Category Archives: Kadın

Dünyevi Soru

Soru: Kabala aile içinde ilişkiler kurmaya nasıl yardımcı olur? Geniş bir kadın izleyici kitlesine sahibim, onlar nasıl bir eş bulunacağı ve onunla bir aile kurma konusuyla ilgileniyorlar.

Cevap: Bu, her birimize yakın dünyevi bir soru olmasına rağmen çok karmaşıktır. Sonuçta, varoluşumuzda yaşamın bir döngüsünden diğerine geçmek zorunda olduğumuz değişimlere, daha yeni değinmeye başlıyoruz.

Bu nedenle, elbette bu tür sorular sorulabilir, ancak bunların cevabı hem karmaşık hem de basittir. Kimsenin size hiçbir şey söylemeyeceği gerçeği basit çünkü kimse cevabı bilmiyor. İyi ya da kötü bir şekilde uygulamanız gereken içsel bilgilerinizi sadece siz açığa çıkarabilirsiniz.

Özgür seçiminiz, kendinizi tamamen nasıl gerçekleştirdiğiniz ve kişinin hayatında kendini doğru şekilde yönlendirmesi için tek fırsattır.

Bir eş seçmeye gelince, bu zaten Reşimo denilen (ruhunuzun iç kaydı, gelecekteki durumu) bilgi çekirdeğinizden, kim olduğunuzu tam olarak veya en azından az çok hayal etmeniz ve bu eşle kendinizi hızlı, iyi, rahat, doğru bir şekilde gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğiniz gerçeğinden kaynaklanır. Bu kolay değildir çünkü bu, onun ve sizin kaderinizin, uyumlu bir şey olarak görünmesine bağlıdır.

Kadın Kabala Çalışırsa

Soru: Kadın Kabala çalışmaya başlarsa ve manevi olarak gelişirse ama kocası çalışmıyorsa, çalışmayı bırakmalı mı?

Cevap: Hayır, onu durduramazsınız. Eğer size, kendinizi, ruhunuzu geliştirme fırsatı verilirse, hiçbir koşuldada durmamalısınız. Sadece, bunu kocanıza sitem etmeden yapın.

Ona, bunun sizi çok iyi hissettiren hobiniz olduğunu söyleyin ve manevi maceralara sahip olmak, bazı maceralar aramaktan daha iyidir. Bunu kabul edecektir.

Soru:  Ya çalışmayı durdurmamda ısrar ederse?

Cevap: Neden? Eğer karısı diyelim mi ezoterizmle, manevi bir şeyle ilgileniyorsa, o bununla övünebilir bile.

Yorum: Bir erkek, bir kadının değişeceğinden, gelişiminde onu aşacağından ve ayrılacağından korkar.

Cevabım: Korkuyor olabilir, ancak onu başka bir şeye tercih ettiğinden emin olmalıyız. Bir adam her zaman karısının yanında olmasını, ona bakmasını ve ona hizmet etmesini ister. Bu nedenle, ona tam olarak elde ettiği şeyin bu olduğunu göstermeliyiz.

Yorum: Ama bir kadın olarak, bir erkeğin seçimini etkileyemem. Sonuçta, benimle birlikte gelişmek ve manevi olarak büyümek kendi seçimi olacaktır.

Cevabım: Elbette. Maneviyatta herhangi bir şeyi zorlamak imkansızdır. Bu nedenle maneviyatta zorlama olmadığı söylenir, herkes istediği kadar, yapabildiği kadar çalışır. Belki Kabala çalışmak istemiyor ama yogayı veya başka bir şeyi tercih ediyordur. Olsun.

Sevgiyle, başka birinin böyle şeyler yapmasına izin vermelisiniz. Bunda yanlış bir şey yok, o hala eşiniz, hayat arkadaşınız olarak kalır.

“Kadın Gücü Zamanı” (BizCatalyst)

BIZCATALYST dergisinde yayınlanan “Kadın Gücü Zamanı” konulu yeni makalem

Realite, eril ve dişil olmak üzere iki güçten oluşur. Aralarındaki dengeli tamamlayıcı etkileşim, çevremizde gördüğümüz her şeyi, tüm evreni yarattı. Ama insanlar farklıdır. İçimizde eril güç bin yıl boyunca baskındı ve acımasız sonuçları aşikardır. Yaşamı yaratan ve onu besleyen dişil güç, sadece birkaç on yıl öncesine kadar insan toplumunda büyük oranda eksikti.

Ama her şey değişiyor. Sadece birkaç on yıl içinde, kadınlar toplum üzerinde neredeyse hiçbir etkisi olmayan işlerden, devlet başkanlıklarına, Uluslararası Para Fonu ve ABD Federal Rezervi gibi en önemli para kurumlarının başkanlıklarına ve diğer önemli pozisyonlara geçtiler.

Bu bir tesadüf değildir.

Tıpkı doğada olduğu gibi, eril ve dişil güçler eşit derecede güçlüdür, ancak belirgin şekilde birbirinden farklıdır ve her biri bütüne kendi yaşamsal katkısını sağlar, insan toplumu şimdi kadınların topluma nasıl olumlu ve yapıcı bir şekilde dahil edileceğini öğrenmelidir.

Şu anda, yönetim pozisyonlarına ulaşan birçok kadın, çoğu durumda eril tutumları benimseyerek bunu yapmıştır. Bu ters etki yaratır çünkü tam olarak ihtiyacımız olan besleyici ve önemseyen dişil niteliktir.

Toplum hala bir öğrenme sürecindedir; dişil unsuru kamusal yaşama katmanın ne anlama geldiğini henüz keşfetmedik. Bununla birlikte, aslında bir örneğimiz vardır: kendi ailelerimiz. Ailede, erkek geleneksel olarak ailenin başı olarak kabul edilir; ancak şimdiye kadar evli olan her erkek, ailedeki gerçek patronun kadın olduğunu itiraf edecektir. Bir kadın, tüm aileyi tek bir birim olarak görme konusunda doğal bir yeteneğe sahip olduğu ve herhangi bir erkekten çok daha iyi görev yapabildiği için, ne yapılması gerektiği ve ne zaman yapılması gerektiğini doğru bir şekilde önceliklendirebilir.

Hane halkında olduğu gibi, iş ve kamu yaşamında da kadınların doğuştan gelen yeteneklerine gereken saygı gösterilmelidir. Durum, bugün onlarca yıl öncesine göre çok daha iyidir, ancak hala iyileştirilmesi gereken çok şey vardır. Kadınlara onları erkek gibi davranmaya zorlamadan, liderlik içindeki haklı yerlerini nasıl vereceğimizi öğrenmemiz gerekiyor – o zaman onların katkıda bulunabilecekleri niteliği kaçırıyoruz- ve eril niteliğin de gerekli olduğu gibi, sadece ikisi birlikte uyumlu bir şekilde çalıştığında refah sürdürebilir.

Gerçekten de, dünya giderek kadının daha fazla başrol oynadığı bir döneme doğru ilerlemektedir ve insanlık sadece bununla kazanabilir. Bununla birlikte, her şeyde olduğu gibi, ona doğru bir şekilde geçiş yapmalıyız ve eril olanları kaybetmek yerine dişil nitelikler de kazandığımızı görmeliyiz, böylece ikisi birlikte insanlık ve tüm yaşam için aile benzeri bir dünya inşa edecektir.

Erkek ve Kadın, Bölüm 11

Sevmeyi Öğrenme

Yorum: Evli bir çift ile ilgili konuşurken sevgi kavramı ortaya çıkar. Ancak Kabalistik açıdan sevgi tamamen farklı bir şeydir.

Benim Yorumum: Bedensel ilişkilerde sevgi içgüdülere, hormonlara dayanır. Ancak Kabala’da, karşılıklı tavizler, karşılıklı birbirine çekim, karşılıklı yardımlaşma ve karşılıklı önemseme, sevgi olarak adlandırılır. Temelde sevgi, diğerinin arzularını hissedip yerine getirdiğiniz bir durumdur.

Soru: Bu, diğerini memnun etmek için bir araç olduğum anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet. Bu durumda, onu sevdiğini söyleyebiliriz.

Yorum: Bir keresinde, sevgiyi ölçme biriminin fedakârlık birimi olduğunu söylemiştiniz.

Benim Yorumum: Evet. Bu, kendinizi ne ölçüde feda ettiğinizdir yani özenle ve sebat ederek çalışmanız, diğerini memnun etme çabalarınızdır.

Soru: Sevgi karşılıklı tavizler üzerine kuruluysa, o zaman kim ödün vermeli? İkimiz de mi? Eğer ödün verirsem, diğeri benden faydalanır, aksinde de aynı şekilde. Burada bir ölçü nasıl seçilir?

Cevap: Bu durumda, birbirleri ile bir anlaşmaya giren ve aralarındaki Yaradan’ı ifşa etmede birbirlerine yardım etmeyi taahhüt eden, son derece zıt iki taraf arasında ortak bir sözleşme yapılır. Bu öğretilmeli, öğrenilmeli ve büyütülmelidir.

Erkek ve Kadın, Bölüm 10

Eşinizin karakterini değiştirmek mümkün mü?

Yorum: Özgür iradenin, sadece çevreyi seçmekte olduğunu ve bir insanın temel niteliklerini değiştirmenin mümkün olmadığını anlıyoruz.

Benim Yorumum: Onları değiştirmeye gerek yoktur.

Soru: Eşlerimizin niteliklerini değiştirmelerini talep etmeye çalışmamalı mıyız?

Cevap: Hiçbir şekilde! Bize doğadan veriliyorlar ve aynı kalacaklar. Yapabileceğimiz tek şey, aramızdaki bu bağda üst gücü ifşa edebilmemiz için,  onların kullanımını bağımızın yararı için birleştirmektir. Bu bizim hedefimiz, ödülümüzdür.

Seçme özgürlüğü, yalnızca hem ben hem de karşı tarafın kendimizi feshetmesi ve üst gücü keşfedeceğimiz bu karşılıklı fesih üzerinde böyle bir yer oluşturması gerçeğidir, yazılmış olduğu gibi “Karı ve koca, aralarında Yaradan.”

Twitter’da Düşüncelerim / 7 Temmuz 2020

Bir kadın bir şeyleri doğru bir şekilde tartabilir ve eğer ülkesini onun için önemli ve kıymetli olan evi olarak görürse, o zaman tüm çelişkili eğilimleri ve partileri uzlaştırabilir ve hepsini dengeleyebilir. Bunu sadece bir kadın yapabilir.

Zaman geldi. Üst ışık Malhut’ta parlar. Bu nedenle, kadınlar dünyayla çalışabileceklerini, düzeni yeniden sağlayabileceklerini erkeklerden daha iyi hisseder, kadın Malhut’tan gelir ve Yansıyan ışığı yükselterek, kendisinden önceki tüm Sefirotları birleştirir ve kontrol eder.

Tarih boyunca gölgede kalan kadın, şimdi ön plana çıkmalı ve insan toplumunun yeniden inşasına katılmalıdır. Ve erkekler buna hem fikir olacaklar. Doğa kadını öne çıkarıyor ve kimse itiraz etmiyor.

Bu süreç son birkaç yüz yıldır gelişmektedir.

Düşen Doğum Oranları İnsanlık İçin Ne Anlama Geliyor? (Medium)

Şimdi bu dünyaya daha fazla çocuk getirmek doğru mu? Bu, ekonomik, sosyal ve çevresel belirsizliğin kadınları annelik hakkında iki kez düşündürdüğü günümüzde, her zamankinden daha fazla alakalı görünen bir soru. 2019’da yapılan resmi bir araştırmaya göre, ABD ‘ de doğum sayısı son yirmi yılda en düşük seviyelere ulaştı. Koronavirüs salgınının neden olduğu sıkıntıların rekor kıran istatistikleri daha da düşüreceği tahmin ediliyor. Ama rakamların ötesinde, asıl endişemiz dünya nüfusu için yaşam kalitesini, toplum yararına ilişkilerimizin kalitesini yükseltmek olmalıdır.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayınlanan son bir rapora göre, bir neslin yerini almak için gereken kadın başına doğurganlık oranı şu anda karşılanmayan bir düzey olan 2.1 çocuktur. Ön araştırmada ortalama olarak Amerika ‘ da kadınların sadece 1.71 çocuk doğurması bekleniyor. Ayrıca, geçen yıl toplam doğum sayısının 2018’den yaklaşık % 1 daha az olan 3.7 milyona düştüğünü de ortaya koyuyor.

COVID-19 karantinasının sonucunda tahmin edilen bebek patlaması gerçekleşmeyecek. Tam tersi: Amerika ‘ da virüs salgını nedeniyle doğum kontrol istekleri neredeyse iki katına çıktı. Yükselen işsizlik ve ekonomik baskı sonucunda ekonomistler, önümüzdeki yıl Amerika ‘ da yaklaşık 500,000 daha az doğum görmeyi bekliyor.

Günümüz toplumu çocuk sahibi olma arzusu geliştirmiyor. İnsanlık geliştikçe, insanların egoları büyüyor, hayatın her yönüyle ben merkezli bir yaklaşım üretiyor, çocuk sahibi olmak konusunda giderek isteksizleşiyor. Ego günden güne, nesilden nesile büyüyor ve insanları, bugün birçok gencin evlenmek bile istemediği noktaya kadar, kendilerini memnun etmeye odaklanmasına neden oluyor. Çiftler hayata karşı yeni bir yaklaşım geliştirdiler, kendini tatmin etme etrafında merkezli ve birçok kişi neden özgürlüklerini kaybedip çocukların ihtiyaçlarını gidermek için kendilerini bağlamaları gerektiğini sorguluyorlar.

Aynı zamanda, tıbbi gelişmeler bize doğumlar üzerindeki kontrol hissi verdi. Kadınlar artık çocuk isteyip istemediklerini, ne zaman ve nasıl olacağını, kariyerlerine veya yaşam önceliklerine bağlı olarak seçebilirler. Bebeğin cinsiyetini bile gebe kalmadan önce seçebiliyorlar. Hamilelik ve doğum hakkında çok az bilgi sahibi olan geçmiş toplumun naif çiftinden, iyi planlanmış ve dikkatle hesaplanmış bir doğum toplumuna dönüştük.

Doğurganlık oranlarındaki ani düşüş, çalışmaların teyit ettiği gibi birçok ülkede küresel bir eğilim olarak gözlendi. Ama bu illa olumsuz bir durum değildir. İnsan şu soruları sorabilir: ′′ Zaten dünya çapında 8 milyarlık bir nüfusumuz olduğuna göre, bunu neden artırmamız gerekiyor? Ne için?”

Aslında kişinin amaca, sadece yaşamaktan daha yüksek bir amaca ihtiyacı vardır. Bir insana doğurganlık ne verir? Her insanın yeryüzündeki hayatı amaçlıdır. Her insan kendi egoist doğasını düzeltmek içindir. Bu hedefe, yeni bir insanlık, karşılıklı sorumluluk ve birliğe dayanan bir insanlık doğana kadar, aşamalı olarak başkalarıyla bağ kurma süreci ile ulaşılabilir.

Dünyanın şu anda ihtiyacı olan şey nitelikli bir değişimdir, nicel bir değil. Her insanın kendi egoist doğasının üzerine yükseldiği ve çevresine fayda sağlamayı amaçladığı bir toplum, milyarlarca insana ihtiyaç duymaz. Bu, niceliksel bir değişiklik yerine, niteliksel bir değişikliği özetler.

Aklımızı işgal etmesi gereken şey doğum sayısı değil, çocuklarımızı nasıl eğiteceğimize dair endişedir. Çocuklarımızı başkalarını sevme, hayatın amacı, insanlar arasındaki doğru bağı keşfetme yönünde eğittiğimizde, bu mümkün olduğunca çok sayıda çocuğu dünyaya getirmenin zamanı olacak.  Küresel ve bütüncül bir sistemde, her çocuk tüm insanlığın gelişimine muazzam faydalar getirir.

Son Nesil — Kadınların Zamanı

Birçok nesil boyunca, kadınlar gölgede kalmış durumdaydı. Fakat bizim zamanımızda, onlar uyanmaya ve öne çıkmaya başlıyorlar çünkü bizler, insanlığın gelişiminin son aşaması olan, tüm erkekler ve tüm kadınlar arasında birliğin getirilmesi ve daha sonra erkekler ve kadınların birlikte Yaradan’la birleşmesi gereken, son nesilde yaşıyoruz.

Kabalistler son neslin gelişi ile ilgili yazdılar ve onun bütün işaretlerini, küresel koronavirüs pandemisinin yanı sıra, yakın gelecekte gerçekleşecek diğer olayları değerlendirdiler.

21. yüzyıldaki ilerleme, bizleri birbirimizle birleşip manevi seviyeye yükselmekten başka yapacak bir şeyin olmadığı bir duruma getirdi. Ve burada, yeni bir insanlığın doğuşunda, kadınlar vazgeçilmez rollerini yerine getirmelidir.

Bir kadının koronavirüs sonrası yeni dünyadaki çalışması ile eskisi arasındaki fark nedir? Hala gerçekten anlamıyor ve hissetmiyoruz, ancak koronavirüsün bizi evlerimizin içinde, ailelerimizin içinde nasıl kilitlediğini, bizi eşlerimizle, çocuklarımızla, tüm sorunlarımızla nasıl yalnız bıraktığımızı görebiliyoruz.

Hayata tamamen farklı bir şekilde bakmaya başlıyoruz, çünkü gelecek belirsizliklerle kaplı. Ve şimdi bile, karantinanın hafifletilmesi ve görünüşte normal hayata dönülmesi ile ne olacağını bilmiyoruz ve yeni bir koronavirüs dalgasından korkuyoruz. Bunun dışında başka birçok tehlikeli virüslerin olması da mümkün.

Bizleri tek bir insanlık haline getirmek için, tüm bunların geldiğini anlamalıyız. Ve en önemlisi, kadınları dünyayı birleştirmek ve yönlendirmek için örgütlemektir. İnsanlar artık evde daha fazla zaman geçiriyorsa, bu, kadınların büyük bir güç aldığı anlamına gelir.

Birçoğu işini tamamen kaybedecek, diğerleri internet üzerinden evden çalışacak yani erkekler, çoğu zaman evde olacaklar. Ve eğer her şey evde yoğunlaşırsa, o zaman, elbette, kadın daha önemli, yüksek ve belirleyici bir konuma sahip olacaktır. Ev erkek tarafından değil, kadın tarafından idare edilir.

Ve böylece, akıllıca ve hassas bir şekilde hareket edersek, kadınlar erkekleri yavaş yavaş zaten gelmek zorunda olan ve yaklaşmakta olan dünyanın ıslahına çekebilirler. Hiçbir seçeneğimiz yok. Bunu erkeklerimize açıklamalı ve onları buna katılmaya ikna etmeliyiz.

Kadın, bir anne olarak, onları ıslaha doğru yönde yönlendirmek için, çocuklarına ve kocasına dikkat etmelidir. Ve o zaman, kesinlikle aile içinde barışı ve dünyadaki barışı sağlayabileceğiz, hem de Yaradan ile bağa yükseleceğiz.

Yani son nesil kadının zamanı olacaktır, eğer rolünü yerine getirebilirse. Eğer getiremezse, darbeler ve acılarla ıslaha doğru ilerlemek zorunda kalacağız.

Erkek ve Kadın, Bölüm 9

Her Gün Yeni Bir Başlangıç

Soru: Kabalistik grubun ilkelerinden biri tavizler ve kendi iptaldir. Aile içinde, genellikle kavgaya yol açan durumlardan kaçınmaya çalışarak, ertesi güne sanki dün hiçbir şey olmamış gibi başlama konusunda hemfikir olmak mümkün mü?

Cevap: Dün bir takım kavgalar edilmiş olması gerçeğine rağmen, her gün yeniden başlamalıyız. Hem grupta hem de ailede, sanki hiçbir şey olmamış gibi sürekli olarak yeniden başlamalıyız.

Soru: Bunu nasıl yaparız?

Cevap: Bu, hem çok basit hem de çok zordur.

Soru: Diyelim ki bugün hemfikiriz, “Hadi bunu bu şekilde yapalım.” dedik.  Ya yarın böyle başlayamazsam ne olur, beni ne mecbur kılacaktır?

Cevap:  Böyle bir anlaşma imzaladıysanız, bunu yerine getirmekten gurur duyacaksınız. Egoizminiz acı çekmez ve onun üzerine gitmek sizin için daha kolay olacaktır.

Aslında, onun üzerine bile gitmezsiniz; bunun yerine, sadece ne kadar adam olduğunuzu gösterirsiniz, “İstemesem de bunu yapmam gerek, çünkü söz verdim.” Ve gurur duyacağınız bir şeye sahip olacaksınız.

Karınıza gelince, sizin yeni tutumunuzla hem fikir olması gerekecektir.

Soru: Bir kadının egoizmi ile bir erkeğin egoizmi arasında herhangi bir fark var mı?

Cevap: Bunlar tamamen farklı egoizm türleridir. Hiçbir şekilde birleştirilemezler.

Kadının Arzusu

Soru: Yaradan neden kadınlara değişme ve Kabalayla ilgilenme arzusu verdi? Aile için arzu vermek daha iyi olurdu ve o zaman bir kadın dersleri dinlemeye değil, kocasına eşlik etmeye çalışacaktı.

Cevap: Bir kadının ruhunun kaynağına yani Yaradan’a ulaşma arzusu hiçbir şekilde, bir erkekten daha az değildir. Bir aile ve çocuk sahibi olmak için maddesel özlemler tarafından biraz gizlenmiştir ama aslında çok güçlüdür.

Ruhun özünü, kaynağını, kökenini, Yaradan’ı edinmek bir insan arzusudur. Bu, insanlara özgüdür. Bu özlem, bir kadında bir erkek gibi uyanırsa, ona yardım etmeliyiz, kaderinin amacını keşfedebilmesi ve gerçekleştirebilmesi için tüm koşulları sağlamalıyız.