Category Archives: Hayat

Hızlı Kabala İpuçları – 11/6/16

Soru: Eğer bir ruhun parçalarıysak neden bu kadar farklıyız?

Cevap: İnsan vücudunda bile, her organ farklı şekilde çalışır: kendi hızıyla, kendi dinamikleriyle. Manevi dünyada hepimiz tek bir ruhsak da, her birimiz farklı bir organa aitizdir ve bundan dolayı bizler farklıyız. Bütünlük, aramızdaki karşılıklı ilişki yoluyla özel olarak sağlanmaktadır.

Soru: Arzu, düşünceden önce mi gelir, yoksa birbirine bağlı değil midir?

Cevap: Arzu en önemli şeydir ve sürekli içimizde çalışıyor. Değiştirilmesi, yönlendirilmesi ve düzeltilmesi gerekir. Bu yüzden yapabileceğimiz tek şey doğru yönlendirmeyi sağlamaktır.

Soru: Siz ruhumuzun bilinç olduğunu söylüyorsunuz. Bunun algılama ile aynı olduğunu söylemek mümkün mü?

Cevap: Hayır, algı, ruhun doğru yapısının sonucudur.

Soru: İki kişi için bir ruh olabilir mi?

Cevap: Hepimiz için bir ruh var.

Soru: Kuantum fiziği teorisinin, ruhun doğru anlaşılmasına, dünyanın manevî kısmının yapısına yaklaştığına inanıyor musunuz?

Cevap: O asla işlemeyecektir, çünkü fiziksel zihinlerimizde kavrayabildiğimiz şey, manevi alanda var olanla hiçbir şekilde uyumlu değildir.

Soru: İnsan vücudu bu dünyayı, ruhu edinmeden terk edebilir mi?

Cevap: Kesinlikle, aslında, bütün dünya böyledir.

Soru: Kabala bilgeliği, özelliklerimizden veya çabalarımızdan hangisini, bir enkarnasyondan diğerine geçebilen bir kişinin manevi bagajına bağlar?

Cevap: Eğer kişi hayatın anlamını anlamaya yönelik bir arzuya sahipse ve bir öğretmeni varsa, bir grubu ve bu özlemi gerçekleştirmek için doğru bir yöntem bulmuşsa, o şanslıdır.

Soru: Çalışmanın kaç yılını ruhunuza ulaşmak için harcadınız?

Cevap: Hatırlamıyorum bile, ama bir noktada ortaya çıkıyor. Bu, her insan için farklıdır.

Soru: Kabala bilgeliğini çalışmak, kişisel özellikleri iyileştirebilir, geliştirebilir mi; daha içten, saygın, nazik, akıllı bir kişi olmak mümkün mü?

Cevap: Evet, ancak manevi hedefe ulaşmak için yararlı olduğu koşulunda. Dolayısıyla, dünyamızda bunun herkes tarafından anlaşılan bir biçimde ortaya konması gerekli değildir.

Soru: Eğer ruh 600.000 parçaya bölündüyse, tıpkı bedenin başa, kollara vb. sahip olduğu gibi, herkes kendi parçasına mı sahiptir? Yoksa bütün parçalar aynı mıdır?

Cevap: Hayır. Maneviyatta her şey ayrılmaz bir sistem gibi var olur. 600.000 parça, koşullara bağlı bir kavramdır. Sadece 600.000 denilen bir seviyeye ulaşmamız yeterlidir, çünkü bu Atzilut dünyasının başındaki Arih Anpin seviyesidir. Zer Anpin (60), 10.000 seviyesine ulaşır ve bu nedenle ona 600.000 (60 X 10.000) ya da Zer Anpin, Atzilut dünyasının Arih Anpin’ine yükselir denir. Bunlar parçalar bile değildir, ancak ulaşmamız gereken bir yoğunluktur.

Soru: Anlamıyorum, kişi ruhunu yeniden mi yaratıyor, yoksa yeni bir ruh mu inşa ediyor? Yaradan böylesine keyfi bir harekete izin mi veriyor?

Cevap: Kişi kırılmış bir şeyi yeniden yaratır. Fakat kırık parçalardan ruhu yaratırken bunun nasıl ortaya çıktığını, bunun neden meydana geldiğini ve onun içsel yasalarının ve özelliklerinin neler olduğunu anlamaya başlar. Ve bu zaten onun elindedir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 11/6/16

Hızlı Kabala İpuçları – 6/9/16

Soru: Neden kişi yaratılış düşüncesinin içine girmeli?

Cevap: İnsanlar bu yüzden yaratılmıştır; Yaradan’ın bizden istediği tam da budur. Üst gücün tek bir düşüncesi vardır – Yaradan’ın seviyesine ulaşmak için kişiye tüm koşulları sağlamak.

Soru: Yaradan neden olumsuz bir ortamdan “bana” iletişim gönderiyor?

Cevap: Eğer olumsuz izlenim almasaydınız, neden kaçmak isterdiniz? Bütün dünya bizi köşeye sıkıştırmak için yaratılmıştır.

Soru: İyi kısmet daima, Işığı üzerimize çekmenin bir sonucu mu?

Cevap: Evet, iyi kısmet, Üst Işık’ın etkisinin bir sonucudur. Bu etki olumsuz olarak görülse bile iyi bir kısmettir.

Soru: Neden bir kadın kocasına bağlı kalmalıdır?

Cevap: Dünyamızda, bir kadın alma arzusunu simgelemektedir, onunla ilişkili olan, ilk dokuz Sefirot’dan gelen Malhut, erkek kısımdır. Bu yüzden ona bağlı kalmalıdır.

Soru: Ölümden sonra akrabalarımızı hissedebilir miyiz?

Cevap: Bunu basitçe nasıl anlatacağımı bilmiyorum; eğer o Kabalist ise, o zaman evet.

Soru: Bir kadın için doğum, ıslahın başlangıcı olabilir mi?

Cevap: Kadınların katılımı, pasif olsa bile, bu dünyada onların ıslahının bir parçasıdır.

Soru: Kabala bilgeliği eşit olmayan evliliklerle nasıl ilgilidir, örneğin bir kadından daha genç bir erkek?

Cevap: Kabala bilgeliğine göre, bunun hiçbir önemi yoktur, yaş fark etmez.

Soru: Vanga’nın kehanetini açıklamak nasıl mümkündür?

Cevap: Prensipte, kehanet hayvansal bir seviyede mümkündür. Geleceği hisseden ve tam olarak yarın ne olacağını söyleyebilen insanlar var. Fakat genel olarak söylemeyecekler. Aslında, gelecek var, ancak gizlenmiştir ya da bize göre ifşa olur.

Soru: Ruh bedene mi karşılık gelir yoksa beden ruha mı karşılık gelir?

Cevap: Beden, ruha içsel bir şeye göre dışa yönelik bir şey olarak karşılık gelir. Ruh, kişinin tüm kaderini belirler.

Soru: Kehanetin doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu bilmek nasıl mümkün?

Cevap: Kehanetle uğraşmak gerekli değildir. Kabala bilgeliği buna karşıdır. Biz kendi geleceğimize karar vermeli ve belirlemeliyiz.

Blitz Of Kabbalah Tips – 6/9/16

Hayatı Takdir Et

Soru: Dünyamızın varlığı değerli midir?

Cevap: Dünyamızın varlığı çok büyük bir değere sahiptir, çünkü sadece bu koşul içinde ıslaha ulaşmak mümkündür.

Bu sebeple hayatı ve bize verilen fırsatı takdir etmenizi büyük ölçüde tavsiye ederim. Bunun gibi başka bir fırsatın olup olmayacağını ve ne zaman olacağını kim bilebilir?

Appreciate Life

Eğer Hayat Sonsuz Anlamla Dolu Değilse

Yorum: Dünyanın yüzeyinde, yüksek refah koşulunda sonsuza dek yaşamaya hazırım. Yapılması gereken çok iş var; uzun bir süre için yeterli olacaktır.

Yorumum: Yatmaya sürüklenen, oynayan bir çocuk gibi konuşuyorsun, ama oynamayı tamamlamadığında direnir ve bağırır. İnsanlık, bunların hepsinin oyuncaklardan başka bir şey olmadığını anlamaya başlamıştır.

Bu nedenle eğer hayat sonsuz anlamlarla dolu değilse ve maddesel dünyada hayvansal bedenin varlığına eşitse, o zaman anlamsızdır.

Bu, mevcut neslin hayata tutumunda görülebilir. Uyuşturucu kullanıyorlar ve hiçbir şeye ihtiyaçları yok. Onlar yorgunlar; çalışmak istemiyorlar ve okumak istemiyorlar. Belki hala para kazanmak istiyorlar… Ama bu ne tür bir hedeftir? Biz eninde sonunda insanlığın yozlaşmaya doğru “uygun adım yürüdüğünü” görüyoruz.

Kabala bilgeliği bunu, manevi gelişimimizin bir gecikmesi olarak açıklıyor. Biz, olgunlaşmış meyveler gibi yavaş yavaş çürümeye başlıyoruz. Bu modern insanlığın durumudur.

Bu yüzden, sonsuz, sınırsız, mükemmel ve manevi gerçek bir hayatın nasıl elde edileceği hakkında düşünmek hariç, hayvansal beden içinde sonsuza dek yaşamayı düşünmemiz gerekmez.

If Life Is Not Full Of Eternal Meaning….

Bu Dünyaya Dönmek Gerekli Mi?

Soru: Manevi dünyaya ulaşan bir kişi için, bu dünyaya tekrar dönmeyeceği ihtimali var mı?

Cevap: Üst dünyaya tamamen girmeyi tamamlamayan bir kişi için, bu dünyaya geri dönmek ve onun içinde üst dünyaya ulaşmaktan başka, nihai bir olasılık yoktur. Bu durumda, bu dünyadaki varlığı farklı olacaktır.

Önemli olan, üst dünyaya ulaşmak için atılım yapmaya başlamaktır ve sonra tüm enkarnasyonlarda, onun içindeki hareket zaten farklı olacaktır.

Soru: Hayal gücü ile manevi dünyaya ulaşma gerçeğini birbirinden ayırmak nasıl mümkün?

Cevap: Manevi dünyaya erişmeden önce, dünyamızın, yüzünde kişinin gerçeği keşfedeceği, çok olumsuz bir gerçekliği ifşa olacaktır.

Is It Necessary To Return To This World?

Sonsuza Kadar Yaşayacak mıyız?

Soru: Gelecekte insanların 300-400 yaşına kadar yaşayacağı tahminlerine inanıyor musunuz?

Cevap: Problem değil. Bu mümkündür.

Soru: Ve ölümsüzlük? Birçok kişi sonsuz yaşamın vasfına erişeceğimizi öngörüyor.

Cevap: Biyolojik konuyla ilgili olduğu için bunun mümkün olduğunu teyit edemiyorum veya doğrulayamıyorum, ancak inanıyorum ki o zamana kadar insanlar boş bir yaşam sürdürmek istemeyecek ve fiziksel bedenimizin sınırları içinden çıkmak isteyecekler.

Sonsuza kadar yaşamanın ne demek olduğunu hayal edebiliyor musun? Bu, ölmek için hakkınızın olmadığını, yaşanabilir varlığınızı sona erdirmeye hakkınızın olmadığını gösterir.

Bu sanki siz 35 ya da 40 yaşınızda kalmışken etrafınızdaki herkes yaşlanıyor ve ölüyor ve siz yapamıyorsunuz. Bu korkutucu.

Soru: Hâlâ, öyle görünüyor ki, bunu bir kişiye teklif etsek, memnuniyetle kabul ederdi.

Cevap: Emin değilim. Örneğin ben 70 yaşındayım ve daha genç olmak istemiyorum, bu hayatta gereken neyse normal yolla, düzgün bir şekilde bitirmek istiyorum ve hepsi bu kadar. Zaman sınırımızın olması güzel.

Should We Live Forever?

Karakteri Kontrol Etme

Facebook’umdan soru: Olumsuz karakter özelliklerini nasıl kontrol altına alacağız?

Cevap: Kişi karakter özelliklerini, onu destekleyecek ve onun üzerinde olumlu etkisi olacak, doğru ortamda bulunarak kontrol edebilir. Başka yolu yoktur. Bir kişinin karakterini değiştirmek için kullanılabilecek başka bir karşıt güç var mı? Son zamanlarda ne kişisel eğitim ne de kendi kendine ikna işe yaramıyor.

Tüm karakter özellikleri olumsuzdur, çünkü kişi yaptığı her şeyi sadece kendisi için yapar. Bu nedenle, yalnızca doğru ortam, kişiye kendisini nasıl dengede tutacağını anlamasına fırsat tanıyabilir.

Soru: Doğru ortam olumsuz karakter özelliklerini nasıl etkiliyor? Örneğin, cimri olan birine ne dersiniz?

Cevap: Cimrilik kötü bir özellik değildir. Bu sizin bakış açınıza bağlıdır. Bu kişi cimri değil, temkinli, düşünceli ve ihtiyatlı olabilir. İsraf etmek veya her şeyi ayrım yapmaksızın vermek daha mı iyi olur? Kesinlikle olmaz.

Bununla birlikte, öncelikle çevre, kişiyi eğitmeli, adamı ya da kadını kişisel egolarından çıkarmaya yönlendirmeli ve birlikte onun üzerinde birleştirmelidir. Böylece çevre, kişiye eylemin doğru, orta çizgisini verir.

Şu an bulunduğumuz toplumdan daha üst bir seviyede olan doğru toplumun yaratılması, iyi ve kutsal bir çevredir. Görevimiz bu seviyenin üstüne yükselmek.

Controlling Character

Duygular Ruhu Arındırır

Soru: Olumsuz duyguların hastalığa neden olabileceği söylenir. Bu doğru mu?

Cevap: Dünyamızda bu kesinlikle mümkündür, ancak Kabala bilgeliğinde değil. Kabala bilgeliğinde, duygular yalnızca ruhu arındırır. Bu, olumsuz duygulara sarılmamız, onlardan zevk almamız ya da sado-mazoşizm ile ilgilenmemiz anlamına gelmez, hiçbir şekilde!

Olumsuz sonuçlardan korktuğumuz için değil, ancak iyi ve iyilik yapan üst güç gibi, ihsan etme ve sevme arzumuzu bu şekilde ifade ettiğimizden, olumlu duygular içinde olmaya çalışmalıyız. Üst güçle böyle bir ilişki içerisinde olmak istiyoruz, böylece birbirimizi daha iyi hissedebiliyoruz.

Emotions Purify The Soul

Bedeni Ruh İle İlişkilendirmeyin!

Soru: Ölümün amacı insanları birleştirmek midir?

Cevap: Maddesel bedenin ölümü, insanları bir araya getirmez ya da ayırmaz. Bedenimiz, ustasının yanında yaşayan küçük bir hayvan gibidir.

Soru: Ölüm korkusu bizi birleşmeye itebilir mi?

Cevap: Ölüm korkusu, bizi herhangi bir şey yapmaya motive etmez. Her canlı varlık ölmekten korkar. Bedenin işlevinin sona ermesi, doğal bir durumdur ve bundan başka bir şey değildir. Ruhu bedenle hiç bir şekilde ilişkilendirmemelisiniz. Bu çok büyük bir hatadır.

Don’t Associate The Body With The Soul!

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 3

Soru: Avrupa medeniyeti her zaman dünyanın efendisi olan insanın gücüne, yüksek ideallere, özgür düşünceye, eşitliğe, bilimsel yaklaşıma ve bilgeliğe duyulan inanca örnek oluşturmuştur. Öyleyse neden bugün bu ideolojinin bizim için zararlı olduğunu görüyoruz?

Yanıt: Bu dünyadaki her şey doğum, gelişme, refah ve sonra gelen gerileme dönemlerinden geçerek ölüyor. Her şeyin kişinin kendi ellerinde olduğunu iddia eden Avrupa materyalist yaklaşımı, çok yararlı ve akılcı idi. Esasen, bu koşullarda mistik güçlere de ihtiyaç yoktur, yalnızca karşımızda gördüğümüz şeylere inanır, güveniriz.Avrupalı bu yaklaşım, Hindistan ve Arap ülkeleri gibi dünyanın başka bölgelerindeki, odak noktası insan, eğitim ve gelişim üzerinde durmayan diğer felsefelerle karşılaştırıldığında, insanın gelişimine ve insanın kendi hayatına yaklaşımına, büyük katkı sağlamıştır.Etik değerleri, kadınlara erkelerle aynı hakları tanınması, konuşma özgürlüğü ve eşitlik, eğitimin Avrupa’ya getirdiği değerlerdir. Ancak bugün, onlara uzak geçmişte olduğum kadar hayran değilim.Sonuçta, Avrupa’da bugün dahi dini nüfuzun ne kadar güçlü olduğunu, ‘hür irade ve eşitlik’ hakkındaki sloganlarından biliyoruz. Özgürlüğe duyduğu bütün o entelektüel özleme karşın her Avrupalı içinde inançlını korur, inançlıdır ve bu ruh onun içinde yaşar.Tüm Avrupa ideallerinin sembolü olan Fransız Devrimi’nin ev sahibi Fransa’ya gelecek olursak; banliyölere, küçük kasaba ve köylere gittiğinizde, aynı Orta Çağ’da olduğu gibi yaşadıklarını göreceksiniz… Yaşama yaklaşımları aynıdır, kilise aynıdır.Avrupalıların Yahudilerden aldığı ruh onları iki açıdan etkiledi. Bir yandan konuşma ve din özgürlüğü, eğitim ve Avrupa’nın eşitlik ideallerini getirdi, öte yandan Hıristiyan inancını bugüne kadar tüm Orta Çağ öğretileri ve kısıtlamaları ile halk arasında yaşayan gücünü.Aynı kaynaktan çıkan bu iki kuvvet Avrupalılar harekete geçtiklerinde uzlaşmalarına müsaade etmiyor ve anlaşamaya varamıyorlar. Avrupa ruhunu tanımlayan işte budur.Soru: Eğitim ve eşitliğe ilişkin bu muhteşem fikirler neden Avrupa’yı bugün gördüğümüz feci duruma getirdi?Yanıt: Gerçek şu ki bunlar sadece güzel sloganlar, realitede insan içsel olarak hiç değişmedi. Antik çağlardan beri kişi aynı insan olarak hayat sürmekte. Eğer biraz daha eşeler, derine inersek; aynı daha önce de olduğu gibi, orada duran bir barbar ile karşılaşacağız.İnsanlar kazanılmış özgürlüklerini nasıl kullanacaklarını anlayamıyorlar. Bunun anlaşılması için insanlığın geliştirilmesi gerekirdi, böylece eşitlik nedir, ona ulaşmak için hangi kuvvetler gerekir ve insanın kendi egoist doğasına nasıl direnebileceğini bilirlerdi.Olan, bilimsel ve teknolojik bir devrimdi, ancak biri barbar olarak kalabilir ve aynı zamanda atom bombasına da sahip olabilir. Gerçek anlamda gelişme, ehlileşmemiş bir kişinin, insanın vahşiliğinin gelişimini içerir ve Avrupa’da gerçekleşmiş olan bu değildi. İnsanlar sadece güzel konuşmakla değişmezler. Bir insanı içsel olarak değiştirmek için, içimizde var olan doğal egoisttik güce ek olarak, üst kuvvet gerekir.Durum böyle olmadığından, Avrupalılar aynı eskisi gibi kaldı. Hayatlarını iyileştirmek için yaptıkları sadece, güzel felsefeler, edebiyat ve kültürle oynanan oyunlar; başka da hiçbir şey yoktur. Biraz daha derine inersek, 2000 yıl önce ki insanın aynı kaldığını göreceğiz.http://laitman.com/2016/09/sunset-of-the-great-european-civilization-part-3/

Toplam 5 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345