Category Archives: Kabala

Hangisi Daha Güçlüdür: Zaman Mı Sabır Mı?

Soru: Instagram’da şöyle yazmışsınız: “Eğer siz değişirseniz, dünya değişecek. Ve eğer kendinizi değiştirmezseniz, dünyadan değişiklik talep etmeyin. Kendinizi geliştirin ve her şey değişecek. ”

“Dünya, başkalarının değişimine değil sadece kişinin değişimine bağlıdır. Onların değişmemeleri gerektiğini anlayacaksınız. Tüm dünya tamamen düzeltilmiş durumdadır.”

Bu süreçler gerçekleşirken, hangisi daha güçlüdür: zaman mı sabır mı?

Cevap: Zaman bize bağlı olmayan bir şey gibidir. Sabır ise bize bağlı olan bir şeydir. Ancak, sabrımızın yardımıyla zamanı değiştirebilir, hızlandırabilir veya yavaşlatabiliriz. Bu nedenle, en önemli şeyin dünyaya yönelik tutumumuz olduğuna, mümkün olduğunca çabuk bir şekilde değişmemize inanıyorum ve sonra dünyanın hızla iyi yönde değiştiğini göreceğiz.

Soru: Sonuçta, görünen o ki zaman bize mi tabi olacak?

Cevap: Zaman bize tabi olacak ve kendi değişimlerimize bağlı olarak,  dünyayı değiştirmek bize tabi olacak.

Soru: Sabırla ilgisi nedir?

Cevap: Sabır, hiçbir şeye katlanmak zorunda olmadığımız, bir şeylerin değişmesini beklemek zorunda olmadığımız anlamına gelir. Biz, kendimizi değiştirmeliyiz.

What Is Stronger: Time Or Patience?

 

Işık ile Bağ

İnsan gelişiminde iki basamak vardır: en yüksek ve en düşük. Üstelik bizler (BİZ) yüksek olanı temsil etmekteyiz çünkü kalpteki noktaya sahibiz. Gelişim için endişeleniriz; onun önemini hisseder ve anlarız; umursarız; kayıtsız değilizdir; kendimizle ilgili bilmediğimiz, Işık ile bir bağa sahibizdir.

Öte yandan, insanlığın Işık ile doğrudan bir bağı yoktur ve insanlar medeniyetimiz çerçevesinde yaşamakta ve yiyecek, cinsellik, aile, para, onur, güç ve bilgi için ortak ihtiyaçlara dikkat ederler. Başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur.

Ancak, günümüzde özel bir durum vardır: Dünya krizin içine girmektedir.  Neredeyse herkes bunu hissetmekte ve hiçbir şey yapamamaktadır. Burada bu krize, içimizde beliren, aile kurumunu sarsan, çocukların eğitimini yok eden, insanlar arasındaki ilişkilerde empatiden bizi yoksun bırakan ve bizi zayıflatan, Işığın sürekli yaklaşımının neden olduğunu anlamalıyız. Genel olarak krizin birçok yönü, bizi eski refah ve eski umutların “parmaklarımızın arasından su gibi kayıp gittiği” bir noktaya getiriyor. Bu oluyor çünkü gittikçe daha fazla ifşa olan Işık ile bağlantılı olarak, bizler bağ içine giremiyoruz.

Bu yüzden insanlara ulaşmak ve neden kendilerini kötü hissettiklerini açıklamak için bir sebebimiz var. Baal HaSulam bu konuda, insanlara ulaşmak ve onlara durumu nasıl düzelteceklerini, krizle nasıl başa çıkacaklarını söylemek için “önderler krallığı” olmalıyız, diye yazar. Sonuçta bunun çıkışı, integral eğitim (∫) yöntemiyle birlik (Σ) içindedir.

Eğer birleşirsek, kriz yok olacaktır çünkü birliğimizin içinde Işığı ifşa etmeye başlayacağız. Şu anda biz ona uygun değiliz biziz; o daha da gizlenmiştir ve sonuç olarak, büyüyen karanlığı hissediyoruz. Eğer Işığa uygun hale gelirsek, o zaman onu asıl niteliğinde tezahür ettiririz, hayatı iyilikle aydınlatırız, bu da aramızdaki tüm bağları inşa eder ve bizi tamamlar.

Bunun için sadece iki basit fırsatımız vardır:

  • Ya birleşmek, Işığa benzer olmak, böylece o bizim içimizde ifşa olur;
  • Ya da birleşmemek, o zaman yine de ifşa olacaktır, ancak onun zamanında, o ve bizim aramızda artan uzaklaşmanın sebep olduğu acı ve ıstırabın yolunda.

Bununla birlikte, insanlığın kendisi, ıslah metodunu anlayamaz veya bir şey hissedemez çünkü en önemli şeye, kalpteki noktaya sahip değildir.  Bu nedenle bu bize bağlıdır: kalpteki noktadan dolayı, Işık ile bir bağa sahibiz. Bu yüzden kesinlikle o ve insanlığın tümü arasında bir bağlantı hattı olmak zorundayız.

Dahası Adem’den bugüne kadar geçen tüm nesiller boyunca, Kabalistler sadece belirli grupları yarattılarsa da, günümüzde bu yeterli değildir. Geçmişte, grubun manevi gücü Işığı ifşa etmek için yeterliydi. Grupların yalnızca birkaç erkekten veya düzinelerce, yüzlerce veya binlerce kişiden oluştuğu çeşitli zamanlar olmuştur. Ancak, küçük gruplarımızı diğer herkesle birleştirmek zorundayız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bizler, grubumuz, tüm insanlığı hesaba katmazsak Işık ile bağı edinemeyiz. Çok büyük bir arzumuz var, ancak henüz onu fark edemiyoruz. Yıllar geçiyor ve bizler görünüşe bakılırsa “yararsız” gibiyiz. Gruplarımızda, kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan bir köpek gibiyiz. Çok fazla çaba var ve çok az etki var.

Neden? Çünkü biz ihtiyaç, eksiklik duygusu yoksunuyuz. Işığa ulaşabileceğimiz o büyük eksiye sahip değiliz. Ve ne kadar büyük bir gayretle çalışıyor olursak olalım, buna sahip olmayacağız.

Bu yüzden gruplar yıllarca “havanda su dövüyorlar”. Tüm insanlığın onlara bağlı olmaları gerekir, birdenbire milyarlarca insan değil, ancak bu yönde çalışmaya başlamak gereklidir. “Kitlelere gitmeleri” ve onları bize bağlamaları gerekiyor.

O zaman karşılık olarak büyük bir arzu ve büyük bir ihtiyaç elde edeceğiz. Evet, bu sıradan ihtiyaçlara dayanan, sadece basit bir  “dünyasal” doğal ihtiyaçtır; ancak bunu manevi bir dürtüye dönüştürürüz ve manevi tatmin için Yaradan’a talep ederiz. Onların arzularını yükseltir ve isteriz: “Bize Işık ver! Bize birlik ver!” Bu manevi arzu, yanıt olarak bizi etkileyen Işığı uyandırır, içimizde ifşa olur ve onu insanlara getiririz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Böylece, bu Işık tüm sorunları çözer. Dünyamızda insanlar arasındaki bağdan başka hiçbir eksikliğimiz yok. Doğru karşılıklı bağ sayesinde her şeyi düzeltebileceğiz. Tek şey, aramızdaki ilişkileri doğru bir şekilde inşa etmektir.

Connection With The Light

 

Kabala İpuçları, 12/23/18

Soru: İnanç niteliği ( Hasadim ), bilgelik niteliği ( Hohma ) haline nasıl gelir? Manevi bir nitelik birinden diğerine dönüşebilir mi?

Cevap: Hayır. İnanç niteliği, ihsan etme niteliğidir ve ihsan etme niteliğine sahipsem ve o yeterince güçlüyse, o zaman zaten onun içinde,  Hohma Işığı olarak adlandırılan, Yaradan’ın hissiyatını alabilirim.

Soru: “İnanç yok” diyorsunuz. Ancak: “öğretmene inanç, dosta inanç, kitaplara inanç, Yaradan’a inanç” hakkında konuşmuyor muyuz?

Cevap: Bu, Kabala’nın bahsettiği inançla aynı değildir. Kabala’da inanç, yaratabileceğim ve eylem yapabileceğim güçtür. Yaradan gibi olmak için bir fırsattır.

Soru:  Yeni bir öğrenci, Kabala bilgeliği hakkında nasıl bilgi sahibi olur? Kaynaklardan: Rabaş, Baal HaSulam ve sizin kitaplarınızı okumak daha mı iyidir?

Cevap: Üst Dünyaları Edinmek adlı kitabımı okumanızı tavsiye ederim. Birincil kaynak olarak görmememe rağmen, bunun Kabala ile tanışmak için en uygun kitap olduğunu düşünüyorum. Bir dereceye kadar, bu kitap Şamati kitabının daha kolay bir çevirisidir.

Soru: Bir kişinin gelişimi, farkındalık ve hislerdeyse ve o kişi 10, 12, 14 veya 17 yaşında öldüyse, o zaman bir sonraki enkarnasyonda, o kişinin farkındalığı ve hisleri aynı yaşta mı kalır? Bu bir ruh mu yoksa maneviyat mı olurdu?

Cevap: Bir insanın bu hayatta yaşadığı hiç bir şey kaybolmaz ve kişi yoluna devam eder.

Soru: Maddi ihtiyaçlarımı sağlamak için bu dünyada kendimi nasıl gerçekleştireceğimi anlamıyorum. Karanlıkta olduğumu hissediyorum. Tüm çabamı, bunun bana gerçekten anlayış getireceği inancıyla bir grup bulmaya ve çalışmaya yönlendirmem, benim için zaman harcamaya değer mi?

Cevap: Bir insanın, kendisini ve ailesini normal bir şekilde, herhangi bir lüks olmadan, desteklemesini ve zamanının geri kalanını manevi gelişmeye adamasını sağlayacak bir meslek edinmesi gerektiğine inanıyorum. Bu kesinlikle en uygun yaşam olacaktır.

Soru: Kabala’nın bakış açısından “akıl” nedir?

Cevap: Kabala’nın bakış açısından akılHasadim Işığını dolduran Hohma Işığıdır.

Blitz Of Kabbalah Tips – 12/23/18

 

Düşüş Koşullarını Takdir Etme

Soru: Dostlarla çalışmaya gayret ediyoruz,  onluya girmek için ihsan etmek istiyoruz. Maneviyat için büyük arzu duyduğumuz ve tüm düşüncelerimizin ona yönelik olduğu yönünde bir his vardır.

Sonra aniden bu hissiyat kaybolur; her şeyi unuturuz ve bu koşuldan hiçbir şey kalmaz. Bu neden oluyor?

Cevap: Bunun nedeni egoizminizin sadece küçük bir kısmının size ifşa olmasıdır ki yukarıya yükselirsiniz ve en azından maneviyatta olup bitenlere kulak vermeye başlarsınız. Daha büyük bir egoizmi ifşa etmek için onu eklemek zorundasınız. Bu nedenle, egoizm size eklenmiştir ve buna bir düşüş hissi eşlik eder.

Diyelim ki belli bir koşuldan geçiyoruz, grup hakkında konuşuyoruz, bir şeyler hissediyoruz. Bir sonraki seviyeye yükselmek için, ek bir egoizm parçasına ihtiyacımız var. İlk egoistik seviyemizde 10 kg egoizmimiz varsa, o zaman 10 kilogram daha eklenir. Bu egoizm henüz ıslah olmadığından, eksi 10’un düşüşünü hissederiz.

Ama aslında bu bir artıdır. Egoizm olmadan büyümek mümkün mü? Şimdi, grup içinde çalışırken, bu egoizmi yükselişe çeviririm ve böylece bir sonraki basamağa çıkarım.

Bu nedenle, düşüş koşullarından geçeriz ve onları takdir etmeliyiz! En önemli şey, egoizmimizi takdir etmektir. Orada olmasaydı yükselemezdik, Yaradan’ı hissedemezdik. Bizim eksi sonsuzluk koşuluna ulaşmamız gerekir.

Sonsuzluk dünyasının bütün Malhut’unu, tüm muazzam Kli’yi (ruhun kabını), Yaradan’ın yarattığı her şeyi hissetmeliyiz. Ulaşmamız gereken büyük egoizmi hayal edebiliyor musunuz? Aksi halde bizler kendimizi, Yaradan’a karşı hissetmeyeceğiz. Sonuçta O’nun ile olan bağ yalnızca bizim egomuzdan geçmektedir.

Firavun’un, İsrail’i, yani Yaradan’a yönelen insanları, onlara egoizmlerini veren Yaradan’a yakınlaştırdığı söylenir. Bu nedenle, ifşa olan egoizmi en etkin biçimde uygulamak için düşüşün bütün koşullarının üstesinden gelebilmeliyiz.

Appreciate States Of Descent

 

 

Bir İnsan İçin Önceden Belirlenmiş Olan Nedir?

Soru: Acı veya cezanın bir kişi için önceden belirlenmiş olması ve Kabala’nın ışığının yardımıyla kişinin onları iptal etmesi olabilir mi?

Cevap: Her insan için önceden belirlenmiş olan acı ve ceza değildir, kişinin ruhunun noktasından önce gelen, ileriye yönelik belli bir yoldur. Bu yol ya iyi ya da kötü olabilir ama bu kişinin seçimidir.

Soru: Sonuç olarak acı çekmek, kişi için faydalı mıdır?

Cevap: Hiç kimsenin bir an bile acı çekmesine gerek yok. Yaradan iyidir ve sadece iyiliği arzular. Bu nedenle acının her saniyesi, hesabımıza O’na karşı gitme olarak kaydedilir. Eğer O’nunla aynı düşüncede olmak istiyorsak ıstırap hissiyatından olabildiğince çabuk kurtulmalıyız.

Soru: Ne bizi daha çok geliştirir: ihtiyaçların eksikliğinden acı çekmek mi yoksa haz için özlem mi?

Cevap: Sadece hedefe, gerçeğe doğru ilerlemek için çabalamak, haz almak ya da acı çekmekten kaçınmak değil.

What Is Predetermined For A Person?

 

Manevi Olarak Büyüme

Soru: Manevi olarak nasıl büyürüz?

Cevap: Manevi olarak büyümek, sürekli çalıştığımız Rabaş’ın metoduna göre, bir grup içinde olmak ve onunla meşgul olmak demektir. Bu eski bir metoddur;   bu yöntem üzerinde çalışan bin yıllık Kabalistler Pleiad’ının sonuncusu olan öğretmenimin adıyla anılır.

Yalnızca bir grup içinde diğerleriyle bağ kurma metodunu kullanırsanız, tüm sorunlarınız yavaş yavaş tatlılığa dönüşecektir.

Growing Spiritually

 

Kabala Ve Batıl İnanç

Soru: Kabala batıl inanç hakkında ne der?

Cevap: Batıl inanç, dünyamızın, psikolojinin bir icadıdır, daha fazlası değil.

Kabala, tüm inançlardan, batıl inançlardan ve mistisizm ilgili herhangi bir şeyden yani bu dünyadaki her şeyden tamamen soyutlanmıştır.

Bırakın, kendinizi üst dünyayı ve Yaradan’ı ifşa etmeye adayın ve göreceksiniz ki o sizin için her şeyin yerini alacak. Tüm sorulara cevaplar alacaksınız üstelik açık ve net cevaplar ve ruhunuzla çalışmaya başlayacaksın.

Kabbalah And Superstition

 

Düşünceler: İyi Ve Kötü

Soru: Düşüncede hangi parametre, onun etkisinin gücünü belirler?

Cevap: Bağ kurmayı ve başkaları için iyiliği amaçlayan olumlu düşünceler vardır. Ayrışmayı, başkalarının bize boyun eğmesini amaçlayan olumsuz düşünceler vardır. Hepsi seviyelerde kademelidir/derecelenmiştir.

Manevi dünyalarda,  iyi ya da kötü düşüncelerin 125 basamağı vardır; olumlu düşüncelerin yanı sıra, Zohar Kitabı’nda tarif edilen büyük bir karanlık güçler sistemi, kötü düşünceler vardır. Fakat bir sistem olarak, biz onu çalışmamaktayız.

Kabalistler, yanlış, kötü düşünceler sistemini incelerken, aynı zamanda onları uyandırdığınızı ve bizim ve tüm dünyanın üzerinde iyi etki etmediğini gördüler. Bu nedenle, bunu çalışmamaktayız. Kabalistler tarafından tanımlanmıştır, ancak çalışma sürecimize dâhil etmeyiz.

Eğer bu sistemi, sadece bizim yararımız için kullanabilecek kadar çok büyük olursak, o zaman onu çalışacağız.

Thoughts: Good And Evil

 

Binyan – Kelimenin Yapısı

Soru: Binyanim  – İbranice fiil yapım biçimleri – nereden geldi? Onlar manevi bir köke sahip midir?

Cevap: İbranice matematiksel bir dildir. Diğer dillerin zıttıdır.

Evrende iki güç vardır: Homa ışığı ve Hassadim ışığı. Onların etkileşimi gelecekteki Kli’nin (kabın) temelidir. Yani, ışık her şeyin kökündedir.

İbranice kelimelerin kökü bir, iki veya üç harften oluşabilir. Bu bir satır, iki satır veya üç satırdır. Harfler, kurallarına göre diğer dillerde olduğu gibi rastgele birbirleriyle birleştirilemez. Burada, doğanın yasaları, dünyanın yasaları hariç, hiçbir kural yoktur.

Binyan temelidir, kelime kökünün temelini her zaman açıkça ifade eden, kelimenin yapısıdır:  ışıkların ve arzuların bir kombinasyonudur. Sonuçta, orada başka ne vardır? Işık Yaradan’dan gelir ve arzu, yani niyet, yansıyan ışık, yaratılıştan gelir.

Her şey hangi koşul içinde olduklarına bağlıdır. Sadece bir, iki veya üç satır olabilir. Bu nedenle kural olarak iki çizgimiz var ve özel durumlarda – üç. Bu, kelimenin sadece temelinden bahseder.

Tüm bu meseleler açık bir biçimde matematikseldir. Orada rastgele hareket olamaz.

Binyan – The Structure Of The Word

 

Böylece Acılık, Tatlılık Olur

Soru: Maddesel yanılsamanın tadının acı mı tatlı mı olacağını ne belirler? Kontrol edebilir misin?

Cevap: Sadece yukarıdan, Yaradan’dan geldiğini kabul ederek kontrol edilebilir ve bu nedenle herhangi bir acılık, tatlılık olur.

Gerçi realitede, evrende hiç tatlı bir şey yoktur.  O kötüdür, salt acılık, salt tuz, biber, asittir. Ancak, bu hisseleri Yaradan ile ilişkilendirmeye başladığınızda, tatlılıkla iç içe olurlar.

Aynı acı, tuzlu, ekşi ve diğer benzer durumlar, Yaradan’ın tatlılığıyla dolu hale gelir ve inanılmaz lezzetli olurlar! Buna benzer başka bir tatlılık yoktur.

Üst dünyanın tatlılığı, karşılıklı olarak birbirini tamamlayan iki karşıtlıktan oluşur. Bizim dünyamızda olduğu gibi: Diyelim ki tatlı ve ekşi bir şey var. Örneğin, çikolataya brendi veya votka eklenir. Onsuz, imkânsız, işe yaramayacaktır. Böyle bir şey olmalı yoksa tadı hissetmeyeceksiniz.

Soru: Veya dünyamızda Oscar ödülü veya Nobel Ödülü’nü almanın tatlılığı mı?

Cevap: Hayır, bunlar insanlar acı çektiği için eklenen, tamamen farklı tatlılık türleridir. Sonuçta, hala çaba harcamaktadırlar.

Not: Gerçekten, İsrail Oscar’ını alırken heykelciği elime aldım ve tüm hazzımın bittiğini hissettim. Uzaklaşıp gitti. Bu, sanki hiç bir şey için arzuya sahip olmamıştım gibiydi. Bir dakika ve hepsi kayboldu.

Yorumum: Sic transit gloria mundi! “Böylece geçiverir dünyanın ihtişamı!”

So That Bitterness Would Become Sweetness