Category Archives: Kabalistler

Üst Dünya Herkese Açıktır

Kabala Bilgeliğine gelen bir kişi gerçek anlamda köleleşir. Eğer sisteme girerse, kişi kendisini köle haline getirir. Bunda kötü bir durum yoktur zira başka türlü bu sistemi edinmek imkânsızdır. Eğer yoga veya başka herhangi bir sistemde özel uzmanlıklara giderseniz onlarda size aynı şeyi söyleyeceklerdir; bilgeliğimizi, tekniğimizi, sistemimizi edinmek istiyorsanız o zaman belli bir süre için diğer şeylerden kendinizi koparmalısınız aksi halde bu sistemi derinliğinde hissedemeyeceksiniz.

Bu arada, Kabala bilgeliği diğer sistemler gibi katı değildir zira kişiyi bu dünyadan ayırmaz. Kişi evli olmalı, çocuk büyütmeli, bir şeylerle kendini kısıtlamamalı, diyet yapmak zorunda değil ve bunun gibi özel şeyler yapmak zorunluluğu yok, fiziksel eksersizler, nefes açma hareketleri ve sabit duruşlar gibi fiziksel eylemler yapmak zorunda değil. Kişi bu dünyada tamamen sıradan bir insan olması gerekir. Kişiden bir şeyin dışında hiçbir şey beklenmez, bu da, amaç için olan içsel özlemleri ve niyetleridir. Özellikle bu durum en zor koşuldur ancak prensipte tek koşul budur.

Geri kalanlar önemli değildir. Ne yediği, ne içtiği, nasıl yaşadığı veya mesleği önemli değildir, elbette ki mümkün olduğunca anti – sosyal davranışta olmamalı. Kişi çok akıllı veya basit sıradan biri olabilir. Bu durum onun üst dünyayı edinmesinde sorun değildir. Yaşı veya eğitim seviyesinin ne olduğu önemli değildir. Üst Dünya mutlak olarak herkese açıktır! Kişi hiçbir şeyde sınırlanmaz.

06.11.2012 Tarihli Gürcistan Kongresi 4. Dersinden

Her Nesildeki Kabalistlerin Rolü

Soru: Günümüzde Kabala’nın ifşasından önce Kabalistlerin rolü ne idi? Veya basitçe bir nesilden bir sonraki nesle bilgiyi aktarmak mıydı?

Cevap: Her nesilden şimdiye dek Kabalistlerin rolü Kabala’yı daha ve daha ileri götürmek idi. Pratikte başka bir kullanımı yoktu. Kendi nesilleri içerisinde bunu geliştirmek zorunda olan her nesil içinde farklı Kabalistler vardı.

Bir Kabalist dünyanın yönetiminin nasıl olduğu ile ilgilenen bir kişidir: niye, ne için ve bununla nasıl çalışılır. Kabalist, bu sistemi ifşa eder, çalışır ve bulunduğu seviyeye göre bunu tanımlar.

Bir sonraki neslin Kabalisti bir önceki neslin Kabalistinden farklı seviyededir. Tüm diğer insanlar gibi, diğer ihtiyaçlarını Kabala’yı daha ileriye geliştirmek paralelinde geliştirir. Şöyle ki, insanlığın ve Kabala’nın gelişimi paraleldir, insanların buna ihtiyacı olduğunda o zaman Kabala ifşa olur.

05.11.2012 Tarihli Gürcistan Kongresinin 1. Dersinden

Kabalistlerin Adımlarının Peşinden Üst Dünyaya

Makaleleri okurken yazarın düşüncesini takip etmeyi öğrenmeli, hocalarımızın tarif ettikleri koşullara girmeyi özlemlemeliyiz. Kişi sürükleyici bir film izlediğinde tüm dünyayı unutur ve perdedeki kahramanlarla birlikte olur, onların geçtiği herşeyi deneyimler.

Bizlerin de metinleri okurken ilişkili olmamız gereken durum budur. Kendimizi iptal etmeli ve yazara bağlanmalıyız, makaleyi yazmış olduğu zamandaki konumlarına ve onun düşüncesine bağlanmalı ve sabit bir şekilde onun düşüncesiyle akmalıyız, kendimizi bunun içinde tutmalıyız. Sanki yokmuşum gibi yani bu kitaplara ve bu kitapların yazarlarına bağlanmışım gibi.

Hocalarımıza ulaşmanın başka bir yolu yoktur.  Bu esnada, ben öğrencilerde bu kısımda gönüllülük görmüyorum. Hatta dersten önce, metni okumadan önce, özel birşeyler yapmak üzere olduğumuzu düşünmeliyiz. Bir Kabalist tarafından yazılmış olan bir metni okuyarak veya dinleyerek onun düşüncelerine bağlanmak için sürekli çabalar harcayarak, Yaratana tutunuruz.

Herhangi başka birşey veya herhangi hesaplamalar düşünmemeliyiz sadece basitçe Kabalistle aynı dalgada akmalıyız. Metnin ne dediğini anlamış olmam veya olmamam önemli değil. Yetişkin birinin kollarındaki bir bebek gibi hissederim. Birisi beni kolluyor ve bana özen gösteriyor. Böylelikle, yavaş yavaş büyümeye herşeyin nasıl ve neden olduğunu anlamaya başlarım.

İlkönce,  basit bir şekilde ne olduğunu keşfederim ve daha sonraları sebeplerini anlayacağım. Makaleleri okurken bu yaklaşım özellikle gereklidir.

22.04.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. Bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Hayatımız Nedir? Bir Oyun!

Kabala bilgeliği kişiyi “hayvan” seviyesinden “insan” seviyesine (“Adam” veya “insan”, “Domeh” kelimesinden gelir ve tabiata, ihsan etme ve sevgi niteliğine benzeyen anlamına gelir) yükselttiğinden dolayı, kişi, “bilinmeye doğru ilerleme” sorunuyla yüz yüze kalır. Tekrar ve tekrar bilinmeyen bir seviyeye yükselmemize yardımcı olması için bize bir oyun, bir egzersiz sunulmuştur, ki bu sayede kendi içimizde, grupla beraber, bir sonraki ve daha özgecil koşulumuzu hazırlayabilelim. Hatta bu, başarısız olacak olursak bile, bizi doğru çözüme doğru götürür: Doğru çözüm, ihsan etme kuvveti için bir talep, egoizmimizin üstüne bir yükseliştir.

Günümüzde insanlığın tümü, yaptığı her şeyde, ilerleyişin bu metodunun ustası olmalıdır. Düşüşlere ve hataları hissetmeye de hazır olmalıyız ve onlardan yola çıkarak şunu anlamalıyız: Kendimizi, ailemizi, toplumu, eğitimi ve ekonomiyi doğru biçimde inceleyebilip edinebilmemiz için gerekli olan yeni nitelikleri, bize ancak tabiatın üst kuvvetinden verebilir.

Hata ve başarısızlıklar, insanlar tarafından bugüne dek onaylanmamıştır; bunları onaylayan yalnızca Kabalistler olmuştur, çünkü sadece onlar insanlığın genel tabiatı olan egoizmin üstüne yükselip tabiat veya sevgi denilen niteliği edinmişlerdir. Ancak günümüzde, bu yeni tutumu hem kendimize karşı, hem çevremizdekilere karşı, hem de dünyaya karşı edinmemiz ve çocuklarımızın, yaptıkları hatalardan öğrenerek gelişmelerini sağlamamız gerekmektedir.

Sadece hatalarımızdan öğrenmemiz yeterli değildir; ayrıca bu hataların kökenini de anlamamız gerekir: Yani, henüz adapte olmadığımız yeni seviyenin şeklini. Hata (düşüş) dediğimiz şey, yeni seviye ile irtibatımızın eksik oluşunun fark edilmesidir; yani, bu eksikliğin edinimidir ve bu edinim, bizleri yeni seviyeyi içsel olarak kendimize uyarlamamız için can atacak duruma getirmelidir. Bu, grup içinde edinilir ve edinmenin yolu, tabiatın genel kuvvetini edinmek ve ona benzer olmak için can atmaktan geçer.

Gözlerinize İnanmayın

Kabala’da, bizler kişinin içsel çalışmasından bahsederiz. Kişinin kendi içerisinde derine inmeye ihtiyacı vardır ve orada, dışsal etkileri zıt görünse dahi buna hiç aldırış etmeden, dostların, grubun, kendisinin, kendi iç dünyasının imajını inşa etmelidir.

Kişinin dışsal çevreden aldığı etkiler gerçek olmayabilir zira bu hisler kişinin içinde uyanan durumların ( Reşimot, enformasyon kayıtları) sonucudur. Kişi bu etkilere güvenmemeli. Daha ziyade, kişi dostlarının, grubun, kendisinin, Yaratan’ın ve aramızdaki bağlantının kişinin kendisi içerisinde inşa etmiş olduğu imaja güvenmelidir.

Çevremde gördüğüm ve bugün hissettiklerime pek fazla güvenmem. Tüm bunlardan sonra, bunu kim görür? Ben kendim görürüm ve ben bütünüyle aldanma içindeyim. Böylece, bu aldanma koşulu şimdi gördüğüme hiçbir fark yapmaz. Ben, içerisinde sanki Bütünlük içindeymişiz gibi Yaratan’ı ifşa ettiğim, ihsan etme ve karşılıklı sevgi ile hepimizin hep beraber bağlandığı yer olan gelecek dünyanın bir modelini kendi içimde inşa etmeliyim.

26.05.2011 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 1. bölümünden, Rabaş’ın Yazıları

Çok Değerli Madeni Para

Soru: Kabalistler bir çözüm tarif ettiler ve dünya üzerindeki birçok insan bununla hemfikir ve bunu yapmaya gönüllü. Peki eksik olan şey nedir?

Cevap: Yoksun olduğumuz şey durumun aciliyetinin farkına varmak. Maneviyata ait olan herşey sadece çaresizlikten, yaşam yada ölümün acil ihtiyacından dolayı farkedilebilinir. Sina Dağında iken olduğu gibi: Ya birlik kuracaksın yada bu öldüğün yer olacak. Kişi, başka bir seçimi olmadığını görene kadar kişisel sevginin bir nebze dahi dışına çıkmaktan acizdir.

Bu nedenle yol üzerindeki her karar güçlü esintiler tarafından ileriye itilmemizi gerektirir: korkular, endişeler, herşeyi kaybetme tehlikesi vs. Bu “ızdırabın yolu” olarak adlandırılır. Sonuçta Yaratan, korunma yada taviz vermeyen doğanın evrensel bir kanununu temsil eder.
Diğer fırsat ise durumu ifşa eden ve bize gerçeği gösteren Işığın yardımı ile ilerlemektir. Ondan sonra herkes, grup, gerçek koşulu ifşa etmek için bir ihtiyaç ve heves hissetsin diye, herkese destek olur, güç verir ve yardımcı olmayı ister.

Eğer ona doğru hep beraber yol alırsak bu bize ızdırap çektiğim durumdaki kadar korkunç gözükmez. Izdırap vasıtasıyla bir egoist olarak kalırım ve önümde yalnızca tehlike görürüm. Ancak, kendimi grubun önünde iptal edersem eğer, ızdırabın yüzde birlik bölümü onları tamamiyle algılamam için yeterli olacaktır.

Dostların önünde başımızı eğerek ızdıraba yönelik hassasiyetimi yoğunlaştırıyorum. Şimdi acı çekiyorum çünkü egoizmin içine batmış durumdayım. Grubun içinde daha hevesli oluyorum ve şimdi eğer egomun yüzde biri bana gösterilirse daha büyük ızdırap yaşıyorum ve onun tam yükünü yaşamış olduğumdakiyle aynı şekilde ondan kurtulmaya hazırım.
Dostların bana verdiği şey bu: yükümü benimle paylaşıyorlar. Bu, servetini uzak bir ülkeye yollaması gereken kral hakkındaki hikayedekine benzer. Egoist hizmetçileri mücevherleri çalarlardı. Bu yüzden her birine sadece bir adet madeni para verdi. Tek bir madeni parayı çalmanın bir anlamı yoktur ve bu yüzden her hizmetçi onu varış noktasına ulaştırdı.

Eğer hep beraber, birbirimizin önünde eğilerek yol alırsak, o zaman bir dünya savaşından geçmemize gerek kalmaz. Çaba harcıyor ve hiç bir şey elde edemiyor oluşumuz gerçeği yeterli; bu zaten yapması gerekeni yapacak olan ızdıraba sebep oluyor.

Sonuçta, yıllar geçiyor ve hala hiçbir şeye sahip değilim. Bu nasıl olabilir? Ne oluyor? Nafile çabalardan kaynaklanan acı bütünleşmeyi yoğunlaştırıyor. Ondan kaçmayı istememiz, manevi bir dereceye yükselmemiz ve kralın hazinesinin kendi payımıza düşen kısmını teslim etmemiz için bu acı yeterli olacaktır.

– 28/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Güvenilir Evinden Çık Ve Bir Barakada Hayatını Sürdür

Yeni Yıl (Rosh Hashanah) bayramından önce, tövbe (Selichot) dönemi esnasında kötü olarak saptanmış egoist arzumuzun tamamını açıklığa kavuşturuyoruz. Sonra onu geçen yıldan kesip atıyoruz ve bir sonraki yıla, yeni değişikliklere (Rosh Hashanah) yükselmeyi temenni ediyoruz. Aynı zamanda kendimizle hiçbirşey yapamayacağımızı fark ediyoruz; bu koşul Kefaret Günü (Yom Kippur) diye adlandırılır. Tek bir çözüm olduğuna karar veriyoruz: egomuzun içerisinde bizim tarafımızdan küçümsenmiş ihsan etme niteliğinin önemini yükseltmek. Maneviyatın önemini arttırmaya, egoistik arzularımızla meşgul olmamaya ve ihsan etmek için olan arzuyu çoğaltmaya karar veriyoruz. Sukkot bayramını bu sembolize eder. Bugün size “çöp” gibi, önemsiz gibi görünen ihsan etme arzusunu alın ve onun önemi hakkındaki kendi değerlendirmeniz doğrultusunda onu yükseltin. Egoist, alıcı arzularınızla meşgul olmayın, “geçici bir ikametgaha çıkın”, ihsan etme arzusunu kendinize mesken edinin. Tanıdık egoistik “ev”‘inizden çıkmaya ve en önemli ayrıntısının, çatısının ihsan etme niteliğinin kendisi olacağı yeni bir yapı inşa etmeye ihtiyacınız var. Bu Sukkah’ın çatısının üzerinde bulunan Işığa ne ölçüde eşit olabildiğinizi gösterir. Onu kabul edebildiğiniz ölçüde sizin için parlar. Sukkot bayramının anlamı budur.

– 21/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

“Ağızdan Ağıza” Öğrenmek

Soru: Baal HaSulam’ın öğretiyi Rabaş’a aktardığı, “ağızdan ağıza” öğrenmek nedir?

Cevap: “Ağızdan ağıza” öğrenmek perdeyi paylaşmak anlamına gelir çünkü “ağız” (Peh) perdenin bulunduğu yerdir. Bu tür bağ “Rucha Be-Rucha” (Ruach’ın seviyesinde) olarak nitelendirilir ve bir öğrencinin hocasıyla edinmesi gereken iletişimin türüdür.

Bu alt seviyedekinin, sayesinde üst seviyedekiyle bağı edindiği kendisini iptal ediş seviyesidir. Bu manevi koşulun edinilmesi kolay değildir ama bir öğrenci en azından hocasının tavsiyesini sanki bir kanunmuş gibi izlemek için bu dünyada ne yapabiliyorsa yapmalıdır. Bu herkesin kullanabileceği basit pratik bir tavsiyedir ve kendini üst seviyedekinin önünde – egoist çıkarlarımız sebebiyle yapmaya istekli olduğumuz – iptal etmenin en düşük derecesi olarak addedilir.

Eğer hocadan maneviyatı edinmeyi arzuluyorsam tıpkı ordudaki gibi onun önünde kendimi iptal etmeliyim: eğer bir emir verilirse yerine getirilir. Hoca doğru bir niyet inşa etmekten, kendini iptal etmekten, çaba göstermekten, dağıtıma katılmaktan ve bir öğrenci için gerekli olan diğer her şeyden bahsediyor. Öğrenci bunu dinlemeli. Bunun sonucu olarak bağın ortaya çıkan noktası aracılığıyla Islah eden Işığı alır ve ona söyleneni kavrar.

Bir öğrencini egoizmini iptal ettiği derecede bir forma yönelik dönüşüm gösterir, bu anlayış maneviyatın izlenimini almakla gerçekleşir. Ve bu izlenim aracılığıyla öğretiyi kavramaya başlarız. Eğer alt seviyedeki kendini iptal ediyorsa üst seviyedeki kendi yapısını, 10 Sefirot’unu alt seviyedekine damgalar.

Rabash’ın bizim hocamız olması ödülünü kazanacağımızı umalım.

– 12/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Maneviyata Giden En Kolay Yol

Baal HaSulam, Rabaş ve diğer büyük Kabalistler eğer ilerlemek istiyorsak bunu yapmanın en kolay yolunun durmaksızın hep birlikte olduğumuzu düşünmek ve hayal etmek olduğunu söylüyorlar. Zaten orada iken manevi realiteyi tanımlıyorlar. Ama biz oraya nasıl erişebiliriz? Bunu yapmak için bize yardımcı araçlar verildi: aynı şekilde aynı realiteyi edinmeyi arzulayan dostlarımızla sevgi ve karşılıklı garanti aracılığıyla bağ içerisinde olduğumuzu hayal etmek.

Bu şekilde içsel çalışmamı yaparak benden gizlenmiş bir koşulun içerisine giriyorum. Daha onu görmüyorum ve onu hayal edemiyor yada anlayamıyorum. Bu yüzden gelin hep birlikte olduğumuzu hayal edelim. Bu bizi Zohar’da anlatılan realitenin ifşasına kesinlikle daha da yaklaştırır.

– 16/08/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

Orta Çizgideki Islahın Metodu

Baal HaSulam’dan önce ıslahın (yada Kabala çalışmanın) iki metodu vardı: akıl aracılığıyla (Ari’nin metodu) ve kalp aracılığıyla (Baal Shem Tov’un metodu).

Baal HaSulam bu yaklaşımların her ikisini de aldı ve modern ruhlar için elverişli, etkili, kesin ve basit bir metot yaratarak ortada, üçüncü çizgide birleştirdi. O ıslahı edinebilmemizi sağlayacak yegane araç.

Kabalanın bilimsel kısmı Ari’ye dayanır, içsel çalışma ise Baal Shem Tov’dan gelir. Baal HaSulam Talmud Eser Sefirot kitabını Ari’nin Hayat Ağacı kitabını temel alarak yazdı, Ari’nin kitabını bizim neslimize uyarladı. Ancak onun bütün öğretisine bir kompleks olarak bakarsanız o zaman dört bileşim Talmut Eser Sefirot, Panim Meirot, “Kabala Bilgeliğine Önsöz” ve “Sulam Yorumuna Önsöz” Üst Dünyanın “fizik”’ine adanmış ve Ari’nin öğretisini baz alırken diğer tüm makaleler kişinin içsel çalışmasına adanmıştır ve Baal Shem Tov’un metodunu baz alır.

Islahın Işığı bize Üst Dünyanın “fizik”‘ini çalışırken gelir fakat yalnız grup aracılığıyla gelir. Eğer grup doğru biçimde organize olmamışsa, birlikte çalışmıyorsa ve bütünleşmeyi arzu etmiyorsa  o zaman Işığı çekmek imkansızdır. Grup Islah eden Işığı çeken mıknatıstır. Ve onu ıslah için hazır hale getirecek bir forma sahip olmalıdır. Herkes bu beklenti içinde olmalı!

İki şeyi ifşa etmeliyiz: 1) kötülüğümüz ve birlikten yoksun olmamız 2) istenen koşul, evrensel ıslah koşulu. İlk koşuldan ikinci koşula “Islah eden Işık” diye adlandırılan gücün yardımıyla gideceğimizi ümit etmek zorundayız. Grup bunu çok açık bir şekilde anlamakla yükümlü çünkü diğer türlü ne tür bir Işığı çekmeye muktedir olurdunuz? Manevi kap yada arzu Işıktan önce davranmalı.

Tüm yaratılışın yaratılmasının ve Sonsuzluk Dünyasına kadar gelişmesinin sebebi budur. Yaratılışta Yaratan’ı ifşa etmek için bir ihtiyaç yaratmak içindir. Gerek duyulan Yaratan’ı yada Işığı ifşa etmemiz değil! Yaratılışı ifşa etmeliyiz! Yaratılışın bir nokta olarak kalması ve bir hayvan gibi yaşamak amacı ile yaratılmadığını anlamalıyız. Aksine onun kaderi irade özgürlüğüne sahip bağımsız bir birey olmak. Bu yüzden arzumuz her zaman ilk önce gelmelidir (Kli Kodem Le Ohr).

– 09/08/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş) dördüncü kısmından alıntıdır.