Category Archives: Dağıtım

Kurtuluşun Metodolojisi

Soru: Geçmişte, Kabalistler küçük bir grupta çok güçlü bağlar kurdular ve bu tüm dünya için verimli oldu. Bu metodolojiyi kitlelere aktarmak, neden şimdi bu kadar önemli?

Cevap: Dünyada bizden önce, modern küresel Babil’de olan her şey, çalışanların, teori, metodoloji ve insanların evrensel bütünsel bağının hazırlanması şeklinde oldu.

Şimdi bunu uygulama zamanı geldi. Bu nedenle, geçmiş yüzyıllarda Kabalistlerin çalışmaları ile bugün olanlar karşılaştırıldığında büyük bir fark vardır. Şimdi Kabalistler kitlelere çıkmalı ve insanlığa dünyayı kurtaracak olan bağ metodunun ne olduğunu açıklamalıdır.

Aslında bu metodoloji, dünyayı kurtarmak için değil, insanlığı bir üst seviyeye çıkarmak için tasarlanmıştır, ancak insanlar bunu bilmiyor, bilmek istemiyor ve bunu anlamıyorlar. Doğa, Yaradan bize bir sonraki seviyeye yükselmek, birlik olmak, O’na benzer olma görevini vermiştir ama bunu bir insana açıklayamazsınız.

Bir insan için, bir sopa onu arkadan takip ettiğinde kaçması gerektiği nettir. Biz de ona, o sopa yerine önünde bir havuç göstermek istiyoruz: “Seni güzel, iyi bir hayat bekliyor, haydi onun için uğraşalım!” Nihayetinde, 360 derece içinde herhangi bir yöne kaçabilirsiniz ve onların hepsi kötü olacaktır. Bunun yerine, kişiye tam olarak bağa ulaşmanın, kaçmanın değil çaba göstermenin gerekli olduğunu gösteriyorsunuz! Bu tamamen farklı bir sistem, tamamen farklı bir metodoloji, dünyaya ve hayata karşı tamamen farklı bir tutumdur.

Öncelikle bu size umut verir, geleceğin durumunu, ona nasıl ve hangi güçlerle vb. ile ulaşacağınızı gösterir. Hükümette oturan tüm liderler bundan kaçar, nerede ve nasıl olduğunu bilmezler. “Bunu kıralım, şunu itelim, bunu yapmayalım!”, bu da anlamadan hareket ettikleri anlamına gelir.

Dünyanın gelecekteki durumunu anlasalardı, kendi aralarında yeniden meydan okuma oynamaya başlayarak kendileri ve ülkeleri için harakiri yaptıklarını görürlerdi. Ama hiçbiri duymuyor. Bakın insanlara ne yapıyorlar, komşu kardeş milletlerde nasıl bir nefrete sebep oluyorlar!

Bu nedenle, önlerinde bir havuç, tatlı ve hoş bir şey göstermek, insanları bomba sığınağına itmek gibi değil, tam tersine, birlikte bir çayıra itmek gibidir! Sorunun hala bizde olduğuna inanıyorum, asla dünyanın kendisini suçlamıyorum. Daha fazla çaba gösterseydik, halen internette duyulabilirdik.

Birleşmiş iyi bir ekip oluşturmamız ve internet üzerinden bilinçli olarak ciddi reklamlar yapmamız ve bağ kurma metodolojisini, gerekliliğini, ihtiyacın aciliyetini dünyanın her tarafında, her yerde, kölelikten kapitalist ve en modern olanlarına kadar herhangi bir oluşum altında açıklamamız gerekiyor. Yapmamız gereken bu.

Manevi Gelişimimizi Hızlandırmak

Soru: Zor manevi çalışmayı, arzu edilen çalışmaya nasıl dönüştürebiliriz?

Cevap: Bu, yavaş yavaş gerçekleşir. Saran ışığın ve ıslah eden ışığın etkisi altında uzun yıllar alır.

Rabaş ile çalışarak manevi yoluma yeni başladığımda, bana Baal HaSulam’ın Kabala bilgeliğini nasıl keşfettiğini anlattı.

Bir gün Baal HaSulam, Varşova yakınlarındaki küçük bir kasaba olan Porsov’da yaşayan öğretmenini ziyarete geldi ve öğretmeni evde yoktu, bu yüzden ofisindeki kitapları incelemeye başladı ve aşina olmadığı bir kitapla karşılaştı. İçine bakmaya başladı ve manevi dünya hakkında bir kitap olduğunu keşfetti. Bu, ARİ’nin yazdığı Hayat Ağacı olarak adlandırılan kitaptı. Baal HaSulam yazılanlara, hepsinin var olduğuna hayret etti.

Aniden öğretmeni odaya girdi ve “Kitabı geri koy, senin için değil” dedi. Baal HaSulam kitabı geri koydu ama ne arayacağını zaten biliyordu. Ertesi gün kitabı satın aldı ve okumaya başladı.

Sonra Rabaş beni şok eden bir cümle ekledi: “Fakat babam o kitapta yazılanlara ulaşmasının 30 yıl süreceğini bilmiyordu.” Kolunu tuttuğumu ve “30 yıl mı?” diye haykırdığımı hatırlıyorum. O zamanlar 33 veya 34 yaşındaydım.

Gerçi gelişimimizin hızlanması nedeniyle bugün çok uzun sürmese de, Kabala bilgeliğinin söylediklerini elde etmek ve resmin tamamını görmek için hala en az 20 yıla ihtiyacınız var. Bunun böyle olduğunu görmesem de 30 yıl oldukça gerçekçi görünüyor.

Bunun nedeni, insanı ıslah eden ve Yaradan’ı ifşa eden ışığın yavaş yavaş işlemesidir. Genel olarak, inanılmaz bir kozmik hızda çalışır ancak buna göre aynı kozmik mesafeleri aşmamız gerekir. Bu, dünyamızda milyarlarca kilometre ile ölçtüğümüz mesafelerle ilgili değil, çok daha fazlasıdır.

Işık sürekli içimizde çalışır ve arzumu bağladığım ölçüde ışığın üzerimdeki etkisini hızlandırırım. Yine de her saniye gerçekleşen çok sayıda küçük ıslahlar vardır ve bizim sabırlı olmaktan başka seçeneğimiz yok.

Kişinin maneviyatı elde etme arzusu varsa, onu geliştirmesi gerekir. Arzusu yoksa yine de bir şekilde katılabilmek için kaynaklara yaklaşması gerekir.

Bir öğrenci olarak, yatırım yapabileceğim uygun bir yer seçerdim. Herkes maksimum ihsan etmede Kabala bilgeliği ile meşgul olamaz, ancak dağıtımda, yazımda, materyalleri gözden geçirmede, arşivde çalışma vb. ile meşgul olabilir. Bu çok faydalıdır ve zamanı hızlandırır. Yoksa insanlık için uzun zaman alır tabi. Eğer bu bizler için olmasaydı ve içinde yaşadığımız zaman olmasaydı insanlık geçmişte olduğu gibi kalacaktı ve aslında hiçbir şey değişmeyecekti.

Eğer değişimler, tüm insanlığı ve tüm doğayı etkileyen ışık olmadan doğal bir hızda gerçekleşseydi, gelişimimiz çok yavaş olurdu. İnsanlar hiçbir değişiklik olmadan Orta Çağ’daki gibi yaşarlardı.

 

“Cesaret Nedir?” (Quora)

Cesaret, dünyaya inat (dünya sana gülse bile, dünya sana inanmasa bile, dünya senin vermek istediğini istemese bile)ayağa kalkmak ve dünyaya neyin fayda sağladığını, dünyaya neyin barış getirdiğini ve bugün insanlığın kurtuluşuna neyin fayda sağladığını tüm dünyaya sevgi, sabır ve yüksek bir moralle anlatmaktır. Böyle bir duruma kısa sürede ulaşamasak da ve bunu açıklamak zor olsa da, alacağımız cevap kabul görmeme, kınama, anlamama ve reddetme olsa da — yine de bizler doğanın genel yasası hakkındaki bilgileri dünyaya getirmekle yükümlüyüz.

Bu inanç değildir ve Yahudilik, İslam, Hıristiyanlık, Konfüçyüsçülük veya Budizm olsun, herhangi bir dinle de ilgili değildir. Bu, dünyanın temel aldığı ve dünyanın onu kabul etmesi gereken evrenin genel yasasıyla ilgilidir. Bu genel doğa kanunu, herkese “Komşunu kendin gibi sev” ilkesine göre davranmak zorunda olduğumuzu belirtir. Doğa bizi buna zorluyor. Bu nedenle, mümkün olduğu kadar çok araç ve formatla bunu dünyaya tekrar tekrar açıklamamız gerekiyor.

Özünde, herkese olumlu davranmak ve olumlu bağ kurma ihtiyacı hakkındaki bilgeliği yaymak, insanlığın sahip olduğu en büyük cesarettir. Böyle bir süreçte, aklımız ve gururumuzla başkalarına karşı tavır almayız, tam tersine insanlığa hizmet ettiğimizi, herkesin altında olduğumuzu ve herkese ihtiyacımız olduğunu hisseder ve onlar için en iyisini dileriz.

Gerçek cesaret budur ve bu şekilde her şeyden önce egomuza meydan okur ve kendimizi dünyanın hizmetkârı yaparız. Sadece egonun üstesinden gelenler gerçek kahramanlar olabilir.

Kabala Bilgeliğini Yaymanın Zorlu Yolu

Yorum: Baal HaSulam, geniş kamusal faaliyetlerde bulunarak, genel olarak tanınan Kabalist çerçevesinin ötesine geçti. Ünlü kişilerle bir araya geldi ve daha önce hiçbir Kabalistin yazmadığı makaleler yazdı.

Cevabım: Baal HaSulam, Kabala bilgeliğini mümkün olan her şekilde tanıtmaya, dağıtmaya ve yaymaya çalıştı. Diğer birçok Kabalistle, bilim insanı, devlet adamı ve sıradan insanlarla bir araya geldi. Polonyalı işçilerin coşkusunu bir şekilde kullanmak ve onlara dünyamıza neler getirebileceklerini ve Kabala bilgeliğinin yardımıyla hayatlarını nasıl değiştirebileceklerini anlatmak için 1 Mayıs gösterileri sırasında Polonya’ya gitti. Genel olarak konuşursak, Kabala bilgeliğini yaymak için elinden gelen her şeyi yaptı.

Rabaş çok daha mütevazı ve daha düşük bir seviyedeydi. Zaten büyük bir direniş gücünün olduğu bir zamanda yaşadı ve bu nedenle, açıkça söylemek gerekirse, pek çılgınca davranmadı. Onun yanında büyüdüm ve eylemlerinin ne kadar sınırlı olduğunu gördüm.

O vefat ettiğinde, onun mirasını sürdürdüm ve karşılaşabileceğim herhangi bir muhalefete aldırmadan Kabala bilgeliği fikrini her dilde ve dünyanın her yerinde, internette ve mümkün olan her yerde yaymayı kendime hedef koydum. Bütün dünya beni lanetlese bile, bunu yine de yapacağım. Nitekim, dünyanın direnişine rağmen, ben hâlâ buradayım.

Yorum: Ama öte yandan Rabaş yine de babası gibi büyük bir devrimciydi. Tamamen dindar olmayan kırk öğrenciyi kabul etti.

Cevabım: Evet, yine de nazikçe yaptı, çok sert değildi. Bu, ileriye doğru büyük bir adımdı.

Tüm Dünya Arkamızda

Yorum: İsrail’e yeni geldim ve İsrail’in iç savaşın eşiğinde olduğunu, bu toplumda tüm çelişkilerin birleştiğini her zamankinden daha fazla fark ettim: hem sosyo-ekonomik hem de politik çünkü sol ve sağ birbirinden gerçekten nefret ediyor, ayrıca dini ve etnik sorunlar var.

Görünen o ki, bir ülke içinde birbirini duymayan ve anlamayan beş ya da altı farklı ülke ve beş ya da altı farklı insan grubu var.

Cevabım: Evet. Bu nedenle burada İsrail’de bu sorunları çözersek, dünyanın her yerinde bu sorunları çözmek için harekete geçeceğiz.

Soru: Açıkçası, bu mümkün. Geceleri merkezinizden yayınlanan dersleri izleyip ekranda farklı milletlerin, farklı etnik grupların, farklı dinlerin temsilcilerini görmek beni hayrete düşürüyor! Başka ülkelerden öğrenciler, Müslümanlar, Budistler, Katolikler ve Protestanlar dersleri dinlerken, prensipte bunun mümkün olduğunu anlıyorum. Sürekli bundan bahsediyorsunuz, toplumu sürekli teşvik ediyorsunuz.

Ama pratikte ne olmalı? İsrail’deki insanların birbirlerini duymaya ve görmeye başlaması için ne yapmamız gerekiyor?

Cevap: Bir cevabım olup olmadığını bilmiyorum. Resmi bir cevap verebilirim, ama bu gerçekten etkili mi, sürdürülebilir mi, var olmaya ve uygulanmaya hakkı var mı bilmiyorum. Kabalistik kaynaklara göre hareket etmeye çalışıyorum, onları anladığım kadarıyla. İsrail’de veya dünyada bu sorunu çözmeye çalışan bir Kabalist görmüyorum.

Bence yine de, her şeyden önce bizler kendimiz, küçük topluluğumuzla (içinde binlerce insan olduğu için o kadar da küçük değil) çok ciddi bir etkileşime girdiğimizde, birlik olmanın gereğinin farkına vardığımız bir koşula ulaşmayı,  tüm dünyanın arkamızda olduğunun ve onun neyin ilerlediği ve neyin önünde olduğu konusunda hiçbir fikri olmadığının anlayışına gelmeyi hedeflemeliyiz. Sadece birleşmek ve en önemlisi dağıtım için çabalarımızı sürdürmemiz gerekiyor.

Öğretmen ve Öğrenciler: Makale Yazımı

Yorum: Öğrencilerinize sıklıkla farklı tavsiyeler verirsiniz, örneğin makale yazmaları gibi. Ancak, kişinin yazacak gönlü olmadığı, düşüncelerinin tamamen kaybolduğu öylesi durumlar vardır. Öğretmenin sözlerinin yerine getirilemediği için büyük bir pişmanlık hissi vardır.

Cevabım: Ben kendim uzun zamandır yazmadım. Facebook, Twitter, yazabileceğiniz çeşitli kaynaklar var. Temel olarak, öğrencilerim için bazen küçük “maddeler” tweetliyorum. Aynı gün farklı dillere çevrirler ve insanlar okur.

Onlar, geçmiş dersten alınan materyallere veya dünyada neler olup bittiğini ya da yarın için planlanan bir sonraki dersin konusuna dayanmaktadır.

Bazen saat 12’de kalkıyorum ve dersten önce Twitter’ı doldurabiliyorum, bazen de gün içinde yapıyorum. Orada yazdıklarımın çok önemli olduğuna inanıyorum ve bunun sınırlı olduğu ve oturup hesap yaptığınız böyle bir fırsat olduğu için mutluyum, gerçekten hesaplıyorsunuz, böylece her kelimenin kendi ağırlığı var ve mesaj izin verilen harf miktarının ötesinde gitmiyor.

Makaleleri ben yazmıyorum. Detaylı bir yazıyı bile karalamıyorum ama bu tür yeteneklere sahip insanlara fikirlerimi veriyorum. Ve esas olarak dört dilde: İngilizce, İspanyolca, Rusça ve İbranice yazan onlardır.

Dolayısıyla, bir yerlerde “Michael Laitman” imzalı güncel makalelere rastlarsanız, bunlar öğrencilerim tarafından ifade edilen benim fikirlerimdir.

Soru: Bundan dolayı çarpıtmalar olmuyor mu?

Cevap: Hayır. Yazanları biliyorum ve açıkça kontrol ediyorum ve bu nedenle bu konuda çok rahat konuşuyorum. Bu yazıları kesinlikle benim olarak kabul edebilirsiniz.

Soru: Ama Twitter kişisel bir kullanım mı?

Cevap: Evet. Bu şahsen benim.

Kabala’nın Yaygınlaşmasının Başlangıcı

Soru: Sizi kitap yazmaya motive eden şey nedir? İlk kitabınızı 1983’te yayınladığını söylediniz. Onu neden yazdınız?

Cevap: Çünkü bana “Kabala nedir?” diye soran birçok insanla tanıştım. O yıllarda toplumun çoğu Kabala hakkında hiçbir şey bilmiyordu.

Bu nedenle, insanlara tanıtılmasına ve ana hükümlerin, temel kavramların verilmesinin gerektiğine karar verdim. Bu kitaba “Kabala’nın Temel İlkeleri – Anlaşılabilir Yeniden Anlatımla” adını verdim. Kanımca iyi oldu. En azından çok hızlı yayıldı. Hemen Amerikan Büyükelçiliği, yazdığım ilk üç kitabın her birinden 300 kopya satın aldı

90’lara gelindikçe, Rusya’da 50.000 adet kopya yayınlamak mümkün hale geldi.

Soru: Bu kitapları yazdıktan hemen sonra daha fazla öğrencinin size gelmeye başlamasıyla ilgili herhangi bir bağlantı var mı?

Cevap: Hayır. O zamanlar çok öğrencim yoktu. Sovyetler Birliği’nde perestroyka başladığında insanlar İsrail’e gelip Kabala’yı keşfetmeye başladı. Kabala hakkında yayınlanmış kitaplar olmasına rağmen, süreç yavaştı.

Yavaş yavaş, İbranice konuşan gruba paralel olarak Rusça konuşan bir grup oluşturuldu. Haftada bir, 30-40 kişinin bir araya geldiği evimde öğretmenlik yapıyordum.

Ayrıca Rusça bir radyo programı yaptım ve bu aynı zamanda yeni gelenleri de çekti. Daha sonra Kanada’da, Amerika’da konferanslar verdim, gerçi oralara nadiren gittim. O zamanlar böyle bir ihtiyaç yoktu çünkü Kabala daha yeni yayılmaya başlamıştı. Her şey 2000 yılına yakın başladı.

Soru: Şu anda yazdığınız kitaplar birçok dile çevrildi mi?

Cevap: Evet, çünkü dünyanın tüm ülkelerinde öğrencilerim var. Bunlar Japonya, Okyanusya, Rusya, Çin, Hindistan, Avrupa ülkeleri, aşağı yukarı seyahat ettiğim, dersler verdiğim, seminerler ve kongreler düzenlediğim Güney ve Kuzey Amerika’dan bahsetmeye bile gerek yok. Nerede öğrencilerim olmadığını bilmiyorum. Afrika’da bile düzenli öğrenciler var.

İbrahim’in Başarısının Sırrı

Merhamet niteliği, Hesed, İbrahim’in Yaradan hakkındaki bilgiyi başarılı bir şekilde yaymasının sırrıydı çünkü insanı tüm dünyaya açan şey sevgidir.

Bu nedenle İbrahim, Babillilere, Yaradan’ın seviyesine çıkmak için bu hayatta ne yapılması gerektiğini açıklamayı başardı. Onu işitenler peşinden gitti ama İbrahim herkesi kurtarmak istedi. Aynı şekilde, bugün bizler İbrahim’in işine devam etmeliyiz.

İbrahim’in yaptığı gibi kendimizi herkese açmak ve herkese, yaşamın amacını, yaratılışın amacını, insanın yapması gereken ıslahı anlatmak zorundayız. Bu, İbrahim’in başardığı, her insanın, tüm dünyanın ıslahının başlangıcıydı. Ve aynı şekilde devam etmemiz gerekiyor.

Bu merhamet olacaktır çünkü bizler herkese sonsuza dek yaşama, mükemmelliğe, sağlık ve bilgiye ulaşma, kişinin dileyebileceği her şeyi, tüm nimetlerle doldurma fırsatı olduğunu açıklayacağız. Ve her şey Hesed, merhamet niteliğiyle başlar. Bu, haz alma arzusunun ilk ıslahıdır.

Herkes, neden var olduğumuzu, hangi forma gelmemiz gerektiğini ve tüm bunları nasıl uygulayacağımızı öğrenmeli ki şimdi hissettiğimiz tüm darbeler bizi geçip gitsin.

 

Başarı Kadına Bağlıdır

Kadınlar arasındaki bağın, hükümetler, ülkeler ve tüm dünya üzerinde çok güçlü bir etkisi olabilir. Gerçekten de, Koronavirüs salgınının bu zamanında, her şey eylemlere değil niyetlerimize bağlıdır.

Erkekler savaşa gittiğinde ve kadınlar evde kaldıklarında, erkeklerin savaşta zaferi sağlayan güç olduğunu düşünürüz. Ama aslında bu doğru değildir. Savaşın başarısını belirleyen, onların niyetlerindeki kadınlardır.

Malhut’tan yani bir kadından, onun arzusunun derinliğinden gelen; adamın üzerinde olacak perde ve yansıyan ışığı belirleyen şeydir. Bu nedenle, Koronavirüs salgınını ne kadar çabuk bitirebileceğimiz, aramızda bir bağ kurmamız ve dünyanın ıslahının sonuna gelmemizle ilgili tüm başarılar, kadınların niyetlerine ve bilginin kadınlar tarafından dağıtımına bağlıdır.

Sonuçta bu salgın, “son nesil” olarak adlandırılan, insanlığın gelişiminin son aşamasında olmamızın bir sonucudur. Öyleyse bencil gelişimi ve eski yaşamı sona erdirelim ve daha yüksek dünyada yaşam denilen, daha yüksek bir varoluş seviyesine geçelim.

Dağıtım, Kalpteki Noktanın Kilidini Açmanın Anahtarıdır

Soru: Kalpteki noktanın, çevremdeki insanlardan birisinde olup olmadığını nasıl saptayabilirim? İşaretleri nelerdir?

Cevap: Onun durumuna göre, yaşam arayışına göre.

Şahsen ben her zaman yanımda çalışmak, açıp okumak için bir kitap alırdım. Bana sorarlardı: “Ne okuyorsun?” diye.  Onlara gösterirdim. İnsanlar onu okumaya başlarlar ve eğer ilgi gösterirlerse onlara kitabı bırakırdım. Sonra bana onu geri vereceklerdi. Böylece, Kabala’yı bu şekilde yaymaya başladım. Bu 80’lerin başındaydı.

Bugün herkese bu bilimi dağıtmak ve anlatmak için muazzam araçlarınız var. Bu yüzden gayret edin. Bu çok yüce bir iştir çünkü muazzam bir ışık sizin aracılığınıza onlara nüfuz edecek ve eylemlerinizin sonucunu kesinlikle net bir şekilde hissedeceksiniz.