getirmek için bizlerle nasıl oynadığını anlıyorum. Denmiştir ki, “ Çocuklar, cennetteki babalarına (Yaradan) geri dönecektir,” (Vayikra Rabbah 1:3) Sonrasında, O’nu haklı çıkarırım, O’nu anlarım ve şimdi, beklemeye gerek kalmadan, her zaman o seviyede yaşamak için, ne şekilde davranmam gerektiğini görürüm.

Kabala bilgeliğini çalışmaya başladığım anda, bunu yöneten gücün seviyesine yükselme olasılığım vardır. [158743]
Israeli Radyo Programı 103FM, 12/04/2015

Tüm Evren İnsanın İçindedir

thumbs_laitman_433_02Soru: Neden Kabala Bilgeliği, kişiyi parametrelerden biri olarak çalışmanın içine getirip, tüm evren üzerinden doğanın tüm kanunlarını araştırır?

Cevap: Bu çalışmayı gerçekleştirmek için başka bir fırsatımız var mı ya da bedenimizden dışarı çıkmak gibi? Dünyanın tüm resmi, içimde sadece hislerim olarak belirir. Ve eğer ben yok olursam, o zaman resim de benimle bağlantılı olarak yok olacaktır.

Bu dünya ben olmadan mevcuttur ve eğer böyleyse benim onu gördüğüm şekilde mi vardır ya da farklı başka bir formda, söyleyemediğim farklı dalga boylarında mı? Ben hâlâ herşeyi vücudum üzerinden algılıyorum.

Soru: Bir Kabalist dünyayı nasıl görür?

Cevap: Kabala Bilgeliği “almanın” bilimidir, yani, bir Kabalist, kişinin gerçekliği algılamasını araştırır. Belli bazı aksiyonlar sayesinde, kişi kendini değiştirmeye başlar ve içsel değişikliklerine bağlı olarak, kişinin dünya görüşünün de nasıl değiştiğini araştırır.

Bir Kabalist, kişinin içsel özelliklerini, arzusunun şeklini, algılamasını, dışarıda onu çevreleyen gerçeklikte  neler olduğunu ve bunlarla nasıl iletişime geçeceğini değiştirir. Kişi, arzularıyla ve dışsal gerçeklikle olan bağlantısıyla, bunların üzerine yeni dünyaların inşa olacağı şeklinde  çalışmaya başlar.

Şimdi, bir çok farklı nesneler ve olayları içeren geniş bir dünya içerisinde olduğumuzu hissediyoruz. Arzularıyla aktif olarak çalışmaya başlayan kişi, bunlar üzerinde yeni bir dünya, yeni bir gerçeklik inşa eder.

Kişi, fiziksel bedeni içerisinde yaşamaya ve beş duyu organı vasıtası ile dünyevi resmi algılamaya hâlâ devam eder. Bu resim, gerekli temel olarak sabittir. Ancak, buna ek olarak, Kabalist, ilave dünyayı onlarla hissedeceği yeni beş duyusunu yaratır.  Kabalist, beş fiziksel duyu organında varolan bedenine ilave olarak, bu yeni dünyayı görür, hisseder, onunla çalışır ve içinde yaşar.

Bu yeni duyu, üst dünya ya da manevi dünya olarak adlandırılır. Ve beş fiziksel duyusuna göre, kişinin daha önce varolduğu ve orada kaldığı, eski algılama, bu dünya ya da dünyamız olarak adlandırılır.

Eğer, “bedenimiz dışındaki”, bu ilave beş duyusal algılamaya sahip başka kişiler de varsa, bu kişiler birbirleriyle iletişime geçebilirler.

Soru: Eğer benim tarafımdan algılanan bütün dünyanın resminin, içsel özelliklerime göre olduğunun farkına varabilseydim, bu bana yeni bir çok olaylar açabilecek miydi?

Cevap: Herşeyden önce, tüm algılamanın kişiye, gözlemciye bağlı olduğu konusunda hemfikir olmalıyız. Ve eğer hiç bir insan olmasaydı, bu evrenin gerçekliğini ifşa edemeyecekti. Evren, sadece bizim algılamamızda mevcuttur.

İnsanların dünyada ortaya çıkmalarından ve onu keşfetmelerinden önce var değildi. Nihayetinde, evren sadece kişi ile olan ilişkisine göre ortadadır. Örnek olarak, 10 yıl kadar önce, evrenin 14 milyar yıl önce ortaya çıktığını öğrenmiştim. Ancak aslında, bu gerçekliği, bu gerçekliğin objektif olarak zaman ve yer gibi sınırlamalarına karşı aklımda algılayan benim. Tüm bunlar görecelidir ve sadece kişinin içinde mevcuttur.

Kab TV “Dünyaların Buluşması” 05.12.2014

Bir Kabalist’in Gizli Uygulamaları

Soru: Kabala Bilgeliği’ne niçin gizli bilgelik adı verilir? Bir Kabalist’in gizli çalışması nedir?

Bir Kabalist’in uygulamalı çalışması şu şekilde olur: o bir asansör gibi, egosunun seviyelerinde veya ihsan ediş seviyelerinde inebilir ve çıkabilir.

En alt kattan egoya kadar düşebilir ve daha sonra da zemin kata yükselebilir ve 125 basamağı tırmanmaya başlayabilir.

Bununla birlikte, kişinin içinde her çeşit içsel değişimler olur. Bir çocuk seviyesinden, bir genç seviyesine, yetişkin veya yaşlı bir adam seviyesine yükselme fırsatı olur ve bundan sonra da yeniden en alt seviyelerden birine kadar devamlı olarak inebilir.

Kabalistlere ilişkin merdiven üzerinde inişte veya çıkışta, içinizdeki tüm parametreleri ve özellikleri değiştirebilmeniz mümkün olup, kendi içinizde bunu ayırabilir ve değiştirebilirsiniz. Bizler sanki bir programcı gibiyiz, kendimizi yönetiriz ve her seferinde de dünyayı aynı şekilde ve aynı biçimde, hedeflediğimiz şekilde görürüz. Bunlara da Kabalistler’in gizli uygulamaları adını verebiliriz.

Bizler dünyamızın çerçevesi içerisinde bulunuyorsak, zaman içinde, uzay ve dünyalar içerisinde zamanlara göre; bizler dinazorlar devrinde kendimizi bulabilir ve aramızdaki bütün seviyeleri seyredebiliriz.

Büyük Kabalist Baal HaSulam, dünya kürenin yaratılış tarihini ve onun tüm oluşum periyotlarını yazılarında anlatmıştı. Fakat kendisi bunu yapabildi. Jeoloji tahsilini yapmış olduğundan dolayı değil, çünkü bütün bu seviyeleri görmüş olduğundan dolayı bunu yapabildi.

Bunların içine girebilmek kendisi için zor değildi. Sanki eline dürbünü, mikroskobu veya teleskobu almıştı. Nitekim kendisinin kişisel ve içsel aygıtlarına göre, o her devri görebilmek ve edinebilmek için doğru şekilde kendisini odakladı.

Bütün bunlara gizli Kabalist uygulamaları adı verilir. Aslında bütün bunlar gizli değildir. Fakat bir Kabalist bunu diğerlerine nakledemez veya ifade edemez. Yalnızca kendisi için bunu kullanabilir, çünkü bunlar onun içsel özellikleridir. Herkes kendi içsel vizyonunun alanını genişletmeyi öğrenebilir. Bunu yapabilmek için de, metotsal açıdan, ciddi şekilde Kabala Bilgeliği ile ilgilenmesi ve kendisini bir Kabalist’e dönüştürmesi gerekir.

Böylece kendisini doğru şekilde odakladığında, kişi kendisi dışına çıkabilir ve dünyamız üzerinde, evrimin her safhasında seyahat edebilir. Nitekim dünyamız bizim için küçücük, önemsiz ve gri olup,  Kabala Bilgeliği’ne göre ise, dünyamız yalnızca bizim düzeltilmemiş algılayışımız ve hayal gücümüz içinde yaşar.

22.10.2014 tarihli Kabtv’den ”kısa hikayeler”

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234