Category Archives: Kabala

Maneviyatta Dualite ve Teklik

Bir yandan herşeyin Arzuya bağlı olduğu, diğer yandan da herşeyin Işık tarafından yaratıldığı ve arzunun da onun doğası olduğu söyleniyor.

Nasıl örtüşecek bu söylenenler? Mesele şu ki bazen Işığın bazen de Kabın yönünden konuşuluyor. Ancak bu ikiliğin her zaman var olduğunu unutmamalıyız: Bizler asla, Işıktan arzu olmadan konuşamıyacağımız gibi Arzudan da Işık olmadan konuşamayız.

Arzu üzerine konuştuğumuzda Işığı, arzumuzda oluşan farklı hallerde hissederiz ki bu farklı hallere de “Işık” deriz.

Kabın yaşadığı bir halden diğerine ilişkisine Işık denir. Üstteki Kab, alttaki Kabla olan ilişkisinde Işık olarak düşünülür. Bu da niteliklerin ilişkisinden ötürü böyledir. Üst daha fazla ihsan-ettiği için ona “Işık”, alttaki de ona oranla daha çok alıcı olduğu için ona da “Kab” deniyor.

Kabın altta olması ve Işığın içine nüfüz etmesi şeklinde düşünmeye alıştık ancak maneviyatta öyle dağildir. Kapta bulunan ihsan-etme niteliği ki buna “Işık” ve alma niteliğine de “Kap” denir. Tüm bunlar arzunun nitelikleri olup sadece ondan bahsediyoruz. Yükseliş ve alçalışlarını. Yükselen hallere “Işık” ve alçalan hallere de “Kap”.

Dolayısıyla Yaratan-Bore şöyle çağırılıyor: “Bou ve Ree” – “Gel ve Gör”. Çünkü biz onu kendi Kabımızın içinden görüyoruz. Kabımızda damgalanmış ihsan-etme suretinde, Işık ya da Yaratan niyeliğinde.

Bunlar önemli tanımlamalar 0lup bizleri mahsomu geçmeye ve maneviyata doğru arzularımızla girmemizi sağlar. Tüm bu farkındalıklar sadece çeşitli Alma yada İhsan-Etme halleridirler.

Üst Dünyalara Girişin Anahtarı ZOHAR Kitabı

Kabala ilmine göre bizleri üst güçden ayıran altalta beş alem bulunmakta ve en üsttekinde varolan herşey aşağıya doğru kopyalanarak iner ta en altta varolan bizim dünyamıza kadar.

Bu dünyaların aralarındaki fark detaylarında olmayıp içerdikleri malzemede bulunmakta. Üst alemlere gittikçe içerdikleri malzeme daha manevileşmekte (aşpaa-koşulsuz verme) ve alt dünyalara inildikçede malzemeleri bir o kadar maddileşmekte (alma, egoistleşme).

Böylece bu dünyaların detaylarıda birbirlerinin aynı olmasına rağmen materyallerinde yani arzularındaki farklılığı mukayese ve tahayyül edebilir, kendimizde de değişiklikler getirecek arzular dileyebiliriz.

Zohar kitabının tekliği ve özelliği üst alemin projeksyonunu yansımasını bizim dünyamızda yaratmasıdır. Bu dünyanın hikayesini anlatırken ona paralel olarak O’nun kaynağının üst dünyada olduğunu anlatır ve tüm bunları büyük bir kesinlkle ifade ederek birbiri üstünde olan bu dünyaları tasavvur etmemizi sağlar.

Böylece iki dünya arasında olup ancak kendi dünya hikayemizi anlayabilirken üst dünyaların imajını yapabilir, imgeliyebiliriz. Bu iki imge arasındaki fark şudur ki dünyamızda ki imgeler algılanabilir olduğundan anlaşılabilir ve somutken, üst dünyadakiler içerik, arzu, niyet ve güç gibi nitslikseldirler ve algılanamazlar.

Eğer insan her zaman bu iki dünya arasında bulunursa, henüz üst dünyaları algılıyamıyorsa bile en azından üst dünyaları hayal etmeye çalışıyorsa birşeyler ifşa olmaya başlar ve bunu hisseder ve böylece ruhsal aleme doğuşuna yaklaşmış olur. İşte Zohar kitabını özel kılan budur. Anlık olarak insanı kendine çeker ve yine anlık olarak onu iterek bu dalgalanmalarla insanı ruhsal aleme ya da üst dünyalara yaklaştırır.

Eğer insan belli bir ruhsal seviyede ise ve daha da yükselmek istiyorsa bu kitab aynı etkileri onun üzerindede gerçekleştirir ve bu böylece ruhsal merdivenin 125 basamağında çalışır.

Herkes Bu Yaşamında Üst Dünyaları Görecek

Soru: Kabala’nın hikmeti kişiye Yaratan’ı bu dünyada ifşa etmesi metodu olması ancak biz Yaratan’ı nasıl keşfedeceğiz?

Cevap: Diyelim ki ben küçük bir çocuğa kuantum fiziğini ifşa edeceğim, ona ne söylemeliyim? En ilkel, basit şeylerin açıklanmasından başlamalıyım; temel kanunları. Tüm kavramlar ve konuyu anlaması yıllarını alacak. Kabala hikmeti de tedrici bir şekilde gelişimimizi sağlar -basamak dünyalar- Dünyalar (gizler) bize örtük, saklı olan dünyalar ve ancak algılamamız oranında bize ifşa olurlar.

Manevi dünyaya giriş onun kurallarını bilmeden olanaksız aynen dünyamızda olduğu gibi yaşamımızın ilk 15-20 yılında bizim için önemli ve zorunlu olan bilgilerin temininden sonra dünyaya uyum sağlamamız gibi.

Neşamayı oluşturmak için ruhsal dünyaya girmekte önemli ve zorunlu bilgileri edinmeyi gerektiriyor. Dolayısıyla maneviyat bir hazırlık safhası gerektiriyor ki bizler şimdi bunu yaşıyoruz ve tekamülümüzde üst seviyelere ulaşmamız için yukarısı hiçbir zaman engel olmaz.

Bu durumda aniden kendimizi kötü hissettiğimiz, her şeyin zorlaştığı, hiçbir şeyin açık olmadığı durumlarda bir ümitsizlik, “karanlık” çöker üzerimize. Bunun bize yukarıdan yardım olduğunu görmeliyiz aynen çocukların “büyüklerle” oynadığında sevinmeleri gibi.

Bu yaşamda üst dünyaları ifşa her birimize vaat edilmiştir, yeter ki kendimizi hazırlayarak onu algılayıp hissederek yaşıyabilelim.

06-11-09 Derse Hazırlık Bölümünden.

Kabalistlerin Kitapları Herkese ve Herbirimize

Soru: Kabalistler kitaplarını kimler için yazdılar?

Cevabım: Baal HaSulam “Talmut Eser Sefirota Giriş” te şöyle yazar. Kabalistler hepimizin kabala kitaplarını okumamızın zorunlu olduğunu ve hatta anlamasakta onun ıslah edici etkisinden fayda temin edeceğimizi belirtir.

Böylece bu kitapların herkes için olup, maneviyatı keşfedip ilerlemek isteyenlere olduğu kadar üst alemleri keşfetmiş olanlar için de geçerlidir. Başlıyanlara ilerlemeleri için mucize, keşfetmişlere ise yollarına rehber olur.

Aslında kabalistlerin çoğu başlıyanlardan çok keşfetmişler için yazmışlardır kitaplarını. Sadece bazı özel ruhlar (Baal HaSulam, Ramhal) büyük çabalar harcıyarak başlıyanlar için “özel-ışık” temin edecek kitaplar yazmışlardır.

04-11-09 tarihli Kabala ve İçeriği dersinden alınmadır.

Kötü Dürtüler Tam Olarak Düşündüğümüz Gibi Değil

İçimde kötü olanı bulmadan onu ıslah edemem.

Aslında kötü dürtüler diye bildiğimiz kötü değerler; çalmak, yalan söylemek, öldürmek gibi istekler bu sınıfa girmiyor. Bir zamanlar tek bir Ruh idik sonra Kırılma bizleri birbirimizden ayırdı, uzaklaştırdı.

Bu uzaklık, ötekine olan nefrettir ve gerçek kötü dürtü budur. Bu benim diğerleriyle bir kalpte birleşme isteksizliğim ve ötekini kendim gibi sevememe noksanlığımdır. İşte içimizdeki bu kötülüğü ifşa edip onu ıslah etmeliyiz. Kötüyü bulmak kolay değildir. Bizi “iyiye götüren ışık” üzerimizde çok iyi çalışmalı ki içimizdeki kötü dürtüyü hissedebilelim ve akabinde ıslahını talep edebilelim hemen.

Başlangıçta grup ve benim aramdaki “kopukluğu” bulup düzeltirim ve ardından da ihsanetme (koşulsuz verme) niteliğini edindiğim ölçüde Yaratan ile aramda olan “kopukluğun” üstesinden gelirim. Bende ki kötülüğü aşma arzusu ve arkadaşlarımı kendim gibi sevme ilkesi ile bendeki kötüyü keşfederim – kendimi sevmeye ne kadar gömülü olduğumu.

Problem ifşa olunduğunda artık çözümüne çaba gerektirmez. Işıktan talep ederim o da ıslah eder.

(Akdama le sefer pi Haham 13-11-09)Dersinden alıntıdır.

Hisset, Taş Gibi

Yaratılışın hamuru “hissetmek” arzunun deneyimlenmesidir. Oysa sanırız ki hissetmek sadece duygulanmalardır. Sevmek ya da nefret etmek misali, ancak gerçek öyle değil, hissetme realitenin kendisidir.

Vladimir Lenin, realitenin bizim bilincimizin dışında bir objektivite olarak tarafımızdan hissedildiğini savunmuş, ancak özelllikle “objektif” ve “bilincimizin dışında” olduğu fikrinde tamamiyle yanılmıştır.

Realite ancak bizimle olan ilişkide onu algıladığımız ve hissedebildiğimiz ölçüde vardır. Gerçeğin muhteviyatı, Yarata‘nın yaratmış olduğu “Alma-Arzusu”dur (Işığın özü olan İhsan Etme niteliği). Farklı seviyelerde farklı biçimlere bürünerek ifşa eder kendini muhteviyat (arzu). Örneğin cansız seviyesinde özünü muhafaza etmeye yönelik olarak kendine yararlı olanı çekip, zararlı olanı itmesi gibi-Artı Eksi örneği.

Işık kendini hisseden arzudan başka hiçbir şey yaratmamıştır.

(Ptiha le Hohmat Kabala-) 15-11-09- Dersinden Alıntıdır.

Önemli Olan Gerçeğin Kendisidir

Soru: Yaratanı ifşa ettikten sonra, Kabalist, dindar birine dönüşürmü?

Cevabım: Kabalistin kendine dert edindiği tek şey, Yaratanla nasıl bağ kuracağıdır. Geriye kalan her şey bu ilişkiye göre düzenlenir. Şu an, seninle olan herşey, bozulmuş arzularında. Dünyaya, kendine ve Yaratanınla olan ilişkinde, tüm bunlar bozulmuş, arızalı. O halde, O na karşı, nasıl doğru davranabilirsinki?

Eğer, kendini islah edersen, o zaman kurduğun ilişki, gerçek bir ilişki olacak, aynen Yaratanın senden beklediği ilişki. Bu yüzden, gelecekte dinler nasıl görünecek, insanoğlu nasıl davranacak, yaşam şekli ne olacak, bu dünya var olmaya devam edecekmi diye sormuyoruz ve ancak gerçeğe önem veriyoruz.

Eğer şu an tekamül etmiş değilsem tüm gördüklerim, hissettiklerim, düşünüp anladıklarım, tüm bunlar da doğru olamaz, ne aklen ve ne de kalben. Dolayısıyla da bunlardan geleceğe hiç bir şey kalmıyacak. Tüm kırılan ıslah olanla yer değiştirecek.

Peki ne olacak? Bilmiyorum ve bozulmuş isteklerimde bunu tahayyül dahi edemem. Söyleyebileceğim tek şey her şeyin kendi zıddına dönüşeceği. Yazılmış olduğu gibi: “Tersine Dönmüş Dünya Gördüm”

Dolayısıyla tüm yapmamız gereken tek şey Üst Işığın bizde yaratacağı değişikliğe hazır olmak.

(23-11-09-İgeret şel Baal aSulam) Dersinden alıntıdır.

Öğretmen Arayın

Maneviyatı elde etmek (ihsan-etme niteliğine sahip olup, Yaratana benzemek) bir başına kitaplardan öğrenilemez.

Hayatta bir öğretmene muhtaçsın. Ancak O, senin seviyeni manevi seviyeye bağlıyabilir. Tek başına asla Yaratan seviyesine ulaşamazsın ve ancak öğretmeninin Yaratanla aranda oluşturacağı basamak sayesinde manevi aleme girersin. Sadece öğretmenin sen ve manevi dünya arasında basamak olabilir çünkü o aynı zamanda her iki alemde de bulunmakta.

Ari ve Baal HaSulam (Talmut Eser Sefirot, cilt 3,”içe bakış”) bizimle üst alemler arasında olan basamakları çıkabilmek için kullanımımıza sunulmuş araçların olduğunu yazdılar. Öğrenci ilk basamağı tek başına çıkmayı başarırsa dahi, öğretmeni olmadan o alemi tanıması uzun yıllarını alacağı gibi kendini ıslah etmesi için yeterli zamanı da olmazdı.

Bu dünyada da benzer şekilde erginliğe ulaşabilmemiz için önce bir 20 yıllık öğrenme safhası geçirmemiz gerekiyor. Eğer ilk manevi “20 yıl” hocanın yanında geçirilmezse, eğitim ve öğrenim görmemiş bir çocuğa, büyüklerinden hiç destek almamış birine benzeriz. Dolayısıyla kişi hocasının sölediklerini iyice duymalı ve tüm gücüyle onları kaale alıp kendi egoist düşüncelerinin üzerine çıkarmalıdır.

Tüm bunlardan sonra eğer kişi bebek gibi davranıp ağzına kaşıklanan yemeği yemiyor ise, hoca daha ne yapabilir ki?

(22-11-09-Torat Akabala ve Mahuta) Dersinden alıntıdır.

Örnek Alaraktan İhsan Etmek

Soru: Altta olan kişi, üsttekine karşı kendini nasıl nötrleştirir?

Cevabım: Başlangıçta, bir sonraki manevi seviye bana karanlık gibi görünür, fakat aslında o daha üst seviyede bulunan ihsan niteliğidir. O seviye ile ilişki kuramadığımdan dolayı içimde karanlık hissine, boşluk hissine ve depresyona sebep olur.

Yalnızca bu üst seviyenin yardımı ile egomu (kendimi) nötr hale getirebilirim. Bunu yapabilmem için, gruba yönelmem gerekiyor ve gruptan hedefin büyüklüğünü, ihsan niteliği ile Üst Seviye’ye bağlanma hedefinin önemini almam gerekir. O zaman Üst Seviye’ye yakarışta bulunmak için hazırımdır. Bana hedefin büyüklüğünü vermesi için, hedefin almaktan daha önemli olduğunu göstermesi için yakarışta bulunmaya hazırımdır. Bu şekilde Üst Seviye ile uyuşabilirim, Üst Seviye ile mutabık olabilirim ve kendimi karşısında nötrleştirebilirim.

Yakarışıma cevaben Üst Seviye bana açılır ve bana ihsanın büyüklüğünü o denli gösterir ki, ihsan etmeye hazır olurum. O zaman onunla eşit olurum ve o seviyeye yükselirim. Üst Seviye’nin zekasını alarak onunla birleşirim. O zaman ikinci aşamaya ilerlerim ve bağımsız olarak davranmaya başladım.

Bu, genel olarak kabul görmüş eğitim metoduna benzer; Son sınıf öğrencisi bir örnek verir, sonra elimi avucunun içine alır ve bir resim çizer. Sonrasında o resmi kendim de çizebilirim.

İstekleri Doğru Yerlerine Düzenlemek

Kabala bilgeliğini öğrenen kişi anlamaya ve keşfetmeye başlarki insanın “kendi beninden dışına çıkması” onun özel birşey, ebedi ve bütünsel birşey elde etmesine, kendi küçücük dünyasının çok üstünde bir konuma erişmesini sağlar.

Tüm bunlar, değerlerinin değişmesi ve çevresinde varolan herşeyden daha çok maneviyata önem vermesinden dolayı oluşur. Amaca ulaşmak kişinin önemsediği tercihlere bağlılığı ve onlara verdiği önem sırası ile oluşuyor.

Eğer ebedilik ve tamlık elde edilmesi, kişiye çevresindeki tüm diğer şeylerden (yaşam için elzem olanlar dışında) daha önemli geliyorsa, bu, kişinin tercih ve değerlerini doğru bir şekilde düzenlediği anlamına geliyor.

Tercih ve değerlerin kendisi tarafından şüphe götürmez bir tarzda kabul görmesi ve içten içe kendini kontrol etmesidir aslında. Beslenme, seks ve aile- maddi dünya arzular (hayvansal – arzular) biryere kadar tatmin edilmesi gereken arzulardır.

Sosyal arzular; para, saygı, otorite, bigi. Ve tüm bunların üzerinde, maddi dünyamızın ötesinde bulunan maneviyat arzusu. Eğer insan her zaman isteklerini doğru bir düzene koyma dikkatinde ise o zaman maneviyata giden yolda amacını korumuş olur ve her durumda ona ulaşmak için ilerler.

(20-11-09-Derse Hazırlık) İçinden alıntıdır.