Category Archives: Medya

Krizler Kişinin Bilincini Değiştirir

Soru: Bugün milyonlarca insan neden bahsettiğinizi anlıyor ama sadece kanunları koyan politikacılar kamunun düşüncesini değiştirebilir. Ve onlar medya tarafından seçilirler. Dahası, medya zenginlerin elindedir ve zenginler hiçbir şeyi değiştirmek istemezler. Bunun bir kısır döngü olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumdan bir çıkış var mı?

Cevap: Doğa bize çıkış yolunu söylüyor. Yine de bizi büyük bir patlamaya, egoizme, hayal kırıklığına götürecektir. Ve o zaman her şeyi değiştirebiliriz. Güç ve paradan oluşan hiçbir güç, dünyayı insanların kendilerinin istediğinden daha fazla yönetemez.

Ve insanlar yavaş yavaş bu şekilde var olmaya devam etmenin doğayı, kendilerini ve çocuklarını bozmak anlamına geldiğini ve bununla ilgili bir şeyler yapılması gerektiğini anlamaya başlıyor.

Öyle bir nesilde ve öyle bir zamanda yaşadığımıza inanıyorum ki virüsün bize gerçekleştirdiği bütünsel, küresel saldırılar, insanlığın dünyaya, hayata, doğaya ve kendisine nasıl davranması gerektiği konusundaki görüşünü hızla değiştirecektir. Sonunda her şey değişecektir.

Krizler kişinin bilincini değiştirir ve onlar olmadan daha fazla gelişmek imkansızdır.

Bizi Daha Çok İlgilendiren Hangisidir: İyi Haber Mi Kötü Haber Mi?

Yorum: Kitle iletişim araçlarının kişisel gelişimi etkilediği bilinmektedir. Bununla birlikte, herhangi bir şiddet eylemi, askeri çatışma veya doğal afet içerikli kötü haberler, birbirine iyi davranan, birbirlerine yardım eden veya vahşeti önlemeye çalışan insanlarla ilgili haberlerden sürekli olarak çok daha fazla ekran süresi alır. Ve izleyici bundan daha çok etkilenir.

Cevabım: Elbette. Televizyonda savaşın dehşetinden, çatışmalardan, hükümetteki veya insanlar arasındaki anlaşmazlıklardan bahseden bir program izlersem, onun hakkında daha çok endişelenirim çünkü bu tür olaylara karışabilir ve zarar görebilirim.

İnsanların toplanması, konuşması, şarkı söylemesi veya birlikte çalışması, hastanelerde yardım etmesi ve benzerlerinden bahseden iyi programlar benim için herhangi bir tehlike oluşturmaz. Bu nedenle, sakin bir şekilde yaklaşırım ve bu konuda biraz ilgisiz bir tavra sahip olabilir.

Yorum: Sadece olumlu haberleri yayınlama girişimlerinin olduğunu, ancak hiç popüler olmadıklarını belirtmeliyim.

Cevabım: Elbette. Bu, insanı rahatsız etmez. Kişi olumsuz haberler, acı ve trajedilerle beslenir. Müzik ve sanatta bile büyük anlamlı işler her zaman trajiktir ve komediler hafife alınır. İnsanlar onları sıradan bir şekilde takdir eder.

Sosyal Ağların Kalabalıklığı

Soru: Neden Facebook’ta bulunan bir milyar insanın, kendileri ve doğa arasındaki ilişkinin ve bağların açıklanmasının bir tezahürü olmadığını düşünüyorsunuz?

Cevap: Bizler kendi aralarında sürekli savaşan vahşi hayvanlara çok benziyoruz. Ancak bu insanlar, en azından bu ilişkiyi açıklığa kavuşturmaya sahipler ve bu sonuç Facebook’ta gözlemlenmemektedir. Her şey “kendinizi kandırma” prensibiyle çalışmaktadır.

İnsanların böyle bir iletişimden dolayı, daha akıllı ve daha iyi bir hale geldiklerini görmüyorum. Ne yazık ki, sosyal ağlar hala uyku halindedir.

Soru: İnsanlar arasındaki ilişkilerin gelişimi dediğinizde, ne demek istiyorsun? Başka bir alan mı, başka yasalar mı, yoksa başka değerler mi?

Cevap: Bütün bunları ve hatta daha fazlasını: insanlar arasındaki doğru ilişki, kişi niyetinde tek bir hedefi takip ettiği zaman,  diğer kişi de kendini iyi hissedecektir.

Bizim kapalı, bütünsel, insan toplumu sistemimiz buna göre ayarlanmıştır. Eğer herkes insanlarla bu şekilde etkileşime girerse, o zaman birlikte her şey iyi olacaktır.

Barış için Umut

Dünya Erdemlik Konseyi’ne hazırlık için yazılmış bir makale, İsviçre, Ocak 2006.

Kötüliğin nedenini arıyoruz. O sadece bizim içimizde.
Jean-Jacques Rousseau

Yaratılışın alma arzusu ihsan etme yönünde değiştirilmediği sürece dünya varolmaya devam edemeyecektir. Dünyadaki tek yıkıcı güç bizim egomuzdur. İnsan egosu dışında dünyada olan tüm güçler kendi içlerinde mükemmel uyumda olan doğanın güçleridir.  Bunların arasında, ‘Pozitif veya ’negatif’ diye kendi anlayışımıza göre değerlendirdiğimiz güçler bulunuyor. Fakat bütün hepsi doğanın tek kuralı ile başlayıp, sürekliliğini korur.  Cansız, bitkisel, hayvansal ve madde seviyelerinde bütünsel bir uyum içinde varolurlar.

Geçmişte böyle bir uyumun varolmadığını düşünüyorduk. Doğanın ‘zararlı’ gibi görünen inandığımız kısımlarını yıkmak için istekliydik. Doğaya müdahale etmemiz ile yaşadığımız acı tecrübe bize gösterdi ki doğadaki herşey birbirine bağlıdır, herssey özdenge durumununda varolur veya arzu eder- diğer bir deyişle maddenin tüm halleri ve biçimlerindeki etkileşimin bütün aşamalarında uyum olmasıdır. (daha&helliip;)