Category Archives: Ekonomi

Stresin Yeni Bir Türü: İşten Bıkkınlık

Görüş: Central Lancashire Üniversitesi’nde uzman psikoloji okutmanı Dr. Sandi Mann şöyle diyor:  “Yapılan son araştırmalara göre iş ortamından bıkkınlık artıyor ve bu durum, üst düzey yöneticilerden tutun da en en alt seviyedeki çalışanlara kadar herkesi etkiliyor.”

“….bıkkınlık, işyerinde öfkeden sonra en fazla ifade edilen duygu…” diyor Dr. Mann.

Daha da ötesi, Dr. Mann, pratik bir bakış açısıyla, eski nesiller arasında çok daha az görülen bir şekilde, yaşamlarımızdaki tüm isteklerimizi gerçekleştirmeyi istediğimizden dolayı çok azımızın bıkkınlığa katlanmak konusunda istekli olduğumuza inanıyor.

Montclair Devlet Üniversitesi ve Güney Florida Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen “iş yerindeki davranış ve bıkkınlık arasındaki negatif korelasyon”a ait çalışmaya göre, sıkılmış çalışanların organizasyonlarına zarar verebileceklerine dair altı tür tanımlandı: Başkalarını rahatsız etmek, Verimlilikte sapma (görevinde kasten başarısız olmak), sabote etme, çekilme, hırsızlık ve uygunsuz şaka yapmalar. En fazla görüleni ise çekilme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cambride Judge Business School Üniversitesi’nden Mark de Rond’a göre ise profesyonellerin canlarını sıkan bir sıkıntı türü daha var: O da yeteri kadar yapacakları işin olmamasından ziyade yapmaya değecek işlerinin olmadığını hissetmeleri..

Benim görüşüm: Daha da fazla büyüyen egoizmin derecesi ve bunun bir çıkmaza girmesi sonucu, bu egoizm global olarak entegre hale ulaştığında, tüm negatif etkiler ve duygular daha fazla baş gösterecektir ve egoizmin kendisini düzeltmesi dışında hiçbir psikolojik çaba işe yaramayacaktır.

Mutluluk Ekonomisi

İnsanları bir şekilde değiştirmek zorundayız ve çok ilginç bir fenomenle karşı karşıyayız:  Doğa, bizi ölçüsüz bir tüketim toplumundan, ahenk ve denge içinde mantıklı bir tüketim toplumuna doğru değişmeye zorluyor çünkü doğanın temel yasası olarak dengenin yasasını korumak suretiyle eşit şekilde tükettiğimizde ve biri diğerine ve doğaya verdiğinde, insanların çok büyük çoğunluğu çalışmaktan kurtulmuş olacak.

Bu şu demek ki; krizin yardımıyla, şimdiden şekil almaya başlayan geleceğin toplumu kademeli olarak çok daha az çalışmak biçiminde sonuçlanacak. Günde on saat çalışmak zorunda kalmayacaklar. Zamanımızın kullanımına karşı hatalı tutumumuz, insanlar arasında yeni ilişkiler yaratmak suretiyle değişmelidir. Bu gerçekten de uzun bir zaman alacaktır.

Biz bu konu üzerinde çalışıyoruz ve çalışmaktan bağımsız olacak yüz milyonlarca insan için bir sonuca ulaşıyoruz (açıkça onlar için hiç iş olmayacak) ve büyük bir dünya üniversite kurmamız lazım. Bu insanlara doğaya ve diğerlerine karşı bütünleyici bir düşünceye gelmelerini öğretmek zorundayız.

Müşterek bir dayanışmaya giden doğru bütünleyici düşünce her şeyin herkese yeteceği kitleleri özgür kılacak.

Tüm tahminlerimize ve datalarımıza göre, dünyada yoksun kalacağımız hiçbir şey yok. Sorun şu ki insan açgözlülüğü ve egosu yüzünden hakça paylaşımda bulunamıyor.

Eğer tüm işsizleri toplar ve insanların integral eğitim alacağı bir üniversite, sınıflar kulüpler oluşturursak, memnun, dengeli, artık çok fazla tatmin peşinde koşmayan ve  gerçekten mutlu hissedecek tümüyle farklı bir toplum yaratacağız.

Geçen birkaç yıla bakarak anlaşılıyor ki, her şeyin paranın miktarıyla değil ama insanın hayatı nasıl hissettiği ile ölçüldüğü “Mutluluk Ekonomisi”  geliştiriliyor. Bu duruma gelmemiz temel prensiptir.

Burada yapay hiçbir şey yok. Yaşam bizi, toplumda yer alan ve onları nasıl dengeleyeceğimizle ilgili tüm süreçleri çalışmaya zorluyor. Bu, doğanın bizi ittiği şeydir.

Toplam 3 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.123