Category Archives: Grup

Grup İçinde Çalışma İle ilgili Sorular

Soru: Arkadaşlarla bağ kurmak ve birlik arasındaki fark nedir?
Onlu grup içinde olduğumuz zaman ne için özlem duymalıyız?
Cevap: Bağ kurmak için duyduğumuz özlem vasıtasıyla birliğe ulaşırız.

Soru: Birkaç erkekle bir gruptayım. Onların üç dördü bütün faaliyetlere katılırken, diğer erkeklerin üç dördü grup faaliyetlerine düzenli olarak gelmiyor. Böyle bir grup bana ihsan edemez, ben de “treni kendi kendime çekmek” istemiyorum. Gördüğüm kadarıyla bir grup sinerji içinde çalışmalı.

Bir grup olmadan manevi dünyaya girmek mümkün mü ya da başkalarına öğretmem ve kendi grubumu oluşturmam mı gerekli?

Cevap: Bunu grubunun içinde üyeyken yapmaya çalış.

Questions About Work In The Group – 1

 

 

Bireycilik Bize Nerede Rehberlik Eder?

Soru: Eğer özgürlüğe duyulan arzu Yaradan’dan geliyorsa, bu programa göre, bireyselliğimiz ve özgürlüğümüz, bugün dünyada bize nerede rehberlik etmekte?

Cevap: Bu bizi, planlarımızın temelsiz olduğunu, hedeflerimizin çıkmazda olduğunu ve mantıklı normal bir hayat sürmedeki yetersizliğimizi hissetmeye ve yani genel bir çöküşün farkındalığına götürüyor.

İnsanlık bu noktaya ulaşıyor ve sonra ilerlemek için tamamen farklı bir yol olduğunu fark etmeye başlayacaktır.

Where Does Individualism Lead Us?

Dostlara Nasıl Yardım Etmeli?

(Her Biri Dostuna Yardım Etti Makalesi Hakkında )

Başkalarının yardımı olmadan ilerlemeye muktedir değilim, sadece dostlarla birlik sayesinde manevi dünyanın, aramızdaki bağda ifşa olduğunu keşfedebilirim. Bizim dünyamızda bazen, güçlü, zengin, nazik veya zeki birinin desteğine ihtiyaç duyarım. Aynı şekilde hayatın amacına saygı duyan, benimle eşit ve bana benzeyen bir kişinin de yardımına ihtiyacım vardır.

Bir dostun diğerine nasıl yardım edebileceğini anlamalıyız. Zengin ve fakir, akıllı ve aptal, güçsüz ve güçlü olduğunda mı bu yardım vardır? Bizim dünyamızda insanlar arasında eşitsizlik olduğunda yardıma ihtiyaç duyulur, bu durumda yardım etme fırsatını keşfederiz. Ne var ki, insanlar eşit olursa destek için de yer olmaz. Bizim dünyamızda yardım, tam olan bir insandan eksikliği olan bir insana doğru uzanır. Peki, hepimiz zengin, zeki veya güçlü vs olduğumuzda?? Biri diğerine nasıl yardım edebilir?

Genel konuşursak, başka birine yardım istemek için yönelmekten heyecan duymuyoruz. Utanç, gurur ve kıskançlık hissediyoruz. Bir şeylere ihtiyacımız olduğunu kabul etmek istemiyoruz ve “ayrılık” için çaba sarf ediyoruz.

Herkes için ortak olan bir şey görürüz: RUH. “Kalbinde endişe olan başkası ile konuşsun” denir. Bu, yüksek ruha hissedilen saygıyladır, zenginlik ya da bilgelikle destek olunabileceği için değil…Yükselmiş ruh hali, “iyiliksever geleceğe” duyulan güvenin sonucudur. Ama bir kişi, kendisini kurtarmak zorunda olduğunu ve bunu yalnız yapamayacağını bilirse depresyona düşer.

Daha doğrusu, dostunun düşüşünü görerek yardımcı olacak tek kişi onun dostudur. “Kişi kendisini hapishaneden kurtaramaz” denir. Hapishane, bizim dünyamız ise, sadece benimle aynı amacı paylaşan bir dost beni bu hapishaneden kurtarabilir ve bana Üst Dünyaya girmem için yardım edebilir.

Daha doğrusu, birinin ruhunu yükseltebilecek (yani ona amaca ulaşmada güven verebilecek ) tek kişi onun dostudur. Bu demektir ki, kişiyi, dostu, bulunduğu koşuldan çıkarıp “geçimini sağlayan” koşuluna yükseltir. Böylece kişi, bir kere daha amacı sanki onun yanındaymış gibi, hayatta daha fazla güven ve bolluk kazanmaya başlar.

Çaresizim çünkü dışarıdan yardım almadan manevi amacıma ulaşamam. Kimseyi zorlayamam ama bana yardımcı olmak isteyen bir dost buldum. O, bilgeliği ve zenginliği ile değil ama ortak amaca ulaşmadaki arzusu ile bana yardım edecek.
Ortaya çıkıyor ki herkes dostuna nasıl yardım edeceğine, dostunun ruhunu nasıl yükselteceğine dikkat etmeli ve bunu düşünmeli çünkü birinin ruhuna saygı duyarak, herkes dostunda “ihtiyaç duyan” ve doldurabileceği bir yer bulabilir.

Bu dostunu eğlendirmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Her bir dostumuzu bu amacın edinilebileceğine dair uyandırmalıyız. Böylece o hayatın ruhu ile dolacak ve onun için bir hapishane olan, günlük hayatın ve bu dünyanın üzerine yükselecek. Birisi böyle bir dosta sahip olduğunda kesin olarak hapishaneden kaçmaya muktedir olduğunu hisseder…

http://laitman.com/2010/09/how-to-help-a-friend/

Firavun Sadece Grubun Merkezinde Görünür

thumbs_Laitman_503_02Kişi, egoizmi ile savaşa gittiğinde, hatırlaması gerekli olan, sadece, kendisine karşı, firavuna karşı, doğasına karşı mücadele etmek için ona yardım edecek olan tüm gücü, içinde keşfedeceği grubun, yanıbaşında olmasıdır.

Şunu hayal etmeliyim, ben kendimin dışında bulundum ve kendime, kendi hayvansal bedenime, dışarıdan bakıyorum. Sonrasında, kendimi grup ile tanımlarım ve oradan vücuduma, tüm karakteristik özelliklerime, arzularıma ve düşüncelerime bakarım ve onu benim firavunum olarak değerlendiririm. Ve bu, bedenim arınana kadar bu şekildedir ve ihsan etmek için standardım olan, ellerin kendinden grubun üzerine doğru olmasıdır. Bu şekilde düzeltmeye ulaşırım.

Beni tutan ve bana önderlik eden grup üzerinden, ihsan etmenin gücünü hissedebilmeyi talep ederim. Tüm bunlar grubun merkezinde bulunur. Eğer Arvut (karşılıklı sorumluluk) yoksa o zaman firavunu keşfedemem.

Günlük Kabala Dersi 1.Bölüm, 2 Nisan 2014, Baal HaSulam’ın Yazıları

Grup Tarafından Şarj Edilmiş

thumbs_laitman_547_06Soru: İsrail’e tatiller ve kongreler için geldiğimiz zaman, eşsiz bir bağ ve mutluluk hissediyoruz. Ve eve döndüğümüz zaman, her şey tamamen bunun tersine dönüyor. Neden bu oluyor?

Cevap: Yurtdışına çıktığımda, çevremdeki toplumun ve bulunduğum yerin değişiminden etkilenmem. Etrafımdaki güzel manzaraların keyfini çıkarırım ancak her dakika kendimin içinde kalırım. Kendi kişisel mikro durumum değişmez.

Ancak sizin probleminiz şu, bir yere gittiğinizde o yerin yerel atmosferinin içine dalıyorsunuz ve bu yüzden de dışarıdan çok güçlü bir etki altına giriyorsunuz ve bu da sizi yoldan çıkarıyor.

Sizi çevreleyen toplumun etkisine daha az kapılmanız gerekiyor. Diyelim ki, etrafınızda birisi sürekli koşuşturuyor, bisiklete biniyor, sizin bir adım daha üstte ve tamamen farklı düşünceler ve beklentiler içinde kalmanız gerekirken bir şeyler yapıyor. Bunu başarmayı öğrenmeniz gerekli.

Eğer buna mümkün olan en hızlı şekilde ulaşmak istiyorsanız, o zaman grup tarafından yeniden şarj edilmeniz gereklidir ve sabahları dersten çıktığınız zaman, dersin bir sonucu olarak sizde doğmuş olan grup hissiyatını, bu sıcaklığı kaybedecek olmaktan dolayı korkmanız gereklidir. En nihayetinde, bizim derslerimiz sadece, bağ kurmak için olan arzuya, Üst Işık’ı davet etmek için  gereklidir.

Birlik için olan özlem, her şeyden önce gelir. Bundan sonra, Işık sizin duanıza bağlı olarak gelmelidir. Ve bundan sonra da, aranızdaki bağda, Yaradan’ı hissetmeye başlarız. Her zaman için bu çalışmanın içinde olmalısınız.

Ancak, eğer dışsal egoistik alanın etkisi altına girerseniz, bu sizin gelişmediğiniz anlamına gelir. Gün boyunca, grubun merkezini hissetme ihtiyacına en azından birkaç kez geri dönmeniz gereklidir.

Günlük Kabala Dersi17/4/2014, Dr. Laitman ile Soru ve Cevap

Küçük Bir Salda

laitman_2008-12-24_8202_wSoru: Eğer terk eden herkes bağlantımızda bir delik açıyorsa, bizim teknede pek çok delik yok mu?

Cevap: Hayır, bu kişiler bağa katkıda bulunmadılar ve bu bağın içinde bütünleşmeye niyet etmediler. Böylece onları bizden uzağa attık; kısacası denize attık, bizim ortak bencil denizimize, Malhut’a attık.

Soru: Teknede kimler var?

Cevap: Teknede, burada bu teknede olmak isteyenler var. Bu tekne bizi bağlayan, birbirimize birleştiren Masah’dır (perdedir). Bu tekne Kli’nin başlangıcıdır, bu teknede olmamızın birincil nedeni saf olmayan (Sitra Ahra)  güçlerimizin engin denizinde boğulmamaktır.

Teknedekiler ‘kalpteki noktalarımızdır’  ve teknenin altındaki de egomuzun engin denizidir. Tekne koruyucu bir Masah (perde) olarak kullanırız, tıpkı batmamak için kalpteki noktalarımızı birbirine bağladığımız bir sal gibi. Ve etrafımızdaki Sitra Ahra gazabının fırtınalı denizi ile kudurmuş dalgalardır.

06 Şubat 2015 tarihli Günlük Dersin 5. Bölümünden, Baal HaSulam’ın Yazıları

Ruhun Çözünürlüğü (Ayırt Edebilme Gücü)

Kendinizi “Beni endişelendiren nedir?” diye kontrol etmeniz çok önemlidir. Canlı ve iyi olduğum her an endişelerle doluyumdur. Peki, ama ben ne için endişe duyuyorum?

İyi hissetmek için, huzurum, başarılarım için, beni daha mutlu edecek şeyler için, barış ve sükûnet için, güvenlik, beslenme ve ailemin refahı için mi endişe duyuyorum?

Yoksa dostlarım için onların nesi eksik onlar için ne yapılabilir diye bir annenin bebeği için duyduğu gibi bir endişe mi duyuyorum? Vefalı bir dadı gibi grup için endişe duyuyor muyum? Yani endişelerimin amacını hedefini kontrol etmeliyim.

Tüm yaradılış giderek onun içinde fiziksel bir formda ve en aşağılık durumda var olduğumuz bu dünyaya alçaldı. Manevi dünyadan ayrıymış gibi hissediyoruz ki bu gerçekte mümkün olamaz. Ve bu nedenle de bu dünyaya hayali dünya denir.

Pek çok fiziksel nesne ile dolu bir dünyanın içinde var olduğumuzu sanırız. Ancak gerçekte, her şey manevidir, ama biz bunun farkına varıp hissedemeyiz.

İşte bu nedenle her an ne için endişe duyduğumu kontrol etmem çok önemlidir. Manevi dünyaya girmek demek; yiyecek, uyku, sağlık, para ve insanlarla ilişkiler gibi hayatta gerekli ve zorunlu olan şeylerle ilgilenmek ama öte yanda da her zaman bilinçaltımda grubu, Yaradan’ı keşfedeceğim bir yer, Şehina (kutsallık) haline gelmesi için nasıl düzenleyeceğimi dert edinmek demektir.

Grupla ilgilenmeye ve onun için endişe duymaya alışmam ve bundan mutlu olmam gerekir. Eğer endişe duymaktan vaz geçersem o zaman neden dostlarla ilgilenmiyorum diye endişelenirim. Bu bende alışkanlık haline gelmelidir. Bizim dünyamızda alışkanlık ikinci doğamız haline gelir.

Farz edelim ki bana, tanımadığım ve ona karşı hiçbir şey hissetmediğim bir bebek verdiler. Ancak çare yok; bu bebeğe günler boyunca bakmaya ve onun için endişe duymaya mecburum. Onunla ilgilenmeye başlarım ve o benim için önemli biri haline gelir. Sonunda, her an onu düşünmeye başlarım. Grupla ilişkide de bu aynı şeydir. Ancak kararlılık ve düşüncelerimizi sürekli olarak gruba yöneltmek sayesinde mümkün olan bu duruma erişmek zorundayız.

Gruba özen göstermek, ona destek olmak, onun üzerine Işığı çekmek hakkındaki, Yaradan ve Onu memnun etmek hakkındaki tüm bu hoş planlarımdan sonra, kendime Yaradan nerede ve ben bilinçaltımda neredeyim diye sormalıyım. Her zaman tüm bu yaptıklarımı ne için yaptığımı aydınlığa çıkarmalıyım. Bir ödül almak ümidiyle olduğu kesindir, ancak bu beklediğim ödül tam olarak nedir?

Şu anda, kendim için beklediğim ödülü hayal etmeye hazır olmayabilirim. Daha sonra farkına varabilirim ki çabam karşılığında kontrol, saygınlık ve ölümün ve yaşamın ötesine yükselmek, benim için somut ve çok önemli bir şey talep ediyor olabilirim. İşte bu noktada benim için önemli olanın ne olduğunu incelemeliyim: Ödülüm mü yoksa dostlara ve Yaradan’a mutluluk vermek mi?

Ödülden veya hiç değilse ödülün bir bölümünden vaz geçebilir miyim? Ve ödülden vaz geçtiğim zaman onu ün ve saygınlık arayışından başka bir şeyle mi değiştiriyorum?

Yaradan’ı memnun etmek ne demektir? Bunu hangi yolla ve hangi arzuları hissederek yapabilirim? Yaradan’ın benden memnun kaldığını ne yolla hissedeceğim? Arzularımı ve algımı mümkün olduğu kadar parçalara ayırmaya uğraşmam ve bu parçalarla nasıl çalışmam gerektiğini görmem gereklidir. Ne kadar çok parametre (karakteristik özellik) olursa algımı da o kadar çok geliştiririm.

Bu bilgisayar ekranında, ekran çözünürlüğünü belirleyen pikseller gibidir: Bir santimetre karede iki yüz piksel, bin piksel veya on bin piksel olabilir. Ne kadar çok piksel varsa resim de o kadar netleşir.

Aynı şey arzularımızla da olur. Onları sorguladıkça gerçeğe, gerçek algıya daha çok yaklaşırız.

Los Angeles Kongresi, İkinci Gün, 11/1/2014, 4. Dersten alıntı

Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var

Marina R. Bityanova’nın görüşleri (Moskova Open Üniversitesi’nde Psikolojik Destek Eğitim Merkezi’nde Profesör ve dört kitabın yazarı): “İnsanlar uzun bir süre için birlikte çalıştıkları zaman ortak kararlar vermek zorundadırlar – bir uzlaşmaya gelmek için değil, soruna ortak bir görüş geliştirmek için. Uzlaşma ortalama çözümdür ve dolayısıyla hiç kimseye ait değildir. Bir grup kararı geneldir ve bu nedenle herkes tarafından kabul edilmektedir.

Pratik açıdan bakıldığında, bu kararların ortaklaşa kabul edilmiş olması çok önemli bir özelliğe sahiptir: aynı zamanda bu herkesin kişisel bir kararıdır, bu yüzden herkes onları gerçekleştirebilir. Bu sebepten dolayı bir grup kolektif tartışmaya, hayati kararları bir arada almaya teşvik edilmelidir.

Ama grup kararı etkili midir? Belki de kararın başka biri tarafından alınması daha iyidir – sorumlunun, liderin ve sonra gerekçesi için grubu ikna eder.

İnsanlar kompleks ve sağlam bir kararı tartışmalarla almanın daha iyi olduğunu uzun süredir fark etmişlerdir (bilgelerden oluşan bir konsey, yaşlıların toplanması, tartışma odaklı grup), genel bir anlaşmada – fikir birliği. Bir grup eylemi “ortalama” kişinin eyleminden nicelik ve nitelik olarak üstün olmasına rağmen bazen olağanüstü kişiliğe sahip bir kişinin eylemleri kadar etkili değildir.

Grup kararları bireysel olandan daha risklidir; birleşerek insanlar risk almaya karar verir, çünkü bir grup kararı insanları sorumluluğu ve aşırı uçlarda verilen kararların benimsenmesini kolaylaştıran kişisel sorumsuzluğu paylaştıklarını hissettir ve riskin hazine olarak görülmesini sağlar: risk almaya hazırlık durumunu artırır; panel tartışmasında sırasında, grup üyeleri bu hazır duruma sahip olduklarını hedefleyerek göstermektedir.

Grup kararlarının bir diğer önemli özelliği: tartışma sırasında, görüşler ortalama değildir, ama polarize olmuştur.

İç birliğin ve özerkliğin yüksek düzeyine sahip bir grubun düşünce tarzı aşağıdaki özelliklere sahiptir:

–         Yenilmezliğinin bir illüzyonu;

–         Tek mümkün ve doğru olan kişinin kararı için rasyonel bir açıklama vermek arzusu;

–         Rakiplerinin basmakalıp görünmesi;

–         Azınlığa yönelik açık baskı

–         Oybirliğinin bir illüzyonu

–         Grup ruhu bekçileri olarak kendi kendilerini tayin edenlerin ortaya çıkması, v.s.

Çalışmalar göstermektedir ki, iç kohezyon ve üyelerinin kendini memnun etme istekleri olan bu tür gruplar artmaktadır, fakat bu grup kararlarının kalitesini azaltmakta; üyelerinin kendi kararlarını alındığı gruplar, diğer gruplara göre daha yüksek bir kalitedir.

Bu olgu sık sık krizde çalışan gruplarda oluşur, stresli durumlar grup üyelerini grup hedefleri etrafında birleştirmeye zorlayarak, dış dünyaya karşı bir çit oluşturur.”

Benim Yorum: Bir grup birleştirmek istediğinde bütün dünya onun birliğinden faydalanır, içinde negatif nitelikler oluşmaz.

Malhut’tan Bina’ya Uzanan Bir Zincir

Soru: Duamızı nasıl oluşturmalıyız? Üsttekilere, atalara, gruba yardım için bir talepten başlamalı ve kendimizden sadece duanın sonunda mı bahsetmeliyiz?

Cevap: Duamızı tam olarak bu biçimde şekillendirmemiz lazım ve bunu öğrenmeliyiz. Fakat şimdilik, grubun merkezinden geldiği sürece Yaradan’a istediğiniz her biçimde dönebilirsiniz. Kolektif talebimizi giderek daha düzgün biçimde şekillendireceğiz.

Dua basit bir talep değildir. Kendinizi birçok aşamadan kurulu giderek daha hassas bir tutum içine koymak zorunda kalırsınız. Her talep bir uçta sizi bağlayan adaptörlerin, bağlantıların bütün bir zinciridir ve daha sonra talebinizi bir çok kez işler ve sizi bir üst seviyeye adapte eder.

Bu sistem bir bütündür. Dua sadece kelimeler değildir fakat iki kabın düzenidir (bir harf bir kap olduğu için), bir yanda sizle ve diğer bir yanda Yaradan’la uyumludur. Sizinle ilgilenen Bina’daki ZAT‘dan başlayarak, kabuğun dünyalarının sisteminden yükseltirken katıldığınız Malhut’a kadar bu zinciri inşa etmek zorundasınız.

Bunu yapmak için, 22 harflik (İbranice) alfabesini ve “MNTZPCH”ın son beş harfini kullanmanız gerekir, bu sayede doğru bir biçimde düzenlenmiş harflerden oluşan manasına gelen manevi kaplar formunda olan duanız, Yaradan’ı, Bina’daki ZAT’ı edinirsiniz.

Bunu nasıl yapacağımızı bilmeyiz ancak tecrübeyle duamızı oluştururuz. Tapınak döneminde yaşamış olan Kabalistler bizim için Siddur’u (dualar kitabı) hazırladı. Tapınak zamanı Kutsal kapların var olduğu, Malhut ve Bina’nın birbirine bağlı olduğu bir zamandı. Ev Malhut’dur ve Tapınak ise Bina’dır.

O zamanın yüce Kabalistleri büyük Knesset’i (meclis) oluşturdular, bu onların tek bir kapta bağlandıkları ve büyük bir manevi edinim, yücelik, seviyesinde oldukları manasına gelir. Bize Siddur’u hazırlayanlalar onlardır.

Biz bu duaları bir gün edineceğiz ancak Kabalistler onları bizim için önceden yazdılar. Onları anlasak da anlamsak da, onları ifade edersek, bu şekilde düşünerek bile ilerleyebiliriz. Eğer duaları doğru biçimde okursak, bu talepleri manevi bir yolla algılıyoruz demektir, onların içerisinde büyük şeyler görebiliriz.

Kabalistler taleplerini iki yolla ifade ederler: birincisi, harflerin sıralaması manasına gelen kelimelerle ve diğer bir yol ise basitçe dolgusu olan harfler, semboller biçiminde. Her kelimenin formu, özel bir safhada, özel bir Reşimo (izlenim) ile birlikte On Sefirot manasına gelen tüm bir HaVaYaH’tır; ve duaları yazmalarının nedeni budur.

Benim işim Işık için gerekli her şeye, gruba, Rav’a, kitaplara, dağıtıma bağlanmaktır. Başka bir yol yoktur ve bunlar yeterlidir.

Grubun Merkezinden Akan Güç

Soru: Neden bağ kurma bilgeliğinin metodu ile olan paylaşılmış katılım, içsel dayanıklılığı uyandırır?

Cevap: Eğer aranızda küçükte olsa bir bağ uyandırırsanız o zaman Üst Gücün ışıması anında bu bağın içinde ortaya çıkar. İçten çıkan ve zarfının içine sizi kapayan müthiş bir gücü keşfedersiniz. Ve artık hiçbirşey size korkutamaz; tıpkı bir kozanın içinde gibisinizdir.

İşte grubun merkezinden gelen budur. Kendinizi, meyveyi çevreleyerek onu destekleyen yumuşak tabakası ile meyvenin içindeki küçük çekirdekler gibi hissetmeye başlarsınız. Bu, Yaradan’ın sevgisinin sizi kuşatması ve sizin de onu hissetmenizdir. Fakat, bu sadece ciddi gruplar içerisinde gerçekleşir.

Umarım ki, sizler de bu şekilde bir grubun merkezini inşa edeceksiniz, hem bölgesel hem de global olarak ve içerisinde de meyvenin yumuşaklığını ve kutsamasını hissedeceksiniz, o sıcak ve yumuşak sizi çevreleyen görünürdeki sis. Hepbirlikte bunun ile, kişi tamamen yeni bir boyuta giriş yapar ve ölümsüzlük hissiyatını edinir.

10 Mayıs 2014’de yayımlandı