Category Archives: Dost

Dostumun Fizikselliği, Benim Maneviyatımdır

Soru: Dostlarımın manevi gelişimleri hakkında düşünmem gerekiyor mu?

Cevap: Eğer bir gruptaysanız, dostlarınızın ilerlemesi konusunda endişelenmeniz gerekir.

Soru: Gruptaki bir kişi, önce dostunun gerekli olan her şeye sahip olması hakkında endişe duymalı ancak ondan sonra kendi gelişiminden mi endişe duymalı?

Cevap: Öncelikle kendinize, dostunuzun normal varoluş için gerekli her şeye sahip olup olmadığını sormalısınız. Değilse, ona yardım etmeyi deneyin. Geri kalan tüm zamanda, Yaradan’a erişebilmesi için başka ne yapmanız gerektiğini düşünmelisiniz. Bunun nedeni, onun manevi ilerlemesinin, sizin manevi ilerlemeniz için en iyi araç olmasıdır.

Birlikte, siz manevi bir hücresiniz. Onun hakkında düşünürseniz, böyle bir hücre kesinlikle yükselecek ve ilerleyecektir. Fakat kendinizi düşünürseniz, düşeceksiniz.

Bu nedenle, dostun fizikselliğinin, benim maneviyatım olduğu söylenir.

My Friend’s Physicality Is My Spirituality

Öğrenci Öğretmenin Dostu Olabilir mi?

Soru: Bir kişi ya da bir grup, öğrencinin öğretmenin dostu olması için ne yapmalıdır?

Cevap: İnsanlar yükselirken, her şey yavaş yavaş olur ve manevi çalışmayı takdir etmeye başlarlar ve kendilerinin hiçbir şey yapmaya hazır olmadıklarını anlarlar.

Yanılsamalardan kurtulur ve manevi yükselişin ne olduğunu daha iyi anlamaya başlarlar. Ne de olsa, egoistik eylemler ya da çabalar yoluyla manevi yükselişe erişilemez; yolunuzu ite kaka açamazsınız.

Tersine, ilerlemenin tek olası yolu kendimizi biraz ilerletmek, başkalarına daha yakın olmak ve bu uyumlu ilişki içinde Yaradan’ın ifşa olduğu yeri bulmaya çalışmaktır. Bu yer, bağlı olmanın sonucu olarak, özelliklerimin diğer insanların özellikleriyle karşılıklı bütünleşmesinden gelir.

Tüm süreç derece derece gerçekleşir ve bizimle birlikte çalışan biri buna gelecektir.

Soru: Öğrencilerin öğretmenle dost olabilecekleri bir durum var mı?

Cevap: Bir öğrenci-dost veya öğretmen-dost kavramı var, ancak günümüzde bu oldukça belirsiz. Genellikle bunu öğretmen öğrenciyle bire bir çalıştıklarında söylerler.

Genel olarak, bu pek çok öğrenciyle olsa bile kesinlikle mümkündür, ancak henüz bugünkü seviyemizde değil.

Can A Student Become A Friend Of The Teacher?

Dostlar Olmadan Hayat Tehlikelidir

Yorum: Harvard Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırmaya göre arkadaşlar olmadan hayat, sigara kadar tehlikelidir. (Newsweek)

Benim Yorumum: Kişi birçok faktör tarafından etkilenen bir sistemdir; yalnızlık, üzüntü, korkular, endişeler, her türlü şüpheler ve toplum tarafından üzerindeki baskılar. Bütün bu faktörler ciddi hastalıklara neden olabilen, büyük baskı yaratır.

Yorum: Araştırmaya göre, akrabaları ile çok az bağı olan ve birkaç arkadaşa sahip olan yalnız insanların kanındaki fibrinojen seviyesi, çalışmaya katılan diğerlerinden %20 daha yüksektir.

Benim Yorumum: Bir kişinin toplumla temas halinde olması gerekir. Bu bizim doğamızdır. Bu nedenle, yalnız kişi bilinçaltında sürekli olarak ilişkiler arar ve onları bulamazsa sürekli stres ve baskı altındadır.

Soru: Sanal ilişkiler içinde olan gençlerin, yalnız hissettiklerine inanıyor musunuz?

Cevap: Evet, sanal ilişkilerde hiçbir sıcaklık olmadığından, son zamanlarda yalnızlık daha akut hissedilmektedir. Ama bu yine de olumlu bir süreçtir çünkü büyüyen yalnızlık kötülüğü tanıması için kişiye rehberlik eder. Sorun, bunun nasıl olacağıdır; acı çekerek uzun bir yoldan mı yoksa Üst Işık yoluyla hızlı mı gerçekleşeceğidir.

Life Without Friends Is Dangerous

Dostluk Kendi Çıkarın Olmadan Var Olabilir Mi?

Soru: Dostluk kendi çıkarın olmadan var olabilir mi, eğer olursa, ilişkide eşitlik ve karşılıklı bağlılık nasıl ifade edilir?

Cevap: Kişi kendi çıkarı olmadan asla bir şey yapmaz çünkü o bir egoisttir. Gerçekleştirdiği her eylem her zaman kendisinin yararlandığı bir eylemdir.

Bu demektir ki bu kişinin size daha yakındır ve onu kendi parçanızmış algılarsınız, sanki kendi iyiliğiniz için yapıyormuş gibidir ve böylece onun lehine daha fazla şey yapabilirisiniz. Sadece, kişiler arasında böyle bir bağ olduğu durumlarda bu mümkündür ve başka bir şekilde mümkün olmaz.

http://laitman.com/2016/09/can-friendship-exist-without-self-benefit/

Arzuları Nasıl Tatmin Edebilirim?

Soru: Dostumun arzularını nasıl tanıyabilirim? Maneviyatta ihsan etmek ve dostumun arzusunu yerine getirmek ne demek?

Cevap: Dostunun arzusu Yaradan’ı ifşa etmektir. Ancak bunu Yaradan’la, hiç değilse minimum seviyede, aynı özelliğe sahip olursa yapabilir.

Maneviyata birlikte çalışarak dostuna Yaradan’ın özelliğini edinmesi için yardım edebilirsin. Böylece seninle onun arasında, ıslah eden ışığı çeken bir eylem oluşacaktır.

Işık, ihsan etme ve sevgi özelliğidir. Birbirinize yakınlaşarak, ışığın özelliğine daha çok benzer hale geliyor, sen ve dostların arasında ihsan etme ve sevgi özelliklerini biriktiriyor olacaksın. Işık aranızda kendini göstermeye başlayacak ve siz bunu Yaradan’ın ifşası olarak hissedip algılayacaksınız. Dostlarınla çalışman gereken yol budur.

http://laitman.com/2016/08/how-can-i-fulfill-desires/

Dostlara Nasıl Yardım Etmeli?

(Her Biri Dostuna Yardım Etti Makalesi Hakkında )

Başkalarının yardımı olmadan ilerlemeye muktedir değilim, sadece dostlarla birlik sayesinde manevi dünyanın, aramızdaki bağda ifşa olduğunu keşfedebilirim. Bizim dünyamızda bazen, güçlü, zengin, nazik veya zeki birinin desteğine ihtiyaç duyarım. Aynı şekilde hayatın amacına saygı duyan, benimle eşit ve bana benzeyen bir kişinin de yardımına ihtiyacım vardır.

Bir dostun diğerine nasıl yardım edebileceğini anlamalıyız. Zengin ve fakir, akıllı ve aptal, güçsüz ve güçlü olduğunda mı bu yardım vardır? Bizim dünyamızda insanlar arasında eşitsizlik olduğunda yardıma ihtiyaç duyulur, bu durumda yardım etme fırsatını keşfederiz. Ne var ki, insanlar eşit olursa destek için de yer olmaz. Bizim dünyamızda yardım, tam olan bir insandan eksikliği olan bir insana doğru uzanır. Peki, hepimiz zengin, zeki veya güçlü vs olduğumuzda?? Biri diğerine nasıl yardım edebilir?

Genel konuşursak, başka birine yardım istemek için yönelmekten heyecan duymuyoruz. Utanç, gurur ve kıskançlık hissediyoruz. Bir şeylere ihtiyacımız olduğunu kabul etmek istemiyoruz ve “ayrılık” için çaba sarf ediyoruz.

Herkes için ortak olan bir şey görürüz: RUH. “Kalbinde endişe olan başkası ile konuşsun” denir. Bu, yüksek ruha hissedilen saygıyladır, zenginlik ya da bilgelikle destek olunabileceği için değil…Yükselmiş ruh hali, “iyiliksever geleceğe” duyulan güvenin sonucudur. Ama bir kişi, kendisini kurtarmak zorunda olduğunu ve bunu yalnız yapamayacağını bilirse depresyona düşer.

Daha doğrusu, dostunun düşüşünü görerek yardımcı olacak tek kişi onun dostudur. “Kişi kendisini hapishaneden kurtaramaz” denir. Hapishane, bizim dünyamız ise, sadece benimle aynı amacı paylaşan bir dost beni bu hapishaneden kurtarabilir ve bana Üst Dünyaya girmem için yardım edebilir.

Daha doğrusu, birinin ruhunu yükseltebilecek (yani ona amaca ulaşmada güven verebilecek ) tek kişi onun dostudur. Bu demektir ki, kişiyi, dostu, bulunduğu koşuldan çıkarıp “geçimini sağlayan” koşuluna yükseltir. Böylece kişi, bir kere daha amacı sanki onun yanındaymış gibi, hayatta daha fazla güven ve bolluk kazanmaya başlar.

Çaresizim çünkü dışarıdan yardım almadan manevi amacıma ulaşamam. Kimseyi zorlayamam ama bana yardımcı olmak isteyen bir dost buldum. O, bilgeliği ve zenginliği ile değil ama ortak amaca ulaşmadaki arzusu ile bana yardım edecek.
Ortaya çıkıyor ki herkes dostuna nasıl yardım edeceğine, dostunun ruhunu nasıl yükselteceğine dikkat etmeli ve bunu düşünmeli çünkü birinin ruhuna saygı duyarak, herkes dostunda “ihtiyaç duyan” ve doldurabileceği bir yer bulabilir.

Bu dostunu eğlendirmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Her bir dostumuzu bu amacın edinilebileceğine dair uyandırmalıyız. Böylece o hayatın ruhu ile dolacak ve onun için bir hapishane olan, günlük hayatın ve bu dünyanın üzerine yükselecek. Birisi böyle bir dosta sahip olduğunda kesin olarak hapishaneden kaçmaya muktedir olduğunu hisseder…

http://laitman.com/2010/09/how-to-help-a-friend/

Ruhun Çözünürlüğü (Ayırt Edebilme Gücü)

Kendinizi “Beni endişelendiren nedir?” diye kontrol etmeniz çok önemlidir. Canlı ve iyi olduğum her an endişelerle doluyumdur. Peki, ama ben ne için endişe duyuyorum?

İyi hissetmek için, huzurum, başarılarım için, beni daha mutlu edecek şeyler için, barış ve sükûnet için, güvenlik, beslenme ve ailemin refahı için mi endişe duyuyorum?

Yoksa dostlarım için onların nesi eksik onlar için ne yapılabilir diye bir annenin bebeği için duyduğu gibi bir endişe mi duyuyorum? Vefalı bir dadı gibi grup için endişe duyuyor muyum? Yani endişelerimin amacını hedefini kontrol etmeliyim.

Tüm yaradılış giderek onun içinde fiziksel bir formda ve en aşağılık durumda var olduğumuz bu dünyaya alçaldı. Manevi dünyadan ayrıymış gibi hissediyoruz ki bu gerçekte mümkün olamaz. Ve bu nedenle de bu dünyaya hayali dünya denir.

Pek çok fiziksel nesne ile dolu bir dünyanın içinde var olduğumuzu sanırız. Ancak gerçekte, her şey manevidir, ama biz bunun farkına varıp hissedemeyiz.

İşte bu nedenle her an ne için endişe duyduğumu kontrol etmem çok önemlidir. Manevi dünyaya girmek demek; yiyecek, uyku, sağlık, para ve insanlarla ilişkiler gibi hayatta gerekli ve zorunlu olan şeylerle ilgilenmek ama öte yanda da her zaman bilinçaltımda grubu, Yaradan’ı keşfedeceğim bir yer, Şehina (kutsallık) haline gelmesi için nasıl düzenleyeceğimi dert edinmek demektir.

Grupla ilgilenmeye ve onun için endişe duymaya alışmam ve bundan mutlu olmam gerekir. Eğer endişe duymaktan vaz geçersem o zaman neden dostlarla ilgilenmiyorum diye endişelenirim. Bu bende alışkanlık haline gelmelidir. Bizim dünyamızda alışkanlık ikinci doğamız haline gelir.

Farz edelim ki bana, tanımadığım ve ona karşı hiçbir şey hissetmediğim bir bebek verdiler. Ancak çare yok; bu bebeğe günler boyunca bakmaya ve onun için endişe duymaya mecburum. Onunla ilgilenmeye başlarım ve o benim için önemli biri haline gelir. Sonunda, her an onu düşünmeye başlarım. Grupla ilişkide de bu aynı şeydir. Ancak kararlılık ve düşüncelerimizi sürekli olarak gruba yöneltmek sayesinde mümkün olan bu duruma erişmek zorundayız.

Gruba özen göstermek, ona destek olmak, onun üzerine Işığı çekmek hakkındaki, Yaradan ve Onu memnun etmek hakkındaki tüm bu hoş planlarımdan sonra, kendime Yaradan nerede ve ben bilinçaltımda neredeyim diye sormalıyım. Her zaman tüm bu yaptıklarımı ne için yaptığımı aydınlığa çıkarmalıyım. Bir ödül almak ümidiyle olduğu kesindir, ancak bu beklediğim ödül tam olarak nedir?

Şu anda, kendim için beklediğim ödülü hayal etmeye hazır olmayabilirim. Daha sonra farkına varabilirim ki çabam karşılığında kontrol, saygınlık ve ölümün ve yaşamın ötesine yükselmek, benim için somut ve çok önemli bir şey talep ediyor olabilirim. İşte bu noktada benim için önemli olanın ne olduğunu incelemeliyim: Ödülüm mü yoksa dostlara ve Yaradan’a mutluluk vermek mi?

Ödülden veya hiç değilse ödülün bir bölümünden vaz geçebilir miyim? Ve ödülden vaz geçtiğim zaman onu ün ve saygınlık arayışından başka bir şeyle mi değiştiriyorum?

Yaradan’ı memnun etmek ne demektir? Bunu hangi yolla ve hangi arzuları hissederek yapabilirim? Yaradan’ın benden memnun kaldığını ne yolla hissedeceğim? Arzularımı ve algımı mümkün olduğu kadar parçalara ayırmaya uğraşmam ve bu parçalarla nasıl çalışmam gerektiğini görmem gereklidir. Ne kadar çok parametre (karakteristik özellik) olursa algımı da o kadar çok geliştiririm.

Bu bilgisayar ekranında, ekran çözünürlüğünü belirleyen pikseller gibidir: Bir santimetre karede iki yüz piksel, bin piksel veya on bin piksel olabilir. Ne kadar çok piksel varsa resim de o kadar netleşir.

Aynı şey arzularımızla da olur. Onları sorguladıkça gerçeğe, gerçek algıya daha çok yaklaşırız.

Los Angeles Kongresi, İkinci Gün, 11/1/2014, 4. Dersten alıntı

Prens ve Yoksul Fare

Soru: Ben zaten herkesten alçak olduğumu hissedersem, dostlarıma kendimi nasıl iptal edebilirim?

Cevap: Herkesten daha düşük olduğunu hissetmek kusurlu olduğunu hissetmek anlamına gelmez, daha ziyade, bu herkesin dâhil edilmesi ve en büyük Nefeş Işığını onlardan almak için fırsattır.

Eğer küçüksem, küçük ya da büyük bir sistemin içine dâhil olabilirim. Bu görünüşte basit bir eylem olan benim kendi iptal seviyeme bağlıdır. Eğer kendimi küçük bir sistemin önünde iptal edersem, ben bir fare ailesinde doğan küçük bir fare gibiyimdir; fakat kendimi büyük bir sistemin içinde büyük egom ile iptal edersem, kralın sarayında küçük bir prens gibiyimdir. Bu benim hangi egonun üstünde kendimi iptal ettiğime bağlıdır.

Sonuç olarak, küçük olmak küçük bir şey değildir. Bununla beraber sadece küçük olan ilk seviyeden Işığı alır-Nefeş Işığını, Nefeş Işığı sınırsızdır.

Küçük olmak iyidir! Bu ilerlemek için en iyi zamandır. Küçük olan ilerler.

12/10/12 Tarihli Günlük Kabala Dersi 1.Kısım, Rabaş’ın Yazıları

İfşa’nın Basit Kanunu

Her şey çok basit: Yaradan aramızdaki bağda ifşa olur. Bu yüzden tüm gün boyunca aramızdaki bağın neresinde çalışabileceğimi aramalıyım. Onlar, kimin arasında, hangi arzuların arasında gergin olmalıdır? Herkesle nasıl ve ne ile bağ kurmalıyım? Yapmam gereken çalışma nedir?

Denir ki Yaradan aramızdaki bağda ifşa olur. Eğer on kişi varsa bu yeterlidir. Bizler sadece bağ kurmalıyız ve O, ifşa olacaktır. Ancak bağa yönelik pratik adım atmalı mıyım? Bizler sadece bağ hakkında konuşuyoruz ve Yaradan ifşa olmuyor. Öyleyse ne yapmalıyız? Yaradan ifşa olana dek devam etmeliyiz.

Bu bir kanundur! Bağ için O’na olan uyumlu doğru ihtiyaç yükselir yükselmez O kesinlikle ifşa olacaktır ve ifşanın ilk seviyesi için yeterlidir yani Nefeş de Nefeş. Veya zıt ilişkiden görüşmeyi açacağız, zıt Nefeş de Nefeş, öyleyse zıttan ifşa olmuş ve bağ kurmak için meydana gelmiş bir arzunun göstergesine sahip oluruz ve işte o zaman Yaradan’ın bizi düzelteceği haykırışı yaparız.

Bu haykırış otomatik olarak gelir zira bir aksiyon diğer aksiyonun önünü açar. Öyleyse haykırdığımız zaman, Yaradan, aramızdaki bağı düzeltecek ve ifşa olacaktır. Kırık kısım, on kişinin ayrılığının en bayağı formunun içerisinde bize ifşa olacaktır. Daha sonra gitgide daha ince kırıklığı keşfedeceğiz.

İlk önce kırıklığı kendi içindeki en ilkel formunda keşfederiz: Birbirlerine bağlanmak ve dişli çarklar gibi olmak yerine birbirlerini dişleriyle parçalara ayırmaya çalışan zıt formda, egoizmin on büyük kısmı. O zaman ıslah ve daha bayağı şekilde bağlanmak için talepte bulunuruz ve böylece Nefeş de Nefeş Işığı ifşa olur. Bu bile Yaradan’ın yaratılana ifşasıdır.

Bu durum, bağlanmanın 1/125’nin anının yeterliğinde olacağımız bağlanmanın çok bayağı bir formudur. Daha sonra aynı süreç tekrarlanır ancak çözünürlüğü daha yüksektir. Yine aynı on Sefirot ancak daha ve daha fazla bireysel parçaları keşfederek onların daha derinine ineriz.

Asıl önemli olan şey ilk on Sefirot’u keşfetmektir, ilk seviyeyi çünkü manevi formu aldığın ve doğduğun durum budur. Daha sonra bu formun içerisinde gelişmeye başlarsın. En zor kısım ilk seviyenin üzerine yükselmektir.

05.10.2012 Tarihli Günlük Kabala Dersinin 4. Bölümünden, Zohar Kitabına Önsöz

Egoizmin Denizinde Boğulanlar İçin Can Yeleği

Soru: Son zamanlarda maneviyat için arzu ve ilgimin hepsini kaybettim. Gruptan çok uzaklaştım ancak grup beni unutmadı ve sürekli bir sevgi ile benim için endişelenmeyi sürdürdü. İşte bu yüzden, her şey bir yana, Roma’daki kongreye gelme kararı aldım ve muazzam bir çaba burada sarf ettim. Ve şimdi burada, bir kez daha beni kollarımdan tutan dostlarımın önünde utanç hissediyorum ve dostlarımın arasında deneyimlediğim sevginin yeni gücü ile bu iki günün üstesinden gelebildim. Ancak kongre sonrası tekrar gruptan bu kadar uzak kalmamak için ne yapmam gerekir? Bundan çok korkuyorum.

Cevap: Tecrübe ettiğin durumlar için üzüldüm. Ancak her şeyin tek bir kaynaktan geldiğini kabul etmek için başka yol yok ve bizler iyi ve kötü şeylere de şükür etmeliyiz. Seni tekrar geri getirebilen arkadaşlarının bu yoğun çabasına şükür ediyorum. Umarım bu günden itibaren hepiniz sadece iyilik ve merhamet, sevgi ve içtenlik görürsünüz.

Ancak halen ne olduğu önemli değil; tüm gücünüzle gruba tutunmalısınız çünkü grup boğulmakta olanlara doğru, denize atılan can yeleği gibidir. Bu can yeleğini kapmaktan başka şansımız yok.

Ve inanın bana, yine de siz tüm ülkenin gruba sanki can yeleği gibi tutunduğunu göreceksiniz. Böylelikle güçleneceksiniz, birbirinize yardım edin ve devam edin. İnşallah başarırsınız!

30.09.2012 Tarihli İtalya Kongresinin 5. Yemeğindeki Konuşmadan