Category Archives: Kadın

Kadın, Şeytanın Aracı Mı Yoksa Yaratılışın Baş Tacı Mı?

Yorum: Bazı erkekler, onlarla acı deneyimleri nedeniyle kadınların Şeytan’ın aracı olduğunu hisseder.

Cevap: Çalıştığımıza göre, manevi dünyada ıslah olmuş bir kadın, erkeklerin içinde de bulunan, ıslah olmuş bir arzudur, gerçek bir kadın değildir. Kadın, kişinin egoist arzusudur ve ıslah edilmezse, o gerçekten Şeytan olarak adlandırılabilir. Bunun bir kişinin içinde olduğunu düşünebilirsiniz ve o zaman o kişiye kadın denir. Islah sürecinde birçok seviye vardır ve her seviyenin bir ismi vardır.

Soru: Ve o zaman kadın yaratılışın baş tacı mı?

Cevap: Evet, ıslah olmuş bir kadın arzusu, Yaradan’ın görmek istediği ve her şeyin bunun için yaratıldığı son safhadır. Erkek Yaradan ve kadın arzusu arasında yalnız bir aracıdır ve sadece bu işlevi yerine getirir.

http://laitman.com/2016/09/a-woman-satans-tool-or-the-crown-of-creation/

Bir Kadının Saflığı

Soru: Nidah’ın (menstruasyon bitimi) manevi anlamı nedir?

Cevap: Nidah, kirliliğin manevi bir durumudur ve ıslahtan sonra kalan tüm kabuklardan, Klipot’tan (saf olmayan arzular) kurtulmayı ifade eder. Onlar Gevurot (sınırlayıcı güç, Dinim) ya da Lev HaEven (taştan kalp) olarak adlandırılır ve kadın denilen alma arzusundan ayrılır ve böylece kadın arınır.

İşte evrenin tüm sistemi burada yatıyor. Sonuçta bedenimizin gelişmesi gibi aynı şekilde ruhumuz da gelişir. Alma arzusu, ihsan etme arzusu, üç çizgi vb. gibi kavramlardan bahsederken, onlar zihnimizde tasvir edilmiştir ve bizim erkek ve dişi bedenlerimizin durumları değildir.

Soru: Kadının kirliliğinden, almaktan, kendisi için yaşamaktan söz ettiğimizde yalnız egoist düşünceye mi gönderme yapıyoruz?

Cevap: Hayır, doğum yapan bir kadın onu kendi yararı için yapmaz; aksi takdirde o doğurmazdı. Bu nedenle, saflık koşulu, ihsan etmeye katılmaya hazır olduğu zaman ortaya çıkar. Onun aylık dönemi bittikten sonra, Malhut’un Bina’ya yükselmesi sırasında 7 gün beklemesi gerekir ve sonra döllenmeye hazırdır.

http://laitman.com/2016/09/a-womans-purity/

Kadın – Doğanın Gizemi

Kadın, içimizde gizli olan bir arzuyu, alma arzumuzu sembolize ettiğinden doğanın gizemidir ve sadece Yaradan’ı ifşa ettiğimiz ölçüde ortaya çıkar. Bu nedenle, Yaradan’ı keşfetmeye özlem duyarsak, kadına ait olanı da ifşa ederiz.

Biz bu gerçeğe ulaşana kadar, kadını anlamamız mümkün değildir; çünkü kadın Yaradan tarafından yaratılmış ve O’nun yarattığı tek şeydir. “Ve Tanrı kadını yarattı” buna karşılık erkek Yaradan’da biraz farklıdır ve bu dünyada kadını döllemek onu doldurmak, doğumu oluşturmak için vardır, onun için neticede kadın arzusu almak ve erkek arzusu (kalpteki nokta), onların çocukları denilen düzeltilmiş karşılıklı koşulda, ortaya çıkacaktır.

Bu süreç, kadına ait olan ıslah için hazır olduğunda, erkek sadece kendi aracı rolünü yerine getirirken, gerçekleşir. Kadına ait olanın, alma arzusunun doğanın gizemi olmasının nedeni budur, Kabalistin yavaş yavaş ne ölçüde onun Yaradan’ın tersi olduğunu ve ne ölçüde o onu Yaradan’a benzer yapabileceğini keşfeder.

Woman – A Mystery Of Nature

İdeal İlişki

Soru: Erkek ve kadın arasındaki ideal ilişki nasıl olmalıdır?

Cevap: Erkek ve kadın arasındaki ideal ilişki, tıpkı iki erkek ya da iki kadın arasındaki gibi, iki tarafın da eşit haklara sahip olduğu manevi bir ortaklık olmalıdır, o zaman birbirlerini tamamlarlar ve ortak bir kap (Kli) yaratırlar.

An Ideal Relationship

Kadınların Soruları

Soru: Kadın alan parça olarak yaratıldı ise, ihsan etme niteliği için özlem duymak zorunda mıdır?

Cevap: Yaradan’ı edinmede iki cins de eşittir ve her biri erkek ve dişi parçaya sahiptir.

Soru: Eşime ve çocuklarıma sesimi yükseltmeyi nasıl durdurabilirim?

Cevap: Eşin ve çocukların senin içinde var ve sana sanki sadece dışarıda var gibi görünüyorlar ve bu yüzden önce içindeki eşine ve çocuklarına ve sonra dışarıdaki figürlerine dönmek zorundasın.

Women’s Questions

ERKEK VE KADININ MANEVİ YOLU

Soru: Bir Kadın maneviyata nasıl ulaşır? Bir kadının ağırlıklı olarak kocasını desteklemesi, ailesine bakması ve dağıtıma katılması gerektiğini okudum, ama tam olarak bir kadının kocasını (ve erkekler grubu) destekleyerek maneviyata nasıl ulaşacağını anlamıyorum?

Cevap: Yaradan ile ilgili bir erkeğin yolu, kadının ailesi ile ilgili ya da grubun erkek kısmıyla ilgili yoluyla aynıdır. Bir kadın ailenin ve evin reisidir; çünkü o bunun için çalışır ve hizmet eder. Erkeğin Yaradan ve grup ile ilgili çalışması da aynıdır. Biz dünyamızda kadınların çalışmasını örnek alarak bir erkeğin maneviyatta nasıl çalışması gerektiğini öğrenebiliriz.

The Spiritual Path Of A Man And A Woman

ERKEK VE KADIN – BÖYLESİNE FARKLI DÜNYALAR – 3. BÖLÜM

SORU: Birbirine bağlanabilen iki nitelik vardır: Erkek ve kadın. Buna üçüncü bir faktör ekler misiniz?

CEVAP: Bu faktör en önemli olandır. Erkek ve kadın onunla birleşmek ve onun derecesine ulaşmak için özellikle onun için bağlanırlar. Dünyada bu amaç için var oluruz, farklı ıslahlar yaparız ve birbirimizle bağ kurarız.

Üçüncü faktör dediğimiz, Yaratan veya sevgi olarak adlandırılır. Sevgi duygusu, her birey kendisini tamamen eşine adadığında, karşılıklı tamamlamaya doğru ulaşır. Sadece birbirimizi tamamlamak adına varsak, sevgi gücünü ediniriz.

SORU: Bu, hayatımız boyunca aradığımız aynı güç mü?

CEVAP: Sevgi gücünü hayal ederiz ama onu ruhlarımız arasında değil, bedenlerimiz arasında bulmayı umut ediyorsak hata ederiz.

SORU: Kadın ve erkeğin bir araya gelmekten zevk alması iyi bir şey değil midir?

CEVAP: Seksüel zevk, önem sırasında yemekten sonra, en temel bedensel zevklerdendir ve o olmadan var olmak mümkün değildir. Kişi bir kere varlığını güvence altına aldı mı, seks hakkında düşünür.

SORU: Üçüncü üst gücü de içeren, gerçek sevginin gücünden, zevki ayıran şey nedir?

CEVAP: Gerçek sevginin zevkine CENNET denir. O kadar birbirimize adanmış durumdayızdır ki Yaratan denen aramızdaki sevgi gücünü uyandırmak için sadece diğerini nasıl tamamlayacağımızı araştırırız. Ve günümüzde sevgiyi birbirimizden, sevginin tamamen zıddı olan egoistik biçimde talep ediyoruz. Egolarımızın üzerine yükselmek zorundayız ve böylece birbirimizden sevgi talep etmektense onu gösteriyor olacağız , alma arzusu niyetiyle değil ihsan etmeyle seveceğiz.

“Adam” üst gücün benzeri, mükemmellik içinde olan Yaratan’ın benzeri demektir. Ve bir erkek ancak kadınla bağ kurarsa mükemmeliğe erişebilir. Her biri diğeri önünde kendisini ve egoizmlerini iptal ederlerse karşılıklı ihsan etmede birleşirler.
Bu her tür işbirliği eyleminde ifade edilebilir ama burada biri, bir diğerine Yaratan’ın ifşasının aralarında gerçekleşmesi için “vermeyi” hedefler. “Bir erkek ve bir kadın ve aralarında kutsallık” denildiği gibi… Sadece bu tür bir yapı ile mükemmelliğe ulaşabiliriz ve bu bize Kabala Bilgeliği’nin öğrettiği şeydir.

SORU: Normal bir adam çevresinde gördüğü tüm kadınlara sahip olmayı hayal eder ve manevi bir adam da bunu istemez mi?

CEVAP: O da aynısını ister ama sadece bedensel biçimde değil. O evrende var olan tüm dişil gücü ve eril gücü almak birini diğeri ile tamamlamak ister.

Sonuçta tüm erkekler ve kadınlar sadece birbirlerini tamamlamak için çalışırlar ve bu karşılıklı tamamlama ve bağda, insanlığın merkezinde manevi dünya, manevi güç, Yaratan’ın üst gücü ifşa olur.

http://laitman.com/2016/06/man-and-woman-such-different-worlds-part-3/

KADINLARIN GÜCÜ: YARATILIŞIN GÜCÜ

SORU: Neden dünyada kadınlar ve erkekler var?

CEVAP: Tüm  yaratılışın köklerinde erkeksi güç (ihsan etme) ve kadınsal güç (alma gücü) bulunur. Dünyamızda eril güç, Yaratan’ın gücünün rolünü oynar ve kadınsı güç yaratılışın rolündedir. Ama temelde başka simge yoktur.

Dalların diliyle erkek ve kadını, dünyamızın manevi köklerini incelediğimiz zaman, onların fiziksel dünyada bulunuşu özel olarak gerçekleşir ve onlar burada kesinlikle eşit değerde eşit yararlılıktadır.

Dahası, kadın erkekten daha büyük bir rol gerçekleştirir. O “yaratılış” ile tanımlanır bu nedenle her şey onun içinden geçer: doğum, çocukları büyütmek , evin idaresi ve aileyi sürdürmek… Kadın, kocasına ne yapılması gerektiğini gösterir çünkü en önemli şey, hala dünyamızda bulunmaktadır.

Kabala Bilgeliği’nde de bu böyledir çünkü bizim dünyamız maddesel olarak, tıpkı manevi dünyada olduğu gibi düzenlenmiş ve inşa edilmiştir. Sadece paralel dünyalar arasındaki bağlantıyı anlamalıyız. Kadınsal güç, eril güçten daha yüksek  seviyede bulunur ve sabittir. Kabala Bilgeliği’nde iniş ve çıkışlar ıslahın derecesine göre farklı seviyelerde dengelenir.

Ne söylerseniz söyleyin, bir yandan dünya, kadının Adem’e düşmesi  ve  egoizme dalması için yol göstermesi ile başladı. Ama diğer yandan dünya onun aracılığıyla ıslaha geldi. O doğurur, eğitir ve ileriye doğru iter…

Kadın dünyayı daha yüksek seviyeye erkekler aracılığıyla yükseltir! Böylece erkekleri çalıştırır. Erkek daha yüksek seviyede ve evin efendisi gibi görünse de, aslında her şey kadının erkeği doğru biçimde düzeltme  ve yönetme yetilerine göre belirlenmiştir.

Kabala Bilgeliği’nde kadın ve erkek güçleri arasında çok hassas ve kusursuz bir denge vardır, sağ ve sol. Sonuçta nerede beraber çalışırlarsa orta çizgi gücü ortaya çıkar. Böylece, kadın gücünü erkek gücün dengelediği, erkek gücünü de  kadın gücünün dengelediği ,  ikisinin  de mükemmel bir uyum içinde çalıştığı ve işlediği uygun, karşılıklı işbirliğini aramızda bulmalıyız.

http://laitman.com/2016/05/womens-force-the-force-of-creation/

Doğum Sancıları

Soru: Denir ki “Yaradan iyi ve iyilikseverdir’’. Öyleyse ‘‘çocuklarınızı acı içinde getireceksiniz’’ sözü ne demektir? Bu acının, sancının anlamı nedir?

Cevap: Çocuk doğumu acı ve sancı gerektirir ve Tora’yı çalışırken Yaradan’ın özellikle kadına karşı acımasız olduğu izlenimi altındayız. Yaradan kadına der ki ‘‘Arzun kocan için olacaktır ve o senin üzerinde egemen olacaktır’’. Sanki bu ikisi zıt güçler gibidir ancak her ikisi de aynı sebebe hedeflenir.

Malhut, arzumuz, doyumun kaynağına, Zer Anpin’e, erkek kısma özlem duyar. Daha ötesi, bu hepimizin içinde mevcuttur, hem erkeğin hem de kadının içinde. Bizler doyuma özlem duyuyoruz ve bu egoistik özlem hepimizi yönetiyor ve bunun hakkında hiçbir şey yapamıyoruz. Dişi parçanın eril parçaya yaklaşımı bu şekildedir.

‘‘acı içinde çocuklarınızı getireceksiniz’’ yeni bir seviyenin doğumu demektir, yeni bir hissiyatın, yeni bir edinimin, ıstıraplar yolu vasıtasıyladır.

Her seferinde içimizde daha büyük bir ego ifşa olur, uzun zaman birçok koşullar içerisinden geçtiğimizden dolayı bunun kötülük olduğunu ve bundan yani Mısır’dan çıkmamız gerektiğini görmeye başlarız, bir meyvenin tomurcuk atması gibi, aynı basınçla bir bebekte annesinin rahminden doğumu esnasında başarılı bir şekilde dışarı çıkar.

Ancak her doğum acı gerektirir zira her yeni seviye içinde iki zıt gücü barındırmalıdır, birisi embriyonun tutan gücüdür zira ego tutar ve çıkmasına izin vermez, aynı zamanda özgecil iten güç, meyveyi dışarı iten ve içeride tutmak istemeyen güç ifşa olur.

Bu iki zıt güç arasındaki mücadele ‘‘acı’’ denen bir geçiş sürecini yaratır, ‘‘çocuklarınızı acı içinde getireceksiniz’’. Bütünde, tüm maddesel fenomenler maneviyattan kaynaklanır. Böylece her seviyede doğarız.

Bu yüzden tüm manevi seviyelere grubun ‘‘ana rahmimiz’’ olduğu anlayışı ile yaklaşmalıyız ve bunun içerisinde iki zıt gücü yaratmalıyız. Bunlardan birisi varlığımızı sürdürmemizi sağlayan egoistik güç ve diğeri ise tüm her şeyin üzerine yükselmemizi sağlayan itişin özgecil gücüdür. Dışarıda varlığımızı sürdürmemizi sağlayan gücü terk ederek, sadece bizi iten ve bizi ileriye götüren güç tarafından doğarız.

Bu manevi süreç, her manevi seviyede, her manevi doğumun içinde bunun aracılığı ile ilerleyen tipik erkeklerin sürecidir, kesin ve aynı şekilde kadınlarında.

14.06.2013 Tarihli Krasnoyarsk Kongresi 1. Gün, 3. Ders

Maneviyatı Fiziksellik ile Karıştırmayınız!

Soru: Grup içerisinde erkek ve kadın arasındaki en iyi bağ şekli nedir?

Yanıt: En iyi bağ, diğer arzularımız için değil, sadece Yaradan için arzularımızı birleştirmeye olan ortak özlemimizdir.  Birlikteyken en iyi olan, bedenlerimize dikkat etmemektir. Erkek ya da kadın, kiminle iletişimde olduğum önemli değil ancak eğer bu beni rahatsız ediyorsa bunu beni rahatsız etmeyecek hale getirmem gereklidir. Aslında, manevi dünyada, erkek ve dişi arzular hepimizin içinde mevcutturlar.

Bir alma arzusu vardır, AHP ve ihsan etme arzusu, GE. Bu, manevi dünyalarda olayların, fiziksel dünyamızda fiziksel bedenlerimizdeki gibi meydana gelmediği anlamındadır. Orada, sadece arzular birleşirler. Yaradan için olan arzular ve başka hiçbir arzu değil. Tüm diğer arzular egoistiktirler ve bu yüzden maneviyatta mevcut değillerdir.

Bir kişi öğle yemeğinde iki öğün birden yemek isterse, bu manevi gelişim yolunun önünde bir engel olmadığından bunu yerine getirebilir. Eğer belli bir kızı beğeniyorsa bu da onun manevi gelişimini engellemez. Asıl önemli olan, O’nun ana arzusunun neye odaklanmış olduğudur. Eğer arzuları Yaradan’a doğru odaklanmışsa diğer herşey bunun parçası haline gelir.

Grup içerisinde erkek ve kadın arasındaki ilişki öyle organize edilmeli ve düzenlenmelidir ki, hiç bir şekilde birbirlerinin manevi gelişimlerini rahatsız etmemelidirler.

Soru: Diyelim ki bay bir arkadaşımı kucaklıyorum fakat kendimi bunu doğru bir şekilde bir bayana yaparken hayal edemiyorum.

Yanıt: Bayanlar ile olan ilişkiniz onların manevi gelişimlerine zarar vermeyecek şekilde kurulmaldır. Bu sayede, manevi olan ve fiziksel olan birbirine karışmayacaktır. Manevi olan manevidir ve fiziksel olan fizikseldir.

Avrupa Kongresi, Almanya, 23 Mart 2013, Ders 5