Category Archives: Birlik

Tüm Yumurtalarını Tek Bir Sepete Koy!

Soru: Ucunda karşılıklı garantörlüğe götüren yönün dışında tüm yönlere, 359 derecenin tümüne doğru hareket ederek “gemiye bir delik” mi açıyorum?

Cevap: Fakat dostlarımla her şeyi kapsayan bir anlaşma imzaladım! Verdiğim garanti sadece onun vasıtasıyla karşılıklı garantörlüğe erişmem gereken o ufacık açık aralık için geçerli değil. Diğer tüm yönlerden güçler almadan ve sadece yaşamsal gereksinimleri oralarda bırakmadan karşılıklı garantörlüğe yüzde yüz konsantre olamazsın. Diğer tüm yönler senin için sadece “ne yerilen ne de övülen” bir gereklilikten başka hiçbir şey olmadığında ve var oluşunu idame ettirmek için gerekeni tedarik ettikten sonra geriye kalan tüm güçler karşılıklı garantörlüğe ulaşmaya doğru yönlendirildiğinde, yalnızca bu durumda gemide bir delik açmıyorsun.

– 12/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Grubun Ruhu

Soru: Başka birine kendini düşünmeden ihsan etmek nedir? Bir dosta egoist hazzın dışında neyi ihsan etmeliyim?

Cevap: Ona maddesel herhangi birşey vermene gerek yok. Arzularında ona Yaratan’a doğru ilerlemeyi unutmaması için bir destek sunuyorsun. Senin ihsan edişin tam olarak bu. Ruhlar birbirlerinden ayrı olduklarında birbirlerine ne verebilirler? Sadece birbirlerini uyandırabilir ve birbirlerine güç verebilirler. Dostunun cebini yada buzdolabını doldurman gerekmiyor. İhtiyaç duyulan tek şey doğru şekilde karşılıklı bağlanma ve Üst Işık tüm ihtiyaçları doldurur.

Dostunu enerji ile, amaçtan zevk alma ve amaca bağlanma ile donat zira senin vazifen bu. Bu yükümlülük ve ruh olmadan ortada grup diye bir şey yoktur. Yaratan onu, bir yerde, yani manevi bir alanda, bütün dünyadan tüm dostların tek ortak arzularında var olalım diye yarattı. Ama bu hala bir grup olduğumuz anlamına gelmiyor.

Grup kavramı birbirine ilham vermek için bir söz vermek ile başlar. Daha da ötesi burada dışsal eylemlerden değil, birbirimize bağlı olduğumuz içsel arzudan bahsediyoruz. Herkes yolda ilerlerken kolektif itici gücü ve güven duygusunu diğerlerine geçirir ve karşılıklı garantörlük denilen şey budur.

Diğerlerine ilham verme kapasiteni kaybedersen eğer bu gemiye bir delik açıyorsun anlamına gelir. “Peki  yorgunsam dinlenebilir miyim?” Eğer yaparsan diğerlerinden ilham alamazsın ve ortak geminin içinde kendi altına bir delik açarsın ve senin yüzünden tüm diğerleri de suda boğulur.
Ya karşılıklı garantörlükte yer alırsın yada almazsın. Birliklerimizi güçlendirmemiz gereken yol budur. Herkes ve herbirimiz birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu giderek daha çok görmeliyiz. Pratik çalışma bu: kişi grupla bağ kurmaya yönelik talebini günden güne inceler. Bu, tüm umutlarımız için bir temel olması gereken birbirine bağlı oluşun kesin noktasıdır.
Gemi varış noktasına ulaşacak ve aynı zamanda bizim işimiz de onu deliklerden korumak ve amacı başarmaktaki kesinliğin ve onun öneminin farkındalığının herkese aktarılmasının icabına bakmak. Gerçekten de aramızdaki birlikten ve ihsan etmenin evrensel gücünün -Yaratan, Işık – ifşasından daha önemli hiç birşey yok.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ilk kısmından alıntıdır.

Şansını Kaçırma!

Soru: Bir eczaneye gittiğimde eğer sırada bekleyen 70 kişi varsa diğer işlerimi halletmek için oradan ayrılır ve bir saat sonra sıra bana geldiğinde oraya tekrar geri dönerim. Eğer ne zaman ıslah olacağımı bilmiyorsam manevi çalışma ile neden şu an meşgul olmalıyım? Bunu yapmaya ne ihtiyacım var ki? Bu arada bu dünyadaki işime geri dönebilirim.

Cevap: Manevi yolda zorlama yoktur! Eğer kalmak istemiyorsan o zaman ayrıl! Kalmamalı ve diğerlerine engel olmamalısın. Eğer kesin olarak bu yolda ilerlemeyi istemiyorsan dostlarına söyle anlayışla karşılarlar ve sana iyi şans dilerler. Eğer bu dünyadaki hayatını daha da iyileştirmek için beş yıl geçirdikten sonra daha güçlü bir gruba geleceğini ve onlarla beraber yola devam edeceğini düşünüyorsan bunlar yanlış umutlar. Beş yıl sonra çok daha büyük bir çalışma yapman gerekecek: egoizmdeki beş yıllık meşguliyetini telafi etmen ve beş yıl boyunca grubun içinden geçtiği her şeyde grubu yakalaman gerekecek. Sonuç olarak yolu kısaltmıyorsun tam tersine uzatıyorsun. Çoktan maneviyatın içinde olan bir gruba geleceğini ve böylece işin senin için daha kolay olacağını mı düşünüyorsun? Peki dostlarınla daha büyük nitelik eşitliğine sahip olacak mısın? Hayır, hatta niteliklerde çok daha büyük farklılıklar ifşa edeceksin. Sonuçta onlar binlerce kilometre ilerleyecekler ve sen on kilometre geriye gideceksin. Aradaki mesafe artacak! Bunun sonucunda sırada daha uzun bir süre beklemen gerekecek.

– 06/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinden alıntıdır.

Kişi Bir Kıvılcım İle Başlar

Soru: Neden Kabala ilmi odak noktasını sadece tek bir eylemde – birlik – kısıtlıyor?

Cevap: Kabala kendini kısıtlamıyor. Tam tersine birlik dışında başka hiçbir şey olmadığını bize anlatmak için tüm evreni, Üst Dünyaları ve alt seviyede olanları kuşatmak için genişledi. Seçilmiş eylemlere odaklanmaktan ziyade var olan herşeyin bir sentezini yapıyor. Bizi herşeyi kapsayan tek prensibe getiriyor. Bilim size şunu söylüyor: Gerçekleştiklerinde her probleme ayrı ayrı bakma çünkü bu dar görüşlü bir inceleme olur. Bütün problemlerin sadece tek bir sebebi ve açıklaması var: birliğin eksikliği. Problemin üzerine çıkmak istiyorsan daha büyük bir birliği amaç edinmelisin. Bu yönde gidiyorsan bu doğru şekilde hareket ediyorsun demektir. Her bilim bir temel prensibe dayanır. Fizikte herşey maddenin temeli vasıtasıyla, kendilerinden herşeyin yapıldığı birbirinden farklı temel parçacıklar aracılığıyla edinilir. Geçmişte mükemmel bir anlam ifade ediyordu: ortada bir elektron, proton yada nötron var, yani bir artı, bir eksi ve aralarında nötr bir parçacık ve hepsi bu. Fakat daha sonra birden keşfettiler ki yüzlerce temel parçacık var ve bu yüzden tüm teori tarumar oldu. Bunun nedeni bir bilim adamının doğada var olan gerçeğe göre tek bir prensibi tutmaya çalışmasıdır. Bilim daima birleşmiş bir resmi arzu eder. “Basit bir yorumlama” (Pshat) araştırma ve edinişin en son, en yüce seviyesidir. Sonsuzluk Dünyasını edindiğimizde herşey çok basitleşir çünkü basit Üst Işık tüm evreni, ıslah edilmiş arzuyu doldurur. Bu tek prensibi gerçekleştirmek olarak adlandırılır. Diğer yandan eğer tüm problemlerimiz birbirine bağlı değilmiş gibi gözüküyorsa, o zaman her şeyi birleştirecek Üst Işığı çekerek ıslah etmemiz gereken şey budur. Aynı zamanda zihinlerimizde, kalplerimizde ve tüm eylemlerimizde büyük bir karmaşıklık hakim. Bana, bu dünyaya, aileme ve dostlarıma ve hayatıma ve ölümüme ne olduğu açık ve net değil. Herkes bunu görmemek yada bunu düşünmemek için gözlerini yummayı çok isterdi. Ancak Kabala’nın yolu tam tersidir: tüm bunları kırılmanın ifşası olarak kabul etmek ve bizi birliğe getirmek. Kabala ilminin kişinin içinde manevi bir kıvılcım, Yaratan’ın bize verdiği, birliğe yönelik bir çağrı uyanmadan ifşa olmamasının nedeni budur. Manevi gen bir zamanlar sahip olduğumuz perdeden bir kıvılcım olarak içimizde konuşmaya başlamalı. Bu kişinin doğumunun başlangıcıdır.

– 05/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin dördüncü kısmından alıntıdır.

Grup Benim Gölgem

Ben nasıl Yaratan’ın gölgesiysem, grup ta benim kopyam, gölgem. Dostlarımdan onlara kattığımdan çok daha fazlasını alıyorum. Bu onlara yada onların davranışlarına bağlı değil sadece benim onlara olan tutumuma bağlı. Bu çevre de Yaratan. Bu O’nunla çalışmam için O’nun bana verdiği fırsat, benim için bir illüzyon yarattı, sanki benim dışımda bir şey varmış gibi ama gerçek şu ki dışımda sadece Yaratan var. Onun vasıtasıyla Yaratan ile bütünleşmek için onunla bağ kurmayı arzulayayım diye çevrenin beni etkilediği koşulu edinene kadar sürekli çevreyi uyandırmak zorunda olmamızın nedeni bu. Yaratan’ı çevre olmadan edinemem çünkü çevre, onun aracılığıyla Yaratan’ın imajını göreceğim dışsal bir araç. Eğer grupla bütünleşmeyi arzulamıyorsam o zaman amacı, Yaratan’ı hiçbir şekilde niyet etmiyorum. Nihayetinde komşum kim? Maneviyatta meydana gelen kırılmanın gücü beni iki parçaya ayırdı: ben ve komşum. Ne için? Bu Yaratan’la bütünleşmek için bende neyin eksik olduğunu algılamam içindi. Bana yabancı gibi görünse de bu çevreyi kendime mümkün olduğunca çok yaklaştırabildiğim kadarıyla Yaratan’a o kadar çok yakınlaşabilirim. Kendimden bir parçayı yabancı ve nefret dolu görebileyim diye kasıtlı olarak iki yönlü bir algı ile donatıldım. “Dostunu kendin sev”‘in Tora’nın ana kuralı olmasının sebebi budur. Işığın ıslah ettiği yegane şey budur ve bunun dışında ıslah edilecek hiçbir şey yoktur. Bu ıslahı talep etmediğiniz takdirde tüm çabalarınız boşunadır. Diğer her şey boşluğa doğru nafile haykırışlardır.

– 05/10/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin ikinci kısmından alıntıdır.

İlerleyişin Ana Şartı

Eğer gruptaki dostlarımdan destek görmüyorsam manevi olarak ilerleyemem. En azından herkesin kendine göre sağlayabildiği derecede edilgen desteği gruptan almak zorundayım. Büyük Kabalist Rabi Yossi Ben Kisma’nın bebekler gibi onu arzu eden öğrencilerinden oluşan küçük bir grupta olabilmesinin nedeni buydu ve bu ilerlemesi adına onun için yeterliydi. Eğer o kendi seviyesine göre ve onlar da kendi seviyelerine göre arzu ederlerse bu onlar aracılığıyla Sonsuzluk Işığını çekmesi için onun açısından yeterliydi. Işık mutlak sükunet içerisindedir. O her yerde aynıdır ve herşey onu kullanan kişiye bağlıdır. Bu yüzden daha yeni başlayanlardan oluşan küçük bir grup ile ileri seviyedeki öğrencilerden oluşan büyük bir grup arasında bir fark yoktur. Herşey kişiye ve karşılıklı garantörlüğü gerçekten ne kadar istediğine bağlıdır. Gruba sunduğu çabalar kadarıyla Üst Işıktan ihtiyacı olanı alır. Dolayısıyla ilerler ve ilerlemeleri için diğerlerine de yardım eder.

Hepsi İçin Bir Yaşam

Soru: Zohar’ı okuduğumuzda Yaratan’dan talep ettiğimiz aramızdaki birlik nedir?
Cevap: Doğrusunu isterseniz birlik ne demek bilmiyoruz. Birleşmek ne demek? Dünyamızda olduğu gibi ortak ilgi alanları, istekler ve uğraşlar aracılığıyla arkadaş olmak ve beraber futbol oynayarak, balık tutarak, bira içerek yada fitness salonunda beraber idman yaparak boş zamanımlarımızı birlikte geçirmekten zevk almak mı? Yada zor bir psikolojik eğitimden geçmiş ve diğerleri için ölmeye hazır olan gerçek bir denizaltı mürettebatı gibi mi olmalıyız?

Maneviyattaki birlik tümüyle farklı bir anlama sahiptir. Bu tür bir birliğin içinde keşfettiğiniz manevi hayat kolektifdir. Siyam ikizlerininkine benzer, eğer biri ölürse diğeri de ölür. Sadece bir bütün olarak yaşayabilirler. “Benim” ve “Senin” ya da “Yarısı biri yarısı diğeri için” diye bir ayrım yoktur.

Bu müşterek yaşam manevi birlik diye adlandırılır çünkü elde ettiğin herşey diğerleri ile olan bağ sayesindedir. Tek “beden”’i paylaşıyorsunuz. O ruhun bedeni diye adlandırılan manevi bir kabdır. Bu manevi kabın içerisinde ruhun Işığı vardır; o tek ruhtur. Eğer bu teklik bölünürse, beden ve onunla beraber Işık kaybolur. Bunun sonucu olarak ortada bir ruh yada manevi yaşam olmaz.

– 04/08/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

BİRLEŞİN VE KEŞFEDİN!

Soru: “Zohar kitabını öğrenebilmemiz ancak birlikteliğe arzulu olmamıza bağlı” derken neyi kastediyorsun? Bunu nasıl oluşturabilir ya da hissedebiliriz?

Cevap:  Islah ancak tüm arzuların birleşmesi koşuluna bağlıdır. Birbirlerinden uzaklaşmış arzularda biz ancak kendi gerçekliğimizi, bu dünyayı hissedebiliyoruz. Birlikte arzularımızı birleştirdiğimizde “Ruhani Dünya” denilen realiteyi hissedeceğiz. Herşey oldukça basit ve kolay, herşey arzuların birleşmesi ya da birleşmemesine koşullu.

Şu anda hissettiğin realite, arzularımızın ayrık ve her birinin sadece kendini düşünüyor olmasından bu şekilde, senin küçücük arzun yalnız kendi çıkarına yönelik, sen sadece sana verileni hissedebiliyorsun. Işığı hissediyorsun ancak arzunun içinde bu Işık sana hiçlik gibi görünüyor, şu an gördüğün gibi. Farklı görmeyi arzuluyorsun ancak bu dünyevi isteklerinle, ıslah sonuna gelmeden yapabileceğin birşey yok.

Bizler yaşadığımızı ancak dünyevi isteklerimiz ifşa olduğunda hissedebiliyoruz. Bu şekilde

isteklerimiz büyüyorlar ve sonrada yok olduklarında öldüğümüzü hissediyoruz. Sonra o tekrar canlanıyor ve tekrar ölüyor, sanki kullanılması için uyarır ve saklanır. Ancak Ruhani seviyeden gelen ve ”Kalpteki Nokta” denen bir başka arzu daha var ki onu diğer arzularımızla birleştirebiliriz.

Cansız, bitkisel ve canlı seviyesinde olan, bu dünyanın arzularını birleştiremeyiz, onlar oldukları gibi vardırlar. Her biri diğerleri ile doğanın onları zorunlu kıldığı oranda bağlı olabilir ve daha fazlası değil. Ancak bizler hep birlikte “Kalpteki Nokta” dediğimiz arzularımızı birleştirebilir ve bu bütünlükte Ruhani Dünyayı hissedebiliriz.

Dolayısıyla kendimize bu genel arzuyu (Kli) hayal etmeliyiz. Eğer maneviyata olan isteğimiz ve karşılıklı birleşme arzusunda olan kalpteki noktalarımız olursa, o zaman ruhani dünyayı hisseder ve ellerimizde tutar oluruz. Ancak bunu hissetme karşılıklı olmalı, herkeste ayrı olarak var olamaz.O ancak tüm arzuların birliğinde ifşa olur.

İfşa olan nedir? Aralarındaki ilişki. Aralarındaki ilişkiye dolum denir. Yaratan. Arzuyu dolduran

Işık. Işığın kendisini değil ondan izlenimimizi ifşa edeceğiz. Bizde kıyafetlenen ihsan etme niteliğini. Ne de kıyafetlenir? Aramızdaki ilişkide, birbirimize olan sevgi ve ihsanda. Bize karşılıklı ihsanda bulunmaya, birlik oluşturmaya olanak veren bir güç mevcut. Bu nedenle diğerlerine ihsan etmeme “Işık”, ifşa ettiğim aramızdaki karşılıklı ihsana da “Yaratan” diyoruz. İçeriği de “İnsan sevgisinden Yaratan sevgisine” dir.

15-02-10-Zohar kitabı dersinden alıntıdır.

Sadece birlikte başaracağız

Soru: Diğerleriyle birlikte çalıştığımızda genel egoyu ve kişisel egoyu ifşa eder miyiz ?
Cevap: Biz genel bir arzuyu, Yaratn’ ı ve İlahi Gücü ifşa etmeyi başarmak için biraraya geliyoruz. Birleşik ego ile kişisel ego arasında bir ayırım yoktur. Ben size bağlıyım, siz bana ve herkes herkese. Eğer biri birliğin kayığına bir delik açarsa herkes batar.
Bu nedenle birey ve grup bir olmak üzere birleşir (Echad). Eğer biz bir amaca ulaşmak için birlikte savaşa giriyorsak, artık bunun kişisel mi, yoksa grup mu olduğu önemli midir ? Birlikte kazanacağız ya da birlikte öleceğiz. Konu olan herkesin başarısı veya başarısızlığıdır. Grup ve ben aynı şeyiz.
Buna karşılıklı teminat denir. Gerçek şudur ki bunu tek başımıza başaramayız, fakat bu düzeltme Işığının (Ohr Makif) bizim için yapmak istediğidir. Bize bir Kalp ile bir Adam’ da birleşmek üzere bir durum verilmiştir. Bununla birlikte bizim buna gücümüz yetmez, “Kırık Levhalar” olarak bilinir, ve bağ kuramayacğımızı fark ederiz. Torah’ ın karşısında olduğumuz sürece bunu yapamayacağımızı anlarız.

Birlik hayal ettiğim gibi bir manevilik değil. Onu egomu kullanarak elde edebileceğim birşey gibi hayal ettim. Aynı zamanda O aşağı indiğinde, bu maneviliği istemem, çünkü hayal ettiğim herşeyin karşısındadır. Bu bende açığa çıkardığım, birleşmeyi istemediğim ve başaramayacağım doğru bir kötülüktür. Buna “Altın Buzağı” denir, Üst Gücün benim için yaptığı buzağı. Bu Aaron, iyiliğin gücü (Chesed), tarafından yapılır, ve bu muazzam bir çaba sonucu kişinin içinde vuku bulan bir ifşadır.

7 MİLYAR PARÇALI PAZIL

Yaratılan tek yaratılışın, kırılmasından sonra -Adamın Neşaması, kırılmış parçaların şekillendirilmesi sistemidir. Her birimiz onun ıslah olmamış bir parçası ve her sistem tarafımızdan ıslaha amaçlanmıştır. Herşeyden önce dünyalar sistemi oluşur aramızdaki bağın potansyel sistemi. Sanki önümüzde kuracağımız bir Pazıl mevcut. Üst dünyalar da buna benzer şekilde düzenlendi. Aynen, pazılda, içinde saklı olarak barındırdığı birçok şekil oluşumlarının, var olmasına rağmen, tarafımızdan farkedilememesi gibidir!

Neşamaların, yükselip birleşecekleri yer aslında hazır bir şekilde mevcut, ancak gizliyor bizlerden kendini. Bu yüzden zaten “olam” (dünya-alem) deniyor “aalama” (saklanmak) kelimesinden geliyor. Ben kendimi, “pazıl” içindeki  yerimi, niteliklerimi doğru tarzda kullanmamın yardımı ile bulacağım ve dolayısıyla da benim dışımda tüm parçaların yerlerini doldurduklarını ve pazılın tamamlanmış olduğunu göreceğim!

Bu sisteme, Alemler Sistemi deniyor. O artık inşa olmuş ve beni doğru bir şekilde kabul etmeye hazır, benden gayrı tümü ıslah olmuş ayrı ve tek kalan yere yerleşmem gerekir buna benim için Olam Atsilut denir.

Resme bakıldığında, sanki, sadece bana bitişik parçalarla bağ içinde bulunabileceğim sanılır, bana komşu ve yakın olan parçalarla. Ancak birbirlerine yakın parçalar diğerleriyle de bağ içinde bulunmalı ve sonrada ilaveten diğer parçalarla neticede ben tüm Neşamalar ile doğru bir bağ kurmalıyım!

26-01-10-Kabala Bilgeliğine Açılış dersinden alıntıdır.