Category Archives: Kongre

Kongrenin Sonuçları Henüz Ortaya Çıkmadı

Soru: İçinden geçtiğimiz bir dizi güçlü kongreden ve kendimizi iptal etmek için yaptığımız
onca çalışmadan sonra, manevi embriyoyu inşa etmek için başka neyimiz eksik?
Cevap: Hala embriyo gibi bağlanmadık, içinde embriyonun gelişebileceği bir rahim
oluşturmak üzere bağlanmadık. Yalnız bağ kurmaya ihtiyacımız var; hepsi bu. Tek bir beden
ve tek bir kalpte tek bir insan gibi bağlanmak zorundayız. Hala buna istek duymuyorsunuz.
Yalnız öğrenmeye çalışıyorsunuz.
Soru: İstemediğim bir şeyi birden bire nasıl isteyebilirim ki?
Cevap: Böyle bir yoksunluğa dolaylı olarak yaptığımız eylemler yoluyla erişebiliriz.
Egomuza karşı bir şeyi doğrudan doğruya yapamayız, ancak dolaylı olarak Islah Eden Işığı
uyandırıp çekebiliriz.
Soru: Büyük grubumuzun içinden küçük bir grup embriyo gibi bağlanabilir mi yoksa bu
duruma erişmek için herkesin mi bağlanması gerekir?
Cevap: Şu anda bunun nasıl gerçekleşeceğini kesin olarak söylemek mümkün değil, çünkü
bu durum daha önce hiç gerçekleşmedi. Bu unsuru adamakıllı hazmetmeliyiz. Henüz
tamamlanmamış olan bir şeyin bir şekilde olmuş olacağından emin olmamalıyız.
Maneviyatta sonsuz seçenekler var. Bu nedenle, içsel grubun dışsal gruptan, rahim içindeki
embriyo haline dönüşmesinin nasıl olacağını bilmiyorum.
Giderek ve hızla bu duruma yaklaşıyoruz. Yeni ileri atılışlarımıza her defasında hayranlık
duyuyorum. Ancak istisnalar yoktur. Alma arzumuza olan tutumumuzda hepimiz embriyo
haline gelmek zorundayız ve ihsan etme arzumuza olan tutumumuzda ise rahim haline
gelmeliyiz. Bunların hepsini kendimizden inşa ederiz.
Önce rahmi inşa etmeliyiz, ihsan etme seviyesini ve onu göğe yükseltmeliyiz. Sonra, onun
altında, alma seviyesini inşa edebiliriz bu, yer ayaklarımızın altında demektir. Sol çizgiden,
almaktan önce her zaman sağ çizgi, ihsan etmek vardır. Bu Şulhan Aruh kitabında söylenen
şeydir, emirleri açıklar. Bu kitap bize içsel çalışmamız için pek çok pratik talimatlar verir,
eğer bunları manevi kavramlar olarak yorumlarsak.
Soru: Bu gün neye çalışmalıyız?
Cevap: İhsan etmenin yüceliği üzerine ve bir embriyo oluşturmak üzere aramızda bağ
kurmaya çalışmalıyız. Aramızda bağ kurmak zorundayız, bu Yaradan’dır ve bağlantı,
yaratılmış olandır. Böylece bunların aynı paranın iki yüzü olduğunu göreceğiz.
Soru: Ama biz bu iki zıtlığı birbirine bağlayamıyoruz!
Cevap: Yaradan bu iki zıtlığı orta çizgi olarak düzenler. Endişeye kapılmayın! Çok fazla
zaman kalmadı. Büyük bir atılış yaptık ve kısa zamanda bunu hissedeceğiz. Kongrenin
sonuçları henüz görmüyoruz ama göreceğiz ve sürekli olarak buna doğru ilerliyoruz.

Grup Tarafından Şarj Edilmiş

thumbs_laitman_547_06Soru: İsrail’e tatiller ve kongreler için geldiğimiz zaman, eşsiz bir bağ ve mutluluk hissediyoruz. Ve eve döndüğümüz zaman, her şey tamamen bunun tersine dönüyor. Neden bu oluyor?

Cevap: Yurtdışına çıktığımda, çevremdeki toplumun ve bulunduğum yerin değişiminden etkilenmem. Etrafımdaki güzel manzaraların keyfini çıkarırım ancak her dakika kendimin içinde kalırım. Kendi kişisel mikro durumum değişmez.

Ancak sizin probleminiz şu, bir yere gittiğinizde o yerin yerel atmosferinin içine dalıyorsunuz ve bu yüzden de dışarıdan çok güçlü bir etki altına giriyorsunuz ve bu da sizi yoldan çıkarıyor.

Sizi çevreleyen toplumun etkisine daha az kapılmanız gerekiyor. Diyelim ki, etrafınızda birisi sürekli koşuşturuyor, bisiklete biniyor, sizin bir adım daha üstte ve tamamen farklı düşünceler ve beklentiler içinde kalmanız gerekirken bir şeyler yapıyor. Bunu başarmayı öğrenmeniz gerekli.

Eğer buna mümkün olan en hızlı şekilde ulaşmak istiyorsanız, o zaman grup tarafından yeniden şarj edilmeniz gereklidir ve sabahları dersten çıktığınız zaman, dersin bir sonucu olarak sizde doğmuş olan grup hissiyatını, bu sıcaklığı kaybedecek olmaktan dolayı korkmanız gereklidir. En nihayetinde, bizim derslerimiz sadece, bağ kurmak için olan arzuya, Üst Işık’ı davet etmek için  gereklidir.

Birlik için olan özlem, her şeyden önce gelir. Bundan sonra, Işık sizin duanıza bağlı olarak gelmelidir. Ve bundan sonra da, aranızdaki bağda, Yaradan’ı hissetmeye başlarız. Her zaman için bu çalışmanın içinde olmalısınız.

Ancak, eğer dışsal egoistik alanın etkisi altına girerseniz, bu sizin gelişmediğiniz anlamına gelir. Gün boyunca, grubun merkezini hissetme ihtiyacına en azından birkaç kez geri dönmeniz gereklidir.

Günlük Kabala Dersi17/4/2014, Dr. Laitman ile Soru ve Cevap

Dünyadaki En İyi Yer

thumbs_laitman_744Soru: Daha önce bilgisayar ekranın arkasında otururken manevi çalışma gerçekleştirmek mümkündür demiştiniz. Peki, neden o zaman şimdi, kongreye gelmeyen kişi kaybeder diyorsunuz?

Cevap: Bana, “Bu dünya üzerinde maneviyatın diğer yerlerden daha fazla hissedildiği özel, kutsal, eşsiz yerler var mıdır?” şeklinde bir soru sorulmuştu, ben de bu tarz yerlerin olmadığı şeklinde bir yanıt vermiştim. Dünyada yer alan her şey, tek eşsiz bir gücün kontrolü altında bulunur, o da Üst Işık’tır ki O da mutlak bir hareketsizlik içindedir ve tüm uzayı eşit bir şekilde doldurur.

Aynı zamanda, kişi gelişmek istiyorsa, güzel bir yer bulmalıdır demiştim. Bu ne anlama gelmektedir? Üst gücün daha yüksek bir derecede ifşa olduğu yerler de vardır ve daha az bir derecede ifşa olduğu yerler de vardır.

Bu kuvvetin kendisi her yerde mevcuttur, ancak eğer bir yerde, aralarındaki bağ ile ilgilenmekte olan bir grup insan varsa, o zaman kendilerinden ve  aralarındaki karşılıklı bağlantıdan bu kuvveti algılayabilecek bir dedektör yapabilirler. Bunu algılayabilirler ve bu da içlerinde yaşar ve bunu aralarındaki karşılıklı etkileşimden arttırabilirler.

Bu, bir apartmanda bu tarz bir grubun yan dairelerinde oturarak onların iyi etkilerinin altında olabileceğim anlamına gelmemelidir. Ancak, eğer bu grubun içine girersem ve onlarla birlik olmayı denersem, o zaman ben de bu dostların aralarında biriktirmiş olduklarının etkisi altında olurum ve sonrasında dünyada güzel bir yer bulmuş olurum.

Coğrafik yerlerde, kayalar, ağaçlar ya da diğer objelerde kutsal birşey yoktur. Kutsallık, karşılıklı özelliklerinde, Üst Güç’e benzemeye çalışmak üzere biraraya gelmiş olan insanlar arasında bulunur. Bu tarz insanlar arasında çok daha çabuk ve kesin olarak gelişebilirsiniz. Bu en kutsal yerdir.

Bu nedenle, kongrelerimize gelmeyen kişiler büyük şeyler kaçırmış olurlar. Kongre günleri boyunca burada var olan iyinin içindeki kutsamaya dahil olamazlar. Yazıktır ki, buna benzer başka bir yer de bulamayacaklardır. Yaşamda, kişi için bu tarz fırsatları içeren çok az yerler vardır ve bu yüzden de bunun avantajını yaşamak gereklidir.

Bulgaristan’daki Uluslararası Yaz Kampı’ndan, Ders #4

Edinmiş Olduğunuz Seviyeyi Kaybetmeyin

Soru: Artık kongremiz tamamlandı ve ben sanki daha evvelki seviyeme geri gidiyormuşum gibi hissediyorum ve bunun gerçekleşmesini hiç istemiyorum. Yapmış olduğum ve düşünmüş olduğum herşeyin Yaradan’a memnunluk vermek olması için ne yapmam gerekir?

Cevap: Hayatlarımızı Yaradan organize etti ve hiçbirşey bize bağlı değil. Aynısı, politikacılar, ekonomistler, akrabalarımız hatta bizim için de geçerli. Yaradan, kasıtlı olarak hayatlarımızı hissetmekte olduğumuz şekilde ayarlar ki, bu belli koşullardan bizler O’nun eşsizliğini, bütünlüğünü ifşa edebilelim.

Hala bizler ile buradayken, kongreden ayrılıp, normal hayatınıza döndüğünüzü hissediyor olmanız gerçeği, güzel bir işaret değil. Kazanmış olduğunuz seviyeyi kaybetmemek ve ona dişleriniz ile asılmak adına, elinizden gelen tüm güçle kendinizi ısıtmak için herşeyi yapmalısınız.

Bunun zor olduğunu anlıyorum ve hatta bunun imkansız olduğunu da biliyorum ancak bunu başarmak için göstereceğiniz en ufak bir çaba bile manevi olarak yükselmenize yardım edecektir ve bu da sizin net kazancınız olacaktır. Özellikle, hala Eğitim Merkezimizdeyken ve günlük rutin işleriniz üzerinizde baskı oluşturmamışken en azından seviyenizi kaybetmemek adına buna mümkün olan her yoldan direnç göstermelisiniz.

Ben de Rabaş’layken Körfez Savaşı sırasında Irak, İsrail’i bombalarken ve çalışmış olduğumuz yerin 500-700m  yakınına füzeler düşerken benzer alıştırmaları yapmıştım. Hiç hoş olmayan bir durumdu fakat kişi sürekli olarak, iyi durumlar karşısında da, kötü durumlar karşısında da, Yaradan ile arasındaki bağa tutunmaya çalışmak zorundadır. Yani, hangi koşulda olduğunuzdan bağımsız olarak hatta bu hiçbirşey hissetmediğiniz bir koşul dahi olabilir, sürekli olarak aklınızda,  Yaradan ile sürekli temasta olacağınız küçük bir alan tutmaya çalışın.

18 Şubat 2014’de yayımlandı.

Uzun Zamandır Beklenen Konuğun Gelişi için Hazırlık

Henüz karşılıklı güvence kavramının tüm parçalarını çözmeye çalışıyoruz. Bu güvencenin kefili Yaradan’dır, Üst Güç. Ve bu güç her eylemde ortaya çıkarılmalıdır:  her eylemin başlangıcında, ortasında ve sonunda. Yaradan çok “kıskanç “tır ve eğer O’nu unutursak, bizi anında terk eder ve hemen yere düşeriz çünkü tüm ilerleyişimizin sebebi yalnızca O’dur.

Peki fark nedir? Sonuç olarak, Yaradan tüm doğayı destekler: cansız, bitkisel ve hayvansal seviyeleri. Ama orada O’nunla olan ilişkimize bilinçli olarak iştirak etmek zorunda değiliz. Ancak gelişimimizin insan seviyesinde, her an Yaradan’a yöneltilmeliyiz. Aksi takdirde, eğer Yaradan’a benzer olma (Dome) rüyasını görmüyorsa, Adam ne tür bir adam olabilir ki?

Bu sayede, ilerleyişimizdeki eksik parça hakkında kaygılanmamız gereklidir: Yaradan hakkında! Birdenbire başarılı olamayabiliriz ve ilk başta birliğimizi korumak için bir şeylerin eksik olduğu hissiyatına sahip olacağız. Aslında, her zaman kırılmamızın ifşasıyla başlarız. Ancak Yaradan’ın her zaman her eylemin en başında ve en sonunda ve her anında olması şarttır.

O bizi garantinin kuvveti gibi bağlamalıdır, ıslah eden kuvvet, kendi önümüzde görmek istediğimiz bir örnek,  referans sistemi. O’nu her dostun içinde görürüm ve frambuaz topunun içinde.  Sadece O’nu O’nu ve O’nu görürüm.

Özünde, dostlarla ne için çalışıyoruz? Kendi aramızdaki Yaradan’ın ifşası için! O en önemlisidir, itibarlı konuktur, O’nun için bekleriz, O’nun gelişi için hazır oluruz! Kendi aramızda öyle bir bağ , öyle beklenti ve umutlar hazırlarız ki O gelsin!

Egonun Duvarı İle Yüzleşmek

Soru: Eğer, ben tam olarak egomun içine gömülüysem, etkilenebildiğim noktayı anlamıyorum.

Cevap: Bunu henüz açıklayamam; fakat bunun olduğunu şimdiden hissedebilirsin. Fiziksel duyularımız içerisinde tanımlayamadığımız bir çeşit geçit açılıyor. Bizim içerisine girebileceğimiz bir çeşit saklı bir yer var.

Senin önünde içerisine girebildiğin ve aniden açılan bir duvar var. Buna bir açılış ve maneviyatın içindeki bir kapı denir. Bu ne zaman gerçekleşir? Önündeki duvarı tanımlamak istemediğin zaman, bunun içerisinden gireceğin bir duvar olmadığına karar verirsin. O zaman sen ve Yaradan arasında duran egonu eğmek istediğinde zaten girersin. Bu demektir ki ortak garanti koşulunu kabul ediyorsundur.

31.12.13 Tarihli Günlük Kabala Dersi 1. Bölüm, Ders Başlığı: Kongreye Hazırlık

Kongrenin Tacı

Soru: Zohar kitabında, ”Gelinin gecesinde” bizler  gelinin (ilahilik) güveyi (Yaradan) ile buluşmadan önce kendisini nasıl süslediğini okuruz. Grup içinde, yaklaşan kongre adına bizler kendimiz için hangi mücevherleri süslenmek için hazırladık?

Cevap: Gelinin süsü nikahın tacıdır, Keter. Bu diğer Sefirot ile alakası olmayan üst Sefira olup ve aslında onların kaynağıdır. Keter (taç) terimi ihsan etmek anlamına gelir ve belli bir şekli veya özelliği yoktur. Bu bizim ihsan etmek konusunda bilmemiz gereken şeyin tümü olup, kalan diğer her şey Keter‘in Sefira‘sının ifadesi olarak Malhut‘un aldığı şeydir.

Taç belli bir şekli olmayan ihsandır. Bu aslında arzu etmemiz gereken şeydir; söylendiği üzere: ”haktan olan başın üzerindeki.” Haktan olan Yesot‘un Sefira‘sı (temel) olup, içinde diğer Sefirot‘ları birleştirir. Bizler eğer bağ kurmak istiyorsak, bizler haktan bir başın üzerindeki bir taç ihtiyacını, düşüncelerinde, arzularında ve planlarında hissederiz. Bu tacın nerede olması gerektiği ve nerede olduğu yerdir.

Haktan biri, Yesot‘un Sefira‘sı Işığın eşleştiği yerdedir. İkinci sınırlamadan sonra yalnızca Yesot‘un dışında, Malhut‘un kendi içindeki eşleşme için yer yoktur (Bu öyledir, çünkü İsrail’in çocukları Yesot’un Sefira’sında eşleşmeyi istememişlerdi ve bu yüzden Mısır’a inmişlerdi). Haktan olanlar beraber çalışma yapabilecekleri, Malhut dışındaki kendi içlerinde bütün idrakı bir araya toplayanlardır. Bütün bu aydınlanmalar Yesot‘un içinde birleşir. Malhut‘un Bina‘ya yükselmesine Yesot adı verilir.

Bütün çalışmamız, grubun içinde her şekilde bütün kalbimiz ile dahil olmak üzerinedir. Kongre öncesinde ben kendimi bütünüyle sıfırlamak üzere hazırlarım. Bu, bütün düşüncelerim ve arzularımla, hareketlerimin herkes ile beraber olduğunu hissetmem anlamına gelir.

Yalnızca kişisel bir dua ile Yaradan’a dönemeyeceğimi hatırlamalıyım! Kişisel duayı yükselten kişi ruhunu mahveder. Yaradan’a memnuniyet getirmek istese bile, aslında o her şeyi mahveder. Yani grup içine dahil olma her hareketin öncesinde gerçekleşir. Buna Yesot denir; nitekim bu çalışmanın temelidir, çünkü Malhut yerine Yesot‘un Sefira‘sı ile çalışmamızı yaparız.

8.7.2013 tarihli Kabala dersinin 3. bölümünden, Zohar

Nokta Sıfır Ölçekte Sonsuzluktur

Soru: Hazırlık döneminde seviyeler var mıdır? Ve 125 basamakta yükselmeye, manevi dünyaya girerken mi başlıyoruz?

Cevap: Başladığımız, şuan bulunduğumuz yer, sıfır seviyesi olsa bile biz farklı seviyelerden geçiyoruz. Her seviye içinde On Sefirot’u barındırıyor, ne daha fazla ne de daha az. Her Sefira’nın içinde de kendi On Sefirot’u var ve bu sonsuza dek bu şekilde gidiyor.

Tüm realite tamamen mükemmeldir, bir bütündür ve tüm unsurları içinde barındırır. Evrenin sadece tek bir resmi vardır. Ancak bir haritaya farklı ölçekle bakmak gibi, farklı çözünürlükte görünür.

Örneğin, biz St. Peterburg’daki kongreye gidiyoruz. Rusya haritasına yukardan baktığınızda, şehir sadece bir noktadır. Ancak, daha da yaklaşır ve ölçeği arttırırsanız, bu ufacık nokta büyük bir şehir haline dönüşür. Daha da yakınlaştıkça, tüm sokakları hatta binaları bile görebilirsiniz.

İşte, içinde bulunduğumuz koşul da bize aynen nokta gibi gelir. Ancak realitede nokta, bütün evreni içine alır. Her şeyi tüm detayları ile net bir şekilde görmek bu ölçeğe bağlıdır. Tüm detayların açığa çıkması ile de ilerleyis gerçekleşir.

Günlük Kabala Dersi 1. Bölüm’den, 30/6/2013, Rabaş’ın Yazıları

Her An Islahın Sonunu Beklemek

Soru: Kongreye hazırlığımız için bize gereken eksiklik hissiyatını nasıl kazanırız?

Cevap: Bizler eksikliklerin olması için talepte bulunmamalı fakat eksikliklerin ıslahı ve kazanılan hissiyatın tamamlanması için talepte bulunmalıyız. Sizler nasıl hazırlık yapmanız gerektiğini ve nasıl kabınızı genişleteceğinizi soruyorsunuz ve bizlerin ek noksanlıklara ihtiyacımız yoktur. Bizlerin şimdi elimizde olanın bütünsel açıdan birleştirilmesine ihtiyacımız vardır.

Bizim başka şeye ihtiyacımız yoktur; fakat bizim düşünmemiz gereken tek şey budur. Ondan sonra, değişik fikirler, hayal kırıklıkları, karışıklıklar, itirazlar ve diğer bölücü unsurları beraberinde getirecektir. Bunlar  bizim daha güçlü olmamıza yardımcı olacak ve genel ıslahın bir bütüne dönüşmesini tamamlayacaktır.

Bizlerin yalnızca bağ kurması gerekir; Yaradan’a doğru, Işık ve Yaradan ile işte bu kadar. Zaten bizde olan eksiklik hissiyatı yeterli olur ve bizlerin  daha fazlaya ihtiyacı yoktur. Bizlerin yeni  kargaşalar ve sorunlar veya tatsızlıklar aramasına ihtiyacımızın yok olup, bu işi Işığa bırakması gerekir. Bizim çalışmamız her şeyi bir kavram halinde birleştirmeyi arzulamaktır.

Daha sonra bizler aniden yeni aksaklıklarla karşılacağız. Bu da birinci seviyede Aviut‘u (kalınlık,bayağılık) tamamlamak için eksikliği hissedilen şeyin bir işaretidir. Sonra bizler bunlar üzerinde de çalışarak onaylayacağız ve aldığımız yardım için şükredeceğiz. Buna ”hem iyi hem de kötü için şükran duymak” denir: hem Işığa hem de yeni eksiklik hissiyatlarına karşı müteşekkir olmak ve de kutsamaktır.

Soru: Bunun için nasıl hazırlık yapmalıyız?

Cevap: Ben içimdeki her şeyin bir yöne doğru birleşmesini isterim. Ben kendimi önceden hazırlarım ve oturup kongrenin başlamasını beklemem. Doğru hazırlık bunun şimdi başlamasından ve yarına bırakılmamasından yanadır. Ben Mesih’in her an gelip, bizi ıslahın sonuna götürmesini beklerim. Buna hazırlık denir.

30.6.2013 tarihli Kabala dersinin birinci bölümünden, Rabaş’ın yazıları 

St. Petersburg Kongresi: Atlama Yapmak İçin Koşmaya Başlamak Şart

Benim, şu andan itibaren kongreyi mükemmel bir şekilde görmem gerekiyor. Peki bunu  gerçekleştirmek için neye ihtiyacım var? Dostların toplantısı nasıl olmalı? Hangi izlenimler ve  hangi eylemlerle bunları başarabiliriz? Seçtiğimiz makaleler hangi konuyla ilgili olmalı? Makalelerden ve çalıştaylardan sonra hangi sorular hazırlanıp, sorulmalı? Kendimi nasıl hazırlıyorum? Bir misafir olarak, ev sahibi, dost, öğrenci, öğretmen ya da ortamı düzenleyen birisi hizmet eden birisi olarak mı? Herkes beni nasıl görüyor?  Ve benim bu yelpazenin her alanında  nasıl davranmam gerekiyor?

Kendim için en zor olan şey üzerinde çalışmalıyım. Örneğin, insanlarla bir araya gelip dans etmeyi sevmiyorsam, kendimi tamamen bu koşula adamalı, tüm  gerekli çabayı gösterip, tüm gücümle kendimi itmeliyim.

Sürekli doğru niyette kalmaya çalışacağım ve herkesin niyeti buna bağlı olduğu için, sürekli kendimi doğru niyette tutacağım. Şu bir gerçektir ki, Işığı sanki ince bir “Kanal” vasıtasıyla  çekiyorum ve bu nedenle de sürekli “Online” kalmak zorundayım. On’lu grubum ile konuşmalıyım. Herkes bir diğerini destekler ki, bu şekilde kimse ışığın aktarıldığı bu ince “Kanal”ı kaybetmesin. Yaptığımız paylaşımların tüm kongre için geniş bir iletişim kanalına dönüşmesini temenni ediyoruz.

İçimde, doğru niyette birisi olamayacağına dair endişem var. Bu da benim korkuya ve endişeye kapılmama, içimin ürpermesine neden oluyor. Bu bir çocuğa birşey olması gibi, bu bizim için bir yıkım, “Dünyanın Sonu” olabilir. Şimdi, her zamankinden daha da fazla endişeliyim. Bu bizim elimizde olan birşey değil, bunu tam olarak hissedemiyoruz, niyetten kopukluğu tam olarak ölçemiyoruz. Kelimenin tam anlamıyla hastalık içinde olmalıyım, ki  biri niyetten kopuyorsa sanki hasta oluyoruz, bu korkumuzu herkese hissettirmeliyiz, böylece onlar da doğru niyeti kaybetmesinler. Başarı buna bağlıdır.

Dostlar ne derse desin, ne yaparsa yapsın, hangi şarkıyı söylerlerse söylesinler, benim için bir sorun yok. Ben sürekli bir annenin çocuğuyla ilgilenmesi gibi, dostum hakkında endişe duyuyorum ve onunla ilgileniyorum ki dostum başarabilsin. “Kişinin kalbindeki endişe, başkalarına açılır” derler. Endişem herkese aktarılır.

Herşeyi hazırlamak, hızlandırmak, dostlarla biraraya gelmek için mümkün olabildiğince erken gelmeliyim. Sadece elli kişi bile olsa onlarla oturup, şarkı söylemeliz ve hissiyatımızla bu boşluğu hemen doldurmaya başlamalıyız.

Kongreye hazırlanırken ve kongreden dönerken, hiçbir dostumun ruh halini, gücünü kaybetmediğinden emin olmaya çalışmalıyım.

“Dostlar toplantısı, hareketli, heyecanlı olmalıdır. Makaleler, konuşmalar ve çalıştaylar için mümkün olabildiğince hazırlıklı olun. Bu çok önemli. Tüm konuşmalar ve şarkılar belli bir program içinde ve uyumlu olmalıdır. Dostlar toplantısında sürenin uzunluğu önemli değildir, önemli olan şey bunun kalpte hissedilmesidir”.

“Bu bahsettiğimiz hazırlıklar olmadan, kişinin kongreye dahil olabilmesi, tüm atmosferi hissedebilmesi mümkün değildir. Bunu yaşaması gerekir. En önemli şey, herkesle etkileşime girmek ve biraraya gelmektir. Bunu nasıl başaracağımızı ciddi bir şekilde düşünmeliyiz”.

“Aklın yardımıyla, karşılıklı, ortak bir hissiyata gelmemiz gerekiyor. Birlik hissine gelmemiz için, ciddi olarak bunun üzerinde çalışmalıyız”.

Günlük Kabala Dersleri, 27/06/2013, 4. Bölüm, Baal Ha Sulam’ın Makalelerinden.

Toplam 7 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »