Category Archives: Grup

İnsan Tek Başına İlerleyemez

Soru: Tek başına Kabala çalışmak isteyenlere kaynakları okumaları için neler önerirsiniz?

Cevap: Hiçbir şey. İsterlerse çalışabilirler ama kısa bir süre sonra çalışmalarının onlara sadece zihinsel gelişim sağladığı, ancak duygularını geliştirmediği sonucuna varacaklardır. Doğru gelişim ancak Kabalistler’in tavsiyesine göre yani sadece bir grup içinde olabilir.

Bu hem Tora’da hem de bütün kaynaklarda yazılıdır. Eski Babil’de İbrahim’in ana grubunun ve sonrasında 2000 yıl önce İsrail’de Celile’deki Rabbi Şimon grubunun oluşturulma şeklinden örnek almalıyız. Dünyanın herhangi bir yerinde, bir öğrenci başarılıysa, bunun nedeni doğru çevre içinde olmasıdır.

Birbirinizi ilerletmenin yolu hakkında mümkün olduğunca çok düşünmeli ve sadece itici bir rol oynayabileceğinizi ve ruhunuzun diğer tüm dostlar olduğunu anlamalısınız. Sen Malhut’sun ve dostların ise ilk dokuz Sefirot.

Tek başına ilerlemek imkansızdır çünkü egoist doğanızdan çıkmanız gerekir ve bu ancak doğru pratik çalışmayla yapılabilir.

Her Koşulun Üstesinden Nasıl Gelebilirim?

Bana verilen her koşulun üstesinden nasıl gelebilirim? Dostlarımla ilişkilendirirsem her koşulda çalışabileceğimi görürüm. Kendinizi aşağıdan ve yukarıdan, her iki yönden de incelemelisiniz: bir yandan tüm dostlardan daha düşük hissetmek ve aynı zamanda grubun aktif bir üyesi olarak gruba yatırım yapmak.

Bu, aynı zamanda hem en düşük hem de en yüksek koşulda olduğum ve daha sonra kendimi onluya göre doğru bir şekilde inşa ettiğim anlamına gelir. Kendimizi her zaman inşa ettiğimiz manevi Partzuf’a göre kontrol ederiz.

Kendimi onlunun merkezine göre pasifize ederim. Onlu benim teknem, on Sefirot, grubumdur. İçinde birey yoktur, sadece Yaradan’ın kendi şartlarına göre ulaşmamızı istediği ortak bağımız vardır.

O her birimizin içinde sahip olduğumuz tüm nitelikleri keşfetmemiz için içsel koşullar, egoizm ve içsel nitelikler oluşturur ve tüm bu yükle dostlarıma katılırım ve onlarla bir çember, bir küre, bir tekne, manevi bir kap oluştururum.

Herkesin görevi, tüm dostları tek bir kapta birleştirmek, onları kendi nitelikleriyle doldurmak ve bunun kendisine bağlı olduğunu hissetmektir.

Herkesin görevi, tüm dostları kendi nitelikleriyle doldurmak için tek bir kapta birleştirmek ve her şeyin ona bağlı olduğunu hissetmektir. En düşük Sefira olan Malhut yerine, en yüksek Sefira olan Keter olabilirim. Kendimi ve onluyu bu şekilde inceler, dostlarımla bu şekilde çalışırım.

Elbette tüm bunları yapan ben değil, üst ışıktır. Kendimi Yaradan’ın önünde pasifize ettiğim ve benden istediğini yaptığım ölçüde, O’na tutunarak, her şeyi nasıl yaptığını ve bana neler olduğunu giderek daha iyi anlarım.

“Eğitim Nedir?” (Quora)

Eğitim – yani şu anda yetenekler ve bilgi edinme ile ilgili olan eğitim değil, eğitimin doğru biçimi – bize bir eylem çizgisi ve gelecekteki bir duruma doğru bir yön veren belirli bir sosyal çevreyle olan bütünleşmemizdir.

Bir sonraki seviyemizi sosyal çevremizde görmemiz gerekir. Bir sonraki seviyemiz bizi ileriye, uyanmaya, cesaretlendirmeye, motive etmeye ve onun gibi olmamız için bize ilham vermeye teşvik eder. Sosyal bir ortamda değişim bizim için daha kolaydır.

Eğitimciler, duygularımızın ve ruh halimizin çevremize uyum sağlamamız için itici güç olduğu ve böylece toplumu oluşturan birimlerin uyumlu bir grup halinde bir araya geldiği ve bir sonraki seviyemiz olan bir sosyal atmosfer yaratmalıdır.

Uyumlu bir grup, doğası gereği egoist olan yani birbirlerinin zararına haz alma arzularından oluşan bireylerin, yeniden pozitif sosyal varlıklara dönüştüğü ve ihtiyaç duydukları her şeyi barışçıl, uyumlu ve uygun bir şekilde, ancak karşılıklı işbirliği yoluyla sağlayabilecekleri bir toplumla çevreledikleri zaman, mutlak ve karşılıklı işbirliği içinde olduklarını anlamaya başlayan bir gruptur.

Buna göre, böyle bir ortama girerek egomuza belirli bir baskı uygularız. Yani başarılı olmak ve toplumda belirli bir düzeyde saygı görmek isteriz, bu nedenle esas olarak karşılıklı işbirliğine değer veren bir topluma girersek, topluma uyum sağlamak ve toplumun saygısını kazanmak için daha işbirlikçi ve verici olmaya çalışırız. Başka bir deyişle, bencil hedeflerimizin özgecil eylemlerle tatmin edildiğini hissederiz. Sonrasında, böyle bir ortamı ne kadar besler ve ona katılırsak, bizi gerçekten mutlu ve kendine güvenen insanlar olmaya yükseltecek olan değerler, toplumda düzenli olarak desteklenir ve güçlendirilirse bizler verici, işbirlikçi ve özgecil varlıklar olmak için o kadar çok gelişeceğiz. Optimal bir eğitim formunun özü budur.

Ben, Grup, Yaradan

Soru: Yaradan’dan istemek dostlardan istemek anlamına mı gelir?

Cevap: Hayır. Yaradan’dan istemekle dostlardan istemek aynı şey değildir. Yaradan bir dost değildir. “Ben, grup, Yaradan” deriz, bu da bu üç parametreyi birleştirmem ve bunların birbirine bağlı olduğunu görmeye çalışmam gerektiği anlamına gelir.

Dostlarla nasıl ilişki kurarsanız, Yaradan ile de öyle ilişki kurduğunuzu hayal edin. Dostlarla doğru ilişkiler kurmak için ihsan etme gücüne ihtiyacınız var ve ben bu gücü Yaradan’dan istiyorum.

Öncelikle, Yaradan’a bağlanmalıyım ama bunu yapacak güce sahip değilim ve bu yüzden Yaradan’a (1) dönüyorum, O’ndan bağ kurma gücünü (2) almak için.

Yaradan’a nasıl döndüğüm fark etmez ama dostlarla bağlanmak için bu güce ihtiyacım var çünkü bu olmadan, onlarla hiçbir bağ kuramayacağım. Ben bir bireyciyim ve kimseyle bağ istemiyorum. Kabala bilgeliğine ulaşan insanlar mutlak bireyselcilerdir.

Yaradan’dan talebim, O’ndan grup (3) ile birleşme gücünü almaktır. Bu güçle gruba dönüyorum, grubun etkisini alıyorum ve böylece Yaradan’ı buluyorum. Bu şekilde çalışır (çizimdeki yeşil çizgi).

Bağ kurma gücüne sahip olmak için önce Yaradan’ı kullanırım ve o zaman onu zaten Yaradan olarak keşfederim.

 

Benim Düşüşüm Grup İçin Bir Kazançtır

Benim düşüşüm grup için büyük bir kazançtır çünkü şimdi kırılmadan sonra içimde ilk ortaya çıkan sol çizgiyi, haz alma arzusunu gösteriyorum. Ve gruba, herkesin gittiği yöne bu arzuyla katılırsam, onlara yakıt, arzu malzemesi ekleyeceğim.

Ve bu malzeme üzerinde yukarıdan alacakları ışık herkese ilerleme fırsatı verecektir. Sonuçta, tüm ilerlememiz iki ayak üzerindedir. Ve şimdi Yaradan’ın bana ifşa ettiği yeni büyümüş egoizmimle sol çizgiyi kullanıyorum. Ve grup bana yardım ediyor ve buna sağ çizgiyi ekliyor. Böylece herkes egoist arzusunu gruba getirir ve grup bu arzusunu dengelemesine yardımcı olur ve biz de iki ayak üzerinde ilerleriz.

Bu nedenle, içimizde yeni egoizm açığa çıktığı için utanmamalı ve üzülmemeliyiz. Baal HaSulam “Günahkarların, egoist düşüncelerin ve arzuların ifşa edilmesine sevindim çünkü bu, daha fazla ilerlemenin temelidir.” diye yazmıştır.

Yaradan’la Birleşilecek Tek Yer

Eğer başarı görmüyorsam bu, grupta çalışmadığım anlamına gelir. Yaradan’ı tek başına ifşa etmek imkansızdır. Bunu yapabilmek için onluda olmalısınız.

Kişi grubun, grup da Yaradan’ın içindedir. Grubu atlayıp Yaradan’a geçemem, önce grupla bağ kurmalıyım, ancak bundan sonra Yaradan’a ulaşabilirim. Sonuçta, Yaradan ile iletişim kurabileceğim kaplara, on Sefirot’a sahip değilim.

Sadece Malhut olan Sefira’ya sahibim, bu yüzden ilk dokuz Sefirot’um olan grubun önünde kendimi pasifize etmem gerekir. O zaman, tam on Sefirot’a sahip olacağım ve onlarla Yaradan’a ulaşabileceğim. Bu bir doğa kanunudur ve başka hiç bir şekilde işlemez. Eğer bir grup içinde çalışmıyorsam, Yardan’ın ifşasına gelemeyeceğim.

Her şey gruba pasifize olmamla başlar. Bu, bireysel algımdan çıkıp gruba dahil olduğum anlamına gelir ve sonra dostlarımla birlikte zaten Yaradan’la yüz yüze geliriz. Bu nedenle şöyle denilir: “Yaratılanların sevgisinden Yaradan sevgisine.”

Grup sadece Yaradan’a yükseleceğimiz bir sıçrama tahtası değildir,  Yaradan’ı içinde ifşa ettiğimiz kaptır. Dışsal arzulara dahil olarak ve kendimi iptal ederek, Yaradan’ı hissetmek için Kli’yi hazırlamalıyım. Kendimi gruba pasifize ettiğim ölçüde, Yardan’ın da tüm yaradılışa aynı şekilde nasıl pasifize olduğunu görürüm.

Bu, doğa sisteminin işlediği katı bir kuraldır ve biz bunu değiştiremeyiz. Bu kuralı kabul edersek Yaradan’ı ifşa edeceğiz, eğer etmezsek O’nu ifşa edemeyeceğiz. Grup Yaradan’ın ifşası için bir kaptır. Neticede ben sadece bir noktayım, bir pikselim ve tek başıma hiçbir şey yapamam. Dostlara ihtiyacım var, tercihen on tanesine.

Üst dokuz Sefirot olan dostlarıma Malhut olarak dahil olurum ve pasifize olmam vasıtasıyla onların egoist arzularını kabul ederim. Sonunda zaten egomun üzerinde dahil olduğum bir Kli’ye sahip olduğum anlaşılır ve böylece Yardan’ı ifşa edebilirim. Dostların geri kalanı, her biri çabasına göre Yaradan’ı ifşa edecektir. Belki ben Yaradan’ı 8. derecede hissederim ve birisi kendini daha fazla pasifize etmiş ve O’nu 15. derecede hisseder, hatta bir diğeri daha da fazla hisseder ve bu 125. dereceye kadar böyle devam eder.

Egoizmimin derinliklerine inerek kendi içimde arayacak hiçbir şeyim yok. Çünkü içimde egoizmden başka bir şey yok. Yardan ancak egoizmin üzerinde ifşa edilebilir. Bu yüzden, gruba dahil olduğumda, beni egoizmimin üzerine yükseltecek bir sıçrama tahtası edinirim.

Dostlarımın belki egoist olmalarına rağmen, eğer onların önünde kendimi pasifize edersem, benim için bir Kli’ye dönüşürler, içinde dışımdaki bir arzuya doğru, Yaradan’a doğru kendimi pasifize edebileceğim bir Kli’ye. Bu yüzden Yaradan’ı bu Kli’nin içinde ifşa ederim.

Yaradan dostların içinde ifşa olur. Dostların ıslah olup olmadıklarının bir önemi yoktur çünkü onlara pasifize olduğum ölçüde ifşa ettiğim dostların nitelikleri değil, Yaradan’dır.

Bu nedenle, grup sadece Yaradan’ın derecesine atlamak için bir araç değildir. Yaradan’la, grup içinde, gruba dahil olduğum ölçüde birleşirim! Sadece bu da değil. Evrende cansız, bitkisel, hayvan ve insan seviyelerinde var olan tüm ortak yaradılış arzusu, Yaradan’ı ifşa ettiğim maddeye dönüşür.

Bu nedenle, her zaman bunun aracılığıyla Yaradan’a ulaşma niyetiyle, mümkün olduğu kadar kendimizi gruba pasifize etmeye değer. Grup içinde herkes, üst gücün orada ifşa olabileceği şekilde, dostlara ilişkin kendi görüşünü inşa eder.

Yaradan’ı Neden Yumuşatamıyoruz?

Yaratılışın amacına yükseldikçe, bize ifşa edilen egoizm daha büyük ve daha saldırgan hale gelir. Yazıldığı gibi: “Dostundan daha yüce olanın eğilimi daha büyüktür.” Biz bu egoist arzuyu ıslah ederiz ve bu şekilde yükseliriz.

Yükselebilmemizin tek yolu, bilgi ağacının günahından yani Adam HaRishon sisteminin parçalanmasından miras aldığımız kırık arzular dağına tırmanmaktır. Yaradan, bize çalışma ve ıslah için bir yer vermek için bu sistemi kasten kırdı.

Düşüş bitmiyor, sadece yoğunlaşıyorsa o zaman onu yeterince ıslah edememişimdir. Bu düşüşle onluya daha da fazla dahil olmam ve bu düşüşü bir yükselişe dönüştürmek için herkesi dahil etmeye çalışmam gerekiyor.

Bizler bu şekilde ilerleriz: bir düşüş, sonra aynı yüksekliğe bir çıkış, sonra daha da derin bir düşüş, daha da yüksek bir yükseliş, ta ki en derin düşüşe gelene kadar ve sonra maksimum yüksekliğe, nihai ıslah seviyesine çıkana kadar yükseliş.

Bu nedenle yükselişin derecelerini tırmanabilmek ve düşüşlerde mümkün olduğunca az kalabilmek için grup içinde kendimizi daha çok güçlendirmemiz gerekiyor.

Mümkün olan her şeyi yaptıysam ama yine de düşüş durumundan çıkamıyorsam, Yaradan bana burada bir duanın eksik olduğunu gösteriyor demektir.

Yükseliş için iki koşul vardır:

  1. Grup içinde bağ;
  2. Yukarıdan yardım.

Yukarıdan yardım alabilmek için düşüşten bir dua yükseltmem gerekiyor, MAN ve yukarıdan yardım almam gerekiyor, MAD. O zaman yükselmek için gücüm olacaktır.

Bütün bunları grup içinde uygulamam gerekir. Eğer kişi bir grupta değilse ve MAN’ı dostlarıyla birlikte yükseltemiyorsa, yukarıdan yardım, MAD alamaz ve yükselemez. Sonra bu yörüngeden çıkar ve eski durumuna geri döner. Grup içinde bağ olmadan daha yüksek bir dereceye yükselmez.

Bu nedenle, egoizminin içinde kalır ve öğretmene, gruba ve Yaradan’a lanet okuyarak içindeki her şeyi tartar. Bunun neden başına geldiğini anlamak için, bu egoizm üzerinde her gün çalışması gerektiği üzerine doğru bir hesaplama yapabilirdi.

Yükseliş için özel bir asansöre ihtiyacımız var: grup içinde bağ ve Yaradan’a bir talep. Asansöre giriyorum yani gruba giriyorum, Yaradan’a dönüyorum ve O sadece beni değil hepimizi birlikte yükseltiyor.

Kabala bize doğanın kanunlarını açıklar. Onlarla hemfikir olsak da olmasak da değiştirilemezler. İlerlemek istiyorsanız, onları inceleyin ve tutun. Doğa yasalarını öğrenmez ve onları tutmazsak, hiçbir şey yardımcı olmaz. Yaradan onlarda hiçbir şeyi değiştirmeyecek. O’nu yumuşatamayacağız ve O’na doğanın kanunlarını değiştirmesi için yalvarmayacağız. Bu asla olmadı ve asla olmayacak. Sonuçta, Yaradan’ın Kendisi doğadır.

Grubun Görevi

Soru: Bir içsel bağ, birbirlerini anlama ve aralarında ilişki duygusunu geliştirmek için gruba hangi talimatı verebiliriz? Bir grup görevi neye benzer?

Cevap: Grubun üyeleri şunları açıklamalıdır:

Bizi ileriye iten nedir?

Yaşamımızın anlamı ve gelişmenin anlamı.

Bireysel ve grup gelişimi arasındaki fark nedir?

Egoizmimiz neden gelişmemize izin vermiyor ama acı getiriyor?

Bağlanmakla ne kazanabilirim?

Her insanın diğerlerinin üstünde, diğerlerinden aşağıda, diğerlerine eşit olması arasındaki karşılıklı ilişki nedir?

Hepimizin bir çemberde eşit olarak birbirimize yöneleceği ve grubun merkezini belirleyeceği böyle homojen bir duruma ulaşıp ulaşamayacağımızı nasıl kontrol edebiliriz?

Merkez ne demektir? “Ben”imin artık olmayacağı, sadece ortak bir “Ben” olarak “Biz”in olacağı yer.

Yeni kimliğimizde ne hissederdik? Herkes kendini veya başkalarını değil, “bizi” hisseder. Buna nasıl özlem duyabiliriz?

Böyle kademeli eğitim, insanları yeni bir durumla tanıştırır.

Aynı zamanda, burada tamamen farklı bir algı düzeyi olduğunu hissetmeye başlarlar. Altıncı bir his ortaya çıkar: “Biz”in içinden gelen his. Ama bu “biz” kesinlikle ortak, kolektiftir ve bugün bunu hayal bile edemiyoruz. Bu sadece kendinden ayrılma değil, herkesin birbirine dahil olmasıdır.

Hangi Düşünce Daha Güçlü?

Soru: Düşüncelerimizle diğer insanları etkileyebilir miyiz ve hangi düşünce daha güçlü, bireysel düşüncemiz mi yoksa grubun düşüncesi mi?

Cevap: Bireysel bir düşüncenin, gerçekten yerine getirilmiş grup düşüncesine kıyasla aslında hiçbir gücü yoktur. Birbirinizle doğru bir şekilde bağ kurarsanız, yaratılış amacına yönelik her ortak düşünceyi doğru ve en iyi şekilde uygulayabileceksiniz.

Bununla birlikte, başka bir düşünceye girerseniz, bu sizi yine de yaratılışın amacına, ancak farklı bir yan yola götürecektir. Tüm insanlık tek bir hedefe doğru ilerliyor, ancak alternatif yollarla, kayalık yollarda ve bu nedenle insanlık asıl görevine, yaratılış amacına yavaş ve kötü bir şekilde ulaşıyor.

Doğrudan ilerleyebileceğimiz bir hedef var, ancak aklımızın yan hedefler tarafından dikkati dağıtılıyor. Ancak bir onluda toplanırsak ve kendimizi doğru hedefe yöneltirsek, sürekli ilerleyeceğiz ve diğer tüm nitelikler, arzular ve koşullar kendiliğinden çözülecektir.

Ortak Bir Bütünün Parçası Olmak

Kabala’da bireysel gelişim yoktur. Kişi kolektifin organize bir parçası haline gelirse, Kabala yardımcı olur.

Gerçek şu ki, egoizmimiz çalışmayı bırakır. Öyle hallerden geçer ki bizi kendi dışına iter.

Bizler bireysel egoist yolu çoktan tamamladık ve insanlığın ne kadar ileri gideceğini bilmediğini görüyoruz. Ancak Kabala, bir sonraki gelişim seviyesinin bireysel memnuniyet, elde etme veya kendiniz için bir tür uygun yer bulma seviyesi olmadığını, kolektif düşünce ve arzulara ulaştığınız durum olduğunu söylüyor.

Tüm kararlar sadece grupta, onluda verilir. On kişi, Yaradan olarak adlandırılan doğanın ortak bütünsel gücünü aniden keşfettikleri özel bir düşünce arzusu ve özlemiyle birbirlerine bağlanırlar. Bu, herkes kendi egoizminin üzerine çıktığında ve diğerleriyle sanki onun bir parçasıymışlar gibi bağ kurduğunda, onların doğru bağı vasıtasıyla ifşa olur.

Bireyselliğin üzerinde yükselerek ve kendi aralarında tek bir ortak bütün inşa ederek, onun içinde, yeni bir algılayıcıda, yeni bir duyguda, doğanın bu ortak gücünü, form eşitliği yasasına göre hissetmeye başlarlar.