Category Archives: Kabala

Kabala İpuçları – 2/3/19

Soru: Bir kişinin düşüncesi tüm dünyayı değiştirebilir mi?

Cevap: Maalesef hayır, çünkü o zaman o kişi tüm dünyamızı değiştirirdi. Bu olamaz. Hepimiz birlikte arzularımızı birleştirmeliyiz, o zaman dünyayı değiştirecek doğru düşüncelere sahip olacağız. Ana şey arzudur.

Soru: Niyet arzu ve düşünceyi yönlendirir mi?

Cevap: Evet. Hem arzuları hem de düşünceleri yönetir. Ancak, niyet arzunun kendisinin ortaya çıkmasından sonra ortaya çıkar. Arzu düşünce üzerinden işlendiğinde, bir niyet ortaya çıkar ve bunun sayesinde eylem gerçekleşir.

Soru: Düşünceler ile ıslah eden ışık arasında bir bağlantı var mıdır?

Cevap: Kesinlikle.  Islah eden ışık, sizi etkiler ve içinizde belirli düşünceler uyandırır. Fakat her şey, sizin onlara nasıl tepki gösterdiğinize bağlıdır.

Soru: Tüm düşüncelerimi ve arzularımı Yaradan’a bağlarsam ne kazanırım? Bu düşünce ve arzulara doğru tepki ne olmalıdır?

Cevap: Tüm düşünce ve arzularınızın gerçek kaynağı ile bağı kazanacaksınız. Öncelikle kendinizi kaynağa doğru bir şekilde bağlarsınız, sonra her şey ondan ne istediğinize, ona nasıl, neyi geri verdiğinize ve ne tür bir arzu yükselttiğinize bağlıdır.

Soru: “O’ndan başkası yok” düşüncesi, nasıl bir hissiyata dönüşür?

Cevap: Sadece çabalarınız sayesinde, Yaradan’ın sizi tamamen yönettiğini, “O’ndan başkası yok”u sürekli olarak hissetmeye çalışmak için arzularınız sayesinde. Ve O’nunla olan bağınız mutlak ve eksiksizdir, vücudunuzun tüm hücrelerinden geçer.

Soru: Yaradan’a memnuniyet verdiğimizden nasıl emin olabiliriz?

Cevap: Çok basittir. Dostlara memnuniyet verirsem, bu Yaradan’a memnuniyet verdiğim anlamına gelir.

Soru: Düşüncelerimizin nasıl çalıştığını hemen görseydik, ne olurdu?

Cevap: Hayır, bu asla olmayacak. Sadece herkesin tek bir kitlede birleşecekleri doğru grupta çalıştığım gerçeğini ve bu kitlenin nasıl homojen hale geleceğini, herhangi bir fark gözetmeden birleştirildiğini, arzularımızın ve niyetlerimizin tek bir şeye tabi olduğunu düşünmeliyim: Tek bir güç olan Yaradan’ı edinmek.

Not: Öncelikle aklım, Yaradan’ı, herhangi bir kusur olmadan, tüm iyiliğin bir örneği olarak memnuniyetle algılar. Ama sonra hemen, bu hayatın çirkin gerçekleriyle temas kurar.

Yorumum: Doğrudur. Ancak, bana yönlendirilmiş olan hayatın bu çirkin gerçekliklerinin, ıslah etmem için gönderildiğini algılamaya hazır olmalıyımdır. Bundan daha fazlası değillerdir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 2/3/19

 

Kabala İpuçları – 4/4/19

Soru: “Ubar” (Embriyo) ve “Zam” (Öfke) kelimelerinin birbirine bağlı olduğunu duydum. Aralarındaki bağı açıklayabilir misiniz?

Cevap: Egoizmin en güçlü ifadesi, yaratılış düşüncesine katılmadan ve dünyaya hükmetmek istediğinde, kişinin öfkesidir. Eğer kişi öfkesinin üstesinden gelir, ağzını ve gözlerini kapatır ve tüm egoist duygularını kısıtlarsa, bir embriyo haline gelir.

Soru: Her şey benimle içten, duygusal olarak meydana geliyor. Birisi bana dolaylı ya da bilinçli olarak hakaret etse bile, bunu nasıl hissettiğini bilmeden, üzülüyorum ve her zaman yardım için üst ışığa dönüyorum. Bunlar egoistik duygular mı?

Cevap: Egoist olması önemli değil. En önemli şey sizi etkilemesi ve bu şekilde manevi Kli’nizi genişletmenizdir. Egonuzu aşmak için, kendi içinizde birçok sınavı yıllarca deneyimlemek size bağlıdır.

Soru: Yaratılışı doğru kabullenmeye ulaşmaya başlamak için “korku”yu keşfetmemiz gerekli midir?

Cevap: Evet ama neden korktuğunuza bağlıdır. Doğru korku, dostlarımla yeterince bağ kuramayacağım korkusudur, çünkü birliğimiz aracılığıyla Yaradan keşfedilecek ve O’na memnuniyet vereceğiz.

Soru: Duygularımı, kendim çalışmaktan çok bir grupta çalışmaya mı yönlendirmeliyim? Yani, kendinizi çalışmaya gömer ve haz almaya başlarsanız, bu sizi kolayca uzaklaştıracak mı?

Cevap: Hayır. Duygular sadece dostlar arasındaki ilişkilerde gelişmelidir. Geri kalan her şey Klipa’dır (kabuk).

Soru: Sadece dostlarınızın maneviyatı ile ilgilenmek istediğiniz, bir teslimiyet durumunda çalışmak için doğru sebep nedir?

Cevap: Eğer çalışmanız Yaradan’a yönelikse ve O’nu grubun merkezinde keşfetmeyi istiyorsanız, O’na olan bağınız ve O’nun size olan bağı, doğru yöndür.

Soru: Şu anda dünya az çok rahat durumda ve onluda manevi çalışmayla, dağıtımla ve ders çalışmayla ilgilenme imkânımız var. Birdenbire önemli bir şey,  savaş veya büyük problemler olursa, yine de onluda çalışma, dağıtım ve çalışma ile ilgilenme imkanımız olur mu veya bununla ilgili problemler olur mu?

Cevap: Bunların hepsi kişisel olarak size, gurubunuza, somut bir şekilde her birimize ve birlikte hepimize bağlıdır. Hepsi bu, daha fazlası değil.

Soru: “Kabala İlmine Önsöz” çalışmasıyla ilgili olarak söylediğinize göre, onluda erimek, onunla bağlı hale gelmek son derece önemlidir ve aklımızda hiçbir şeyi anlamayacağız. Ancak, onluda bağ kurduğumu ve onun içinde eridiğimi varsayalım, hala çalışma materyalini anlamaz mıyım?

Cevap: İlk önce onlu içinde eriyin, daha sonra yapmanız gerekenler açıklığa kavuşacaktır. Atlamayın. İlk başta bir şey söylemek gerekli değildir, sadece yapın. Sadece bu sizin önünüzde olmalı.

Soru: Şabat’ın ve Tora’da anlatılan diğer adetlerin onluyla ilgili önemi nedir?

Cevap: Bu tatillerin herhangi bir anlamı yoktur, bunlar sadece manevi seviyelerdir. Zamanla, fiziksel bir takvime göre değil ancak bu seviyelere ulaştığımızda onları kullanmaya ve sürdürmeye başlayacağız.

Blitz Of Kabbalah Tips – 4/4/19

 

Ruhun Yapısını İnşa Etmek

Not: Baal HaSulam, Ari’nin Hayat Ağacı kitabını bulduğunda, çok mutlu oldu ve umut doluydu: “Sonunda buldum!” Oysa hocanız Rabaş’ın anlattığı gibi, ancak 20 yıl sonra ne bulduğunu anlayabileceğini ve onu kavramaya başlayacağını bilmiyordu.

Kişinin bütün bunların 15-20 yıl içinde kendisine nüfuz etmeye başlayacağını duyması kolay değildir.

Yorumum: Hayır, bu sorun değildir. Bu, üst dünyayı edinmenin doğal ve gerekli bir koşuludur çünkü kendinizde onun farkındalığını ve edinimini hissetmek için, öğeler inşa etmek zorundasınız.

Kolay değildir çünkü bu içimizde doğar ve küçük parçalar halinde birikir. Bu bizim duygusal ve entelektüel aparatımızın yani hisseden kalbin ve tanımları ve kavramları uyandıran zihnin çalışma şeklidir. Bu nedenle, bu iki sistemin kombinasyonunu hissederek ve düşünerek anlayamayız. Dünyamız buna sahip değildir.

Müzikte, sanatta, dünyamızdaki hiçbir şeyde, anlayış ve hisler arasında, birinin diğerine nasıl bağlı olduğu arasında net bir bağlantı yoktur.

Aralarındaki bağlantı tam olarak Kabala’da gerçekleşir. Bu yüzden bu kadar zaman alır.

Ama önemli değildir. Kendi içinizdeki hisler ve anlayış arasındaki doğru birleşmeyi, hislerden anlayışı etkileyerek ve anlayıştan hisleri etkileyerek inşa etmeniz önemlidir. Bu, ruhun yapısıdır ve onu kendi içinizde inşa etmeniz gerekir.

Yavaş yavaş sizin içinizde yaratılır, sadece biraz zaman alır. Ne olmuş yani? Hepiniz çoğunlukla gençsiniz. Aramızda yaşlı insanlar olsa bile, sizi temin ederim ki onlar bu yaşamda üst dünya, sonsuzluk ve mükemmelliğe ulaşmak için zamana sahip olacaklar.

Kabala, kimseye sadece ona dokunup orada durması için verilmez. Kişi Kabala’ya geldiyse, eğer onu duyduysa, o zaman bu yaşamda bu fırsatı gerçekleştirebileceği anlamına gelir. Her şey kişinin çabalarına bağlıdır.

To Build A Structure Of The Soul

 

Gelecekten Gelen Işık

Soru: Bundan sonra olumlu bir şeyin geleceği bize imkânsız görünüyorsa, Yaradan’ın olumsuz tezahürlerine karşı tutumumuz ne olmalıdır? Ya da tam tersi?

Cevap: Şu anda çok çalışıyorsam ve çalışma günü sona erene kadar iki saatim kaldıysa ama harika bir akşamın beni beklediğini biliyorsam: eve geleceğim, duş alacağım, şık bir şekilde giyineceğim ve güzel bir kızla çıkacağım. Çok çalışmaktan ıstırap duyduğum zaman, benim için gerçekten ıstırap mıdır? Hayır. O zaten ışıkla, akşam alacağım hazla renklendirilir.

Buna, şimdi gelecekten bana parlayan, Or Makif  (saran ışık) denir. Bu nedenle, bugün acıyı hissedemem. Acı, bugün olmadığı için değil kesin olarak yarın olmadığı için hissedilir.

Soru:  Eğer geleceği göremezsem, o zaman olumlu bir halin ifşa olacağı bir sonraki aşamayı göremez miyim?

Cevap: Bu başka bir konudur. Bir sonraki adımı görmesem de bunun var olduğundan ve benim için hoş ve iyi olduğundan nasıl emin olabilirim? Bu durumda, bu konuda sizi destekleyecek bir grup oluşturmanız gerekir. Dostları kucakla ve devam et.

Light From The Future

 

Dünyanın Çifte İmgesini Birleştirin

Soru: Gerçek sevgi koşuluna ulaşmak için, kişinin evrenin tek yasasını, niteliklerin benzerliğini gözetmesi gerekir. Bu,  doğanın niteliklerine,  beni yaratan kökle benzer olmam gerektiği anlamına mı gelmektedir?

Cevap: Evet, içinde yaşadığımız doğaya benzemeliyiz. Ama bu doğanın gerçekte ne olduğunu nasıl bilirsiniz? Bu nedenle bize, kendimi ve onları ortak bir bütün olarak düşünerek etkileşimde bulunmam gereken, sözde var olan insanlardan oluşan bir grup verilmiştir. Böylelikle odağa, örneğin odağı ayarlayarak onları teke dönüştürdüğüm, iki şekil veya çizgiden erişirim.

Soru: Kabala, doğanın özgecil olduğunu ve biz insanların, yaratılanın egoist olduğunu söyler bu da egoistik bir düşünceye sahip olduğumuz ve kendimizi doğa ile benzerliğe getirmek zorunda olduğumuz anlamına gelir.

Özgecilliğin genel olarak ne olduğunu anlamamıza rağmen, doğada açıkça görmemekteyiz. Bu aynı şey midir? O da aynı zamanda egoist midir?

Cevap: Kabala, kişiye ıslah metodunu ifşa ettiğinde, kişinin eğitim metodu haline gelir. Size nasıl değişmeniz gerektiğini açıklar ve kendinizdeki değişimlere uygun olarak dünyanın ıslah olduğunu göreceksiniz. Bu şekilde çalışır.

Bir kişi, görüş alanında, dünyanın çifte imgesi olduğunu anlamalı ve onları birleştirmelidir. Kendinizi başkalarıyla bir bütün halinde, bir amaçta birleştirerek, kendinizi ıslah eder ve dünyanın ıslah olduğunu görürsünüz.

Bizi yaratan Yaradan’ın doğası özgecildir ve mutlak ihsan etme niteliğine benzerlik anlamında, O’na benzer olmak zorundayız. Yaradan bilerek bizi, kendisinin karşıtı olarak yarattı ki böylece O’nu zıt koşuldan edinebilelim.

Mutlak olumsuz ve mutlak olumlu nitelikleri kendi içinde birleştirerek kişi, dünyayı hissetmenin bir sonraki seviyesine yükselebilecektir.

Combine The Double Image of the World

 

Evrenin Yapısı, Bölüm 1

Yaratılışın Planı – Yaratılanlara Haz Vermek

Soru: Yaratılışın amacı nedir?

Cevap: Yaratılışın amacı son derece önemlidir. Şimdi bulunduğumuz yerdeki yaratılmış olan her şeyden önce gelir.

Yaratılışın amacı, yaratılanlara haz vermektir. Bunu başarmak için, yaratılanlar haz alma arzusuna sahip olmak zorundaydı. Bu nedenle, öncelikle yaratılanlarda bir eksiklik, yaratılanların ne istediğine dair bir hissiyat olmalıydı. Yaratılış meselesinin temel niteliği, bir şeylerden yoksun olduğu hissidir. Buna “haz alma arzusu” denir.

Bu arzu, kademeli olarak gelişmelidir çünkü yaratılanlar, kendisi için neyin arzu edilebilir ve edilemez, hangi aşamalarda, hangi biçimde, vb. olduğunu; ancak arzu yavaş yavaş gelişirse belirleyebilecektir. Başka bir deyişle, yaratılış hemen yaratılamaz. Kişi, hızlıca belirli bir işlevi yerine getirecek bir makine inşa edebilir, ancak yaratılanların bağımsız olması için, Yaradan’ına benzer olması için arzu, gelişimin belirli aşamalarından geçmelidir.

Soru: Bundan, belirli bir gelişim aşaması olmadan, Yaradan’ın bile bir anda yaratılışı yaratamayacağı sonucu mu ortaya çıkar?

Cevap: Cevap hayır. Yaratılış aşamalı bir gelişim sürecinden geçmeseydi, o zaman bu bir yaratılış olmazdı. Programlamasını boşuna ve kendi adına bağımsız katılımı olmadan otomatik olarak gerçekleştiren, cansız, bitkisel ve hayvansal doğa seviyelerine benzer bir robot gibi olurdu.

Bir insanı yaratmak, bir bağımsızlık noktasına olan arzusunu geliştirmek; kendisinde kim olduğu, ne olduğu, kendisini kimin kontrol ettiği, neden ve nasıl özel olarak yaratıldığı gibi konularda bir farkındalık yaratmaktır. Bir taraftan, bu arzunun Yaradan’a zıt niteliklere sahip olması, diğer taraftan da Yaradan’ın niteliklerini elde etme fırsatına sahip olması gerekir. Bu, yaratılışın en nihayetinde mükemmelliğe nasıl ulaşabildiğidir. Bu nedenle her şey, Yaradan’ın yaratılış üzerindeki etkisiyle başlar.

The Structure Of The Universe, Part 1

 

Kabala Çalışmanın Bir Sonu Var mı?

Soru: Kabala çalışmanın bir sonu var mı?

Cevap: Hayır. Çalışmanın sonu sonsuzlukta yatar. Bu dünyayı terk ettikten sonra bile, bedenlerimizin dışında, üst dünyadaki edinimimize devam ederiz. Bu yüzden endişelenmeyin, her şey hala ileride.

Soru: Kişi hangi son koşula ulaşmalıdır?

Cevap: Son koşul, tüm yaratılmış varlıklar ve Yaradan ile tek bir birlikte, ortak bir arzuda tam bağdır.

Is There An End To Studying Kabbalah?

 

Kabala İpuçları – 1/27/19

Soru: Bizi çevreleyen her şey Yaradan’ın ortaya çıkması olduğundan, cansız, bitkisel ve canlı seviyeye olan sevgi, Yaradan için sevgiye doğru bir geçiş midir? Örneğin, birinin hayvanları, çiçekleri vb. sevdiğini varsayalım.

Cevap: Hayır. Hayvansal özü nedeniyle her insanda böyle bir yakınlık/bağ vardır. Bu dünyada keşfettiğimiz şeye bizim hayvansal özümüz denir. Yaradan ile ilgisi yoktur.

Soru: Eğer O’ndan başkası yoksa, çevredeki dünyanın resmini izleyen “ben” kimim?

Cevap: Sözde kendisini, Yaradan’ın dışında hissetme imkanı verilmiş noktasınız.  Bu sizin “ben” iniz.

Soru: Görme engelli insanlar Yaradan’ı nasıl hissederler? Yaradan’ı algılama yeteneğine sahipler mi?

Cevap: Bizler O’nu nasıl hissediyoruz? Aramızda kim O’nu görüyor? Kimse görmüyor. Yaradan, sizi etkileyen bir güç olarak hissedilir.

Soru: Yaradan’a yaklaşmamın derecesine göre, Yaradan’ın ne olduğunu ve beni ve içimdeki dünyayı nasıl yönettiğini gitgide kesin olarak belirleyebilir miyim?

Cevap: Evet. Kabala bilgeliğini çalışırken O’na yaklaşırız ve sonuç olarak O’nu gerçekten ifşa ederiz. Ama O’nu içimizde keşfederiz.

Soru: Anlaşılmaz bir şey olduğunda ve Yaradan’ın bana bunu yaptığını hatırladığımda, bu durum sona mı erer yoksa “anlaşılmaz” algısı mı değişir?

Cevap: Algı değişir. Anlaşılmaz olan anlaşılabilir hale gelir.

Soru: Yaradan’ın hayvan bedenlerimizle ilgili herhangi bir hesabı var mı?

Cevap: Fiziksel bedenlerimizle ilgili herhangi bir hesaba katma yoktur; kilo alabilirsiniz veya bedeninizle yapmak istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.

Soru: Ben Yaradan’ın fiziksel dünyayı tanıdığı nokta mıyım?

Cevap: Yaradan’ın hiçbir şey bilmesine gerek yoktur. O, bu dünyadır.

Soru:  Yaradan’ın büyüklüğünün hissiyatını n ve O’nun tekliğinin hissiyatının edinimi aynı şeyler midir?

Cevap: Evet. Edinimin birçok açıdan farkı yoktur. Sadece bir tane vardır: Yaradan’ı edinmek.

Soru: Acı neden arzunun gelişimini teşvik eder?

Cevap: Acı bir insanı harekete iter çünkü ondan kurtulmak ister. Acı olmadan (sözde eksiklik), ileriye doğru hiçbir hareket yoktur.

Soru: Neden Yaradan vahşi, ilkel doğada hissedilir ve bir metropolde sadece kibir hissedilir?

Cevap: Çünkü ilkel doğada çılgın kalabalığın etkisinden özgürsünüzdür.

Blitz Of Kabbalah Tips – 1/27/19

 

Düşüncenin Gücü Ve Problemleri Çözme

Soru: Düşüncelerinizi değiştirerek kanserden veya diğer hastalıklardan kurtulmanız mümkün müdür?

Cevap: Hastalıklar ve bu konularla ilgili spesifik soruları cevaplamamayı tercih ediyorum. Her şeyi yapmak mümkündür. Bugün yapabilir miyiz? Söyleyemem. Sanmıyorum ama yakında yapacağız.

Bu sadece düşüncelerimizin birbirleriyle nasıl doğru bir birleşme içinde olacağına bağlıdır. O zaman doğamızın en derin olumsuz olgusunu etkileyebileceğiz. Her şey sadece bize bağlıdır.

Kabalistler ve onların sözde mucizeleri hakkında birçok ilginç hikâyeleri vardır. Ama onlar mucize değildir. Bunlar sadece küçük düzeltmelerdir, müdahale değil, doğanın belirli seviyelerdeki yasalarının düzeltilmesidir ki ancak onları uygun bir şekilde düzeltirsek yapabiliriz.

Herhangi bir sisteme, kendimden sonsuzluk dünyasına kadar her hangi bir seviyede ancak bu sisteme bazı olumlu etki kuvvetleri eklemem koşuluyla girebilirim. Kendimizi, insanlığı, dünyayı, ekolojiyi ve evreni tüm sorunlardan gerçekten iyileştirebileceğimiz bir koşula geleceğimizi düşünüyorum.

Evrendeki etkimizin ne kadar olumsuz olduğunu hayal bile edemezsiniz. Dünyada olup bitenler, evren ölçeğinde olanlar, kötülüğümüzün küçük bir bölümüdür çünkü dünya’da bizler sadece insan etkisini düşünürüz. Evrenin ölçeğinde, düşüncelerimizden ve duygularımızdan olumsuz etkilenmenin yıkıcı sonuçları vardır. Fakat hızlı bir şekilde onların ıslahına gelebilmeyi  umalım.

Power Of Thought And Solving Problems

 

Manevi Cansız Seviye

Soru: Cansız seviyenin kendisini korumak istediğini biliyoruz. Kişi, bu koşuldan bitkisel seviyeye nasıl geçebilir? İki arzuyu nasıl birleştiririz?

Cevap: Cansız seviye bütün doğayı ifade eder. İçimdeki manevi cansız seviye, içsel bir manevi hareketin olmadığı hissidir, ihsan etmenin, birini tamamlamanın, Yaradan’a biraz benzer olmanın imkânı yoktur. Aksine, Yaradan’ın bana verdiği egoist arzularımın kontrolü altında var olduğumu ve Yaradan’ın onları kontrol ettiğini anladığım bir anlayış vardır.

Manevi açıdan cansız seviye, bütün arzularımın Yaradan’dan geldiğinin, O’nun tarafından dikte edildiği ve onun tam otoritesi altında olduğumun fark edilmesidir. Ben bir egoistim çünkü O beni böyle yarattı ve o zaman Firavun’ un kontrolünde olduğumu söylerim. Bununla birlikte, bu aynı zamanda Yaradan’dır, sadece tersidir.

Yaradan’ın bana verdiği egoizm tarafından yönetildiğimi hissederim. Tüm arzularımı, tüm eylemlerimi, yaptığım her şeyi- nasıl oturduğumu, yürüdüğümü, davrandığımı ve düşündüğümü – Yaradan içimde oluşturmaktadır.

O zaman manevi olarak cansız seviyede olduğumu söyleyebilirim. Bu manevi bir seviyedir çünkü Yaradan ile bağlantılıdır ve cansız bir seviyedir çünkü eylemlerim benim değil, her şey sadece O’nundur.

Bu çok ilginç bir koşuldur. Bu, dünyamızdaki hiçbir insan için geçerli değildir çünkü onlar genel olarak manevi değildir.

“Maneviyat”, Yaradan ile bağ anlamına gelir. Dahası, net bir bağ: Yaradan’ın kollarımı, bacaklarımı, düşünceleri, duygularımı nasıl hareket ettirdiğini hissederim; etrafımda hissettiğim her şey aynı zamanda O’dur. Hayatım boyunca tüm “kuklalar” sayesinde, O benim üzerimde böyle bir etkiye sahiptir. Bütün bunlar manevi olarak cansız bir seviyedir.

Bu, evrenin ve Yaradan’ın edinilmesinde kolay bir adım değildir.

The Spiritual Inanimate Level