Category Archives: Birlik

İlerleyişin Ana Şartı

Eğer gruptaki dostlarımdan destek görmüyorsam manevi olarak ilerleyemem. En azından herkesin kendine göre sağlayabildiği derecede edilgen desteği gruptan almak zorundayım. Büyük Kabalist Rabi Yossi Ben Kisma’nın bebekler gibi onu arzu eden öğrencilerinden oluşan küçük bir grupta olabilmesinin nedeni buydu ve bu ilerlemesi adına onun için yeterliydi. Eğer o kendi seviyesine göre ve onlar da kendi seviyelerine göre arzu ederlerse bu onlar aracılığıyla Sonsuzluk Işığını çekmesi için onun açısından yeterliydi. Işık mutlak sükunet içerisindedir. O her yerde aynıdır ve herşey onu kullanan kişiye bağlıdır. Bu yüzden daha yeni başlayanlardan oluşan küçük bir grup ile ileri seviyedeki öğrencilerden oluşan büyük bir grup arasında bir fark yoktur. Herşey kişiye ve karşılıklı garantörlüğü gerçekten ne kadar istediğine bağlıdır. Gruba sunduğu çabalar kadarıyla Üst Işıktan ihtiyacı olanı alır. Dolayısıyla ilerler ve ilerlemeleri için diğerlerine de yardım eder.

Hepsi İçin Bir Yaşam

Soru: Zohar’ı okuduğumuzda Yaratan’dan talep ettiğimiz aramızdaki birlik nedir?
Cevap: Doğrusunu isterseniz birlik ne demek bilmiyoruz. Birleşmek ne demek? Dünyamızda olduğu gibi ortak ilgi alanları, istekler ve uğraşlar aracılığıyla arkadaş olmak ve beraber futbol oynayarak, balık tutarak, bira içerek yada fitness salonunda beraber idman yaparak boş zamanımlarımızı birlikte geçirmekten zevk almak mı? Yada zor bir psikolojik eğitimden geçmiş ve diğerleri için ölmeye hazır olan gerçek bir denizaltı mürettebatı gibi mi olmalıyız?

Maneviyattaki birlik tümüyle farklı bir anlama sahiptir. Bu tür bir birliğin içinde keşfettiğiniz manevi hayat kolektifdir. Siyam ikizlerininkine benzer, eğer biri ölürse diğeri de ölür. Sadece bir bütün olarak yaşayabilirler. “Benim” ve “Senin” ya da “Yarısı biri yarısı diğeri için” diye bir ayrım yoktur.

Bu müşterek yaşam manevi birlik diye adlandırılır çünkü elde ettiğin herşey diğerleri ile olan bağ sayesindedir. Tek “beden”’i paylaşıyorsunuz. O ruhun bedeni diye adlandırılan manevi bir kabdır. Bu manevi kabın içerisinde ruhun Işığı vardır; o tek ruhtur. Eğer bu teklik bölünürse, beden ve onunla beraber Işık kaybolur. Bunun sonucu olarak ortada bir ruh yada manevi yaşam olmaz.

– 04/08/10 tarihli Günlük Kabala Dersinin (Zohar) ikinci kısmından alıntıdır.

BİRLEŞİN VE KEŞFEDİN!

Soru: “Zohar kitabını öğrenebilmemiz ancak birlikteliğe arzulu olmamıza bağlı” derken neyi kastediyorsun? Bunu nasıl oluşturabilir ya da hissedebiliriz?

Cevap:  Islah ancak tüm arzuların birleşmesi koşuluna bağlıdır. Birbirlerinden uzaklaşmış arzularda biz ancak kendi gerçekliğimizi, bu dünyayı hissedebiliyoruz. Birlikte arzularımızı birleştirdiğimizde “Ruhani Dünya” denilen realiteyi hissedeceğiz. Herşey oldukça basit ve kolay, herşey arzuların birleşmesi ya da birleşmemesine koşullu.

Şu anda hissettiğin realite, arzularımızın ayrık ve her birinin sadece kendini düşünüyor olmasından bu şekilde, senin küçücük arzun yalnız kendi çıkarına yönelik, sen sadece sana verileni hissedebiliyorsun. Işığı hissediyorsun ancak arzunun içinde bu Işık sana hiçlik gibi görünüyor, şu an gördüğün gibi. Farklı görmeyi arzuluyorsun ancak bu dünyevi isteklerinle, ıslah sonuna gelmeden yapabileceğin birşey yok.

Bizler yaşadığımızı ancak dünyevi isteklerimiz ifşa olduğunda hissedebiliyoruz. Bu şekilde

isteklerimiz büyüyorlar ve sonrada yok olduklarında öldüğümüzü hissediyoruz. Sonra o tekrar canlanıyor ve tekrar ölüyor, sanki kullanılması için uyarır ve saklanır. Ancak Ruhani seviyeden gelen ve ”Kalpteki Nokta” denen bir başka arzu daha var ki onu diğer arzularımızla birleştirebiliriz.

Cansız, bitkisel ve canlı seviyesinde olan, bu dünyanın arzularını birleştiremeyiz, onlar oldukları gibi vardırlar. Her biri diğerleri ile doğanın onları zorunlu kıldığı oranda bağlı olabilir ve daha fazlası değil. Ancak bizler hep birlikte “Kalpteki Nokta” dediğimiz arzularımızı birleştirebilir ve bu bütünlükte Ruhani Dünyayı hissedebiliriz.

Dolayısıyla kendimize bu genel arzuyu (Kli) hayal etmeliyiz. Eğer maneviyata olan isteğimiz ve karşılıklı birleşme arzusunda olan kalpteki noktalarımız olursa, o zaman ruhani dünyayı hisseder ve ellerimizde tutar oluruz. Ancak bunu hissetme karşılıklı olmalı, herkeste ayrı olarak var olamaz.O ancak tüm arzuların birliğinde ifşa olur.

İfşa olan nedir? Aralarındaki ilişki. Aralarındaki ilişkiye dolum denir. Yaratan. Arzuyu dolduran

Işık. Işığın kendisini değil ondan izlenimimizi ifşa edeceğiz. Bizde kıyafetlenen ihsan etme niteliğini. Ne de kıyafetlenir? Aramızdaki ilişkide, birbirimize olan sevgi ve ihsanda. Bize karşılıklı ihsanda bulunmaya, birlik oluşturmaya olanak veren bir güç mevcut. Bu nedenle diğerlerine ihsan etmeme “Işık”, ifşa ettiğim aramızdaki karşılıklı ihsana da “Yaratan” diyoruz. İçeriği de “İnsan sevgisinden Yaratan sevgisine” dir.

15-02-10-Zohar kitabı dersinden alıntıdır.

Sadece birlikte başaracağız

Soru: Diğerleriyle birlikte çalıştığımızda genel egoyu ve kişisel egoyu ifşa eder miyiz ?
Cevap: Biz genel bir arzuyu, Yaratn’ ı ve İlahi Gücü ifşa etmeyi başarmak için biraraya geliyoruz. Birleşik ego ile kişisel ego arasında bir ayırım yoktur. Ben size bağlıyım, siz bana ve herkes herkese. Eğer biri birliğin kayığına bir delik açarsa herkes batar.
Bu nedenle birey ve grup bir olmak üzere birleşir (Echad). Eğer biz bir amaca ulaşmak için birlikte savaşa giriyorsak, artık bunun kişisel mi, yoksa grup mu olduğu önemli midir ? Birlikte kazanacağız ya da birlikte öleceğiz. Konu olan herkesin başarısı veya başarısızlığıdır. Grup ve ben aynı şeyiz.
Buna karşılıklı teminat denir. Gerçek şudur ki bunu tek başımıza başaramayız, fakat bu düzeltme Işığının (Ohr Makif) bizim için yapmak istediğidir. Bize bir Kalp ile bir Adam’ da birleşmek üzere bir durum verilmiştir. Bununla birlikte bizim buna gücümüz yetmez, “Kırık Levhalar” olarak bilinir, ve bağ kuramayacğımızı fark ederiz. Torah’ ın karşısında olduğumuz sürece bunu yapamayacağımızı anlarız.

Birlik hayal ettiğim gibi bir manevilik değil. Onu egomu kullanarak elde edebileceğim birşey gibi hayal ettim. Aynı zamanda O aşağı indiğinde, bu maneviliği istemem, çünkü hayal ettiğim herşeyin karşısındadır. Bu bende açığa çıkardığım, birleşmeyi istemediğim ve başaramayacağım doğru bir kötülüktür. Buna “Altın Buzağı” denir, Üst Gücün benim için yaptığı buzağı. Bu Aaron, iyiliğin gücü (Chesed), tarafından yapılır, ve bu muazzam bir çaba sonucu kişinin içinde vuku bulan bir ifşadır.

7 MİLYAR PARÇALI PAZIL

Yaratılan tek yaratılışın, kırılmasından sonra -Adamın Neşaması, kırılmış parçaların şekillendirilmesi sistemidir. Her birimiz onun ıslah olmamış bir parçası ve her sistem tarafımızdan ıslaha amaçlanmıştır. Herşeyden önce dünyalar sistemi oluşur aramızdaki bağın potansyel sistemi. Sanki önümüzde kuracağımız bir Pazıl mevcut. Üst dünyalar da buna benzer şekilde düzenlendi. Aynen, pazılda, içinde saklı olarak barındırdığı birçok şekil oluşumlarının, var olmasına rağmen, tarafımızdan farkedilememesi gibidir!

Neşamaların, yükselip birleşecekleri yer aslında hazır bir şekilde mevcut, ancak gizliyor bizlerden kendini. Bu yüzden zaten “olam” (dünya-alem) deniyor “aalama” (saklanmak) kelimesinden geliyor. Ben kendimi, “pazıl” içindeki  yerimi, niteliklerimi doğru tarzda kullanmamın yardımı ile bulacağım ve dolayısıyla da benim dışımda tüm parçaların yerlerini doldurduklarını ve pazılın tamamlanmış olduğunu göreceğim!

Bu sisteme, Alemler Sistemi deniyor. O artık inşa olmuş ve beni doğru bir şekilde kabul etmeye hazır, benden gayrı tümü ıslah olmuş ayrı ve tek kalan yere yerleşmem gerekir buna benim için Olam Atsilut denir.

Resme bakıldığında, sanki, sadece bana bitişik parçalarla bağ içinde bulunabileceğim sanılır, bana komşu ve yakın olan parçalarla. Ancak birbirlerine yakın parçalar diğerleriyle de bağ içinde bulunmalı ve sonrada ilaveten diğer parçalarla neticede ben tüm Neşamalar ile doğru bir bağ kurmalıyım!

26-01-10-Kabala Bilgeliğine Açılış dersinden alıntıdır.

Dostları Düşünün

Soru: Israil ve Dünya Kli‘sinde (Kli=Kap) zor günlerden geçen dostlarımız var, fakat onları tanımıyorum. Onları yükseltmek için ne yapılabilir?

Dr. Laitman: Onları düşün; onları düşüncelerinde yükselt. Yapılabilecek başka bir şey yok.

Soru: Dünya Kli‘sinin genel noksanlığını mı göreyim?

Dr. Laitman: Dünya Kli‘sinin bütününe Arvut verdiğini düşün – her birine, tüm Dünya Kli‘sine bir bütün olarak; onların düşmemelerine önem vererekten onlara Arvut verirsin. Fakat eğer düşerlerse, anında neden düştüklerini fark etmelerini ve kendilerini toplumun desteği ile donatmalarını düşün. Hedefin önemini fark etmelerini ve anında manevi bir girişime kalkışmalarını düşün. Diğer bir deyiş ile, bunu onlar için iste, kendini onlara bağla, ve Yaratan’dan şu talepte bulun: “Bu durum meydana geldiğinde, anında o olumsuz duygunun ilerlemek için bir araç olduğunun farkedilmesini istiyorsun. Dostum kaybetsin diye değil, ilerlemek için bir gereklilik olarak bu durumlar meydana geliyor.”

Ve eğer bu şekilde düşünüyorsan: Bu düşüncelerin seni ne kadar etkilediğine bak, seni ne kadar ıslah ettiğine bak. Ondan sonra bir diğerinin daha iyi olmasını düşün ve birden bire onun sana yakın olduğunu hissetmeye başlarsın ve herşeye rağmen, bunun aslında senin arzun olduğunu hissetmeye başlarsın. Aslında onu hiç bir zaman gerçekten düşünmedin, daha ziyade kendi arzuna nasıl daha da yaklaşabileceğini buğulu bir yoldan düşündün. Ondan sonra fark ediyorsun ki, artık “ben” ve “o” yok ortada, ikimiz de “bir” olmuşuz. Düşünce zinciri bu şekilde seni ıslaha yönlendirir. Bir başkasını düşünmekle, ona bir iyilik yaptığımızı düşünürüz, veya bir başka kişiye Arvut verdiğimizi düşünürüz. Asla. Kendini bu şekilde kurtarırsın.

Çok Kişinin Duası

Dua, “çok kişinin duası” olmadıktan sonra, ıslah için bir duada bulunulmuş olamaz. Yani, çalışıp öğrendiğimiz zaman, ıslah’tan bahsettiğimiz zaman, değişiklik hakkında düşündüğümüz zaman, tüm bunları yalnızca diğer ruhlar ile bağlantımız kapsamında tasfir etmemiz gerekir. Şu an hangi ruhlara sahibiz? Ruhlar çok yüksek bir meseledir; onlar, diğerleri ile bağlantı içerisinde ıslah edilmiş noksanlıklarımızdır.

Ruhlar, aramızda uyanan şeylerdir, noksanlıklarımız arasında uyanan şeyler. Eğer herkes diğerleri ile bağlanmak ister ise.. – diğerleri ile bağlanmak isteyen bu eğilim, doğru noksanlıktır. Ve bu noksanlık ıslah olduğu zaman, ruhun bedeni inşa edilmiştir. Sonrasında bu bedene kabul edilecek doyuma ise, ruhun Işığı denilecektir. Diğer bir deyiş ile, şu an hiç birimiz ruhların kabına, ruhların ışığına sahip değiliz. Ruhlar aramızda varlar. Onlar, ifşa etmemiz gereken aynı ağ bağlantılarıdır. Bu bağlantıyı yapmak için yapılan talebe ise, “Çok Kişinin Duası” denir.

Bu sebepten dolayı, kendimizi şu konuda sürekli ikna etme çabasına değer: Bağlantılar aramızda, Yaratan’a bağlanma, ona yapışma arzusunun içerisinde bulunuyor. Bunların ne kadar hasar görmüş, kırılmış olmalarının önemi yok – Bir başlangıç noktası olduğu sürece, kalpteki nokta olduğu sürece, süreç bu noktadan başlar. Geri kalan şey ise, “Çok Kişinin Duası”dır.. aramızdaki bağın, yani kalpteki noktaların bağının ifaşının talep edilmesidir.

Eğer bu talepte bulunursak, ve bu talebi durdurabilecek hiç bir şey yoktur, “Çok Kişinin Duası” için daima cevap alınır.

Çok Kişinin Duası

Dua, “çok kişinin duası” olmadıktan sonra, ıslah için bir duada bulunulmuş olamaz. Yani, çalışıp öğrendiğimiz zaman, ıslah’tan bahsettiğimiz zaman, değişiklik hakkında düşündüğümüz zaman, tüm bunları yalnızca diğer ruhlar ile bağlantımız kapsamında tasfir etmemiz gerekir. Şu an hangi ruhlara sahibiz? Ruhlar çok yüksek bir meseledir; onlar, diğerleri ile bağlantı içerisinde ıslah edilmiş noksanlıklarımızdır.

Ruhlar, aramızda uyanan şeylerdir, noksanlıklarımız arasında uyanan şeyler. Eğer herkes diğerleri ile bağlanmak ister ise.. – diğerleri ile bağlanmak isteyen bu eğilim, doğru noksanlıktır. Ve bu noksanlık ıslah olduğu zaman, ruhun bedeni inşa edilmiştir. Sonrasında bu bedene kabul edilecek doyuma ise, ruhun Işığı denilecektir. Diğer bir deyiş ile, şu an hiç birimiz ruhların kabına, ruhların ışığına sahip değiliz. Ruhlar aramızda varlar. Onlar, ifşa etmemiz gereken aynı ağ bağlantılarıdır. Bu bağlantıyı yapmak için yapılan talebe ise, “Çok Kişinin Duası” denir.

Bu sebepten dolayı, kendimizi şu konuda sürekli ikna etme çabasına değer: Bağlantılar aramızda, Yaratan’a bağlanma, ona yapışma arzusunun içerisinde bulunuyor. Bunların ne kadar hasar görmüş, kırılmış olmalarının önemi yok – Bir başlangıç noktası olduğu sürece, kalpteki nokta olduğu sürece, süreç bu noktadan başlar. Geri kalan şey ise, “Çok Kişinin Duası”dır.. aramızdaki bağın, yani kalpteki noktaların bağının ifaşının talep edilmesidir.

Eğer bu talepte bulunursak, ve bu talebi durdurabilecek hiç bir şey yoktur, “Çok Kişinin Duası” için daima cevap alınır.

Gerçeği Görebilmek için Kendimi Islah Etmek

Soru: Islah süresince ne yapmalıyım?
Cevap: Anlamalıyız ki bulunduğumuz konum “Kırılma” yüzündendir. İhsan-Etme niteliğinin kırılması ve Sürgünde olmamız. Bu niteliği yitirmekle en önemli ruhsal duyuyu Yaratan’ın duyusunu da kaybetmiş olduk.

Kırılma ve sürgün neticesinde birbirimize bağımlı olmamıza rağmen nefret içindeyiz. Bu yüzden ıslahı kendi adıma değil hepimiz adına istemeliyim. Aramızdaki ilişkinin ıslahı olarak ve eğer karşılıklı bir bağ var ise, o zaman ben yokum demektir. Karşılıklı entegre olmanın içeriğini anlamalıyız, hiç kimse bağımsız bir kişilik değildir.

Gerçeği görebilmemiz için duyularımızı ıslah etmeliyiz. Bu benim Üst-Işıktan dileğim öyle bir bakışa sahip olalım ki bize gerçeği göstersin, gerçek resmi.
Günümüzde gittikçe büyüyen problemler nedeniyle, artık insanlık, kırık bir kab oluşturduğunu keşfetmek ve de aynı zamanda birleşme ve birlik olma zorunluluğundadır.

Bizlere düşen bu durumu oluşturan unsurları keşfetmek, bir yandan nefret dağı (Sina=nefret Dağı), diğer yandan – amaca verilen önem (Yaratanla-Birlik).

Aynı Gemide Yolculuk Kolay Değil

Hepimiz aynı gemideyiz ancak henüz bunu hissedemiyoruz maalesef. Ortak kaderimize her birimizin katkı ve etkisinin farkında değiliz ve problem de tam burada. Aslında bugünün global dünyasında suçlu birinin yanımızda ya da uzağımızda olmasının hiçbir anlamı yok. Bu integral sistemde herkes eşit konumda yani en uzağımızda ki ile yanıbaşımızda ki biri eşit eşdeğerde oluyor, hepimiz bir ve aynı gemideyiz.

Bizler henüz tek bir ağ oluşturduğumuzun bilincinde değiliz ancak gittikçe bu fikre yaklaşıyor ve yakında bizimle olan mesafesine göre az ya da çok bağlı olduğumuz insanların olmadığını, çünkü herkesin etkisinin üzerimizde eşit olduğunun farkındalığını edineceğiz.

“Eylemler bilinçten öncedir”. Dünyamız eylemler dünyasıdır ve dolayısıyla önce bir şeyler vuku bulur ve sonra ben “eyvah” derim, bir şeyler olduktan sonra. Sonra unuturum, aynı yanlış tekrarlanır ve yine bağırırım “eyvah” diye. Bir sürü “eyvah”lardan sonra nihayet başlarım düşünmeye “tüm bunların sebebi ne, herhalde tesadüf eseri değil” diye.

İnsanlığın bu sebebi arama noktasına gelmesi ve de dünyamızın tüm insanlık için oldğu kadar, tek tek herbirimizin de dünyamız için karşılıklı bağ içinde olduğumuzu anlamamız için daha ne kadar zaman geçmesi gerekiyor acaba?

Bu şunu çağrıştırıyor: Hayatımda eşime, çocuklarıma, ebeveynime kısacası en yakınlarıma tabiyim, bağlıyım. Ancak bu gün ise dünyada var olan tüm insanlara tabiyim, belkide yakınlarımdan bile daha fazla.

Yaratanı Aramızda Varediyoruz

Kabalistlerin oluşturduğu Grup olarak aramızda öyle bir BAĞ oluşturmalıyız ki Yaratanı çağrıştırsın. Yaratan aramızda kurulan bağın-köprünün ölçüsüdür. Ötekini kendimiz gibi algılıyabildiğimizde bağı kurmuş oluruz. Dolayısıyla her an bu yönde bir ilişki içinde bulunup bulunmadığımın kontrolünde olarak Yaratana yaklaşabilme niyetinde olmalıyım.

Bizler Yaratanı aramızda kurduğumuz birbirimizle olan ilişkide doğuruyor, var ediyoruz. Hep birlikte. Birbirimize kenetlenerek kaynaktan oluşturduğumuz çemberin içinde aniden bir şey ifşa olur “Gel ve Gör” diye.

Gel-Bo ve Gör-Re . ” BORE-YARATAN”

O an aramızda ortak bir kap, 10 sefirotun verme niteliğinde bir kli oluştururuz. Eğer içimizde doğru ilişkiyi bulma arzusu ve coşkusu mevcut ise bu birlikte oluşturduğumuz KAP kendinde var olan doyum ile bunu ifşa eder.

Toplam 14 sayfa, 13. sayfa gösteriliyor.« İlk...1011121314