Category Archives: Global Kriz

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN GELECEĞİ

SORU: İngiltere’de Avrupa Birliği’ni bırakma konusunda keskin tartışmalar oluyor. Ünlü fizikçi Stephen Hawking ve 150 başka bilim adamı Avrupa Birliği’nden ayrılma konusunda sert muhalefetlerini dile getirdiler. Onlar, İngiltere’deki bilime yapılan parasal desteğin büyümesi ve araştırmaların sayısının da artmış olması dolayısıyla Avrupa Birliği üyeliğine teşekkür edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Sizce İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması gerekiyor mu?

CEVAP: Avrupa Birliği’nden ayrılmanın artık hiçbir anlamı yok çünkü Avrupa Birliği nasılsa yakın zamanda parçalanacak.
Bunlar bir şey belirlemeyen yapay uluslararası topluluklardır.
Aralarında karşılıklı sorumluluk yok , sınırlar kapanıyor ve anlaşmazlıklar, çatışmalar, imalar artıyor. Geçmişte, Avrupa Ortak Pazarı hatta daha açığı borsa Avrupa Birliği’ne bağlı olmasına rağmen, daha önce Avrupa’da ortaya çıkan birliğe yönelik hareket ortadan kayboldu.

Bu yüzden, ne yaparlarsa yapsınlar bu oluşumun zaten yıkılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü içsel birliğe ve insanları birbirine yakınlaştıran ön eğitime değil fakat tam aksine, bu birlikten zengin olmak isteyenlerin ve dahası bunu başkalarına rağmen yapmak isteyenlerin arzusuna dayanıyor .

O halde bu nasıl bir birlik? 25 ek ülkenin kendileri ve harcamaları için daha fazla sermaye yaratmaları için beş ülke tarafından kabul edilmiş ne tür bir ortak Pazar bu? Bu basitçe başkalarının
sömürülmesidir üstelik en kaba haliyle.

Bu şekildeki bir sistem çökmek zorundadır. Doğa onları kasten bu duruma itiyor ki, önceki nesillerde insanları fethetmek mümkünken bu çeşit bir birliğin dünyada var olamayacağını fark etsinler. Hatta Sovyetler Birliği bile Sosyalist Cumhuriyetleri Avrupa Birliği’nin denediği gibi benzer biçimde bir arada tutamadı. Avrupa Birliği de dağılacak çünkü kimin kuruluşu egoya dayanıyorsa tamamiyle aynı sistemdir.

Bir birlik sadece insanlar o birliğe hasret duyarlarsa başarılı olur. Tabandan gelmeyen bir birliğe dayalı tüm kurumlar parçalanır. İhtiyaç hissi, birliğin yararlı olacağına dair duygu aşağıdan gelmelidir. Böylece daha yüksek , manevi bir derece açığa çıkar ve birlik dünyaya daha çok ışık getirir.

İnsanları eğitmek zorundaydılar. Ama bunun için insanlara bir şekilde öğretmek ve taban seviyesinden hiç olmazsa birazcık eğitmek için Kabala Bilgeliği’ni keşfetmek gereklidir aksi halde her şey başarısızlığa mahkumdur.

Bu nedenle İngiltere sessizce Avrupa Birliği içinde kalabilir çünkü yakında tamamen sona erecek.

İÇİMİZDEKİ TERÖRİST

SORU : Araplara karşı tutumunuz nedir?

CEVAP: Özel bir şekilde kimseyle ya da herhangi bir şeyle ilgili değilim. Herkesi kuklalar olarak görüyorum. Bana bıçak çeken kişi bile üst güçler tarafından yönetiliyor. Biri sizi öldürmekle tehdit ettiğinde önce siz onu öldürmelisiniz ve böylece  onu etkisiz hale getirmek için başka çarem yoktur.

Ne var ki, onu bir kere yakalayıp bağladığımda nasıl bağ kuracağımı ve Yahudilerle birliği düşünmem gerekir. O zaman Arap’ın bağını çözebileceğim ve o bizimle dans edip sevinecek.

SORU: Bu şu mu demek, onu öldürürseniz sorunu çözmezsiniz?

CEVAP: Öldürmek hiçbir zaman hiçbir problemi çözmez. Ama hayatınız tehlikede ise TORA’da şöyle denir; “ Biri sizi ölümle tehdit ediyorsa siz onu önce öldürmelisiniz”.

SORU: Bu çatışma ne kadar daha devam edecek sizce?

CEVAP: Aramızdaki bağ ve birlik ile biz ıslah olana kadar devam edecek .

Dışımızdaki çatışma içimizdeki çatışmayı gösterir. Teröristler ve sabotajcılar içimizde. Onlar aramızdaki bağı yok etmek isteyen kendi arzularımız. İçimizdeki içsel zarar vericileri yok edersek dışımızda da yok olacaklar.

KANLI HABERLER

YORUM: Ünlü bir bloger dünyada olan bitenler hakkında insanları şaşırtmanın giderek daha zor olmaya başladığını yazdı. İnsanlar terörle ilgili ya da genç bir adamın bir adamı bıçakla deldiği  sık görülen kanlı haberleri sindiriyor ve insanlar artık kayıplar hakkında yas tutmuyor. Çünkü yas tutarlarsa bunu her gün yapmak zorunda kalacaklar.

CEVAP:                Bizler,eski zamanlardan bu yana insanları öldürmeye, insanları sakatlamaya, savaş sahnelerine vs. alıştıklarından beri bu tür görüntülere açlık duyuyoruz. İnsanlık onlarsız yapamaz. Bu sadece modern insanın ihtiyacı değildir insanın kana olan ihtiyacıdır.

Bizler ciddi bir bilinç krizinden geçiyoruz ve gittikçe “sefil hiçler” olduğumuz daha net hale geliyor. Ve bir şekilde bunun kırılmak zorunda. Bu nedenle, internet, farklı problemler, İŞİD ve radikal İslam organizasyonları dünyayı ileriye doğru hızla itiyor. Bunlar evrimin hayati güçleridir. Değişiklikler çok yoğun biçimde ortaya çıkıyor ve biz her şeyi çok hızlı biçimde algılayıp fark ediyoruz. Geçmişte insanlar herhangi bir noktada çağlar boyu saplanıp kaldıysa bugünkü nesil döneminde çok şeye katlanırlar.

SORU: Bu duygu neye yol açacak?

CEVAP: Bu varlığımızın anlamsızlığının kabulünden kaynaklanan büyük bir haykırışa yol açacaktır. Yaşamayı ve ölmeyi , bu hayatı yaşamayı ya da yaşamamayı bile seçebilecek durumda olmayacağız ve böylece egoist doğamız tarafından kontrol ediliyoruz. Var olduğumuz gerçeği yanında bize çaresiz ve değersiz olduğumuzu, nedensiz ve amaçsız var olduğumuzu anlayacak bir akıl da verildi.

Bu belirsiz haykırış insanlıkta ortaya çıkacak ve sonra Kabalistler şunu söyleyebilecek : “Bu durumda ne yapılması gerektiğini biz biliyoruz. Bunu yaklaşık 6000 yıldır bekliyorduk ve bugün bu karanlıktan nasıl çıkılacağını , korkunç umutsuz bir feryadın sevinç nefesine ve sınırı olmayan bir neşeye nasıl  dönüşebileceğini söyleyebiliriz. Bu mümkün. Bu fırsatı sizinle paylaşmaktan çok mutlu olacağız…”

İŞİD’İN GÜCÜ

YORUM : (Tamim Ansary): İŞİD’in gerçek gücü bombaları ve silahları veya korkunç kararlılığında değil. Bu organizasyon, oldukça zeki biçimde , dünya görüşlerini formüle edip bir silah oluşturuyor:  Bu silah,  İslam ve Batı Dünyası arasında süregelen  vahiysel, kıyametsel karşılaşmadır… Kendilerince satanik olan “diğerlerini” silecek ve dünyayı İslam şemsiyesi altında birleştirecekler.

YORUMUM : Modern İslam’ı ne olarak adlandırırsanız adlandırın, dünyada ürettiği ve yaydığı kargaşayı şimdiden görüyoruz. Gerçek İslam’ın ne olduğu da hiçbir değişiklik yaratmaz tıpkı gerçek Yahudilik veya gerçek Hristiyanlıkta olduğu gibi, muhtemelen  gerçek İslam da dünyamızda  hiçbir zaman var olamaz.

İnsanlık herhangi bir fikri zorla empoze etmeden ama tek bir fikri de takdir ederek bir arada yaşamayı öğrenmek zorundadır – bu fikir; tüm farklılıkların ve çelişkilerin üzerinde kapsayıcı bir bağ ve birliktir…

Yeni Dünyaya Doğru Akılcı Bir Yol

SORU : İnsanlık sadece tembel tembel oturursa ne olacak?

YANIT : Elimiz kolumuz bağlı şekilde oturursak üçüncü dünya savaşı başlayacak. Dünya nüfusunun çok azı geride kalacak ve hayatta kalabilen insanların küçük bir yüzdesi, tüm insanlığın yükseleceği yeni gelişim seviyesine ulaşmalarını sağlayacak, aralarında karşılıklı ve doğru işbirliğini kurma metodunu kabul etmeye zorlanacak.

Biz zaten Dünya üzerinde bize cansız, bitkisel ve hayvansal doğada verilenlerden yorulmuş haldeyiz ve şimdi ADAM (İnsan) seviyesine yükselmeye ihtiyaç duyuyoruz.  Adam denen üst dünyaya benzer güç (Domeh) bir sonraki var oluş seviyemizdir.

Görüyoruz ki, bilimde, kültürde, ilişkilerde, ailede ve aramızdaki karşılıklı işbirliğinde bir çıkmazdayız. Dünya boşluk hissi ve var oluşun anlamsızlığı duygusuyla ilaçların içine düşmüş halde. Geçerli paradigma takatsiz halde ve yeni bir değerler dizisi ile yer değiştirmek zorunda.

SORU: Üçüncü dünya savaşı gerçekten “yeniden başlatma sürecini” gerçekleştirmek için gerekli olabilir mi?

YANIT: Neden? Sonuçta bu savaşsız da yapılabilir. Örneğin yaramaz bir çocuk darbeler yoluyla öğrenir. Oysa iyi bir çocuk her şeyi yapmanın en iyi , en hızlı  ve tercih edilebilir yollarını anlar.

Kabala Bilgeliği bu iki olasılık hakkında konuşur. Çünkü bizim için bir sonraki seviyeye ulaşmak, binlerce yıldır sürdüğü gibi otomatik olarak evrimin parçası olan darbelerle  değil, doğru bir idrakin  mantıklı yoluyla da olabilir.

İŞİD’İN HAZİNESİNİ BOMBALAMAK

thumbs_laitman_552_03YORUM: U.S.A. savunma görevlileri; CNN’e Amerika’nın Musul’da İŞİD’e ait milyonlarca doların stoklandığı binayı bombaladığını açıkladılar ve bunun terörizmle savaşta bir dönüm noktası olduğunu söylediler.

CEVAP:  Tabi ki her şey parayla ilgilidir. Savaş ekonomisi hakkındaki bütün kitaplar bir savaşın maliyetinin ne kadar olduğunu ve bir savaş başlatmanın mümkün olup olmadığını tartışır. Bu nedenle bu hamleden kurtulmak zordur. Yeni bağlantılar ve para akışları kurulmak zorundadır, sonuçta milyonlarca dolardan bahsediliyor!

Bu olayın savaşta bir dönüm noktası olması mümkündür ama bu dönüm noktası, Şiiler ve Sünniler arasında, İran’a karşı Suudi Arabistan’da ve tüm geri kalan alanda  geniş ölçekli kargaşanın başlamasıdır. Sonuçta bu hamle sessiz olmayacak.

SORU: İŞİD’in bu şekilde bertaraf edilebileceğini düşünüyor musunuz?

YANIT : Prensipte herhangi bir şekilde kazanmak mümkün değil. Eski Roma’dan başlayarak tarih bunu kanıtlıyor. Roma ateş ve kılıçla, Yunanistan ise felsefesiyle hareket etti. Bütün bunlar yenilemez.

Tarih boyunca gördüğümüz gibi yapabileceğimiz tek şey, o zamandan beri birleşmektir aksi halde yenilen, daha sonra sizi yener… Buradaki problem basittir, ihtiyaç duydukları parayı elde ettikleri an tekrar savaşmaya başlayacaklar ve savaşı Avrupa’ya götürecekler. Bu tabi ki çok para tutacaktır ama bu ideoloji arkasında çok güçlü insanlar var ve para İŞİD’e hizmet edecektir.

Amerika’nın bu ve benzeri eylemlerinin herhangi bir şeye nokta koyacağını düşünmüyorum. Problemin manevi kökeni dikkate alınmazsa, sorun şimdiki formunda olmasa da başka bir formda devam edecektir.

İŞİD’in manevi kökleri; fetih ve yıkım uğruna birliktir. Bunun karşısına MANEVİYAT UĞRUNA GELİŞİM dikilmelidir. Çünkü egoistik olarak gelişebileceğimiz başka hiç bir yer  yoktur.

Tüm İnsanoğlu İçin Izdırap

thumbs_laitman_538“Son Nesil” makalesi ilgi çekicidir, çünkü bu makalede Baal HaSulam öğrencilerine ya da çağdaşı olan Kabalistlere değil, sıradan halka hitap eder. Pragmatik bir görüş açısı ile onlara döner ve tüm insanlığı bir köprüye doğru hızlanan bir trende bulunan yolcularla karşılaştırır, ancak ileride köprü yerine kaygan bir yokuş onları bekler ve Baal HaSulam bize bu kaygan yokuşa düşmememiz için ne yapmamız gerektiği konusunda öğütler verir.

Aynı zamanda Baal HaSulam’ın insanlık için ne kadar endişeli olduğunu da hissederiz, çünkü o ileride insanlığın yok olabileceğini görür. Bize yaradılışın ne pahasına olursa olsun yerine getirmesi gereken bir planı olduğunu anlatır. İnsanlığı mümkün olan en iyi duruma getirmeden önce korkunç ızdıraplı bir yoldan geçirecektir. Baal HaSulam bize insanlığın bu acılardan nasıl sakınacağını anlatır.

“Son Nesil” makalesi onun yazmaya niyetlendiği birkaç çok önemli metinden oluşmuştu, ancak sonra bu görevin onun nesli için olmadığını fark etti. Şüphesiz ki, bu onun için hiç de kolay olmadı. Dünyadaki tüm insanları kendi çocuğuymuş gibi, hatta daha da yakın hisseden, çünkü onları manevi sevgiyle seven ve onların başlarına gelecekleri gören bir insanın içsel dünyasını bizim hayal etmemiz imkânsız. Dünyevi sevgi bencildir, manevi sevgi bencil sevginin tutsağı değildir ve bu nedenle de milyarlarca defa daha güçlüdür.

KabTV, “Hayatımıza Dair”, 18.05.15

Bu Savaş Teröristlere mi yoksa Yaradan’ın Gizliliğine mi?

Soru: Eğer şu anki savaş farklı ideolojiler arasındaki bir mücadele ise, İsrail’deki farklı ideolojiler arasındaki savaş nedir?

Cevap: İlk olarak şunu anlamalıyız ki, bizler üst güç, yaradılışın düşüncesi tarafından yönetiliyoruz ve bu sayede de Islah eden Işığı bizleri kurtarması ve kazanmamız için kullanabiliriz. Ancak nasıl kazanmalıyız?

Tüm bu savaş bir düşman terörist organizasyonu yenmek için değil, tüm dünya üzerinden var olan Yaradan’ın gizliliğini yenmek içindir.

Bunu ortadan kaldırmamız gerekiyor, en azından bir dereceye kadar ve sonrasında hangi dünya içerisinde yaşamakta olduğumuzu, bizlere, tüm yaratılan canlılara neler olduğunu, Üst Gücün bizlerden ne istediğini görebileceğiz. Bu arada, bu da, İslam perspektifine karşıt bir görüş hiç değildir. Bu sadece bir açıklama gerektirmektedir, başka da bir şey değil.

Savaş, iki görüş arasındaki çatışmadır. Bu savaşın özü, her iki tarafın da kendi egosunu kullanarak kazanmak istiyor oluşudur. Fakat şunu anlamalıyız ki, günümüzde bu tarz bir savaşa yer yoktur. Bu savaşın başka bir şey olması gereklidir: bizlerden Yaradan’ın gizliliğini ortadan kaldırmamız istenmektedir. Bizlere gönderilen engeller ile sanki belli bir bölgede belli bir hâkimiyet sürmekte ya da belli bir politik ideolojide olan teröristler ile savaşmakta olduğumuzu düşünmeye zorlanmamız istenmiştir.

Aslında, gerçekte olan, tamamen farklı bir savaştır ve sadece bu yaşanan durum ile bizleri bu şiddetli ani koşullara sokanın Üst Güç olduğunun farkına varabilecek ve bu sayede O’nu ifşa edebileceğiz.

Bizler O’nu sadece, bu güçten gelen her şeyin aslında O’nu ifşa etmek için olduğu ve O’nunla form eşitliğine ulaşmamız için olduğu mesajının toplu dağıtımı ile ifşa edebiliriz. Çünkü bu form eşitliği O’nu ifşa etmek için gerekli olan araçtır.

Üst Güç ile form eşitliği, bizlerin “Dostunu kendin gibi sev” ve kişinin düşmanını, sevdiği kişiye dönüştürmesi koşulunu yerine getirmesini gerektirir. Bu da düşmanları, dosta ve dışsal düşmanları, içsel düşmanlara dönüştürmemizi gerektirir.

20 Temmuz 2014 tarihinde yayımlandı.

Avrupa’da Babil’in Yıkıcı Etkisi

Soru: Neden bağın (bağlantı) gücü bazen güçlü ve bazen güçlü değil? Örnek olarak, Amerika Birleşik devletlerinde, birçok eyaletin birleşimi çok güçlü bir ulus yarattı, oysa Avrupa’daki birlik böyle bir başarı getirmedi.

Cevap: Avrupa’da Babil’in yıkıcı gücü, çeşitli dillerin karışımı ve karışıklılığı etkin.

Soru: Yarattığımız bağlantı gücünün durumu, daha kötü yapmayacağından nasıl emin olabiliriz?

Cevap: Bu dünyanın düzeltilmesi ile ilgili Kabala bilgeliğinin ve bilgisinin serbestçe yaymanın mümkün olduğu bir süre içinde olup olmadığımıza bağlıdır. Bu zamana ulaştık mı, ulaşmadık mı? Bizim için böyle bir soru yok çünkü bu büyük bir Kabalist tarafından yazılmıştır.

Soru: Tüm dünya, bütün kendi katmanlarında, formlarının tümünde, zaten bu yöntemi kabul etmek için olgun hale geldi mi ve etkili bir şekilde idrak etti mi?

Cevap: Dünya bu krizi hissettiği ölçüde hazırdır: ya çocukların eğitiminde, aile içinde, işsizlik ve işte, sosyal ilişkilerin içinde ya da genel ekonomik krizde.

Soru: Avrupa’da kriz hissedilir hale gelmiştir ve bunu durdurmaya çalışıyorlar. Bu çabalar bir kaç yıldır herhangi bir başarı elde edilmeden zaten devam etmektedir.

Cevap: Bu işi kendi başlarına yapmaya asla hazır olmayacaklardır. Her nasılsa, bize öyle geliyor ki, beklersek insanlar hayatları için doğru bilgiyi almaları ve birdenbire bilgeleşmeleri ve arzuyu almaları ve kendi kendilerine anlamaları mümkün olacaktır. Fakat bu asla mümkün olmayacaktır. Kendi kendilerine bir şey anlamayacaklar.

Birden fazla darbe almaları, onları daha iyi ve akıllı hale getirmez, aksine onları daha inatçı ve daha fena yapacaktır. Sadece onlarla birlikte yapacağımız ortak etkinlikler yoluyla ve yöntemlerimiz ile durumu düzeltmek mümkün olacaktır.

Dünyanın Kuantum Algılanışı

Tüm ihtiyaçları ve arzuları ile bütün dünyayı, Sonsuzluk Dünyasının tüm Malhut’unu kendimize bağlamamız gereklidir. İlk önce, kendimize yakın olan tarafları çekeriz, örnek olarak, benzer görüşleri olan ve diğerleri ile bağ kurmak isteyen kişileri: “Herkes, kendi komşusuna yardım etsin.”

Ve sonrasında, bizden daha uzak olan taraflara geçiş yaparız, örnek olarak, kendi dış görünüşümüzü paylaşmayanlar ya da birbirleri ile bağ kurmak için çabalamayanlar ya da yaradılışın amacını ifşa etmek istemeyenler.

Dağıtım, genel toplumun arzularını toplamakla başlar. Küçük, ilkel ve dünyevi görünürler ancak sadece buna benzerler. Üst Partzuf ve altındaki bağlantıda, ikincisi daha küçük bir arzu taşır. Hâlbuki Üst Partzuf, altta olanın isteğine, üstün alttakine karşı hissetmiş olduğu büyük sevgiden dolayı çok önemli ve gerçek bir şey olarak bakar. Bu yüzden, üst, altta olanın ihtiyaçlarını karşılayacak büyük işi yerine getirebilecek hale gelir.

İşte bu şekilde tüm dünyayı kendime iliştirmiş olurum. Denilmiştir ki, tüm dünya bana hizmet etmek üzere yapılmıştır. İnsanlar, ne bu gerçeği anlarlar, ne de bu şekilde düşünürler. Bunun tam aksine, beni reddeder hatta benden nefret ederler. Ancak, bu benim için hiç önemli olmamalıdır. Onların arzularını kabul ederim ve bilirim ki, ben onlara, onların bana davrandıkları gibi davranamam.

Onlar yaşamış oldukları problemler ve savaşlar yüzünden ıstırap çekerken ben de oturup daha bilge olmayı bekleyemem. Bu hatalı bir yoldur ve komşularımızı sevmek ile uyumlu bir davranış değildir. Eğer bu şekilde düşünüyorsanız, bu hala kendi üzerinizde çalışmanız gerektiği anlamına gelir. Bu, ne olursa olsun, çabalarımızı neden diğerleri ile bağ kurmak için devam ettirmemiz gerektiğini açıklamaktadır.

Dik başlı, işe yaramaz, ailesinin sözünü hiç dinlemeyen ve kasıtlı olarak her şeyi yanlış yapan oğulları olan bir aile düşünün. Ne olursa olsun, o hala onların oğullarıdır ve yine ne olursa olsun aile, oğullarını korumak zorundadır. Bu, bizlerin, daha sonra başına ne geleceğini bilmediğinden, hayata küsmüş ve umudunu yitirmiş dünya üzerinde çalışmamız gereken modeldir.

Bu, kendilerini iyi, olağandışı, akıllı, zeki olarak saymayıp, kendilerini zayıf, aptal olarak hisseden ve etraflarındaki dünyada ne olup bittiğinin farkında olmayan, insanlığın gerçek doğasının ifşasıdır. Dünya, gittikçe gerilemekte, daha da alçaklara düşmekte, yiyecek, seks gibi temel birkaç ihtiyaç dışında hiçbir şey insanların ilgisini çekmemektedir.

Eski kültürümüz, uzay programımız, o yüce isteklerimiz, bilim adamlarına, bilgelere, sanatçılara, iyi eğitimli kişilere olan saygımız nereye gitti? 50 yıl kadar önce bunların hepsine sahiptik. Her şey bir anda gitti! İnsanoğlu, sanki bir hayvan topluluğuna benziyor.

İnsanlar, en küçük ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak durumdalar ve ıstırap çekiyorlar. İstatistiklere göre, şu anki refah seviyesi, 100 yıl öncekinden 10 kat fazla ancak aynı zamanda, depresyon, umutsuzluk ve birine ihtiyaç duyma duygusu sürekli olarak büyümekte. Nihayetinde, bunlar doğrudan maddi refah ile ilgili konular değiller.

Sorunlar bizler üzerlerinde çalışalım diye bizlere verilmektedir. Bunu çok açık bir şekilde anlamamız gerekmektedir. Bizlerin dünyayı algılaması tamamen “kuantumdur”. Hepimizin sahip olduğu görev ile arasında büyük bir çelişki vardır: özgür seçimi olan tek kişilerin biz olduğumuzu ve diğerlerinin buna sahip olmadıklarını kabul etmek. Bu kural, istisnasız olarak herkes için geçerlidir. Bu bizleri, tüm dünyanın her birimize bağlı olduğuna ve hepimizin de bu amaca hizmet etmesi gerektiğine yönlendirir.

28 Mayıs 2014 dersine hazırlık kısmından.

6 Haziran 2014’de yayımlandı

Toplam 6 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345...Son »