Category Archives: Kabala

Ruhların Birleşmesi = Işık İle Eşitliğe Gelmek

Baal HaSulam sadece grup içinde birlik kurarak Işık ile birleşmenin mümkün olduğunu söyler. Başka türlü Işık bizi “algılamıyor”, zira ona benzemeye ihtiyacımız var. Ve hep beraber birlik olduğumuzda tam zıt form eşitliğinden ötürü prize giren bir fiş gibiyizdir. Işık bizi şimdiden içimizdeki tüm boş alanlarda etkileyebilir ve dersler esnasındaki arzumuza göre onları kendine benzer kılarak ıslah edebilir.

Baal HaSulam’ın makalelerinin çalışılmasının doğru yöntemini organize etmek adına onun en büyük oğlu olan Rabash babasının yazılarına bir bağlantı metodu yarattı. Eğer onu kullanırsak her şeyin doğru şekilde farkına varacağımızdan emin olabiliriz.

Bütün Kabalistlerin, içerisinde bu metodu uyguladığımız ve kendimizi Işığa benzer kıldığımız bir grubun gerekliliğinden bahsettiklerini unutmamalıyız. Kişi bunu yalnız başına yapmaya muktedir değildir. Kişi yüce manevi bir noktada var olsa bile birleşme olmadan daha yükseğe çıkamaz ve hatta edindiği derecede dahi kalamaz.  Kişi eğer yalnız çalışırsa 124. dereceye ulaşmış olsa bile en sonuncu, 125. dereceye yükselemez.

Eğer öğrencilerinden ayrılacak olursa ilerleyemeyeceğini ve sahip olduğu seviyeyi kaybedeceğini söyleyen Rabi Yosi Ben Kisma’nın hikayesini hatırlayın. Öğrencilerinin küçük ve onun onların hocası olduğu gerçeği önemsizdi: önemli olan şey bir arada olmalarıydı.

Eğer birleşme var ise Işık ile eşitlik vardır. Birleşme olmadan eşitlik yoktur. Bu tümüyle zaruri bir koşuldur.

16/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Orta Çizgi

Soru: Orta çizgi nedir? İki çizgi (sol ve sağ) arasında doğru şekilde hareket etme yeteneği mi?
Cevap: Orta çizgi Işık ve arzunun birleşmesidir. Işığın kaynağı, yani Yaratan ile birleştirilmiş, arzu ve niyetten oluşan yapışmadır. Alma arzusunu, Yaratan’a memnuniyet ihsan etmek niyetiyle kullanarak kişi hazzın kaynağını, yani Yaratan’ı ortaya çıkartır. Arzu ve hazzın sadece insan ve Yaratan arasındaki bağı bulmak için bir araç olduğu ortaya çıkar. Bu üç bileşen: arzu, haz ve niyet bir bütün olarak bir araya gelir: Ben ve Yaratan.

– 22/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Izdırabı Sevince Çevirmek

Soru: Neden insanlar Yom Kippur’u üzücü ve kederli bir gün olarak görüyor?

Cevap: Çünkü insanlar “kötü” olarak algılanan şeyin iyiye ulaşmak için bir tramplen olabileceğini anlamıyorlar, çünkü bir şey kişinin yaklaşımına bağlı olarak iyi yada kötü olarak addedilir. Örneğin rutin bir doktor kontrolü esnasında kişi hasta olduğunu keşfederse, bu şekilde kötü, tedavi edilebilmesi için ifşa olmuş olur. Yani kötüyü ifşa etmek iyi bir şey. Ancak, şöyle yazar “Sıradan insanların düşüncesi Tora’nın düşüncesine zıttır” ve kişi kendini ıslahtan bir kenara iter. Buna neden ihtiyacı olduğunu anlamaz. Kötü hissettiği için feryat eder ve Yaratan’dan onu iyi hissettirmesini talep eder. Bu egoizmi hakkında haykırması ve Yaratan onu doldurmuyor diye sızlanmasıdır. Bu sanki Yaratan’a şöyle sorması gibidir “Sen neden bu kadar kötü ve acımasızsın? Zevk almam Senin canını mı yakıyor?” Kötülüğün ifşasının, büyüyebilmesi için olduğunu, kendi menfaati için olduğunu anlamaz. Binlerce yıllık geçmişe dayanarak Yaratan’ın sadece ıslaha ve yaratılışın amacına yönelik bir arzuya yanıt verdiğini en sonunda idrak etmeliyiz. Diğer herhangi bir başvuru cevaplandırılmaz. Şimdi Ahiret Gününe gelmenin (“Kötü eğilimi ben yarattım”‘ı ifşa etmek ve ardından “Onun ıslahı için Tora’yı Ben yarattım” ve en sonunda “çünkü Tora’daki Işık ıslah eder’) gerçekten ne anlama geldiğini herkese anlatmanın zamanıdır.

– 16/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Kefaret Günü

Birkaç gün içinde Yom Kippur (Ahiret Günü) diye adlandırılan özel bir güne şahitlik edeceğiz. Ancak o günde ve “Ahiret Günü” diye adlandırılan koşul onun için meydana geldiğinde bir Kabalist’in ne tür bir içsel koşul hissedeceğini kimse bilmiyor. Kişinin içsel koşulları takvime göre gerçekleşmez.

Herhangi bir kişinin atlattığı koşullar kişisel ve genel olabilir. Genel düzeyinde, insanlar her bayramın yaygın geleneklerini yerine getiriyorlar. Bir grup Kabalist birliğe eriştiğinde ve onun aracılığıyla “bayram” diye adlandırılan belli bir içsel koşulu edindiğinde, o koşul herkes tarafından dikkate alınan genel bayramla ilişkili değildir. Genel bayram takvime göre meydana gelirken içsel bayram kişinin kişisel, içsel koşuluna göre gerçekleşir. Gelenek ve göreneklerin ve her “özel” günün daha yüce manevi bir kökü vardır. Bu yüzden bir Kabalist de diğerleriyle birlikte  gelenekleri izlemeyi ister, şöyle yazdığı gibi:” Yaratan Yarattıkları ile kalır.” Ancak aynı zamanda bir Kabalist kendi kişisel içsel koşulunda da kalır.

Dindar insanlar gelenek ve görenekleri takip eder, Kabalistler Adem’in müşterek tek ruhuna diğer ruhları bağlayarak ruhlarında içsel eylemler yerine getirirler. Böyle yaparak Yaratan’a memnuniyet verirler ve kendilerini ıslah ederler. Islah olmak ancak diğerleriyle birlik kurarak mümkündür, şöyle yazdığı gibi: “Dostunu kendin gibi sev, bu Tora’nın yüce kanunudur.”

Dünyanın her yerinden birçok insan Yaratan’a dua ediyor (her biri Tanrı’sına hitaben) ve “affedilmeyi” talep ediyorlar. Ama belki de onlara pişmanlığın sadece “Dostunu kendin gibi sev” hususunda işlediğini ve “onun için” yada “ona karşı” olup olmadığına bağlı olduğunu açıklamaya değer. Günah işleyip işlemediğimizi sadece kendimizi bu kuralla karşılaştırdığımızda anlayabiliriz. İzlememiz gereken tek kural bu, şöyle yazdığı gibi:

“Dostunu kendin gibi sev Tora’nın ana kuralıdır.”

Eğer tüm insanoğlu “Dostunu kendin gibi sev”’i, Yaratan’ın bunu bizden ne kadar güçlü bir şekilde talep ettiğini ve bu koşuldan hala ne kadar uzak olduğumuzu aydınlığa kavuşturmak için sanal bir ortamda bir araya gelseydi, bu gerçek bir Kefaret Günü (Yom Kippur) olurdu ve bizi Purim’e, (İbranice “Kippur” “Purim gibi” anlamına gelir) mutlak ıslaha götürürdü.

İnsanlar affedilmek için dua ettiklerinde neyi talep edeceklerini bilmeleri onlar için çok önemli. Uzun yıllardır ağlayıp gözyaşı döküyoruz ama bunun bir yardımı olmuyor. Yaratan dualarımızı bu şekilde duyamaz. Çünkü bu tür bir başvuru doğru haykırışa zıttır: Dostlarımıza karşı sevgi hissetmek için yalvarmıyoruz ve Yaratan diğer hiçbir talebi dinlemiyor. Bu nedenle bizi günahlarımızdan kurtarabilecek olana sırtımızı dönüyoruz ve zıt yöne haykırıyoruz. Çoğu insanın Kefaret Günü buna benzer.

– 14/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Saklanmış Olanı İfşa Edelim

Soru: Zohar dersleri esnasında adeta cok ince, saklanmış ve gizli şeyleri ifşa ediyorsun. Cevap: Bizim duyularımıza ifşa edilmemiş ve gizli çünkü çok bayağıyız ve onları ortaya çıkaramıyoruz. Sana söylediğimden daha zor değil! Bu, bu şeylerin bir çeşit gizemi temsil ettikleri anlamına gelmiyor. Onları görmediğim ve hissetmediğimden ötürü bana bir gizem gibi geliyor. Algımı keskinleştirmem gerek ve onu daha kesin, özelliklerin hemen göze çarpmayan aşamalarını daha da fazla hissetmeye muktedir hale getirmem lazım. Bunun bir sonucu olarak realitenin çok farklı, gerçek resmini daha yüksek bir “çözünürlükte” hissetmeye başlayacağım. Bunu yapmak için algımızı “ihsan etmek” diye adlandırılan niteliğe getirmeliyiz. Onu hissettiğimizde Üst Dünyayı hissedeceğiz.

– 02/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

“Ağızdan Ağıza” Öğrenmek

Soru: Baal HaSulam’ın öğretiyi Rabaş’a aktardığı, “ağızdan ağıza” öğrenmek nedir?

Cevap: “Ağızdan ağıza” öğrenmek perdeyi paylaşmak anlamına gelir çünkü “ağız” (Peh) perdenin bulunduğu yerdir. Bu tür bağ “Rucha Be-Rucha” (Ruach’ın seviyesinde) olarak nitelendirilir ve bir öğrencinin hocasıyla edinmesi gereken iletişimin türüdür.

Bu alt seviyedekinin, sayesinde üst seviyedekiyle bağı edindiği kendisini iptal ediş seviyesidir. Bu manevi koşulun edinilmesi kolay değildir ama bir öğrenci en azından hocasının tavsiyesini sanki bir kanunmuş gibi izlemek için bu dünyada ne yapabiliyorsa yapmalıdır. Bu herkesin kullanabileceği basit pratik bir tavsiyedir ve kendini üst seviyedekinin önünde – egoist çıkarlarımız sebebiyle yapmaya istekli olduğumuz – iptal etmenin en düşük derecesi olarak addedilir.

Eğer hocadan maneviyatı edinmeyi arzuluyorsam tıpkı ordudaki gibi onun önünde kendimi iptal etmeliyim: eğer bir emir verilirse yerine getirilir. Hoca doğru bir niyet inşa etmekten, kendini iptal etmekten, çaba göstermekten, dağıtıma katılmaktan ve bir öğrenci için gerekli olan diğer her şeyden bahsediyor. Öğrenci bunu dinlemeli. Bunun sonucu olarak bağın ortaya çıkan noktası aracılığıyla Islah eden Işığı alır ve ona söyleneni kavrar.

Bir öğrencini egoizmini iptal ettiği derecede bir forma yönelik dönüşüm gösterir, bu anlayış maneviyatın izlenimini almakla gerçekleşir. Ve bu izlenim aracılığıyla öğretiyi kavramaya başlarız. Eğer alt seviyedeki kendini iptal ediyorsa üst seviyedeki kendi yapısını, 10 Sefirot’unu alt seviyedekine damgalar.

Rabash’ın bizim hocamız olması ödülünü kazanacağımızı umalım.

– 12/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Mutlu Yeni Başlangıç, Mutlu Yeni Yıl

Tüm dünyevi niteliklerimiz var olmanın hayvansal seviyesi ile ilişkilidir ancak bizler kendi içimizde bir insan inşa etmeliyiz ki bu ‘Yaratan’a benzer’ (Adam)  anlamına gelir ve ihsan etmenin içinde var olur. İhsan etmek, ancak grubun içerisinde, dost sevgisinde, Yaratan’ı edinmek için realize edilebilir. İlişkimiz vasıtasıyla, Yaratan’a benzer bir arzu oluştururuz: Yaratan’ın ifşa olacağı yer.

Dolayısıyla, tüm kişisel niteliklerimiz ve yeteneklerimiz maddesel formumuz tarafından dahil olup maneviyatla hiçbir ilişkisi yoktur. Maneviyatla ilişkili olarak sadece kalpteki nokta ile çalışırım ve geri kalan ‘dünyevi’ tüm niteliklerimi önemsememeliyim. Onlar ikincil olduğu için onların vasıtasıyla Yaratan için misafirliğimde başarılı olamam ve ‘bunların üzerinde’ çalışmaya çabalamalıyım, her zaman almanın yerine ihsan etmeyi tercih ederek, ‘mantık ötesi’.

Öz, kalpteki noktadır. Bu noktayı diğerleriyle bağlamalıyım, dostlarla. Öyleyse, şimdi doğru kararı almalı ve ulaşmak istediğim maddesel dünyada başarılı olmak değil, kalpteki noktaların birliğidir, bunu tanımlamalıyım. Bu, en kısa anda Yaratan’a benzer hale gelir gelmez Yaratan’ın kendini ifşa ettiği yerdir.

Sürekli bu soruyu analiz etmeli bunu düşünmeliyim. Sadece bu manevi ilerlememde nasıl başarılı olacağımı tanımlar.

Bu yüzden bu nokta ‘Değişimin Başlangıcı’ (Roş Haşhanah)olarak ilişkilendirilir. Bu nokta daima yeni bir başlangıcı ifade etmesi gerekendir.

İşin gerçeği olarak, bizler birçok noktanın birleşmesiyle yörüngenin çizgisinde hareket ediyoruz. Bir manevi yol noktaların dizisidir ve her biri daha önceki ve bir sonraki noktaların arasındaki hareketin içinde ‘bir soğukluk’ ve ‘bir boşluğa’ sahiptir. Böylece onlar tek bir manevi yörünge çizgisini oluştururlar.

Diğerleriyle yörüngenin her noktasında beraber aynı yönde harekete devam etmek için, daha önceye ve varlığın gelecek koşullara tamamen zıt olmalıyım. Ancak o zaman bizler yörüngenin bu çizgisine yapışabiliriz.

Bu yüzden, her bir noktanın içinde, hayatımın her bir anında, aklımı kendi içimde Değişimin Başlangıcı için yapılandırmalıyım.

8.9.2010 günlük Kabala dersinin 4. bölümünden.

Gizlilik Kendi İyiliğimiz İçin

Biz dünyaların yada gizliliklerin 125 derece aşağısındayız. Bu gizlilik bizim faydamıza çünkü bu Sonsuzluğun kusursuz koşuluna kıyasla bizim ne kadar önemsiz olduğumuzu görmemize engel oluyor. Bunun yerine sadece daha yüksek bir manevi dereceye benzer olmaktaki acizliğimizi gözlemleyebiliriz.

Yine de kendimizi ıslah etme yolunda ilerlemek için ızdırabı hissetmeliyiz. Eğer gruptayken ıslahtan geçiyorsak o zaman ızdırabımızı oyun oynayan bir çocuk gibi ifşa ederiz. Çocuk bir şeyin üstesinden gelmek istiyor, başaramıyor ama yine de elinden gelenin en iyisini yapıyor ve zorlu bir oyuncağın üstadı olmaya uğraşıyor.

Çabalarınız, acılarınız ve eylemde bulunmaktaki acizliğiniz aracılığıyla aşama aşama Işığa olan zıtlığınızı keşfediyorsunuz. Işığa karşı çalışmak zorundasınız aksi takdirde Işık ile sizin aranızda bir fark hissedemezsiniz, bu farklılıkların genel toplamı olmasaydı Yaratan’ı hissedemezdiniz.
Bir kralın sarayında olduğunuzu varsayalım, ama bundan haberiniz yok ve bu yüzden takdirle karşılamıyorsunuz. Daha sonra onu deneyim etmeye ve araştırmaya başlıyorsunuz. Etraftaki tüm nesneleri ve koşulları gözlemlemeli ve aralarındaki çelişkilerin ve bağlantıların tüm çeşitliliğini öğrenmelisiniz. Böyle yaparak tıpkı bir kral gibi dünyayı yönettiğiniz bir koşulu elde ediyorsunuz.

– 03/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Şamati 50) birinci kısmından alıntıdır.

İlaç Yerine Işık

Soru: Eğer bize herşey grup vasıtasıyla geliyorsa o zaman maddi problemlerimiz olduğunda neden onlar üzerinde çalışmamız ve bu problemleri çözmeye çalışmamız gerekiyor.? Hastaysan eğer doktora gitmelisin. Neden sadece gruba dönmek ve grubun sana içsel seviyede yardım etmesini beklemek yeterli değil?

Cevap: Biz henüz tüm problemleri grupla olan bağ vasıtasıyla çözebilecek seviyede değiliz. Ancak aslında gerçekten de bu şekilde işlemeli. Çok adil bir soru soruyorsun: Neden tüm problemleri Islah eden Işığın yardımıyla çözmek mümkün değil? Neden gruba dönüp, orada güçlü bir arzu yoğunlaştırıp ve direk Işık, Hayatın Kaynağı tarafından bunun gerçekleştirilmesine izin veremiyoruz?

Aşırı derecede acı veren bir yaram vardı, Rabash beni yanına oturttu ve çalışmamı söyledi. Acıya katlanamadığımdan orada oturup metni ve niyeti derinlemesine araştıramıyordum. Acının üzerine çıkıp, acımı hafifletecek ve belki de onu büsbütün iyileştirebilecek gücü çekemiyordum.
Şüphesiz ki bu kadar güçsüz olmak kendi suçumdu. Bu yüzden yapamadım ve hocamın hemen yanında oturuyor ve beraber çalışıyorken Işığı çekemedim. Bunu yapmamı önermesi bunu yapabileceğim anlamına geliyordu! Ama o anda yapamadım.

Senin soruna geri dönersek, büyük bir grubumuz olduğunda herhangi bir meseleyi çözmek için dışsal araçlara ve ilaçlara ihtiyaç duymayız! İlaç bedensel seviye üzerinde işler, halbuki biz hastalık ve acı olarak tecrübe edilen bir tamamlanma eksikliği algılayan arzuyu direk tamamlama eyleminde bulunabileceğiz. Sadece bedeni ıslah etmiş olmayacağız, onu ruhu ıslah etmek için bir sebep olarak kullanacağız.

2/9/2010 tarihli Günlük Kabala Dersinin ( Panim Meirot uMasbirot Kitabına Giriş) dördüncü kısmından alıntıdır.

Kabala Her Şeyi İfşa Eder

Soru: En basit terimlerle Kabala’nın ne olduğunu açıklayabilirmisiniz?

Cevap: Kabala bilimi her şey hakkında olan bir bilimdir. Kabala gerekli olan tüm soruları cevaplar.

İnsan nedir?

Nasıl yaratıldık?

İçinde bulunduğumuz realiteyi nasıl algılıyoruz?

Var oluşumuzun sebebi ne?

Var oluşun bir durumundan diğerine hareket etmeyi, nasıl geliştiririz?

Mükemmelliği nasıl kazanabiliriz?

Görünen realitenin sınırlarını kaldırıp bunun arkasında ne olduğunu görebilir miyiz?

Bedenin ölümünden sonra bizi ne bekliyor?

Halen yaşıyorken ve öldükten sonra kendi kaderimizi nasıl kontrol edebiliriz?

Bu bilim tüm yaratılanlar ve Yaratan (onları yaratan Üst Güç) hakkında konuşur ve aynı zamanda tüm yaratılışın nasıl yönetildiğini ifşa eder. Kabala metodu var olan her şeyi onun kapsamı dışında hiçbir şey bırakmayacak şekilde kapsar.

Kabala Yaratan’ı adama ifşa eder. Kabala her şeyi kapsar: zaman, yer, olaylar ve bunları yöneten güç. Zira bunların hepsi Yaratan tarafından yaratılmıştır, Kabala’nın ifşa ettiği O’dur. Bu yüzden Yaratan’ı ve var olan her şeyi bilmek Kabala metodu çalışmakla aynı şeydir.

Dolayısıyla bizler eğer Kabala Bilgeliğini edinirsek, bütün evreni bileceğiz. Sonuç olarak bu dünyayı kendi bütün bilimleri ve kanunları ile birlikte bileceğiz ve bunun içinde gerçekleşen her şeyin üstünde kontrole sahip olacağız.