Category Archives: Dua

Her Şey Dua Yoluyla Elde Edilir

Soru: Diğer insanlarla bağ kurma arzusunun dışında maneviyatta hangi arzular vardır?

Cevap: Yoktur. Bizler, Adem’in kırık kabından geliyoruz ve bu nedenle sadece birbirimizle birleşmek zorundayız. Filozofça konuşmaya gerek yok. Ben nasıl, kiminle, hangi niteliklerle vb. bağ kurmam gerektiğini bilmiyorum. Ben kendimi sadece Üst Işığın etkisine bırakmak zorundayım.

Üst Işıktan daha zeki olamam ama sadece onun etkisine neden olabilirim, böylece o beni ıslah eder/düzeltir. Islah etmem gereken noktanın üstünde olamam ve bu yüzden sadece isterim. Her şey sadece dua yoluyla elde edilir.

Everything Is Achieved By Prayer

Dar Boğazda

Av 9’dan önceki üç hafta başladı. Bu günlere Bein ha Metzarim denir (“dar boğaz”). Bu dünyada meydana gelen her şey, üst sistemin etkisidir. Dünyamızdaki eylemler ve koşullar, üst kökten maddesel dala yayılır ve bu dünyada, cansız materyal, bitkisel, hayvansal seviyeler ve insanlarda, zaman ve mekânda dallar olarak somutlaşır. Dalları analiz ederek kökleri incelemeliyiz.

Günümüz itibariyle, üst dallar dünyamızda, son ıslah hariç (Gimar Tikkun) şimdiden gerçekleşmiştir. İfşa olması gereken her şey ifşa olmuştur; geriye kalan her şey son ıslahtır. İşte bu yüzden Baal HaSulam, zaten tamamen ifşa olan yıkımı düzeltmek zorunda kalacak olan son nesil zamanlarında yaşadığımızı söylüyor. Şimdi sadece onun üzerine çıkmak için çaba göstermeliyiz.

Ancak, sistemde var olan bozukluğu ve gerekli başlangıç koşulu olarak, onunla doğru bir ilişkiyi net olarak anlamadan yukarı yükselmek imkânsızdır. Esasen, bu bir günah değildir. Kötü eğilimin yaratılması gerekliydi. “gökyüzü” ve “yeryüzü” her ikisi de gereklidir, çünkü “O, onları birbirine karşıt yarattı”, kötü gücün, iyi güce karşı yaratıldığı gibi.

Realitede, sadece olumluyu vurgular. Çünkü daha sonra ifşa olana kadar, kötülük yoktur. Sadece iyilik eksikliği var. Ayrıca, iyilik, kötülüğün ona karşı oynadığı rolün sonucu olarak çok yönlü şekillerde ifşa olacaktır. Kötülük yoktur, sadece iyinin zıt formunda ifşası vardır.

Kök ve dal arasında bir bağlantı olduğunu öğrenmemiz gerekiyor. Bu, tüm tarihimizin seyri sırasında olduğu gibi, zamanımızda, kökün belirli tarihlerde dallardan ortaya çıktığı ve zaman içinde aynı noktalarda tekrarlandığı anlamına gelir; örneğin, Tammuz’un 17.’si, Av’ın 9’u. Purim etrafındaki zamanlar, genellikle neşeli ve mutluyken bu tarihler her zaman İsrail ulusuna acı çektirmiştir.

Bu nedenle bu günlerde, maddi kaygılarımız da bile özellikle dikkatli olmalı ve Av’ın 9’uncu gününün sonuna kadar riskli eylemlerden kaçınmalıyız. Ondan hemen sonra, bir yas döneminden ayrıldığımızı hissetmeye başlarız ve son ıslaha sevinebilir ve arzulayabiliriz.

Tammuz’un 17’si “dar boğaz” günlerinin başlangıcıdır, Kudüs’ün yıkılışı, Tapınak duvarı ve Tapınağın kendisinin yıkılmasıyla ilgili olarak, İsrail topraklarına vardıktan sonra İsrail ulusunda var olan bağı simgelemektedir. Bu bağ, çölde 40 yıl süren hazırlık ve Bina’nın yardımıyla Malhut’un düzeltilmesinden dolayı Tora’nın alınması sayesinde mümkün olur. Bina “mem – מ” (kırk) harfidir.

Bundan sonra, Birinci Tapınak’ı inşa eder etmez hemen düşmeye başladılar. İlk Tapınaktan daha düşük olan İkinci Tapınak’ı inşa ettiler ama o da yıkıldı. O zaten son yıkımdı. Bütün bu yıkımlar Av’ın 9 uncu günü meydana geldi.

Bizim için bugün, en acil amaç, Şehina’yı (kutsallık) yeniden kurmaktır. Başka bir deyişle, ıslah özellikle aynı günlerde gerçekleşmelidir. Nefret ve yıkımın ifşa olduğu yerde birlik ve sevgi de ifşa olmalıdır.

Between The Straights

Twitter’da düşünceler / 10/22/17

Tarih boyunca, Kabala çalışmak için 1000’i gelir, bir kaçı kalır. Ayrılanlar, ücretsiz hediyelerini almayan düşmanlar olurlar.

Egoist zevklerimiz soldu. Kabala (Kabul) bize; gittikçe çoğalan sonsuz hazlarla nasıl tatmin olacağımızı öğretir.

Depresyonun nedeni: Gelişmiş ego tatmin olmaz. Daha az acı çekmek için; daha azını isteyebilir miyiz? O da gelişimsel depresyona neden olurdu.

Kişinin dünyamızdaki misyonu; üst gücün mutlak otoritesini keşfetmek ve kendisini buna benzetmektir. İnsanlık.

Egonun büyüme ve egemenlik çağı sona erdi. Artık daha fazla dünyamızı yönetemez. Kabala; ego sonrası çağ için yaşam tarzı programıdır.

Bizler; üst dünyanın bizimkini yöneten güçleri oluşturduğu yerde, üst dünyalar ve bizim dünyamız arasındaki bağlantıyı ifşa ederek, bilgisizliğin üstesinden gelmeliyiz.

Biz, bir güçler dünyasında varız. Bunlar; arzularımız tarafından çizilirler ve onları 5 duyumuz ile algılarız.

Yani, biz hayali bir dünyada yaşarız.

İlişkilerdeki orta çizgi çatışmalara yeni anlamlar getirebilir: Nefret alevlendiğinde, ondan birliği yaratmak için birlikte çalışmamıza izin ver!

Bedenin tamamlanması: yemek, seks, aile, varlık, saygı, bilgi… Bunlar geçicidir.

Ruhun tamamlanması: Yaradan tarafından ortak güvencede, sonsuzdur.

Eğer insan gelişimenin yolunu bilirse, üzerindeki negatif güçlerin kontrolünü silkip atar. Bilgelik.

Doğada özgecilik, ‘birimiz hepimiz için’ ilkesine göre hücresel birliğin kanunudur. Her canlı organizmada ve toplumda bulunur.

1. Ruhani derece, tüm dünyamızı çekirdek haline dönüştürerek hükümsüz kılar. Tarih, sadece bizim bozuk hayal gücümüzde var olarak ortadan kaybolur.

Gelişimin standart programı bizi ızdırap yoluyla iterek ilerletir. Ancak eğer bu programı hızlandırırsam iyi, zevkli olur.

Amaca yönelik tutku; hayal ya da kendi kendini kandırma değildir, öz programlamadan ziyade, geleceğini önceden tayin eden motivasyondur.

Hayatını değiştirme, ama ona doğru tutumunu değiştir.

Bir kişi direkt olarak asla başka biriyle iyi bir ilişkiye sahip olamaz; sadece Yaradan denilen ihsan etme niteliği aracılığıyla olabilir.

http://laitman.com/category/thoghts-on-twitter/

Kime Dua Ederiz?

Soru: Eğer Yaradan, dinler tarafından yorumlanan anlamda mevcut değilse ve biz O’nu yaratırsak, o halde hangi Yaradan’a dualarımızı yönlendiririz?

Cevap: Sizin yarattığınız birine, konuştuğun birine.

Soru: Kabala’dan duyduğuma göre, ihtiyacın olan şey için dua etmezsen, kendine zarar veriyorsundur. Bu doğru mu?

Cevap: Evet. Bir taraftan kendiniz için bir şeyler isterseniz, yalnızca kendinize zarar verirsiniz, çünkü egoistik tamamlamayı talep ediyorsunuz. Ancak öte yandan ıslah olursunuz; her şey affedilir, küçük bir çocuk gibi.

To Whom Do We Pray?

Yaklaşan Kongre Öncesinde Duam

Kabala bilgeliğini çalışmak ve algılamak, çünkü niteliklerimiz, arzularımız ve içten özlemlerimiz aracılığıyla bağlandığımızda, her birimiz çok büyük yeni güçler hissederiz. Bu güç yalnızca zihinde ya da kalpte değil, ancak meselenin içsel kazanımında, onun içsel hissiyatındadır.

Bu nedenle, özgür olmayı deneyin böylece yolumuzu takip eden herkese bağlanma ihtiyacını hissedeceksiniz. Onların özlemi sizden aktığı sürece dostlarınızı nasıl algıladığınız hiç fark etmez. Sonra onlar sayesinde manevi gelişiminizin bir sonraki seviyesini hissetmeye başlayacaksınız.

Hadi, kongreye bu şekilde hazırlanalım ve başarılı olacağız. Şahsen sürekli onun üzerinde çalışıyorum ve bu yüzden kongreden önce her zaman içsel olarak kafam karışır. Ardından kongre boyunca herkesle bağ kurarım. Böylece yeni seviyemizi görme fırsatı bulurum ve sizler, bunu benimle birlikte görebilirsiniz.

İfşa, inanılmaz harika bir gözlemdir!

My Blessing Before The Upcoming Convention

Herkes için Dua Etmeliyiz

thumbs_laitman_254_02Soru: Zohar Kitabı’nı okurken, herbir kişiye, dostlarımıza ve bütün dünyaya ait tüm problemlerin iyileşmesi için kendimizi doğru bir şekilde nasıl yönlendirebiliriz?

Cevap: Dua etmek, istemek için, bize en yakın olan kişilerin ve aynı zamanda bizden uzak olanların acılarına ortak olmak gereklidir. Ancak hasta olan belli bir kişi için dua etmeyiz bunun yerine belli bir kişinin önümüzde yaşamış olduğu, görmüş olduğumuz problem vasıtasıyla, bu hastalığın genel olarak düzeltilmesi için dua ederiz.

Kişi genel düzeltme için dua etmelidir, çünkü bizim gördüğümüz genel bir problemin önümüzdeki belli bir ifadesidir. Dualar bu şekilde organize edilmelidirler.

Soru: Neden, herkes için dua etmek, kalbime daha yakın olan bir kişi için yapacağım talepten daha pratiktir?

Cevap: Belli bir kişi için yapılan talep, egonuza daha yakındır. Bir yandan, kendinize daha yakın olan tarafından daha çok harekete geçirilirsiniz, fakat diğer yandan da, ihsan etmek için olan arzunun, size yakın ya da uzak birine ihsan ediyor olmasının farkı nedir?

Or Hasadim (Merhamet Işığı)’na sınır yoktur; her yere aynı yoğunlukta genişler. O zaman neden belli bir kişi için dua etmek istiyorsunuz ki?
Biliyoruz ki, herkes birbiri ile bağlantılıdır ve sadece tek bir ruh vardır. O zaman bir kişide ortaya çıkan bir eksiklik, rahatsızlık, genel hastalığın bir sonucudur. Genel hastalığı şifalandırmadan, sadece belli bir insanı iyileştirmek nasıl mümkün olabilir ki? Herkes için dua etmek gereklidir.

Eğer dualarınız ile herkesi düzeltmeye hazırsanız, o zaman hasta olarak gördüğünüz kişi de aynı şekilde iyileşecektir. Aksi takdirde bu işlemez. En nihayetinde, bizler tek bir sistemin, global bir sistemin içindeyiz. Diyelim ki bir kişi grip hastası olmuş, sadece onu iyileştiremezsiniz, daha iyisi, bu salgını dünya üzerinde iyileştirmeniz gerekir çünkü bu genel bir sistemdir.

Sadece tek bir yerde eksiklik, kusur olamaz, her ne kadar bizlere sadece tek bir hasar görmüş parçayı görüyoruz gibi gelse de. Hasar sadece bir kişi de olamaz, tüm sistemde vardır. Ve sadece sizin için bu bir arkadaşınızdaki kusur olarak karşınıza çıkmaktadır. Toplumun genelini iyi bakmanız ona göz kulak olmanız gereklidir ve görmüş olduğunuz belli bazı problemler sadece genel probleme ait olan yansımalardır. İzole edilmiş bir parça hiçbir formda varolamaz, ne bende ne de bir başkasında. Eğer ben eksik bir parça görüyorsam bu, sistem genel olarak hasta olduğu anlamına gelir.

Bunu dünyamızda da görürüz. Eğer toplumun ya da devletlerin sadece belli bir parçasını düzeltmek istersek, o zaman hiçbir şey bize yardımcı olmayacaktır çünkü bu doğru bir yaklaşım değildir.

Günlük Kabala Dersinin 3.kısmı , 17/06/2014, Zohar

Malhut’tan Bina’ya Uzanan Bir Zincir

Soru: Duamızı nasıl oluşturmalıyız? Üsttekilere, atalara, gruba yardım için bir talepten başlamalı ve kendimizden sadece duanın sonunda mı bahsetmeliyiz?

Cevap: Duamızı tam olarak bu biçimde şekillendirmemiz lazım ve bunu öğrenmeliyiz. Fakat şimdilik, grubun merkezinden geldiği sürece Yaradan’a istediğiniz her biçimde dönebilirsiniz. Kolektif talebimizi giderek daha düzgün biçimde şekillendireceğiz.

Dua basit bir talep değildir. Kendinizi birçok aşamadan kurulu giderek daha hassas bir tutum içine koymak zorunda kalırsınız. Her talep bir uçta sizi bağlayan adaptörlerin, bağlantıların bütün bir zinciridir ve daha sonra talebinizi bir çok kez işler ve sizi bir üst seviyeye adapte eder.

Bu sistem bir bütündür. Dua sadece kelimeler değildir fakat iki kabın düzenidir (bir harf bir kap olduğu için), bir yanda sizle ve diğer bir yanda Yaradan’la uyumludur. Sizinle ilgilenen Bina’daki ZAT‘dan başlayarak, kabuğun dünyalarının sisteminden yükseltirken katıldığınız Malhut’a kadar bu zinciri inşa etmek zorundasınız.

Bunu yapmak için, 22 harflik (İbranice) alfabesini ve “MNTZPCH”ın son beş harfini kullanmanız gerekir, bu sayede doğru bir biçimde düzenlenmiş harflerden oluşan manasına gelen manevi kaplar formunda olan duanız, Yaradan’ı, Bina’daki ZAT’ı edinirsiniz.

Bunu nasıl yapacağımızı bilmeyiz ancak tecrübeyle duamızı oluştururuz. Tapınak döneminde yaşamış olan Kabalistler bizim için Siddur’u (dualar kitabı) hazırladı. Tapınak zamanı Kutsal kapların var olduğu, Malhut ve Bina’nın birbirine bağlı olduğu bir zamandı. Ev Malhut’dur ve Tapınak ise Bina’dır.

O zamanın yüce Kabalistleri büyük Knesset’i (meclis) oluşturdular, bu onların tek bir kapta bağlandıkları ve büyük bir manevi edinim, yücelik, seviyesinde oldukları manasına gelir. Bize Siddur’u hazırlayanlalar onlardır.

Biz bu duaları bir gün edineceğiz ancak Kabalistler onları bizim için önceden yazdılar. Onları anlasak da anlamsak da, onları ifade edersek, bu şekilde düşünerek bile ilerleyebiliriz. Eğer duaları doğru biçimde okursak, bu talepleri manevi bir yolla algılıyoruz demektir, onların içerisinde büyük şeyler görebiliriz.

Kabalistler taleplerini iki yolla ifade ederler: birincisi, harflerin sıralaması manasına gelen kelimelerle ve diğer bir yol ise basitçe dolgusu olan harfler, semboller biçiminde. Her kelimenin formu, özel bir safhada, özel bir Reşimo (izlenim) ile birlikte On Sefirot manasına gelen tüm bir HaVaYaH’tır; ve duaları yazmalarının nedeni budur.

Benim işim Işık için gerekli her şeye, gruba, Rav’a, kitaplara, dağıtıma bağlanmaktır. Başka bir yol yoktur ve bunlar yeterlidir.

Yaradan yakarışlarımıza neden cevap vermez?

Tüm yaratılışı, tüm realiteyi resmeden üst kuvvete dönmek için O’nunla grubun merkezi yoluyla konuşmak dışında başka bir yolumuz yoktur. O’na kendi başıma dönemem ve yakarışım O’na ulaşmaz. Asırlardır insanların Yaradan’a yakardığını görürüz ancak talep ettikleri şey ne olursa olsun, hiçbir şey gerçekleşmez, hiç bir cevap veya tepki yoktur.

Yaradan O’nunla doğru biçimde konuşmadığımız için bize cevap vermez. Yaradan sabit bir sistemdir, doğanın değişmez kanunu. Bu dünyanın kanunları gibidir. Herkes onunca kattan düştüğümüz zaman ağlayıp, yakınmanın kişiyi düşmekten ve kazadan kurtarmayacağını bilir.

Aynı şey Yaradan ile birlikte meydana gelir. İyi ve nazik gözükmeye çalışan biri gibi bizi affedeceğini, bize merhamet edeceğini, bize cömertliğini göstereceğini umut ederek O’na insanlara ait olan zaafları atfetmeye çalışırız, ancak bu olamaz! Yaradan doğanın genel kanunudur ve doğanın merhameti yoktur.

Eğer doğayla, Yaradan’la nasıl bir ilişkide olacağımızı bilmesek, hiç bir şey bize yardım etmez, şimdiye kadar olan şey de budur. Kabala, bununla beraber, bize nasıl davranmamız gerektiğini öğretir. Ve daha sonra bu kanunların çerçevesi içinde nasıl yöneteceğimizi ve onları nasıl kullanacağımızı bilebiliriz.

Bu yüzden kendiniz ve dostlarınız için üzülmemelisiniz tam tersine genel kuralı korumak ve doğru biçimde kullanmak niyetinde olduğumuzu anlamalıyız. Ancak bunu yapmak için, kendimizi bu kanuna adapte etmeliyiz. İsteyelim veya istemeyelim, ilerde istemek zorunda kalacağız.

Kişisel ve Ortak Kurtuluşumuz

Sadece kendimiz için dua etme dürtüsünden, egoistik olarak taleplerde bulunmaktan, geçmişimizden dolayı mutlu olmamaktan ve yaşadıklarımızdan dolayı kendimizi suçlamaktan nasıl kurtularak özgürleşebiliriz? Herşeyden ötesi, bunu yaparken aslında Yaradan’ı suçlamış oluyoruz.

Geçmişte başımıza gelmiş olan herşey gerçekleşmesi gereken şeylerdi, Yaradan bunların olmasını sağladı. Ve bu yüzden aslında geçmişimizle mutsuz olduğumuzda bizleri bu koşulların içine koymuş olduğundan dolayı O’nu suçlamış oluyoruz.

Sadece gruba konsantre olduğumuz zaman, bu konsantrasyon, geçmişimize, şu anda yaşamakta olduklarımıza dair doğru olmayan yaklaşımımızdan, kendimiz için dua etmemizden,  özgürleşmemiz konusunda bizlere yardımcı olur.

Bu, doğru niyete sahip olabilmemiz için kendimize getirebileceğimiz tek yoldur. Ve bu şekilde, bizler bu ağın içerisindeyken, sisteme yakın bir şekilde kalmış olur ve bu ağı ters yönde çekmemiş oluruz. Herkes için dua etmeye konsantre olduğumuz  ve sürekli olarak bu koşulda kaldığımız zaman, bu bizleri kişisel olarak kurtarır ve tüm sistemin bizim sayemizde ilerlemesine yardımcı olur.

Sabahleyin gözümüzü açar açmaz ve akabinde her zaman için nasıl böyle bir arzuya sahip olabiliriz? Sadece bu! Aksi takdirde, diğer düşüncelerimiz, arzularımızdaki ve aklımızdaki hareketler negatif olacaktır ve bizleri amaçtan uzaklaştıracaktır.

Eğer bu şekilde gelişirsek, kesinlikle inişlerimiz ve negatif dürtülerimiz olacaktır, fakat sadece bu şekilde onları daha büyük bir ileri hareketle doldurabilirim. Başka bir deyişle, eğer sürekli olarak diğerleri için dua ederek gelişirsem onları da geliştirerek, sonrasında tüm negatif dürtüler sadece daha ileri gelişimime doğru yönlendirilecek  ve gitmem gereken bu yönü ve nasıl hareket etmem gerektiğini anlayacağım.

Bu benim hareketimin tarzını ve şeklini belirleyecektir. Sonrasında Yaradan bana yardım edecektir: biraz sola, biraz sağa, başkası hakkında düşün, şunu bunu iste, v.b. Eğer doğru bir şekilde gelişirsem o zaman O’nun talimatlarını kesinlikle hissetmeye başlayacağım.

Dünya Zohar Kongresi Haftasından  “İntegral Eğitim Kongresi” Üçüncü Gün 4/2/14, Çalıştay 5

17 Şubat 2014’de yayımlandı.

İki Paralel Dünyada Yaşamak

Soru: Her şeyin buna bağlı olduğunu bilmemize rağmen neden ıslah için talepte bulunmak bu kadar zor? Bu kişiye talep etmesi için sanki çok doğal görünüyor.

Cevap: Evet, talep etmek doğal fakat burada kesin olarak şunu ortaya çıkarmamız gerekiyor: talep etmek için neye ihtiyacımız var, nasıl talep ederiz ve bize cevabı verecek olan kimdir? Dua sadece bir haykırış değildir ve duayı kelimelere dökersek, bu kelimeler kalbin içinden doğmalıdır, bir kitaptan değil.

Eğer bir insan kendisini kötü hissederse, güzel kelimeler seçmez. Problemimiz duanın kalplerimizin derinliğinden gelmiyor olmasıdır.

Sadece çevre bizi böylesi bir duaya yönlendirebilir; eğer çevre bunu isterse sen talep edersin. Neden hepimizin bunu istiyor olduğumuz ve birbirimizi etkilemeye çalışıyor olduğumuz bize görünüyor, fakat bir şeyler işlemiyor? Buradaki esas şey arzunun derinliğine eksikliğimiz var ki gerçek bunun içindedir. Benim için önemli olan şeyi netleştirmenin eksikliği var ve ikincil olarak bizi durduran iki arzu arasındaki kafa karışıklığı: maddesel ve manevi.

Bizler dünyevi ve manevi tamamen birbirinden ayrı iki görünümü birbirine karıştırmadan rol yapmayı öğrenmeliyiz! İşte bu dünya, egoistik, aynı zamanda bu dünyada yaşamaya zorlanıyorum. Ve ihsan etmenin bir dünyası var ve ben bunun içinde yaşayabilmeyi istiyorum. Duamı belirleyen budur.

Halen bizler bunları birbirinden ayırdedemiyoruz, bununla beraber son kongreden beri birçok süreci bunun içinde görebiliyoruz.

21.12.2010 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden, Baal HaSulam’ın Yazıları