Category Archives: Maneviyat

Yaradan’ın Planını Uygulama

Soru: Son nesle ulaştığımız gerçeğine dayanarak sizin başlatmış olduğunuz, kitlesel dağıtım mı?

Cevap: Öğretmenlerimin, bizler son nesildeyiz sözleri, benim başlangıç noktam; bu gerçeğe göre hareket etmeliyim. Bu yüzden görevimi yapıyorum. Bundan ortaya çıkacak olan benim değil, ancak Yaradan’ın işidir. Nasıl işe yaracağını da bilmiyorum ama bu beni özellikle ilgilendirmiyor. Yapabileceğimi yapmak zorundayım.

Tora’nın sırları, evrenin sırları, gizli güçler, büyüler ve başka şeyler yoktur. Dünyadaki tüm insanları, bir zamanlar içinde bulunduğumuz aynı Adem sistemi ile birleştiren bir sistem vardır. Bu nedenle, bunda hiçbir yanlışlık görmüyorum. Utanılacak bir şeyim ve korkacak bir şeyim yok.

Not: Ama her zaman geri döndüğümüz tek bir sır var: kendi başımıza birleşemeyiz. Sadece çaba harcayabiliriz ve diğer her şey, kaynağa geri dönen Işık tarafından yapılır.

Benim Yorumum: Bu zaten bir metottur! Ancak tüm ulusları Yaradan’ın planını gerçekleştirmeye çağırmak bizim görevimizdir. Bizler bu koşula geldik ve Yaradan ile bir şekilde bağ kurmak istiyorsak, bunu görmezden gelemeyiz. Dolayısıyla bu topluluğu kurmak, kesinlikle hayatımda istediğim şeydi.

Implementing The Creator’s Plan

Üst Dünyayı Bu Dünyadan Etkileyebilir Miyiz?

Soru: Paralel dünyalar birbirine bağlı mı? Birbirlerini etkileyebilirler mi?

Cevap: Üst dünyayı etkileyebilecek tek kimse, grup içinde olan ve dostlarıyla bağda olan bir kişidir. Bu bağı yavaş yavaş uyandırarak ve daha da güçlendirerek, üst dünyayı etkiler.

Sadece bu dünyada bulunduğumuz sürece, üst dünyaya benzemeye çalıştığımızda, aramızdaki iyi bağlantı bizi etkileyebilir, çünkü bu bağlantı gerçekte zaten manevidir.

Dünyamızda geri kalan her şey tamamen maddeseldir ve maneviyatla bağlantısı yoktur. Aslında dünyamız yoktur, sadece bize algı organlarımızda bu şekilde görünür. Bu bakımdan, o kesinlikle hayali, asılsızdır.

Can We Influence The Upper World From This World?

Manevi Çalışmada Yardım

Soru: Artık sanal iletişim araçları çok iyi geliştirildi. Ego, onlarsız yapamayacağımız kadar yoğun bir şekilde patladığı için mi bu zamanda ortaya çıkarıldılar?

Cevap: Doğal olarak. Şu anda birbirimizle sürekli iletişim halinde olmamızı sağlayan her türlü cihaza sahibiz. Bizler, haberleşebilir, resim gönderebilir, konuşabilir – istediğimiz her şeyi yapabiliriz! O, mesafeyi yok eder.

Dostlarımızı, Onlumuzu bir telefonda ya da bilgisayar ekranında görebiliriz ve aynı zamanda onlarla sürekli fiziksel bir bağ içindeymiş gibi konuşuruz. Gerçekten bu bağ fizikseldir, çünkü normal bir bağ gibi hissederiz. Bu nedenle, iletişim kalitesine şimdi çok dikkat edilmekte. Mesafe önemli değil, her şey bize bağlı.

Tabi ki, en önemli şey içsel iletişim, ancak yetersiz. Fiziksel bağ ile desteklenmesi gerekir. Bu olmadan, sürekli olarak içsel çabalar gösteremeyiz.

Dostlarımızı dinlemeli, görüşmeli ve anlamalıyız, onları takdir etmeli ve kıskanmalıyız ve hepsini hissetmeliyiz. Aksi takdirde, nasıl çalışacağız?

Help In Spiritual Work

Sağlam Bir Mantık İzlemek

Rabaş, Rabaş Makaleleri, Makale “Toplantının Gündemi 2”: Dolayısıyla, kişi önce toplantının önemini övmelidir ve sonra bu etkinlikten ne elde edeceğini görmelidir. Atalarımızın dediği gibi, “Kişi her zaman Yaradan’ı övmeli ve sonra dua etmeli.” Diğer bir deyişle, toplantının başlangıcı, yani konuşmaların başlangıcı topluluğu övmeye dair olmalıdır. Herkes, topluluğun erdemi ve önemi için nedenler sunmaya çalışmalıdır. Hiçbir şey hakkında değil, fakat sadece topluluğu övmekle ilgili konuşmalıdırlar.”

Soru: İlk önce grubun önemi hakkında bir kelime oyunu olmalı mıdır?

Cevap: Bu bir oyun değildir! Her seferinde yeni baştan başlamanız gerekir. Neden bu dünyada varım? Hangi amaç için? Bu amaca nasıl ulaşmalıyım ve ulaşabilirim? Neden grup içinde? Tam olarak ne tür bir grupta? Yaratılış hedefine ulaşmak için dostlar ne tür çalışmalar yapmalıdır? Ve bunun gibi.

Soru: Dostlar toplantısına giderken, bu bağ daima önümde olmalı mı?

Cevap: Eğer bu bağın ortasında uyanmaya başlarsam, o zaman bu manevi çalışma için ciddi bir temel değildir. Ciddi bir temel en baştan kurulur: “Neden bu dünyaya geldim?” Aksi takdirde, nasıl devam edeceğim? Neye göre?

Yaradan’a ulaşmak için bu dünyada varım. Yaradan’a ancak doğru onluyu bir araya getirirsem ulaşabilirim – Dalga yakalayan bir radyo alıcısı gibi O’nu yakalamayı mümkün kılacak kırık arzulardır.

Bunu yapmak için, bize Yaradan’ı tıpkı bir alıcıdaki salınım devresi gibi ifşa etmek için kendimizi nasıl ayarlamamız gerektiği hakkında rehberlik ve tavsiye verildi.

Soru: Hem dostlar toplantısı hem de derslerin yanı sıra normal yaşam için bu tür hazırlıklar yapmayı önerir misin?

Cevap: Tabii ki. Kendimi böyle ayarlarım. Bir onluya ihtiyacım vardır. Neden toplantıya gidiyorum? Çünkü bu onluda Yaradan’ı ifşa etmeliyim. Aksi takdirde, O’nu edinemem. Ancak benim için Yaradan’ı ifşa etmek, yaşam amacına ulaşmak anlamına gelir. Bu nedenle, zaten dostlarla buluşmak için acele etmek ve bir şeyler yapmak için bir nedenim vardır.

Bu amaçtan yola çıkarak onluda Yaradan’ı edinmek için koşulları ifşa etmeliyim.

Soru: Yani, her şey duygusal seviyede mi olmalı?

Cevap: Mantıksal seviyede bile. Eğer şu an hiçbir duyguya sahip değilsem, kesinlikle donuğumdur/kalpsizimdir; böyle zamanlar vardır. Bu nedenle, her şeyin arasında gezinmeye başlarım ve tekrar mantığa göre giderim. Mantık demir gibidir; başka hiçbir şeyim yoktur. Ve böylece kendimi gidip bu fırsatı kullanacağım bir koşula getiririm. Dostlar toplantısı haftada bir bana verildi ve ben de katılmalıyım.

Ondan manevi yükselişime devam etmemi sağlayan tüm dostlarımdan izlenimleri almak için nasıl davranacağımı anlamam gerektiğini bilirim.

Following Sound Logic

Manevi Dünyayı Ben Mi Yaratırım?

Soru: Manevi dünya gerçektir ve maddesel dünya bir yanılsamadır. Manevi dünyayı yarattığım ve maddesel dünyanın alma arzumda nesnel bir gerçeklik olduğu doğru mudur?

Cevap: Sen kendin bir şey yaratmıyorsun. Bu sadece manevi dünyayı değiştirebildiğiniz ve dolayısıyla onun dünyamız üzerindeki etkisinin değişeceğidir. Yine de maddesel dünyanın kendisinde hiçbir şeyi değiştirmeyiz. Tarihin nasıl geliştiğini görüyorsunuz ve içindeki hiçbir şeyi değiştiremeyiz. Bugün yirmi yıl önce söylediklerimiz gerçekleşiyor çünkü insanlar değişmiyor.

Soru: Eğer maddi dünyadaki hiçbir şeyi değiştiremezsek, neden onun seviyesinde hareket etme ve değişiklik yapma kabiliyeti yanılsamasına ihtiyacımız var?

Cevap: Eğer manevi dünyada henüz yoksanız, o zaman nasıl bir şeyi değiştirebilirsiniz? Bizim dünyamızda olmak, neler yapılabileceğini çalışmak ve yavaş yavaş, parça parça, çabalarınızı onlu aracılığıyla manevi olanlara aktarmak zorundasınız.

Soru: Bu, dünya seviyesinde hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği anlamına mı geliyor?

Cevap: Eğer insanlar manevi köklerine yakınlaşmak isterlerse değiştirebilir. Değişiklikler sadece üst derece sayesinde meydana gelir. Tüm kontrol yukarıdandır.

Do I Create The Spiritual World?

Her şey Işığın Etkisine Bağlıdır

Rabaş, “Dostların Önemine Dair”: Kişi komşusunun çocuklarında hatalar görürken, kendi çocuklarında görmez. Ve birisi çocuklarındaki bazı hatalardan bahsettiği zaman, hemen dostuna direnç gösterir ve çocuklarının iyi taraflarını bildirmeye başlar.

Işık bizi etkiler ve böylece her şeyi inşa eder. Biz onun ellerinde bir madde, kil, oyun hamuruyuz. Parladığı açıya bağlı olarak, frekans ve rengine bağlı olarak, bizler bu kil parçasından, topraktan oluşuruz.

Tora’da yazıldığı gibi, Yaradan tamamen canlı olmayan maddeyi “tozdan aldı” ve onu şekillendirmeye başladı. Bu ana malzemedir.

Geri kalan her şey ışığa bağlıdır. Bu nedenle bizler, herhangi bir kötü veya iyi niteliği, eylem veya herhangi bir şeyi bir insana yükleyemeyiz! Sadece insanı etkileyen Işık miktarının yoğunluğu ve kalitesi, kişinin tüm özünü belirler.

Soru: Bunda özgür seçim nerede?

Cevap: Bunda özgürlük yoktur. Özgürlük, yalnızca Işığı bizi belirli bir çevrenin etkisi altında daha iyi ve daha yoğun bir şekilde etkilemeye zorlamaktadır.

Mevcut koşulum üzerinde etki edemem. Sadece çevre yoluyla, Işığın üzerimde daha güçlü bir etkisini çekebilirim ve o beni daha iyi için değiştirecektir. Özgür seçimim sadece bundadır ve bir şekilde bir şeyleri değiştirmenin tek yolu budur.

Ancak, bunun için istekli olmazsam, ışığın etkisi bana kötü ve berbat gibi gelecektir. Bu acının yoludur.

Oysa, çevrenin etkisi altında ileri atılırsam, o zaman egoistlikten özgeciliğe, gelecekteki tüm dönüşümlerim arzu edilebilir olacaktır. O zaman aynı yol benim için iyi olacaktır – Işığın Yolu.

İstenen ve gerçek arasındaki fark, grupta doğru bir şekilde oluşturulmalıdır ve ondan sonra çekilen ışık arzularımızı yerine getirecektir.

Everything Depends On The Influence Of The Light

Kabala İpuçları – 7/8/18

Soru: İsteyebileceğim manevi kökün özellikleri/nitelikleri var mıdır?

Cevap: Kesinlikle. Nitelikler, zeka, bilgi, sonsuzluk duygusu, mükemmellik, yani tüm tamamlanmalar için ortak bir payda olan, ihsan etme niteliğindeki her bir ayrıntıdır. İhsan etme niteliği kesinlikle bize zıttır; onu hiç istemeyiz, ama içinde ifşa olanı mutlulukla alırız.

Soru: Eğer yüksek kök her andaki tüm detayları yönetiyorsa, dalın rolü nedir?

Cevap: Dalın rolü, bu konuda herhangi bir tartışma olmaksızın, üst kökü olduğu gibi algıladığı bir koşula ulaşmaktır; bu koşula “yaratılan varlığın Yaradan ile doğrudan bağı” denir.

Soru: Kabala bilgeliğinin yardımıyla bir kişi, üst kök tarafından yönetildiği yöntemle, haz veya ıstırabın derecesini düzenleyebilir mi?

Cevap: Kişi, Kabala bilgeliğinden, üzerinde ıslah eden Işığı harekete geçirmek için bir yöntem alır. Bir kişiye inen Üst Işık, onu Yaradan’a zıt olma durumundan, Yaradan’a benzer olduğu bir duruma dönüştürür. Kişi, Yaradan’dan olumlu bir etki hissetmeye başlar ve ikinci olarak, bu etkinin ardında Yaradan’ı bulur.

Soru: Bir insan manevi kaderini gerçekleştirmeden önce hayatına son verirse, tekrar doğar mı?

Cevap: Bizler ölmeyiz ve doğmayız; biz, sadece hislerimiz vasıtasıyla zamandan zamana geçeriz.

Bu yüzden, ölüm ve yaşamla vahim/ölümcül bir şey gibi ilgili olmaya gerek yok.

Soru: Kişi, bir futbol maçı izleme arzusu ile nasıl doğru ilişki kurmalıdır?

Cevap: Kabala bilgeliği buna karşı değildir; kişinin kendisini odasına kilitlemesi gerekmez; biraz oynamalıdır. Bununla birlikte, kendisine verilen kısa hayatta, kendisi için neyin en önemli olduğunu anlamak ona kalmıştır.

Soru: Yaratılış planını gerçekleştirmeyi reddediyorum ama bunun farkında olmadığım için büyük darbeler ve acıyla karşılaşacağım, bu olabilir mi?

Cevap: Yaratılış planını gerçekleştirmeyen biri sürekli yenilir. Bunu Yahudi halkı örneğinde görüyoruz. Yaratılış planı konusunda, geri kalan uluslardan daha gelişmişlerdir ve bu yüzden tarih boyunca yenilmişlerdir. Söylendiği gibi: “…bilgiyi arttıran, acıyı arttırır” (Ecclesiastes 1:18).

Soru: Bir Kabalist olarak, akrabaların, öğrencilerin ve öğretmenin yaşamı ve ölümü ile nasıl ilişki kurarsınız?

Cevap: Yaşam ve ölüm yoktur, her türlü koşulda varoluş vardır. İçinde bulunduğumuz koşullarla hem fikir olmalıyız ve bu koşullarda mümkün olan her şeyi yapmalıyız.

Soru: Bundan ortaya çıkan tuhaf bir formül var gibi görünüyor: gelişim seviyesi yükseldikçe, kişi ya da insanlar daha çok acı çeker?

Cevap: Aslında dünya çapında böyledir. Şöyle söylenir “… bilgiyi arttıran, acıyı arttırır”. Ekleyerek ve bilgisini arttırarak, aralığı genişletir ve eksi ile karşılaştırıldığında artı değerlerin daha büyük olduğunu görmeye başlar. Bu nedenle, bunların birbirine bağlı olmadığını hisseder ve bu onun acı çekmesine neden olur.

Soru: “Yaradan’ın talimatları” ile kişisel ya da kolektif “egonun tavsiyesi” arasında ayrım yapmak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Bunu yapmak için, kendinizi tam olarak “O’dan başkası yok”a (Deuteronomy 4:35) yönlendirmelisiniz ve o zaman gerçekten Yaradan’dan başka hiçbir şey olmadığını göreceksiniz: Kolektif ego yoktur, sizin de egonuz yoktur; sadece size bir şeyler söyleyen Yaradan’ın içsel sesi vardır. Kişi kendini buna göre ayarlamalıdır.

Soru: Yaradan’a haz veren eylemler ile haz vermeyen ve genellikle kişi eylemleri için ödül almadığında değeri olmayan bir şeydir, ayırım yapmak nasıl mümkün olabilir?

Cevap: Kabalistler, Yaradan’a haz veren tek eylemin bir grup içinde birleşme eylemi olduğunu ve gruptan ortak bir arzuyla Yaradan’a yakarış olduğunu söylerler.

Soru: Acı çekmenin bir sonucu olarak, neden bazı insanlar acı çekmelerine neden olan temel dünya görüşlerinde daha inatçı oluyorlar?

Cevap: Çok iyi! İnat ve sebat çok iyi şeylerdir.

Soru: YouTube’daki yayınlarınızı düzenli olarak büyük bir arzu ve ilgiyle kendi kendime izlersem, manevi grubun bir parçası mıyımdır?

Cevap: Evet. Bizimle olanlar ve haftada bir saat bile çalışanlar, manevi gruba katılırlar.

Blitz Of Kabbalah Tips – 7/8/18

Maneviyat İçin Özlem Olduğunda

Rabaş, ‘‘Toplantının Gündemi-1’’, Makale No.17, Bölüm 2, 1984: Sonrasında, herkes tıpkı “On Sekiz Dua”nın son üç duasında olduğu gibi davranmalıdır. Diğer bir deyişle, Yaradan’ın önünde yalvardıktan sonra, Zohar der ki: “On Sekiz Dua”nın son üç duasında kişi, Yaradan zaten onun talebini yerine getirmiş gibi düşünmelidir.

Soru: Rabaş, neden dua ile topluluğun toplantısı arasında bir benzetme yapar?

Cevap: Tora ve bütün kutsal kitaplar, dindar insanlar için değil, pratik/gerçekçi manevi çalışmamızda kullanmamız için tasarlanmıştır.

Soru: Dua, kişinin gruptaki eylemlerinin bir planı mıdır?

Cevap: Elbette. Başka ne için yazılmış olabilir ki? Yaradan’a yükselttiğiniz arzunun bir yükselişidir; böylece O, çalışmanız için size gerekli olanı verecektir.

Eğer kişi duaya gelemezse, böyle bir ihtiyacı (Hisaron) olmadığı anlamına gelir, hiçbir eksiklik hissiyatı, ileriye gitme gücü, özlemi ve maneviyat için açlığı/isteği yoktur.

Soru: Rabaş’ın topluluğun toplanma düzeniyle ilgili yazdığı her şey aynı yerde ve aynı zamanda meydana gelebilir mi?

Cevap: Ne coğrafya ne de zaman önemli değildir. Bu, farklı zamanlarda, farklı dostlar arasında meydana gelebilir.

Soru: Bunlar toplam koşullar mıdır?

Cevap: Evet, ama her birimizin içinde, onlar (koşullar) mutlaka aynı yerde ve aynı zamanda değil, isteğe bağlı olarak birikirler. Maneviyatta bu sert/değişmez bir fonksiyon değildir.

When There Is Longing For Spirituality

İki Dünya Arasındaki Duvarı Yıkmak

Soru: Manevi egoizme sahip değilsem, neden dünyevi seviyede acı çekmeliyim?
Cevap: Eğer bizler dünyevi seviyede acı çekmeseydik, sonsuzluk (ölümsüzlük) koşulunu ifşa etmeye asla gelmezdik.
Bu koşullardan geçmeliyiz ki içimizde onlar oluşsun ve en önemlisi onları biriktirelim ki bizim dünyamız ile üst dünya arasındaki engelleri yıkmaya yetecek güce sahip olalım. Bu hem nicelik hem de nitelik olarak yapılmak zorundadır.
Bir araya gelmemiz gerekir. O zaman, tüm arzularımızı toplamak ve böylelikle üstesinden gelmek, yolumuzda ilerleme sağlamak daha kolay olacaktır.
Soru: İnsan, bir noktada acı çektiği gerçeği için bile minnettar olacak mı?
Cevap: Evet. Mahsom’u (bariyer) geçtikten sonra; kişi, ıstırap, çaba ve direncin değerini anlamaya başlar.

Break The Partition Between The Two Worlds

Yaradan’ın Dilini Anlayabilir Miyiz?

Soru: Yaradan’ın dili nedir?

Cevap: Yaradan’ın dili, Partzuf’un orta çizgisi anlamına gelen “kutsal dil” denilen, ihsan etme dilidir.

Soru: Yaradan’ın bir kişiyle nasıl konuştuğunu anlamak mümkün müdür?

Cevap: Orta çizgide. Alma ile ihsan etme nitelikleri arasında doğru etkileşime geldiğinizde, ihsan etme dilini elde edersiniz, çünkü egoist nitelikler özgecil niteliklere dönüşmeye başlar. Sonra, edindiğiniz ihsan etme niteliği sayesinde, Yaradan’ın dilini kendi (egoist) içinizden anlamaya başlarsınız ve O’nunla konuşmaya başlarsınız.

Dünyada gerçekleşen her şeyin, hangi sebeplere dayanarak, hangi sonuçlar için gerçekleştiğini görürsünüz.

Soru: Herhangi bir küresel değişiklik, örneğin, ısınma veya krizler de Yaradan’ın dili midir?

Cevap: Kesinlikle her şey.

Soru: O`nun bana ne söylemek istediğini nasıl anlayabilirim?

Cevap: Yaradan’ın seviyesinde olmalısınız. Bizim dünyamızda ne dediklerini duyabilirsiniz, yani dalgaları yakalayabilirsiniz. Ancak, manevi dünyada, dalgaları yakalamak bu dalgaların frekansında olmak demektir.

Yaradan’ın eylemlerini anlamak istiyorsanız, O’nun seviyesine yükselmelisiniz.

Soru: Yaradan, O’nu anlayabilmemiz için bizimle konuşamaz mıydı?

Cevap: Ve neden yerçekimi yasasını 5000 yıl önce değil de 18. yüzyılda ifşa ettik? Yaradan’ı anlamak için gelişim gereklidir. Sizler bunu şimdi başarabilirsiniz. Bu tamamen kişiye bağlıdır. Eğer bu seviyeye yükselirse, onu bugün edinecektir, zamanı geride bırakacaktır. Bugün, insanların başka bir 200 yılda ulaşabilecekleri söylenen koşullarda yaşayabilirsiniz.

Bizim dünyamızdakiyle aynıdır – bir çocuk, bir yetişkin, bilge bir insan – farklı insanlar farklı anlarlar.

Soru: Son ıslah, başıma gelen her şeyi anladığımda mıdır?

Cevap: Sadece anlamıyorsun, hepsi senindir, hepsi senin içindedir!

Can We Understand The Language Of The Creator?