Category Archives: Hayat

Hayatı Nasıl Uzatabiliriz?

Soru: Bir deneyde yaşlı evleri, yetimhanelerle birleştirildi ve araştırmacılar, çocukların varlığıyla yaşlıların günlük işleyişlerinin iyileştiğini ve daha önce çocuklarda gözlenen korku, güvensizlik, ilgisizlik ve kısıtlamanın ortadan kaybolduğunu belirterek, sıradan çocuklar gibi sesli ve hareketli olduklarını bildirdiler. Bunu nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: Bu, iki tarafın da bunlardan yoksun olması nedeniyle oldu. Yaşlılar, hareketli genç çocuklardan yoksundu ve çocuklar, yetişkinlerin onlara verebileceklerinden yoksundu. Hayatın kendini tamamlamasının en iyi yolu budur.

Yetimler, dünyaya ve hayata karşı doğru ve net bir güvenlik ve şefkat duygusu kazanır. Yaşlılar, dünya hissini birçok yönden yumuşatır.

Özel bir bağları olmasa bile, enerjinin aktarımı, dışsal bağlantı ve hatta böyle bir olgunun var olduğuna dair iç görü, tamamen farklı bir resim ve atmosfer yaratır.

Aslında, doğaya göre üç kuşak ile birlikte yaşamak üzere yaratıldık – çocuklar, ebeveynler ve büyükanne ve büyükbabalar. İki nesil yeterli değildir.

Bir çocuğun, ebeveynlerinin onu yaratmış olduğu gibi, ebeveynlerini de onların ebeveynlerinin yaratmış olduğunu görmesi/anlaması gerekir. Böylece sürekliliği, akışı, evrimi görür. Ebeveynlerinin kendi ebeveynleriyle nasıl ilişki kurduğunu görür ve bu, ebeveynlerine nasıl davranması gerektiği konusunda ona bir model teşkil eder.

Büyükanne ve büyükbabasından çok şey öğrenmesi gerekir, çünkü “İsrail, Saba (büyükbaba) ve bilgeliğin” manevi bağlantımızda bütün bir sistem olduğunu biliyoruz ve bu nedenle çok önemlidir. Burada yetimler hakkında konuştuğumuzda, sonuçlar inanılmaz olmalı.

Neden İyi İnsanlara Zor Bir Kader Verilir?

Soru: Neden iyi, dürüst, saf insanlara hayatta ağır yük veriliyor, Koronavirüsle ilgili zorluklar ve benzeri olaylar var, oysa dünyada olup bitenler kötü insanları hiç etkilemiyor mu?

Cevap: Egoist dünyamız o kadar çarpıtılmıştır ki, iyi insanların sadece iyi şeyler ve kötü insanların kötü şeyler elde etmesi gerektiğini düşünmek kesinlikle yanlıştır.

İyilik için çabalayan iyi insanlar, bazen kötü bir kadere, kaderin darbelerine maruz kalırsa bu oldukça doğaldır.  Sonuçta, dünyamız tamamen egoist ve kötüdür.  Ve bu nedenle, ondan bekleyecek iyi bir şey yoktur, özellikle şimdi, bir pandeminin eşliğinde ıslahımızın son aşamasına girmeye başladığımızda.

Şimdi, artan bir şekilde ortaya çıkan, bütünsel dünya ile uyumlu olmak için kendimizi doğru şekilde nasıl değiştireceğimizi bize sürekli olarak öğretecek, böyle dönemler olacaktır.

Soru: Ama bir şekilde buna hazırlanabilir miyiz, bir tür profilaksi yapabilir miyiz?

Cevap: “Profilaksi” iyi bir kelimedir.  Size bir tek şey söyleyeceğim: Biz bu önlemle ilgileniyoruz.

Mesele şu ki,  kişi şu anda doğmakta olan gelecek dünyaya adapte olmalıdır.  Bunun için daha az egoist olmalıyız.  Dolayısıyla mevcut virüs bizi sarsacak ve tamamen farklı insanlar yapacaktır. Üstelik ona nasıl boyun eğeceğimize bağlı olarak, hem kaba hem de hassas herhangi bir şekilde.  Bu bir ilktir.

İkincisi, buna rağmen egoizmimizin üzerinde nasıl birleşeceğimizi öğrenmemiz gerekiyor.  Bu çok zordur.

Aramızda doğru, iyi bir ilişkiye ulaşma arzusuyla birlikte, her şey doğamıza kötülük olarak ulaşmaya başlar.

Şimdi, doğa güçlerinin bizi çok ciddi bir şekilde eğiteceği bir duruma giriyoruz.

Gerekli Asgari Yaşam Standardını Kim Belirliyor?

Soru: Gelecekte, insanların daha fazla tüketmemesi ve kendilerini diğerlerinden daha fazla sevmemesi için, gerekli minimum seviyeyi belirlemesine yardımcı olacak insanlar olacak mı?

Cevap: Hayır. Bu asla olmayacak! Kişi, en uygun şekilde yaşamak ve başkalarına karışmamak için tüketmesi gereken şeyi kendisi hissedecektir.

Soru: Ama en azından geçiş aşamasında da olmayacak mı?

Cevap: Geçiş aşamasında, hayatınızı düzene sokmanıza yardım edilecektir.

 

“Kadın Gücü Zamanı” (BizCatalyst)

BIZCATALYST dergisinde yayınlanan “Kadın Gücü Zamanı” konulu yeni makalem

Realite, eril ve dişil olmak üzere iki güçten oluşur. Aralarındaki dengeli tamamlayıcı etkileşim, çevremizde gördüğümüz her şeyi, tüm evreni yarattı. Ama insanlar farklıdır. İçimizde eril güç bin yıl boyunca baskındı ve acımasız sonuçları aşikardır. Yaşamı yaratan ve onu besleyen dişil güç, sadece birkaç on yıl öncesine kadar insan toplumunda büyük oranda eksikti.

Ama her şey değişiyor. Sadece birkaç on yıl içinde, kadınlar toplum üzerinde neredeyse hiçbir etkisi olmayan işlerden, devlet başkanlıklarına, Uluslararası Para Fonu ve ABD Federal Rezervi gibi en önemli para kurumlarının başkanlıklarına ve diğer önemli pozisyonlara geçtiler.

Bu bir tesadüf değildir.

Tıpkı doğada olduğu gibi, eril ve dişil güçler eşit derecede güçlüdür, ancak belirgin şekilde birbirinden farklıdır ve her biri bütüne kendi yaşamsal katkısını sağlar, insan toplumu şimdi kadınların topluma nasıl olumlu ve yapıcı bir şekilde dahil edileceğini öğrenmelidir.

Şu anda, yönetim pozisyonlarına ulaşan birçok kadın, çoğu durumda eril tutumları benimseyerek bunu yapmıştır. Bu ters etki yaratır çünkü tam olarak ihtiyacımız olan besleyici ve önemseyen dişil niteliktir.

Toplum hala bir öğrenme sürecindedir; dişil unsuru kamusal yaşama katmanın ne anlama geldiğini henüz keşfetmedik. Bununla birlikte, aslında bir örneğimiz vardır: kendi ailelerimiz. Ailede, erkek geleneksel olarak ailenin başı olarak kabul edilir; ancak şimdiye kadar evli olan her erkek, ailedeki gerçek patronun kadın olduğunu itiraf edecektir. Bir kadın, tüm aileyi tek bir birim olarak görme konusunda doğal bir yeteneğe sahip olduğu ve herhangi bir erkekten çok daha iyi görev yapabildiği için, ne yapılması gerektiği ve ne zaman yapılması gerektiğini doğru bir şekilde önceliklendirebilir.

Hane halkında olduğu gibi, iş ve kamu yaşamında da kadınların doğuştan gelen yeteneklerine gereken saygı gösterilmelidir. Durum, bugün onlarca yıl öncesine göre çok daha iyidir, ancak hala iyileştirilmesi gereken çok şey vardır. Kadınlara onları erkek gibi davranmaya zorlamadan, liderlik içindeki haklı yerlerini nasıl vereceğimizi öğrenmemiz gerekiyor – o zaman onların katkıda bulunabilecekleri niteliği kaçırıyoruz- ve eril niteliğin de gerekli olduğu gibi, sadece ikisi birlikte uyumlu bir şekilde çalıştığında refah sürdürebilir.

Gerçekten de, dünya giderek kadının daha fazla başrol oynadığı bir döneme doğru ilerlemektedir ve insanlık sadece bununla kazanabilir. Bununla birlikte, her şeyde olduğu gibi, ona doğru bir şekilde geçiş yapmalıyız ve eril olanları kaybetmek yerine dişil nitelikler de kazandığımızı görmeliyiz, böylece ikisi birlikte insanlık ve tüm yaşam için aile benzeri bir dünya inşa edecektir.

Hayatın Gerçek Değerini Anlamak

Soru: Koronavirüs, bir yandan insan yaşamının değerinin ne kadar büyük olduğunu, diğer yandan, ona bir darbe vurmanın ne kadar kolay olduğunu gösterdi. Bu iki karşıtlık nasıl birbirine geçmekte?

Cevap: Hayatta her zaman olan şey budur. Bir yandan paha biçilemez; öte yandan, değersizdir. Bu paradoksu çözemeyiz çünkü yaşamın gerçek değerini anlamıyoruz.

O, hayvansal seviyede değil, maddesel seviyeden daha yüksek olan manevi seviyede bulunur çünkü o, sonsuz ve mükemmeldir. Sadece orada hayatlarımızı ve özlemlerimizi karşılaştırabilir, ilişkilendirebilir ve tartabiliriz.

Dünyevi yaşamımız hakkında gerçekten hiçbir şey bilmiyoruz. Eylemlerimizin anlamını ya da tutumlarımızın anlamını bilmiyoruz. Bize gerçekten ne olduğunu bilmiyoruz. Bize sanki yaşıyoruz, kalkıyoruz, işe gidiyoruz, eve gidiyoruz, hobilere sahip oluyoruz ve çocukları büyütüyoruz gibi geliyor. Bu hayatta ne yapıyoruz? Hiçbir şey.

Sadece, eğer hayatın anlamını ciddi bir şekilde bilmek ve buna dayanarak ve ona göre hayatımızı inşa etmeye başlamak istiyorsak, o zaman gerçekten var olduğumuzu söyleyebiliriz.

Nede Geride Kalıyoruz?

Soru: Virüs öncesi hayat bize arabalar, cep telefonları, modern tıp, insanlığa tüm faydaları verdi.

İnsanlık yeni bir hayatın içinde mi gelişecek yoksa zirveye ulaştık mı?

Cevap: Hayır, teknik olarak gelişmeye devam edebiliriz, aynı zamanda sosyal olarak da.

Endüstriyel, teknolojik medeniyet, toplumsal gelişime kıyasla çok ileri gitmiştir. Bizler vahşi hayvanlar olarak kalıyoruz ve birbirimizi bastırmak için tüm modern teknolojileri kullanıyoruz.

Aramızda iyi ilişkiler geliştirmemiz gerekiyor ve bu konuda geride kalıyoruz.

Hayatlarımızı Kim Yönetiyor?

Soru: Her zaman kendi hayatımı yönettiğimi düşündüm ama siz, her şeyin Yaradan’dan geldiğini söylüyorsunuz. Bunu nasıl kontrol edebiliriz?

Cevap: Hayatlarımızı dikkatle incelersek, hiçbir şeyi yönetmediğimizi göreceğiz, aslında bazı eylemleri gerçekleştirdiğimizi ve bazı şeyler yaptığımızı düşünsek bile, bu sadece bize öyle gelmektedir. Sürekli şüphe içindeyiz.

Yaradan’ın herkesi yöneten tek güç olup olmadığını kontrol etmenin tek yolu, Yaradan’ı edinme metodunu dikkatle uygulayabilmemizdir. O zaman O, ifşa olur.

Ancak öğrendiğimiz sistem bizlere,  Yaradan’ın karşıtlığında, O’nun eşsizliğinin, güvenirliliğinin karşıtlığında ifşa olur. Sizler bunu, karanlığın arka planına karşı ışığın bir ifşası olarak hissedeceksiniz ve yavaş yavaş bizi yöneten tek bir güç olduğu sonucuna varacaksınız.

Dünyaya Karşı Tutumunuzu Değiştirin

Yorum: İnsanlar iyi duygular ve özgecil sevgiyi kullanma eğilimindedir.

Cevabım: Gerçekten, insanlar bu niteliğe sahiptir. Herkesi kendileri için kullanmak istedikleri açıktır. Ancak bu aynı şeyi yapmamız gerektiği anlamına gelmez.

Eğer hayvansal yaşamının üzerine çıkmak ve bana verilen yıllar boyunca sadece bu hayvansal bedende var olmak istemiyorsam, bedenim varlığını sona erdirmeden önce sonsuzluk, mükemmellik, tüm doğanın algılanması seviyesine şimdi ulaşmak istiyorsam, o zaman dünyaya karşı tutumumu değiştirmeliyim.

Tamamen egoist nedenler için olsa bile, bunu yapmalıyım.

Soru: Bir kişi egoizmini özgeciliğe dönüştürmeden önce kaç yıl geçmesi gerekir?

Cevap: Bu kişiye ve içinde yaşadığı zamana bağlıdır. Zamanımızda, oldukça hızlı olabilir, 5 ila 15 yıl – ama bunlar yıllardır! Onlar yine de yıllardır.

Ne istiyorsunuz? Neden bize veriliyorlar? Hayatınızın sona yaklaştığını hayal edin. Ne için yaşadınız? Tüm iyiliği ve kötülüyü hissetmek için mi? Sonra ne olacak?

Bu nedenle, yılları,  tam olarak ilerlediğiniz hedefe ulaşmak için kullanmanız gerekir.

Eski Değerlerin Üzerine Yükselmek

Soru: Virüsten önceki zamanlarda, kişinin temel değerleri aile, para kazanma, belki küçük bir işletmeye sahip olmaktı, büyük bir şirketten bahsetmiyorum bile. Ve şimdi, insanlar yavaş yavaş kişisel karantinadan çıkmaya başladığında, ne yapılacağı belirsiz. Birçok işletme düzelmeyecek, turizm olmayacak, uçaklar uçmayacak.

Bir insan nasıl yaşabilir? Krizden sonra dünya hangi değerlerle var olacak?

Cevap: Aksine, insanın gerçek değerlere sahip olacağını düşünüyorum. Başka birisi sizden kar edip, milyarlarca dolar kazanırken ve genel olarak bununla hiçbir şey yapmazken, sadece siz çalışın, para kazanın ve harcayın diye işletilen, gezegendeki tüm uçuşlar, satışlar ve diğer gereksiz faaliyetler, bunların hepsi az çok ortalamaya gelecektir. Tamamen değilse de, en azından dedikleri gibi normal bir seviyeye, “ düşecektir, ”

Bu nedenle,  insanlar,  her şeyden önce hayatlarındaki değerleri arayacaklar. Ne için yaşadığınızı soracak ve zaten değerli olan cevabı bulmaya çalışacaksınız. Doğru yolda olduğumuza inanıyorum.

Sonra her şey insanlara bağlıdır, banka hesaplarına bir milyar daha ve sonra bir milyar daha eklemek dışında, hayatlarında herhangi bir değer görmeyen aptallar ve yeni zenginler tarafından teşvik edilen, aldatmalara ve bazı promosyonlara yenilmemek gibi. Umarım insanlar daha yüksek bir şey aramaya başlar.

Ve yüksek değerler hayatımızın içinde değil, üstündedir. Eğer biterse, içinde aranacak ne var? Dahası, hayatta hiç mutluluk olmadığını görüyoruz. Farklı, daha güçlü, ebedi ve mükemmel bir şeye ihtiyacımız var. Bir insan, bu yaşamın tamamını ve ötesinde olanı kavrayabildiği ölçüde, “Bu yaşam ne için? “ sorusuna cevap vermelidir.

Daha fazla bir şey görmeyen hayvanlar gibi, sadece fiziksel varlığımıza önem verseydik, içgüdüsel olarak kendimize güvenir ve bundan memnun olurduk. Bu yeterli olurdu.

Ama kendimizi, dünyamızın dar sınırlarında doğumdan ölüme ve daha fazlasına kilitlemeyi istemeden, biraz daha yukarı bakarsak, o zaman şu soruyu cevaplamamız gerekir: “Hayatın kendisi ne için verilir?”  Varoluşun anlamını arama susuzluğunu gidermek için cevap nerededir?

Doğa hiçbir şeyi boşu boşuna yapmaz. Ve eğer biyolojik olmayan varoluş sorusu bizim içimizde, biyolojik yaşamımızda ortaya çıkarsa, o zaman bizler bunun cevabı bulabiliriz ve bulmalıyız.

Bunun, acil bir istek olarak, içinde ortaya çıkan insanlar vardır ve bu soruyu sorana kadar hala gelişmesi gerekenler vardır; kendilerinden uzaklaştıramazlar ve buna bir cevap bulmak zorunda kalacaklar. Bu kolay değildir. Ama yine de doğanın çağrısında, içimizde meydana gelen bu soruyu ortaya koyma gerçeği harika bir şeydir.

Yeni Bir Hayata Giriş Açık

Koronavirüs hayatlarımızı 180 derece değiştirdi ama kesinlikle onun sayesinde yaşama doğru bir şekilde bakmayı öğreniyoruz. Hayatın anlamı, sabahtan akşama kadar koşmakta, farklı işler çevresinde dönmekte ve tüm egoist arzularımızı ve eğilimlerimizi yerine getirmek için çabalamakta değildir.

Çilecilik’i savunmuyorum ama onunla birlikte yaşamın özüne ve amacına ulaşırsak doyum elde etmek mümkündür ve bu bizim için ana şeydir. Bu nedenle, hayata karşı tutum, her şeyden önce, bizi nereye götürdüğünü keşfetmek istediğimiz şekilde olmalıdır.

Pandemi sırasında, olumsuzluklardan kurtulmak ve hayata olumlu bakmak nasıl mümkün olabilir? Eğer insan, doğanın kendisi için ne hazırladığını anlarsa, insanlığın çok olumlu ve umut verici bir bakış açısıyla karşı karşıya olduğunu düşünüyorum.

Ya da tam tersine, doğa ile mutabık kalmazsak, acı çekeceğiz.  Ve doğa, bize hayatla nasıl doğru bir şekilde ilişki kuracağımızı öğretecek.  Bizler olgunluğa ulaştık ve yetişkinler olarak yeni bir yaşam dönemine giriyoruz.

Yaşamın, bilinmeyenin korkusu, olumlu bir bakış açısı olabilir mi?  Korkmamız gerektiğini düşünmüyorum çünkü şimdi büyümüş ve meslek sahibi olmuş ve hayatımızı yetişkin insanlar olarak inşa etmek zorunda olan, çocuklar durumundayız.

Adam (gever), “üstesinden gelme” – “hitgabrut” kelimesinden gelir çünkü bir adam tüm zorlukların ve problemlerin üstesinden gelir ve hayatını inşa eder: evlenmek, bir ev inşa etmek, çocuk doğurmak ve onlara gerekli her şeyi sağlamak zorundadır.

Hayatımızın bu dönemiyle böyle bir ilişki kurmalıyız, böylece asıl şey, zengin olma, farklı işletmeler açma ve dünya çapında uçma isteği olmaz.  Bütün bunlar mümkün ama asıl mesele, bizim bütün bunları ne için yaptığımızı anlamamızdır.

Yaşamın özüne, onun, kendimize dünya üzerinde yeni, ıslah olmuş bir insanlık inşa etmek olan amacına nasıl ulaşacağımızı bilmeliyiz. Ve çocuklar gibi oynadığımız, birbirimizle yarıştığımız eski formda değil, onları, anlamla dolu başka bir mükemmel ve ebedi yaşama giriş olarak algılamak için, kendimizi ve hayatlarımızı ciddiye alma formunda.

İnsanlık büyüdü ve yetişkin bir şekilde davranmalıdır; Koronavirüs bizden böyle bir davranış talep etmektedir. Hayatımızı daha ciddiye almak için bir çağrı olarak bununla bağ kurmalıyız. Bugün bizim için hayatın amacı haz almaktır.  Ve yarın, yaşamda, bu hayatı ebedi yapmaya dayanan, yeni bir amaç keşfedeceğiz.  Doğanın bizden talep ettiği şey budur.