Category Archives: Ekonomik Kriz

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 3

Soru: Avrupa medeniyeti her zaman dünyanın efendisi olan insanın gücüne, yüksek ideallere, özgür düşünceye, eşitliğe, bilimsel yaklaşıma ve bilgeliğe duyulan inanca örnek oluşturmuştur. Öyleyse neden bugün bu ideolojinin bizim için zararlı olduğunu görüyoruz?

Yanıt: Bu dünyadaki her şey doğum, gelişme, refah ve sonra gelen gerileme dönemlerinden geçerek ölüyor. Her şeyin kişinin kendi ellerinde olduğunu iddia eden Avrupa materyalist yaklaşımı, çok yararlı ve akılcı idi. Esasen, bu koşullarda mistik güçlere de ihtiyaç yoktur, yalnızca karşımızda gördüğümüz şeylere inanır, güveniriz.Avrupalı bu yaklaşım, Hindistan ve Arap ülkeleri gibi dünyanın başka bölgelerindeki, odak noktası insan, eğitim ve gelişim üzerinde durmayan diğer felsefelerle karşılaştırıldığında, insanın gelişimine ve insanın kendi hayatına yaklaşımına, büyük katkı sağlamıştır.Etik değerleri, kadınlara erkelerle aynı hakları tanınması, konuşma özgürlüğü ve eşitlik, eğitimin Avrupa’ya getirdiği değerlerdir. Ancak bugün, onlara uzak geçmişte olduğum kadar hayran değilim.Sonuçta, Avrupa’da bugün dahi dini nüfuzun ne kadar güçlü olduğunu, ‘hür irade ve eşitlik’ hakkındaki sloganlarından biliyoruz. Özgürlüğe duyduğu bütün o entelektüel özleme karşın her Avrupalı içinde inançlını korur, inançlıdır ve bu ruh onun içinde yaşar.Tüm Avrupa ideallerinin sembolü olan Fransız Devrimi’nin ev sahibi Fransa’ya gelecek olursak; banliyölere, küçük kasaba ve köylere gittiğinizde, aynı Orta Çağ’da olduğu gibi yaşadıklarını göreceksiniz… Yaşama yaklaşımları aynıdır, kilise aynıdır.Avrupalıların Yahudilerden aldığı ruh onları iki açıdan etkiledi. Bir yandan konuşma ve din özgürlüğü, eğitim ve Avrupa’nın eşitlik ideallerini getirdi, öte yandan Hıristiyan inancını bugüne kadar tüm Orta Çağ öğretileri ve kısıtlamaları ile halk arasında yaşayan gücünü.Aynı kaynaktan çıkan bu iki kuvvet Avrupalılar harekete geçtiklerinde uzlaşmalarına müsaade etmiyor ve anlaşamaya varamıyorlar. Avrupa ruhunu tanımlayan işte budur.Soru: Eğitim ve eşitliğe ilişkin bu muhteşem fikirler neden Avrupa’yı bugün gördüğümüz feci duruma getirdi?Yanıt: Gerçek şu ki bunlar sadece güzel sloganlar, realitede insan içsel olarak hiç değişmedi. Antik çağlardan beri kişi aynı insan olarak hayat sürmekte. Eğer biraz daha eşeler, derine inersek; aynı daha önce de olduğu gibi, orada duran bir barbar ile karşılaşacağız.İnsanlar kazanılmış özgürlüklerini nasıl kullanacaklarını anlayamıyorlar. Bunun anlaşılması için insanlığın geliştirilmesi gerekirdi, böylece eşitlik nedir, ona ulaşmak için hangi kuvvetler gerekir ve insanın kendi egoist doğasına nasıl direnebileceğini bilirlerdi.Olan, bilimsel ve teknolojik bir devrimdi, ancak biri barbar olarak kalabilir ve aynı zamanda atom bombasına da sahip olabilir. Gerçek anlamda gelişme, ehlileşmemiş bir kişinin, insanın vahşiliğinin gelişimini içerir ve Avrupa’da gerçekleşmiş olan bu değildi. İnsanlar sadece güzel konuşmakla değişmezler. Bir insanı içsel olarak değiştirmek için, içimizde var olan doğal egoisttik güce ek olarak, üst kuvvet gerekir.Durum böyle olmadığından, Avrupalılar aynı eskisi gibi kaldı. Hayatlarını iyileştirmek için yaptıkları sadece, güzel felsefeler, edebiyat ve kültürle oynanan oyunlar; başka da hiçbir şey yoktur. Biraz daha derine inersek, 2000 yıl önce ki insanın aynı kaldığını göreceğiz.http://laitman.com/2016/09/sunset-of-the-great-european-civilization-part-3/

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 2

Tapınağın yıkılmasından sonra İsrail halkı tarafından kaybedilen manevi bilgi Avrupa uygarlığının gelişimine özel bir ivme kazandırdı. Avrupalılara istisnai güçte bir şevk ve arzu ile yeni topraklar keşfetme ve geliştirme isteği kazandırdı.

Hristiyan inancını her yere yaymak için yola düşen hacılar insanlara dua etmeyi öğrettiler. O zamanlar tam manasıyla barbar olan Avrupa sakinlerine bilim, bilgi ve inanç götürdüler. Bu din bugüne kadar insanları destekledi. Eski Yunanlılar tüm bilgeliklerini Yahudilerden aldılar. Öncesinde, eski Yunan’da çok tanrılı ilkel inançlar vardı. Antik Yunan efsaneleri ancak küçük çocukları cezp edebilecek kadar naif tir. Bilim ve insan ruhunun gûya derin bir nefesten geliştiği anlayışı da ilkeldir. Antik Yunan, İsrail halkında yaşayan Kabala bilgeliğinden ödünç aldığı fikirler sayesinde yükseldi. Her ne kadar Yunanlılar bundan yalnızca çarpıtılmış, dışsal bozuk fikirler edinmiş olsalar dahi, tam da Avrupa medeniyetini geliştiren ve bugünkü Avrupa’ya biçimini veren şey bu olmuştur aslında.

Bu etki sayesinde, Avrupa bütün dünyaya geçirmeye uğraşacağı bu özel bir ruhu edindi. Avrupalılar yeni arazileri ve kıtaları keşfetmeye gittiler, ancak esas amaçları bu nedenle misyonerlikti ve dini idi.

Dinden bilimin gelişti, simya ve coğrafya Hıristiyan inancının dünyayı fetheden en gerçekçi inanç olduğunu herkese ispat etmek için gerekliydi. Bu Avrupalılar için çok önemliydi. Sömürge savaşları ve fetihlerin başlangıçta elbette sadece dini amaçları vardı. Daha sonradan bu işten ekonomik fayda da sağlayabileceklerini fark ettiler.

Günümüze yakın zamanlarda, deniz yolu ile Çin ve Hindistan’dan İngiltere’ye mallar getirilmeye başlandı ve Süveyş Kanalı’na gereksinim ortaya çıktı.

Burada Hıristiyan dininin bilime geçiş vardı. Avrupa, odak noktasını Tanrı’dan insana, insan ruhuna ve insanlık değerlerine kaydırdı. Bu dönüşümün diğer ülkelerde gerçekleşen devrimler tarafından takip edilecek Fransız Devrimi ile başladığını söylemek mümkündür. Dine ek olarak bilim de hızla gelişmeye başlamıştır.

Pek çok farklı ulus bir birine bu denli yakın yaşamakta olduğu, Roma ve Yunanistan’dan gelen ortak bir inanca ve felsefeye sahip olan başka bir kıta yoktur. Ayrıca, sürgündeki İsrail halkı da Avrupa ulusları arasında yaşmakta idi. Bir ülkeden diğerine göç ederken aralarında yaşayan bu ruhu diğer uluslarla temas kurarak onlara aktarıyorlardı. Bu nedenle, Avrupa hiçbir ülkenin gelişmediği kadar gelişti.

İsrail halkının geldiği yerin gelişmeye başladığını söylemek mümkündür. Ve oradan ihraç edildiklerinde derhal bu ülkeler düşe geçer. Bu da Avrupa’da gelişimin iki yoldan gerçekleştiğini düşünebileceğimiz anlamına geliyor. Birincisi Hıristiyanlığın, ikincisi ise Yahudi ruhunun gelişimidir. Gelişimin birbirlerini etkileşim içinde ilerleyen bu iki yön, Avrupa uygarlığını inşa etti.

Sunset Of The Great European Civilization, Part 2

Büyük Avrupa Uygarlığının Gün Batımı, Bölüm 1

Soru: Avrupa zor zamanlardan geçiyor: bir ekonomik kriz, mülteciler sorunu, İslam’ın yayılması, faşizmin yeniden canlanması ve Nazizm; bütün bu problemler yuvarlanan kartopu gibi (cığ gibi) hızla büyüyor. Oysa insanlığın gelişimine Avrupa belki diğer kıtaların tamamından da daha fazla katkıda bulunmuştur. Böyle yüksek bir medeniyetin Avrupa’da gelişmiş olmasının sebebi nedir?

Cevap:Eski uygarlık Orta Doğu’da Persler’de, (yani) antik Babil’de ortaya çıktı. Ve daha sonra tamamıyla Avrupa’ya, Avrupa uygarlığını inşa eden eski Yunanistan ve Roma’ya taşındı.

Yunanistan üzerinden Avrupa’ya bilim ve felsefe Yunanlı bilim adamları, Birinci Tapınak’tan İkinci Tapınağı yıkıma kadar olan dönemde Yahudilerden aldıklarıdır ki bu dönem zamanımızın bin yıl öncesindeki cağdır. Avrupalı ​​bilim adamları ve filozofların kendileri de bunu yazarlar.

Romalılar, Avrupa’yı geliştiren toplumsal sistemi ona verdi. Sonuçta, Roma İmparatorluğu refah ve iktidarının en üst noktasına geldiğinde Avrupa tamamen barbardı. Eğer Romalılar Avrupa’yı fethedip kuzey sınırlarına kadar inmeselerdi, Avrupa uygarlığının ne halde olacağını söylemek zor.

Romalılar Avrupa’ya bir devlet sistemi verdi; yollar açıp, imar ettiler (yollarla donattılar). Talmud’da Yahuda düştüğü zaman, Roma İmparatorluğu’nun iktidar ve bilgeliği ele geçirdiği ve bunların üzerinde yükseldiği yazar. Sonunda her şey İsrail’den çıktı, Yahudi halkının yaşadığı yıkımdan. İsrail halkının manevi bilgisi, manevi kazanımı ve gücü tükendi, bunlardan geriye acınası kırıntılar kaldı sadece.

İsrail halkı onları nasıl kullanacaklarını bilmezdi çünkü bu maddi dünyada bir şeyler inşa etmek için yaratılmamışlardı, yalnızca manevi çalışma için yaratıldılar. Romalılar edindikleri bilgiyi uyarlayarak, Avrupa ülkelerinde maddi hayat inşa etmek için kullandılar.

Büyük İskender bu modern, bilimsel ve gelişmiş varlıklı varoluş yöntemini tüm dünyaya iletmeye çalıştığını söylemekte idi ve Büyük İskender’in başlattığı seferlerin gerçekten de bu mesajın bütün dünyaya yayılmasına katkısı oldu. Fetihlerinin amacı da buydu.

Ek olarak, Hıristiyanlık’ın Roma etkisinin Avrupa’da yayılmasına yardımı büyüktü. Yahudilerden uyarlana ​​ve İkinci Tapınak’ın yıkılışından kalan bu kalıntılar temelinde gelişti. İlk Hıristiyanlar, İkinci Tapınak’ın yıkılmasından sonra onu yeni bir din haline getiren Yahudilerdi.

Hıristiyanlık, takipçilerini bu dini geliştirmeye, daha da yaymaya ve ona yeni ruhlar katmaya zorladı. Bu da Antik Roma’ya, Avrupa’yı fethetme yolunda bu yerlere bilim, felsefe ve dini götürmek için ilham kaynağı oldu.

Öncesinde, Avrupa’da yerleşik, ruhlara tapınan barbarlara Hıristiyanlık ile bir sistem ve kitaplar verdi. İnsanlar okuryazar olmadığından ve bu düşüncenin onlara açıklanabilmesi için çizimlere ihtiyaç duyulduğundan, sanat gelişmeye başladı.

Yahudi Tapınağı kalıntıları üzerinde, düşüp parçalanan bu manevi düşüncenin devam ettirilememesi nedeniyle çeşitli inançlar ve felsefeler çiçeklendi. Tüm Avrupa medeniyeti, Yahudilerin sahip olduğu gizli bilgeliğin bıraktığı birkaç kırıntıdan gelişti.

Sunset Of The Great European Civilization, Part 1

Ve Zengin Ağlayacak

Soru: Modern dünyada insanlar, zengin olanları dinliyor. Eğer zengin değilseniz, nasıl kendinizi duyurabilirsiniz?

Cevap: Dünya büyük bir krize doğru ilerlemekte yani zenginin zenginliği yavaş yavaş etkili bir faktör olmaktan çıkacağı gibi söyleyecek bir şeyi de kalmayacaktır.

Zengin de tıpkı sizin gibi şimdi toplumda olanlardan korkmaktadır. Sonuçta küçük ödeneklerle yaşamaya başladığımız bir durumun içine doğru ilerlerken, onlarla neredeyse hiçbir etkileşimimiz olmayacak. Gelecekte büyük bir ülke ve tüm bir dünya küçük ödeneklerle yaşayacak ve o zaman zengin olun ya da fakir olun önemi kalmayacak.

Umarım insanlar, doyumun paraya bağlı olmadığını anlamaya başlarlar. Paranın kendisi, bizim maddesel dünyamızda bile, doyum olmaz.

http://laitman.com/2016/08/and-the-rich-will-weep/

PARA VE DEĞER

SORU: Zamanımızda insanlık için değer kavramını terk etmeye dair yeni bir fikir ortaya çıktı. Bu fikre göre, bir filin önemi; bir arının ve bir uçuşun öneminden fazla değildir; insanlara da daha zararlı değildir. Değer, doğal bir kavram değildir. Değer, sadece para sayesinde cisimleştirilen bir aldatmacadır.

Bu fikir bana çok yabancı ve bu fikre karşı olan argümanlarıma limitler koyuyor. Bilincim bunu sana devretmemi talep ediyor . Değer fikri olmadan paranın anlamı ne olacak?

CEVAP: İnsanlar, Yaratan’ın ifşasını kazanmak için çalışacak ve bedenselliklerinin ihtiyaç duyduğu kadarının parasını alacaklar.

İsrail ve Fırtına

Doğanın dengesini bozduk bu nedenle günden güne bazı doğal afetler ortaya çıkıyor. Her zaman neyin geldiğini, ne afetin şiddetini ne de türünü saptamak mümkün değil.

İnsan ilişkilerinin ıslahı tüm doğanın sistemini dengeleyecektir çünkü ADAM seviyesi en yüksek derecedir. ADAM doğa üzerinde en güçlü etkiye sahiptir ve ayrıca en hassas ve savunmasız olan da odur.

İsrail elektrik şirketindeki çatışma genel İsrail toplumundaki çürümeyi gösteriyor. Kötü ilişkileri her yerde görüyoruz. Aslında tüm İsrail toplumunun ıslaha ihtiyacı varken elektrik şirketi çalışanlarını suçlamak anlamsızdır.

İhtiyacımız olan, karşılıklı yardım ve sorumluluk için toplumun eğitilmesine yönelik genel bir eğitim sürecidir ve bizim de kendi organizasyonumuzda yaptığımız budur.

Tüm İnsanoğlu İçin Izdırap

thumbs_laitman_538“Son Nesil” makalesi ilgi çekicidir, çünkü bu makalede Baal HaSulam öğrencilerine ya da çağdaşı olan Kabalistlere değil, sıradan halka hitap eder. Pragmatik bir görüş açısı ile onlara döner ve tüm insanlığı bir köprüye doğru hızlanan bir trende bulunan yolcularla karşılaştırır, ancak ileride köprü yerine kaygan bir yokuş onları bekler ve Baal HaSulam bize bu kaygan yokuşa düşmememiz için ne yapmamız gerektiği konusunda öğütler verir.

Aynı zamanda Baal HaSulam’ın insanlık için ne kadar endişeli olduğunu da hissederiz, çünkü o ileride insanlığın yok olabileceğini görür. Bize yaradılışın ne pahasına olursa olsun yerine getirmesi gereken bir planı olduğunu anlatır. İnsanlığı mümkün olan en iyi duruma getirmeden önce korkunç ızdıraplı bir yoldan geçirecektir. Baal HaSulam bize insanlığın bu acılardan nasıl sakınacağını anlatır.

“Son Nesil” makalesi onun yazmaya niyetlendiği birkaç çok önemli metinden oluşmuştu, ancak sonra bu görevin onun nesli için olmadığını fark etti. Şüphesiz ki, bu onun için hiç de kolay olmadı. Dünyadaki tüm insanları kendi çocuğuymuş gibi, hatta daha da yakın hisseden, çünkü onları manevi sevgiyle seven ve onların başlarına gelecekleri gören bir insanın içsel dünyasını bizim hayal etmemiz imkânsız. Dünyevi sevgi bencildir, manevi sevgi bencil sevginin tutsağı değildir ve bu nedenle de milyarlarca defa daha güçlüdür.

KabTV, “Hayatımıza Dair”, 18.05.15

Finansal Savaş

Haberlerden PostScriptum): “Son on yılda, Amerika Müsteşarlığının ekonomik savaşının bilenmiş araçlarının bünyesindeki elit kısım, bir kurşun bile atmadan dünyadaki neredeyse bütün ülkeleri, dizlerinin önüne çökertebilmektedir.

Bu strateji, müttefiklerinin bir şebekesi tarafından desteklenen küresel bankacılık sisteminin bir hegemonyasına dayanmaktadır. Düşmanın finansal akışını durdurmayı amaçlayan bu yol, savaşın yeni bir türüdür.

Şu an, bankalar kendi eylemleri yüzünden çöktüğünde, para aklama veya finansal terörizm ithamı ile suçlandıklarında bir ölümcül  kucaklama içine düşmüş  hale gelir. Finans kurumu ABD topraklarında çalışmıyor olsa bile, bu bir ölüm cezasıdır. Avrupa bankalarının ABD regülatörleri ile tartışmaya cesaretleri  yoktur. Kurbanları ile tüm bankacılık işlemlerini durduracaklardır.

Nauru, Burma, Kuzey Kıbrıs, Letonya ve Beyaz Rusya Amerika’nın taleplerine itaat etmek zorunda kaldılar. Kuzey Kore felç oldu. Ama bugün dünya birbiriyle oldukça bağlantılı hale geldi ve bu yaptırımlar bir zincirleme reaksiyon oluşturabilir.”

Benim Yorumum: Bugün, Amerika Birleşik Devletleri dünyanın hâkimidir ve bu yüzden Çin, Rusya ve Avrupa Birliği de  kendi parasını dünya düzeyine yükseltmeği çok istiyor.  Ancak ABD  bunun olmasına  herhangi bir yol ile hiçbir şekilde izin vermez. Büyük bir finansal savaş önümüzde. Bu bize küresellik bilincini, olumlu bir küreselliğe gitmek zorunda olduğumuz negatif küreselliği getirecektir, çünkü küreselliğin kendisini değiştiremeyeceğiz. Tarih ve evrimde hiçbir geri dönüş yoktur.

Dünyanın Algısında Bir Dönüm Noktası

Soru: Doğa’daki dengesizliğin hastalığa sebep olduğunu nasıl açıklayacağız?

Cevap: Rasyonellik (Akılcılık) Antik Yunandan beri dünyada var olmuştur. Hakim bir görüşe göre, insanın doğanın üstünde olduğu ve gökten merhamet beklememek gerektiği;  daha doğrusu her şeyi kontrol altına almak bizim elimizdedir, fikridir. Bu bizi ayırıma sürüklüyor, bir materyalist felsefesinin iddasına göre kişinin doğanın parçası olmadığıdır.  Gerçekte bu fikir en büyük Egoistliktir.

Doğa bir insanın içinde bulunan durgun, bitkisel ve hayvansal seviyeleri içerir. Ve insan kendini bütün bunların dışında olduğunu düşünür; işte bu bizim problemimizdir. Şu an bu çelişki oldukça belirgindir; Ben doğanın üzerinde bulunduğumu düşünüyorum ve doğanın içinde bulunmuş olmam bana herşeyin kontrol altında olduğunu gösteriyor.

Benim dünya görüşüm arasında ki fark, doğanın üstünde olma arzum, insan faaliyetlerinin tüm alanlarını içerir ki bu da aslında ne olduğu keşfedilmiş olan, bir küresel krizi uyandırır. Çünkü düşünceme göre ben doğayı kontrol ediyorum ve aniden doğanın tamamlayıcısı olduğumu keşfetmiş olmamdır. Artık, yavaş yavaş bizi yöneten bilgisayarın bir programı dahilinde olduğumuzu buna bir şey yapamayacağımızı keşfetmiş olmamızdır. Bütün planlarımız yıkılmış ve onları aktive etmede başarılı olmanın  bir yolu yoktur. Milletimiz, çoçuklarımız ve hayatımız ile bir şeyler yapmaya çalışıyoruz fakat her şey boşuna. Neden? çünkü, doğanın üstümüzde olduğunu hissediyor, fakat bunu durumun yukarıdan olduğunu keşfetmeye başlamamızdır ve özetle bu hali beğenelim ya da beğenmeyelim bu yüzden harekete geçiriliriz. Durumumuz arasında ki uzlaşma eksikliği ve gerçekte ne oluyorsa bütün sorunlarımızın sebebi bu algı olmaktadır.

Ve bu süre içinde keşif edilen yönetimin küresel ağı, gittikçe daha fazla bağlanmış olmaktadır. Ne yaparsak yapalım bir fark yaratmıyor, buna cevaben bir patlama ve ciddi bir reaksiyon hissediyoruz. Hiç bir şey başarılı olmayacaktır, dünya parçalanıyor, aileler bölünüyor, çocuklar her yöne doğru uzaklaşıyor, her şey ellerimizden kaçıp gidiyor. Bu gibi bir çok sorun bizi bir sonuca getirmelidir, biz bu evren içinde, bu yaradılışın amacı olarak adlandırılan küresel sistem dahilinde ve bunun sadece küçük bir parçasıyız.

Bu kirizler bizi, bu programın bir parçası olduğumuzu ve bu durum programı tanıyarak ki burada özgür bir şeçime sahip olduğumuzu ve  bu kendi seçimlerimizden gerçekleştiğini keşfetmemize yardımcı olur. Ancak o zaman bize ‘insan’ denilebilir.

Ve özgür seçimimiz ile bu programı yürütmek istemezsek, o zaman kendi irademize karşı bunu yapmak zorunda kalacağız çünkü bir şey yaparken başarılı olamayacağız! Dünyada kesin olarak görülen insanlığın doğası ve programına bağlı olduğunu gösteren sorunların daha fazla ortaya çıkmasıdır. Bunun nedeni, doğanın yaratıcı olduğu, yüce bir güç ve bunun içine dahil olduğumuz ve bizim güçlerimizin ötesinde  bir programın varlığıdır. Dünya görüşünde ve buna entegre  olmuş bir krizin  ortaya çıkışıdır.

Bu yüzden umumi nüfusun dışına çıktığımızda, ailede, işde, sağlıkta ve benzeri gibi bütün sorunların tek bir nedeni ve bir çözümü olduğunu onlara açıklamamız bize bağlıdır ve bu da aramızda ki doğru kurulan bağlantı ile sağlanır.

Avrupa, Kriz, Amerika

Soru: Avrupa’daki birliğin gücü bize yaklaşmakta olan Amerika’daki kongrede bir sonraki seviyemize ulaşmada nasıl yardım edecek?

Yanıt : Avrupa ve Amerika’nın birbirlerine karşı kuvvetli bir etkileri var. Ama gerçek olan şu ki Amerika’daki krizin etkileri daha az hissedildi. Amerika’da bunu geçiştirmenin olasılığı var. Amerika’da sadece bir hükümet var, tek bir güç, hiçbir konuda kimse ile pazarlık yapmaya gerek yok. Yapmak istedikleri herşeyi yapabilirler, bu kadar basit. Yüz milyar dolar daha basmaya karar verdiler ve yaptılar. Matbaa çalışıyor.

Avrupa’da bu çok daha zor, çünkü tüm ülkeler arasında bir koordinasyon gerektiriyor. Bu nedenle kriz çok daha fazla hissediliyor. Avrupa birleşmiş olsaydı, o zaman krizi çok kolay ele alabileceklerdi. İlk olarak, kriz çok çabuk yatıştırılabilirdi çünkü Avrupa Birliği vatandaşları egolarının üzerlerinde birleşeceklerdi. Genel olarak, Avrupa günümüzün Babil’idir.

Buna ilave olarak, tek bir çözümü benimsemeye başlayıp, Amerikalıların yaptıklarının aynısını yapabilirlerdi. Bütün kriz sadece Avrupa bölünmüş olduğundan yayıldı. Avrupa’nın bir parçası Brüksel’den, Avrupa’nın diğer parçasına kararlarını zorla uygulatmaya çalışıyor. Ve öteki taraf bunu istemiyor, Güney Kıbrıs’ta , parlamento diğerlerinin kararlarını kabul etmeyi reddetti.

Bu ne biçim bir birlik? Ya birleşmek, ya da parçalanmak zorundalar.

Amerika’da, koşullar, karar vermiş oldukları “Bizim krizimiz yok.” bakış açısıyla daha iyi durumda. Sanki hiç birşey olmamış gibi yaşıyorlar ve bunu belirlemiş durumdalar. Ama tabi ki daha sonra herşey çökecek.

 Avrupa Kongre’sinden, Almanya, 6. Ders, 24/03/13 

Toplam 4 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234