Category Archives: Ekonomi

PARA VE DEĞER

SORU: Zamanımızda insanlık için değer kavramını terk etmeye dair yeni bir fikir ortaya çıktı. Bu fikre göre, bir filin önemi; bir arının ve bir uçuşun öneminden fazla değildir; insanlara da daha zararlı değildir. Değer, doğal bir kavram değildir. Değer, sadece para sayesinde cisimleştirilen bir aldatmacadır.

Bu fikir bana çok yabancı ve bu fikre karşı olan argümanlarıma limitler koyuyor. Bilincim bunu sana devretmemi talep ediyor . Değer fikri olmadan paranın anlamı ne olacak?

CEVAP: İnsanlar, Yaratan’ın ifşasını kazanmak için çalışacak ve bedenselliklerinin ihtiyaç duyduğu kadarının parasını alacaklar.

Güven Krizi

thumbs_Laitman_411Norveçli politikacı ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland, Opinion’da şöyle der:

“Bankalar arası borç verme piyasasında faiz oranlarının çöküşünün piyasada %0’a ulaştığını gözlemledik. Bu dünyanın 2015’te, daha önce geçmişte hiç görmediğimiz türde çok ciddi bir krizden geçmekte olduğunu gösterir.

Bugünün modern bankacılık sistemi, reel kredi piyasasındaki faizlerin pozitif değerlerine dayalıdır. Parayı depolamak bankacılık hizmetleri için artık karlı olmamaya başlarsa ne olacak? Emeklilik fonlarına ve bizim tasarruflarımıza ne olacak?

Güven krizini politika alanında da görüyoruz. Gücün küresel dengesi değişiyor ve kimse kendi başına herhangi bir karar vermiyor. Dünyanın tek kutuplu olmaktan çok kutuplu olmaya doğru değiştiğine tanıklık ediyoruz. Önde gelen siyasi figürler aralarındaki karşılıklı güveni, davranışlarıyla baltalıyorlar. Mevcut siyasi elitin 2015 krizini aşması mümkün olacak mı?

Yorumum: Sadece genel insan ego üstünde bizi harekete geçiren bir yöntem ile, güven eksikliğini ve ortaya çıkan krizi aşabileceğiz. Bu metodu önce İsrail’de uygulamalıyız ve böylece bu uygulama, dünyanın geri kalanı için bir örnek olmalıdır. (Bakınız “ZOHAR’A GİRİŞ madde 71)

Finansal Savaş

Haberlerden PostScriptum): “Son on yılda, Amerika Müsteşarlığının ekonomik savaşının bilenmiş araçlarının bünyesindeki elit kısım, bir kurşun bile atmadan dünyadaki neredeyse bütün ülkeleri, dizlerinin önüne çökertebilmektedir.

Bu strateji, müttefiklerinin bir şebekesi tarafından desteklenen küresel bankacılık sisteminin bir hegemonyasına dayanmaktadır. Düşmanın finansal akışını durdurmayı amaçlayan bu yol, savaşın yeni bir türüdür.

Şu an, bankalar kendi eylemleri yüzünden çöktüğünde, para aklama veya finansal terörizm ithamı ile suçlandıklarında bir ölümcül  kucaklama içine düşmüş  hale gelir. Finans kurumu ABD topraklarında çalışmıyor olsa bile, bu bir ölüm cezasıdır. Avrupa bankalarının ABD regülatörleri ile tartışmaya cesaretleri  yoktur. Kurbanları ile tüm bankacılık işlemlerini durduracaklardır.

Nauru, Burma, Kuzey Kıbrıs, Letonya ve Beyaz Rusya Amerika’nın taleplerine itaat etmek zorunda kaldılar. Kuzey Kore felç oldu. Ama bugün dünya birbiriyle oldukça bağlantılı hale geldi ve bu yaptırımlar bir zincirleme reaksiyon oluşturabilir.”

Benim Yorumum: Bugün, Amerika Birleşik Devletleri dünyanın hâkimidir ve bu yüzden Çin, Rusya ve Avrupa Birliği de  kendi parasını dünya düzeyine yükseltmeği çok istiyor.  Ancak ABD  bunun olmasına  herhangi bir yol ile hiçbir şekilde izin vermez. Büyük bir finansal savaş önümüzde. Bu bize küresellik bilincini, olumlu bir küreselliğe gitmek zorunda olduğumuz negatif küreselliği getirecektir, çünkü küreselliğin kendisini değiştiremeyeceğiz. Tarih ve evrimde hiçbir geri dönüş yoktur.

Aile Ticareti Dengenin Bir Göstergesidir

Soru: Yarının aile şirketlerine ne olacaktır? Bizler görüyoruz ki, dört yüz yıl boyunca var olmuş Avrupa’daki fırınlar, bütün krizlerden geçerek bugüne kadar işlevlerini sürdürmeye devam etmişlerdir.

Cevap: Aile var oldukça aile ticareti de sürecektir. Nitekim aile, insan toplumunun kurucusudur. Yok olacağını düşünmüyorum. Bizler şimdi zor bir aile entegrasyon yoksunluğu sürecinden geçiyoruz. Fakat aile şirketleri, hem belli başlı firmalar ve küçük özel girişimler de sistemin temelidir.

Yoksa başka kime itimat edeceksiniz? Kime güvenebileceksiniz? Bunlar bir şeyler vermek ve yardım etmek istediğiniz akrabalar ve yakın kimselerdir. İşte bu yüzden aile şirketleri, dengenin bir göstergesi olarak kalmayı sürdürecektir.

Kadınlar da buna da dahil olabilir; nitekim onlar ticareti daha bile fazla güçlendirirler. Kadın bunun ayakta durması için bir anahtardır.

20.3.2013 Kab TV, ”Zaman İçinden”

Avrupa, Kriz, Amerika

Soru: Avrupa’daki birliğin gücü bize yaklaşmakta olan Amerika’daki kongrede bir sonraki seviyemize ulaşmada nasıl yardım edecek?

Yanıt : Avrupa ve Amerika’nın birbirlerine karşı kuvvetli bir etkileri var. Ama gerçek olan şu ki Amerika’daki krizin etkileri daha az hissedildi. Amerika’da bunu geçiştirmenin olasılığı var. Amerika’da sadece bir hükümet var, tek bir güç, hiçbir konuda kimse ile pazarlık yapmaya gerek yok. Yapmak istedikleri herşeyi yapabilirler, bu kadar basit. Yüz milyar dolar daha basmaya karar verdiler ve yaptılar. Matbaa çalışıyor.

Avrupa’da bu çok daha zor, çünkü tüm ülkeler arasında bir koordinasyon gerektiriyor. Bu nedenle kriz çok daha fazla hissediliyor. Avrupa birleşmiş olsaydı, o zaman krizi çok kolay ele alabileceklerdi. İlk olarak, kriz çok çabuk yatıştırılabilirdi çünkü Avrupa Birliği vatandaşları egolarının üzerlerinde birleşeceklerdi. Genel olarak, Avrupa günümüzün Babil’idir.

Buna ilave olarak, tek bir çözümü benimsemeye başlayıp, Amerikalıların yaptıklarının aynısını yapabilirlerdi. Bütün kriz sadece Avrupa bölünmüş olduğundan yayıldı. Avrupa’nın bir parçası Brüksel’den, Avrupa’nın diğer parçasına kararlarını zorla uygulatmaya çalışıyor. Ve öteki taraf bunu istemiyor, Güney Kıbrıs’ta , parlamento diğerlerinin kararlarını kabul etmeyi reddetti.

Bu ne biçim bir birlik? Ya birleşmek, ya da parçalanmak zorundalar.

Amerika’da, koşullar, karar vermiş oldukları “Bizim krizimiz yok.” bakış açısıyla daha iyi durumda. Sanki hiç birşey olmamış gibi yaşıyorlar ve bunu belirlemiş durumdalar. Ama tabi ki daha sonra herşey çökecek.

 Avrupa Kongre’sinden, Almanya, 6. Ders, 24/03/13 

Davos: Dünya Ekonomik Forumu

23 Ocak, 2013, Davos: Dünya Ekonomik Forumu

Haberlerden (Business Inquirer): “Çarşamba günü siyasetin ve iş dünyasının ileri gelenleri belli belirsiz iyileşme belirtileri gösteren küresel ekonomiye güven aşılamak amacıyla Davos’un karla kaplı tesislerinde bir araya geldiler.

“2500’e yakın lobici, gazeteciler, sanayi liderleri ve ekonomistler ile 45’e yakın dünya lideri omuz omuza vererek Dünya Ekonomik Forumu’nun İsviçre kayak tesisindeki yıllık toplantısına katıldılar.

“Organizatörler Euro bölgesindeki borç krizi gibi acil durumlara karşı direnmek için, küresel ekonominin yapısındaki iyileşmeye duyulan ihtiyacı yansıtan ‘dirençli dinamizm’ temasını seçtiler.”

Benim Yorumum: Politikacılar ve ekonomistler korumacılık yanlısı egoist gelişimdeki çıkmazın farkında olmadıkları sürece, geleceğin küresel integral gelişimde, sürdürülebilir üretim ve tüketimde, aşırı üretimi önlemede ve dünyadaki bütün insanların eşit rasyonel tüketim için ihtiyacı kabul etmesinde olduğunu kabul edemeyiz. Gelişimimizin bir sonraki evresi olan bütün insanlığın tam entegrasyonu hedefine kadar kriz dramatik görünümüyle kaçınılmaz şekilde bizi hatalarımızı kabul etmeye zorlayacak.

Gezegeni Yağmalamaya Son Verin

Ernst Ulrich von Weizsäcker’in görüşleri (Almanya’daki Roma Klübü’nün Eş Başkanı): “Her doktor bilir ki başarılı bir tedavi için ön koşul doğru teşhistir.Ve işte, insanlar gözlerini kapatmayı tercih eder ve bu şartlar dramatik bir şekilde değişmediği sürece hiçbir şey yapamayacağımızı düşünür. Eğer insanlık bu şekilde konuşmaya devam ederse, dünya kendi sonuna yaklaşıyor demektir.

“Ne yazık ki birçok insan için kısa süreli başarılar torunlarının kaderinden daha çok önem taşır. Bu nedenle hepsi kendilerini korkutucu düşüncelerden uzaklaştırırlar.

Beş şeye ulaşmayı umuyorum:

Gelişim için olumlu imkanlar oluşturmalıyız.

Bu fosil yakıtların kullanımındaki rezaletlerin ve de balık endüstrisindeki skandalların –bazıları okyanuslarda hiç balık kalmaması gerektiğine inanıyor- bütün dünyada bilinmesi için gerekli.

Biz “Dünyayı nasıl yaşamaya uygun hale getirebiliriz?” sorusu üzerine fikir üretmeliyiz.”

Biz, yatırım fonlarının ekolojik kriterlere uygun olarak yatırım yapması için onlarla işbirliği yapmalıyız, eğer yapsaydık bu piyasalara ciddi şekilde etki edebilirdi.

Dünya çapındaki bütün hükümetlerin ve işletmelerin, gezegenin zenginliğinin yağmalanmasına bir son verilmesi için zorunlu birtakım kurallar benimsemesi gerekir.

Benim yorumum:

Gezegene olan tutumumuzda değil ama içimizde, içimizdeki egoizmimizde doğru teşhisi koymak ve buna yol açanı tedavi etmek gerçek şifa ve çözümdür. Bu insanları yeniden eğitmek anlamına gelir ve göz ardı edilemez, aksi takdirde olumlu bir sonuç elde edemeyiz ve hastalık gittikçe daha da kötü bir hale gelir, Roma Klübü’nün de bütün yıllarında olduğu gibi.

AB Nüfusunun Dörtte Biri Yoksulluk Riski Altında

Haberlerden (EUROPA, Europats): “2011’de, 27 AB ülkesindeki 119.6 milyon kişi, yani nüfusun %24.2’si, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaydı. 2010’da ise bu rakam %23.4 ve 2008’de %23.5 idi. Bu onların şu üç koşuldan birinde olduklarını gösterir: Yoksulluk riski altındalar, ciddi maddi yoksunluktalar ya da çok düşük iş gücü ile birlikte hanelerde yaşamaktalar…

“2011’de, yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan insanların oranı en yüksek şu ülkelerde kaydedilirken: Bulgaristan (49%), Romanya ve Letonya (ikisi de 40%), Litvanya (33%), Yunanistan ve Macaristan (ikisi de 31%) en az ise: Çek Cumhuriyeti’nde (15%), Hollanda ve İsveç’te (ikisi de 16%), Luksemburg ve Avusturya’da (ikisi de 17%) kaydedildi.”

Benim Yorumum: Bu eski ekonomik ilişkilerinin kırılışının yalnızca başlangıcıdır. Sadece integral eğitimin uygulanması ve diğer bütün üretimlerdeki azaltmalar ile birlikte yaşamanın mantıklı (gerekli) bir standardının ilkeleri doğanın ifşası ve toplumun evrimi için insanlığı yeni doğal ilişkilerle benzerliğe taşıyabilir.

Tüm Farklılıkların Üzerindeki Bağ

Soru: Yuvarlak masa tartışmalarına katıldığımızda, bunun tüm farklılıkların üzerinde bir bağlantıya ulaşmaya değer olduğunu nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: İnsanlar tartışmayı genellikle severler; fakat ben onlara argümanlar yerine bağın, her şeyin üzerinde olduğunu ifade etmek istiyorum. Artık tartışmayı bir kenara bırakalım; onun içine dalmayalım ama onun üzerinde yükselelim. Açık konuşmak gerekirse, eğer bağ kurarsak, her şeyi düzelten Üst Işık’ı üzerimize çekeriz. Ama tüm varoluşun bu olduğunu bile daha bilmeyen birine bunu nasıl açıklarım?

Bunun izahı çok basittir. Dünyada mutlak bolluk bulunmaktadır. İnsanların bir bağ içinde olmadığı ve bu şekilde devam edemeyeceği gerçeği olan sorun dışında başka bir sorun yoktur. Onlar aralarında olması gereken zenginlik ve bolluğu bölemezler; aksi olduğunda, böylelikle herkesin arasında öyle büyük bir sürtünme olur ki tüm dünya bunun acısını çeker.

Bizler sadece insan egosundan dolayı acı çekeriz. Ama bağ kurduğumuz zaman her şeyi düzelteceğimiz yolu aniden keşfedeceğiz; öyle ki herkes, herkesle birlikte ve eşit olarak verdiği kadar almaya layık olacaktır. Bu nedenledir ki bağ, tüm problemlerin çözümüdür.

Bir taraftan doğadan tüm bolluğu alıyorsak ve diğer taraftan dünya hala daha böyle kötü ve acı dolu bir yerse, bunun nedeni insanın bunu düzeltememesidir. Bağ kurduklarında gerçek refaha ulaşacaklardır.

20 Haziran 2012 tarihli Toronto’daki Çalıştay’dan.

Japonya’ya Ne olacak?

Bir Görüş (Takeshi Fujumaki, milyarder yatırımcı George Soros’ın eski danışmanı)

Dün yapılan bir röportajda Tokyo’da bulunan bir yatırım danışmanlığı şirketinin başkanı olan Takeshi Fujumaki, “Japonya, önümüzdeki beş yıl içerisinde muhtemelen Avrupa’dan önce yükümlülüklerini yerine getiremeyecek” dedi. Fujumaki, Japonların, ABD,  Avustralya ve Kanada Doları, İsviçre Frangı ve Sterlin cinsi döviz ürünlerini saklamaları gerektiğini belirtti.

Fujumaki’ye göre Japon hükümeti yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde Yen, Dolar karşısında 450-500 Yen civarı zayıflayabilir ve 10 yıllık gösterge tahvillerinin getirileri üzerinde yüzde seksenden fazla dalgalanma olabilir.

“Uluslar arası Para Fonu (İMF)’un gösterdiğine göre 1984’te yüzde 67.3 olan Japon halkının borçları 2014 yılında dünyanın en büyük borçlu toplumu olacak şekilde yüzde 245,6’ya fırlayacak…

“Japonya krizinden kaçış yok” diyen Fujumaki, Japonya için kalan tek seçeneğin bir başka yükümlülükten kaçınma veya hiper-enflasyona sebep olacak para basmak olduğunu ekledi.

Görüşüm: Bunun nedeninin yöneticilerin hiper egoizmi olduğunu anlarsak, düşmanlıktan kardeşliğe doğru bir dünya toplumuna dönüşmeye başlarsak ve gerçekçi bir yaklaşımla aşırı tüketim ekonomisinin altyapısını makul bir tüketim ekonomisine aktarmayı başlatırsak her ülke ve tüm dünya için krizden bir çıkış yolu mevcut. Aksi takdirde kriz bizi tüm altyapısıyla bir imhanın eşiğine getirecektir.

Toplam 3 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.123