Category Archives: Kabala

Bilgisayar Ekranımdaki Üç Pencere

Yolumuz aynı anda üç pencerenin ya da belgenin açık olduğu bir bilgisayar ekranı olarak hayal edilebilir. Son pencere gizli; onu görmüyorum. Bu Son Islahta ruhumun kökünde Yaratan’la bütünleşmiş ve Yaratan’a yapışmış olan ben.

Ortadaki pencere yolum, 125 derece boyunca ilerleyişim. İlk pencere şu an önümde gördüğüm ben, şimdiki koşulum.

Bu üçü ruhumun koşulları, ne algıladığı, zira “edinmediğimiz hiçbir şeye isim veremeyiz”. Kabalistler bu yoldan geçtiler, tüm bu koşulları başından sonuna kadar yaşadılar ve bize geçirdikleri süreçten bahsediyorlar.

– 22/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Uygulamalı Anlama

“Hazırlık için hazırlanma” adını verdiğimiz şeyden bezmiş durumdayız. Manevi dünyaya giriş yapmak için gerçek, pratik hazırlığın zamanı geldi.

Tüm metinler en ince ayrıntısına kadar, defalarca çalışıldı. Kitaplar yayımlandı. Birbiri ardına kongreler toplanıyor. Grup ne yaparsa yapsın eğer uygulamalı şekilde anlamaya başlamazsa düşmeye başlayacağız. Otantik, içsel eylem olmadan sadece sonradan bize geri tepecek yüzeysel değişiklikler yaparız.

Artık yalnız değiliz. Tüm dünyada ve Israil’de bir çok “çocuklar”, gruplar edindik. Onlar için sorumluluk hissetmek zorundayız ve onların bakımını doğru şekilde üstlenmek için Üst Gücü çekmeliyiz, manevi merkezlerinin ne olduğunu göstererek tüm insanoğlu için bir model oluşturmalıyız.

“Yapacağız ve duyacağız” kararını verirsek eğer, bunların tümüne yalnızca aramızdaki karşılıklı garantörlüğün gücü aracılığıyla ulaşılabilinir. Birliğin farkına varmaya ihtiyacımız var ve bunun bir sonucu olarak Üst Güç onun içinde açığa çıkacak.

Bir sonraki seviye bize, çok yüce ve bizden çok uzak gözüküyor ama gerçek şu ki hayal ettiğimizden çok daha yüce ve bizden çok daha uzak. Doğamıza zıt. Ancak onun şartını kabul etmeliyiz ve tüm gücümüzle, birleştirilmiş güçlü bir saldırı ile onun üstesinden gelmeye çalışmalıyız.

Bu yüzden bunu kongrede başarabilmemiz için kendimizi şu an hazırlıyoruz. Bunun için ne tenzilat ne de müsamaha olmayacak. Sonuçta bize çok sayıda gruba karşı sorumluluk görevi devredildi. Bunun ne kadar ciddi, gerçek, ideolojik ve patırtılı bir mesele olduğunu daha görmüyor ve hissetmiyorsunuz. Toprağı sürdük ve şimdi tohumlarımız derin, güçlü kökler oluyorlar. Gelin yapılması gereken neyse yapalım.

– 15/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Boşluk İfşanın Habercisidir

Soru: Zohar’ı okurken dostlarla birlik olma niyetine konsantre oluyorum ancak buna rağmen boş bir alan hissediyorum. Bunu bir çeşit farkındalıkla mı doldurmalıyız?

Cevap: Hayır. O boş alan senin tarafından değil Yukarıdan doldurulacak. Sen sadece birliği düşünmelisin ve bu düşünce ile metni dinlemelisin. Bunun dışında yapman gereken birşey yok. Metinde adı geçen herşey birliğin içerisinde netlik kazanmalı. Boşluğu ifşa ediyor olman çok iyi. O boşluk okuma aracılığıyla ifşa olacak olan manevi resim tarafından doldurulacak.

– 14/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

Gerçek Kötülük

Soru: Yaratan’a yapışmak neyi ima ediyor?

Cevap: Yapışma büyük bir ıslah, özelliklerin yada “form” eşitliği bazında birleşme. Alma arzusunun kendisinin maddesini değiştirmemiz gerekmiyor. Yine de bu madde “kötü” olarak görülen, Yaratan’a zıt egoist bir forma (niyet) sahip. Nasıl ki duran, bitkisel ve hayvansal doğa kötü ve Yaratan’a zıt olarak nitelendirilmiyor ise alma arzusunun kendisi de kötü ve Yaratan’a zıt olarak nitelendirilmez. Ve kişi Yaratan’a zıt olduğu hissiyatına varana kadar “kötü eğilim”‘e sahip biri olarak da nitelendirilmez.

Öncelikle niyetinin yada arzunun “form”unun Yaratan’a zıt olduğunu teşhis etmen gerekiyor. Aksi takdirde kişi kötülüğe sahip değildir: basit bir şekilde dürtülerine göre hareket eder. Kabala’da kötülük Yaratan’a, İyiliğe, Işığa zıt bir özellik olarak tanımlanır. Kişi kötülüğü yalnızca iyilik, birlik ve sevgi nitelikleri ona ifşa olduğunda hissedebilir ve kendisini Yaratan’a zıt olarak görebilir. O noktada kişi bir “insan” olur, şu anda bu insan ne kadar kötü olursa olsun. Ve bu sadece Kabala bilgeliğinin çalışılması ile olur. Bunun öncesinde bir insanda yada dünyadaki tüm egoistlerde ıslah edilecek hiçbir şey yoktur. Bu ıslahı gerektiren form değildir. Sadece Yaratan ile benim aramdaki gediğin ıslaha gereksinimi var. Yaratan’a zıt olan formu iyiye, O’na benzeyen hale dönüştürmek zorundayım. Ve karşılıklı ihsan etmekte O’nunla eşit olduğumuzda “yapışma” (Dvekut) diye adlandırılan bağı ediniriz. Bu içsel çalışma (kötülüğün yada kırılmanın ifşası ve ıslahı) yalnızca grup Kabala çalışırken çekilen Işık yoluyla meydana gelir.

Kişi reenkarnasyonlarından (Gilgulim) birinde aniden kalbe bir “vuruş”, onu fiziksel hayata ait olmayan, yeni bir şeye çeken bir “kıvılcım” hisseder. Sıradan, dünyevi varoluşun üzerine çıkmak ister ve derslere ve gruba gelir. Zaman geçtikçe ihsan etmeye ne kadar yetersiz olduğunu hissetmeye başlar. O andan itibaren, kendi doğasının Yaratan’a zıt olduğunun farkına varır. Ancak o zaman onun içinde “kötülüğünün farkındalığı” su yüzüne çıktı denilebilir. Fakat genellikle insanlar “kötülüğün” herkesin Yaratan ile birleşmesine karşı olmak olduğunu değil, yalnızca toplum içerisinde kötü bir insan olmak anlamına geldiğini düşünüyor. Kabala dünyevi kötülüğü (yaşlı bir ninenin karşıdan karşıya geçmesine yardım etmemek yada dilenciye para vermemek) ıslah etmiyor. Bu kötülük, biz manevi kötülükten kurtulana dek hiç bir suretle ıslah edilemez, yalnızca daha da büyümeye devam eder.

– 07/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Simulatör Maneviyat

Simulatör maneviyat çünkü simulatör, ortak manevi koşulumuzu elde etme arzusu ile aramızda birşey inşa ediyoruz anlamına geliyor. Her zaman kendisiyle bağ kurabileceğim aramızdaki bağın dışsal bir noktası gibi bu koşul dışımızda mevcut. Ona sürekli bağlanabilirim ve elimden gelen herşey ile sürekli ona katkıda bulunabilirim. Daha sonra ondan manevi gücü, hayatı alabilirim.

Bu yüzden simulatör Bina gibi manevi bir nitelik. Ona karşı tam anlamıyla böyle bir ilişki içinde olmalıyım. Bu sanal yeri bu yüzden bizim içsel, manevi yerimize dönüştürmemiz gerekiyor. Tüm arzularımızı, umutlarımızı ve kaygılarımızı onun içine “atmalıyız.” Grup nedir ve karşılıklı garantörlük nerede? Orada! Herşeyi oraya, bu “posta kutusu”nun içine at. Eğer hepimiz çabalarımızı ve maneviyata olan arzularımızı bu tek yere koyarsak ve manevi hayatı yalnızca ondan alırsak o zaman ihtiyacımız olan şey tam anlamıyla bu.

Dışsal algıda bu yer sanal fakat içsel algıda o tüm arzularımızın, isteklerimizin ve niyetlerimizin yoğunlaştığı yer. Bu yer bu yüzden manevi ve Yaratan onun içinde ifşa olur. Yaratan’ı kendimiz inşa ediyoruz: O dışımızda değil. Tüm bunlar son derece ciddi. Ciddi pratik çalışma yapmaya başlamamızın zamanı geldi.

Bütün soru şu: Kişi aynı maneviyat gibi bu “simulatör”ü hayatındaki en önemli şey olarak görüyor mu? Başka bir yer yerine ondan ilham almayı arzu ediyor mu? Eğer evet ise o zaman hissettiği ilham manevi çünkü orada, o simulatörde vücut bulan aramızdaki bağdan etkileniyor. Günün sonunda onu ortak kaygımızın odak noktası ve herkes için hayatın kaynağı olarak görmek zorundayız.

Karanlıktan Işığı Edinmek

Soru: Karanlıktan ışığı edinmenin prensibi nedir?

Cevap: Işığın edinilmesi ortaya çıkan karanlıktan gerçekleşir. Işık ihsan etme niteliği ve karanlık egoist doğamızın farkına varılmasıdır. (Itron Ohr Mi Toch Hosheh – Işık karanlığa kıyasla değerlendirildi) Arkadaşına özel malların satıldığı bir dükkandan üç bin dolara satın aldığı çakmağı gösteren modern rus bir adam hakkında bir şaka vardır. Diğeri şöyle der”Bu hiçbir şey! Aynı çakmağı ben köşedeki dükkandan altı bin dolara aldım!” Haz nesneye göre değil onu değerlendirdiğin yönteme göre değerlendirilir. Eğer bir şeyi özel bir dükkandan satın aldıysan yada onu büyük zorluklarla edindiysen daha fazla haz alırsın. Ebeveynler çocuklarına daha fazla yatırım yaptıkça onu daha da çok severler. Biliyoruz ki geçmişte bir şeye ulaşması ne kadar zor idi ise onu yad etmesi daha fazla zevk verir ve daha değerlidir. Bunun nedeni bizim Işıktan ziyade arzuyu (Kli-Kap) hissetmemiz ve tamamlanma hakkındaki değerlendirmeleri arzuya dayanarak yapmamızdır. Arzu ve ızdırap ne kadar büyükse tamamlanmayı o kadar güçlü hissederiz. Bu yüzden anlamalıyız ki, çabalarımız vasıtasıyla yeterli ızdırap biriktiğinde kötülükten kurtarılmayı hissetmeye layık oluruz.

Yolda İlerlerken Düşürülmek Yada İleri İtilmek

Soru: Eğer Üst güç bizi kasıtlı olarak doğru niyetten saptırıyorsa kişi doğru niyette nasıl kalır?
Cevap: Üst Güç bizi doğru niyetin dışına çıkarmıyor sadece bizi üzerine çıkıp ıslah edebileceğimiz daha büyük bir arzu ile yüklüyor. Yukarıda herşey tüm sistemle uyum içinde, eksiksiz olarak hesaba katılır. Ne kadar çaba ortaya koydun, ne kadar güç toplandı ve saklandı. Bu ölçüde ek arzu şimdi sana ifşa oldu. Bu esnada yolda sallandığını düşünüyorsun. Fakat ondan sapmadın aksine sana ilerlemek için bir şans verildi. Lakin onu engeller olarak görüyorsun zira çalışmayı istemiyorsun. Çalışmaya hevesli olsaydın bu yükten keyif duyardın.
Herşey kendimi ne kadar iyi hazırlamış olduğuma bağlı. Çalışmak için gayret edersem ve onun hep daha fazlasını yapma fırsatını bir ödül olarak görürsem o zaman tüm bu sözde düşüşler gözümde bu şekilde olmaz. Bunun ilerleme ve başarı için bir fırsat olduğunu görebilirim. Islah olan kalbe yüklenen bu külfet için minnet duyarım çünkü Yaratan’a olan sevgimi göstermek adına bu benim için yeni bir fırsattır.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Sürgündeki Şekhina İçin Üzüntü Duymak

Manevi sürgünü hissetmek çok zordur. Bunun için kişinin manevi kurtarmanın zıt koşulunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Ve bunun gerçekleşmesi için kişi Saran Işığı (Ohr Makif) – Bina’nın niteliğinin üstü kapalı bir algısı – hissetmelidir. “Shechina (Kutsallık) sürgünde” ne demektir? Onun için nasıl üzüntü duymalıyım, Yaratan’ın ifşasının gerçekleşeceği yerin yokluğu için nasıl yas tutmalıyım. Daha doğrusu O’nu göremediğim için kendimi kötü hissetmek yerine O’nu bulmaktaki acizliğim ve kifayetsizliğim için nasıl üzüntü duymalıyım. Şüphesiz herkes Yaratan’ı görmeyi istiyor. Fakat yalnızca Ohr Makif’i üzerine çekmiş bir insan O’na uygun olamamaktan ötürü ızdırap duyabilir. Kimse Shechina için bir ihtiyaç duymuyor. Eğer Yaratan varsa, bırakayım O Kendini bana ifşa etsin zira şüphesiz ki bu daha iyi bir durum için! Ancak kimse bu ifşanın gerçekleşmesi gereken yer adına üzüntü duymuyor. Ortada devasa bir farklılık var. Yaratan’ın ifşası egoistçe almak olarak algılanıyor. Ancak O’nun ifşasının olacağı yer, O’nu bulma arzusunu bunu “O’nun rızası” için yapma niyetine çevirerek Yaratan’ı egoistçe ifşa etmeye duyduğumuz özlemden inşa edilmek zorunda. Bu niteliğinin Yaratan’ın Kendini bize ifşa etmesine imkan vereceği yerin hazırlanmasıdır. Bizim dünyamızdakine benzer: İçimde ortaya çıkan herşey benim niteliklerime göre olur. Sadece algımı dışsal etkiye ayarladıktan sonra onu niteliklerimizin (onun açığa vurma organı ve benim algı organım) aynı olduğu ölçüde teşhis edebilirim. Herşey algının araçlarının ıslahına bağlıdır. Shechina, Yaratan’a olan arzularımızın toplamından yaratmamız ve onu ihsan etme niyetimizde ıslah etmemiz gereken yerdir. Her şeyden önce kişinin kendi menfaati (Lo Lishma) için Yaratan’ı ifşa etmesi için muazzam bir arzuya ihtiyacı vardır. Sadece belli bir müddet sonra ıslahın gerekliliğini anlar ki bu çevreyi kullandığı ve grupla beraber çalışarak Islah eden Işığı çektiğinde meydana gelir. Bu, başarının sadece onun Yaratan’ın ifşasına, ihsan etme niteliğine adapte olmasını sağlayan form eşitliğinde yada ihsan etme niyetinde yattığını anlamaya başladığı zamandır. Şimdi ıslah etmesi gereken bir şey var, ıslah süreci başlıyor.

– 27/01/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Ruhların Birleşmesi = Işık İle Eşitliğe Gelmek

Baal HaSulam sadece grup içinde birlik kurarak Işık ile birleşmenin mümkün olduğunu söyler. Başka türlü Işık bizi “algılamıyor”, zira ona benzemeye ihtiyacımız var. Ve hep beraber birlik olduğumuzda tam zıt form eşitliğinden ötürü prize giren bir fiş gibiyizdir. Işık bizi şimdiden içimizdeki tüm boş alanlarda etkileyebilir ve dersler esnasındaki arzumuza göre onları kendine benzer kılarak ıslah edebilir.

Baal HaSulam’ın makalelerinin çalışılmasının doğru yöntemini organize etmek adına onun en büyük oğlu olan Rabash babasının yazılarına bir bağlantı metodu yarattı. Eğer onu kullanırsak her şeyin doğru şekilde farkına varacağımızdan emin olabiliriz.

Bütün Kabalistlerin, içerisinde bu metodu uyguladığımız ve kendimizi Işığa benzer kıldığımız bir grubun gerekliliğinden bahsettiklerini unutmamalıyız. Kişi bunu yalnız başına yapmaya muktedir değildir. Kişi yüce manevi bir noktada var olsa bile birleşme olmadan daha yükseğe çıkamaz ve hatta edindiği derecede dahi kalamaz.  Kişi eğer yalnız çalışırsa 124. dereceye ulaşmış olsa bile en sonuncu, 125. dereceye yükselemez.

Eğer öğrencilerinden ayrılacak olursa ilerleyemeyeceğini ve sahip olduğu seviyeyi kaybedeceğini söyleyen Rabi Yosi Ben Kisma’nın hikayesini hatırlayın. Öğrencilerinin küçük ve onun onların hocası olduğu gerçeği önemsizdi: önemli olan şey bir arada olmalarıydı.

Eğer birleşme var ise Işık ile eşitlik vardır. Birleşme olmadan eşitlik yoktur. Bu tümüyle zaruri bir koşuldur.

16/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Orta Çizgi

Soru: Orta çizgi nedir? İki çizgi (sol ve sağ) arasında doğru şekilde hareket etme yeteneği mi?
Cevap: Orta çizgi Işık ve arzunun birleşmesidir. Işığın kaynağı, yani Yaratan ile birleştirilmiş, arzu ve niyetten oluşan yapışmadır. Alma arzusunu, Yaratan’a memnuniyet ihsan etmek niyetiyle kullanarak kişi hazzın kaynağını, yani Yaratan’ı ortaya çıkartır. Arzu ve hazzın sadece insan ve Yaratan arasındaki bağı bulmak için bir araç olduğu ortaya çıkar. Bu üç bileşen: arzu, haz ve niyet bir bütün olarak bir araya gelir: Ben ve Yaratan.

– 22/09/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin birinci kısmından alıntıdır.

Toplam 62 sayfa, 56. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...5455565758...Son »