Category Archives: Kabala

Kabala İpuçları 3.10.19

Soru: Talmud Eser Sefirot’u okurken uyuyakalıyorum ama Zohar’ı duyduğumda beni büyülüyor. On Sefirot Çalışması’nı okumaya devam etmeye değer mi; yoksa o sadece erkeklere mi yöneliktir?

Cevap: Eğer bir kadınsanız, genellikle On Sefirot Çalışması’nı okumak zorunda değilsiniz; bunun yerine Baal HaSulam ve Rabaş’ın makalelerini ve mektuplarını okuyun.

Soru: On Sefirot Çalışmasına Giriş bölümünde, eğer kişi Tora’yı öğrenirse ve 3 ila 5 yıl geçtikten sonra gerekli olanı edinememişse, artık yolda başarı görmeyeceği söylenir. Neden Kabala Bilgeliğinin çalışması son çaredir?

Cevap: Bu şeyler, Tora’yı gerçekten öğrenmeye özlem duyan insanlar, Tora’nın kişiye kendisini ıslah etmesi ve Yaradan’ın bu dünyada ifşası için verildiğini bilsinler diye söylendi. Bu nedenle, eğer kişi Tora’yı 3 yıl çalışırsa ve herhangi bir sonuç görmezse, bu Kabala Bilgeliğine geçmesi gerektiği anlamına gelir.

Soru: Baal HaSulam, büyük Ari’nin ruhunun onun içinde kıyafetlendiğini söyledi. Bu aynı ruh muydu; yoksa Ari ile aynı dereceye mi ulaştı?

Cevap: Hayır, bu aynı ruhtur. Buna “Ruhların Anlayışı” denir.

Soru: Kabala Bilgeliği aynı zamanda bir verasettir, bir mirastır. Baal HaSulam kimden miras aldı? Öğretmeni kimdi?

Cevap: Öğretmeni, yaşadığı Varşova yakınlarındaki küçük bir şehir olan Porosov’dan bir hahamdı. Fakat Baal HaSulam öğretmeninden öteye geçtiğini anladığında, Polonya’dan ayrılıp İsrail’e gitmesi gerektiğine karar verdi ve yaptığı şey buydu.

Soru: Bilimsel yaklaşım sayesinde, Mezmurlar’ı, Ekleziast’ı ve Kabalistik metinleri, içlerinden tek bir kelime bile anlamadığım hissi ile okudum. Bu çok kötü değil mi?

Cevap: Bu çok kötüdür. Duygu ve anlayışla okumalısınız. “Kalp anlar” denir, bu, his ile anlayış arasında, anlayıştan hissetmeye ve hissetmeden anlayışa, özel bir kombinasyonun olması gerektiği anlamına gelir. Biri, diğerini yönetir ve belirler.

Soru: Kişi Kabala kitabını okuduğunda bu, kişinin okurken yazarın koşullarını deneyimlediği anlamına mı gelir?

Cevap: Ben öyle olduğunu varsayıyorum. Anlaşıldığı gibi, yazarın yaşadıklarını deneyimleyemezsiniz ancak küçük bir dereceye kadar yapabilirsiniz.

Soru: Bir öğrenci, Baal HaSulam’ın yazılarının çalışılmasını, derhal ele almalı mıdır? Yoksa onlara başvurma anlamında, önce onları idrak edip anlamalı mıdır?

Cevap: Ben, Kabalistlerin, her şeyden önce toplumun daha geniş çevreleri için yazılmış makaleleriyle başlardım. Bunlar “Matan Tora (Tora’nın Verilmesi)”, “Arvut (Karşılıklı Garanti)”, “Dünyada Barış” ve benzerleridir.

Soru: Bir Kabalist için, hayvani kısmının ortadan kalkmasının (ölüm) önemi nedir?

Cevap: Öneme sahip değildir. Bana bir şey olursa, bunu mutlak bir sükunetle kabul edeceğim. Beni ilgilendiren tek şey, tüm yoğunluğu ile iyi bir ders vermek ve tüm dünyada yanımda olan tembel öğrencileri sarsmaktır. Başka hiçbir şey beni endişelendirmiyor. Umarım bu bir süre daha sürer. En azından ben bunun için yaşıyorum.

Soru: Kendi kelimelerimle yazmış olduğum kitapların özetini başkalarına gösterebilir miyim, yoksa onları yakmalı mıyım?

Cevap: Onları yanınızda tutabilirsiniz. Birisi onları görse veya duysa bile bu sorun değildir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 3/10/19

 

Evrenin Yapısı, Bölüm 3

Arzunun Gelişiminin İlk ve Son Dereceleri Arasındaki Fark

Soru: Arzunun ilk ve son gelişim dereceleri arasındaki fark nedir? Ne de olsa her ikisi de almak istiyor.

Cevap: Elbette. Fakat gerçek şu ki, Hohma’nın ilk derecede alması içgüdüsel, yönlendirilmiş ve bağlayıcıdır çünkü Keter’den bu şekilde yaratılmıştır. Bu durumdaki yaratılış, basitçe hareket eder çünkü içsel nitelikler tarafından zorlanmaktadır.

Bina’da, kaynağı olan Keter’le iletişim kurmayı bıraktığında, Bina almayı reddettiği için, haz akışını, Keter’den çıkan kontrolü koparır, daha sonra yaratılış, kendisi için neyin önemli olduğunu belirlemeye başlar. Bu, kendi çabasıyla belirlenen yeni bir arzuyu, Malhut’u yaratır.

Soru: Yani, bu bağımsız bir arzu, ancak ilk derece öyle değil midir?

Cevap: Evet. Bu, sadece cansız bir şeyi doldurmanız veya kendisinin doldurulmasını isteyen, talep eden ve arzulayan bir şey ile karşılaştırılabilir.

Soru: Yemek örneğini verelim. Daha önce hiç yememiş olduğum bir yemek verildiyse, alma arzum olmasına rağmen, hala onu yemeyi denemem. Ancak denedikten sonra, bu yemek için kendi arzum oluşur.

Bu yüzden, anladığım kadarıyla, yaratılışın gelişiminin dört safhası tüm Kabala’nın özü müdür?

Cevap: Direkt ışığın dört safhası yaratılanların yaratılışından, arzudan bahseder. Ancak, bu varlık, prensipte, kendiliğinden arzuladığını hissetmektedir. Bina niteliği, yaratılışı kaynaktan ayırır: Bir tarafta dolduran Keter, diğer tarafta  alan Malhut. Bina bir anlamda onları ayırır.

Gerçek şu ki, yaratılış henüz bağımsız değildir. Keter’in ona vermek istediği şeye doğru koşmaktadır ama aynı zamanda arzularını kontrol edememektedir. Arzularınızı kontrol etmek, onların üzerinde olmak, daha yüksek bir seviyeye çıkmak demektir; kontrol ederken, arzularınızı siz yaratırsınız, arzularınız sizi kontrol etmez.

Bu nedenle, yaratılışın tamamı direkt ışığın dört safhası ile başlar. Dahası, son derece olan, tüm hazla dolu olan Malkut’a yani Keter’den gelen ışığa, Sonsuzluk Dünyasının Malkut’u denir çünkü onun gerçekleşmesi/doygunluğu kesinlikle sınırsızdır: Arzu ettiği kadarını  alır ve bununla doldurulur.

The Structure Of The Universe, Part 3

 

Kılıç ve Kalkan: Arzular Üzerinde Çalışma

Soru: Kalkan ve kılıç, sağ ve sol çizgiler için bir benzetme midir? Öyleyse, ihsan etmek nedir ve almak nedir?

Cevap: Kalkan temelde arzularınızla çalışmanın kısıtlamasıdır. Kılıç, egoist arzularınızı özgecil olanlara dönüştürdüğünüz, düşmanlarınıza bununla vurduğunuz zamandır. Yani, onları yenersiniz, onları ele geçirirsiniz, böylece onlar almak için çalışmak yerine ihsan etmek için çalışırlar.

Soru: Onlu da  kalkan ve kılıcı edinir mi?

Cevap: Tabii ki. Bu, onları edinmeden önce kişilerin onluda toplanması gerektiği anlamına gelir. Ondan önce, kimseye ayrı olarak hiçbir şey verilmez.

Kabala tek bir kişi hakkında değil, bir vücut olarak bir araya gelen on kişi hakkında konuşur. Aksi takdirde, kendilerini birbirlerine karşı iptal edemezler ve bir şekilde Yaradan gibi olmaya başlarlar.

Shield And Sword: Work On Desires

 

Hayatın Anlamı İle İlgili Soruya Giden Uzun Yol

Soru: Kalkan ve kılıçla ilgili kısa bir hikâyede kral, oğluna ilk önce ona nasıl kullanılacağını öğretmeden bir silah sunar ve gizlenmeye gider. Neden oğluna, ona saldıracaklarını bildiği halde düşmanlarla nasıl savaşılacağını göstermemiştir?

Cevap: Bu dünyada da böyle hissetmiyor musunuz? Buraya atıldığınızı ve ne için, neden ve nasıl olduğunu bilmediğin hissine kapılmadınız mı? Birdenbire, kendinizi üst dünyada hissetmenize ve varlığınızın amacını öğrenmenize yardımcı olacak bir Kabala bilimi olduğu size söylenir.

Sonuçta, gerçekten sizler kayboldunuz ve hiçbir şey bilmiyorsunuz. Bu gerçekten maddi dünyadaki durumumuzdur. Bu nedenle, her şeyden önce, gerçekten böyle bir durumda olduğumuzu belirtelim.

Şimdi başka bir soru: Neden bizlere, nerede olduğumuzu, ne için ve neden olduğunu bilmediğimiz, hayvanlar gibi var olduğumuz bir koşul verilmektedir?

Yavaş yavaş insan olana kadar, hayvanlar gibi binlerce yıldan beri gelişiriz. Daha sonra, binlerce yıl daha gelişmeye devam ederiz ta ki sözde insanlar olarak “Neden varım?” “Ben kimim?”, “Yaşamın amacı nedir?”, “Hayatın anlamı nedir?”, ”Doğumdan önce ve ölümden sonra bana ne olur?” gibi sorular sormaya başlayana dek. On binlerce yıl, insanlık bunun hakkında düşünmeye ve sorular sormaya başlayana kadar geçer çünkü her nesilde egoizm büyür ve bizi yavaş yavaş geliştirir. Şimdi, neden bütün bunlar gerekli? Gerçekten ihtiyacımız var mı? diye düşünüyoruz. Cevaplarını bulmanın çok zor olduğu birçok soru var.

Neden hemen cevap alamıyoruz? İlk önce sorumuzu anlamamız için. İnanın bana, o kadar basit değildir. Uzun bir süre, belki birkaç yıl boyunca bile, bu soru sizde tamamen olgunlaşana kadar acı çekeceksiniz. Ancak o zaman onun içinde cevabı göreceksiniz.

The Long Road To The Question About The Meaning Of Life

 

Kabala İpuçları – 2/3/19

Soru: Bir kişinin düşüncesi tüm dünyayı değiştirebilir mi?

Cevap: Maalesef hayır, çünkü o zaman o kişi tüm dünyamızı değiştirirdi. Bu olamaz. Hepimiz birlikte arzularımızı birleştirmeliyiz, o zaman dünyayı değiştirecek doğru düşüncelere sahip olacağız. Ana şey arzudur.

Soru: Niyet arzu ve düşünceyi yönlendirir mi?

Cevap: Evet. Hem arzuları hem de düşünceleri yönetir. Ancak, niyet arzunun kendisinin ortaya çıkmasından sonra ortaya çıkar. Arzu düşünce üzerinden işlendiğinde, bir niyet ortaya çıkar ve bunun sayesinde eylem gerçekleşir.

Soru: Düşünceler ile ıslah eden ışık arasında bir bağlantı var mıdır?

Cevap: Kesinlikle.  Islah eden ışık, sizi etkiler ve içinizde belirli düşünceler uyandırır. Fakat her şey, sizin onlara nasıl tepki gösterdiğinize bağlıdır.

Soru: Tüm düşüncelerimi ve arzularımı Yaradan’a bağlarsam ne kazanırım? Bu düşünce ve arzulara doğru tepki ne olmalıdır?

Cevap: Tüm düşünce ve arzularınızın gerçek kaynağı ile bağı kazanacaksınız. Öncelikle kendinizi kaynağa doğru bir şekilde bağlarsınız, sonra her şey ondan ne istediğinize, ona nasıl, neyi geri verdiğinize ve ne tür bir arzu yükselttiğinize bağlıdır.

Soru: “O’ndan başkası yok” düşüncesi, nasıl bir hissiyata dönüşür?

Cevap: Sadece çabalarınız sayesinde, Yaradan’ın sizi tamamen yönettiğini, “O’ndan başkası yok”u sürekli olarak hissetmeye çalışmak için arzularınız sayesinde. Ve O’nunla olan bağınız mutlak ve eksiksizdir, vücudunuzun tüm hücrelerinden geçer.

Soru: Yaradan’a memnuniyet verdiğimizden nasıl emin olabiliriz?

Cevap: Çok basittir. Dostlara memnuniyet verirsem, bu Yaradan’a memnuniyet verdiğim anlamına gelir.

Soru: Düşüncelerimizin nasıl çalıştığını hemen görseydik, ne olurdu?

Cevap: Hayır, bu asla olmayacak. Sadece herkesin tek bir kitlede birleşecekleri doğru grupta çalıştığım gerçeğini ve bu kitlenin nasıl homojen hale geleceğini, herhangi bir fark gözetmeden birleştirildiğini, arzularımızın ve niyetlerimizin tek bir şeye tabi olduğunu düşünmeliyim: Tek bir güç olan Yaradan’ı edinmek.

Not: Öncelikle aklım, Yaradan’ı, herhangi bir kusur olmadan, tüm iyiliğin bir örneği olarak memnuniyetle algılar. Ama sonra hemen, bu hayatın çirkin gerçekleriyle temas kurar.

Yorumum: Doğrudur. Ancak, bana yönlendirilmiş olan hayatın bu çirkin gerçekliklerinin, ıslah etmem için gönderildiğini algılamaya hazır olmalıyımdır. Bundan daha fazlası değillerdir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 2/3/19

 

Kabala İpuçları – 4/4/19

Soru: “Ubar” (Embriyo) ve “Zam” (Öfke) kelimelerinin birbirine bağlı olduğunu duydum. Aralarındaki bağı açıklayabilir misiniz?

Cevap: Egoizmin en güçlü ifadesi, yaratılış düşüncesine katılmadan ve dünyaya hükmetmek istediğinde, kişinin öfkesidir. Eğer kişi öfkesinin üstesinden gelir, ağzını ve gözlerini kapatır ve tüm egoist duygularını kısıtlarsa, bir embriyo haline gelir.

Soru: Her şey benimle içten, duygusal olarak meydana geliyor. Birisi bana dolaylı ya da bilinçli olarak hakaret etse bile, bunu nasıl hissettiğini bilmeden, üzülüyorum ve her zaman yardım için üst ışığa dönüyorum. Bunlar egoistik duygular mı?

Cevap: Egoist olması önemli değil. En önemli şey sizi etkilemesi ve bu şekilde manevi Kli’nizi genişletmenizdir. Egonuzu aşmak için, kendi içinizde birçok sınavı yıllarca deneyimlemek size bağlıdır.

Soru: Yaratılışı doğru kabullenmeye ulaşmaya başlamak için “korku”yu keşfetmemiz gerekli midir?

Cevap: Evet ama neden korktuğunuza bağlıdır. Doğru korku, dostlarımla yeterince bağ kuramayacağım korkusudur, çünkü birliğimiz aracılığıyla Yaradan keşfedilecek ve O’na memnuniyet vereceğiz.

Soru: Duygularımı, kendim çalışmaktan çok bir grupta çalışmaya mı yönlendirmeliyim? Yani, kendinizi çalışmaya gömer ve haz almaya başlarsanız, bu sizi kolayca uzaklaştıracak mı?

Cevap: Hayır. Duygular sadece dostlar arasındaki ilişkilerde gelişmelidir. Geri kalan her şey Klipa’dır (kabuk).

Soru: Sadece dostlarınızın maneviyatı ile ilgilenmek istediğiniz, bir teslimiyet durumunda çalışmak için doğru sebep nedir?

Cevap: Eğer çalışmanız Yaradan’a yönelikse ve O’nu grubun merkezinde keşfetmeyi istiyorsanız, O’na olan bağınız ve O’nun size olan bağı, doğru yöndür.

Soru: Şu anda dünya az çok rahat durumda ve onluda manevi çalışmayla, dağıtımla ve ders çalışmayla ilgilenme imkânımız var. Birdenbire önemli bir şey,  savaş veya büyük problemler olursa, yine de onluda çalışma, dağıtım ve çalışma ile ilgilenme imkanımız olur mu veya bununla ilgili problemler olur mu?

Cevap: Bunların hepsi kişisel olarak size, gurubunuza, somut bir şekilde her birimize ve birlikte hepimize bağlıdır. Hepsi bu, daha fazlası değil.

Soru: “Kabala İlmine Önsöz” çalışmasıyla ilgili olarak söylediğinize göre, onluda erimek, onunla bağlı hale gelmek son derece önemlidir ve aklımızda hiçbir şeyi anlamayacağız. Ancak, onluda bağ kurduğumu ve onun içinde eridiğimi varsayalım, hala çalışma materyalini anlamaz mıyım?

Cevap: İlk önce onlu içinde eriyin, daha sonra yapmanız gerekenler açıklığa kavuşacaktır. Atlamayın. İlk başta bir şey söylemek gerekli değildir, sadece yapın. Sadece bu sizin önünüzde olmalı.

Soru: Şabat’ın ve Tora’da anlatılan diğer adetlerin onluyla ilgili önemi nedir?

Cevap: Bu tatillerin herhangi bir anlamı yoktur, bunlar sadece manevi seviyelerdir. Zamanla, fiziksel bir takvime göre değil ancak bu seviyelere ulaştığımızda onları kullanmaya ve sürdürmeye başlayacağız.

Blitz Of Kabbalah Tips – 4/4/19

 

Ruhun Yapısını İnşa Etmek

Not: Baal HaSulam, Ari’nin Hayat Ağacı kitabını bulduğunda, çok mutlu oldu ve umut doluydu: “Sonunda buldum!” Oysa hocanız Rabaş’ın anlattığı gibi, ancak 20 yıl sonra ne bulduğunu anlayabileceğini ve onu kavramaya başlayacağını bilmiyordu.

Kişinin bütün bunların 15-20 yıl içinde kendisine nüfuz etmeye başlayacağını duyması kolay değildir.

Yorumum: Hayır, bu sorun değildir. Bu, üst dünyayı edinmenin doğal ve gerekli bir koşuludur çünkü kendinizde onun farkındalığını ve edinimini hissetmek için, öğeler inşa etmek zorundasınız.

Kolay değildir çünkü bu içimizde doğar ve küçük parçalar halinde birikir. Bu bizim duygusal ve entelektüel aparatımızın yani hisseden kalbin ve tanımları ve kavramları uyandıran zihnin çalışma şeklidir. Bu nedenle, bu iki sistemin kombinasyonunu hissederek ve düşünerek anlayamayız. Dünyamız buna sahip değildir.

Müzikte, sanatta, dünyamızdaki hiçbir şeyde, anlayış ve hisler arasında, birinin diğerine nasıl bağlı olduğu arasında net bir bağlantı yoktur.

Aralarındaki bağlantı tam olarak Kabala’da gerçekleşir. Bu yüzden bu kadar zaman alır.

Ama önemli değildir. Kendi içinizdeki hisler ve anlayış arasındaki doğru birleşmeyi, hislerden anlayışı etkileyerek ve anlayıştan hisleri etkileyerek inşa etmeniz önemlidir. Bu, ruhun yapısıdır ve onu kendi içinizde inşa etmeniz gerekir.

Yavaş yavaş sizin içinizde yaratılır, sadece biraz zaman alır. Ne olmuş yani? Hepiniz çoğunlukla gençsiniz. Aramızda yaşlı insanlar olsa bile, sizi temin ederim ki onlar bu yaşamda üst dünya, sonsuzluk ve mükemmelliğe ulaşmak için zamana sahip olacaklar.

Kabala, kimseye sadece ona dokunup orada durması için verilmez. Kişi Kabala’ya geldiyse, eğer onu duyduysa, o zaman bu yaşamda bu fırsatı gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Her şey kişinin çabalarına bağlıdır.

To Build A Structure Of The Soul

 

Gelecekten Gelen Işık

Soru: Bundan sonra olumlu bir şeyin geleceği bize imkânsız görünüyorsa, Yaradan’ın olumsuz tezahürlerine karşı tutumumuz ne olmalıdır? Ya da tam tersi?

Cevap: Şu anda çok çalışıyorsam ve çalışma günü sona erene kadar iki saatim kaldıysa ama harika bir akşamın beni beklediğini biliyorsam: eve geleceğim, duş alacağım, şık bir şekilde giyineceğim ve güzel bir kızla çıkacağım. Çok çalışmaktan ıstırap duyduğum zaman, benim için gerçekten ıstırap mıdır? Hayır. O zaten ışıkla, akşam alacağım hazla renklendirilir.

Buna, şimdi gelecekten bana parlayan, Or Makif  (saran ışık) denir. Bu nedenle, bugün acıyı hissedemem. Acı, bugün olmadığı için değil kesin olarak yarın olmadığı için hissedilir.

Soru:  Eğer geleceği göremezsem, o zaman olumlu bir halin ifşa olacağı bir sonraki aşamayı göremez miyim?

Cevap: Bu başka bir konudur. Bir sonraki adımı görmesem de bunun var olduğundan ve benim için hoş ve iyi olduğundan nasıl emin olabilirim? Bu durumda, bu konuda sizi destekleyecek bir grup oluşturmanız gerekir. Dostları kucakla ve devam et.

Light From The Future

 

Dünyanın Çifte İmgesini Birleştirin

Soru: Gerçek sevgi koşuluna ulaşmak için, kişinin evrenin tek yasasını, niteliklerin benzerliğini gözetmesi gerekir. Bu,  doğanın niteliklerine,  beni yaratan kökle benzer olmam gerektiği anlamına mı gelmektedir?

Cevap: Evet, içinde yaşadığımız doğaya benzemeliyiz. Ama bu doğanın gerçekte ne olduğunu nasıl bilirsiniz? Bu nedenle bize, kendimi ve onları ortak bir bütün olarak düşünerek etkileşimde bulunmam gereken, sözde var olan insanlardan oluşan bir grup verilmiştir. Böylelikle odağa, örneğin odağı ayarlayarak onları teke dönüştürdüğüm, iki şekil veya çizgiden erişirim.

Soru: Kabala, doğanın özgecil olduğunu ve biz insanların, yaratılanın egoist olduğunu söyler bu da egoistik bir düşünceye sahip olduğumuz ve kendimizi doğa ile benzerliğe getirmek zorunda olduğumuz anlamına gelir.

Özgecilliğin genel olarak ne olduğunu anlamamıza rağmen, doğada açıkça görmemekteyiz. Bu aynı şey midir? O da aynı zamanda egoist midir?

Cevap: Kabala, kişiye ıslah metodunu ifşa ettiğinde, kişinin eğitim metodu haline gelir. Size nasıl değişmeniz gerektiğini açıklar ve kendinizdeki değişimlere uygun olarak dünyanın ıslah olduğunu göreceksiniz. Bu şekilde çalışır.

Bir kişi, görüş alanında, dünyanın çifte imgesi olduğunu anlamalı ve onları birleştirmelidir. Kendinizi başkalarıyla bir bütün halinde, bir amaçta birleştirerek, kendinizi ıslah eder ve dünyanın ıslah olduğunu görürsünüz.

Bizi yaratan Yaradan’ın doğası özgecildir ve mutlak ihsan etme niteliğine benzerlik anlamında, O’na benzer olmak zorundayız. Yaradan bilerek bizi, kendisinin karşıtı olarak yarattı ki böylece O’nu zıt koşuldan edinebilelim.

Mutlak olumsuz ve mutlak olumlu nitelikleri kendi içinde birleştirerek kişi, dünyayı hissetmenin bir sonraki seviyesine yükselebilecektir.

Combine The Double Image of the World

 

Evrenin Yapısı, Bölüm 1

Yaratılışın Planı – Yaratılanlara Haz Vermek

Soru: Yaratılışın amacı nedir?

Cevap: Yaratılışın amacı son derece önemlidir. Şimdi bulunduğumuz yerdeki yaratılmış olan her şeyden önce gelir.

Yaratılışın amacı, yaratılanlara haz vermektir. Bunu başarmak için, yaratılanlar haz alma arzusuna sahip olmak zorundaydı. Bu nedenle, öncelikle yaratılanlarda bir eksiklik, yaratılanların ne istediğine dair bir hissiyat olmalıydı. Yaratılış meselesinin temel niteliği, bir şeylerden yoksun olduğu hissidir. Buna “haz alma arzusu” denir.

Bu arzu, kademeli olarak gelişmelidir çünkü yaratılanlar, kendisi için neyin arzu edilebilir ve edilemez, hangi aşamalarda, hangi biçimde, vb. olduğunu; ancak arzu yavaş yavaş gelişirse belirleyebilecektir. Başka bir deyişle, yaratılış hemen yaratılamaz. Kişi, hızlıca belirli bir işlevi yerine getirecek bir makine inşa edebilir, ancak yaratılanların bağımsız olması için, Yaradan’ına benzer olması için arzu, gelişimin belirli aşamalarından geçmelidir.

Soru: Bundan, belirli bir gelişim aşaması olmadan, Yaradan’ın bile bir anda yaratılışı yaratamayacağı sonucu mu ortaya çıkar?

Cevap: Cevap hayır. Yaratılış aşamalı bir gelişim sürecinden geçmeseydi, o zaman bu bir yaratılış olmazdı. Programlamasını boşuna ve kendi adına bağımsız katılımı olmadan otomatik olarak gerçekleştiren, cansız, bitkisel ve hayvansal doğa seviyelerine benzer bir robot gibi olurdu.

Bir insanı yaratmak, bir bağımsızlık noktasına olan arzusunu geliştirmek; kendisinde kim olduğu, ne olduğu, kendisini kimin kontrol ettiği, neden ve nasıl özel olarak yaratıldığı gibi konularda bir farkındalık yaratmaktır. Bir taraftan, bu arzunun Yaradan’a zıt niteliklere sahip olması, diğer taraftan da Yaradan’ın niteliklerini elde etme fırsatına sahip olması gerekir. Bu, yaratılışın en nihayetinde mükemmelliğe nasıl ulaşabildiğidir. Bu nedenle her şey, Yaradan’ın yaratılış üzerindeki etkisiyle başlar.

The Structure Of The Universe, Part 1