Category Archives: Maneviyat

Bir İhsan Gülümsemesi

Soru: Ben şayet kişinin ruhunu yükseltirsem, Işığı bir dostuma geçirir miyim yoksa onu yalnızca iyi mi hissettiririm?

 Cevap: Bu sizin niyetinize bağlıdır. Şayet bunu Yaradan ile bir olmaya erişmek için yapıyorsanız, yani ihsan etme niteliği ile; ve bu şekilde ilerleme sağlaması için dostunuza amacın yüceliğini ihsan ederseniz, işte o zaman ihsan etme niteliği ile birlikte siz de  ilerleme sağlarsınız. Siz eğer ilerleme sağlaması için birisine yardım ediyorsanız, bu demektir ki, sizin vasıtanız ile ona Işık geçer.

Sizin artık dostunuzun size geriye ihsan etmesi konusunda endişe duymanız gerekmez; nitekim siz Yaradan’ı edinmek amacı için ihsan ederek zaten bağ kurdunuz. Siz dostunuza yardım ettiniz ve bu da zaten ihsan etmektir. Bunu yaparsanız, Yaradan’dan gelen, ıslah eden Işık  sizin içinizden, daha önceden bağ kurmuş olduğunuz kimseye doğru geçer. Nitekim siz zaten ihsan etme hareketini uyguluyorsunuzdur ve bu sizin yapmanız gerekenin hepsidir. Sonucu hissetmek için yalnızca birkaç hareketi şu şekilde uygulamanız gerekir : aslında ihsan etme gücünü elde ettiğinize dair hissetmek.

Anlaşılıyor ki, herhangi bir zamanda herkes için Işığı dilediğim kadar çekebilirim fakat kendim için Işığı çekemem! Işığı kendiniz için çekemezsiniz çünkü bu yalnızca ihsan etme hareketleriniz sonucunda gelir. Eğitmen, grup ve insanlara ilişkin ihsan etme hareketlerini uygulamazsanız, Işığı çekemezsiniz. Işığı bencilce çekebilmek mümkün müdür ?

Sizler şayet beraber çalışma yapar ve karşılıklı ihsan etmeye gelebilirseniz, o zaman Işığı çekebilirsiniz. Yalnızca kendinizi düşünürseniz, Işığı çekemezsiniz. O zaman bu çalışma yalnızca bilgeliği edinmek için olup, Işık çalışması yani ıslah eden Işığı çekmek için yapılan çalışma olmaz.

Yani ne zaman bir dosta gülümsediğinizde, o zaman ihsan etme hareketinde bulunuyorsunuz anlamına gelir. Kimse sizi devamlı ihsan etme hareketinizden alıkoymuyor ve bunu her dakika yapabilmeniz için size fırsat sunuluyor! Fakat burada verilen şart hapiste olduğunuzu anlamak, egonuz ile kilitlenmiş olduğunuz ve Yaradan ile ancak ”İsrail’(Yaşar [doğru] ve El [Allah] kelimelerinden oluşur.Yaratan’a Doğru olan her hangi bir kişiye İsrail denir.) haline geldiğinizde bağ kurabileceğinizdir. Bunun anlamı, diğerleri üzerinde işlevinizi sürdürerek, onlara nitekim ıslah etme gücünü geçireceğinizdir. İsrail, tüm yaratılmış olanları Yaradan’a  doğru ittirenler anlamına gelir.

04.06.2013 tarihli Kabala dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın  yazıları  

İhsan Etmenin Bir Gülümsemesi

Soru: Dostumun ruhsal durumunu yükselttiğim zaman ona Işığı mı aktarırım yoksa basitçe iyi olmasını mı sağlarım?

Cevap: Bu senin niyetine bağlı. Eğer sen bunu Yaradan’a yapışmak yani ihsan etmek niteliğine ulaşmak için yaparsan ve dostuna amacın yüceliğini ihsan edersen böylece dostun ilerleyebilir o zaman aynı zamanda sende ihsan etmek niteliği ile ilerlersin. Eğer sen birilerinin ilerlemesine yardımcı olursan, bu durum Işığın senden ona geçtiğinin bir işaretidir.

Dostunun da bunun dönüşünde sana ihsan etmesi hakkında fazla endişelenmemelisin zira sen zaten Yaradan’ı edinmenin amacına bağlanmış bulundun. Bunu yaptığın zaman Islah Eden Işık Yaradan’dan senin vasıtanla senin daha önce bağlanmış olduklarına akar. Bu durumda sen ihsan etmenin bir aksiyonunu gerçekleştirmiş olursun ve senin yapman gereken her şey budur. Sen sadece sonucu hissetmek için bazı eylemler gerçekleştirmelisin: ihsan etmenin gücünü gerçekten edindiğini hissetmek.

Bu durumda ortaya çıkan şey bunu ne kadar çok istersem bana verilen her anda herkes için Işığı çekebilir olduğumdur fakat Işığı kendim için çekemem! Işığı kendiniz için çekemezsiniz zira Işık sadece ihsan etmek eyleminin sonucu olarak gelir. Eğer hocaya, gruba ve insanlığa ilişkin ihsan etmek aksiyonlarını gerçekleştirmezseniz Işığı çekemezsiniz. Işığı egoistçe çekmek mümkün müdür?

Eğer beraber çalışır ve ortak ihsan etmeye ulaşmayı isterseniz o zaman Işığı çekersiniz ancak sadece kendiniz hakkında düşünürseniz Işığı çekemeyeceksiniz. Bu sadece akıl edinmek için çalışmak olur ve Islah Eden Işık anlamına gelen Tora’yı çalışmak değildir.

Bu yüzden ne zaman bir dosta gülümserseniz ihsan etmek eylemini gerçekleştirirsiniz. Hiç kimse sizi sürekli ihsan etmekten alıkoyamaz ve size bunu yapmak için her an şans verilir! Ancak hapishane olduğunu, egonun içinde kilitli kaldığını anladığın durumda bu olur ve Yaradan’la sadece ‘‘kalpteki nokta’’ arzusuna gelirsen bağlanabilirsin yani diğerleri üzerine hareket ettiğin anlamına gelir böylece ıslahın gücünü onların üzerine aktarırsın. Kalpteki noktası olanlar yani Yaradan’a doğru arzusu olanlar tüm yaratılışı Yaradan’a itenlerdir.

04.06.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları 

Kaçınılmaz Yol

Baal HaSulam, ‘‘Yaradan sevgisi ve Yaratılan Sevgisi’’: ‘‘dostunu kendin gibi sev’’ koşulundan hemen sonraki safha yapışmadır.

Dost sevgisi emri bizi Yaradan sevgisi seviyesine getirir. Tüm fırsatların, durumların ve sahip olduğumuz her şeyin içindeki en sağlam yoldur. Bilmiyorduk veya hareket edemiyorduk gibi farklı özürler üreterek bundan kaçmak imkânsızdır zira herkes ihtiyacı kadar olanı alır.

‘‘dostunu kendin gibi sev’’ ıslahı diğer tüm ıslahları kapsar ve en nefret edilendir çünkü doğamızın zıttıdır, bunun bizim tek temelimiz olduğunu anlamaktan başka bir seçimimiz yoktur. Bu ıslaha olan ihtiyacımızı keşfetmediğimiz sürece bizi amaca yöneltecek yolu alamayız.

Soru: Diğerlerine iyi davranmakla Üst Olana nasıl memnuniyet getirebiliriz?

Cevap: İşin özü ikisi de aynı şey. Düşün ki tüm yaratılanlar, bütün insanlar ‘‘Yaradan’ın oğulları’’. Kaynaklarda yazılanlar budur. Böylece sen oğluna iyilik yapınca kesinlikle babaya da memnuniyet veriyorsun.

Yaradan Yunus Peygambere 250 bin nüfuslu Ninova şehrini kendi günahları içinde bırakıp terk edemeyeceğini söyledi. Mesaj çok açık: ‘‘Eğer sen onlara sevgi ile davranır ve onları kurtarırsan Bana memnuniyet vereceksin’’

Yaradan’ın bizden memnuniyet alacağı bir kabı yoktur bu yüzden bu şu demektir ki tüm realite aramızda yayılmıştır her birimizin ve Yaradan’ın arasında. Ve bu realite de ilk önce diğerler insanlar gelir.

Bundan dolayı ıslahın metodunun dağıtımı ve tüm dünya hakkında endişelenmek, onların üzerinde odaklanmamız gerektiğini ve bize izin verilmiş olunan aksiyonlar içerisinde en kıymetli olan aksiyon olduğunu gösterir. Dünya ile bunu nasıl ilişkilendirmemizi bilmemiz için şüphesiz ki önce kendimizi ıslah etmeliyiz.

Hesaplama şu şekildedir: ‘‘Ben her şeyi Yaradan’a memnuniyet getirmek için yapmalıyım. Bu arzuyu dünya hakkında endişe duyarak veya daha kesin olarak, insanlar hakkında endişelenerek ifade ederim. Doğanın duran, bitkisel ve hayvansal seviyeleri de aynı zamanda kendi ıslahları ile birleşeceklerdir. İnsanların sorunlarına merhem olmak için, kendimi düzeltmeliyim ve bu yüzden kendimi düzeltmekle işe başlamalıyım.’’

02.06.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden, Baal HaSulam’ın Yazıları

Kaçınılmaz Bir Yol

Baal HaSulam, ”Yaradan sevgisi ve yaratılmış olanların sevgisi”: ”Dostunu kendin gibi sev”den hemen sonra gelen seviye bütünleşmektir.

Diğerlerini sevme emri bizi Yaradan sevgisine getirir. Bu bütün fırsatları ile güvenli  ve gereken bir yol ve seviyelerdir. Bilmediğimizi söyleyip veya her birimiz gerekeni aldığı için hareket etmedik gibi değişik bahaneler ile bundan kaçmak  mümkün değildir.

”Dostunu kendin gibi sev” gibi ıslah, bütün diğer ıslahları da dahil eder ve en nefret edilendir; nitekim kendi tabiatımızın zıttı olup, bunu anlamak için başka bir seçeneğimiz yoktur, bu temeldir. Islah gereksinimini keşfetmediğimiz sürece bizler, bizi amaca götüren yola gelemeyiz.   

Soru: Üst Güce nasıl memnuniyet getiririz; diğerlerine iyi davranarak mı?  

Cevap: Esas itibarıyla, bu aynı şeydir. Tüm yaratılanların, bütün insanların ”Yaradan’ın oğulları” olduğunu düşününüz. Kaynaklarda bu söyleniyor. Yani şayet oğluna iyi davranırsan, Yaradan’a da memnuniyet  getirirsiniz.

Bir  keresinde Yaradan, Yunus peygambere büyük Ninova (Nineveh) şehrini 250.000 yaşayanı ile birlikte, günahlarına rağmen kuşatamayacağını söylemişti. Burada verilen mesaj açık : ”Şayet onlara sevgi gösterir ve korursan, bana memnuniyet getirirsin.”

Yaradan’ın bizden memnuniyet alması için kabı (kli) yoktur. Bunun için, aramızda yayılan bütün hakikat, her birimizin ve Yaradan’ın arasındadır. Nitekim bu hakikatta ise, diğer insanlar önce gelir.

Islah için gereken metodun dağıtımı ve dünya konusunda endişeli olmak, uygulamamız gereken en değerli hareketler olup, bizler buna odaklanmalıyız. Tabii ki, bizler  dünya ile kendimizi nasıl ilişkilendirebileceğimizi bilmek için öncelikle kendimizi ıslah etmeliyiz.

Bunun hesabı şöyledir: ”Ben Yaradan’a memnuniyet getirmek için her şeyi yaparım. Ben bunu dünya hakkında endişe duymak,  insanlar konusunda endişe duymak şeklinde ifade ederim. Doğadaki durağan (cansız), bitkisel ve hayvansal seviyeler de kendi ıslahlarına bağlı kalacaklardır. İnsanlar ile ilgilenebilmek için, benim de kendimi ıslah etmem gerekir; yani benim de kendimi düzelterek bu ıslaha başlamam gerekir.”

2.6.2013 tarihli Kabala dersinin 4. bölümünden, Baal HaSulam’ın yazıları     

Kalbim Kilitli, Ancak Kalbimin Kapısını Çalan Biri Var

Soru: Kişinin algıladığı dünyevi realite, manevi realiteye ne zaman dönüşür?

Cevap: Kişi, başkalarına kendisine davrandığı gibi davrandığında, aralarındaki mesafe silindiğinde dönüşür.

Aslına bakarsan, ihsan etme niteliğini edindiğimiz bile söylenemez; bu geçiş, bu şekilde betimlenmiştir sadece. Aslında yeni nitelikler edinmemiz mümkün değil. Özümüz, tıpkı bir bilgisayarın donanımı gibi, değişmez ve aynı şekilde kalır.

Olay, tamamen başkalarını ne kadar “içime alabildiğime”, onları sanki benmişim gibi görebildiğime bağlıdır. Çalışmamı, büyüyen egoizmimin üstünde yaparım. Aksi takdirde, aramızda doğal bir yakınlık olurdu sadece; tıpkı, ortak çıkarları olan veya birbirlerine duydukları bağımlılıktan dolayı yakınlıklarını sürdüren sevgililer veya çiftler gibi olurdum. Bu sebepten dolayı, egonun direnci büyümelidir ve ben, büyüyen egonun üstünde diğerlerini kendime yakınlaştırmalıyım. Bunu, ta ki bu diğer kişileri “kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma” ve “dostunu kendin gibi sev” prensipleri doğrultusunda kendim gibi algılayana kadar sürdürmeliyim.

Yani, aslında kendi dışıma çıktığım söylenemez; daha ziyade, benim dışımdaymış gibi görünen bir diğer kişinin niteliklerini “yutarım”… ve bunu başardığımda, tüm dünya benim olur.

Soru: Ancak şöyle bir sorun var: On kişilik gruba baktığımda, kimseyi “yutmak” istemiyorum ki…

Cevap: Bu istek zamanla gelecek; dostlarının sana en yakın insanlar olduğunu, sana başka hiçbir kimsenin onlar kadar yakın olmadığını hissedeceksin. Akrabaların, hatta ailen bile sana dostlarından daha uzak görünecek. Sonuçta aile, bedenine daha yakındır; dostlar ise, ruhuna daha yakındır. Aile, sadık kalmamız gereken bir sözleşme gibidir; ancak dostlar arasındaki karşılıklı sorumluluk, son derece dinamik bir yapıya sahiptir, sürekli olarak değişir ve hiç durmadan sana yakınlaşır.

Tekrar ediyorum: Nihayetinde, sen kendi dışına çıkmayacaksın; tüm dostlarının içine girmesine izin vereceksin.

Soru: Peki bu süreci nasıl hızlandırabilirim? Şu anki tutumum sürekli bana geri dönüyor; her seferinde tokat üstüne tokat yiyorum…

Cevap: Doğru söylüyorsun. Gelecek kapına vuruyor, ancak sen kapıyı açmıyorsun ve bu durum, sana sıkıntı olara geri dönüyor. Kapıyı, kapı henüz çalınmadan açmalısın; aksi takdirde geç kalmış olursun.

“Şarkıların Şarkısı”nda şöyle der: “Sevgilim, kapını aç bana.” Ancak sevgili, dışarıdaki sevgilisini karşılamaya hazır değildir; onu karşılamak istemez ve kapısını açmaz… kapısı kilitlidir. Ancak yine de kalkıp kapıyı açtığında, sevgilisinin çoktan gitmiş olduğunu görür; sevgilisi gizlenmiştir: “Onu aradım, ancak onu bulamadım; ona seslendim, ancak bana yanıt vermedi.”

Dostlarınla beraber Yaradan’a açacağın kapıyı, kapı henüz çalınmadan önce açmalısın.

6/03/13 tarihli Günlük Kabala Dersi, Bölüm 4, Baal HaSulam’ın Yazıları

Şavaşmak Yerine Hassasiyet

Bizler birleşmek için ve birbirimize kişisel sevgimizi aşabilmek konusunda yardım etmek için bir araya geliriz. Herkesin kendi bencilliğini iptal etmek konusunda düşünmesi, kendi menfaati yerine mümkünse dostunu sevmek konusunda çabalaması  gerekir. Başka bir deyişle, bütün kongre esnasında, bu andan itibaren, bizlerin kendimiz üzerine yükselerek, bencilliğimizden çıkmayı düşünmeliyiz. Bu yeni  bir özelliği, ihsan etme özelliğine erişme ihtiyacı ve arzusunu hissetmek için tek yöntemdir.

Bizler gibi egoistler bağ kurdukları zaman ve ben diğerlerine baktığımda, benim bencilliğimin çok bilgece olduğu fark ederim. Bunun dışına çıkabilmeme uygun, yardımcı olacak şekilde yapılmıştır. Gerçekte benim kişisel yaşamımdaki hiçbir şey maneviyata tesir etmez. Kendi tabiatıma doğru oluşan doğru davranış ile ben, bunun içindeki özellikleri ifşa ederek, bunun bana manevi dünyayı edinmemde yardımcı olmasını sağlarım.

Diğerlerini reddeden hissiyatım bana manevi özelliklerden ne kadar uzakta olduğumu göstermek için verilmiştir. Buna ek olarak, benim içimde kıskançlık vardır. Ben diğerlerinin nasıl bağ kurduğunu ve her birinin kendini nasıl aştığını, diğerleri ile nasıl yakınlaştığını gördüğüm zaman, onları kıskanırım. Kıskançlık büyük, bencil bir kuvvettir. Fakat benim yararıma çalışmaya başlar ve bencilliğim üzerine yükselmem konusunda bana yardımcı olur.

Hırs da- diğerlerinden daha yüksek ve daha başarılı olma arzum-benim yararıma uygun şekilde çalışır. Ben diğerlerinin başarılarını görür ve utanç duyarım. Onlarda olanın bende de olmasını ister, arkada kalmak istemem ama onları geçerim. Bencilliğimizden kendimizi kurtaracak şekilde kullanamayacağımız tek bir özelliğin bile olmadığı ortaya çıkar. Bu  içsel çalışmaya ”ona karşı yardım” denir.

Bu çalışmayı dostlarımız ile birlikte araştırmamız gerekir. Fakat gerçekte yaşamımızda savaşmamız gereken bir şeyin olmadığını keşfederiz. Bazı şeyleri aşmak, doğru yöne doğru odaklanma konusunda her anı hassas olabilmek için harcamak anlamına gelir. Daha sonra bütün doğal özelliklerimizin,  amaca erişmek için dolaylı veya dolaysız şekilde nasıl bize yardım ettiğini görürüz.

Meyillerimizin herhangi birisi için savaşmaya gerek yoktur. Bunun yerine bizim, doğanın bizimle nasıl oynadığına dair çalışma yapmamız gerekir. Dürtülerimizi bilgece kullanabilirsek eğer, manevi dünyanın içini yarıp geçmemiz mümkün olur.

10.5.2013 tarihli, Buluşmanın Önemi konusundaki bir konuşmadan 

Maddesel Realite Yaradan’ın En Büyük Yardımıdır

Soru: 10’lu gruplar halinde bölündükten sonra, yeni bir sürece başlıyor gibiyiz. Dostlarla birlikte uzun yıllar çalıştıktan sonra,  olumlu ve olumsuz pek çok içsel ‘‘görevler’’ inşa ettim.

Cevap: Tüm bunlar bir grubun gerçek anlayışıyla yapılacak olan bir şeye sahip değildir. Gerçek bir grupta karşılıklı bir anlaşma vardır zira grup birdir. Bizler hepimiz tek bir gemideyiz ve sizler aranızdaki ilişkileri ortaya çıkarmalısınız. Bu sadece bir zorunluluk değildir ancak bu olmaksızın yolumuzu bulmak basitçe imkânsızdır.

Bugün sadece arkadaşsınız. Bu dostları seçtiniz ki daha rahat edesiniz diye ancak gerçek grup çerçevesi ile ilgili olarak bir zorunluluğunuz vardır. Eğer yoksa bu bir grup değildir veya henüz 10’lu çalışma yoktur.

Biz grubu antlaşmamız tarafından hissederiz; sanki sonsuz bakıma ihtiyaç duyan bir bebek hakkında endişeleniyor gibi. Haz hissetmek için endişelenmek değil daha ziyade dostlarımla antlaşmaya vardığımdan beri bu antlaşma hakkında endişelenmek. Bunu iki görünümde geliştirmeliyiz zira aksi halde bu kaybolur; başka çıkış yolu yok.

Bu gerçek bir mucizedir; bizler kırıldık ve her birimize diğerleriyle bağ kurabilmemize, yapay olarak bağlanmamıza, maddesel seviyede bağ kurmaya çalışmamıza izin veren bir kıvılcım verildi. Maddesel realite olmaksızın tüm kıvılcımlarımız sonsuza dek birbirinden uzak dağınık olacaklardı ve asla birbirimize yakınlaşamayacaktık. Fakat bizler birbirimizin arasında karşılıklı olarak almak ve ihsan etmek içinde olmamızı sağlayan maddesel bedenlerde yaşıyoruz. Protein maddesel bedenler bize bağ tesis edebilmemiz için yardım sağlar hatta bununla beraber kıvılcımlar sonsuza dek birbirlerinden halen uzaktırlar.

Bizim şimdiki egomuz bedenlere aittir ve kıvılcımlara değil zira bu henüz gerçek bir kötü eğilim değildir. Ancak bedenlerimizin hissettiği ayrılık itişini çok az dahi olsa kapatmaya çalışırsak eğer hep beraber kıvılcımlarımızın bize getireceği Işığı uyandırmaya başlarız.

Öyleyse, bunun ne kadar büyük bir yardım olduğunu anlamalısınız, manevi yolumuz boyunca büyük bir yardım. Böylesine aşağı, bayağı bir sistemin yardımıyla kıvılcımları bağlamaya başlayabiliriz. Islah Eden Işık onları etkiler ve bu esnada tüm safhaların en zoru ve en uzunu olan şimdiki safhadan geçeriz. Diğer seviyeleri daha hızlı geçeceğiz ancak bu seviye en bayağı seviyedir zira burada her şey bedenlerin yardımıyla yapılıyor. Işık’la ve arzularla doğrudan çalışmak için bu hazırlıktır, harikulade bir safhadır, Yaradan’ın en yüce yardımıdır. Dostumdan nefret etsem bile, yine de onunla bağ kurarım; doğaya odaklanmak için bir fırsattır. Yalan üzerine kurulu bir mekanizma burada var iken doğa dürüst ve gerçek bir şekilde işler.

Bu yüzden dostlarınızı gördüğünüzde kendi çocuklarınızı gördüğünüzden daha fazla memnun olacağınızı ümit etmeli ve arzulamalısınız. Evet, evet dostlar size bebeğinizden daha kıymetli olduğunu hissedeceksiniz.

20.05.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 3. Bölümünden, Baal HaSulam’ın Yazıları ‘‘Ortak Garanti’’

Yaradanı Bilmeye Düşünce Denir

Soru: Düşünce nedir?

Cevap: Düşünce, Yaradan ile yaratılan arasındaki bağ noktasıdır. Sadece yaratılanın yükselebileceği özel bir eksikliktir. Bir taraftan bu maddesel bir eksikliktir zira kişi bu hayatı ne yapacağını nasıl idame edeceğini bilmediği durumda çaresizdir. Her şey sıradan dünyevi, bedeni sıkıntılarla başlar. Eğer kişi bu durumların bir amacı olduğunu görerek bunlardan ayrılmaksızın bu sorunları dönüştürmeyi başarırsa o zaman bu sorunlar kişinin Yaradana yükselebileceği ve O’na onu uyandırdığı için şükredeceği bir iç yönetim sağlar.

Eğer kişi doğru niyetin ne olduğunu ve olan her şeye doğru yaklaşımı bilmek isterse, bu durum kişinin bir düşünce talep ettiği anlamına gelir. Kişi kendi dünyevi eksikliğini kendisi için değil de daha ziyade bu durumun kendisini Kutsallığa doğru bir bağa yönlendirmesini talep ederek, bu eksiklikler ile Yaradanı nasıl edinebileceğini bilmek için Bina’ya yükseltir. Yaradanı bilmek zaten bir düşüncedir.

Böylece, bu kara nokta Hohma için Nukva haline gelir yani anlayışı talep eden Bina’nın içinde birleşik hale gelir. Bu eksiklik Aba ve Ima’yı (Anne ve Baba) çiftleştirmek ve yaratılan varlığa, bir sonraki seviyeye doğum vermek için zorlar.

14.05.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 2. Bölümünden, Zohar Kitabı – Giriş

Yeni Bir Dünya İçin Mekân

Soru: Kişi Tora’yı (Işığı) aldığı zaman ne hisseder?

Cevap: Kişi diğerlerine karşı olan yaklaşımının değiştiğini hisseder. Kişi, diğerleri ile olan ilişkisinin, orada tam ortada onların arasında, yeni bir dünya, yeni konumlar, yukarıda daha yüksek bir seviyede yeni gelişimin bir mekânı olduğunu anlamaya başlar.

Karşılıklı ortak bir bağı tesis ederek kendi aramızda üçüncü faktörü oluşturuyoruz: Üst Olanı. Bu ruhtur, bu ifşa ettiğimiz Yaradandır. Bu herhangi bir yerde değil tam olarak aramızdaki orta çizginin formunda yatan Üst Dünyadır.

01.05.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden ‘Ortak Garanti’

Onlar Garantör Olmaya Hazır Olana Yardım Ettiler

Tora’nın (Işığın), ıslahın metodunun verilmesi koşulu, ancak kişinin karşılıklı garantiye hazır olma durumunda gerçekleşir.

Genel anlamda Tora Islah Eden Işıktır ve kişiye garantör olma derecesine göre yardımcı olur. Diğer bir ifade ile kişinin diğerleri ile bağ kurmasına yani diğerlerini sevmesine bağlı olarak kişinin üzerinde çalışır.

Eğer kişi bunun için hazır değilse Tora bu kişi için çalışmaz, ışıldamaz. Tüm bunlardan sonra Işık sadece kişinin diğerleri için bir şeyler yapma çabasına bir reaksiyon olarak gelir.

Bu prensip bir elektrik devresindeki dirence (Rezistansa) benzer. Ben ve diğeri arasındaki rezistansın büyüklüğüne bağlı olarak, Islah Eden Işık, Saran Işık ( Ohr MakifOM ) gelecektir.

Başka bir olasılık yoktur. Aramızda nefret fışkırıyor olabilir. İlişkimiz olumsuz (-), nötr (0) veya olumlu (+) olabilir, bu fark etmez. Bu ilişkiler öyle olacak ki iş yapılabilsin öyle ki dostlar çaba sarf edebilsinler.

Bunu yapmak için neyi edinmemiz gerektiğini öğrenmek için çalışmaya ihtiyacımız vardır. Aynı zamanda etkinliklerin sıralamasını belirleyecek olan gruba ihtiyacımız vardır.

Öyleyse, Islah Eden Işığa aynı zamanda bizi etkileyen Tora denir. Ve bu Işık bizlerin üzerinde rezistansı (direnci ) oluşturan, kötü eğilim vasıtasıyla içsel arınmanın izleniminin arka planına bağlı olarak işler.

01.05.2013 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden , ‘Karşılıklı Garanti’

Toplam 54 sayfa, 30. sayfa gösteriliyor.« İlk...1020...2829303132...4050...Son »