Category Archives: Realite

Reenkarnasyondan Korkmak

Soru: Ölmekten korkmuyorum, ama tekrar doğmaktan korkuyorum. Yaradan’ın burada niyeti nedir?

Cevap: Yeniden doğmaktan korkuyorsunuz, çünkü doğum, anaokulu, kreş, okul, hastalıklar, aşılar, sorunlar, aşağılanmak vb. ni tekrar yaşamak zorunda olduğunuzu biliyorsunuz.

Bilge adamların oturdukları ve şöyle düşündükleri söylenir: “Kim daha mutlu: doğmuş kişi mi yoksa doğmamış kişi mi?” Ve doğmamış olanın daha mutlu olduğuna karar verdiler. Ama eğer doğduysan, o zaman görevini yerine getir ve bir daha asla doğma.

Fear Of Reincarnation

Genel Sistemin İdraki

Soru: Adem’in ortak ruhunda, herkes kendi rolüne ve parçaya sahiptir. Yaradan’ın ediniminin küçük bir derecesine ulaşmanın kaderim olduğunu varsayalım. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Tek bir bütünü oluşturan organizmanın hücresi olduğunuz için büyük veya küçük bir edinime sahip olup olmadığınız önemli değil.

Bu nedenle, tüm organizmayı hücrenizden hissedersiniz, öyle ki sistemin tüm faaliyetleri, tüm çalışmaları ve tüm planları, sizin tarafınızdan bu sisteme hangi ölçüde girdiğinize göre algılanır/idrak edilir.

Böyle bir durumda, tüm sistemi edinirsiniz. Bir şey elde edemediğinize dair bir hissiyatınız kalmaz. Tamamen bilgiyle dolu hissedersiniz.

Cognition Of The General System

İlhama Bağlı Olmadan

Not: Son zamanlarda bir atölye çalışmasında dost sevgisi hakkında konuştuk ve herkesin mantıktan değil de derin bir his ve anlayıştan yani kalpten konuştukları, bunun çok önemli olduğunu duydum ki bu onların geleceği ve bu yolu özverili bir biçimde izlemeye hazırlar…

Yorumum: Ben özellikle bu tür ifadeler tarafından güç almam. Farz edelim ki şimdi dostlar yükselişten, arzudan, özlemden, sevgiden ve dostluktan konuşuyorlar, onun ne kadar çabuk geçip gittiğini ve geriye ne kaldığını biliyoruz.

Ben, yaratılışımın başlangıcına ve sonuna dayanarak, ilhamımı inşa etmeyi seviyorum: Neredeyiz? Bunu nasıl başarabiliriz? – bir insanın bugün söylediği ve yarın belki söylemeyeceği şeyden değil.

Bu nedenle, her zaman sevgiyi, arzuyu, kabulü ve yüceliği geliştirebileceğim bir koşula sahip olmayı tercih ederim. Ancak bu, evrenin yapısına, onun yaratılış sebebine, amacına dayanmalıdır. O zaman, bu gerçekten sonsuz, evrensel ve mükemmel bir şeydir.

Tabii ki, her şey kişinin karakterine ve niteliğine bağlıdır, ancak şahsen ben yaradılışın başlangıcını ve sonunu, tüm yolu ve grubun yardımıyla nasıl üstesinden gelinebileceğini gösteren bir çizim yapmayı tercih ederim.

Bu yüzden, bana ne sorulmuş olursa olsun, her zaman derim ki: “Adem ile, onun gelişimiyle, birlikte onun yapısını eski haline getirmek zorunda olduğumuz gerçeğiyle başlayalım.” Bundan kaçamayız. Onun içindeyiz. Ve sonra ne yapılacağını açıklarım. Bu ilhama bağlı değildir. Bu realitedir.

Soru: O zaman, ölü koşuldayken tekrar düşünmeye mi başlarım: ortak ruhun yaratılması, Adam HaRishon’un kırılması, vesaire?

Cevap: Evet. Ama bu ölü koşulun neden verildiğini ve nereden geldiğini anlarsınız – sonsuz, mükemmel, ebedi ve gerçek olandan!

Without Depending On Inspiration

Mantığa Karşı

Soru: Neden Kabala hiçbir şey anlamamama rağmen, benimle akıl vasıtasıyla konuşmaktadır? Üst dünyayı hissetmeme rağmen, neden değişime ihtiyacı var ve duygular düzeyinde çalışır?

Cevap: Çünkü hislerimiz yeni bir akla yol açar. Mantık, yeni arzuların ve hislerin sonucudur.

Bazı nedenlerden dolayı, hislerin ve aklın birbirine zıt olduğuna inanırız. Öyle değildir! Duygularım, yani arzularım ve içlerinde hissettiğim şeyler gerçekte benim aklımı belirler. Var olmak, bilinci belirler.

Arzuları ve onların yerine getirilmelerini değiştirme yoluyla, aklım değişir. Ve eğer değişmezse, o zaman mantık ötesi inançla ona karşı gidebilirim. Akıl benim için kutsal değildir, ancak bazen duygulardan daha önemlidir, çünkü bana belli bir derece verir ve ben aklımı baskılarım ve onun üzerine çıkarım.

Mantık şöyle der: “Bilginizi, arzularınızı genişletin ve onlarla çalışın” ve ben cevap veririm: “Hayır, onlarla çalışmak istemiyorum, çünkü cevabı vermiyorlar. Farklı bir yoldan gitmek zorundayım. ”

Mantığa karşı, ne anlama gelir? Ben aklımı yok etmem; sadece gördüğümün beni sınırlandırmadığını söylerim. Ondan bir adım daha yükseğe tırmanmak zorundayım.

Aklın üzerinde bir adım ne, bilmiyorum. Kendimden daha yüksek bir şey düşünebilir miyim? Böylece hislerime başvururum ve şunu derim: “Egoist hislerim yanlış. Ben alma değil, ihsan etme niteliğine göre gideceğim. Sonuca ulaşmamın tek yolu budur. Ve sonra aklım değişecek. ”

Bizler akıl vasıtasıyla, yukarıdan etkileniriz. Ben hislere başvururum ve onların üzerinden ihsan etme niteliğine giderim. Ve sonra yeni bir seviyeye ulaşırım: yeni hislere ve yeni bir akla.

Counter To Reason

Hatalar Üzerine Çalışmak

Soru: Ne sıklıkta bir konuda yanıldığınızı fark ediyorsunuz/ anlıyorsunuz?

Cevap: Çok sık. Ancak bundan bazı sonuçlar çıkarmaya çalışıyorum, düzeltiyorum ve devam ediyorum.

Prensip olarak, sonraki her adım bir öncekinin düzeltilmesine dayanmalıdır. Düzeltme, hatalarınızı takdir ederseniz/anlarsanız mümkündür.

Bu yüzden şöyle denir: “Yeryüzünde iyi ve günah işlememiş Hak’tan yana bir insan yoktur.” Yani, her adımımız şunlardan oluşmalıdır: hata- düzeltme, hata- düzeltme. Bu şekilde ilerleriz.

Bu nedenle, öğrencilerime sık sık şunu söylerim: “Böyle yapmaya değip değmeyeceğini kontrol ederim. Hadi birlikte düşünelim, belki bu sizin için çok zor. Belki bir adım geriye gideceğiz.”

Bunu saklamıyorum; çünkü insanlara doğru ilerlemenin nasıl doğru bir şekilde yapıldığını öğretmek için gereklidir. Dahası, bu sadece hatalar yoluyla olabilir. Hatalar üzerine çalışmak, en önemli şeydir.

Work On The Mistakes

Tükenmez Enerji Nasıl Elde Edilir?

Soru: Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji dengesi nedir? Üretimleri için gerekli olandan daha fazla enerji sağlıyorlar mı?

Cevap: Doğadan elde edilen her türlü enerjiyi, bir veya iki oranında, olası üretkenliklerinin maksimum yüzde beşini kullanıyoruz. Bunun nedeni ise biz doğayı egoistçe kullanıyoruz.

Ama doğaya özgecil davransaydık, doğanın bizimle ilgili olan aynı prensibine göre, dengeli bir şekilde çalışabilseydik, o zaman karşılığında %100 aynı düzeyde doğa ile ilgili olarak, doğadan arzu edilenin %100’ünü alabilirdik.

Doğa, bize özgecil olarak davranır ve eğer bizler de tüm dünyaya, tüm insanlığa, karşılıklı olarak, sevgiyle, “komşunu kendin gibi sev” prensibine göre davransaydık, o zaman doğadan çok daha fazla enerji alabilirdik, doğa ile dengeye ulaşabilir ve hiçbir şeyde eksiklik hissetmezdik.

Uyumlu ve bütünleşik bir şekilde doğaya katılırdık ve olumsuz bir şey yerine ondan olumlu bir tepki alırdık. Günümüzde doğa, sanki enerji kaynaklarının küçük bir bölümünü bize vermek zorunda gibi bizimle isteksizce paylaşmakta.

Ancak doğa ile bir kez dengeye ulaştığımızda, her bir atomda mevcut olan tükenmez enerjiyi alabileceğiz. Dolayısıyla, özünde sadece bu konuda, mevcut metodolojinin düzeltilmesi ve gelecek için çözüm yatmaktadır.

How To Get Inexhaustible Energy?

Dünyam, Arzuların Bir Koleksiyonudur

Soru: Kabalistler her şeyi arzular olarak adlandırır. Bir masanın aynı zamanda bir arzu olduğunu ve etrafımızda gördüğümüz her şeyin arzular olduğunu açıkladığınızda bilim insanları bile bunu anlamakta güçlük çekerler.

Cevap: Elbette, herhangi bir nesne belirli bir arzudur, yani birbiriyle uyumlu bir bağlantıda var olan bir atom topluluğudur. Fakat bu masa hangi formda var olmaktadır? Arzu formunda. O, benim arzularımda hissedilir ve bunun dışında hiçbir şey yoktur.

Soru: “Benim içimde” ne anlama geliyor? Masayı dışımda görebiliyorum.

Cevap: Size kendi dışınızda görüyormuşsunuz gibi geliyor. Aslında onu kendi içinizde hissediyorsunuz. Tıpkı yıldızlar ve diğer büyük cisimleri hissettiğiniz gibi.

Tam olarak içinizde cansız, bitkisel, hayvansal ve insan arzuları olduğu için, kendi içinizde onları çeşitli kombinasyonlarda hissedersiniz ve onları ‘’benim dünyam’’ diye adlandırırsınız. Dışınızda, içinizdeki bu tür resimleri etkileyen ve neden olan kuvvetler dışında hiçbir şey yoktur. Şu an etrafınızda hissettiğiniz her şey sizin içinizde var olmaktadır.

My World Is A Collection Of Desires

“Hayat” Olarak Adlandırılan Oyunun Amacı

Soru: Eğer tüm hayatımız bir oyunsa, o zaman oyunun bazı kuralları olmalı. Lütfen bu kuralları listeleyin.

Cevap: “Hayat” olarak adlandırılan oyunun amacı, birbiriyle bağ kurmak ve maksimum sayıda nokta toplamak. Daha birçok belirli eylemler olmasına rağmen, bu en önemli “hareket” tir.

Soru: Bağ konusunda bu kadar özel olan nedir?

Cevap: Bağda kişi, dünyanın bir sonraki algı seviyesine yükselir. Her zaman bu olur, kişinin aklı/düşüncesi çoğalır.

Soru: Kişi bu dünyada aklını kaybetmeden, Yaradan’ın bütün sonsuz koşullarını nasıl ifşa edebilir?

Cevap: Endişelenmeyin, ilk önce duyusal ve zihinsel organlarınızı genişletmediğiniz sürece hiçbir şeye ulaşamayacaksınız. Bu nedenle, duyularınız her zaman, hissettiğiniz bir şey için hazır olacak. Yapabilecekleri ve hazır olduklarından daha fazlasını asla almayacaklar. Bu şekilde kişinin aklını kaybetme şansı yoktur.

The Purpose Of The Game Called “Life”

Herkesin Kendi Gerçekliği Vardır

Soru: Bizim algımızdan bağımsız olarak var olan, herhangi bir üst gerçeklik var mı?

Cevap: Bir üst gerçeklik vardır. Eğer birisi onu anlarsa/algılarsa, o zaman o, ona göre var olur. Eğer kişi bunu anlamazsa/algılamazsa, o zaman onun için mevcut değildir.

Şimdi hepimiz dünyevi gerçekliği aynı şekilde hissediyoruz, çünkü bizler aynı egoist seviyedeyiz.

Soru: Özgecil bir seviyede, bizler tek bir gerçeklik mi hissedeceğiz, yoksa herkes kendi gerçekliğini mi hissedecek?

Cevap: Birlikte birbirimizi ve tek gerçekliği hissedeceğiz. Dahası, herkes kendi gerçekliğine sahip olacak ama hepsi benzer olacak.

Everyone Has Their Own Reality

İnsanlığın Bilinçsiz Gelişimi

Soru: On binlerce yıldır insanlığın bilinçsiz gelişiminin sebebi nedir?

Cevap: Sanki bu bize çok uzun bir zaman dilimi gibi görünüyor. Aydınlık ve karanlık arasındaki farkı açıklığa kavuşturmak için evren ve cansız, bitkisel ve hayvansal doğa tam olarak gelişmiştir.

Bu başlangıçta atomlar ve moleküller gibi en düşük cansız seviyede gerçekleşti. Ondan sonra, doğanın çeşitli biyolojik ve zoolojik bileşenlerinde, bitkisel ve hayvansal seviyelerde devam etti. Daha sonra, dünyamızın insan seviyesinde, sadece fizyolojide değil, aynı zamanda insan psikolojisinde de yer aldı.

Ancak bundan sonra kişi, manevi bir seviyede araştırma yapmaya layık olmaya yaklaşabilir.

The Unconscious Development of Humanity