Category Archives: Global Kriz

Twitter’da düşüncelerim, 11/16/17

Bin yıllık Amerikalıların yaklaşık yarısı Kapitalizmden bıkmış durumdalar ve sosyalist bir ülkede yaşamayı tercih ederlerdi. Neden? Patlayan öğrenci borçlarını; yüksek kiraları; durgun ücretleri; güvensiz işleri düşün.

https://www.newsmax.com/

My Thoughts On Twitter, 11/16/17

 

 

 

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 3

Soru: Avrupa medeniyeti her zaman dünyanın efendisi olan insanın gücüne, yüksek ideallere, özgür düşünceye, eşitliğe, bilimsel yaklaşıma ve bilgeliğe duyulan inanca örnek oluşturmuştur. Öyleyse neden bugün bu ideolojinin bizim için zararlı olduğunu görüyoruz?

Yanıt: Bu dünyadaki her şey doğum, gelişme, refah ve sonra gelen gerileme dönemlerinden geçerek ölüyor. Her şeyin kişinin kendi ellerinde olduğunu iddia eden Avrupa materyalist yaklaşımı, çok yararlı ve akılcı idi. Esasen, bu koşullarda mistik güçlere de ihtiyaç yoktur, yalnızca karşımızda gördüğümüz şeylere inanır, güveniriz.Avrupalı bu yaklaşım, Hindistan ve Arap ülkeleri gibi dünyanın başka bölgelerindeki, odak noktası insan, eğitim ve gelişim üzerinde durmayan diğer felsefelerle karşılaştırıldığında, insanın gelişimine ve insanın kendi hayatına yaklaşımına, büyük katkı sağlamıştır.Etik değerleri, kadınlara erkelerle aynı hakları tanınması, konuşma özgürlüğü ve eşitlik, eğitimin Avrupa’ya getirdiği değerlerdir. Ancak bugün, onlara uzak geçmişte olduğum kadar hayran değilim.Sonuçta, Avrupa’da bugün dahi dini nüfuzun ne kadar güçlü olduğunu, ‘hür irade ve eşitlik’ hakkındaki sloganlarından biliyoruz. Özgürlüğe duyduğu bütün o entelektüel özleme karşın her Avrupalı içinde inançlını korur, inançlıdır ve bu ruh onun içinde yaşar.Tüm Avrupa ideallerinin sembolü olan Fransız Devrimi’nin ev sahibi Fransa’ya gelecek olursak; banliyölere, küçük kasaba ve köylere gittiğinizde, aynı Orta Çağ’da olduğu gibi yaşadıklarını göreceksiniz… Yaşama yaklaşımları aynıdır, kilise aynıdır.Avrupalıların Yahudilerden aldığı ruh onları iki açıdan etkiledi. Bir yandan konuşma ve din özgürlüğü, eğitim ve Avrupa’nın eşitlik ideallerini getirdi, öte yandan Hıristiyan inancını bugüne kadar tüm Orta Çağ öğretileri ve kısıtlamaları ile halk arasında yaşayan gücünü.Aynı kaynaktan çıkan bu iki kuvvet Avrupalılar harekete geçtiklerinde uzlaşmalarına müsaade etmiyor ve anlaşamaya varamıyorlar. Avrupa ruhunu tanımlayan işte budur.Soru: Eğitim ve eşitliğe ilişkin bu muhteşem fikirler neden Avrupa’yı bugün gördüğümüz feci duruma getirdi?Yanıt: Gerçek şu ki bunlar sadece güzel sloganlar, realitede insan içsel olarak hiç değişmedi. Antik çağlardan beri kişi aynı insan olarak hayat sürmekte. Eğer biraz daha eşeler, derine inersek; aynı daha önce de olduğu gibi, orada duran bir barbar ile karşılaşacağız.İnsanlar kazanılmış özgürlüklerini nasıl kullanacaklarını anlayamıyorlar. Bunun anlaşılması için insanlığın geliştirilmesi gerekirdi, böylece eşitlik nedir, ona ulaşmak için hangi kuvvetler gerekir ve insanın kendi egoist doğasına nasıl direnebileceğini bilirlerdi.Olan, bilimsel ve teknolojik bir devrimdi, ancak biri barbar olarak kalabilir ve aynı zamanda atom bombasına da sahip olabilir. Gerçek anlamda gelişme, ehlileşmemiş bir kişinin, insanın vahşiliğinin gelişimini içerir ve Avrupa’da gerçekleşmiş olan bu değildi. İnsanlar sadece güzel konuşmakla değişmezler. Bir insanı içsel olarak değiştirmek için, içimizde var olan doğal egoisttik güce ek olarak, üst kuvvet gerekir.Durum böyle olmadığından, Avrupalılar aynı eskisi gibi kaldı. Hayatlarını iyileştirmek için yaptıkları sadece, güzel felsefeler, edebiyat ve kültürle oynanan oyunlar; başka da hiçbir şey yoktur. Biraz daha derine inersek, 2000 yıl önce ki insanın aynı kaldığını göreceğiz.http://laitman.com/2016/09/sunset-of-the-great-european-civilization-part-3/

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 2

Tapınağın yıkılmasından sonra İsrail halkı tarafından kaybedilen manevi bilgi Avrupa uygarlığının gelişimine özel bir ivme kazandırdı. Avrupalılara istisnai güçte bir şevk ve arzu ile yeni topraklar keşfetme ve geliştirme isteği kazandırdı.

Hristiyan inancını her yere yaymak için yola düşen hacılar insanlara dua etmeyi öğrettiler. O zamanlar tam manasıyla barbar olan Avrupa sakinlerine bilim, bilgi ve inanç götürdüler. Bu din bugüne kadar insanları destekledi. Eski Yunanlılar tüm bilgeliklerini Yahudilerden aldılar. Öncesinde, eski Yunan’da çok tanrılı ilkel inançlar vardı. Antik Yunan efsaneleri ancak küçük çocukları cezp edebilecek kadar naif tir. Bilim ve insan ruhunun gûya derin bir nefesten geliştiği anlayışı da ilkeldir. Antik Yunan, İsrail halkında yaşayan Kabala bilgeliğinden ödünç aldığı fikirler sayesinde yükseldi. Her ne kadar Yunanlılar bundan yalnızca çarpıtılmış, dışsal bozuk fikirler edinmiş olsalar dahi, tam da Avrupa medeniyetini geliştiren ve bugünkü Avrupa’ya biçimini veren şey bu olmuştur aslında.

Bu etki sayesinde, Avrupa bütün dünyaya geçirmeye uğraşacağı bu özel bir ruhu edindi. Avrupalılar yeni arazileri ve kıtaları keşfetmeye gittiler, ancak esas amaçları bu nedenle misyonerlikti ve dini idi.

Dinden bilimin gelişti, simya ve coğrafya Hıristiyan inancının dünyayı fetheden en gerçekçi inanç olduğunu herkese ispat etmek için gerekliydi. Bu Avrupalılar için çok önemliydi. Sömürge savaşları ve fetihlerin başlangıçta elbette sadece dini amaçları vardı. Daha sonradan bu işten ekonomik fayda da sağlayabileceklerini fark ettiler.

Günümüze yakın zamanlarda, deniz yolu ile Çin ve Hindistan’dan İngiltere’ye mallar getirilmeye başlandı ve Süveyş Kanalı’na gereksinim ortaya çıktı.

Burada Hıristiyan dininin bilime geçiş vardı. Avrupa, odak noktasını Tanrı’dan insana, insan ruhuna ve insanlık değerlerine kaydırdı. Bu dönüşümün diğer ülkelerde gerçekleşen devrimler tarafından takip edilecek Fransız Devrimi ile başladığını söylemek mümkündür. Dine ek olarak bilim de hızla gelişmeye başlamıştır.

Pek çok farklı ulus bir birine bu denli yakın yaşamakta olduğu, Roma ve Yunanistan’dan gelen ortak bir inanca ve felsefeye sahip olan başka bir kıta yoktur. Ayrıca, sürgündeki İsrail halkı da Avrupa ulusları arasında yaşmakta idi. Bir ülkeden diğerine göç ederken aralarında yaşayan bu ruhu diğer uluslarla temas kurarak onlara aktarıyorlardı. Bu nedenle, Avrupa hiçbir ülkenin gelişmediği kadar gelişti.

İsrail halkının geldiği yerin gelişmeye başladığını söylemek mümkündür. Ve oradan ihraç edildiklerinde derhal bu ülkeler düşe geçer. Bu da Avrupa’da gelişimin iki yoldan gerçekleştiğini düşünebileceğimiz anlamına geliyor. Birincisi Hıristiyanlığın, ikincisi ise Yahudi ruhunun gelişimidir. Gelişimin birbirlerini etkileşim içinde ilerleyen bu iki yön, Avrupa uygarlığını inşa etti.

Sunset Of The Great European Civilization, Part 2

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 1

Soru: Avrupa zor zamanlardan geçiyor: bir ekonomik kriz, mülteciler sorunu, İslam’ın yayılması, faşizmin yeniden canlanması ve Nazizm; bütün bu problemler yuvarlanan kartopu gibi (cığ gibi) hızla büyüyor. Oysa insanlığın gelişimine Avrupa belki diğer kıtaların tamamından da daha fazla katkıda bulunmuştur. Böyle yüksek bir medeniyetin Avrupa’da gelişmiş olmasının sebebi nedir?

Cevap:Eski uygarlık Orta Doğu’da Persler’de, (yani) antik Babil’de ortaya çıktı. Ve daha sonra tamamıyla Avrupa’ya, Avrupa uygarlığını inşa eden eski Yunanistan ve Roma’ya taşındı.

Yunanistan üzerinden Avrupa’ya bilim ve felsefe Yunanlı bilim adamları, Birinci Tapınak’tan İkinci Tapınağı yıkıma kadar olan dönemde Yahudilerden aldıklarıdır ki bu dönem zamanımızın bin yıl öncesindeki cağdır. Avrupalı ​​bilim adamları ve filozofların kendileri de bunu yazarlar.

Romalılar, Avrupa’yı geliştiren toplumsal sistemi ona verdi. Sonuçta, Roma İmparatorluğu refah ve iktidarının en üst noktasına geldiğinde Avrupa tamamen barbardı. Eğer Romalılar Avrupa’yı fethedip kuzey sınırlarına kadar inmeselerdi, Avrupa uygarlığının ne halde olacağını söylemek zor.

Romalılar Avrupa’ya bir devlet sistemi verdi; yollar açıp, imar ettiler (yollarla donattılar). Talmud’da Yahuda düştüğü zaman, Roma İmparatorluğu’nun iktidar ve bilgeliği ele geçirdiği ve bunların üzerinde yükseldiği yazar. Sonunda her şey İsrail’den çıktı, Yahudi halkının yaşadığı yıkımdan. İsrail halkının manevi bilgisi, manevi kazanımı ve gücü tükendi, bunlardan geriye acınası kırıntılar kaldı sadece.

İsrail halkı onları nasıl kullanacaklarını bilmezdi çünkü bu maddi dünyada bir şeyler inşa etmek için yaratılmamışlardı, yalnızca manevi çalışma için yaratıldılar. Romalılar edindikleri bilgiyi uyarlayarak, Avrupa ülkelerinde maddi hayat inşa etmek için kullandılar.

Büyük İskender bu modern, bilimsel ve gelişmiş varlıklı varoluş yöntemini tüm dünyaya iletmeye çalıştığını söylemekte idi ve Büyük İskender’in başlattığı seferlerin gerçekten de bu mesajın bütün dünyaya yayılmasına katkısı oldu. Fetihlerinin amacı da buydu.

Ek olarak, Hıristiyanlık’ın Roma etkisinin Avrupa’da yayılmasına yardımı büyüktü. Yahudilerden uyarlana ​​ve İkinci Tapınak’ın yıkılışından kalan bu kalıntılar temelinde gelişti. İlk Hıristiyanlar, İkinci Tapınak’ın yıkılmasından sonra onu yeni bir din haline getiren Yahudilerdi.

Hıristiyanlık, takipçilerini bu dini geliştirmeye, daha da yaymaya ve ona yeni ruhlar katmaya zorladı. Bu da Antik Roma’ya, Avrupa’yı fethetme yolunda bu yerlere bilim, felsefe ve dini götürmek için ilham kaynağı oldu.

Öncesinde, Avrupa’da yerleşik, ruhlara tapınan barbarlara Hıristiyanlık ile bir sistem ve kitaplar verdi. İnsanlar okuryazar olmadığından ve bu düşüncenin onlara açıklanabilmesi için çizimlere ihtiyaç duyulduğundan, sanat gelişmeye başladı.

Yahudi Tapınağı kalıntıları üzerinde, düşüp parçalanan bu manevi düşüncenin devam ettirilememesi nedeniyle çeşitli inançlar ve felsefeler çiçeklendi. Tüm Avrupa medeniyeti, Yahudilerin sahip olduğu gizli bilgeliğin bıraktığı birkaç kırıntıdan gelişti.

Sunset Of The Great European Civilization, Part 1

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 4

Soru: Avrupa’yı birliğe kavuşturmak için hangi araçları önerirsiniz?

Cevap: Bu sahip olduğumuz bir araç değil fakat doğamızda gizli olan bir araçtır. Kabala Bilgeliği bize bu iyi gücü nasıl ortaya çıkaracağımızı ve onu kişisel değişimiz için nasıl kullanabileceğimizi öğretir.

Ben diğerlerini değiştiremem. Fakat çalışmaya katılan her birey kendi kendini kendini değiştirir hepsi bu. O sadece aynı eylemleri yaparak ve değişerek öğretebilir.

Soru: Doğanın gücünde gizli olan nedir?

Cevap: Bağlılık ve birliğin gücüdür bu sevginin gücüdür.

Soru: Öyleyse neden Avrupalılar bu gücü daha evvel keşfedemediler üstelik birlik ve sevgiden o kadar da bahsettiler?

Cevap: Bu güç dünyanın hiçbir yerinde tam olarak ortaya konulmuş değil dünya henüz sadece ona ne kadar ihtiyaç duyduğunu keşfetmeye başladı. Şimdiye kadar bu güce gereksinim duyulmadı ve herkes kültürü, eğitimi, bilimi ve felsefeyi geliştirerek başarılı olacağımızı sanıyordu.

Fakat bugün biliyoruz ki, insanın içinde bulunan her şey kişi onu kullandığında zarar vermeye başlayabilir. Eğer biz iyi barışçıl bir hayata dertler problemler ve savaş olmadan ulaşmak istiyorsak, insanlığın gelişimini iyi yoldan nasıl gerçekleştireceğini açıklayan Kabala metodunu adapte etmeliyiz.

Kabala bizi birleştirecek bu gücü doğada nasıl ortaya çıkaracağımızı ve elde edeceğimizi öğretir. Bunu yapabilmek için kendimizi, kendi doğamızı, dünyanın doğasını ve doğada gizli olan gücü araştırmalıyız. Geçmişte sadece kötü egoist güç tarafından geliştiriliyorduk, fakat bugün bunun içine iyi olan gücü de ekleyebiliriz.

Soru: Bu güç bencil birini özverili birine dönüştürecek ve bir mucize mi gerçekleştirecek?

Cevap: Aslında bu güç kişiyi dengeye yönlendirebilir. Kişinin içinde eski güç ve yeni güç birlikte bulunacak eksi ve artı gibi. Sonra o kendine atanmış hedefleri nasıl gerçekleştireceğini bilecektir.

Soru: Bu doğadaki bu gizli gücü çekmemizi tavsiye ettiğiniz anlamına mı geliyor?

Cevap: Bu güç o kadar da gizli değil; doğada çalışıyor. Biz doğada her atomun pozitif ve negatif güçler olduğunu biliyoruz. Sadece insanın içinde orada negatif güç yalnız olarak bulunur ve olumlu güç ortaya çıkmamıştır. Ancak gerçekte bu gücün var olduğunu biliyoruz. Sadece onu ortaya çıkarmamız gerekir.

Soru: Şimdiye kadar nasıl ortaya çıkaramamışız?

Cevap: Çünkü kimse gereksinim duymadı. Ama bugün biz bu gücü ortaya çıkarmak için hazırız; Bu nedenle, yöntem doğanın pozitif gücünü uyandırmaya olanak sağlıyor ve negatif kuvveti dengelemeyi mümkün kılıyor. Bu Kabala metodu her zaman İsrail Halkı ile yaşadı.

Soru: Kabala Bilgeliğinin kişinin içinde pozitif gücü açığa çıkarmada kullandığı bazı bilinmeyen buluşları mı var?

Cevap: Tabi ki! Kabala nasıl bağlantıya geçileceğini, nasıl çalışılması gerektiğini iyi gücün nerede ve nasıl aranması gerektiğini açıklar. Bu metodu bildiği halde açıklamamış olan İsrail Halkından diğer milletlerin bilinçsizce nefret ediyor olmasının sebebi de budur. Artık herkesin fena halde ihtiyacı olan birleşmenin metoduna sahibiz fakat diğerlerine kendimizden onlara geçirerek ulaştıramıyoruz.

Bugünkü egoist formda Avrupa Medeniyeti’nin miadı doluyor ve burada dünyaya Işık getirmek için Kabala metodunu uygulamak zorunda kalacağımız yeni bir dönem başlıyor. Yeni aşama kendini değiştirme ihtiyacı duyan bir kişinin bunu fark etmesi ile başlar. İnsanlar gözlerini açacak ve bu sayede hayatlarını daha iyiye doğru değiştirmek için gereken gücü gerçekten bunu mümkün kılan yerden almaya başlayacaklar. http://laitman.com/2016/09/europe-at-a-crossroads-part-4/

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 3

Soru: Avrupa idealleri eşitlik ve kardeşlik sadece şık bir paket, fakat kişi içindeki barbar olduğu gibi duruyor, Hitler’in Almanya’sı da bunun bir örneğidir. Kabala’nın Bilgeliği bizi çağırdığı içsel insanı değişiklik nedir?

Cevap: İnsan doğası mümkün olan her şeyden zevk alma arzusudur. Bedenimiz bu şekilde organize edilmiştir. Her hücre, sinir sistemi, düşünceler, arzular, akıl ve kalp, her şey yemek, cinsellik, aile, para, onur ve bilgi alınan tatmin bizim kendi memnuniyetimiz için; biz bu şekilde yaratıldık

Bu dünyada yaratılmış her şey bu prensipte düzenlendi; taşlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar. Bunlardan sadece insanda egoizm çok daha fazla ifade edildi. Diğer bütün varlıkların tersine, yalnızca varlığını sürdürmek için etrafındakileri tüketmekle kalmaz dünyanın tamamını yutmak ister.

Kendi ihtiyacım olmasa da almalıyım ki başkası almasın. Milyonerlerin hayatlarının sonuna kadar daha fazla para kazanmaktan başka bir şeyle nasıl olup da ilgilenmediklerini görebiliriz. Ne için? Başkalarına bırakmama arzusudur onları bilinçsizce motive eden. İşte doğamız bu.

Eğer doğamız bu denli egoist ise hiçbir akıl, ahlak, bilim, psikoloji, felsefe, kültür veya eğitim bize yardım edemez. Yüzlerce yıldır dünyanın farklı yerlerinde ve kısmen Avrupa’da insanlar insanı düzeltmek için çaba sarf etti ama görüyoruz ki aynı egoistlikte hiç kimseyi düşünmeden sadece kendisi için almak istiyor.

Avrupalılar o hepimizi birleştirecek yeni dünyayı inşa etme ihtiyacını hissediyorlar. Birleşmeyi denediler çünkü bu aşama çok güzel ve iyi gözüküyordu. Avrupa’yı birleşmiş bir yuva haline getirmek istediler.

Fakat bunun yerine ne yaptılar? İnsanları birleştireceklerine egoizmlerine öncekinden bile daha fazla güç kazandırmak için bankaları, fabrikaları, yönetim organizasyonlarını birleştirdiler. Yanı sıra bu hiçbir şeyi değiştirmedi. Fransızlar Almanlardan öncesine göre daha az nefret etmiyor. Hiçbir Avrupa ulusu komşularından hoşlanmıyor ve onlardan korkmakta.

Avrupa Birliği Fransız Devrimi’ne ve genel olarak bütün devrimlere benziyor, insan doğasını hiç değiştirmeden yalnız dış görüntüyü etkileyen bazı kozmetik değişikliklere sebep oluyor. Gerçek bir devrim yapmak insanı değiştirerek mümkün. Günümüzde yavaş yavaş anlamaya başladık ki; insanı değiştirmeden başarılı olma şansımız yok.

Soru: Siz ne kültür ne eğitim ne bilim insanı değiştirme gücüne sahiptir Avrupa bunun ispatıdır dediniz. Öyleyse insan nasıl değişebilir hangi yolla?

Cevap: Her şeyden önce insan doğasını değiştirmek için bir farkındalık gerekir. Bu değişiklik olmadan bulunduğumuz durum basitçe tehditkar. Aksi halde Avrupa’yı birleştirmeye değmezdi çünkü daha kötüsüne dönüşmüş olurdu. Yüksek değerleri sadece dışsal olarak uygulamaya kalktığımızda sadece zarar veririz. Bir birinden nefret eden insanları aynı apartmana koyarak iyi ne elde edebilirsin, iyi bir şey çıkmayacak kavgaya başlayacaklar.

Bugün Avrupa’da ne olduğuna bir bakın nefret büyüdükçe büyüyor. Şans bu ki onları bir arada tutan Müslüman mültecilerle ilgili ortak bir problemleri var. Olmasa şimdiye kadar birbirlerini öldürmüşlerdi bile.

Kabala Bilgeliği der ki, bizi kurtaracak tek şey hakiki birliktir ki buna tarihin bu aşamasında ulaşmak zorundayız. Bu sayede tüm insanlıkta arzu edilen düzeltme gerçekleşebilecektir. Buna en hazırlıklı ve dünyanın en gelişmiş bölümü olarak Avrupa herkese örnek olmalıdır.

Europe At A Crossroads, Part 3

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 2

Soru: Neden Avrupa’nın bunca yıllık çabaya karşın birleşmesi mümkün olmamıştır?

Cevap: Avrupa bunu nasıl yapacağını bilmiyor. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik Fransız Devrimi’nin güzel sloganlarından kalan kelimeler. Fakat anlamadılar hala anlamıyorlar ki bu sözcüklerin hayata geçebilmesi için bireyin kendisinin değişmesi zorunludur.

İnsan kendi kendini değiştiremez veya kendi egosunu yenemez. Egoist doğasının üzerine çıkmak için onun dışarıdan bir güce ihtiyacı varır ki bu güç düzeltip değiştirebilsin.

Fransız bunu bilmiyordu ve başaramadı. Bu sebeple Büyük Fransız Devrim’in yerini Nazizm ve radikal İslam’ı da içeren başka bayraklar altında yapılan farklı devrimlerle yer değiştirdi. Bütün bunlar insanların gerçek bağlantıya ulaşmanın tek yolunun insanın doğasını değiştirmesiyle mümkün olabileceğini anlayamamasından kaynaklanıyor.

Kabala metodu farklı çünkü tarihte ilk defa dışımızdaki sistemi değiştirmeye uğraşmıyoruz, değiştirdiğimiz din, bilim, kültür, eğitim ve yönetim değil ama kişinin kendisi. Kabalistler dışında kimse bunun ne manaya geldiğini dahi bilmiyor. Bu kişinin biraz daha fazla bilgi, eğitim veya kişinin diğerlerine daha etik ve medeni bir şekilde davranması anlamına gelmiyor.

Kişi kendi egoist doğasının üzerine çıkmalı ve bir diğerini edinmelidir, kimsenin bugün hakkında bilgisi olmayan özgecil (bencillikten arınmış) olanı. Kabala bize bütün bunarı uygulama fırsatı veren gerecekten bugün ortaya çıkarılan gizli bilgeliktir. Ancak bunu yapmazsak tarih boyunca insanlığın deneyimlediği tüm acılardan daha korkunç felaketleri biz göreceğiz.

Kişi ihsan etme doğasına yükselmeli ve yalnız sözde değil gerçekten komsusunu sevmelidir. Aynen bugün otomatik olarak kendini düşündüğü gibi basitçe doğası bunu gerektirdiği için diğerlerinin refahını düşünecektir. Bugün sadece kendini ve ailesini yani kendine ait olan her şeyi umursuyor yarın aniden farklı düşünmeye başlayacak toplumu umursayacak.

Avrupalı yaklaşım insanlık tarafından insan hakları ve özgecilik konularında model olarak kabul görmüş olsa dahi görünüşte eşitlik ve kardeşlik çağırısı yapan bilinen bütün Avrupa idealleri ve ahlaki değerleri tamamen egoist idi. Tüm bunlardan sonra böyle olmasının sebebi karşılaştırmanın barbarlıkla yapılıyor olmasıydı. Ama henüz kimse bu yaklaşımı bencillikten arınmış yeni insanı yaratan ve geliştiren bu metot ile kıyaslamadı.

Europe At A Crossroads, Part 2

Avrupa Yol Ayrımında, Bölüm 1

Soru: Büyük Avrupa medeniyeti çağının bittiği ve yeni bir zaman başladığı Avrupa krizinden anlaşılmakta. Gelecekte Avrupa’nın dünyadaki konumunu siz nasıl görüyorsunuz?

Cevap: Özgürlük, eşitlik ve Fransız Devrimi’nin bütün şu güzel sloganları karşın hiçbir hakiki gelişme göremiyorum. Tabiî ki, Avrupa medeniyetinin dünya medeniyetinin gelişimine katkısını inkâr edemeyiz. Ancak, tüm bu başarılarının sadece maddi bu dünyanın işleri çerçevesi içinde ve insan egoizmine dayalı olduğunu anlamak gerek.

Bu nedenle egoizmin güzel yaldızı, demokrasi ve özgürlük modası aslında insanda hiçbir şey değiştirmedi. Uygar Avrupalıları Hitler’in nasıl da vahşilere çevirebildiği bunun ispatıdır.

Eğer daha zekice davranarak ülkeleri fethetmek yerine onları fikirleri etrafında birleştirseydi bütün Avrupa’yı kendi müttefikine dönüştürebilirdi. Onun için neredeyse hiç direnç görmeden Avrupa’yı fethetmek çok kolay olurdu. Bu özel yüksek kültürü ile meşhur ‘aydınlanmış Avrupa’ imajının dünyanın geri kalanı ile kıyaslandığında, içselleşmiş içerikten yoksun sadece dışsal olduğunun göstergesidir.

Kültürel imaj ve iyi terbiye Almanları insanları hayvan seviyesine indirgeyerek öldürmekten alıkoyamadı. Buna göre insanların kendi egoizmleri içinde sonsuza kadar barbarlar olarak kalacakları açıktır. Onun içinde geliştikçe daha kötüleşecek fakat egoist niyetlerini gizlemeyi öğrenecek, iyi politikacıların yaptığı gibi ikiyüzlüleşeceklerdir.

İnsanlık, egoizmin üzerinde bağlantı ve birlik kurma konusunda İsrail halkının Kabala bilgeliğindeki enternasyonal fikrini benimsemedikçe bir geleceği olmayacak. Şimdiye kadar insanlık kendini bu düşüncenin dışında sınırlayarak bozuk olarak algılanacak şekilde gelişti.

Avrupa’da egoizm diğer ülkeler ve kıtalarda olduğundan çok daha büyük ve gelişmiş olduğundan bu metodu ilk Avrupa uygulamalı. Ve eğer Avrupa bu metodu uygulamazsa dünyanın diğer taraflarından daha fazla acı çekecek. Avrupa’nın geleceği hakkında pek iyimser değilim.

Kabala, Avrupa’ya insanın özünü etkilemez halede slogan olarak kalmış Fransız Devriminin güzel fikirlerini pratiğe geçirmeyi öneriyor. Herkes birlik eşitlik ve kardeşliği hayal eder, Rusya ve Avrupa’da haklarında konuşulurdu fakat uygulanamazdı. Bu fırsatı sadece Kabala bilgeliği sunabilir.

Bu sebeple şimdi ortaya çıkarılıyor tam Avrupa ideallerini fark etme konusunda güçsüzlük ve kabiliyetsizlik içinde olduğunu benimsemişken. Ve tam da bu zaman Avrupa ideallerine tamamen yabancı, karanlık orta vahşeti düşünceleri ortaya çıkmakta.

Kabala Bilgeliği Avrupalıların çok gurur duyduğu eşitlik ve özgürlük kavramlarını patikte uygulama gücüne sahiptir. Her şeyden evvel, doğanın üst gücünü nasıl çekeceğini bilir.

Soru: Dini inanca geri mi çekiliyoruz?.

Cevap: Bu metodun dinle hiçbir ilgisi yok. Doğada gizli olarak bulunan birliğin gücünü kullanma becerisi ile ilgili. Kabala bu kuvveti ortaya çıkarmayı ve birleştirmek amacıyla kullanmayı mümkün kılar.

Europe At A Crossroads, Part 1

Gençler Arasında Depresyon

Bugün çocuklarının depresif durumları hakkında şikâyetçi olan aileler ile konuştum. Kafaları karışmış ve ne yapacaklarını bilmiyorlar. Depresyon sıklıkla gençleri aptalca şeyler yapmaya iter; çünkü onlar yaptıkları her şeyi depresyonu bulanıklaştırmak ve mümkün olduğunca derine bastırmak için yaparlar.
Gençler arasındaki depresyon, uluslararası bir sorundur. Aşağı yukarı gençlerin %15 i depresiftir ve bazı ülkelerde bu rakam %15 den daha yüksektir.
Çocuklarınızı veya torunlarınızı böyle bir durumda görmek çok acı verici. Bu yüzden onlara anlamlı bir varoluş sağlamaya çalışmak bize bağlı, çünkü hayat renkli, karmaşık ve çok derindir.
Eğer biz hayatın yüzeyinde “yüzer” ve kayarsak, sanki hayatın kanalizasyon girdabında yüzeriz. Ama eğer bunun içine dalar ve özellikle de derinliklerine ulaşırsak, onun içinde varoluşun anlamını, yaratılışın gelişme planını ve aslında evrende en eşsiz yaratılanlar olduğumuzu fark ederiz.
Hayatlarımızın büyük bir anlamı vardır. “Yıldızların üzerine yükselebiliriz” yani zaman ve mekânı aşabilir ve sınırsızlık koşula ulaşabiliriz.
Kendimiz için değil ama çocuklarımız ve torunlarımız için keşfetmek ve bununla ilgili bilgileri yaymak bize bağlıdır, böylece onlar kendi mutluluklarına ulaşabilirler. Hadi bugün bunu düşünün!
http://laitman.com/2016/07/depression-among-youth/

Dünya Nüfusunun Yüzde Onu Depresyondan Müzdarip

Haberler: “12 Nisan’da Dünya Sağlık Örgütü dünyada depresyonda olan insanların sayısı hakkında bir rapor yayınladı.  Rapora göre, nüfusun onda biri, o ya da bu şekilde depresyonda. 
Hatta bugün, Amerika’da hastaneye yatırılma için ikinci, İsveç’te ise birinci neden.
2020’de depresyonun bir numaralı öldürücü olacağı öngörülüyor. WHO’nun ( Dünya Sağlık Örgütü’nün ) notuna göre dünyadaki intiharların %45-60 arasındaki oranı, depresyondaki hastalarca gerçekleştiriliyor. 
YORUMUM: Bizler alma arzusuyuz. Dahası bu arzu ve egoizm, içimizde giderek büyüyor. Bu bizi ilerlemeye zorluyor ve memnuniyetsizlik bize baskı yapıyor. Zamanımızda zevki bulmak gittikçe daha da zorlaşıyor. Böylece depresyon ve tatminsizlik büyümeye devam ediyor. 
Gelecekte, zevk kaybolacak ve kendimizi herhangi bir şeyle tatmin etmemiz mümkün olmayacak. Sonra, kendi doğamızı değiştirmemiz gerektiğini; almaktan ziyade ihsan etmenin hazzını kabul edeceğiz. Kabala Bilgeliği bunun için tasarlanmıştır. 
Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »