Category Archives: Grup

Küçük Bir Salda

laitman_2008-12-24_8202_wSoru: Eğer terk eden herkes bağlantımızda bir delik açıyorsa, bizim teknede pek çok delik yok mu?

Cevap: Hayır, bu kişiler bağa katkıda bulunmadılar ve bu bağın içinde bütünleşmeye niyet etmediler. Böylece onları bizden uzağa attık; kısacası denize attık, bizim ortak bencil denizimize, Malhut’a attık.

Soru: Teknede kimler var?

Cevap: Teknede, burada bu teknede olmak isteyenler var. Bu tekne bizi bağlayan, birbirimize birleştiren Masah’dır (perdedir). Bu tekne Kli’nin başlangıcıdır, bu teknede olmamızın birincil nedeni saf olmayan (Sitra Ahra)  güçlerimizin engin denizinde boğulmamaktır.

Teknedekiler ‘kalpteki noktalarımızdır’  ve teknenin altındaki de egomuzun engin denizidir. Tekne koruyucu bir Masah (perde) olarak kullanırız, tıpkı batmamak için kalpteki noktalarımızı birbirine bağladığımız bir sal gibi. Ve etrafımızdaki Sitra Ahra gazabının fırtınalı denizi ile kudurmuş dalgalardır.

06 Şubat 2015 tarihli Günlük Dersin 5. Bölümünden, Baal HaSulam’ın Yazıları

Ruhun Çözünürlüğü (Ayırt Edebilme Gücü)

Kendinizi “Beni endişelendiren nedir?” diye kontrol etmeniz çok önemlidir. Canlı ve iyi olduğum her an endişelerle doluyumdur. Peki, ama ben ne için endişe duyuyorum?

İyi hissetmek için, huzurum, başarılarım için, beni daha mutlu edecek şeyler için, barış ve sükûnet için, güvenlik, beslenme ve ailemin refahı için mi endişe duyuyorum?

Yoksa dostlarım için onların nesi eksik onlar için ne yapılabilir diye bir annenin bebeği için duyduğu gibi bir endişe mi duyuyorum? Vefalı bir dadı gibi grup için endişe duyuyor muyum? Yani endişelerimin amacını hedefini kontrol etmeliyim.

Tüm yaradılış giderek onun içinde fiziksel bir formda ve en aşağılık durumda var olduğumuz bu dünyaya alçaldı. Manevi dünyadan ayrıymış gibi hissediyoruz ki bu gerçekte mümkün olamaz. Ve bu nedenle de bu dünyaya hayali dünya denir.

Pek çok fiziksel nesne ile dolu bir dünyanın içinde var olduğumuzu sanırız. Ancak gerçekte, her şey manevidir, ama biz bunun farkına varıp hissedemeyiz.

İşte bu nedenle her an ne için endişe duyduğumu kontrol etmem çok önemlidir. Manevi dünyaya girmek demek; yiyecek, uyku, sağlık, para ve insanlarla ilişkiler gibi hayatta gerekli ve zorunlu olan şeylerle ilgilenmek ama öte yanda da her zaman bilinçaltımda grubu, Yaradan’ı keşfedeceğim bir yer, Şehina (kutsallık) haline gelmesi için nasıl düzenleyeceğimi dert edinmek demektir.

Grupla ilgilenmeye ve onun için endişe duymaya alışmam ve bundan mutlu olmam gerekir. Eğer endişe duymaktan vaz geçersem o zaman neden dostlarla ilgilenmiyorum diye endişelenirim. Bu bende alışkanlık haline gelmelidir. Bizim dünyamızda alışkanlık ikinci doğamız haline gelir.

Farz edelim ki bana, tanımadığım ve ona karşı hiçbir şey hissetmediğim bir bebek verdiler. Ancak çare yok; bu bebeğe günler boyunca bakmaya ve onun için endişe duymaya mecburum. Onunla ilgilenmeye başlarım ve o benim için önemli biri haline gelir. Sonunda, her an onu düşünmeye başlarım. Grupla ilişkide de bu aynı şeydir. Ancak kararlılık ve düşüncelerimizi sürekli olarak gruba yöneltmek sayesinde mümkün olan bu duruma erişmek zorundayız.

Gruba özen göstermek, ona destek olmak, onun üzerine Işığı çekmek hakkındaki, Yaradan ve Onu memnun etmek hakkındaki tüm bu hoş planlarımdan sonra, kendime Yaradan nerede ve ben bilinçaltımda neredeyim diye sormalıyım. Her zaman tüm bu yaptıklarımı ne için yaptığımı aydınlığa çıkarmalıyım. Bir ödül almak ümidiyle olduğu kesindir, ancak bu beklediğim ödül tam olarak nedir?

Şu anda, kendim için beklediğim ödülü hayal etmeye hazır olmayabilirim. Daha sonra farkına varabilirim ki çabam karşılığında kontrol, saygınlık ve ölümün ve yaşamın ötesine yükselmek, benim için somut ve çok önemli bir şey talep ediyor olabilirim. İşte bu noktada benim için önemli olanın ne olduğunu incelemeliyim: Ödülüm mü yoksa dostlara ve Yaradan’a mutluluk vermek mi?

Ödülden veya hiç değilse ödülün bir bölümünden vaz geçebilir miyim? Ve ödülden vaz geçtiğim zaman onu ün ve saygınlık arayışından başka bir şeyle mi değiştiriyorum?

Yaradan’ı memnun etmek ne demektir? Bunu hangi yolla ve hangi arzuları hissederek yapabilirim? Yaradan’ın benden memnun kaldığını ne yolla hissedeceğim? Arzularımı ve algımı mümkün olduğu kadar parçalara ayırmaya uğraşmam ve bu parçalarla nasıl çalışmam gerektiğini görmem gereklidir. Ne kadar çok parametre (karakteristik özellik) olursa algımı da o kadar çok geliştiririm.

Bu bilgisayar ekranında, ekran çözünürlüğünü belirleyen pikseller gibidir: Bir santimetre karede iki yüz piksel, bin piksel veya on bin piksel olabilir. Ne kadar çok piksel varsa resim de o kadar netleşir.

Aynı şey arzularımızla da olur. Onları sorguladıkça gerçeğe, gerçek algıya daha çok yaklaşırız.

Los Angeles Kongresi, İkinci Gün, 11/1/2014, 4. Dersten alıntı

Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var

Marina R. Bityanova’nın görüşleri (Moskova Open Üniversitesi’nde Psikolojik Destek Eğitim Merkezi’nde Profesör ve dört kitabın yazarı): “İnsanlar uzun bir süre için birlikte çalıştıkları zaman ortak kararlar vermek zorundadırlar – bir uzlaşmaya gelmek için değil, soruna ortak bir görüş geliştirmek için. Uzlaşma ortalama çözümdür ve dolayısıyla hiç kimseye ait değildir. Bir grup kararı geneldir ve bu nedenle herkes tarafından kabul edilmektedir.

Pratik açıdan bakıldığında, bu kararların ortaklaşa kabul edilmiş olması çok önemli bir özelliğe sahiptir: aynı zamanda bu herkesin kişisel bir kararıdır, bu yüzden herkes onları gerçekleştirebilir. Bu sebepten dolayı bir grup kolektif tartışmaya, hayati kararları bir arada almaya teşvik edilmelidir.

Ama grup kararı etkili midir? Belki de kararın başka biri tarafından alınması daha iyidir – sorumlunun, liderin ve sonra gerekçesi için grubu ikna eder.

İnsanlar kompleks ve sağlam bir kararı tartışmalarla almanın daha iyi olduğunu uzun süredir fark etmişlerdir (bilgelerden oluşan bir konsey, yaşlıların toplanması, tartışma odaklı grup), genel bir anlaşmada – fikir birliği. Bir grup eylemi “ortalama” kişinin eyleminden nicelik ve nitelik olarak üstün olmasına rağmen bazen olağanüstü kişiliğe sahip bir kişinin eylemleri kadar etkili değildir.

Grup kararları bireysel olandan daha risklidir; birleşerek insanlar risk almaya karar verir, çünkü bir grup kararı insanları sorumluluğu ve aşırı uçlarda verilen kararların benimsenmesini kolaylaştıran kişisel sorumsuzluğu paylaştıklarını hissettir ve riskin hazine olarak görülmesini sağlar: risk almaya hazırlık durumunu artırır; panel tartışmasında sırasında, grup üyeleri bu hazır duruma sahip olduklarını hedefleyerek göstermektedir.

Grup kararlarının bir diğer önemli özelliği: tartışma sırasında, görüşler ortalama değildir, ama polarize olmuştur.

İç birliğin ve özerkliğin yüksek düzeyine sahip bir grubun düşünce tarzı aşağıdaki özelliklere sahiptir:

–         Yenilmezliğinin bir illüzyonu;

–         Tek mümkün ve doğru olan kişinin kararı için rasyonel bir açıklama vermek arzusu;

–         Rakiplerinin basmakalıp görünmesi;

–         Azınlığa yönelik açık baskı

–         Oybirliğinin bir illüzyonu

–         Grup ruhu bekçileri olarak kendi kendilerini tayin edenlerin ortaya çıkması, v.s.

Çalışmalar göstermektedir ki, iç kohezyon ve üyelerinin kendini memnun etme istekleri olan bu tür gruplar artmaktadır, fakat bu grup kararlarının kalitesini azaltmakta; üyelerinin kendi kararlarını alındığı gruplar, diğer gruplara göre daha yüksek bir kalitedir.

Bu olgu sık sık krizde çalışan gruplarda oluşur, stresli durumlar grup üyelerini grup hedefleri etrafında birleştirmeye zorlayarak, dış dünyaya karşı bir çit oluşturur.”

Benim Yorum: Bir grup birleştirmek istediğinde bütün dünya onun birliğinden faydalanır, içinde negatif nitelikler oluşmaz.

Malhut’tan Bina’ya Uzanan Bir Zincir

Soru: Duamızı nasıl oluşturmalıyız? Üsttekilere, atalara, gruba yardım için bir talepten başlamalı ve kendimizden sadece duanın sonunda mı bahsetmeliyiz?

Cevap: Duamızı tam olarak bu biçimde şekillendirmemiz lazım ve bunu öğrenmeliyiz. Fakat şimdilik, grubun merkezinden geldiği sürece Yaradan’a istediğiniz her biçimde dönebilirsiniz. Kolektif talebimizi giderek daha düzgün biçimde şekillendireceğiz.

Dua basit bir talep değildir. Kendinizi birçok aşamadan kurulu giderek daha hassas bir tutum içine koymak zorunda kalırsınız. Her talep bir uçta sizi bağlayan adaptörlerin, bağlantıların bütün bir zinciridir ve daha sonra talebinizi bir çok kez işler ve sizi bir üst seviyeye adapte eder.

Bu sistem bir bütündür. Dua sadece kelimeler değildir fakat iki kabın düzenidir (bir harf bir kap olduğu için), bir yanda sizle ve diğer bir yanda Yaradan’la uyumludur. Sizinle ilgilenen Bina’daki ZAT‘dan başlayarak, kabuğun dünyalarının sisteminden yükseltirken katıldığınız Malhut’a kadar bu zinciri inşa etmek zorundasınız.

Bunu yapmak için, 22 harflik (İbranice) alfabesini ve “MNTZPCH”ın son beş harfini kullanmanız gerekir, bu sayede doğru bir biçimde düzenlenmiş harflerden oluşan manasına gelen manevi kaplar formunda olan duanız, Yaradan’ı, Bina’daki ZAT’ı edinirsiniz.

Bunu nasıl yapacağımızı bilmeyiz ancak tecrübeyle duamızı oluştururuz. Tapınak döneminde yaşamış olan Kabalistler bizim için Siddur’u (dualar kitabı) hazırladı. Tapınak zamanı Kutsal kapların var olduğu, Malhut ve Bina’nın birbirine bağlı olduğu bir zamandı. Ev Malhut’dur ve Tapınak ise Bina’dır.

O zamanın yüce Kabalistleri büyük Knesset’i (meclis) oluşturdular, bu onların tek bir kapta bağlandıkları ve büyük bir manevi edinim, yücelik, seviyesinde oldukları manasına gelir. Bize Siddur’u hazırlayanlalar onlardır.

Biz bu duaları bir gün edineceğiz ancak Kabalistler onları bizim için önceden yazdılar. Onları anlasak da anlamsak da, onları ifade edersek, bu şekilde düşünerek bile ilerleyebiliriz. Eğer duaları doğru biçimde okursak, bu talepleri manevi bir yolla algılıyoruz demektir, onların içerisinde büyük şeyler görebiliriz.

Kabalistler taleplerini iki yolla ifade ederler: birincisi, harflerin sıralaması manasına gelen kelimelerle ve diğer bir yol ise basitçe dolgusu olan harfler, semboller biçiminde. Her kelimenin formu, özel bir safhada, özel bir Reşimo (izlenim) ile birlikte On Sefirot manasına gelen tüm bir HaVaYaH’tır; ve duaları yazmalarının nedeni budur.

Benim işim Işık için gerekli her şeye, gruba, Rav’a, kitaplara, dağıtıma bağlanmaktır. Başka bir yol yoktur ve bunlar yeterlidir.

Grubun Merkezinden Akan Güç

Soru: Neden bağ kurma bilgeliğinin metodu ile olan paylaşılmış katılım, içsel dayanıklılığı uyandırır?

Cevap: Eğer aranızda küçükte olsa bir bağ uyandırırsanız o zaman Üst Gücün ışıması anında bu bağın içinde ortaya çıkar. İçten çıkan ve zarfının içine sizi kapayan müthiş bir gücü keşfedersiniz. Ve artık hiçbirşey size korkutamaz; tıpkı bir kozanın içinde gibisinizdir.

İşte grubun merkezinden gelen budur. Kendinizi, meyveyi çevreleyerek onu destekleyen yumuşak tabakası ile meyvenin içindeki küçük çekirdekler gibi hissetmeye başlarsınız. Bu, Yaradan’ın sevgisinin sizi kuşatması ve sizin de onu hissetmenizdir. Fakat, bu sadece ciddi gruplar içerisinde gerçekleşir.

Umarım ki, sizler de bu şekilde bir grubun merkezini inşa edeceksiniz, hem bölgesel hem de global olarak ve içerisinde de meyvenin yumuşaklığını ve kutsamasını hissedeceksiniz, o sıcak ve yumuşak sizi çevreleyen görünürdeki sis. Hepbirlikte bunun ile, kişi tamamen yeni bir boyuta giriş yapar ve ölümsüzlük hissiyatını edinir.

10 Mayıs 2014’de yayımlandı

Bariyer’den (Mahsom’dan) Geçiniz

Soru: Gruba geldiğimiz zaman tam olarak açıklanamayan bir özelliğe doğru büyük bir özlem duyuyoruz. Sonrasında bazı tatlar almaya başlıyoruz ve anlıyoruz ki, ihsan etmenin karakteristik özelliklerine doğru çekiliyoruz. Ancak, “Tüm bunları Bir olarak hissetmeye çalışın” dediğiniz zaman son derece korkuyoruz. Kaçmak için bir arzu duyuyoruz, ancak nereye doğru olduğu belirsiz çünkü bu durum bizi arkadan itiyor.

Cevap: Bu gerçekten çok güzel çünkü, kendi doğamıza, ihsan etme ve sevmeden daha zıt durumda olan başka hiçbir şey yoktur. Bundan feci derecede korkarız, bunu istemeyiz ve ona ulaştığımız zaman da arkamızı döner ve geriye gideriz.

Soru: Aslında kendimize bile yardım edemezken, birbirimize nasıl yardımcı olabiliriz?

Cevap: Sadece grup sizi Mahsom’u geçmeniz için yönlendirebilir. Harry Potter filminden bir örneği çok seviyorum. Platform 9 ¾. Buraya ulaşabilmeleri için 9. ve 10. platformları birbirinden ayıran bir bariyerden geçmeleri gerekmektedir. Bu sırada orada bulunan çocuklardan birinin annesi Harry’e şunu tavsiye eder. “Yapman gereken tek şey, direkt olarak bariyere doğru gitmek. Sakın bariyere çarpacaksın diye durma ve korkma, bu çok önemli.” Bu şu demektir, bu engeli görmemelisiniz, o aslında mevcut değil ve bu sayede de onun içinden geçebileceksiniz.

Soru: Fakat, onu görmemek nasıl mümkün olabilir ki?

Cevap: Bağınızda eksiklik var. Eğer kendi aranızda bağlanır ve birleşirseniz, engel ortadan kaybolacaktır. 10’lu gruplarda da kendinizi erittiğiniz zaman, engel olarak gördüğünüz duvar eriyecek ve ortadan kalkacaktır.

21 Mart tarihinde yayımlandı.

Dünya Zohar Haftası’ndan  İntegral Eğitim Kongresi 4 Şubat 2014, Ders 1

 

Kontrol için Düzeltilmiş Arzu

Soru : Dostlarımı kontrol etmek istiyorsam ve aynı arzuyu da diğerlerinde görüyorsam ne yapmam gerekiyor? Bu arzuyu amacın ve grupun faydasına nasıl kanalize edebilirim?

Cevap : Eğer dostlarınıza karşı bir anne ve baba gibi olmak istiyorsanız o zaman tıpkı çocuklarınız için olduğu gibi her dakika onlar için de endişe duymalısınız. Tıpkı küçükler ile birlikteymişsiniz gibi onların kontrolünü alın lütfen. Ancak bu sadece, tamamen küçüklerin faydasına, onların arzularına, ihtiyaçlarına  ve eksikliklerine göre ki bunlar sizin düşüncelerinizi, hareketlerinizi ve arzularınızı belirler, hareket etmeniz koşulunda olabilir.

Onlar sizin başınız ve siz onlar ne istiyorlarsa onu gerçekleştiriyorsunuz. İşte bu Baba ve Anne (Aba ve Ima) olmak olarak adlandırılır. Lütfen, kontrolü ele alın!

28 Şubat 2014’de yayımlandı

Günlük Kabala Dersi, 2.Bölüm, 14 Şubat 2014 , Rabaş’ın Yazıları

Hararetli Bir Tartışma

Soru: Eğer grupta pek çok farklı görüş varsa ve herkes öğretmeni farklı duyar ve farklı anlarsa ve temel değerler konusunda bile anlaşmaya varmak zorsa, grup kişiye üst gücün eşsizliğini görmesi için nasıl yardımcı olabilir ki?

Cevap: Herkes Talmud’u duymuştur, ancak herkes bu kitabın Kabalistik bir kitap olduğunu ve kişinin Yaradan’la bir olmaya erişmesi için uyması gereken kuralları tüm ayrıntıları ile açıkladığını bilmez. Bu kitap büyük Kabalistler tarafından yazılmıştır ve kitabın tümü tartışmalar ve karşılıklı konuşmalar biçiminde yazılmıştır. Birisi bir şey söyler ve bir diğeri başka bir şey söyler, on kişi bir odada toplanmış ve sürekli birbirleri ile tartışıyor gibidir.

Ancak, meseleyi bilen kişi hepsinin aynı şeyi konuştuğunu ve hepsinin de manevi erişim sahibi olduğunu anlar. Herbiri kendi doğasını açıklamaktadır. Doğamızda kişinin aynı şeye bakabileceği ve böylece aynı kavramı kendi bireyselliği yoluyla görebileceği en az on ayrı konum vardır. Bu sadece kimin haklı olduğu konusundaki bir tartışma değil ama ortaklaşa bir birlik kurma konusudur, tüm görüşlerin bileşimi konusudur. Böylece, birbirleri ile tartışıyor gibi görünseler bile bu çalışma sonucunda birbirlerine daha çok bağlanırlar. Bu bağla sonuçta birliğe erişirler.

Elbette, grup içinde her zaman kendinizi birbirinizden farklı hissedeceksiniz. Eğer bu izleniminizi yani herkesin birbirinden farklı olduğunu kabullenirseniz, o zaman birbirinizle tartışıyor gibi hissetmeyeceksiniz.  Boş yere “Yüzler farklıdır, fikirler de farlıdır,”  denmemiştir.  Bu konuda yapabileceğimiz bir şey yoktur.

Ancak herkesin aynı biçimde düşünmesi arzu edilen bir şey midir ki? Bu neye yarar ki? Bu durum onları, insan değil ancak birbirinin aynısı olan vidalar veya birbirinin aynı olan taş parçaları yapar. Herkes eşsiz olmalıdır. Gerçekte, daha gelişmiş kişi diğerlerinden daha çok farklıdır. Tüm bu farklılıklarımızın ötesinde bağ kurmalıyız, çünkü gerçekte bu farklılıklarımızı ötesindeki bağımız sayesinde birliğe varabiliriz. Her kişi belli bir niteliği ifade eder ve bu niteliklerin hepsi ortak olarak birbirine dâhil olduğu zaman genel ve ortak bir tek oluştururuz. Bu “bir tek” kendiliğinden oluşmaz; bunu biz kurmak zorundayız. Bu kırılmanın gerekçesidir. Sonsuzluk dünyasında birlik duygusu yoktu. Bu birliği hissedebilecek hiç kimse yoktu. Ancak kırılmadan sonra dünyalar aşağıya indiğinde ve bu dünyaya düştüğünde herkes birbirinden farklı oldu. Bu birbirimizden farklı olmamız olgusu sayesinde ve bu farklarımızın ötesinde bağ kurmamız sayesinde, kendiliğinden var olmayan bu birlik kavramını kurmaya başlarız.

Bu nedenle grup içinde tartışmalar olması doğaldır, doğrudur ve iyidir. Sormamız gereken soru bu tartışmaları, aramızda birliğe erişmek amacıyla nasıl algılamamız ve kullanmamız gerektiğidir. Birliğimiz içinde “Tek” olan üst gücün eşsizliğini keşfederiz.

14/2/2014 Tarihli Günlük Dersin Hazırlık Bölümünden Alınmıştır

El Yapımı Gerçeklik

Maneviyatta hazır formlar ve tapılacak putlara yer yoktur. Kişi maneviyatı kendikendine inşa eder. Tüm gerçekliği dolduran, iyi ve yardımsever üst güç, sonsuzdur. Sadece tek bir özelliği vardır bu da, iyi ve iyilikseverliktir, sevgi ve ihsan etme.

Ancak sadece bu gücü ifşa eden kişi iyilik ve yardımseverliği, sevgi ve ihsan etmeyi hissedebilir. Bu yüzden, onu ifşa edecek olan yaratılan olmadan, Yaradan hakkında konuşmak imkansızdır. Herşey, sadece yaratılan varlığa bağlı olarak netleştirilir, sadece maneviyatı edinen kişiye bağlı olarak.

Bizler her zaman iki güç sayesinde gelişiriz: alma gücü ve ihsan etme gücü. Gerçeklikte bunun dışında başka birşey yoktur. Sadece üst gücün bize ihsan etme arzusu vardır ki bu da, O’nun yaratılışı belirlemiş olduğuna ve amaca, tanımlara uygun olarak tüm iyiliği bize getirmesi anlamına gelmektedir ve altta olanın gücü vardır bu da alma arzusu anlamına gelmektedir. Bu güç, üst güce zıt durumdadır fakat bu iki birbirine karşı gücün birleşiminden oluşur, onun için ve ona karşı olan, bu iki güç onları gözlemleyenin gözünde birbirini dengelerler.

Bu yüzden, bizim gerçekliğimiz içselliğe ve dışsallığa bölünmüştür. İçsellik bana, kendime ve dışsallık da beni çevreleyen dünya anlamına gelmektedir. Çeken kuvvet ve reddeden kuvvet; artı ve eksi; siyah ve beyaz. Her özelliğin bir zıt özelliği vardır ve eğer gelişmek istiyorsak bu koşulları kurmamız gerekmektedir: onun için olan ve ona karşı olan. Yaratılan varlık olmadan, Yaradan yoktur ve Yaradan olmadan da, yaratılan varlık yoktur. Sadece ikisi olduklarında birbirlerine tutunabilirler.

Bu yüzden, Ubar (embriyo) dediğimiz gelişimimizin ilk şeklini ve onun içinde gelişebileceği rahmi oluşturmamız gerekmektedir. Bu, hem yaratılan varlığın hem de Yaradan’ın şeklini kurmamız gerektiği anlamına gelmektedir. Bu iki güç, bu iki özellik, bizler tarafından sürekli olarak dengelenmelidirler. Bizler bu görevi grup içerisinde yerine getiririz. Tıpkı, gruba göre kişi, genele göre birey ya da annenin rahmine göre embriyo gibi. Grup kendini insanlığa göre bir embriyo gibi dengelemelidir, tıpkı içselliğin, dışsallığa göre olduğu gibi.

18 Şubat 2014’de yayımlandı

Günlük Kabala Dersi’ne hazırlıktan 14/02/14

Grup Arındıran bir Güçtür

Soru: Sürekli olarak sevgi ve ihsan etme üzerine nasıl odaklanabiliriz?

Yanıt: Sevgi ve ihsan etmek üzerine ancak kurtuluşumuz olan doğru bir çevrede odaklanabiliriz. Bu yardımın ne kadar etkili ve eşsiz olduğunu hayal bile edemeyiz, bu tıpkı her niteliğe ve ruhun her bağına kendimizi ayar edebileceğimiz  bir akord cihazı gibidir.

Bir yanda, genel ruha ait kırılmanın sayesinde tüm partiküllerin derinliklerine gömülmüş ihsan etme özellikleri varken diğer yanda bu ihsan etme niteliğinin uyanışını alan ve onunla çalışmaya ve birbirleri ile bağlanmaya başlamaya hazır kişiler vardır. Bağlanmaya ve bir olmaya hazır olmak bağlı oldukları topluluğu, kendini doğru yönde arındırmak ve güçlendirmek isteyenlerin olduğu manevi bir mekanizmaya çevirir.

Fakat bu topluluk sürekli olarak  daha başka nelerin geliştirilebileceğini aramalı ve temizlemelidir. Bu sürekli olan grup çalışmasıdır; herkes diğerleri ile olan bağlantı üzerinde çalışır.

Bütün toplu egoistik, tek birleşmiş topluluk ile yer değiştirir ve sonrasında herkesin içinde çözünmüş olduğu, bu tek sevmenin ve ihsan etmenin birleşmiş niteliği, birçoktan oluşmuş tek bir dev ünite, Üst Gücün yanına gelmesi sayesinde, arındırma gücü haline gelir. Yaradan’a benzer ve O’nunla, O’nun gücü ile, O’nun belirsiz varlığı ile ve sonrasında da O’nun açık ve net varlığı ile tam olarak Grup olarak adlandırılan bu sistem sayesinde formların eşitliği haline gelir.

Ve şimdi onun temsilcileri, bütün grubun gücünü taşıyanlar, halka gidip herkes ile bağlantı kurmak için çalışabilirler.
18 Şubat 2014’de yayımlandı

From KabTV “Sonsuzluk Kitabı’nın Sırları” 9/11/13

Toplam 12 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...10...Son »