Category Archives: Çiftler

Kısa Eğitim Ansiklopedisi, Bölüm 2

Soru: Bebek bekleyen ebeveynler, hamilelik süresince nasıl davranmalıdır?

Cevap: Birbirimize karşı saygılı olmalıyız, özellikle kadına. Ve hamilelik sırasında bir kadının iyi düşüncelere sahip olmasına, müzik dinleyip, kitap okumasına gayret edin. Genel olarak, onu olumlu ve daha yüksek duygular ve bilgi ile etkilemek için. Bütün bunlar çocuğu çok etkiliyor.

Soru: Ne tür müzik seçerdiniz?

Cevap: Ben şahsen klasik müziği destekliyorum çünkü en doğru, en eksiksiz olanı. Elbette ağır değil ama yumuşak klasikler.

Soru: Hamilelik sırasında bir kadın ne düşünmelidir?

Cevap: Tora’da bununla ilgili olarak bir kadının sadece içinde olanı, gebe kalınan ve büyümekte olan kişi hakkında düşündüğü yazılıdır. Sadece onun hakkında. Doğa bunu zaten öngörmüştür, yani müdahale etmeye gerek yoktur.

Soru: Hamileliğin en kritik zamanı nedir?

Cevap: Kural olarak, ilk birkaç ay. O zaman çocuğun temeli atılır.

Soru: Çocuk ne zaman anneye teslim edilmelidir?

Cevap: Çocuğu hemen annesine bağlı olduğunu hissetmesi için anneye vermelisiniz.

Soru: Bu ona daha fazla güvenlik mi sağlar?

Cevap: Hem çocuğa hem de anneye. Bir bağ olmalıdır. Bu çok önemlidir.

Soru: Anne sütü bebeğin büyümesi için ne anlama geliyor?

Cevap: Anne sütü mutlaka annesinden değil, başka bir kadından da olabilir. Yine de çocuğun annesinden süt alması tercih edilir. Ve bu süt çocuğa en yakın maddedir, şüphesiz pek çok element taşır.

Soru: Bebek anne sütüyle ne elde eder?

Cevap: Bunu ifade etmek imkansız. Annesinin sütüyle, yukarıdan Ohr Hasadim denilen üst ışığı, merhamet ışığını alır.

Soru: Bir anne, emzirilen bir bebekle nasıl iletişim kurar?

Cevap: Bebeğiyle bunun aracılığıyla konuşur. Bebek anneyi göğsü vasıtasıyla hissediyor, anne de bebeğini göğsü vasıtasıyla hisseder. Bu hem hayvanlarda hem de insanlarda inanılmaz bir mekanizmadır.

Soru: Bir anne bebeğini ne kadar süre emzirmelidir?

Cevap: Genellikle iki yıla kadar tavsiye edilir.

Yorum: Bunu kimse uymuyor.

Cevabım: Kimsenin buna uymadığını biliyorum. Ancak manevi yasaya göre emzirme iki yıla kadar sürmelidir.

Soru: Peki bugün olduğu gibi işe gitmek gerekiyorsa?

Cevap: Tamam, herkes gidiyor, bu doğru. Bazı manevi veya doğa yasaları kimin umurunda dimi?

Yorum: Her şeyin önceden belirlenmiş olduğunu ve tüm eylemlerin de önceden belirlenmiş olduğunu söylüyorsunuz.

Cevabım: Hayatınızı mahvederseniz, doğayı suçlamayın.

Soru: Yani hayatı bizler mi çok mahvettik? Anneleri altı ay, bir yıl vb. içinde çalışmaya gönderiyoruz.

Cevap: Elbette.

Soru: İşleri doğru yapmak için ne yapılması gerekiyor?

Cevap: Doğru yapmak için – kadın hiç çalışmamalıdır.

Yorum: Bu, elbette günümüzde imkansızdır.

Cevabım: Neden? Sadece erkek çalışıp ailesi için yeterince kazanırsa bu neden kötü olsun ve ailenin normal, sakin ve sessiz yaşaması için bu yeterli olmaz mıydı?

Soru: Söyleyin bana, eğer anne kızmışsa ya da babayla kavga ettikten sonra, çocuğu o anda beslemeli mi yoksa beslememeli mi?

Cevap: Bu iyi değildir. Çocuk bunu kendi üzerinde fazlasıyla hissedecektir ve bu nedenle, bu tür durumlar kesinlikle istenmeyen bir durumdur! Kadın korunmalı, olumsuz, istenmeyen etkilerden izole edilmelidir.

Soru: Yani, tüm bunlar çocuğa hem kızgınlık hem de nefret olarak mı giriyor?

Cevap: Elbette. Bütün bunlar çocuğa sızacak ve olumsuz sonuçlarla tezahür edecek.

Soru: Bebek, genellikle ebeveyn ilişkilerinde evde neler olduğunu hissediyor mu?

Cevap: Elbette. O her şeyi hisseder. Her şey,  bitişik evde, başka bir şehirde olsa bile onun tarafından “hava aracılığıyla” hissedilir. Bunların hepsi aktarılır. Bebek çok hassastır. Onun için anne, dinlediği ve algıladığı bir alıcı gibidir, ona hiçbir şey söylemese bile. Ama anneyi etkileyen her şeyi, tamamıyla hisseder.

Soru: Görünüşe göre anne onun için altıncı his gibi mi?

Cevap: Elbette. Bize anneden çıktı ve göbek kordonu kesildi gibi gelir. Hiçbir şey kesilmez.

Kısa Eğitim Ansiklopedisi, Bölüm 1

Soru: Geleceğin ebeveynlerinin, dünyamızdaki buluşması önceden belirlenmiş midir yoksa belirlenmemiş midir?

Cevap: Önceden belirlenmiştir. Bu kişiyle tanışmam tesadüf değildi.

Soru: Bu neden yapılır? Çiftler neden bu şekilde bağlanır?

Cevap: Dünyada tesadüf yoktur. Hiçbir şekilde tesadüf yoktur! Üstat ve Margarita’da söylendiği gibi: “Tuğla ne buradadır ne de orada … asla birdenbire birinin kafasına düşmez.”

Soru: Öyleyse, doğacak belirli bir çocuğun doğumu önceden belirlenmiş midir?

Cevap: Her şey, tüm zamanların sonuna kadar kesinlikle önceden belirlenmiştir. Yeni bir şey yoktur.

Soru: Çocuk sahibi olmak için iyi bir zamanın olduğunu söyleyebilir miyiz?

Cevap: Bunun da önemi yok ve insanlara da bağlı değil. Her şey yukarıdan düzenlenmiştir ve öyle olur. Aslında kişi hiçbir şeyi seçmez.

Soru: Ama ebeveynler çocuk sahibi olmak istediklerine karar verdiklerinde ne düşünmelidirler?

Cevap: Dünyaya faydalı olacak ve dünyaya faydalı olduğu gerçeğinden haz alacak iyi bir insan meydana getirmek istediklerini.

Soru: “Dünyaya fayda sağlamak” nedir?

Cevap: İnsanları bir araya getirmek.

Yorum: Bu görevi ebeveynlere verdiğinizi hayal edin!

Cevabım: Gebe kalma eyleminde, bunun hakkında düşünürler. Ketuvim, Eyüp 3: 2’de yazıldığı gibi: “Doğduğum gün yok olsun, ‘Bir oğul doğdu’ denen gece yok olsun!”

Yorum: Genellikle kişi kendisiyle ilgili daha çok düşünür, böylece iyi, kibar, samimi, sevilen, sağlıklı bir çocuk olur. Onu daha çok düşün.

Cevabım: Hayır. Bununla çocuk değil bir hayvan meydana getirisiniz. Ve eğer onun dünya için bir insan olarak, dünyada nasıl olacağını düşünürseniz, o zaman bir insan yaparsın.

Soru: Ya bir çift çocuk sahibi olamıyor, ama gerçekten istiyorsa?

Cevap: Deneyebildiğiniz kadar deneyin. Hiç bir şey yapamazsınız. Bugün bile bu hala yüksek takdiri ilahiye bağlıdır.

Soru: Ve burada daha fazla ne yardımcı olacak: şifacılara mı yoksa doktorlara gitmek mi?

Cevap: Doktorları ziyaret etmeliyiz, mümkün olan her şeyi yapmalıyız.

Soru: Ve aynı zamanda yukarıdakinden yardım etmesini mi istemeli?

Cevap: Elbette, hep birlikte.

Soru: O, bu isteği ne zaman duyacak?

Cevap: Bu bizim için bilinmezdir. İnsanlar birbirlerine ve Yaradan ile iyilik yapmaya çabaladıkça, bu arzuyu yerine getirmeye o kadar yakın olurlar, ancak bu bunu garanti etmez.

Yorum: “Birbirlerine ve Yaradan ile iyilik yapmak” çok net değil. Bu noktayı açıklayın lütfen.

Cevabım: Başlangıçta Yaradan tarafından belirlendiği gibi, birbirleri arasında eylem yapmak.

Soru: Bu nasıl belirlenmiş?

Cevap: Her şey iyilik üzerine inşa edilmiştir.

“Ebedi Gençlik Pınarı” (Medium)

Yüzyıllar boyunca insanlar, yaşlanmayla bağlantılı olarak derin fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişimler yaşarken, yaşlanma sürecini durdurduğunu veya azalttığını iddia eden sayısız yöntem ve tedavi yaratıldı. İsrailli bilim adamları, sonsuza kadar genç görünmenin ve genç kalmanın sırrını bulduklarını iddia ediyorlar. Bunun mümkün olduğu ortaya çıksa bile, konuyu daha derin bir seviyeden keşfetmeden, en önemli olan “Ne için yaşıyorum?” sorusunu cevaplamadan bu hiçbir şey ifade etmez.

Tel Aviv Üniversitesi ve İsrail’deki Shamir Tıp Merkezi’nden yapılan bilimsel araştırmalarda, 64 yaşındaki sağlıklı bir grup insanı hiperbarik odalara yerleştirildi ve onlara üç ay boyunca yüksek seviyelerde oksijen seansları sağlandı. Deneyden sorumlu bilim adamları, terapinin yaşlanma sürecini geciktirdiğini, “tersine çevirdiğini” ve bu bireylerin performansını 25 yaş küçük insanlara benzer seviyelere dönüştürdüğünü iddia ediyor.

Yaşlanma, insanlığın çoğunu korkutur ve canını sıkar. Doğal yaşlanma süreci insanı durmaksızın yaşamın sonuna ve bilinmeyene yaklaştırdığından, ızdırap da içerebilir. Yaşlılık ve ölüm, mutlaka hoş bir şey değildir fakat doğada olan her şeyin, bizim farkına varamayabileceğimiz, kesin bir amacı ve faydası vardır. Bu nedenle, herhangi bir doğal durumu kurcalamak veya değiştirmeye çalışmak tavsiye edilmez.

Yaşlanmanın doğal olgusu ile yapay olarak savaşmak yerine, doğal yaşlanma süreciyle el ele gitmemiz ve durumumuza rahatça uyum sağlamayı öğrenmemiz çok daha akıllıcadır. İnsanlar yaşlanır; bu doğal olarak gerçekleşmektedir. Soru, toplum olarak tüm yaşam döngüsü boyunca insanlarla doğru bir şekilde davranıp davranmadığımızdır.  “Yaşlılar meşgul mü ve toplumun onlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorlar mı?” diye iyice incelemeliyiz.  Gerçekten de sağlıklı bir toplum onların katkılarını önemli olarak görmelidir!

Günlük eğitim programım olmasaydı, mutlu bir şekilde dışarı çıkar ve sokağı temizlerdim. Mahallemde yaşayan arkadaşlarımı toplar ve binaların etrafını benimle temizlemelerini teklif ederdim. Neden olmasın? Dışarı çıkmak, temiz hava solumak, fiziksel efor sarf etmek ve bu süreçte başkalarıyla birlikte olmak sağlıklıdır. Bu ortak faaliyeti bitirdikten sonra arkadaşlarımla mahallenin bankında oturur ve kahve içerdim. Kendine saygı duyan herhangi bir toplum lideri, böyle bir sosyal girişim ve diğer pek çok şeyi yaşlı sakinlerine önerebilir.  Yaşlı vatandaşlarımız, akıl hocaları olarak, paylaşmak ve yollarına yeni başlayanlara yardım etmek için hayat tecrübesine ve bilgeliğe sahiptir.

Ve temizlik örneği, kişiye, layık değilmiş gibi veya onurlu görünmüyorsa, sorun kişinin kendi içindedir. Çevreye özen göstermesi ve topluma hizmet etmesi için toplumun tüm üyelerini eğitmek önemlidir. Bu prensipten, yaşlılığa saygı duymak ve onu takdir etmek, ona bir yer vermek, düşünceyi ona adamak için toplumun uygun şekilde eğitilmesi gerektiği daha açıktır. Toplumun doğru tutumu, yaşlı vatandaşlarına ne kadar ihtiyaç duyduğunu keşfetmek olmalıdır. Çocuklara sorun, onlar bunu iyi anlıyorlar çünkü bu önerme, doğal olarak onların içinde inşa edilmiştir.

Büyükanne ve büyükbabalar, ebeveynler ve çocuklar, kuşaktan kuşağa devreden ve aile içinde yaşlılar içinde bir gençlik ruhu doğuran ilişki bağlarını sürdürmelidir. Yaşlılar, kişinin yaşamı olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini zaten anlarlar ve her şeyden önce, tüm endişelerin ötesinde olmak için nasıl çaba gösterileceğini ve bu tür tavırları torunlara nasıl yansıtılacağını öğrendiler. En küçük olanlar, büyükanne ve büyükbabalardan çok sayıda paha biçilmez armağanlar alırlar; bu, hesapsız, koşulsuz, sade bir sıcaklık olan sevginin örneğidir.

Özetle, yaşlanma korkutucu bir durum olmamalıdır. Katkıda bulunacak başka bir şeyimiz olmadığını düşünmek yerine, altın yıllar, zengin ve anlamlı bir yaşamın en önemli yönünün insan ilişkilerinde bulunduğunu fark ettiğimizde, yeni edinimler için bolca fırsat açmalıdır. “Hayatın anlamı nedir?” ve “Neden yaşıyorum?” soruları, kesinlikle sınırsız bir şekilde daha iyi bir dünyaya açılan kapılardır.

Bu soruların yanıtlarının, insan ilişkilerimizde, bağımızın içinde ve başkalarına kalıcı faydası olan eylemlerde bulunabileceğinin bilgisiyle, bedensel yaşamımızı aşarız. Hayatımızı ve dünyamızı çevreleyen, geçici fiziksel bedenimizde varoluşu aşan, muazzam bir mekanizma olduğunu anlarız. Bu değerlendirme, bizi geniş, ebedi dünyaya, zaman ve mekanın sınırlarının ötesinde daha yüksek bir varoluş seviyesine girmeye, büyük bir derinlikle hazırlar.

“Üç Kuşaktan Oluşan Bir Ailenin Değerleri Üzerine” (Linkedin)

Bugünün ailesinde genellikle evde çocuklarla birlikte yaşayan sadece tek bir yetişkin var. Ama Şükran Günü geldiğinde, tam boy bir ailenin değerlerini tartışmak için bir dakikanızı almak istiyorum. Ve tam boydan, sadece iki ebeveyn ve çocuk değil, daha çok büyükanne, büyükbaba ve çocukların hep bir arada olmasını kastediyorum. Yani, hepsinin aynı evde yaşamasına gerek yoktur, ancak yakın aile bağlarını korumanın faydaları, özellikle de sosyal olarak yalıtılmış olmanın çok kolay olduğu, üzüntümüz ve yıpranmamızın sebebinin bu olduğunu anlamadığımız günümüzde, bilmemiz gereken bir şeydir.

Maneviyatta, üç kuşağın özel bir anlamı vardır: onlar, duanın yükselişinin tüm sürecini temsil ederler. Bu, kişinin bir duayı yükseltmesiyle başlar, onu bir “aracı” vasıtasıyla en üst seviyeye gönderir ve en üst seviye, cevabı ‘‘aracı’’ vasıtasıyla dua eden kişiye geri döndürür.

Bu manevi kök, dünyamızdaki birçok olguda tezahür eder, ancak en hayati olanlardan biri, üç kuşaktan oluşan ailedir. Bu nedenle ailedeki tüm kuşaklarla bağları sürdürmek, zihinsel ve duygusal olarak çok sağlıklıdır.

Manevi faydalara ek olarak, büyükanne ve büyükbabalar çocuklara ebeveynlerin veremediklerini verebilir. Doğası gereği, ebeveynler daha yargılayıcı ve talepkardır. Birincil eğitimciler olarak, bu şekilde olmaları gerekir. Büyükanne ve büyükbabalar daha kabullenicidir ve çocuklara oldukları gibi sevildiklerini her zaman hissedebilecekleri bir yer verirler. Bu çocuklar için çok önemlidir. Ek olarak, çocuklar ebeveynlerinin kendi ebeveynlerine iyi davrandıklarını gördüklerinde, onlar da büyüdüklerinde ebeveynlerine iyi davranacaklardır; çünkü örnek, en etkili ve kalıcı öğretim yöntemidir.

Yaşlılar için torunlarıyla vakit geçirmek yük değildir; bu bir armağandır (elbette sağlıklarının ve enerjilerinin izin verdiği ölçüde). Torunlarıyla birlikte olmaktan zevk alırlar, bu onları kendi çocuklarına, ebeveynlerine bağlar, onlara canlılık ve sağlık verir. Ebeveynler için, çocukların büyükanne ve büyükbabalarıyla geçirdikleri zaman, birbirleriyle birlikte olma veya başka türlü yapacak zaman veya enerji bulamadıkları başka şeyler yapma fırsatıdır.

Ebeveynler çocuklarından ara sıra ayrıldıklarında, bu onların rahatlamasına yardımcı olur ve çocuklarla birlikteyken daha düşünceli ve sabırlı olmalarını sağlar. Aynı zamanda çocukların ebeveynlere, ebeveynlerin çocuklara olan özlemini artırır ve hiçbir şey insanları doğru miktarda özlemden daha güçlü bir şekilde bağlayamaz.

Bu Şükran Günü, herkese tüm aile ile bol sevgi ve mutlu tatiller diliyorum.

Aile İçi Şiddeti Bitirmenin Yolları Nelerdir? (Quora)

Aile içi şiddeti sürekli olarak sona erdirmenin tek yolu, hayatta kalabilmemiz için günümüzde ihtiyaç duyduğumuz ciddi eğitimi uygulamaktır: Egoist insan doğamızın her an üzerimizde nasıl işlediğini, içimizde ve bir bütün olarak insanlıkta nasıl büyüdüğünü, bölücülük, nefret ve şiddet gibi fenomenleri nasıl ortaya çıkardığını, geçmiş eğitimimizin artık yerine getiremediği yeni yöntemlere ihtiyacın nasıl zirve yaptığını ve aile içi şiddet gibi korkunç durumlarda patlamanın nasıl durdurulacağını öğrendiğimiz yeni bir eğitim türü.

Her insanda şiddet eğilimleri vardır.  Aile içi şiddetin çoğu, erkeklerin kadınları şiddetle taciz ettiği düşünülürken, bugün annelerin de çocuklarını şiddetle taciz ettikleri ve hatta tam tersine çocukların annelerine karşı bunu yaptıkları gibi durumları da görüyoruz.

Doğa bizleri neden çoğumuzu kendi aile üyelerimize saldıracak kadar vahşi bir duruma getirdi?

Egoist doğamızın kötü bir eğilim olduğu sonucuna varmamız için.  Başkalarının pahasına haz alma arzusu olan egomuz, nihayetinde ona fayda sağlamayan herhangi birinden veya herhangi bir şeyden nefret eder.

Üstelik günümüzde her zamankinden daha fazla, aile içi şiddet, insanlarda biriken muazzam nefretin önemli bir örneğini oluşturuyor ve bunların hepsi nefreti – net olarak hiçbir olumlu sonuca yol açmayan – bir kenara bırakıp birbirimizi sevmeye başlamamız içindir.

Bu nedenle, şiddet ve ıstırap ne kadar fazla olursa, umutsuz bir değişim çığlığına ulaşmak için o kadar fazla potansiyel kazanırız: doğamızı egoist ve nefret dolu olmaktan, özgecil ve sevgi dolu olmaya dönüştürmek.

Bu, bize doğanın – insan doğası dahil – nasıl çalıştığını ve içimizde istem dışı olarak ortaya çıkan nefretin ötesinde, birbirimize nasıl olumlu tavırlar geliştirebileceğimizi öğretmeye odaklanan yeni bir eğitim biçiminin öneminin devreye girdiği yerdir.

Bağlarımızı zenginleştiren böylesi bir eğitimle insanlığa büyük ıslahlar getirebileceğimiz konusunda iyimserim.  Onlarca yıldır kendimi bağları zenginleştiren eğitime adadım ve doğam gereği çok egoist ve otoriter olsam da, insan doğasının nasıl çalıştığını öğrenerek ve onunla birlikte olumlu özgecilik, sevgi ve önemseme örnekleriyle dolu olumlu bir çevre çizerek,  sonra günden güne daha iyi bir insan olmak için sürekli umut ve motivasyon geliştiriyorum.

Aile içi şiddetin ve bugün dünyamızda giderek artan diğer birçok nefret dolu patlamaların sonunu görmek istiyorsak, topluma yaymamız gereken türden bir dürtüdür bu.

Erkek ve Kadın, Bölüm 10

Eşinizin karakterini değiştirmek mümkün mü?

Yorum: Özgür iradenin, sadece çevreyi seçmekte olduğunu ve bir insanın temel niteliklerini değiştirmenin mümkün olmadığını anlıyoruz.

Benim Yorumum: Onları değiştirmeye gerek yoktur.

Soru: Eşlerimizin niteliklerini değiştirmelerini talep etmeye çalışmamalı mıyız?

Cevap: Hiçbir şekilde! Bize doğadan veriliyorlar ve aynı kalacaklar. Yapabileceğimiz tek şey, aramızdaki bu bağda üst gücü ifşa edebilmemiz için,  onların kullanımını bağımızın yararı için birleştirmektir. Bu bizim hedefimiz, ödülümüzdür.

Seçme özgürlüğü, yalnızca hem ben hem de karşı tarafın kendimizi feshetmesi ve üst gücü keşfedeceğimiz bu karşılıklı fesih üzerinde böyle bir yer oluşturması gerçeğidir, yazılmış olduğu gibi “Karı ve koca, aralarında Yaradan.”

Erkek ve Kadın, Bölüm 9

Her Gün Yeni Bir Başlangıç

Soru: Kabalistik grubun ilkelerinden biri tavizler ve kendi iptaldir. Aile içinde, genellikle kavgaya yol açan durumlardan kaçınmaya çalışarak, ertesi güne sanki dün hiçbir şey olmamış gibi başlama konusunda hemfikir olmak mümkün mü?

Cevap: Dün bir takım kavgalar edilmiş olması gerçeğine rağmen, her gün yeniden başlamalıyız. Hem grupta hem de ailede, sanki hiçbir şey olmamış gibi sürekli olarak yeniden başlamalıyız.

Soru: Bunu nasıl yaparız?

Cevap: Bu, hem çok basit hem de çok zordur.

Soru: Diyelim ki bugün hemfikiriz, “Hadi bunu bu şekilde yapalım.” dedik.  Ya yarın böyle başlayamazsam ne olur, beni ne mecbur kılacaktır?

Cevap:  Böyle bir anlaşma imzaladıysanız, bunu yerine getirmekten gurur duyacaksınız. Egoizminiz acı çekmez ve onun üzerine gitmek sizin için daha kolay olacaktır.

Aslında, onun üzerine bile gitmezsiniz; bunun yerine, sadece ne kadar adam olduğunuzu gösterirsiniz, “İstemesem de bunu yapmam gerek, çünkü söz verdim.” Ve gurur duyacağınız bir şeye sahip olacaksınız.

Karınıza gelince, sizin yeni tutumunuzla hem fikir olması gerekecektir.

Soru: Bir kadının egoizmi ile bir erkeğin egoizmi arasında herhangi bir fark var mı?

Cevap: Bunlar tamamen farklı egoizm türleridir. Hiçbir şekilde birleştirilemezler.

Yeni Bir Gün – Yeni Bir Hayat

Soru: Manevi dengenin dışsal bir örneğini verebilir misiniz ve o kendini nerede göstermektedir?

Cevap: Hayır, çünkü bizim dünyamız manevi güçlerin dengesine bir örnek değildir.

Dünyamızda manevi hiçbir şey yoktur. O sadece bir kişiyi içsel birliğe getirmek için gereklidir. Bu nedenle, soyutlanmış negatif güçler burada çalışır. Olumlu güçler yoktur, bazen çalışsalar da bu sadece bizi “O’ndan Başkası Yok” şeklindeki doğru tanıma getirmek için ters bir durumdur.

Soru: Belki de bunu şu anda, uyum ve sevginin hüküm sürdüğü ama herkesin dünyada dünden önceki günlerde yaşanan kavgaları ve uyuşmazlıkları hatırladıkları bir aile örneğinde görmek mümkündür?

Cevap: Hiçbir şey unutulmaz. Ancak, her iki eş de kendilerini bilinçli bir şekilde dengeliyorlarsa ve her ikisinin de doğru birlikteliğe yönelik net bir istekleri varsa, çünkü her iki tarafta da kötülük olduğunu anlarlar ve bununla bağlantılı olarak bir çeşit iyilik de mevcuttur ve bunları dengeye getirmek isterler. Daha sonra kötülüğü etkisiz hale getirirler ve kontrol altında tutarlar. Bu manevi sistemin, daha çok ya da daha az nasıl var olduğudur.

Yorum: Sıklıkla eşinizle olan ilişkinizden örnek verirsiniz. Eğer akşam bir tartışma yaşadıysanız, ondan sonra sabahleyin hatırlamıyorsunuz ve bunun hakkında konuşmuyorsunuz.

Cevap: Bunun gibi değil. Ertesi sabah her şeyi hatırlıyorum ve eşim de öyle. Yine de, her sabah temiz bir sayfayla başlayacağımıza karar verdik ve bu yüzden hiçbir şey olmamış gibi davranıyoruz.

Aramızda bir antlaşma var ve onu ihlal etmemeye çalışıyoruz. Bu iyi, ciddi manevi çalışmadır. Ertesi gün, geçmişi hatırlamayacağımız konusunda anlaştık. Bir kere gün bittiğinde, üzerine çarpı atılır.

Soru: Kişi bunun kendisi için iyi olduğunu anlar mı, bu şekilde tüm sıkıntılarını atlatabilir mi?

Cevap: Aksi takdirde, uzun yıllar boyunca bir evliliği sürdüremezsiniz. Biz 50 yıldır evliyiz!

Soru: Kişi gücü nereden alabilir? Yaradan’dan mı?

Cevap: Hayır. Burada sadece evliliği sürdürme arzusuna ihtiyacınız var. Belli bir davranış sistemi geliştirmelisiniz.

A New Day—A New Life

Twitter’da düşüncelerim-12-24-17

Ayrılmadan nasıl kavga edilir? Siz( arkadaşlar, eşler) kusurları birlikte açığa çıkarırsınız. Her birinizin içinde olanı değil; ilişkinizdeki kusurları ve ilişkiyi yükseltmek amacıyla birlikte çözüme (duaya) gelirsiniz. Sistematik olarak yaklaşın! O zaman daha büyük manevi yükselişler elde edeceksiniz.

2017 incelemesi: AB üyeleri hayal kırıklığına uğrattı. AB mültecileri kabul ederek ve direktiflerle yöneterek kibirli bir şekilde ve uzağı görmeyerek davranır. Yerde yuvarlanmaya başlıyor. Dağılmasının nedeni: birlik mümkün ama egoistler arasında değil- sadece doğru eğitimle/ insanlarda değişimle

Ademin (adam) sistemi 5: Kırıklıktan iki zıt sisteme; alma ve ihsan etme ve onların her iki bebeklik ve yetişkinlik dönemindeki değişen bağları, zaman kavramı ve algısı dünyamızda belirir.

Ademin sistemi 4: Dolayısıyla bizim dünyamızda bir Adem (adam) sistemi yaratmanın gerekliliği kim a) almanın boş sisteminin arzusunu emiyorsa b) ihsan etme sistemine bağlıysa ve Yaradan’ın memnuniyetini edindiyse, alma arzusunu ihsan etmek için alma arzusuna çevirdirdiyse

Ademin sistemi 3: TzA— başkaları & Yaradan için olmayan almada kısıtlama- yani ruh Yaradan’la bağlanabilecek, almayı ihsan etmeye dönüştürebilecek. Boş kısıtlanmış arzular ihsan etmenin sistemi içinde değildir; alırken ise sadece almak istediği sürece ıslah yoktur.

Ademin Sistemi 2: B) Alma sistemi- hayatta kalmak için mücadeleye sebep oluyor, Klipa; 9 Sefirot’un eksikliği, TzA tarafından kısıtlanan büyük bir arzunun hükümsüzlüğünden kaynaklanıyor, dolayısıyla ihsan etme sistemine tam zıt yer ( Malhut ve 9 Sefiort’un ihsan etmede yer aldığı kısım, OH) boş, ölü kalır.

Uluslararası dayanışma günü. Dayanışma aslında ortak bir hedeftir- hepsi başarmak için birlik olduğunda, herkes için iyi olan mükemmel bir hedeftir. Ancak bu sadece kişinin egosunun üzerinde mümkündür.

Ademin Sistemi 1: Yaradan gibi olması için kişiyi yaratmak ve geliştirmek adına iki karşıt sistem gereklidir. A) İhsan etme sistemi; iki karşıt bölümü kapsayarak kişiyi doğurmak ve büyütmek: İç ışık ile hsan etmenin 9 Sefirotu & Almanın 1 Sefira’sı – Mahlut, boş, ışık ile kuşatılmamış.

My Thoughts On Twitter, 12/24/17

Manevi Parça ve Dünyevi Sevgi

Soru: Kişi, karı koca arasındaki dünyevi sevgiye manevi bir bileşeni nasıl doğru bir şekilde ekleyebilir?
Cevap: Karı koca arasında, yalnızca ne yaptıklarını ve neden var olduklarını anladıklarında, manevi bir parça eklemek mümkündür.
Yaşamın her koşulunda birbirlerine karşılıklı etkide bulunacak şekilde eğitmek için eşsiz bir fırsata sahip olduklarının farkına varmalıdırlar. Sonra, Yaradan’ın ifşasına ulaşabilirler, yazılmış olduğu gibi: “Bir karı ve koca, aralarında Şehina’ya sahiptir.”
Ama sadece bu amaca ulaşma konusunda gerçekten ciddilerse. Çünkü “kendileri adım atmalı” ve birbirlerine yardım etmelidirler.

The Spiritual Component And Earthly Love