Category Archives: Grup

Onluda Bir Sorunu Nasıl Çözebilirsiniz?

Soru: Eğer onluda birlik olmadığı ortaya çıkarsa ve ortak bir görüşe varamazsak, bir sorunu nasıl çözeriz?

Cevap: Hiçbir şeyi çözmenize gerek yoktur. Birbirinizle çalışmaya ve Yaradan’a dönmeye devam etmelisiniz. Bırakın sorunlarınızı O çözsün. Kendi kendinize neyi çözebilirsiniz? Hanginiz o kadar zeki? Ben kimseyi göremiyorum.

Sadece Yaradan tüm sorunları çözebilir.  O, onları verir, ama size sorunların kaynağı dostlarınızdan biriymiş gibi gelir. Hiç de böyle değildir. Tüm sorunların kaynağı, Yaradan’dır. Bu konuda şöyle yazılmıştır: “Ben ilk ve son olanım.” O’na dönün.

Soru: Her dost, O’na bireysel olarak mı yardım için başvurmalı, yoksa hepimiz birlikte mi yapmalıyız?

Cevap: Birlikte daha iyidir.

Grupta bazı problemlerin ortaya çıktığını varsayalım. Bunu çok fazla tartışmayın, ancak basitçe birlikte Yaradan’a dönün, böylece O, sorunu çözecektir. Ve sorunu çözüp çözmemesi sizin için önemli değilse, daha da iyidir. Sizin için önemli olan şey, bu problemin üzerinden O’na dönebilmenizdir.

Eğer bu sorunu, O’na dönmek ve bunun vasıtasıyla Kendisi’ne inatla yapışmak için bir sebep olarak görürseniz, sorunun ortadan kaybolduğunu göreceksiniz. Sorun, sadece bunun için ortaya çıkmıştır.

How Can You Solve A Problem In The Ten?

 

Yaradan’a, Grup Aracılığıyla Hitap Edin

Soru: Gruba dahil olmanın anlamı nedir? Kişi, bu konuda başarılı olup olmadığını kontrol edebilir mi?

Cevap: Birincisi, bu, herkesi bir araya getirmek ve bu bağlamda Yaradan’ı ifşa etmek için gruba olan talebinizin sıklığına bağlıdır.

İkincisi, tüm engellerin üzerinde Yaradan’a kişisel olarak, kendisinden mi dönüyor, yoksa gruba dönüyor ve grup aracılığıyla Yaradan’a mı hitap ediyor? Bunlar farklı şeylerdir.

İlk başta, Yaradan’a bireysel olarak hitap ederiz çünkü bu çok daha kolaydır. Bu tür uygulamalar sürekli olmalıdır.

Daha sonra, aşağı yukarı bir alışkanlık haline gelirler ve bunu sürekli hatırlayarak, sanki kişi Yaradan’a otomatik olarak bağlanır gibi ve her saniye bir dur-başla hareketidir: “evet-hayır, hayır-evet”. Eğer kişi sürekli olarak bu titreşimli ritimle çalışırsa, kişi Yaradan’a grup aracılığıyla bağlanmış olur.

Kişi kendini gruba bağlar, onunla ilerler ve diğerlerinin, dostları “nehrin akıntısı” ndan (Hassadim Işığı ile ilgili) veya “zindan”dan (Hohma Işığı ile ilgili) çıkarmasına yardımcı olur.

Address The Creator Through The Group

 

Onlu — Orada Ruhumu Bulurum

Yaradan sürekli gerçeği benden gizler ve bana O’nu unutmama neden olan çeşitli olaylar gösterir. Bu nedenle, Yaradan kaybolur ve kendimi ve bu dünyayı görürüm; ancak her seferinde kendi gerçekliğimi, hakikate zorla geri getirmem gerekir. O’nun yaptığı her şeyin ötesinde, her şeyi ıslah olmuş forma geri döndürmem ve kendimin ve dünyanın her koşulunun, Yaradan tarafından düzenlendiğini belirlemem gerekmektedir.

Yaradan, sanki hepsini O yapmamış gibi kafamı karıştırır. O’nu her şeyin başına getirmek zorundayım. Hayal dünyası, hayali benlik, tüm bu yanılsamayı yaratan Yaradan’dır. Benim için en iyisi, Yaradan’ın, olan her şeyi yönettiğine karar vermektir. Buna ‘iyi’ denir. Bana olumlu hissiyatlar verdiği için değil, O’nu hükümdar yapmayı başardığım için, O’nu Kral olarak yükseltmekten mutluyumdur.

Gerçek şu ki, Yaradan, her şeyi yönetir ve bunu hislerimde hoş ve nahoş koşullar olarak nasıl algıladığım benim için önemsizdir.

Bir kişi kim olduğu, nereden geldiği ve neden yaşadığı gibi tüm temel soruların cevaplarını bilmek isterse, o zaman bu zaten insan derecesinin başlangıcıdır. Bir hayvan neden hayatta olduğunu sormaz. Bunun hakkında düşünmek istemeyen birçok insan da vardır çünkü  “ne kadar az bilirseniz o kadar iyi uyursunuz”.

Kişi bu hayatta başarılı olmak ister: öğrenmek, bir meslek edinmek vb. Bununla birlikte, bu yaşamın neden bize verildiğini, amacının ne olduğunu, insanın neden yaratıldığını bilmesi gerekirse; ne kadar araştırırsa araştırsın, bu hayatta cevabı bulamayacaktır. Biyologlara, zoologlara, fizikçilere dönebilir ve kimse ona cevap veremeyecektir.

Bilim adamları, maddenin nasıl çalıştığını bilirler. Yine de, maddenin niçin var olduğu, onlar için bilinmezdir; çünkü cevap yukarıdadır, maddenin yukarısında bir sonraki derecede, onun yaratılışından önce olan şeydedir. Eğer bu sorudan rahatsız olursam, o zaman bunu çözmem gerekir çünkü bu benim hayatımı mahvetmektedir. Ne için olduğunu anlamıyorsam, neden bu hayatı araştırmalıyım ki?

Sonunda, kendimi, yeni bir gerçeklik algısı seviyesine göre geliştirmem gerektiğini fark ederim. Eğer gerçekliğin derinliğine girebilseydim, onun sebebini veya kökünü ifşa edebilirdim. Sonra, Kabala Bilgeliği’ni bulurum. Beni yönlendirenin, Kendini ifşa edenin, hangi yöne gidileceğinin ipuçlarını verenin, olayların arkasındaki Yaradan olduğu açıktır.

Kişi, böyle bir çaba gösterdikten sonra, Yaradan ifşa olur. Burada katı yasalar vardır: Nicelik ve nitelik bakımından çabanın ölçüsüne ulaşılır ulaşılmaz, ne kadar yatırım yaptığımıza göre daha yukarı kökü ifşa ederiz. Daha fazla çaba, daha büyük ifşadır. Üst taraftan, gizlenme yoktur; gizlenme bizim yetersiz çabamızdan ileri gelmektedir.

Eğer üst ilahi takdir ifşa olsaydı, bu dünyanın bütün nüfusu otomatik olarak, tamamen erdemli olurlardı. Çaba, kişinin otomatik olarak hareket etmeme, Yaradan’a eşit olma ve sadece ihsan etme dışında kendini düşünmeme konusundaki vaadidir.

Bu yeni Kli, onluda, on Sefirot’ta var olur. O zaman, Yaradan’a dönmek, O’na yakınlaşmak, O’nu düşünmek ve çabalarımızı O’na yönlendirmek için başka bir fırsatımız olmadığını anlarız. Bağ ve iletişim kurabilmek için, Yaradan’a uyum sağlayarak kendimizi yeniden biçimlendirmeliyiz. Bu, ancak kendimizi onluya zorla sokmakla mümkün olur ve onun içinden Yaradan’la eşitliğe ulaşılır.

Yani tüm çabamız, koşulsuzca gruba dahil olmak için olmalıdır. Kendimizi onluya sokarak tüm dünyanın, milyarlarca insanın, tüm evrenin ve manevi dünyaların orada var olduğunu keşfederiz. Dünyamız, onluda var olanlara kıyasla küçük bir kum tanesidir. Orada ruhumuzu buluruz.

The Ten—There I Find My Soul

 

Dostlar Arasında

Eğer dostumla bağ kurmak istersem, Yaradan’ın yardımına ihtiyacım olduğunu anlarım. Yaradan’dan ne kadar çok yardım istersem, O’na bağlılığımı o kadar fazla hissederim. Yaradan’ın dostlarla olan bağımı güçlendirdiği ölçüde, Yaradan’la bağ kurarım, O’nu anlamaya ve hissetmeye başlarım. Bütün bunlar,  Yaradan’ın soyut bir hissinde değil, dostlarla bağımın içinde, insan ilişkilerinde ifşa olur.

Yaradan’ı hissederim, O’na yakarırım, çünkü dostum ile aramda duran bir arabulucu olarak O’na ihtiyacım vardır. Dostumla farklı bağları ifşa edip, hepsini Yaradan’a atfederim. Ben ve dostum arasında, Üst Işığın, Yaradan’ın,  iki kutup arasında akan bir akım gibi doldurduğu, olası bir fark vardır.

Bu formda, Yaradan’a ulaşırım, yani, O’na değil, O’nun eylemlerine, yazıldığı gibi: ‘‘Sizi eylemlerinizden biliriz’’. Yaradan aramızdaki ilişkileri inşa eder ve yıkar, onları kırar, bizi mümkün olan bütün koşullara, karanlık ve kötülüklere yönlendirir, beni ağlatır ve O’na lanet ederim. Ama sonra anlayış, hissiyat, Işık gelir ve birinin diğeri olmadan var olamayacağını anlarım çünkü “….. karanlığın içindeki ışığın avantajı’’ ifşa olur. Bütün bu koşulların bir sonucu olarak, Yaradan’a ulaşmaya başlarım. O gizleniyor olmasına rağmen, varlığını koşullar arasındaki farka göre değerlendirerek ayırt etmeye başlarım.

613. cü emir Yaradan’a sevgisidir. 612 emri yerine getirebiliriz, ama 613. cüyü değil. Son emir yukarıdan gelir.

612 emir, kırılmış ruhun parçaları arasındaki bağın ıslahıdır. 612 ışık, yapıştırılır ve kabın kırık parçalarını onarır. 613. üncü emir, Yaradan’ın kendisinden gelen tam, eksiksiz Kli’ye – Yehida Işığı-  bir ektir. Biz kendimiz bu emir ile ilgili herhangi bir eylemde bulunma yeteneğine sahip değilizdir.

Manevi emir, kişinin komşusunu kendisi gibi sevmesidir. Bunu yaparsak, Yaradan sevgisine geliriz. Fiziksel emirleri ihmal etmem ama asıl mesele bununla ne elde etmek istediğimizi bilmektir. Örneğin ellerin yıkanması, alma işleminden sonra kurtuluş anlamına gelir çünkü tüm hayatımız sadece ihsan etmek olmalıdır.

Yaradan, bütün dostların arasındadır. Dahası bu, aramızdaki mesafe yüzünden, boşluk hissidir – bu Yaradan’ın hissiyatıdır. Bir dosta bakarım ve O’nun benden ne kadar farklı olduğunu, aramızda ne tür bir çelişki olduğunu, hangi eksikliklerin olduğunu görürüm –  bu, aramızdaki Yaradan’dır. Ve eğer doğru bir şekilde çalışırsak, Yaradan’ın bizi birleştirmeye başladığını görürüz. Yazıldığı gibi: “Kadın ve erkek, eğer ödüllendirilirlerse, Şehina (Kutsallık) onların arasındadır.”

Kırılmadan önce, Adam Harişon’ da arzuların birbirine karşılıklı dahil edilmesi yoktu. Fakat ortak ruhun kırılmasından sonra, onun tüm parçaları karıştı ve bir insanın Yaradan’ı derinden anlamasını ve hissetmesini sağlayan, sonsuz sayıda varyasyonda birbirine nüfus etti.

Bundan önce, Yaradan’ın, Adem tarafından hissedilmesi, küçük bir çocukta olduğu gibi “sünnet edildi”.  Yaradan’ın derinliklerine nüfus edecek araçlara sahip değildi. Ve kırılma ve onların ıslahı için çalışmayı ve Yaradan’dan yardım talep etmeyi gerektiren tüm parçaların içi içe geçmesi nedeniyle, kişi Yaradan’ın manevi dünyasıyla tanışır ve O’nun derinliklerine nüfus eder.

Kırılmadan önce Adem, ışığı sadece Partzuf’un bedenine Nefeş-Ruah seviyesinde aldı. Fakat kırılma sayesinde, yansıyan ışığı, perdeden başa (Peh de Roş) yukarıya, sanki Yaradan’ın içine giriyormuşuz gibi yükseltebiliriz. Ve sonra Işık, yukarıdan aşağıya, yansıyan Işığın bu yüksekliğine, Yaradan’a ulaşma yüksekliğine kadar yayılır ve O’na kendi içimizde ulaşırız. Bu Yaradan’la birleşmenin, ortak katılımımızın ölçüsünü belirler: başta Yaradan’a ulaştığımız ölçüde,  bu ölçüde manevi Partzuf’un formu vasıtasıyla O’nunla bütünleşiriz.

Ve bütün bunlar, dostlar arasındaki bağda başlar ve biter. Bu bizim tek hedefimizdir, aksi halde, yaratılışın amacı bu olmaz, ama bunun yerine başka tür bir şey olurdu. Bu bizim yaratılışa tavrımızı belirler ve son nesil olarak adlandırılma hakkına sahip olup olmadığımızı gösterir.

Çözüm sadece onlunun içindeki bağdadır. Bu arada, aramızdaki ayrılığın, karşılıklı reddetmemizin üstesinden gelemeyiz. Onludaki bağımızda tüm cevapları almak isteriz. Dünyada ne olursa olsun onluya bakarım ve oradan her bir cevabı alırım. Kendimi bu şekilde ayarlarım ve sonra birden bire sorularımın her birine cevap verebilecek gerçek bir sistem olduğunu hissederim.

Dünyada ve kişisel olarak bana olan her şey, onluda olanların bir sonucudur. Bu, daha sonra ailemde, işte ve bütün dünyada tüm sonuçları doğuran, içsel bir nedendir. Sadece onlunun içine bakmak gerekir: ne ölçüde birleştik ya da birlikten yoksunuz – dünyanın her bir köşesinde olan şeyler, kökünden gelen bir dal gibi, bağlıdır.

Between The Friends

 

Yaradan’ı İfşa Etmek İçin Tek Fırsat

Soru: Eğer içimdeki ve dışımdaki her şey beni kontrol eden sistemin parçalarıysa, o zaman neden kesinlikle dostlarımla bağ kurarak kendimi ve sistemi kontrol edebilirim?

Cevap: Çünkü onlar bu bağı aramak için sizinle birlikte giderler. Gruptaki her dostunuzu alın ve onlarla bağ kurmaya çalışın.

Hepimiz farklıyız, kimse kendisi için özel dostlar sipariş etmez. Gruptakilerle bağ kurun.

Hepimiz tek bir sistemdeyiz ve birbirimize uyacak şekilde önceden tasarlandık. Bu nedenle, yukarıdan bu şekilde birleştirildik. İçimizde bir manevi potansiyele sahibiz. Üst ışık, onun etkisi vasıtasıyla bizi Yaradan’ın ifşasına çeker.

Soru: Bunu Kabalistik çevrede hissetmek daha mı kolaydır?

Cevap: Sadece kolay değil. Tek fırsat budur.

The Only Opportunity To Reveal The Creator

 

Grubu Hangi Hissiyatlarla Doldurmalıyız?

Soru: Grubu hangi hissiyatlarla doldurmamız gerektiği konusunda bir tavsiyeniz var mı?

Cevap: Sadece olumlu olan hissiyatlarla. Sadece hedef amaçlı olanlarla. Onun hakkında konuşmadan bile dostlarınıza örnek olmalısınız. Hedefe doğru ne kadar çok çabaladığınızı, arzuladığınızı size bakarak görmeleri gerekir. Bununla, onlara ve kendinize harika bir hizmet yaparsınız.

Onlara yaydığınız ilham size geri döner ve sizi ileriye çeker. Hedefe yönelik arzunuzu 620 kez çarpın.

Eğer herkes kendini grup içinde bu şekilde yönetseydi, roket gibi ilerlerdiniz.

Tüm Kabala bilimi, manevi dünyanın ve Yaradan’ın ifşası, sefil ve geçici varoluşumuzdan sonsuz ve mükemmel bir varoluşa çıkış – her şey size açıktır.

What Emotions Should We Fill The Group With?

 

Gruba Zarar Vermemek

Rabaş, “Toplantının Gündemi”: Her biri toplantının amacını ciddi şekilde düşünmelidir yani toplantı ortaya bir his çıkarmalıdır, dostların toplantısını takiben, her birinin elinde kendi kaplarına koyabileceği bir şeyler olmalıdır ve kişi, “Fakat kaplarına hiçbir şey koyma,” formunda olmamalıdır. Toplantı sırasında özellikle özen göstererek oturmazsa, sadece kendisini değil, aynı zamanda tüm topluluğu da bozacağını bilmelidir.

Kişi tüm gruptan alabildiği ölçüde, gruba vermekte yetersiz de kalabilir, yani ona zarar verebilir.

Soru: Bir insanın sahip olması gereken korku bu mudur?

Cevap: Kesinlikle. Bu onun başarısı veya tam tersi olarak kabul edilir. Genel olarak, kişi grupla ilişkisinde olumlu veya olumsuza doğru gidebilir.

Soru: Öyleyse eğer grupla ilişkimde hedefe doğru yatırım yapmazsam, eylemlerimin ona zarar vereceğinden mi korkarım?

Cevap: Korku sorun değil. Gerçek şu ki, her olumlu veya olumsuz sonuç, gruba ne yatırım yaptığınızdan veya gruptan ne aldığınızdan kaynaklanır. Almak, gruba ilerlemesi için olumsuz bir güç verdiğiniz anlamına gelir. Ancak, ona yatırım yaparak, olumlu bir ilerleme gücü yaratırsınız.

Gerçekte, kendiniz için hiçbir şey almazsınız. Ancak, gruba getirdiğiniz olumlu veya olumsuz gücün çoğu ölçülmelidir ve bu sizindir olan şeydir. Yani grup, eylemlerinizin sonucunu hisseder ve o orada kalır.

Olumsuz güç, kişisel olanlar da dahil eleştiriler, çeşitli tartışmalar ve düşüşler anlamına gelir. Olumlu güçler ise yüksek ruh hali/maneviyat, yolda güvence, ilham vb. dir.

Hem olumlu hem de olumsuz koşullar bir araya getirilmelidir. Ancak olumsuz olanların dikkatle incelenmesi ve çalışmamıza uygulanması gerekir.

Soru: Olumsuz koşulları, nasıl doğru bir şekilde gruba getirebiliriz?

Cevap: Onları doğru bir şekilde dikkatlice incelerseniz, grup bundan faydalanacaktır. Olumlu ve olumsuz faktörler olmadan ilerleme olamaz.

Not To Harm The Group

 

Grupta Atak

Soru: Grupta bir atak yaratabilir miyiz ve bunu nasıl doğru bir şekilde yapabiliriz?

Cevap: Grupta bir atak ancak bir amaç, bir arzu, bir niyet ile bir araya geldiğinizde mümkündür. Arzularınızı net bir şekilde ayırt etmek için kendi aranızda mümkün olduğunca yoğunlaşmaya çalışın ve sonra dua etmeye ve talep etmeye başlayın.

Neyi ne şekilde talep etmemiz gerektiğini düşünün. Birlikte açık ve kesin ifade etmeye çalışın. Birdenbire, birbirinizi nasıl daha çok anlamaya başladığınızı, kalplerinizin nasıl daha da yakınlaştığını,kimlerin nasıl daha net hale geldiğini, ne istediğinizi ve ne için talep etmeniz gerektiğini göreceksiniz.

Birbirinizle konuşun, bunun hakkında konuşun ve tek bir sonuca varın. Bu sonuçla maksimum süre kalmaya çalışın, sizi nasıl değiştirdiğini hissedeceksiniz.

Yani, sadece bir yere telgraf gönderip, bir cevap almıyorsunuz. Sizler, Yaradan’ın sistemindesiniz ve bu çalışma sürecinde, Yaradan’la doğru bir ilişkinin ya da O’nunla doğru bir ilişki kurma arzusunun, sizi nasıl değiştirdiğini hissetmeye başlarsınız. Başaracaksınız!

Attack In The Group

 

Maddi Korku ile Manevi Korku Arasındaki Fark

Korku ölüm korkusu veya belirsizlik korkusu olabilir. Korku ile endişe arasındaki fark nedir?

Kendim için, egoizmim için korkudan dolayı haz alma arzumla çalıştığımda buna korku denir. Eğer Yaradan’a ihsan etme uğruna olan arzumla çalışırsam ve kendimi düşünmeden, O’na ihsan edip etmediğimden şüpheliysem, buna endişe denir.

Korku egoizmimin (benim için) olduğu yerdedir ve endişe Yaradan’ın (Yaradan için) olduğu yerdedir. Korku, inanç eksikliğinin bir sonucudur.

Maddi korku, manevi korkudan yoksunluğumuzu gösterir. Eğer Yaradan korkum varsa o zaman maddi korku için yer yoktur; onu manevi seviyeye yükselteceğim. Bunu neden yaptığım önemlidir: maddi korkudan kurtulmak mı istiyorum yoksa Yaradan’a doğru bir endişeye ulaşmam için teşvik edici olduğundan bu konuda mutlu muyum?

Korku, alma arzusunda ve endişe, ihsan etme arzusunda bir hissiyattır. Bu nedenle korkuyu çok ihtiyatlı, mümkün olan minimal bir şekilde kullanmak gerekir, çünkü bu dostların iyi arzusuna ve Yaradan’ın iyi arzusuna uymaz.

Bizi ileriye çeken itici güç olması ve bizi arkadan iten korkunun olmaması için Yaradan’ın büyüklüğünü ve önemini maksimum seviyede yüceltmemiz gerekir.

Yaradan’ın büyüklüğünü hayal ederim ve bu nedenle, sorundan saklanmak için değil, iyiliğin kaynağına doğru çabalamak için, O’na doğru çaba sarf ederim. Yani, ihsan etme yönüne azami derecede yaklaşmalıyız.

Sizin sadece, Yaradan ile ilgili, iyi ve iyilik yapan O’ndan başkası olmadığı konusunda düşünmeyi bırakacağınızdan, bu dünyaya düşmekten ve O’nu takdir etmek yerine Yaradan’ı unutmaktan, onludan bağınızı kopartmak ve dostlarınızı unutmaktan korkmanız gerekir.

Yaradan’a bağlanmaya hazırımdır, ancak O’nunla bağım grup yüzünden sürekli bozulur. Yaradan değişmeyen bir güçtür, ama ruh yani Onlu, her zaman değişir ve bu yüzden ben, her saniye onu kaybederim. Bu nedenle, ruhumu (Kli), Onlu’mu kaybetme korkusu içindeyimdir. Birdenbire, düşecek ve dalgalı nehirde kapılıp gideceğim ve beni kurtaramayacaklar ya da kazıp beni egoistik hapishanemden çıkaramayacaklar.

Onlu’dan ayrılırsam, bu Yaradan’dan ayrıldığım anlamına gelir. Eğer Onlu’dan ayrılırsam ama Yaradan’ a bağlı olduğumu düşünürsem, bu onun Yaradan değil, fakat tamamen zıt bir yön olduğu ve tüm 180 dereceyi kaybettiğim anlamına gelir, yazıldığı gibi: ‘‘Bana çağrılmadın Ey Yakup.’’

The Difference Between Corporeal Fear And Spiritual Fear

Üçgen: Ben – Grup – Yaradan

Soru: İlk önce ne hissetmeliyiz: Yaradan’ın arzusu (eksikliğini) mu, yoksa bir dostun arzusu mu?

Cevap: Her ikisi de olabilir. Bizler, Yaradan ile yapışmaya gelmeliyiz, yani ihsan etme niteliği ile tam bağa gelmeliyiz. Bu, sadece grup vasıtasıyla başarılabilir.

Bu nedenle, öncelikle onlu ile tam olarak bağ kurmalısınız. Bu ancak Yaradan’ın size bağ niteliğini, merhamet (Hasadim) niteliğini vermesini talep etmeniz durumunda yapılabilir; böylece O, sizleri dostlarınızla birleşebileceğiniz, Saran Işığın (Or Makif) yardımıyla etkileyecektir.

Yaradan’ı dostlarınızla birleşmek için kullanırsınız ve bunu Yaradan’a yapışmak için yaparsınız. Bu, sabit bir üçgendir.

Bu nedenle, her iki şekilde de hareket etmelisiniz. Yani, Yaradan’la yapışmayı başarmak, O’na haz vermek, O’nun için çalışmak için onluyu kullanın; diğer taraftan, onlu içinde birleşin. Bunu yapabilmek için, Yaradan’a dönmeniz gerekir, böylece onlu ile birleşme gücüne sahip olursunuz. Bu üçgende sürekli dönmeniz gerekir.

En önemli şey, “Dost sevgisinden Yaradan sevgisine” gelmektir. Bu nedenle, Yaradan’ı, dost sevgisini elde etmek için kullanın ve dostlardan, ulaşılabilecek en yüksek noktadan, sevgi denilen birlikten, tek bir arzuya ve tek bir niyete dahil olduğunuzda, birlikte bir bütün olarak Yaradan’a yönlendirileceksiniz.

Triangle: Me – Group – Creator