Category Archives: Kabala

Egoizmle Lekelenmiş Eller

Soru: Manevi köklerin, maddi dallarla bağlantısı açısından, neden Koronavirüse karşı başlıca çare el yıkamaktır?

Cevap: Virüs, kendini en zayıf noktamızda gösterir. Bununla birlikte, bu, maddesel kirle kaplı kirli ellerle değil, ellerin simgelediği alma kapları ile ilgilidir.

Kendimiz için daha çok almak istediğimiz gerçeğiyle, ellerimizi her zaman kirletiyoruz. Çünkü Koronavirüs, esas olarak kirli eller, tükürük ve hava yoluyla bulaşır, doğrudan alma organlarımızı etkiler.

Kalpteki Nokta İçin Besin

Soru: Kalpteki noktayı, gübre içindeki tohuma benzetmiştiniz. Tohum kalpteki nokta, gübre de kalp midir?

Cevap: Evet. Kalp egoizmdir yani gübredir, bunun sayesinde büyürüz.

Ve kalpteki nokta, yukarıdan gelen ilahi kısımdır. O, bu dünyadan, bu gübreden – egoizmden büyümelidir. Bu anlamsız bir ifade değildir.

Yaradan kasıtlı olarak zıt sistemler (egoistik ve özgecil sistemler) yaratmıştır, böylece özgecil gelişimimizin önemini hissettiğimiz ölçüde egodan her şeyi alabilir ve yapabiliriz. Bu demek oluyor ki bu gelişmeyi istediğimiz ve güçlerimizi egomuzdan bu sisteme aktardığımız ölçüde büyüyeceğiz. Uzun ve ciddi bir iştir ama gerçekten bu şekilde büyüyebiliriz.

Yani, çalışmamız çelişkiler üzerine kuruludur: egoizm ve özgecilik, sağ, sol ve orta çizgi. Her şey, kalpteki noktayı yükseltmek ve geliştirmek için gübreden, egodan besleyici maddeleri ne kadar emebildiğimize bağlıdır.

Kabalistik Kitapların Anlamı, Bölüm 6

Zohar Kitabı’nın ortaya çıkma nedenleri

Soru: Zohar Kitabı, Tora hakkında bir tefsirdir. O neden yazılmak zorundaydı?

Cevap: Koşullar değişti.

Edinim koşulu içinde olan Kabalist gruplarının, safhaları vardı yani egoizmin yaratılmasının başlangıcından, İkinci Tapınak’ta, düşüşte olduğu gibi nispeten tam gelişimine doğru kademeli bir yükseliş vardı. Zohar Kitabı, MS ikinci yüzyılda bir düşüşün gerçekleştiği bir koşulda yazılmıştır. Gruplar, uluslar yoktu; kutsallık denen yani en azından göreceli birlik duygusu diye bir şey yoktu. Her şey yok edildi, kırıldı, bölündü. Bu nedenle, sürgün olarak adlandırılan ve ıslahla sonuçlanması gereken bu karanlık acı dönemini tamamlamak/ödüllendirmek için bir yönteme ihtiyaç vardı.

Zohar Kitabı, yazılmasından günümüze kadar iki bin yıllık sürgünle ayrılan döneme yöneliktir, böylece bizim zamanımızdan başlayarak, içinde yazılanları uygulamaya yani kendimizi ıslah etmeye başlarız.

Bizim neslimizde, Zohar Kitabı Üzerine Sulam Yorumu ile ödüllendirildik. Bu nedenle, Kabala’yı ifşa edebilir ve büyük Kabalistler Rabbi Şimon ve öğrencilerinin, iki bin yıl önce ne söylediklerini anlamaya başlayabiliriz.

Soru: 20. yüzyılın son Kabalisti, Baal HaSulam (Yehuda Ashlag) tarafından yazılan yorum olmadan, Zohar’ı anlamanın imkansız olduğunu mu söylüyorsunuz?

Cevap: İmkansızdır. Bu nedenle o ortaya çıktı.

Seçme Özgürlüğü, Bölüm 5

En İyi Çevreyi Seçin

Baal HaSulam “Özgürlük”: Dolayısıyla, sürekli olarak daha iyi bir çevrede olmayı seçen övgü ve ödüle layıktır. Ancak burada da, kendi seçimi ile gelmeyen iyi düşünceler ve eylemlerden dolayı değil, kendisine bu iyi düşünce ve eylemleri getiren iyi çevreyi edinme çabasından dolayı.

En iyi ortamı seçen bir kişi her seferinde ödül kazanır: bir sonraki, daha iyi, daha gelişmiş koşulunu.

Soru: İçimdeki iyi ya da kötü düşüncelerin ortaya çıkması da benden değil mi?

Cevap: Hayır. Ama onlarla yaptığınız şey sizdendir.

Gelecek için kendinizi “bir tür” programlayabilirsiniz. “Bir tür” baskı yaparım. Aslında, içinizde daha da büyük bir özgür irade geliştirmek için, ayarlarınız her seferinde devre dışı bırakılacak ve size daha hassas bir şekilde kendinizi hedefe yönlendirme fırsatı verecektir. Bir geminin denizden kollarla dolu bir nehir yatağına girmesi gibi, sürekli yönlendirilir: aynı şekilde hareket etmelisiniz.

Soru: Öyleyse, iyi ya da kötü bir insan olmak, iyilik ya da kötülük yapmak, kişiye bağlı değildir midir?

Cevap: Hayır. Sadece çevrenizi seçerek bunun sonucunda iyi ya da kötü işler yaparsınız.

Dahası, her zaman önceki durumunuza karşı iyi bir eylem ve gelecekteki durumunuzla ilgili olarak kötü bir şey yapmaya çalışmalısınız, o zaman bir sonraki koşul daha iyi olacaktır. Ve bir sonraki koşulunuz: “Ah, anladın mı ?! Sen adam değilsin” şeklinde, size gösteriliyorsa umutsuzluğa kapılmayın. Bu sizi ilerletmek içindir.

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 11

Kendinize veya Dostlarınıza Zarar Vermemek

Soru: Kabala’da, kişi, gruptaki dostların manevi koşullarından söz edemez, sadece dışsal eylemlerinden söz edebilir yazılıdır. Neden?

Cevap: Bizler birbirimize asla “uymayız” ve her bir dostun niyetlerini ya da üst dünyayı ifşa etme yüksekliklerini konuşmaya çalışmayız. Bununla ilgilenmeyiz ve bu konuya girme hakkımız bile yoktur.

Soru: Yani, dostuma: “Bugün biraz düşüştesin” diyemez miyim?

Cevap: Hayır, sadece bir şekilde dostunuzu destekleyebilirsiniz.

Soru: Bir dostumun bazı dışsal eylemlerini görürsem, onları konuşabilir veya eleştirebilir miyim?

Cevap: Dostlarımızın dışsal eylemlerini, genel olarak onlar ve grup konusunda doğru hareket etmek amacıyla konuşabiliriz. Ama bunu dost sevgisine dayanarak çok dikkatli bir şekilde yapmalıyız.

Yorum: Kabalistik ilkelerden biri,   hedefin önemi ile ilgili olarak grup içinde ciddiyetsizliğe izin vermemektir.

Cevap: Bu çok önemlidir. Grup içinde ciddiyetsizliğe izin veren keyfi bir yaşam biçimi olmamalıdır. Sadece Kabala bilimi tarafından öngörüldüğü gibi, Yaradan’ın edinimi için var olmalıyız. Grup içinde başka hiçbir amaç veya eylem kabul edilemez.

Amacımız, Yaradan’ı ya da daha doğrusu, tüm topluma ters olan O’nun ihsan etme niteliğini ifşa etmektir, bunun önemini bir şekilde geliştirirsek ve aniden biri gruba şüpheler/endişeler getirirse, bu çok zarar verici olabilir.

Bu nedenle, diğer insanlara müdahale etmemek için bir kişinin manevi yolda ifşa ettiği bireysel durumlar hakkında konuşmak yasaktır. Bu koşullar hakkında bir dostla konuşmam ama dosta genel ifadelerle yüce hedefimizi hatırlatırım.

Soru: Peki bu ona nasıl zarar verebilir?

Cevap: Bu yolla birbirimize hatalar getiririz.

Soru: Bazı yüce manevi durumlardan bahsedersem?

Cevap: Onlar hakkında konuşabilirsiniz. Bir kitaptan örnekler almak en iyisidir. Fakat sizin koşullarınız hakkında asla konuşmamalısınız. Bir dost henüz ıslah olmamıştır; sizi kıskanır ve bu size zarar verir.

Birliğin Özü Ve Kökü, Bölüm 2

Kabala Sayılarla Çalışmaz

Yorum: Kabala, kural olarak, bir tür nitel durumdan bahseder. Örneğin tarihçiler, 600.000’i erkek olmak üzere üç milyon insanın Mısır’dan ayrıldığını, geri kalanın ise kadınlar ve çocuklar olduğunu yazar. Fakat Kabala hiç sayılarla çalışmaz. Gematria niteliksel bir sayıdır.

Bu rakam belirli bir niteliksel sayı anlamına geldiği için, Mısır’ı terk eden üç milyon insan olmaması mümkündür.

Benim Cevabım: Birincil kaynaklarda tanımlanan, manevi güçlerin potansiyel durumlarının en az bir kez gerçekleşmesi gereken, belirli bir model vardır. Tarihçiler ve arkeologlar bunu kendi kaynaklarıyla ararlar, standartlarına göre ölçer, gram ve kilogram olarak tartarlar, kilometreye çevirirler ve bu nedenle bunu biraz farklı yaparlar.

Soru: Bu gibi bilgileri nasıl kullanmalıyız? Birkaç bin yıl önce Mısır’dan bir göç olduğunu okuduğumu farz edelim. Ama ben bir tarihçi değilim ve bununla ilgilenmiyorum. Bunu kendi iyiliğim için nasıl kullanabilirim?

Cevap: Bizler, egoizmimizin üzerine yükselişten bahsediyoruz ki bu,   bunun için çabalayan bir grup insan tarafından gerçekleştirilir. Bizim zamanımızda, o günlerde olduğu gibi, bu, karşılıklı garanti adı verilen insanlar arasında aynı eylemler, çabalar ve birleşme yoluyla gerçekleştirilir.

3.000 yıl önce var olmanız ve böylelikle “Mısır’dan çıkmak” anlamına gelen egoizmden çıkmış olup olmamanız ya da bugün bunu bir grup insan içinde, onluda yapıp yapmadığınız, ister burada ister dünyanın diğer ucunda olsun, hiç fark etmez. Sonuçta, farklı ülkelerde çalışan ve farklı diller konuşan birçok grubumuz var.

Kişiyi Kabalist Yapan Nedir?

Soru: Çalışmak ve bilgi edinmek yeterli değilse bir kişiyi Kabalist yapan nedir? Başka ne gerekiyor?

Cevap: Bilgi edinme, kişiyi Kabalist yapmaz. Bir Kabalist, manevi dünyayı, yani içinde, biz ve Yaradan arasındaki bağı hissetmeye başlayan kişidir.

Başka bir deyişle, ben kendim hissettiğim seviyeye yükselmeliyim, diyelim ki, onlu ve onlu içinde, onun kaynağını-Yaradan’ı hissetmeye başladığım seviyeye yükselmeliyim.

Soru: Örneğin, onlu içindeki çalıştaylarda kısa pasajlar okuyor ve Kabalistik kavramları ya da göstermemiz gereken içsel çabayı açıklığa kavuşturuyoruz.

Burada ilerlemenin unsuru nerede? Metnin bir bölümünü okuduktan sonra üst ışığın kendimiz üzerindeki maksimum etkisini hissetmek için her birimizin yapacağı çalışma nedir?

Cevap: O’nu arzuladığım ölçüde, üst dünyanın kendim üzerindeki etkisini hissedebilirim yani tek bir bütün olarak ortak bağın niteliğini.

Dostlarım ve ben bir iletişim ağı oluştururuz ve bu ağda, bizi birbirine bağlayan ihsan etme ve sevgi niteliğini bulmaya çalışırız. Böylece, bu ağı yavaş yavaş, bu bağlantının kaynağı olan Yaradan’ı algılayabileceği koşula hazırlarız. Çalışma şekli budur.

Manevi Yükseliş Sırasında Ne Yapmalı?

Soru: Chaim Vital, Yaradan’ın etkisini ve gerçekliğini hissedeceğiniz manevi dünyalara yükselmek için, hayvansal doğamızdan aldığımız tüm düşünce ve hayalleri tamamen ortadan kaldırmamız gerektiğini yazmış. Manevi bir yükseliş sırasında çalıştayları nasıl düzgün bir şekilde yürütebiliriz?

Cevap: Manevi bir yükseliş sırasında veya bir manevi düşüş sırasında çalıştay yapmanıza gerek yoktur. Her iki koşulda da onlunuza mümkün olduğunca bağlı olmalısınız. Ve yapacak başka bir şey yoktur. Maksimum düzeyde onlunuzun içinde olun ve doğru bir şekilde başaracaksınız.

Metodolojimiz çok basittir: onlunun geri kalanıyla bağınızda kendinizi özdeşleştirmeniz gerekir. Orada sizinle dostlarınız arasında bir alan bulacaksınız. Bu, Üst dünyanın bir anlayışına dönüşecek ve Yaradan’ın hissiyatı onun içinde ortaya çıkacaktır. Ve böylece sonuca ulaşılacaktır: sen, grup (alan) ve Yaradan.

Twitter’da Düşüncelerim / 15 Mayıs 2020

Yaradan’a memnuniyet getirmek için birleşmeye başlarsak, onun desteğini alır, onun niteliklerini kazanırız, zamanın, hareketin, mekanın, kısıtlamaların üzerindeki tüm evreni görürüz ve mantık ötesi inanç yoluyla manevi boyutları ve fenomenleri ediniriz.

Yaratan’ı daima daha açık bir şekilde hissetmeye çalışın!

Maneviyatta ilerleme ancak kişinin Yaradan’ın dünyadaki otoritesini hissetmesi koşuluyla mümkündür. Onun dışında başka bir güç yoktur. Bu, her zaman Yaradan’ın içinde olduğunuz anlamına gelir. Ve sadece egoizminiz bunu hissetmenizi engelliyor. Bu yüzden onu kaldırın!

Hepimiz Veren İnsanlar Olacağız

Facebook Sayfamdan, Michael Laitman, 4/18/20

Realiteye bakmanın iki seviyesi vardır: kendi gözlerimden ya da genel halkın gözünden. Dünyaya kendi gözlerimle baktığımda, tek gördüğüm kendi ihtiyaçlarımdır ve tatmin etmek istediğim şey budur. Dünyaya halkın gözünden baktığımda, neye ihtiyaçları olduğunu görürüm ve onlara ulaşmalarına yardımcı olmak için çabalarım.

Doğamız gereği, dünyayı kendi gözlerimizle görerek, yalnızca kişisel bakış açısıyla doğarız. Yine de, eğitim ve sebatla, kendimizin üzerinde yükselme ve dünyayı genel halkın gözünden görme gücüne sahip olabiliriz. Bunu yapma gücüne “ihsan etme gücü” denir ve bize getirdiği kolektif algıya “mantık ötesi inanç” denir. Yavaş yavaş bunu hepimiz başaracağız.