Category Archives: Kabala

Zamanında Doğmak

Soru: Dünyamızda bir cenin zamanında doğmak için günden güne doğru hızda büyümeli. Eğer daha erken yada daha geç doğarsa bu onun için zararlı. Kalpteki noktamızın doğru hızda büyüdüğünü ve manevi doğumuna zamanında ulaşacağını nasıl bilebiliriz?

Cevabım: Doğru hız sürekli tek bir amaca yönelmek demektir. Amaç maneviyatta doğmak için büyümek ve olgunlaşmak, Aba ve Ima, Hochma ve Bina gibi tamamen Yaratan’a eşit olana dek gelişmeye devam etmektir.

Eğer bu tek amaca tutunursanız, tüm niyetlerinizi ve arzularınızı yalnızca ona uydurur ve onları amaca yaklaşmak için araçlar olarak kullanırsanız doğru hızda gelişirsiniz. Ancak, eğer amaçtan saparsanız gelişiminizi sekteye uğratırsınız. Maneviyatta zaman yaptığınız eylemlerin niceliğidir, mekanik bir ölçü değil.

–  07/07/2010 tarihli Günlük Kabala Dersi’nin dördüncü kısmından alıntıdır, “Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş”

KARA ve EGOİSTİK DELİK

Uzayda  varlığı “Kara Delik” olarak bilinen fenomenin vukuunda, tüm yıldızlar öyle sıkıştırılmış bir hal alırlar ki aralarından Işığın sızmasına olanak vermezler. Egoizmi de bu şekilde izah edebiliriz, çünkü aynen yıldızlar misali bizlerde egomuzun içinde sıkıştırılırız. Bu sıkıştırılmışlık duygusu, bizim dışımızda var olan realiteyi hissetmemizi engeller. Kendi içsel hissiyatımıza kilitlenir ve dışımızda olan Yaratan’ı hissedemeyiz. Ona o kadar muhtaç olduğumuz halde yine de hissedemiyoruz onu, neden? Çünkü bize düşen ve aslında manevi aleme girmenin en önemli adımı olan kendi kabımızı hazırlamamız gerekiyor.

Öncelikle, bende noksan olanı, ihtiyacını duyduğum, bende var olan olumsuzluğu ifşa edip onun vasıtasıyla içimde noksanlık duygusunu oluştururum. Ve bu duygu beni bir sonraki seviyemi arzulamaya hazırlar. Bulunduğum seviyeye ulaşır ulaşmaz hemen, daha üst seviyede ve yukarıda olan basamağı düşünmeye başlar ve onu elde etmek benim için o kadar önemli bir hal alır ki artık kendi çıkarıma olan herşeyi unutmaya hazır hale gelirim.  Bu da demektir ki bulunduğum seviyenin bana sağlayacağı tüm fayda ve avantajlardan vazgeçiyorum, yeter ki daha üst seviyeye çıkabileyim. Aslında tüm bu süreçte gerçekleşen, değerlerimi alt dünyadan üst dünyaya geçirmem. Ve bunu elde etmede arzum güçlü ise yükselir ve bu seviyeye ulaşırım.

31-03-10-”Baal HaSulam’ın Mektupları” dersinden alıntıdır

Büyü Var mıdır?

Bana yöneltilen bir soru: Bulunduğumuz dünyanın, üst dünyanın bir yansıması olduğunu öğreniyoruz. Yazıyor ki “Yukarıda ne ise, altta da odur.” Buba ilaveten öğreniyoruz ki, yaşanan tüm dengesizlikler evrimleşen egozimizin sonucudur. Günümüz dünyasına bir göz atmamız yeterli, bunun gerçek olduğunu görebilmemiz için. Buna rağmen gizli öğreti ve klanlar ile ilgili bir sürü söylenti var. “İlluminati” gibi gizli gruplar büyülü ritüellerde bulunuyorlar ve bu gizli grupların amaçlarının sadece dünyayı kontrol etmek değil, Yaratan’ın gücüne kavuşmak olduğu söyleniyor. Bunda bir gerçlek payı var mı?

Cevabım: Dünyamızda gizem veya mucize yoktur. Her ne kadar bunların varlığına inanmak istesesek de, bu tür şeyler yoktur. Dünyamızın gördüğümüzden daha ilginç olduğunu, bir şekilde büyülü bir dünya olduğunu görmek isteriz. Oysa her şey tabiatın kesin kanunları içinde var olur.  Eğer kişi bu kanunları bilir ise, algılanabilir dünyanın sınırlarını genişletebilir. Kendi içimizde ilave kaliteler geliştirebiliriz ve bunlar vasıtası ile daha geniş bir dünya algılayabiliriz. Fakat tüm bu gelişmeler fiziksel “form eşitliği” kanununa göre zaten oluşmaktadır.

Ölüm Ne Anlama Gelir? Ölümden Nasıl Korkmayabiliriz?

Soru: Ölüm nedir, ölüm korkusunu insan nasıl bitirebilir?

Cevap: Kim hayvansal seviyedeki bedeniyle (arzularıyla) özdeşleşirse ölümden korku duyar. Kişi varoluşunun sonunda kendi ‘Ben’ini keşfeder. Kişinin kendi ‘Beni’ öteki dünyadır, eğer kişi gruptakilerle bağ kurmaya başlarsa kendi içindeki ‘Ben’ i idrak edebilir, bunu bu dünyadayken bedenindeyken yapabilir, diğerlerinin kalpteki noktalarıyla kendi kalp noktası arasında bağ kurar ve ıslah edici ışığın etkisiyle kendiliğinden güven durumunu elde eder. Kişi bu şekilde fiziksel bedeni öldükten sonra ruhsal bedeninde yaşayacağını bilir. Kişi ölüm anında bedenin bir gömlek değiştirircesine ayrılır (ıslah olmamışsa) yenisine geçer. Korku, kişinin arzularına(bedenine) bağımlı olmasından kaynaklanıyor. Kişi grupla bağ kurarsa asıl çözümü bulur. Çünkü siz başkalarının arzularını hissetmeye başlarsanız; sonsuz dünyayı da (manevi alemi de) kendinizin dışında olduğunu bulacaksınız.

“Herkes Kendi Yolunu Yaşar”

Soru: Laitman, Kabala evlilikte kadın erkek arasındaki ilişkileri nasıl yorumluyor, bu ilişkiye kutsal olarak mı bakıyor yoksa yolu takip ederkenki bir gereklilik olarak mı görüyor?

Cevap: Kutsal ya da kutsallık demek; Kabala’yı doğru çalıştığımızda, Yaratan’ın ıslah edici ışığının bizi etkilemesiyle, ihsan edici olabilme niteliğine gelmektir. Bunun dışında bir kutsallık yoktur. Şöyle yazıyor: “Maneviyatta zorlama yoktur”. Zorlama egoizmden doğar ve ego da bedene ilişkindir. Beden ya da ego zorlamaya ihtiyaç duyar oysa maneviyatta ve manevi alemlerde onun bir yeri yoktur.

Yaratan’a dönmek için yeterli olgunluğa erişmişse, her insan, kendi yolunu izleyerek Yaratan’a gelir. Ailenize zorlama yapmadan nazikçe Kabala’nın ne olduğundan (hayatın amacının, anlamının ne olduğundan) bahsedebilirsiniz ancak kesinlikle nezaketi kaybetmeden.

Siz onları bir araç olarak görüp el birliği ile Yaratan’a karşı çabalarsanız; Yaratan’la bütünleşmek için güç alırsınız. Beden olarak birbirinize yakın olsanız da, ruh olarak aslında birbirinizden kopuk (birbirinize yabancı, farklı) olduğunuzu deneyimlersiniz.

Milkshake İçin ve Kabala Çalışın

Aldığım bir soru: Maddi davranışların maneviyat ile hiç bir ilgisi olmadığını anlıyorum, ama bir perde elde edilene kadar davranışlarımız egodan gelir ve maddi dünyada yer alır. Eğer yeni yemek yemiş olmama ve onunla beslenmeye ihtiyacım olmamasına rağmen milkshake arzularsam, sonrasında bu arzuya karşı koymalı mıyım ve kendimi bu zevkten esirgemeli miyim? Yoksa milkshake almalı mıyım çünkü bu sadece maddesel bir davranış ve nasıl olsa bir şey değiştirmez? Ya da milkshake içmeli ve Yaratan’dan ötürü aldığımı mı farz etmeliyim? Ben bu maddi dünyada karşıma çıkan ego arzuları ile nasıl başa çıkabileceğimle ilgili yol gösterimi arıyorum. Farz ediyor muyuz? Onu yapana kadar numara mı yapıyoruz?


Cevabım:
Din ve getirdikleri sana farz etmeyi öğretiyor, ama Kabala sana sadece bir tek şey yapmanı söylüyor, gerçek Kabalistik kaynakları çalışarak Üst Işık’ı çekmeni. Ne de olsa, Işık seni yarattı, arzuların ve düşüncelerin ile beraber (aklın ve kalbin), ve bundan dolayı sadece O seni ıslah edebilir. Hayatında sonuçlar almak için, sürekli ilgili olman gereken en önemli şey sadece bir tane – amacın önemi ve amaçtan uzak düşünceler ile nasıl başa çıkacağını bulmayı denemeye çalışma. Sonrasında geri kalan her şey sana yardımcı olan geçici araçlar haline gelecek. Bu yüzden milkshake’ini iç ve Kabala çalış!

Eğer ben ölürsem Dünya’ya ne olacak?

Aldığım bir soru: Ben bundan önceki hayatım veya gelecekteki var oluşum hakkında birşey bilmiyorum ve hatırlamıyorum ve bu dünya mevcut çünkü ben şu anda yaşıyorum. Öyleyse, eğer ben ölürsem ne olacak?

Cevabım: Eğer sen ruhun ifşasına erişirsen, en küçük manevi niteliğe, bir noktadan ruhun en küçük gelişimine, onun gerçek var oluşuna, sonrasında bedenin öldüğü zaman, sen ruhunu idrak etmeye devam edersin, ta ki içinde hacim ve Işık sahip olunana kadar. Ve sonrasında o tekrar bir bedenin içinde var olur, bir kadın tarafından doğurulur, gelişiminin bütün 125 adımını tamamlamak için bu bedenin içinde var olmaya devam eder, Çünkü bu sadece bizim dünyamızda fiziksel olarak bulunulduğunda yapılabilir.

Ama sen noktadan ruhun ifşasına erişemezsen, sonrasında bu dünyada yeniden belirirsin, tıpkı bu seferde de yaptığın gibi ve ifşa edip geliştirmek için başka bir şansın (kalpte bir nokta) daha olur.

Zamanda Yolculuk, Auralar, Şeytan ve Ay

Doğaüstü fenomenler hakkında aldığım dört soru

Soru: Neden biz her zaman ayın sadece aynı yüzünü görüyoruz?

Cevabım: Çünkü bu Atzilut Dünyasında, Malchut’un ilgili Zeir Anpin ile nasıl yer aldığıdır. Güçler bize buradan alçalır ve bu şekilde bizim dünyamızda maddeyi belirtirler. Nihayetinde, bizim dünyamızda olan herşey Üst Güç tarafından belirlenir ki, bu kaynağını Atzilut Dünyasının ZO”N’dan alır. Bu gücün bir mikro-dozu bizim bütün evrenimizin var oluş sebebidir, Üst Seviye’den bizim materyal seviyemizde birden gelişir. Bu aşama aşama yalınlaşır ve faaliyetinin hızı düşer ve buna bağlı olarak sebep olan enerji ve sonrasında da madde. Öyleyse madde sadece Üst Enerji onun içinde bulunduğu için var olmaktadır veya başka kelimeler ile anlatmak gerekirse –  “Tanrı kelimesi ile”. Ve o sadece maddede “Tanrı kelimesi”ni fark etmek için var olmaktadır – bu, kişi iki türlü enerjiyi birleştirdiğinden beri, manevi ve maddi,  insanın yapması gerekendir. Ve bu gerçekleştikten sonra, evren onun mevcut var oluşunu kavrayacaktır ki bu o enerjilerin egoistik bir anda var oluşudur (veya karşıtlığı). Aklıma gelmişken, bilim artık evrenin sonsuz veya ebedi olmadığını onaylıyor (her ne kadar ben okulda iken bize öğretilen onun sonsuz ve ebedi olduğuydu).

Soru: Şeytan kavramı Kabala’da var mı?

Cevabım: Bütün güçler bizim içimizdedir; onların hepsi bizim – bizim için aziz ve sevilen ve egoist. Ve Şeytan bunlardan biri. “Şeytan partiyi sürdürüyor!”

Soru: Bir Kabalist olarak, zaman yolculuğunun mümkün olup olmadığını söyleyebilir misiniz?

Cevabım: Fiziksel olarak mümkün değil. Ama manevi alanda, ki orası tamamen zamanın mekanın ve hareketin ötesinde, bu normal bir fenomen, – tıpkı Einstein’ın söylediği gibi, çünkü o bizim ışığımızdan daha yukarıda, ve manevi Işık’ta bulunur.

Soru: Kabala kişinin bir aurası olduğu ile hem fikir mi?

Cevabım: Evet. Aura ister durağan, ister bitkisel veya ister hareketli olsun her yaratılan varlığın çevresini saran bir enerji alanıdır. Dahası, Kabala çalışarak ihsanın niteliğine ulaşmamış bir insan için maneviyatı görmek, ihsanın niteliğini görmek imkânsızdır, ama herhangi bir insan veya kamera aurayı görebilir ve resmini çekebilir.

Gelişimin basamağı daima aynıdır

Soru: Gelecek kongreye hazırlık doğadaki her gelişim gibi aynı seviyelere bitkisel, hayvansal, konuşan- bağlı olarak mı pekiştirilir?

Cevap: Evet, bu arzuların evrimini de içeren herhangi bir gelişim gibi olur. Bunlar direkt ışığın dört aşamasından geçerek ilerler, HaVaYah (Yoh-Hey-Vav-Hey), aynı şeyler kongreye de uygulanır. Kişi kongreyi düşünmeye ve hazırlanmaya başlarsa inişler ve çıkışlardan geçer.Bazen kongreye katılmak ister, bazen katılmamak. Fakat bunların hepsinin sonunda katılmaya karar verir ve ardından doğru hazırlanmış olarak kongreye gelir.

Neden gittiğini, vazgeçiren şeyin ne olduğunu, onunla ilişkili olan tüm işini, ailesini ve sağlığı dahil dünyanın kalanının nerede olduğunu anlaması gerekir. Her şeyi hesaplamalı ve “hayatımın manası nedir?” sorusuna gelmeli. Bu soru da kabala’ nın dışında bir şeylerle cevaplanamaz. Deneyimleri ona günün sonunda hayatındaki her şeyin bazı bilinmeyen faktörlere bağlı olduğunu göstermesi gerekir ve bunların kaynakları ancak kabala bilimi tarafından açığa çıkarılabilir. Bu kaynak Üst Güçtür, ve ona bağlı olarak kişi hayatındaki ve maneviyatındaki birçok şeyi düzeltebilecek bir araç kazanır.

Kişi her şeyin HaVaYah yapısına bağlı olduğunu fark ederse, kongreye gelmekle ilgili hiç şüphesi kalmaz.

Memnuniyetliğin Yolları

Zohar “Sonunda” bölümü; 100. kısımda: Bu nedenle, Şabat başlarsa; cehennemdeki kötülük uzaklaşır, özgürdürler ve uzak. Ve Şabat bittiğinde, diğer zamanlarda verilmiş cezadan kurtulmak için üzerimizdeki üst hazzı çağırmalıyız. Ve uyanıp demeliyiz ki “Yaratanın memnuniyetliğini üzerimizde kıl”. Bu tüm haz, Mochin de Yeshut, daha yüksek memnuniyetliktir. Ve denir ki “Onun yolu memnuniyetliğin yollarıdır”.

“Kötü”, bize cehennemdeymişiz gibi hissettiren arzularımızı işaret eder.  Bu bizi utandırır; çünkü kendi kendimize bağışlanmaya uygunluğumuzu ve tersini farkederiz; ve düzeltilmemiş özelliklerimizi görürüz. Böyle bir durumda tüm özelliklerimizi görmeyi öğrenmemiz gerekir. Yaratana zıt olan özelliklerimiz içinde, cehennemi hissetmeden arzularımızı düzeltmek olanaksızdır. Bu yüzden Yaratan’a zıt özelliklerimizi fark ettiğimizde tüm yollar “memnuniyetliğin yolları” ‘na çıkar. Biz sadece bunun böyle olduğunu görenleriz.