Category Archives: Kadın

İdeal İlişki

Soru: Erkek ve kadın arasındaki ideal ilişki nasıl olmalıdır?

Cevap: Erkek ve kadın arasındaki ideal ilişki, tıpkı iki erkek ya da iki kadın arasındaki gibi, iki tarafın da eşit haklara sahip olduğu manevi bir ortaklık olmalıdır, o zaman birbirlerini tamamlarlar ve ortak bir kap (Kli) yaratırlar.

An Ideal Relationship

Kadınların Soruları

Soru: Kadın alan parça olarak yaratıldı ise, ihsan etme niteliği için özlem duymak zorunda mıdır?

Cevap: Yaradan’ı edinmede iki cins de eşittir ve her biri erkek ve dişi parçaya sahiptir.

Soru: Eşime ve çocuklarıma sesimi yükseltmeyi nasıl durdurabilirim?

Cevap: Eşin ve çocukların senin içinde var ve sana sanki sadece dışarıda var gibi görünüyorlar ve bu yüzden önce içindeki eşine ve çocuklarına ve sonra dışarıdaki figürlerine dönmek zorundasın.

Women’s Questions

ERKEK VE KADININ MANEVİ YOLU

Soru: Bir Kadın maneviyata nasıl ulaşır? Bir kadının ağırlıklı olarak kocasını desteklemesi, ailesine bakması ve dağıtıma katılması gerektiğini okudum, ama tam olarak bir kadının kocasını (ve erkekler grubu) destekleyerek maneviyata nasıl ulaşacağını anlamıyorum?

Cevap: Yaradan ile ilgili bir erkeğin yolu, kadının ailesi ile ilgili ya da grubun erkek kısmıyla ilgili yoluyla aynıdır. Bir kadın ailenin ve evin reisidir; çünkü o bunun için çalışır ve hizmet eder. Erkeğin Yaradan ve grup ile ilgili çalışması da aynıdır. Biz dünyamızda kadınların çalışmasını örnek alarak bir erkeğin maneviyatta nasıl çalışması gerektiğini öğrenebiliriz.

The Spiritual Path Of A Man And A Woman

ERKEK VE KADIN – BÖYLESİNE FARKLI DÜNYALAR – 3. BÖLÜM

SORU: Birbirine bağlanabilen iki nitelik vardır: Erkek ve kadın. Buna üçüncü bir faktör ekler misiniz?

CEVAP: Bu faktör en önemli olandır. Erkek ve kadın onunla birleşmek ve onun derecesine ulaşmak için özellikle onun için bağlanırlar. Dünyada bu amaç için var oluruz, farklı ıslahlar yaparız ve birbirimizle bağ kurarız.

Üçüncü faktör dediğimiz, Yaratan veya sevgi olarak adlandırılır. Sevgi duygusu, her birey kendisini tamamen eşine adadığında, karşılıklı tamamlamaya doğru ulaşır. Sadece birbirimizi tamamlamak adına varsak, sevgi gücünü ediniriz.

SORU: Bu, hayatımız boyunca aradığımız aynı güç mü?

CEVAP: Sevgi gücünü hayal ederiz ama onu ruhlarımız arasında değil, bedenlerimiz arasında bulmayı umut ediyorsak hata ederiz.

SORU: Kadın ve erkeğin bir araya gelmekten zevk alması iyi bir şey değil midir?

CEVAP: Seksüel zevk, önem sırasında yemekten sonra, en temel bedensel zevklerdendir ve o olmadan var olmak mümkün değildir. Kişi bir kere varlığını güvence altına aldı mı, seks hakkında düşünür.

SORU: Üçüncü üst gücü de içeren, gerçek sevginin gücünden, zevki ayıran şey nedir?

CEVAP: Gerçek sevginin zevkine CENNET denir. O kadar birbirimize adanmış durumdayızdır ki Yaratan denen aramızdaki sevgi gücünü uyandırmak için sadece diğerini nasıl tamamlayacağımızı araştırırız. Ve günümüzde sevgiyi birbirimizden, sevginin tamamen zıddı olan egoistik biçimde talep ediyoruz. Egolarımızın üzerine yükselmek zorundayız ve böylece birbirimizden sevgi talep etmektense onu gösteriyor olacağız , alma arzusu niyetiyle değil ihsan etmeyle seveceğiz.

“Adam” üst gücün benzeri, mükemmellik içinde olan Yaratan’ın benzeri demektir. Ve bir erkek ancak kadınla bağ kurarsa mükemmeliğe erişebilir. Her biri diğeri önünde kendisini ve egoizmlerini iptal ederlerse karşılıklı ihsan etmede birleşirler.
Bu her tür işbirliği eyleminde ifade edilebilir ama burada biri, bir diğerine Yaratan’ın ifşasının aralarında gerçekleşmesi için “vermeyi” hedefler. “Bir erkek ve bir kadın ve aralarında kutsallık” denildiği gibi… Sadece bu tür bir yapı ile mükemmelliğe ulaşabiliriz ve bu bize Kabala Bilgeliği’nin öğrettiği şeydir.

SORU: Normal bir adam çevresinde gördüğü tüm kadınlara sahip olmayı hayal eder ve manevi bir adam da bunu istemez mi?

CEVAP: O da aynısını ister ama sadece bedensel biçimde değil. O evrende var olan tüm dişil gücü ve eril gücü almak birini diğeri ile tamamlamak ister.

Sonuçta tüm erkekler ve kadınlar sadece birbirlerini tamamlamak için çalışırlar ve bu karşılıklı tamamlama ve bağda, insanlığın merkezinde manevi dünya, manevi güç, Yaratan’ın üst gücü ifşa olur.

http://laitman.com/2016/06/man-and-woman-such-different-worlds-part-3/

KADINLARIN GÜCÜ: YARATILIŞIN GÜCÜ

SORU: Neden dünyada kadınlar ve erkekler var?

CEVAP: Tüm  yaratılışın köklerinde erkeksi güç (ihsan etme) ve kadınsal güç (alma gücü) bulunur. Dünyamızda eril güç, Yaratan’ın gücünün rolünü oynar ve kadınsı güç yaratılışın rolündedir. Ama temelde başka simge yoktur.

Dalların diliyle erkek ve kadını, dünyamızın manevi köklerini incelediğimiz zaman, onların fiziksel dünyada bulunuşu özel olarak gerçekleşir ve onlar burada kesinlikle eşit değerde eşit yararlılıktadır.

Dahası, kadın erkekten daha büyük bir rol gerçekleştirir. O “yaratılış” ile tanımlanır bu nedenle her şey onun içinden geçer: doğum, çocukları büyütmek , evin idaresi ve aileyi sürdürmek… Kadın, kocasına ne yapılması gerektiğini gösterir çünkü en önemli şey, hala dünyamızda bulunmaktadır.

Kabala Bilgeliği’nde de bu böyledir çünkü bizim dünyamız maddesel olarak, tıpkı manevi dünyada olduğu gibi düzenlenmiş ve inşa edilmiştir. Sadece paralel dünyalar arasındaki bağlantıyı anlamalıyız. Kadınsal güç, eril güçten daha yüksek  seviyede bulunur ve sabittir. Kabala Bilgeliği’nde iniş ve çıkışlar ıslahın derecesine göre farklı seviyelerde dengelenir.

Ne söylerseniz söyleyin, bir yandan dünya, kadının Adem’e düşmesi  ve  egoizme dalması için yol göstermesi ile başladı. Ama diğer yandan dünya onun aracılığıyla ıslaha geldi. O doğurur, eğitir ve ileriye doğru iter…

Kadın dünyayı daha yüksek seviyeye erkekler aracılığıyla yükseltir! Böylece erkekleri çalıştırır. Erkek daha yüksek seviyede ve evin efendisi gibi görünse de, aslında her şey kadının erkeği doğru biçimde düzeltme  ve yönetme yetilerine göre belirlenmiştir.

Kabala Bilgeliği’nde kadın ve erkek güçleri arasında çok hassas ve kusursuz bir denge vardır, sağ ve sol. Sonuçta nerede beraber çalışırlarsa orta çizgi gücü ortaya çıkar. Böylece, kadın gücünü erkek gücün dengelediği, erkek gücünü de  kadın gücünün dengelediği ,  ikisinin  de mükemmel bir uyum içinde çalıştığı ve işlediği uygun, karşılıklı işbirliğini aramızda bulmalıyız.

http://laitman.com/2016/05/womens-force-the-force-of-creation/

Doğum Sancıları

Soru: Denir ki “Yaradan iyi ve iyilikseverdir’’. Öyleyse ‘‘çocuklarınızı acı içinde getireceksiniz’’ sözü ne demektir? Bu acının, sancının anlamı nedir?

Cevap: Çocuk doğumu acı ve sancı gerektirir ve Tora’yı çalışırken Yaradan’ın özellikle kadına karşı acımasız olduğu izlenimi altındayız. Yaradan kadına der ki ‘‘Arzun kocan için olacaktır ve o senin üzerinde egemen olacaktır’’. Sanki bu ikisi zıt güçler gibidir ancak her ikisi de aynı sebebe hedeflenir.

Malhut, arzumuz, doyumun kaynağına, Zer Anpin’e, erkek kısma özlem duyar. Daha ötesi, bu hepimizin içinde mevcuttur, hem erkeğin hem de kadının içinde. Bizler doyuma özlem duyuyoruz ve bu egoistik özlem hepimizi yönetiyor ve bunun hakkında hiçbir şey yapamıyoruz. Dişi parçanın eril parçaya yaklaşımı bu şekildedir.

‘‘acı içinde çocuklarınızı getireceksiniz’’ yeni bir seviyenin doğumu demektir, yeni bir hissiyatın, yeni bir edinimin, ıstıraplar yolu vasıtasıyladır.

Her seferinde içimizde daha büyük bir ego ifşa olur, uzun zaman birçok koşullar içerisinden geçtiğimizden dolayı bunun kötülük olduğunu ve bundan yani Mısır’dan çıkmamız gerektiğini görmeye başlarız, bir meyvenin tomurcuk atması gibi, aynı basınçla bir bebekte annesinin rahminden doğumu esnasında başarılı bir şekilde dışarı çıkar.

Ancak her doğum acı gerektirir zira her yeni seviye içinde iki zıt gücü barındırmalıdır, birisi embriyonun tutan gücüdür zira ego tutar ve çıkmasına izin vermez, aynı zamanda özgecil iten güç, meyveyi dışarı iten ve içeride tutmak istemeyen güç ifşa olur.

Bu iki zıt güç arasındaki mücadele ‘‘acı’’ denen bir geçiş sürecini yaratır, ‘‘çocuklarınızı acı içinde getireceksiniz’’. Bütünde, tüm maddesel fenomenler maneviyattan kaynaklanır. Böylece her seviyede doğarız.

Bu yüzden tüm manevi seviyelere grubun ‘‘ana rahmimiz’’ olduğu anlayışı ile yaklaşmalıyız ve bunun içerisinde iki zıt gücü yaratmalıyız. Bunlardan birisi varlığımızı sürdürmemizi sağlayan egoistik güç ve diğeri ise tüm her şeyin üzerine yükselmemizi sağlayan itişin özgecil gücüdür. Dışarıda varlığımızı sürdürmemizi sağlayan gücü terk ederek, sadece bizi iten ve bizi ileriye götüren güç tarafından doğarız.

Bu manevi süreç, her manevi seviyede, her manevi doğumun içinde bunun aracılığı ile ilerleyen tipik erkeklerin sürecidir, kesin ve aynı şekilde kadınlarında.

14.06.2013 Tarihli Krasnoyarsk Kongresi 1. Gün, 3. Ders

Maneviyatı Fiziksellik ile Karıştırmayınız!

Soru: Grup içerisinde erkek ve kadın arasındaki en iyi bağ şekli nedir?

Yanıt: En iyi bağ, diğer arzularımız için değil, sadece Yaradan için arzularımızı birleştirmeye olan ortak özlemimizdir.  Birlikteyken en iyi olan, bedenlerimize dikkat etmemektir. Erkek ya da kadın, kiminle iletişimde olduğum önemli değil ancak eğer bu beni rahatsız ediyorsa bunu beni rahatsız etmeyecek hale getirmem gereklidir. Aslında, manevi dünyada, erkek ve dişi arzular hepimizin içinde mevcutturlar.

Bir alma arzusu vardır, AHP ve ihsan etme arzusu, GE. Bu, manevi dünyalarda olayların, fiziksel dünyamızda fiziksel bedenlerimizdeki gibi meydana gelmediği anlamındadır. Orada, sadece arzular birleşirler. Yaradan için olan arzular ve başka hiçbir arzu değil. Tüm diğer arzular egoistiktirler ve bu yüzden maneviyatta mevcut değillerdir.

Bir kişi öğle yemeğinde iki öğün birden yemek isterse, bu manevi gelişim yolunun önünde bir engel olmadığından bunu yerine getirebilir. Eğer belli bir kızı beğeniyorsa bu da onun manevi gelişimini engellemez. Asıl önemli olan, O’nun ana arzusunun neye odaklanmış olduğudur. Eğer arzuları Yaradan’a doğru odaklanmışsa diğer herşey bunun parçası haline gelir.

Grup içerisinde erkek ve kadın arasındaki ilişki öyle organize edilmeli ve düzenlenmelidir ki, hiç bir şekilde birbirlerinin manevi gelişimlerini rahatsız etmemelidirler.

Soru: Diyelim ki bay bir arkadaşımı kucaklıyorum fakat kendimi bunu doğru bir şekilde bir bayana yaparken hayal edemiyorum.

Yanıt: Bayanlar ile olan ilişkiniz onların manevi gelişimlerine zarar vermeyecek şekilde kurulmaldır. Bu sayede, manevi olan ve fiziksel olan birbirine karışmayacaktır. Manevi olan manevidir ve fiziksel olan fizikseldir.

Avrupa Kongresi, Almanya, 23 Mart 2013, Ders 5

Şafağı Uyandırmak Bizim Elimizde

Soru: Kongrede kadınlar arasındaki bağ, erkeklerimizin ne kadar yüce olduklarını ve çölde Işığı almaya hazır olduklarını görmemizi sağladı. İçimizdeki bu imaja nasıl tutunabiliriz?

Cevap: Bu hayret verici, fakat sağolsun kadınlar bağ kurdular, erkeklerin yaptığı işin ne kadar özel olduğunu hissettiler. Daha önce bunu hissetmiyorlardı, buna, “Seni eylemlerinden bileceğiz,” denir, aynı eylemi uygulayarak kadınlar erkeklerin durumunu anlar. Şimdi kadınlar erkeklerin nasıl bağ kurduklarını, birbirlerini nasıl kucakladıklarını ve kolektif eylemlerle nasıl bağı edindiklerini anlıyorlar.

Daha önce, kadınlar bunu hissetmediler, çünkü birlikte değillerdi, bir kap, bir arzu değillerdi; bunda herhangi bir fayda hissetmediler ya da bağ kurmak için herhangi bir çekim veya eğilim hissetmediler. Fakat şimdi bu durumu hissetmeye başlıyorlar. Bu, “yapmak ve duymak” koşuluna ihtiyacımız olduğuna dair hepimiz için bir örnek; işte bu şekilde çalışır.

Dolayısıyla kadınlar, erkeklerin ne kadar yüce olduklarını görebiliyorlar. Bu imaj anında kaybolsa bile, düşüşten korkmamalıyız, fakat daha ziyade onu yükseliş olarak kabul etmeliyiz. “Kalbin katılaşması” geldiği zaman, yapabildiğimizce çabuk onun üstesinden geleceğiz. Daha fazla yükseliş ve düşüş oldukça, birbirimize daha inatla tutunacağız, karşılıklı destek sağolsun.

Korkmamalıyız, aksine, mutlu olmalıyız: bırakın düşüşler gelsin; onları yükseliş olarak kabul edeceğiz! Sadece birbirimize tutunmalıyız ve bitiş çizgisine çabucak ulaşmalıyız. Ancak, duranlar ve düşmek istemeyenler, bir yerde takılı kalırlar. Hoşa gitmeyen duygulardan korkmamalıyız, fakat daha ziyade bu duyguların üzerine çıkmalıyız.

Duygularımıza bu kadar bağımlı mıyız? Eğer bir sonraki gün, kongrede olan her şey ortadan kaybolursa, çalışma alanı burasıdır, sanki kongre salonundan ayrılmamışız gibi kendini bu durumda tutmaya çalışırsın.

Şimdi hissettiğimiz “kalbin katılaşması”, amacın önemini içimizde kendi başımıza uyandırmamız için verilmiştir. Fakat bunu yapabilir miyim, tabii ki hayır! Bu yüzden bize bir grup verilmiştir, çoktan  inşa ettiğimiz bir çevre. Çoktan inşa edilmiş çevrenin gücüne göre, şimdi bana bir düşüş verilir. Düşüş, grupla daha da güçlü şekilde bağ kurmam gerektiğine işarettir.

Eğer bağ son bulduysa ve bu fırsat geçtiyse, nasıl bağ kurabilirim? Yapabildiğimizce kuvvetle bu bağı korumaya çalışmalıyız, etkilenebildiğim iki, üç diğer kadın bile yeterlidir. Aslında, eğer kişi kendisinin dışında biriyle bağ kurarsa, orada ne kadar kişi olduğu önemli değildir: bir milyon, bir milyar ya da sadece bir kişi. Esas olan şey, dışarıda olan birisi olmasıdır. Dolayısıyla benim için esas olan şey, mümkün olduğunca hızlı şekilde bir bağ bulmaktır ve onu kaybetmemektir.

Düşüş, çevreden ayrılmış olduğum durumdur; aksi takdirde, o bir düşüş değildir, sadece egoist, kötü  ruh halidir ve bunun maneviyatla hiçbir ilgisi yoktur. Manevi düşüş, kişi doğru çevreden ayrıldığı ve uzaklaştığı zaman olur.

Eğer bunu anlarsak, tüm yükselişlerin ve düşüşlerin sadece çevre açısından olduğunu görmeye başlarız. Düşüş, çevreden uzaklaştırıldığım zamandır ve ego çevre ile benim arama girer. Ben, diğer taraftan, bu egonun üstesinden gelmeliyim ve egoya rağmen, tekrar çevre ile birleşmek üzere geri dönmeliyim.

Sonra ego tekrar bizim aramıza girer ve çevreden daha da uzaklaşırım ve sürekli olarak bu direncin üstesinden gelirim ve geri dönerim, bir makinadaki piston gibi. Her seferinde uyanan yeni egonun üzerinde sürekli olarak birleşmeye geri dönerim ve böylece çalışmamı çabucak bitiririm, çabamın, beni grupla birleşmiş durumda tutmak için gereken çabamın ölçüsünü doldururum.

Eğer kişi bu çalışmayı birleşme içinde kalarak bitirirse, Yaradan’la birleşme ona ifşa olur, ilk manevi seviye. Dolayısıyla düşüşlerden korkmamalıyız, fakat onlara hazırlıklı olmalıyız ve tam tersine, kendi başımıza “şafağı uyandırmalıyız” ve şafağın beni uyandırmasını beklememeliyim.

Farklı durumlar gelecektir: “Bırakın akşam olsun ve bırakın sabah olsun.” Kendi başımıza şafağı uyandırabilirken çoktan akşam gelmiştir.

Günlük Kabala Dersi, 1. Bölüm, 15.1.2013, Rabaş’ın Yazıları

Kadın Kongresi: Hiçbir Şey Kolay Gelmez

Soru: Nasıl “kendinden çıkabilirsin”? Herkesle içsel konsantrasyon aracılığıyla, düşüncede mi bağ kurarsın, yoksa fiziksel temas ve etkileşim ile mi?

Cevap: Herkes farklıdır, fakat reddediliş, herkesde kişinin egoizmine göre açığa çıkar ve buna göre, çaba göstermesi için ona fırsat verilir. Bunun birisi için daha kolay ve başka birisi için daha zor olduğunu düşünmemelisiniz. Birisine her şey kolay gelse bile, bu sadece başlangıçtadır. Yani, hiçbir şey hiç kimseye kolay gelmez; herkes için eşit olarak hesap edilmiştir.

Daha açık ve canlı insanlar vardır  ve tam tersine, bazıları daha kapalı ve içe dönüktür. Fakat sonuçta, hiç kimse diyemez ki o, diğer kişiden daha fazla ya da daha az çaba göstermelidir; bu ölçü herkes için eşittir; sadece ifade edilişlerde, dışsal açığa çıkış tarzında farklılıklar vardır, fakat daha fazlası değil. Bu yüzden kıskanmamız gereken kimse yoktur. İnsanın doğasına göre, her zaman ona Yukarı’dan verilen koşullarla, engellerin üstesinden gelmesi için ona güç ve beceri verilmiştir.

Sanal Ders, 6.1.2013

Kadın Kongresi: Bir Dua

Soru: Birleşmiş kadından ne dua çıkmalıdır?

Cevap: Daha ileri bir birlik amacıyla, birleşmiş kadından birleşmiş erkek için birleşmiş dua çıkmalıdır! Ve daha başka bir şey değil. Ve aynı şey erkeklerden de çıkmalıdır çünkü aramızdaki birlik aracılığıyla “Adam” denen şeyi edineceğiz, orada Yaradan ifşa olacak, söylendiği üzere: “Erkek, kadın, aralarında Şehina.” Sağ ve sol çizginin orta çizgide birleştiği bir duruma ulaşmamız gerekir ve orada Yaradan ifşa olacaktır.

Dolayısıyla, şimdi hem kadınlar hem de erkekler hazırlanıyorlar: kadınlar kendi kongrelerinde ve erkekler kendi kongrelerinde, aynı haftanın sonunda. Ve sonra ne yapacağımızı göreceğiz; öyle arzular yaratabileceğimizi düşünüyorum ki kadınların birliği, bize birleşmiş kadın imajını verecek ve erkeklerin birliği, birleşmiş erkek imajını verecek ve sonra manevi olarak birleşmeye başlayabileceğiz. Maneviyatta birbirimizi ne kadar özlediğimizi hissetmeye başlayacağız, alma niteliği ile ihsan etme niteliğinin karşılıklı olarak bağ kurmaya başladığını hissedeceğiz ve Yaradan aramızda ifşa olacak. Elde etmemiz gereken budur.

Dolayısıyla, genel kadın arzusu (hisaron), Yaradan ile birleşmek için kendimizin üzerine çıktığımız zaman açığa çıkar, Yaradan’a  giden yolda  hissederiz ki eşimizi, erkek kısmını bulmalıyız.

Bu nihai bağdır! Bunun sizi nasıl sevinçle doldurduğunu hissedeceksiniz, onun doyumu en yüksek zevk! Bunu kelimelere dökmek imkânsız! Bu dünyaya dair çeşitli zevkleri hayal edin, milyonlarca yıldan beri dünyadaki insanlardan onların hepsini bir araya toplayın ve bu güçlü zevki milyarlarca kez daha fazla hissedeceksiniz. Hiçbir kıyaslama yok ve bu sadece Nefeş de Nefeş ışığı, en küçük manevi ışık.

Sanal Ders, 6.1.2013

Toplam 6 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345...Son »