Category Archives: Çevre

Doğru Çevrenin Önemi

Soru: Kabala ilmini çalışan bir kişinin yaşaması için en iyi yer neresidir? Kişi hangi ülkede? Hangi çevrede olmalıdır?

Cevap: Çevre kesinlikle önemlidir. Yanınızda aynı şeyi okuyan 10, 20, 30 kişinin olması gerekiyor. Ancak bundan önce gelen şart, iyi bir İnternet bağlantısıdır.

Soru: İsrail topraklarında ki manevi coğrafya ve bu yerdeki özel kuvvetler vb. hakkında konuşan pek çok program ve video var. Yeni başlayanlar için bunda bir şey var mıdır? Kişi burayı ziyaret etmeye çalışmalı mıdır?

Cevap: Ne yeni başlayanlar ne de ileri düzeydekiler için burada hiçbir şey yok. Hiçbir şey! Önemli olan sadece onun yaptığının aynısını yapan doğru bir çevreye ve iyi bir bağa sahip olmaktır.

Çevre Alışkanlıktan Daha Güçlüdür

Soru: Bir alışkanlık ile çevrenin insan üzerindeki etkisi arasında bir bağlantı var mı?

Cevap: Çevrenin insan üzerinde büyük etkisi vardır.

Soru: Hangisi daha iyi çalışır: çevre mi yoksa alışkanlık mı?

Cevap: Çevre daha güçlüdür. Alışkanlıklarımızı değiştirebilir çünkü bir insanda değiştirebileceğiniz pek çok nitelik vardır: nefret, sevgi, onur, ün ve özellikle utanç. Dolayısıyla çevrenin dış etkisi insanı değiştiren bir araçtır.

Çevrenin etkisi altında, kişi her şeyi hızlı ve doğru bir şekilde yapabilir.

Sadece Güçlü Bir Arzuya İhtiyacımız Var

Soru: 150 ila 200 yıl önce, bir şeyi ciddi olarak öğrenmenin tek yolu, öğretmeninizin veya ustanızın yaptığının aynısını yapmaktı. Bugün tamamen farklı eğitim biçimleri var. Yüz milyonlarca insan çeşitli şekillerde çeşitli şeyler öğreniyor.

Bu seçenek çeşitliliği arasında neyi öğreneceğimizi ve kimden öğreneceğimizi nasıl doğru bir şekilde bulabiliriz? Nasıl kafamız karışmaz?

Cevap: Kabala’da, Kabalistik bir öğretmenin kim olduğu, bir öğrencinin ne olması gerektiği ve bir öğretmenden ne öğrenmek istediği konusunda çok net tanımlar vardır.

Ancak bu, modern gençlik ve modern insanlar için pek uygun değildir. İsteyen gelir, sorar, öğrenir. Ve geri kalanı hala ilgilenmeyecektir.

Kişinin güçlü bir bulma arzusuna sahip olması yeterlidir ve bu arzu onu hocaya yönlendirecektir.Hareketsiz kalmasına izin vermeyecek, kesinlikle hedefe ulaşması için onu zorlayacaktır.

Soru: Arzumu nasıl artırabilirim?

Cevap: Doğru bir çevrenin yardımıyla. Bir insan böyle bir çevre bulursa, o zaman arzusunu gerçekleştirme fırsatına sahip olur.

“Eğitim Sistemimizde Ne Eksik?” (Quora)

Eğitim, çevremizden aldığımız şeydir.

Eğitimimizi ve kültürümüzü toplumdan ve ebeveynlerimizden aldığımız örnekle alırız. Okullar eğitim vermez, sadece ticaret yapar. İçsel kültürümüz olan eğitim, bilgiyle değil, hayata ve dünyaya karşı tutumumuzda mükemmelliğe ulaştığımızda, doğru içsel gelişimimiz tarafından belirlenir.

Bu nedenle, gerçekten olumlu eğitim, genel doğa yasasının hepimizden ne talep ettiği hakkında bilgi öğretmek anlamına gelir – uyumlu bir şekilde bağ kurmak ve nasıl ki bir insan vücudundaki hücre ve organların her biri tüm vücudun yararı için çalışıyorsa, benzer şekilde birbirleriyle ilgilenmek.

Günümüzde, bir günden diğerine, dünya çapında nasıl giderek daha fazla birbirine bağımlı hale geldiğimizi keşfediyoruz. Bu nedenle toplum, bir bütün olarak insanlığı önemsemenin hayatın en yüksek değeri olduğunu göstererek, bu tür bir karşılıklı bağımlılığın dengeli ve olumlu bir şekilde nasıl gerçekleştirilebileceğine dair örnekler sunmalıdır. Bunu yaparak, giderek birbirine bağımlı bir dünyada uyumlu bir şekilde yaşamak için neslimizi güvenilir bir şekilde eğiteceğiz ve böylece gelecek nesillerimiz hayatlarından gerçekten keyif alabilecekler.

Dünyayı karşılıklı düşüncenin, sorumluluğun ve sevginin kurtaracağının bilgisini dünyaya getireceksek, o zaman bütün bir sistemin olumlu parçaları olmak için kendimizi açmaktan ve o sistemin sağladığı meyvelerin tadını çıkarmaktan mutluluk duyacağız. Bunu yaparak, bir organizmadaki kanserli hücreler gibi değil, insanlığın vücudundaki sağlıklı hücreler gibi olduğumuzu keşfedeceğiz.

Çevre Kaderi Belirler

Soru: Arzular nereden gelir ve hangilerinin küçük, hangilerinin büyük olduğunu nasıl belirleriz?

Cevap: Arzular bize yukarıdan gelir, ancak onları nasıl sıralayacağınızı belirlemeniz gerekiyor. Hangi arzuların önemli, hangilerinin önemsiz olduğunu belirlemenize yardımcı olacak bir çevrede olmanız gerekir. Her şey, içinde bulunduğunuz topluma bağlıdır.

Bağlı olduğunuz toplumun önemi hakkında Baal HaSulam’ın “Özgürlük” makalesini okuyun. Aslında kaderinizi, geleceğinizi belirleyen çevredir.

Doğru ortama girerseniz, söylenenleri dinlerseniz ve onların fikirleriyle dolarsanız, bu fikirler yavaş yavaş sizin olur ve o yönde ilerlemeye başlarsınız.

Böylece tüm arzularınızdan bu yolda ilerlemek için en önemli olan arzuları alır, onlara düşüncelerinizi, aklınızı ekler ve böylece doğru bir şekilde gelişirsiniz.

Çevrenin Gücü Altında

Soru: Vücudumuzun ihtiyacından fazlasını tüketmememiz gerektiğini söylüyorsunuz. İnsanlık belli bir noktaya kadar bu yolu izledi. Sonra ne oldu?

Cevap: Sonra insan, yanlış sosyal gelişim nedeniyle yanlış şekilde ilerlemeye başladı. Gerçek şu ki, eğer kişi toplumdan bağımsız olarak kendi başına var olsaydı, o zaman sadece vücudunu korumak, gerekli beslenmeyi sağlamak ve üremesini sağlamak için bir şeyler yapardı.

Yani, tüm bedensel ihtiyaçlarımız yiyecek, cinsellik ve aileye indirgenmiştir. Onlar için doğal içsel ihtiyaçlarımız var ve onların bu çerçevede gerçekleştirilmeleri gerekiyor.

Ama insan aynı zamanda çevrenin de kontrolü altındadır. Hayvanlarda, onların çevre ile arasındaki ilişki, içgüdüleriyle açıkça düzenlenir. Ve biz insanlar, içgüdülerimizin ötesine geçen zenginlik, güç, şöhret ve bilgi için devasa sosyal arzular geliştiririz.

Bu dört tür arzu ancak toplum pahasına tatmin edilebilir. Kendine yetebilme zenginlik olarak adlandırılmaz. Zenginlik, diğer şeylerle ilişkili olarak ölçülür, güç ve şöhret gibi. Ve bilgi doğanın tümü ile ilişkilidir.

Başka bir deyişle, egoist arzularım bedenim için gerekli olanın ötesine geçtiğinde ve belli birkaç yıl var olması için, gereken normal doyumu aştığında, çevreleyen doğaya ve topluma boyun eğmeye başlarım. İşte o zaman en sonunda bizi yok eden egoizm kendini gösterir.

Soru: Bir Kabalist hangi temelde insanın özünün haz alma arzusu olduğunu iddia eder?

Cevap: Bu soru bir Kabaliste yöneltilmemelidir. Bunu herkes bilir: biyologlar, zoologlar, fizyologlar ve psikologlar. İnsan sadece haz ister. Dünyayı sadece en fazla hazzı nereden alabileceğiniz veya neyden kaçmanız gerektiği perspektifinden görüyoruz ki, böylece bize zarar vermesin.

Sadece hazlara doğru ve sadece acı çekmekten çok uzağa, biz böyle yönlendiriliriz, bu şekilde davranırız, istekli olsak da olmasak da.

Özgür Seçim Neye Bağlı?

Soru: Bir kişinin özgür seçimi nedir?

Cevap: Gerçek şu ki, günlük düzeyde her bir kişiyi ilgilendiren özgür seçim vardır. Ve bunu nasıl manipüle ettikleri onların işidir.

Ve bunu başka bir edinim sistemine yükselmek için kullanmak isteyen insanları ilgilendiren bir özgür seçim vardır. Bu tamamen farklı bir alandır. Biz buna manevi diyoruz çünkü o alma niteliği üzerine değil ihsan etme niteliği üzerine inşa edilmiştir.

Özgür seçim, kişinin böyle bir ortama girmesi, kendini egoist niteliklerinin üzerinde bir nitelik yaratmasına yardımcı olacak bu tür etkilere maruz bırakması gerçeğinde yatmaktadır. Ve egoizmine rağmen anti-egoist bir şekilde davranabilir.

Ve eğer egoizm onun bütün doğasıysa, hepsi onunsa, bu nasıl mümkün olabilir? Burada, bir ekipte, bir grupta çalışmaya başlarız ve Kabala çalışması yoluyla uygun gelişim sürecinde edindiğimiz özel bir ihsan etme niteliği ortaya çıkar (egoizmimizin üzerine çıkarak).

O zaman olağan, mantıksal, egoist niteliklerimizin, arzularımızın, hesaplamalarımızın ve eylemlerimizin gerçekten üzerine çıkıp, egoizmimizin üzerinde hareket ettiğimiz tamamen farklı bir alana yükselebileceğimizi hissetmeye başlarız. Bu, özgür seçim ve üst dünyanın yönetim sisteminin hissi ile bağlantılıdır.

Yani, tüm bunlar, bir kişinin iletişim kurduğu ortama bağlıdır ve kendini bu doğru çevrenin özel etkisine maruz bırakması sayesindedir. Bir anlamda kişi dünyamızdan kopmak ister, ona itaat etmek değil.

Sonuç olarak, mantık ötesi inanç dediğimiz niteliği anlama, muhakeme etme ve hissetme fırsatı yakalar. Ve sonra, geliştikçe, egoist etkiler üzerine değil ihsan etme ve sevgi üzerine inşa edilmiş ikinci kontrol sistemini hissetmeye başlar.

Kuyusuz Çöl Yoktur

“Çölü güzel yapan şey,” dedi Küçük Prens, “bir yerlerde bir kuyu saklamasıdır …”

Antoine de Saint-Exupéry, Küçük Prens.

Kuyular kumun altında gizlidir. Onlar her yerde varlar. Hayatın kökü her yerde, her şeyin içindedir. Bizim için en önemli şey, dışarıda gördüklerimizle değil, yaşamın anlamıyla, hayatın kökeniyle ilişki kurmamızdır.

Soru: Söyler misiniz, çöl içimde mi yanıyor? Bugün pek çok insan hayatın olmadığı hissine kapılıyor.

Cevap: Zaten orada olmayan bir şeyi ifşa ediyorsunuz. Daha önce de hayat yoktu, sadece şimdi anlıyorsunuz. Ve şimdi ifşa ettiğiniz şey, öncekinden daha iyidir.

Soru: İçimde yanarken, bu koşulu aşarsam orada bir kuyu olacağını nasıl anlayabilirim ya da inanabilirim? Bu ne tür bir düşüncedir?

Cevap: Yaşamın bir anlamı olduğu, bir amacı olduğu, bizi ayağa kaldırıp canlandırabilecek, ciddi bir şekilde istersek bizi yaşamın kaynağına götürebilecek büyük doğa güçleri olduğu.

Soru: Böyle yalnız bir durum içinde, bu düşünceyi nasıl anlayabilirim/tutabilirim?

Cevap: Sadece kendinizi diğer arkadaşlarınızla bir araya getirirseniz. Bir araya gelmelisiniz, bunun sadece birlikte yapıldığını anlamalısınız. Sadece çevrenin içinde.

Soru: Çevre, onlar da benimle aynı mı, içten içe yalnız, kuyu mu arıyorlar?

Cevap: Tam olarak anlamaları gereken şey, bu kuyunun aralarındaki bağda gizli olduğudur.

İnsanların Bana Yönelik Eleştirileriyle Nasıl İlgilenmeliyim?

Soru: İnsanların bana yönelik eleştirileriyle nasıl ilgilenmeliyim?

Cevap: Konu olmadıkça, özellikle benimle ilgili eleştirilere cevap vermiyorum ve görüyorum ki öğretme yöntemlerimi biraz değiştirmek, ifademi biraz değiştirmek veya bazı yönlere daha fazla dikkat etmek vb. için, bu eleştirilerden yararlanmalıyım. Kabala bilgeliğinin yayılmasına pratik olarak yardımcı olabilecek her türlü eleştiriyi memnuniyetle karşılıyorum.

Hakkımda söylenen diğer her şeyi şeyi görmezden geliyorum ve insanların benim hakkımda yazdıklarını bile okumuyorum. Basında pek çok tatsız şey yazıldığını duydum, ancak hiçbirinden, hiçbir şekilde rahatsız olmadım. Bu, insanın ıslah olmadan önceki doğasıdır.

Hiçbir Şeyin Eksikliğini Hissetmemek

Soru: Fizyologların son araştırmalarına göre, yaşamın ilk beş yılındaki aile refahı seviyesi, bir kişinin gelecekteki tüm kaderini belirleyebilir.  Örneğin, fakir ailelerde büyüyen insanların vücutlarında yüksek düzeyde kortizol bulunur, bu da kişiyi daha temkinli yapan bir stres hormonudur.

Varlıklı ailelerde büyüyen insanlar, görsel algı ve uzun süreli hafızadan sorumlu olan paryetal ve temporal bölgelerde kalınlaşmış bir kortekse sahiptir.  Bu, doğrudan kişinin yüksek başarı düzeyiyle bağlantılıdır.

İhtiyaçları iyi karşılanmış çocuklar için, özverili ve fedakar olma olasılığı daha düşüktür.  Başkalarıyla daha az istekli para paylaşırlar.  Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar için tam tersidir ki o özgeciliğe daha yatkın, paylaşmaya, fedakarlık etmeye isteklidir.

Kişinin parayı, kazancı çekmesi veya itmesi gerçeğini ne etkiler?

Cevap: İnsan doğasından bahsediyorsak, tabi ki bu tamamen bireyseldir.  Birisi yakınlarına şefkat duyuyor mu, duymuyor mu?  O bunu ebeveynlerinde gördü mü yoksa ona öğretildi mi?  Her şey kişiye ve çevreye bağlıdır.

Ancak öte yandan belli bir çevreye girerse bu ona aşılanabilir.  Orada, empati durumunun onu düzelttiğini, onu tamamen farklı bir varlık haline getirdiğini ispatlarlar.

Soru: Yakınınızdaki kişiyi hissetmek her şeyin anahtarıdır.  Bu duygu geliştirilmeli.  Bir kişiye, her zaman eksikliği giderilmiş hissetmesi için hangi öneri verilebilir?

Cevap: Kişi toplumun bir ürünüdür.  Onu bu şekilde eğitecek belli bir toplum içinde olmalıdır.

Soru: Hiçbir şeyin eksikliğinin olmadığını hissetmeleri için, tüm insanlığa nasıl bir tavsiye verilebilir?

Cevap: Birbirinize, nasıl herkes için iyilik dilediğinize dair bir örnek gösterin.