Category Archives: Çiftler

Kabalistik Anlamda Evlilik

Soru: Kabalistik anlamda düğün nedir?

Cevap: Kabalistik anlamda damat her zaman Yaradan’dır ve arzusunu Yaradan’ın Işığı aracılığıyla yerine getirmeye adayan biri gelinidir.

Arzu, ihsan etme uğruna bir niyetle istemeye, ıslah edilmelidir. Dünyamızın seviyesinde, bu kadınlarda doğal olarak kendini gösterir: Onlar içtenlikle, eşe ve çocuklara, aileye bakmak isterler. Erkeklerde, esas olarak böyle bir arzu yoktur.

Marriage In A Kabbalistic Sense

Hızlı Kabala İpuçları – 8/28/16

Soru: Neden bizlere fanteziler verilir?

Cevap: Fanteziler bize bir yalanı, yalanla güzelleştirmek için verilir.

Soru: Bu, fantezilerin yanlış/sahte olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet, bizim bütün dünyamız olduğu gibi, bize gerçek gibi görünse bile.

Soru: İnsan bu dünyada mutluluk bulamayacağını anlamalı mı?

Cevap: Bu her birey içindir. Yine de, kişinin kendisine dünyada hiçbir mutluluk olmadığını kanıtlaması gerektiğini söylemiyorum. Sadece gerçek mutluluğu aramamız gerekir.

Soru: Kendim değil ama başkalarının veya Yaradan’ın tamamlanmış olmasından dolayı nasıl bir yarar elde ederim?

Cevap: Eğer onlar sayesinde gerçekleştirirsem, bu tamamlamanın daha yüksek egoist bir sistemidir; eğer tüm dünyayı benim aracılığımla tamamlarsam, o zaman dünyaya aktardığım her şeyle tamamlanırım.

Soru: Başkalarının arzusunu yerine getirmek ne demektir?

Cevap: Başkalarının arzusunu yerine getirmek kendinizi tamamlamanın bir aracıdır, Yaradan’ın tamamlanması için bir araçtır.

Soru: İnsanlar hazzın en üst seviyesine ulaştığında, fiziksel dünyada ne olacak? Bunun sonucu olarak nüfus azalacak mı yoksa artacak mı?

Cevap: Dünyamız, duyularımızdan yok olacak; Sonuçta, o sadece duyularımızda var olmaktadır.

Soru: Olumsuzluğun olumluya dönüştürüldüğü, Aikido adlı bir felsefe vardır. Siz Kabala bilgeliğinin egoyu, Yaradan’ın karakterine sahip olmaya, özgeciliğe dönüştürdüğünü iddia ediyorsunuz. Bu bir tür Kabalistik Aikido mu?

Cevap: Ego aynen kalır, biz sadece onu doğru kullanırız.

Soru: Ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkiyi “ihsan etme” olarak adlandırmak mümkün mü?

Cevap: Hayır, çünkü bu bağlantı kişiseldir, yani ben kime ihsan ediyorum? Kendime mi?

Soru: “Ego” ve “ışık” nasıl ruhumun parçalarıdır?

Cevap: İhsan etme seviyesi ıslah olmuş ego, ruhtur; ego dışında hiç bir şeyimiz yoktur.

Soru: Kabala bilgeliğinden aldığım aynı hazzı çocuklarıma miras bırakabilir miyim?

Cevap: Hayır, o miras bırakılmaz. Senden önce birçok kadının olduğu gibi, büyük bir Kabalist olabilirsin, fakat kural olarak onların çocukları Kabala bilgeliğine açık değillerdi. Ama bizim zamanımızda, bu farklı olabilir.

Soru: “Yaratılışın sonu” ve “haz” arasındaki bağlantı nedir?

Cevap: Yaratılış bizim hissettiğimiz şeydir. Tüm hislerimizi ıslah ettiğimizde, mevcut biçimdeki yaratılış kaybolur ve onun yerine üst dünya denilen tamamen yeni bir yaratılış ortaya çıkar.

Soru: Zaten bahsettiğiniz hazzı yaşıyorsam, yine de Kabala bilgeliğini öğrenmem gerekir mi?

Cevap: Eğer bunun için bir arzun varsa o zaman çalış; eğer yoksa çalışma. Her şey tamamen özgür iradedir, hiç kimseye hiçbir şey dayatılmaz. Kabala bilgeliği ancak onu isteyen birine ifşa olur, zorlama yoktur. Kabala bilgeliğini bırakırsanız cezalandırılmazsınız. Eğer bunu çalışırsanız, ödülle ikna olacaksınız. O görmeye alıştığınız aynı düzlemde bulunmaz. Kendiniz için seçmelisiniz. Bu sadece ihtiyacı olanlara verilen bilgeliktir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 8/28/16

Hızlı Kabala İpuçları – 8/21/16, Bölüm 2

Soru: Sık sık bana öyle geliyor ki sanki bir şey yapmıyormuşum gibi hareket ediyorum. Bu benim hayal gücüm mü?

Cevap: Sana böyle geldiğini görmen mümkündür. Kabala bilgeliğini ciddi olarak çalışırsan, bunun nasıl ve nerede olduğunu, üst gücün sizi nasıl yönettiğini ve içinizde ne yaptığını hissetmeye başlayacaksınız.

Soru: Kabalist ne gibi hisler yaşar? Dünyamızdan haz alır mı?

Cevap: Kabalist, normal bir insandan milyarlarca daha fazla hisler yaşar ve bunlar dünyamızdaki hisler olsa bile, onları Yaradan ile ilişkilendirebilir.

Soru: Sezgi aynı zamanda arzunun ürünü müdür?

Cevap: Kabala’da, hiçbir sezgi yoktur. Sezgi, bilgi eksikliğidir, dünyamızda bir şekilde oluşturduğumuz, farkındalığın yokluğudur. Kabala’da, Işık bir arzuyu tam olarak doldurur ve ona rehberlik eder, yönlendirir.

Soru: Her şeyi Yaradan’a dayandırmanın, bağlamanın nasıl mümkün olduğuna bir örnek vermek mümkün müdür?

Cevap: Şamati kitabındaki makaleleri, özellikle de “O’ndan Başkası Yok” adlı makaleyi tekrar tekrar okumanızı öneririm, o zaman muhakkak üst güçle bağlantıyı hissetmeye başlayacaksınız ve O’nunla karşılıklı etkileşimin nasıl mümkün olabileceğini bileceksiniz.

Soru: Duygular kişiyi ele geçirirse ve kişi onları kendi kaynağına çeviremezse ne yapabilir?

Cevap: Yapabilirsiniz! Şamati’deki makaleleri okumaya devam edin, ancak ciddi olarak.

Soru: Bir kızla ilgili sabit hatıralardan kurtulmak nasıl mümkündür? Ona yönelik güçlü bir nefret duygusu dışında, hiçbir şey kalmadı.

Cevap: Bu, kızı ya da seni rahatsız etmez, üzmez. Tekrar ediyorum, Kabala bilgeliğini ciddi olarak çalış ve o seni doğru hedefe yönlendirecektir.

Blitz Of Kabbalah Tips – 8/21/16, Part 2

Erkeklerin Ve Kadınların Dünyayı Algılaması

Soru: Neden erkekler ve kadınlar dünyayı bu kadar farklı algılıyor? Bu farkın anlamı nedir?

Cevap: Bu sadece psikolojik ve daha fazlası değil. Her ikisi de egoisttir. Belki de fizyolojik ve psikolojik dönemler dışında algılarında fark yoktur, ancak bunun maneviyatla ilgisi yoktur.

Men And Women’s Perception Of The World

Bir Erkek ve Bir Kadın Arasındaki İyi İlişkiler

Soru: Karım için iyi bir ilişki ve doğru bağlantı duygusu, nasıl mükemmel bir şekilde gerçekleşebilir?

Cevap: Bir erkeğin bir kadına karşı iyi, olumlu tutumu kesinlikle onu memnun edecektir! Bir kadına ilgi göstermekten daha iyi bir şey yoktur çünkü sonunda başka hiçbir yerde bunu görmediğini ve sizinle birlikte olmak isteyeceğini fark edecektir.

Eğer bir kadın bir erkeğe özenli davranıyorsa ve onun için endişe duyuyorsa ve onunla ilgileniyorsa, erkek onun annesinin yerini aldığını ve ondan kurtulamayacağını hisseder.

Good Relations Between A Man And A Woman

Bir Çiftin Manevi Gelişimi

Soru: Bir çift arasındaki, Yaradan’ın ifşa olduğu bir aileyi hayal etmeyi durduramıyorum. Kocam Yaradan’a özlem duymazsa, bu benim rüyamın gerçekleşmesine müdahale edecek mi?

Cevap: Onun tavrı ona bağlı değildir, bu yüzden onu herhangi bir şekilde suçlayamazsınız! Bir kişiye Yaradan için özlemi veren Yaradan’ın kendisidir. Yaradan, kişiyi Kabala bilgeliğini çalışmaya getirir. On Sefirot’un Çalışmasına Giriş, madde 4’e göre, Yaradan, adamın elini iyi kısmetin üzerine koyar ve şöyle der: “Al, bunu seç.”

Eğer içinizde Yaradan’ın ifşası için bir arzu ortaya çıktıysa, bu size Yaradan tarafından verildi, oysa kocanıza bu arzu verilmedi. Bu nedenle, arzuyu yerine getirmesi gereken kişi sizsiniz, o değil. O, tamamen özgürdür.

Ne tür bir ruha sahip olduğunu ve kendini ne zaman tamamlayacağını bilemezsiniz. Zaten kendisini çoktan tamamlamış ve aslında, şu anda, burada yanınızda, bu pasif yolla, yalnızca sizin kendinizi tamamlamanıza yardımcı olmak için bulunuyor olabilir.

The Spiritual Development Of A Couple

Gebe Kalmanın ve Doğumun Sırrı

Soru: Doğum çok karmaşık ve anlaşılmaz bir süreç ve Baal HaSulam tarafından Talmut Eser Sefirot’un (On Sefirot’un Çalışması) 400 sayfalık 6. cildinde açıklanmış. Hangi anda gebelik gerçekleşir?

Cevap: Gebelik, Kli (kap, arzu) gebelik için hazır olduğu anda gerçekleşir. Dişi kısım (alma arzusu), erkek kısım ile (ihsan etme niyeti) onun gibi olmak üzere birleşmeye hazır olduğunda yani arzuları Yaradan rızası için niyetine (ihsan etmeye) layık olduğu anda derhal onların arasındaki birleşme gerçekleşir ve Partzuf (manevi beden) ortaya çıkar.

Partzuf’un sol tarafı dişi parçadır ve sağ çizgi erkek parçadır ve aralarında üçüncü çizgi ya da ruh denilen, Yaradan’a benzeyeni doğururlar.

Soru: Neden gebe kalmak gece gerçekleşmek zorundadır?

Cevap: Tüm süreç ihsan etme niteliği uğruna gerçekleştirilir. Gece karanlıktır ve ihsan etme niteliği sadece karanlıkta ifşa edilir ve ortaya çıkar, ruhun hiçbir ışık ve aydınlanma istemediği koşulda, böylece eylem gerçekten ihsan etme niyeti uğruna olacaktır. Başka bir değişle, ben geleceği görmek istemiyorum, kendim için bir şey istemiyorum. Ben sadece ihsan etmek için hareket etmek istiyorum. Bu koşul, gece olarak adlandırılır.

http://laitman.com/2016/09/the-secret-of-conception-and-birth/

YARATAN NEDEN ERKEK VE KADIN ARASINDA SEVGİ YARATTI?

BİR SORU ALDIM: Neden Yaratan kadın ve erkek arasında dünyasal bir sevgi yarattı? Bu bize ne öğretiyor? Bu sevgiyle ne yapmamız gerekiyor?

CEVABIM: Bu, kavuşmaya ihtiyaç duyan üst dünyadaki köklerin;  ZA (Zer Anpin) ve Atzilutun Malhutunun , ilişkisinin bir sonucudur. Gerçekte  Yaratan’la ilişkide hepimiz kadın koşulundayız (eşleriz), başka tabirle Yaratan’dan haz almayı arzuluyoruz.

Bir Kadının Ne Söylediğini Dinleyin

SORU: Neden kadınlar bana erkeklerden daha akıllı görünüyor?

CEVAP: Çünkü kadınlar çok daha pratiktir ve dünyamızla daha fazla bağ içindedirler. Dünyayı daha fazla hissederler ve erkekler gibi bulutlarda gezmezler. Bu nedenle erkeklere kadınları dinlemelerini öneririm.

SORU: Kadınlar Kabala Bilgeliği’ni çok daha iyi anlıyor gibi görünüyor.

CEVAP: Kadınlar Kabala Bilgeliği’ni erkeklerden daha iyi “anlamaktan” uzaklar onlar temelde içgüdüsel olarak kendilerini maksimum rahatlığa, huzura ve hayatla daha fazla uyuma neyin ulaştıracağını “hissediyorlar”. Çünkü dişi bedenleri  kadınlara bunu emreder.  Bu nedenle bir erkek normal ve doğru bir aile  durumuna daha hızlı biçimde  ulaşmak istiyorsa bir kadını dinlemesi arzu edilir.

Geçiş Döneminde Yaşanan Zorluklar

Yeni gelişim düzeylerine geçişi hep küçük krizler teşvik etmiştir: Eğitim, sosyal, finansal ve diğer sistemler gittikçe bozulmaya başladı. Evlilikler ayrılıkla sonuçlanmaya, yavaşça fakat düzenli bir şekilde yayılan yasa dışı uyuşturucu madde kullanımı ise alkolizme baskın çıktı. Bir anda terörizm belirgin bir hale geldi.

İnsanlığın tedirginliği açığa çıkıyor. Bu, yaşamın tüm safhalarındaki acizlik ve aksaklıklar sonucu oluşan, bencil kurallara göre inşa edilmiş ve herkesin sadece kendisi ile meşgul olduğu durum yani : ”Bu senin, bu benim ve sakın bu sınırı geçme” anlamına gelir. Herkes kendi özgürlüğünü ve kişisel özel alanını savunur. Şimdi ise, doğa aramızdaki sınırları yok eder, duvarları yıkar ve bizi, bizim uzak kalmak istediğimiz, hazır olmadığımız toplu ve ortak yaşam biçimine doğru sürükler.

Egolarımızın derecesi çok küçük iken bizler herşeye açık idik. O zamanlar tek bir aile şeklinde bir köyde yaşayıp yaşamadığımız bizim için pek farketmezdi. İnsanlar kapılarını kilitlemek zorunda değillerdi ve birbirlerine karşı daha candan, daha naziktiler. Kocaman bir aile (ebeveynler, çocuklar ve torunlar) bir odayı paylaşabiliyorlardı ve birbirlerinden çekinmiyorlardı.

Şimdilerde ise bunlar farklı. Büyük bir bencillik ile bizler birbirimizden ayrıyız. Herkes kendine ait ayrı bir oda istiyor, ya bilgisayarın arkasına saklanmayı ya da telefonla meşgul olmaya gayret ederek diğerleri ile olan bağlantılarını mümkün olduğu kadar aza indirgiyor. İnsanlar artık aile olup birleşmiyorlar fakat daha çok cinsellik için beraber olup birbirlerinden uzaklaşıyorlar.

Fakat bir anda doğa bu ayrılıkları ortadan kaldırmaya başlıyor ve böyle yaparak bizim birbirimizden kopmamızı önlüyor. Şu anki yaşadığımız kriz, bugüne kadar yaşamış olduğumuz krizlerin en büyüğüdür. Bunu geciktirmek için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz, gerçeğe aykırı beyan veriyoruz. Fakat bu durum daha alçak seviyelerdeki, birbiri ile hala bağ içinde olan toplumda kendini gösteriyor.

Şu sıralarda aile krizi diye birşey pek yok çünkü ailelerin zaten birbiri ile bağları kopmuş. Ailelerin yarısından fazlası kendiliğinden aile sayılmaz ve hiçbir şekilde kendilerini yeniden düzenlemek ve canlandırmak arzusunda değillerdir. Evlenmek istemeyen kimselerin sayısı %70’e kadar ulaştı. Bugün üyelerinin birbirlerine karşı iyi, sevgi ve saygı ile davrandığı aile neredeyse bir eski zaman modeli durumuna düşmüştür.

Diğer ikinci bir temel sorun ise uyuşturucu sorunudur. Bizler bu çirkin hadiseye itaat ediyoruz; bununla savaşımız yumuşak ve ılımlıca. Fark ettiğimiz bunun mani olamadığımız korkunç birşey olduğu çünkü içinde yaşadığımız toplum ve bu yaşam bizi kaçış yapmaya doğru farklı yollar aramaya itiyor.

Bir sonraki problem ise gençliği nasıl yetiştireceğimiz. Şu sıralarda nüfus zayıf, insan sayısında artış pek yok ve insanlar çocuklarını nasıl yetiştireceklerini, nasıl bakacaklarını bilemiyorlar. Ebeveynler çocuklarını hem geceleri hem de gündüzleri hem de gün içerisinde bırakıp ilgilenmiyorlar. Çocuklar artık aileleri ile birlikte büyümüyorlar ve bağ olmadan, nesiller arası mesafenin arttığı bir dönemde yaşıyorlar. Gelecek nesli kaybetmek üzereyiz fakat kimse onlar hakkında pek endişe duymuyor. Bizler ortaya ”Çocuklarımızın yetiştirilme tarzının iyi veya kötü olmasının farkı ne olacak; değişen ne olacak ?” diyerek konuşuyoruz. İşte bu bizim düşünce tarzımız ve problemin özünü bile uzaktan yakından kavrayamıyoruz.

Anlaşıldığı üzere önceki yaşanmış tüm krizler bizler için yeteri kadar felaket değildi ve aynı zamanda kendimizin tüm yaşam ayrıntılarımız ile iflas etmiş bir zihniyet içinde olduğumuzun farkındalığına da bizi ulaştırmadı. Gelişim süreci daima küçük ve zayıftan büyük olanlara doğru etkili olur. Bu çocuklarımızı cezalandırmamıza benzer, yani önce onları başta ikna etmeye çalışırız sonra büyük bir kargaşa ortaya çıktığında ise onları tehdit ederiz. Bu noktada, hepimiz gayet ciddi bir süreçten geçiyoruz; bu ölümle kalım kadar mühim olan bir durum.

Doğa ve bizler arasındaki iki mühim çelişki dönemleri içinden geçiyoruz. Bütünsellik, bizim doğaya ve onun tüm sistemlerine karşı olduğumuzu fark etmemizi sağlar. Demek istenilen; önceden bizlerin tamamiyle birbiri ile bağ içerisinde olması gerekiyor iken birlik içinde olmamak için elimizden gelen herşeyi yapıyoruz.

Beraber bağ içinde olmamız gerektiğinin iyi olduğunu anlıyoruz fakat bu duruma nasıl erişebileceğimizi bilemiyoruz. Dünyadaki herkes, eğer insanların eğitim, teknik, pedagoji ve kültürel sebepler nedeniyle birleşmeleri gerçekleşirse tüm bu durumu daha da kolaylaştıracağını idrak ediyor. Fakat nasıl egolarımıza karşı zıt davranabiliriz? Bizler bunu yapma yeteneğine pek sahip değiliz!

Burada yatan problem şu: Eğer birleşmemiz mümkün olmazsa aç kalacağız. Çok basit! Yiyecek, güvenlik, konut, ısıtma, fiziksel sağlık gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılayacak durumda olamayacağız. Hayatta kalabilmek için tatmin edilmesine ihtiyaç duyulan beş temel ihtiyaç vardır.

Bu zamanda doğa bizi o kadar sıkıştırıyor ki eğer doğanın koşullarını karşılayamazsak beş temel ihtiyacımızı tedarik etmemiz mümkün olamayacak. Çevrebilimi gibi bir kavram güvenlik koşulumuzun bir parçasıdır. Yiyecek temin etmek ve ekolojik bir çevreyi tutabilmek konusunda başarısızız; ikisi de birbirine bağımlıdır ve biri diğerini etkiler.

Endişe, korku ve kargaşa insanoğlunu muhtemelen şiddetli önlemler almaya zorlayacaktır. Eğer birşey yapmazsak, bizim doğaya karşı olan direnişimiz ve karşı koyuşumuz bizleri, ıstıraba, savaşlara, yıkıma ve silinmeye doğru götürecektir. Bir noktada bizler tekrar hayatta kalabilme şansımızı tekrar değerlendirip birleşmemiz gerektiği sonucuna varacağız ve gelişimin dördüncü seviyesine ulaşacağız : ”İnsan” seviyesine.

16.1.2012 tarihli ”Bütünsel Eğitim Konuşması”ndan

Bu makale Dr. Laitman’ın blogunda Mart 2012’de saat 09:34’te yayınlanmıştır.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12