Category Archives: Egoizm

Twitter’da Düşüncelerim / 15 Eylül 2020

Ego (Firavun) o kadar gelişti ki, otoritesi keyifli olmaktan dayanılmaz hale geliyor ve bu sebeple bizi ondan kurtulmanın bir yolunu aramaya zorluyor.

En canlı kombinasyonlar ve lezzetli aromalar, incelemelerin tüm güzelliği onluya ilave eklenerek elde edilir. Bizim dünyamızda olduğu gibi olmazsa olmaz bir temel vardır ama güzellik; lezzet, aroma, renk katan ilaveler ve baharatlar sayesinde elde edilir.

Yaradan’ın ifşaları hem niceliksel hem de niteliksel seviyelerde gerçekleşir. İfşanın gücü, Kli’mizi genişletme ve ona daha fazla onlular ilave etme başarımızla belirlenir. İfşanın niteliği de artar.

Onluda birleştiğimiz ölçüde, birliğimizin sınırlarını genişleterek kendimizi gittikçe daha fazla onluya bağlama zorunluluğunu hissetmeye başlayacağız, çünkü bu, Yaradan’a daha da yaklaşabilmemizin tek yolu.

Ebeveynlerin ve Çocukların Ebedi Sorunu

Soru: Neden çocuklar yetişkin olduklarında,  bizden memnun kalmıyorlar ve ideal ebeveynler olmadığımıza inanıyorlar?

Cevap: Çünkü onları egoist olarak yetiştiriyoruz.

Ben de kendim ebeveyn olana ve aynı şeyi çocuklarımdan talep edene kadar, ailemden memnun değildim, onlardan daha fazlasını istedim. Ne yapabiliriz ki?

Dünya değişene ve iyileşene kadar böyle olacak.

Dünyayı Başkalarının Aracılığıyla Görün

Soru: Bir insan, dünyada gördüklerinin, düzeltilmemiş dünya görüşünün, ıslah olmamış niteliklerinin sonucu olduğunu nasıl anlayabilir?

Cevap: Bu kolay değildir. Kişi sürekli olarak kendini kontrol ediyorsa yani kendi kendini analiz etme ve kendi kendini incelemeyle meşgulse ve kendinden tarafsız bir şey oluşturmaya çalışırsa, o zaman tepkilerinin ne olduğunu anlar.

Doğru çevre içinde bulunarak ve sürekli olarak bu davranışın herkese bir örneğini göstererek, açıkça ayırt edeceği şekilde gerçeklik algısını ayarlayabilir: ben bunu her zaman, yükseltilmesi ve ıslah edilmesi gereken egoizmimde hissederim. Ve böylece o, dünyayı farklı görecektir.

Soru: Bu öğretilebilir mi?

Cevap: Evet, ama her şey çok zordur. Prensip olarak, hiç kimse bununla uğraşmaz çünkü bu, kişinin beceri edinirken veya ticaret yaparken kendi başına yaptığı olağan çalışması değildir, ancak dünyaya karşı yeni bir bakış açısı elde etmek için net bir yöndür.

Yeni bir dünya görüşü, kişi için tamamen farklı bir durumdur, başkalarına ihsan etme ve sevme niteliğidir; kendini değiştirmenin gerekli olduğu zamandır. Bu tamamen farklı bir değişim metodudur, mesleki gelişim değildir, düzenli egzersizlere ve aktivitelere maruz kalarak kendinizi değiştirmek değildir, ama kişinin dünyayı başkaları aracılığıyla yani başkalarının gördüğü gibi görmesine yol açabilecek çok özel egzersizler ve faaliyetlerdir.

Yorum: Yani bu, başkalarının, kendisi için bir ayna gibi olması demektir. Prensip olarak, bu tüm sorunlarımızı çözecektir. İnsanların kimseye karşı hiçbir şikayeti olmadığını hayal edin – ne eşlerin eşlerine ne de ülkelerin ülkelere – o zaman sadece kendimizi ıslah etmekle meşgul olurduk, başkalarını değil.

Benim Yorumum: Bu tamamen doğru.

Soru: Ama bu, ancak onu anlayan ve geliştiren iyi bir çevre ile mümkündür. Yine de, kişi bunu yapmak için biraz eğilime sahip olmalı mı?

Cevap: Evet, ama bu herkes olmaz. Her nesilde böyle çok az insan vardır.

Soru: Bu doğuştan gelen bir şey mi? Ya da uygun bir çevre varsa bu herkese öğretilebilir mi?

Cevap: Prensip olarak evet. Yine de, kendilerini değiştirmeye ve dünyayı başkaları aracılığıyla gözlemleme yatkınlığıyla doğan insanlar vardır.

Bunun için kişi, egoizminin üzerine yükselmeli ve başkalarıyla sevgi ve bağ niteliği edinmelidir. Dahası, bazı kural tanımayanlarla veya başkalarıyla değil, güvenilir olumlu bir çevreyle, ancak bu şekilde kişi dünyayı tamamen farklı gözlemleyebilecektir, egoist “ben”i aracılığıyla değil.

 

Twitter’da Düşüncelerim / 9 Eylül 2020

Tüm sıkıntılarımızın sebebinin, toplumun egoizm tarafından parçalanmış olması olduğunu anlamalıyız!

Herhangi bir sistemde (organizma veya makinede) olduğu gibi, bozukluklar, bir arıza olarak ortaya çıkana kadar birikir. Aynı şekilde – koronavirüsün olduğu toplumda, hayatın bütünsel bağımlılığı ortaya çıkar.

Her geçen gün bir şey netleşiyor: ortak düşmanımızın, egomuz olduğunu kabul etmeliyiz. O yok edilemez ama birlikte üstesinden gelebiliriz. Amerika, toplumun kendini düzenlemekten aciz olduğunu kanıtlıyor. Hala duyarlı bir işbirliğine gelebiliriz; diğer alternatif ise savaştır…

Ama şimdilik her şeyin daha da parlak olacağını anlamıyoruz. Kendimizi içinde bulduğumuz karanlığı bile anlamıyoruz.

Koronavirüsten önce dünya kriz içindeydi ve insanlar, dünya savaşından veya ekolojik  felaketlerden söz ediyordu. Durum çok sorunluydu, birçok problem vardı, hastalığının ne olduğunu bilmeyen, ancak ağrı için ağrı kesici enjekte etmeyi ve bir şekilde yaşamaya devam etmeyi başaran bir insan gibi..

Virüs bizleri biyolojik düzeyde vurarak toplumu ve aileleri etkiler. Bu nedenle, doğanın bize neden bu şekilde davrandığını ve bu fenomenden saklanmak yerine, iyileşmek için ne yapabileceğimizi anlamalıyız.

Her hastalık şifa içerir, hastalık iyileştirir. Koronavirüsün bizi nereye götürdüğünü görmeli ve bu sağlıklı duruma kendi başımıza ulaşmalıyız. Bunun için darbeyi anlamak zorundayız. Onun arkasında sadece bize zarar vermek istemeyen, bizi iyileştirmek isteyen bir güç var.

Durum, Koronavirüs salgınından çok daha kötü olabilirdi. Ancak Yaradan daha sert yöntemler kullanmadı. Çünkü doğanın bir amacı vardır – hepimizi doğru bağa getirmek. Herkes arasında birliğin açıkça uygulanması gereken bir zamanda yaşıyoruz.

Koronavirüs, hayatlarının amacını anlamayan insanlar için, sevgi ve merhametten gelen küçük bir darbedir. Neden böyle darbeler aldığımızı anlamalıyız. Davranışımızı değiştirmek ve iyi yaşamak için, neden iyi çocuklar gibi ebeveynin ilk uyarısını duymuyoruz?

Bütünsel olmamız, iyilikle birbirimize bağlanmamız, birbirimize iyi davranmamız gerektiğine dair doğanın uyarılarını duymayız. Diğer taraftan, davranışlarımızla doğanın davranışını belirleriz ve onun dengeye girmesine izin vermeyiz – dolayısıyla tüm doğayla birlikte acı çekeriz.

Herkes bu yerde tökezler, ancak ileriye doğru yürüyen kişi, Yaradan’ın dünyasına girer.

Tüm insan komplo teorilerinin ve diğer hilelerin üzerinde, her durumda, yolumuzu belirleyen Yaradan’ın planı vardır. Bizler, düşüncelerimizin içinde yuvarlanmakta ve mantık ötesi inançla Yaradan’ın derecesine yükselmek istememekteyiz.

Koronavirüsün sebebini anlamak zorundayız. Kişilerarası ilişkilerimizi nasıl değiştireceğimizi anlarsak – tüm sorunlar anında ortadan kalkacaktır! Doğanın amacı, acı ve virüslerin, bizi kötü ilişkilerimizi açığa çıkarmaya zorlaması dışında, bizi hastalıklara sürüklemek ve iyileştirmek değildir.

 

Twitter’da Düşüncelerim / 3 Eylül 2020

İnsan egosunun ıslah aşamasına girdik. Doğa bizi sürekli olarak egonun aramızda ve doğaya karşı tüm tezahürlerinde, ondan vazgeçmeye zorlayacaktır. Bu gerçekleşmezse, tüm dünya halkının kendi koşullarında herhangi bir iyileşme beklemeye hakkı yoktur.

Olduğunuz yerde kalın! Dünyada gördüğünüz bozuklukları sevmeye başlayın. Ve o zaman negatifin dünyadan size değil, sizden dünyaya geldiğini göreceksiniz. İyi şanslar!

Çocukların sosyal mesafeyi nasıl koruyamayacaklarını anlamadıkları gibi, biz de birbirimize nasıl doğru şekilde davranacağımızı anlamıyoruz. Başka bir insanı nasıl hissedebilirim ki onun yanına doğru bir şekilde yaklaşayım, böylece doğru bir şekilde yaklaşarak virüsü yok edeyim?

Birliğe Karşıtlık, Bölüm 6

Kalpten Kalbe Yakınlaşma Yoksa

Soru: Karşılıklı garanti, dayanışma, birlik gibi değerlerin tüm önceliklerin başında olduğu güçlü bir toplum olduğunda, asimilasyon ve karma evliliklerle ilgili herhangi bir sorun yoktur. Ve tüm bunlar kaybedildiğinde, o zaman insanları, ulus olarak korumak için en azından dış çerçevede tutmak gerekir mi?

Cevap: Egoizme düştüğümüzde ve üst dünyayı, herkes arasındaki en yüksek bağları hissetmeyi bıraktığında, o zaman dünyevi bağa ihtiyacınız vardır.

Soru: Bu dayanışma Yahudileri bir ulus haline getirdi mi?

Cevap: İbrahim’in yarattığı topluluk, “dostunu kendin gibi sev” bağına dayanıyordu. Herhangi bir dışsal yapıya ihtiyaç yoktu çünkü insanlar zaten birbirleriyle bağlı hissediyorlardı.

Soru: O zaman hiçbir emir yok muydu?

Cevap: Dostunu kendin gibi sev – bu emirdir ve tek olanıdır. Bu nedenle buna Tora’nın ana emri denir. Başka hiçbir şeye gerek yoktur.

Soru: Ama dayanışma ortadan kalkmaya başladığında, o zaman dış yapıda fiziksel düzeyde yerine getirilen emirler mi ortaya çıktı?

Cevap: Evet. Oraya gitmeyin, bunu yapmayın, başkalarına zarar vermeyin vs. Yani insanlar arasında değişim/ iletişim yasaları ortaya çıktı çünkü artık birbirlerine kalpten kalpten yaklaşamıyorlardı.

Twitter’da Düşüncelerim / 31 Ağustos 2020

Tüm evren tek bir sistemdir. Bizler, tutumumuzla tüm doğayı kalibre ederiz. Yıldızları patlatabilir, savaşları tetikleyebilir, barış sağlayabiliriz. Her şey sadece bizim bağlarımıza bağlıdır. Dünya için iyi şeyler istiyorsak, aramızda iyi ilişkiler kurmalıyız ve dünya çok daha iyi durumda olacaktır.

İyiliğin gücü, Yaradan,  kötülüğün gücünü O’nu bu iki gücün zıtlıklarında değil birleşiminde ifşa etmemiz için yarattı. Uzun süredir devam eden hatamız burada yatmaktadır!

Ego seviyesindeki tüm girişimler yıkıma götürür.

Bizler egonun, mantık ötesi inancın, almanın gücü yerine ihsan etme gücünün üzerine yükselmeliyiz. İleriye dönük bir yol bulma girişimlerinde egoyu (alma gücünü) son damlasına kadar sıktık. Bundan sonrasında ego içinde ilerlemek için daha fazla fırsat yoktur.

Pek çok bakteri türü toplu olarak yaşamayı tercih eder. Antibiyotikler tarafından saldırıya uğradıklarında, kolektifi tehlikeye karşı uyarırlar, özverili bir şekilde kendilerine bir uyarı sinyali gönderirler, antibiyotiklere karşı savaşır ve arkadaşlarını öldüren ilaçlara karşı bir savunma oluştururlar.

Onlardan bir iki şey öğrenebiliriz!

Süper Egoizm Tacı

Bizim bağımız, ruhun tamamlanmış on Sefirot’u ya da Üçüncü Tapınak haline gelmelidir. Tapınak bir yapıdır, aramızdaki bir bağlantı ağıdır.

Bugünün Koronavirüs salgını, bizlere Tapınağın parçalanmasını, yok edilmesini, ihlalini ifşa etmektedir. İlişkilerimizin ne kadar egoist olduğunu ve ne kadar bağ kuramadığımızı, komşumuzun başına gelenlere: yaşıyor mu ölüyor mu? ne kadar kayıtsız kaldığımızı göstermektedir.

Hastalık budur – hastayım çünkü etrafta olan birine yaklaşamıyorum bile. Koronavirüs, birbirimize olan nefretimizi ve reddedişimizi ifşa etmekte. Hastalık budur. Taç, bize egemen olan, süper egoizm olarak başımıza yerleştirilmiştir.

Hayatın Bilgeliği Nedir?

Soru: Hayatınızda birdenbire ortaya çıkarsa, egoizmle nasıl başa çıkarsınız?

Cevap: Egoizm bunu her saniye sürekli yapar. Egoizm her dakika beni alt eder ve beni çeşitli düşüncelere atar. Ancak bu, başkalarından çalmak, onları aldatmak veya onlara zararlı bir şey yapmak istediğim anlamına gelmez.

Egoizm, en küçük eylemlerde bile, örneğin oturma, kalkma ve yürüme şeklimizde her an bize hükmeden şeydir. Her şeyde kendini gösterir: düşüncelerde, duygularda, niyetlerde, sözlerde ve eylemlerde.

Birinin veya diğerinin seçimi, konuşma şeklimiz ve davranışımız, egoizm tarafından içeriden araştırılır ve bizler hepsini incelemeli ve yavaş yavaş kendimizi düzeltmeliyiz. Ancak bu, ilginç bir görevdir.

Soru: Her seferinde kendime “Bunu neden yapıyorum?” diye sormam mı gerekiyor?

Cevap: Hayır. Eğer Kabala çalışırsanız, kendinize sorular sormayacaksınız; çünkü egoist olmayan ama özgecil olan başka bir enerjiden, üst ışıktan, etkileneceksiniz.

Her iki ışık da sizi etkiler. Bir binicinin iki dizginle bir atı kontrol ettiği gibi, size rehberlik edecek ve sizi ileri götüreceklerdir. Ayrıca, şu anda hangi güçlerin sizi yönlendirdiğini, hangisiyle ve nasıl ilerlemeniz gerektiğini ve onları birbiriyle nasıl dengeleyeceğinizi hissedeceksiniz. Prensip olarak, hayatın tüm bilgeliği, her iki gücü de doğru bir şekilde dengelemektir.

Neden İyi İnsanlara Zor Bir Kader Verilir?

Soru: Neden iyi, dürüst, saf insanlara hayatta ağır yük veriliyor, Koronavirüsle ilgili zorluklar ve benzeri olaylar var, oysa dünyada olup bitenler kötü insanları hiç etkilemiyor mu?

Cevap: Egoist dünyamız o kadar çarpıtılmıştır ki, iyi insanların sadece iyi şeyler ve kötü insanların kötü şeyler elde etmesi gerektiğini düşünmek kesinlikle yanlıştır.

İyilik için çabalayan iyi insanlar, bazen kötü bir kadere, kaderin darbelerine maruz kalırsa bu oldukça doğaldır.  Sonuçta, dünyamız tamamen egoist ve kötüdür.  Ve bu nedenle, ondan bekleyecek iyi bir şey yoktur, özellikle şimdi, bir pandeminin eşliğinde ıslahımızın son aşamasına girmeye başladığımızda.

Şimdi, artan bir şekilde ortaya çıkan, bütünsel dünya ile uyumlu olmak için kendimizi doğru şekilde nasıl değiştireceğimizi bize sürekli olarak öğretecek, böyle dönemler olacaktır.

Soru: Ama bir şekilde buna hazırlanabilir miyiz, bir tür profilaksi yapabilir miyiz?

Cevap: “Profilaksi” iyi bir kelimedir.  Size bir tek şey söyleyeceğim: Biz bu önlemle ilgileniyoruz.

Mesele şu ki,  kişi şu anda doğmakta olan gelecek dünyaya adapte olmalıdır.  Bunun için daha az egoist olmalıyız.  Dolayısıyla mevcut virüs bizi sarsacak ve tamamen farklı insanlar yapacaktır. Üstelik ona nasıl boyun eğeceğimize bağlı olarak, hem kaba hem de hassas herhangi bir şekilde.  Bu bir ilktir.

İkincisi, buna rağmen egoizmimizin üzerinde nasıl birleşeceğimizi öğrenmemiz gerekiyor.  Bu çok zordur.

Aramızda doğru, iyi bir ilişkiye ulaşma arzusuyla birlikte, her şey doğamıza kötülük olarak ulaşmaya başlar.

Şimdi, doğa güçlerinin bizi çok ciddi bir şekilde eğiteceği bir duruma giriyoruz.