Category Archives: Maneviyat

Şimdi Kendin Yap

Düşüş esnasında, karanlık, çaresizlik ve Yaratan’dan kopukluk koşulunda en önemli şey tüm araçları doğru bir şekilde birleştirmeye çalışmaktır. Kişi düşüşte de aynı yükseliş esnasında, Yaratan ona net bir örnek verdiğinde olduğu gibi her şeyi inşa etmelidir. O zaman ikisi eşit olur. Yaratan kişiye anlayış, algı, yakınlık, yapışma, düzgün ruh hali, güven, inanç, ihsan etme kabiliyeti, dürtü ve ihsan etme istekliliği verir. Kişi tüm bunları yükseliş esnasında hissettiğinde, sadece haz duymakla kalmamak aynı zamanda durumun daimi analizini de yürütmek adına duygularını çok iyi denetlemek zorundadır. Şimdi bu koşul Yaratan’dan bir örnek olarak geldi ve daha sonra kişi düşüşteyken, tıpkı yetişkin biri bir çocuğu kendi başına bir şeyler yapsın diye nasıl bırakıyorsa, Yaratan’ın da onu bıraktığını anlamalıdır. Küçük olan için, görmüş olduklarını tekrardan yaratmanın zamanıdır. Yükseliş esnasında üstlenmiş olduğumuz anlaşmayı tutmayı bu şekilde öğreniyoruz. Şimdi, düşüşteyken bunun kendi iyiliğimiz için olduğunu anlıyoruz. Bu koşul algılarımızdan bağımsız olma koşullarını yaratmamıza imkan sağlayacak ve böylelikle Işığa erişmenin tüm araçlarını ifşa edeceğiz. Sadece kendi çabamızı göstermeliyiz. Yaratan’ın yardımı olmadan asla muvaffak olmuyoruz, bağımsız hareket ediyoruz çünkü bizler O’nun bize vermiş olduğu tüm araçları kullanıyoruz. Yaratılan kendini Yaratan’a bu şekilde eşitler.

– 26/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Günahkarların Ölmelerini Değil Pişman Olmalarını Dilemek

Soru: Yıllardır çözülmeyen bir sorunum var, hiçbir şey işe yaramıyor ve bu durum karşılıklı garantörlüğe giden yolumda bir engel teşkil ediyor. Ne zaman ortadan kaybolur? Belki de bir şeyi yanlış yapıyorum?

Cevap: Sorununun ortadan kaybolması için dua etmek yerine maneviyat için olan arayışında onun üzerine çıkabilme yeteneğini talep etmelisin ki bu da tüm zorluklarının üzerine doğru niyetle bir perde inşa etmektir. Bu durumda tüm sıkıntıların bir perde edinmek maksadıyla vazgeçilmez olacaklar. Hayatımızda birçok hoş olmayan koşullar mevcut ama olgunlaştıkça aslında bizim için faydalı olduklarını daha iyi anlayacağız. Diğer türlü bir çok ahmakça şey yapardık. Korkumuz, utancımız ve kıskançlığımız bizi belli sınırlar içinde, dünyaya yönelik özel bir tutum içerisinde tutuyor. Onların yardımıyla ilerliyoruz. Bizi dengeliyorlar. Hayatımızdaki tüm iyi ve kötü fenomenler gerekli zira bizi yolumuz üzerinde dengede tutuyorlar. Ben, bana neyin yardım edip neyin zarar verdiğini çözmeye bile çalışmıyorum; tek talep ettiğim şey onların üzerinde olmak ve daha üst bir dereceye yapışmak.

Soru: Eğer daha orada değilsem daha üst bir derecede bana ne olacağını nereden biliyorum?

Cevap: Bu sebepten ötürü “Mantık ötesi inanç” diye adlandırılıyor. Daha üst bir derece ile bağ kurmak üzereyim. Bundan dolayı onun hakkında hiçbir şey bilmek istemiyorum; tek ihtiyaç duyduğum şey ona sıkıca tutunmak için gereken güç. Bir zorluk yaşayıp yaşamayacağım benim için önemsiz. Kişi yalnızca, ihsan etme arzusu alma arzusunun üzerine inşa edildiğinde doldurulur.

– 11/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Şansını Kaçırma!

Soru: Bir eczaneye gittiğimde eğer sırada bekleyen 70 kişi varsa diğer işlerimi halletmek için oradan ayrılır ve bir saat sonra sıra bana geldiğinde oraya tekrar geri dönerim. Eğer ne zaman ıslah olacağımı bilmiyorsam manevi çalışma ile neden şu an meşgul olmalıyım? Bunu yapmaya ne ihtiyacım var ki? Bu arada bu dünyadaki işime geri dönebilirim.

Cevap: Manevi yolda zorlama yoktur! Eğer kalmak istemiyorsan o zaman ayrıl! Kalmamalı ve diğerlerine engel olmamalısın. Eğer kesin olarak bu yolda ilerlemeyi istemiyorsan dostlarına söyle anlayışla karşılarlar ve sana iyi şans dilerler. Eğer bu dünyadaki hayatını daha da iyileştirmek için beş yıl geçirdikten sonra daha güçlü bir gruba geleceğini ve onlarla beraber yola devam edeceğini düşünüyorsan bunlar yanlış umutlar. Beş yıl sonra çok daha büyük bir çalışma yapman gerekecek: egoizmdeki beş yıllık meşguliyetini telafi etmen ve beş yıl boyunca grubun içinden geçtiği her şeyde grubu yakalaman gerekecek. Sonuç olarak yolu kısaltmıyorsun tam tersine uzatıyorsun. Çoktan maneviyatın içinde olan bir gruba geleceğini ve böylece işin senin için daha kolay olacağını mı düşünüyorsun? Peki dostlarınla daha büyük nitelik eşitliğine sahip olacak mısın? Hayır, hatta niteliklerde çok daha büyük farklılıklar ifşa edeceksin. Sonuçta onlar binlerce kilometre ilerleyecekler ve sen on kilometre geriye gideceksin. Aradaki mesafe artacak! Bunun sonucunda sırada daha uzun bir süre beklemen gerekecek.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Simulatör Maneviyat

Simulatör maneviyat çünkü simulatör, ortak manevi koşulumuzu elde etme arzusu ile aramızda birşey inşa ediyoruz anlamına geliyor. Her zaman kendisiyle bağ kurabileceğim aramızdaki bağın dışsal bir noktası gibi bu koşul dışımızda mevcut. Ona sürekli bağlanabilirim ve elimden gelen herşey ile sürekli ona katkıda bulunabilirim. Daha sonra ondan manevi gücü, hayatı alabilirim.

Bu yüzden simulatör Bina gibi manevi bir nitelik. Ona karşı tam anlamıyla böyle bir ilişki içinde olmalıyım. Bu sanal yeri bu yüzden bizim içsel, manevi yerimize dönüştürmemiz gerekiyor. Tüm arzularımızı, umutlarımızı ve kaygılarımızı onun içine “atmalıyız.” Grup nedir ve karşılıklı garantörlük nerede? Orada! Herşeyi oraya, bu “posta kutusu”nun içine at. Eğer hepimiz çabalarımızı ve maneviyata olan arzularımızı bu tek yere koyarsak ve manevi hayatı yalnızca ondan alırsak o zaman ihtiyacımız olan şey tam anlamıyla bu.

Dışsal algıda bu yer sanal fakat içsel algıda o tüm arzularımızın, isteklerimizin ve niyetlerimizin yoğunlaştığı yer. Bu yer bu yüzden manevi ve Yaratan onun içinde ifşa olur. Yaratan’ı kendimiz inşa ediyoruz: O dışımızda değil. Tüm bunlar son derece ciddi. Ciddi pratik çalışma yapmaya başlamamızın zamanı geldi.

Bütün soru şu: Kişi aynı maneviyat gibi bu “simulatör”ü hayatındaki en önemli şey olarak görüyor mu? Başka bir yer yerine ondan ilham almayı arzu ediyor mu? Eğer evet ise o zaman hissettiği ilham manevi çünkü orada, o simulatörde vücut bulan aramızdaki bağdan etkileniyor. Günün sonunda onu ortak kaygımızın odak noktası ve herkes için hayatın kaynağı olarak görmek zorundayız.

Bu Sadece Bir Oyun Değil

Yaratan kendini bizden gizliyor, eğer gizlemeseydi asla egoizmimizin dışına çıkamazdık. O’nunla olan bağımızla tamamen egoistçe gurur duyduğumuzu hissederdik. Bize Kendisinin yerine bu dünyayı vermesinin nedeni budur. Şöyle diyor: “Onları sevmeyi öğren ve bu Beni sevdiğini gösterecektir!” Ve sonra sen ve Ben bir olacağız ve birbirimizden zevk alacağız! Ve bil ki sana bu oyunu diğer insanlarla olan bu ilişkilerinde ilerleyişin büyük araçlarını görebilesin diye veriyorum, zira sen ve Ben arasında bunlar olamaz! Neticede ben sonsuz ve mükemmelim: Bana bugün belli bir yaklaşımla ve yarın başka bir yaklaşımla gelemezsin. Ben mutlak ihsan etmenin kanunuyum ve bugün bunun için yetersizsin. Bu yüzden Bana yaklaşmak için bir şansın yok ve beraber olamayız! Ama aynı zamanda bu dünya ile oyna. Onu seni, insanların ve senin değiştiğinize inandıracak şekilde düzenledim. Sana seninle aynı amaca sahip ve bana ulaşmayı arzulayan dostlar veriyorum. Bu belki bir oyun olabilir fakat onlar senin içinde Bana bir özlem uyandırabilirler. Sen onlarla oynayacaksın, onlar seninle ve onları Beni arayacakları şekilde organize edersen eğer bu Bana götüren yolda olduğunu gösterecektir. Diğerleriyle olan bağını düzeltmeye başla ve onları sevmeyi edin ve birden bunun Yaratan’ı sevmek ile aynı şey olduğunun farkına varacaksın. Ben seninle bugün içinde olduğun haldeyken oynayamam. Ama tüm dünyayı senin için senin seviyende hazırladım! Herşey sadece bunun için tasarlandı!” Eğer dünyayı böyle algılarsam tüm dünya benim için Yaratan’a ulaşmak için araçlara dönüşür. Diğer türlü dünyaya karşı yaklaşımım ne olursa olsun daha kötüye gider. Kendimi Yaratan’a yöneltmem için beni uyandırmaya çalışmaya devam eder. Benim dostum olmak ve benimle birlikte Yaratan’a doğru yürümek yerine bana karşı hareket eder. Neticede ne derecede Yaratan’la bağdan yoksun olduğumu ve bu dünyayı buna yönelik kullanmak istemediğimi bana ifşa etmeli. Hayat beni hırpalamaya ve silkelemeye devam eder ve şunu der: “Sen ne yapıyorsun? Beni doğru şekilde kullanmaya başla artık!” Bu yüzden görüyoruz ki bu dünyayı düzeltmeye yönelik dünyevi seviyedeki tüm girişimler onu daha da beter hale getiriyor.

– 07/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Niyet Geleceğe Uzanan İpliktir

Soru: Niyet nedir, bir düşünce yada duygu mu?

Cevap: Niyet eylemin sonu ile olan bağlantımdır. Bağlayıcı ipliği benden eylemin sonuna kadar uzatmaya ihtiyacım var: Şu anda form eşitliğini edinerek Yaratan’ı ifşa edeceğim yeri açığa çıkarmayı niyet ediyorum.

Diğer bir değişle, şu an başarabildiğim ölçüde içimdeki ihsan etme gücünü ifşa etmeyi niyet ediyorum ve elde ettiğim bu gücün içinde O’nu ifşa edeceğim. Daha sonra ihsan etme gücü benden yayılacak ve Yaratan ifşa olacak. Aramızda “çiftleşme, eşleşme” (Zivug) , birleşme yada yapışma diye adlandırılan bir bağ yükselecek.

Bu istenilen koşulu kendim için tasavvur ediyorum ve bu niyetim olarak adlandırılır. Bu elde etmeyi niyet ettiğim şeyin tam olarak ne olduğu, gelecekte kendimle alakalı kafamda ne tür bir resme sahip olduğum ve kendim için gerçekleşmesini istediğim şeyin ne olduğudur.

– 26/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

Sürgündeki Şekhina İçin Üzüntü Duymak

Manevi sürgünü hissetmek çok zordur. Bunun için kişinin manevi kurtarmanın zıt koşulunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Ve bunun gerçekleşmesi için kişi Saran Işığı (Ohr Makif) – Bina’nın niteliğinin üstü kapalı bir algısı – hissetmelidir. “Shechina (Kutsallık) sürgünde” ne demektir? Onun için nasıl üzüntü duymalıyım, Yaratan’ın ifşasının gerçekleşeceği yerin yokluğu için nasıl yas tutmalıyım. Daha doğrusu O’nu göremediğim için kendimi kötü hissetmek yerine O’nu bulmaktaki acizliğim ve kifayetsizliğim için nasıl üzüntü duymalıyım. Şüphesiz herkes Yaratan’ı görmeyi istiyor. Fakat yalnızca Ohr Makif’i üzerine çekmiş bir insan O’na uygun olamamaktan ötürü ızdırap duyabilir. Kimse Shechina için bir ihtiyaç duymuyor. Eğer Yaratan varsa, bırakayım O Kendini bana ifşa etsin zira şüphesiz ki bu daha iyi bir durum için! Ancak kimse bu ifşanın gerçekleşmesi gereken yer adına üzüntü duymuyor. Ortada devasa bir farklılık var. Yaratan’ın ifşası egoistçe almak olarak algılanıyor. Ancak O’nun ifşasının olacağı yer, O’nu bulma arzusunu bunu “O’nun rızası” için yapma niyetine çevirerek Yaratan’ı egoistçe ifşa etmeye duyduğumuz özlemden inşa edilmek zorunda. Bu niteliğinin Yaratan’ın Kendini bize ifşa etmesine imkan vereceği yerin hazırlanmasıdır. Bizim dünyamızdakine benzer: İçimde ortaya çıkan herşey benim niteliklerime göre olur. Sadece algımı dışsal etkiye ayarladıktan sonra onu niteliklerimizin (onun açığa vurma organı ve benim algı organım) aynı olduğu ölçüde teşhis edebilirim. Herşey algının araçlarının ıslahına bağlıdır. Shechina, Yaratan’a olan arzularımızın toplamından yaratmamız ve onu ihsan etme niyetimizde ıslah etmemiz gereken yerdir. Her şeyden önce kişinin kendi menfaati (Lo Lishma) için Yaratan’ı ifşa etmesi için muazzam bir arzuya ihtiyacı vardır. Sadece belli bir müddet sonra ıslahın gerekliliğini anlar ki bu çevreyi kullandığı ve grupla beraber çalışarak Islah eden Işığı çektiğinde meydana gelir. Bu, başarının sadece onun Yaratan’ın ifşasına, ihsan etme niteliğine adapte olmasını sağlayan form eşitliğinde yada ihsan etme niyetinde yattığını anlamaya başladığı zamandır. Şimdi ıslah etmesi gereken bir şey var, ıslah süreci başlıyor.

– 27/01/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Maneviyat Kırılma İle Başlar

Soru: Yukarıdan gelip ruhları yükselten bir “İnayet” Bina’nın gücü. “İnayet” nosyonu dostlar ve ruhlar arasındaki ilişkileri içerir mi?

Cevap: Hayır, dostlar yada ruhlar arasında sadece destek vardır çünkü başka birine ben ihsan etme gücünü veremem. Sadece destek vererek bu gücü Yukarıdan, gücün ve ıslahın tek kaynağından edinebilmesi için başkasına yardımcı olabilirim. Ancak dostumun karşılıklı bağ kurmaya, “MAN” diye adlandırılan ihsan etme niteliğini (Yaratan) ifşa etmeye yönelik ortak arzuyu yaratmadaki yardımı olmadan Yaratan’a ıslaha ilişkin başvuruda bulunamam. Kendimde O’na başvurmak için arzu eksik. Bu arzunun dostum ve benim aramdaki bağın eksikliğinin ifşasından gelmesi gerekir. Bu yüzden aramızdaki koşulları ifşa etmekten ve onları ıslaha yönelik yükseltmekten başka bir seçimimiz yok. Bunun gerçekleşmesi için bu koşulları kötü olarak ifşa etmeliyim, onları iyi olarak görmenin hayati gerekliliğini hissetmeliyim, inancın gücünü edinmeli ve şüphesiz bir başvuruda bulunabileceğime dair, başvuruda bulunabileceğim bir kimsem olduğuna ve arkamda grubun desteği olduğuna dair kendimden emin olmalıyım. Şu anda bu durum yalnızca eğer ki kendi kendime değil de gruptan almış olduğum güç ile başvuruyorsam geçerli. Sadece eğer grup bana destek oluyorsa ve onun içinde bağın eksikliğini, aramızdaki kırılmayı ifşa ediyorsak, ondan sonra onun hem desteğini hem de kırılmasını kullanırım. Diğer bir değişle negatif olan her şey ile birlikte tüm desteği ıslahı elde etmeye yönelik alıyorum ve bununla Yaratan’a başvuruyorum. Bunun anlamı her birimizin kişisel olarak başvuruda bulunduğu fakat her başvurunun kişi kırılma ve karşılıklı garantörlüğün ifşasından ne almışsa onunla yapıldığıdır. Ve bu iki güç ile kişi Yaratan’a bir başvuru yükseltir. Sonrasında bu başvuru “MAN” (Mayin Nukvin, Nukva’nın suları) diye adlandırılır. Birbirlerine ifade etmeyi istedikleri karşılıklı yardımın ve desteğin gücüne sahiptir ve onların kırılmayı ıslah etme arzularının gücü onlar için Yaratan tarafından kasten hazırlanmıştır. Maneviyata, Yaratan’a bağlayan şeyin onlar olduğu ortaya çıkar zira onların karşılıklı destekleri zaten maneviyata bir bağlantıdır ve ifşa ettikleri tamamlanma eksikliği bir bağ eksikliğidir, kırılmadır. Bir yandan MAN’ları birbirlerine ifade etmeyi istedikleri karşılıklı ihsan etmenin ve desteğin gücüne sahiptir. Ancak hala gerçek gücün ve ihsan etmenin olmadığı karşılıklı kırılmanın ifşası olan Nukva’dadırlar. Daha sonra bu işler zira Yaratan’a başvurmak için gereken şeye sahiptirler. Maddesel hiçbirşey ıslah ile, maneviyat ile yada kırılma ile ilgili değildir. İlk başta ıslah olması gereken manevi hiçbir şeye sahip değiliz çünkü bozuk ilişkilerimizi ifşa etmeden elimizde üzerinde çalışacak hiçbir şey yok. Maneviyat kırılmayı açığa çıkarmak ile başlar.

– 26/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

Ruhların Birleşmesi = Işık İle Eşitliğe Gelmek

Baal HaSulam sadece grup içinde birlik kurarak Işık ile birleşmenin mümkün olduğunu söyler. Başka türlü Işık bizi “algılamıyor”, zira ona benzemeye ihtiyacımız var. Ve hep beraber birlik olduğumuzda tam zıt form eşitliğinden ötürü prize giren bir fiş gibiyizdir. Işık bizi şimdiden içimizdeki tüm boş alanlarda etkileyebilir ve dersler esnasındaki arzumuza göre onları kendine benzer kılarak ıslah edebilir.

Baal HaSulam’ın makalelerinin çalışılmasının doğru yöntemini organize etmek adına onun en büyük oğlu olan Rabash babasının yazılarına bir bağlantı metodu yarattı. Eğer onu kullanırsak her şeyin doğru şekilde farkına varacağımızdan emin olabiliriz.

Bütün Kabalistlerin, içerisinde bu metodu uyguladığımız ve kendimizi Işığa benzer kıldığımız bir grubun gerekliliğinden bahsettiklerini unutmamalıyız. Kişi bunu yalnız başına yapmaya muktedir değildir. Kişi yüce manevi bir noktada var olsa bile birleşme olmadan daha yükseğe çıkamaz ve hatta edindiği derecede dahi kalamaz.  Kişi eğer yalnız çalışırsa 124. dereceye ulaşmış olsa bile en sonuncu, 125. dereceye yükselemez.

Eğer öğrencilerinden ayrılacak olursa ilerleyemeyeceğini ve sahip olduğu seviyeyi kaybedeceğini söyleyen Rabi Yosi Ben Kisma’nın hikayesini hatırlayın. Öğrencilerinin küçük ve onun onların hocası olduğu gerçeği önemsizdi: önemli olan şey bir arada olmalarıydı.

Eğer birleşme var ise Işık ile eşitlik vardır. Birleşme olmadan eşitlik yoktur. Bu tümüyle zaruri bir koşuldur.

16/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Orta Çizgi

Soru: Orta çizgi nedir? İki çizgi (sol ve sağ) arasında doğru şekilde hareket etme yeteneği mi?
Cevap: Orta çizgi Işık ve arzunun birleşmesidir. Işığın kaynağı, yani Yaratan ile birleştirilmiş, arzu ve niyetten oluşan yapışmadır. Alma arzusunu, Yaratan’a memnuniyet ihsan etmek niyetiyle kullanarak kişi hazzın kaynağını, yani Yaratan’ı ortaya çıkartır. Arzu ve hazzın sadece insan ve Yaratan arasındaki bağı bulmak için bir araç olduğu ortaya çıkar. Bu üç bileşen: arzu, haz ve niyet bir bütün olarak bir araya gelir: Ben ve Yaratan.

– 22/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Toplam 54 sayfa, 49. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...4748495051...Son »